[]

vatandaslik degistirenler kendilerini nasil tanitiyor

bir insani ele alalim. 20-25 yasina kadar Türkiye'de yasamis olsun. Daha sonra ABD'ye tasinsin ve orada vatandaslik alsin. 45 yaşına basmış olsun. Simdi bu kisi cift pasaportlu. Kendisini tanitirken from turkey mi diyor yoksa from US mi diyor.

Bunu bir de Almanya gibi tek bir pasaporta izin veren ulkeler icin soruyorum. Turkiyedeki vatandasligindan feragat etmis ve Almanya pasaportuna sahip olmus 50 yasindaki bir kisi omrunun ilk 20 yilini Türkiye'de geriye kalan 30 yilini Almanya'da gecirdikten sonra üçüncü bir ülkeye gittiginde nasil tanimliyor kendini?

Bu konuyu aslinda tek pasaportlu kisileri baz alarak sormak istiyordum ama ABD'de yasayan insanlar cok daha kolay bir sekilde kendini hemen ABD'li veya Amerikan olarak tanimlayabildigi icin bir de oraya ozel olarak da sormak istedim.

 
genel bir kural soruyorsun anladigim kadariyla. boyle bir kural yok. kisiden kisiye ve durumdan duruma degisir. tamamen secime bagli.


  • hot potato  (31.05.20 20:55:09 ~ 20:55:27) 
hocam konuyu bambaşka bir boyuta çekerek cevap veriyorum. tokat doğumluyum ömrümün ilk 10 senesini tokatta geçirdim. daha sonra samsun'a taşındık ömrümün geri kalan 17 senesini burada geçirdim. samsun içerisindeyken birisi nerelisin diye sorarsa tokatlıyım diyorum. samsun'dan çıktıktan sonra birisi nerelisin diye sorarsa samsunluyum diyorum.

bence bu insanlarda bu sorunun sorulduğu yere göre farklı cevap verebiliyor olabilirler.
  • belkider  (31.05.20 20:57:05 ~ 20:57:20) 
duruma göre değişebilir. çoğu kişi avrupalı/amerikalı olara belirtmeyi daha havalı bulduğu için from US diyordur.


  • fezagezgini  (31.05.20 21:00:39) 
Genel kural yok.
Turk vatandasligindan cifte vatandaslik kabul etmeyen almanya gibi bir ulkenin vatandasligina gectim, avusturya.

Where are you from dendiginde dogup 20 yasima kadar yasadigim icin “i am originally from Istanbul” diyorum.
  • kuehles blondes  (31.05.20 21:08:59) 
Duruma ve karsidaki kisiye gore hangisi isine geliyorsa o sekilde tanitiyor.


  • crown  (31.05.20 21:09:23) 
20/25 yasina kadar baska ulkede yasamis adamin zaten ikinci vatandasligi aldigi ulkeden olmadigi kabak gibi ortada oldugu icin, sana nerelisin diye soruldugunda amerika, almanya falan dersen gulerler. Inatla ben almanim, amerikaliyim falan diyen adam kusura bakmasin ama eziktir, net.

Bana nerelisin diye soruldugunda direk istanbul diyorum, saklabanliga gerek yok.
  • cooperr  (31.05.20 21:12:32) 
"born and breed Istanbul" deyip geciyorum.


  • faaip de oiad  (31.05.20 22:21:16) 
[]

covid 19 sırasında bakis acinizin degistigi ulke oldu mu

iş olsa gidip yaşanır denilen akdeniz ülkelerine karşı veya ingiltere, abd gibi ülkelere karşı olumsuz bir durum kafanizda olustu mu?

bir de bu olumsuz durumun tam zitti olarak salgindan sonra olumlu baktiginiz, burada da yasanirmis dediginiz yerler var mi?


 
İtalya ve brezilya. Özellikle italyalı politikacıların ve halkının sürekli bize bişey olmaz eğlenip hayatı yaşayalım modunda açıklamalar yapması vs çok garipti. İngiltere de çok hatalar yaptılar ama hata yapmak ayrı aptalca hareketler yapmak ayrı. Abd şaşırtmadı açıkçası


  • avatar is back  (29.05.20 11:19:38) 
olmadı.


  • sonsuz  (29.05.20 11:23:35) 
karantina uygulamayan isveç gözümden düştü


  • 9kuyruklukedi  (29.05.20 11:30:53) 
yeni zelanda, geçen gün ülkedeki son covid vakasıyla ilgileniyolardı.


  • nahtoderfahrung  (29.05.20 11:46:31) 
almanyaya daha sempatik bakıyorum.

ingiltereye şaşırdım ama gelişmişlik, güven vs konusunda fikrimi değiştirmedi.
ispanya üzümlü kekim :( yine de hala aynı bakış açısına sahibim.

almanyaya artan sempatim dışında bir değişiklik olmamış yani.
  • jimjim  (29.05.20 11:50:28) 
hayır hiç olmadı.


  • nothing in my way  (29.05.20 11:53:55) 
Almanya'ya saygım ve sevgim arttı. Yaşamayı daha ciddi düşünmeye başladım.


  • ırene adler  (29.05.20 12:01:35) 
aşqım almanya'yı daha fazla sevmeye başladım, sarı saçlarına deli gönlümü bağlamışım çözülmüyor doyçland diye ağladım. abd denen şirketler topluluğunun çöp olduğunu zaten önceden de düşünüyordum, virüs düşüncemi perçinledi sadece. kişisel tercih tabii kimseyi yargılayacak değilim ama şahsen yıllık geliri 200 bin dolardan fazla olmayan ya da kendi işini yapmayan bir insan o memlekette neden yaşamak ister, hiçbir zaman anlayamadım.

italya ve ispanya krizi kötü yönetse de olumsuz anlamda bir düşünce geliştirmedim diyebilirim. çünkü densizliklerinin payı olsa da inanılmaz sayıda turist almaları, nüfusun yaşlı olması vs. çok etkiledi onları. çin'i zaten geçiyorum, "yav he he" diyorum. allahın manyakları.

isveç denen saçmalıklar diyarına da şaşırmadım. "medeniyiz, moderniz, insanlar buraya gelsin, fakire el uzatalım yehoo" pr'ıyla ülkeye ucuz işgücü için kaynak sağlıyor adamlar. bu hızda devam ederlerse 15-20 yıla abd'den bile kötü olurlar "sıradan vatandaş" için, hasta olan parası olmadığı için düşüp ölür falan. o açıdan bu süreçteki başarısızlıklarına ve yüksek ölüm oranına şaşırmadım.

özetlemek gerekirse almanya'yı daha çok sevdim, diğer ülkeler hakkında çok net bir fikir değişikliği olmadı.
  • der meister  (29.05.20 12:13:21) 
Olumsuz: Isvec. Ölen sayisi, virusun bulastigi kisi sayisi yuksek. Bu kadar da rahat olunmaz ki, hicbir sey yapmadilar. Simdi otursunlar oturduklari yerde, serbest dolasim haklari AB icinde ellerinden alinir umuyorum ki bu yaz.

Fransa´da yasayan ve her kurali es gecmeye calisan gerizekali kesime gercekten sinirlendim. Surekli itici ergenler gibi davranmalari, onlari uyarmaya gelen polise kitleler halinde her zaman agresif davranma cabasi cok itici geldi.

Almanya icin notrum. Yasadigim yer oldugu icin, o kadar objektif bakamiyorum duruma.

Olumlu tarafa gelecek olursak, Türkiye. O denli ekonomik zorluga karsin bence cok kotu bir kriz yonetimi yapilmadi, birkac aptalliklari oldu evet, ama genele bakinca halk sagligi icin yerinde onlemler alindi.
  • buf-e kür  (29.05.20 12:19:14 ~ 12:23:45) 
İsveç -> net bir hayal kırıklığı, çok aptalca hamleler, yanlış adımlar filan filan. İnsanların genel bilinçszliği de çok canımı sıktı. DREAMLAND çöküşü.

Singapur -> çok iyi idare ettiler.


GENEL -> kadın başkanları olan ülkelerin hamleleri çok daha başarılı oldu. Çünkü bu kadınlar erkekler kadar istenilen figürler değiller ve buralara gelmek için çok ciddi bir eğitim ve başarı biriktirmiş olmaları gerekiyor. Bu da adımlar konusundaki farkın en büyük nedeni bence. Ciddi bir fark oluştu gözümde.
  • tessera  (29.05.20 12:37:09 ~ 12:37:48) 
almanya dışında batı ülkeleri ve amerika çuvalladı. demokrasi ölmüş, resmen aptallar tarafından yönetiliyoruz. bundan yüz yıl önce böyle salakça yönetilen ülkeler işgale uğrayıp özgürlüklerini kaybediyordu.

* kağıttan maske dağıtmayı beceremeyen, umreden gelen onbinlere uçakta ateş düşürücü verip ortama salan ülkemizde süreç iyi yönetildi diyenler var, hayret.
  • prizmatik  (29.05.20 12:43:36 ~ 12:46:22) 
Avrupa/Amerika net sıçtı. Almanya'yı ayrı bi yere koyarım tabi.

O "Kağıttan maske dağıtmayı beceremedi" diyenleri geçireceksin ülkenin başına birkaç gün bakalım ne yapıyor :)

Türkiye kriz yönetimi konusunda birkaç aksaklık dışında gayet iyiydi, sağlık altyapısı vb konularına girmiyorum. Genel olarak hükümet karşıtı olsam da yeri geldi mi yiğidin hakkını veririm. Yoksa öteki türlü muhalifliğin de bi inandırıcılığı kalmıyor.

Bu arada 85 milyonluk ülkeye maske üretmek, dağıtmak vb çok kolay işler değil (bkz. Avrıpa). Kaldı ki kendi adıma maske sıkıntısı hiç çekmedim, eczanede de metro girişinde de dağıtıldı. Hatta yaşlılara vb kapı kapı dağıtıldı.
  • msb  (29.05.20 12:57:59) 
yeni zelanda+1

nazarımda keşke vatandaşı olsam denilen ülkeler listesindeydi, daha üst sıralara tırmandı.

sırf şu güler yüz için bile vatandaşı olunur ya neyse,

www.youtube.com
  • aziz dostum jack  (29.05.20 13:05:02) 
Ben de Almanya'ya karşı daha da olumlu oldum.

İsveç ve italyaya karşı bir olumsuz değişim oldu.
  • j r r tolkien hayrani  (29.05.20 14:03:01) 
Almanya


  • dunyatuhaf  (30.05.20 04:04:11) 
brezilya. bu kadar mal olduklarini bilmiyordum.


  • baldur2  (30.05.20 04:19:40) 
Almanya'ya zaten saygım vardı. Daha da arttı.
Diğerleri çok da şaşırtmadı.

  • e  (30.05.20 04:21:14) 
In: Almanya yönetim olarak ama halkı beni şaşırttı, ilk bikaç gün dışında çok rahat geziyolardı. Türkiye.
Out: Italya

  • Coma  (30.05.20 04:33:41) 
[]

bu salgın tantanası bir gün bitince

insan aktivitelerindeki degisimler kalici olur mu sizce? yani insanlar evde daha cok vakit gecirecek mi, yoksa her sey eski halini mi alacak? şöyle şıklı yapayim hatta:

a) evlerde daha cok vakit gecirilecek
b) her şey eskisi gibi olacak
c) ev dışındaki alanlarda vakit geçirecekler (açık ya da kapali olması fark etmez bu alanların)
d) diğer. benim de söyleyeceklerim var.

evet, yorumlara kulak kabarttım.

 
İnsanları genelleyemem de kendi adıma daha sık el yıkayacağım kesin. Bir de fiziksel temastan uzun süre daha kaçınırım herhalde.


  • ruhen hastayim ben  (24.05.20 21:34:26) 
internet alışverişini keşfetti bir sürü keşfetmemesi gereken insan tehlikenin farkında mısınız


  • proletarier aller lander vereinigt euch  (24.05.20 21:37:06) 
Sokağa çıkma yasaklarının ertesi günü sokaklar çok kalabalık oluyor, avmler ve mağazalar kapalı diye çıldıranlar var. İşlek caddeler üzerinde yer alan açık dükkanlar/mağazalar ana baba günü gibi şimdiden. Kimsenin evde kalacağını sanmıyorum. Sadece belli bir kesim eskiye göre daha tedbirli olacak, daha sık el yıkayacak, dezenfektan tüketimini, kalabalıkta maske kullanımını sürdürecek.


  • GoodMorningTeacher  (24.05.20 21:40:58) 
20-30 katlı sitelerdeki 150-200m2 dairelere 1-2milyonTL verme döneminin biteceğini öngörüyorum ve ikinci el fiyatlarının da çakılacağını... Bugün Ankara'da 1 milyon'un altında, çok iyi yerde ve durumda müstakil evler var ve parası olan insanlar yavaş yavaş o tür konutlara kayacaklardır ki piyasa o yöne doğru canlanmaya başladı.

Nargile kafelerin tamamen kapanacağını veya bar/disko/müzikhol vb. yerlerin kapanacağını veya yarı açık ve daha büyük alanlı yerlere taşınacağını düşünüyorum.

Onun dışında örneğin sadece 1 market arabasının geçebileceği koridorlara sahip yerler kiralayıp satış yapan A101 gibi marketlere yeni düzenleme geleceğini ve küçük yerlerden çıkıp daha büyük alanlar kiralama ihtiyaçları olacağını düşünüyorum.
  • malheiros  (24.05.20 21:45:29 ~ 21:45:54) 
Salgın bu seyirde izleyip biterse birden SARS ve MERS gibi, yani tekrar televizyonlarda diğer ülkelerden hastanelerde yer yok haberleri vs. görmez, bu kısıtlamalar devam ederse belki bir şeyler değişir. Ama böyle devam edip en geç eylülde okulların açılmasıyla normal işleyişe dönerse bir şeyin değişeceğini sanmıyorum. Sosyal mesafe kısıtlamaları vs. hizmet sektörlerini olumsuz etkiler. Biz o hizmete daha fazla para vererek ulaşırız vs. Virüs nasılsa bitti diye kimsenin umursayacağını düşünmüyorum en azından bizim ülkemizde. Şimdi bile markette mesafeyle sıraya geçiyorum, normalde de olması gerektiği gibi, önümüze geçmeye çalışıyorlar vs.


  • black holes in the sky  (24.05.20 21:53:50) 
B


  • owaki  (24.05.20 22:02:25) 
Salgin su anki etkisiyle biterse, gunluk hayatta dunya capinda hicbir degisim olmaz toplumla 3 6 ayda eski aliskinliklarina geri donerler, takintili insanlarda bu sure daha uzun surer... salgin bugunku etkisinin 10 katina ulasirsa dahi toplumun kayda deger bir bolumu sosyal yasamlarindan minimal taviz vererek yasamayi sececektir salgin sonrasinda....


  • hewit  (24.05.20 22:43:23) 
malheiros gömmüş ya, bitirmiş yani dünyayı, çivi çakmış :D

Normale döner. Barlar mekanlar belki biraz geç açılır ama tantana bitince herkes akar gider. Özledim lan, mekanlarda kızlarla bakışmanın o heyecananını, gururumdan ilk adımı atamadığım için kızların gelip bir bahane bulup muhabbet açmasını flaan özledim. Olur yani, öyle umuyorum ama olur ya :D

İtliği serseriliği özledim ya.
  • eazy  (24.05.20 23:19:43) 
[]

calismaktan en memnun oldugunuz ve memnuniyet duymadiginiz milletler

hangileri oldu? ne bakimdan iyi, ne bakimdan kotu buldunuz? tabii ki yalnizca turkler ve bunun disinda sadece bir millet ile calistiysaniz sormuyorum. bircok degisik milletten bircok farkli insanla calismislara bu sorum. bu skalada turkleri nereye yerlestirirsiniz?




 
ozellikle arap cografyasiyla calismaktan her zaman illallah etmisimdir. her zaman kaytarma isten kacma ve bilimum cakallik pesindeler. ayrica islerine gelmediginde anlamamis gibi yapip dil bariyerine atarlar topu.

normalde hintli ve pakistanlilardan da yaka silkiyor tanidigim kisiler ama benim tecrubelerim bu iki milletin gayet duzenli ve dikkatli calistigi yonunde. belki de benim sansimdir bilmiyorum tabii :)

uzak dogulular cok duzenli calisir isini guzel takip eder ve bilinclidirler.

ruslar ve amerika kitasi ile calisma firsatim olmadi ama rus ekolunden gelen ulkeler de her zaman cok duzenli, dikkatli ve ozenli calisirlar cok kati kurallari vardir asla esnetmeyi sevmezler.

son olarak avrupalilar da yine uzak dogulular gibi cok titiz calisiyorlar, cok kati kurallari yok esnetmeye de musaitler ama belli bir limiti var ve her zaman yapamiyorsun bunu da :). bu ozellikle kuzey avrupa icin gecerli. guneye indikce bize benzemeye basliyorlar.

turkleri bu skalada nereye koyarsin dersen arap cografyasindan hallice, benim calistigim hintliler ve pakilerle hemen hemen ayni noktada. ama asla bir kuzey avrupali degil. guney avrupaliya da yakin derim.
  • in vino veritas  (22.05.20 17:05:15) 
Amerikalılar kral adamlardı, ne bürokrasi ne bişey vardı eğer fikir iyiyse hemen uygulayalım derlerdi ve uygulardık ta,
Ama avrupalılar eziyet bi işin onayını alana kadar ülkede gündem değişiyor, onlardan onay gelince üzerine çalıştığımız konu demode kalıyor.

  • paramolacak  (22.05.20 17:06:00) 
Yolcu gemilerinde çalışıyorum, orası için konuşursak:

Hintliler işleri baştan savma yaparlar ve kaytarmaya çok meraklılar. Onlarla çalışmayı pek sevmiyorum.

Romanyayılar kendilerini çakal sanıyorlar ve öyle de davranıyorlar ama küçük hesaplar peşinde tiplerdi. Çok zararlı sayamam ama özellikle sevmem.

Hırvatlar gördüğüm kadarıyla güvenilir ve düzgün insanlar oluyorlar. İşini hakkıyla yapmaya çalışan, dürüst ve çalışkan insanlar.

Daha çok var da üşendim :)
  • burka  (22.05.20 17:13:30) 
@in vino veritas paki irkci bir soylem nigga bir sey haberin olsun


  • neverletyougodown  (22.05.20 17:18:39) 
tüm millete mal edecek kadar sayıda örnekleriyle çalışmadım çoğunda, bir tek almanlar için örneklemim yeterlidir.

ama gördüğüm kadarıyla konuşacaksam ispanyollarla iş yapmak çok zorlayıcı; sanki yol haritaları yokmuş da her şeye günlük karar veriyorlarmış gibi. bir tanesi dünya devi hatta, ülkedeki insanların 99'u duymuştur ama nasıl bu hale gelmişler çok şaşırtıcı. işlerini iyi yapıyorlar ama bahsettiğim anlık değişimleri çok talepkar biçimde sunuyorlar. bunu x kişisi çok canımı sıktıdan öte, şirketlerin yaklaşımı üzerinden değerlendiriyorum tabii. insan açısından bakınca durum daha bile kötü.

almanlara bayılıyorum, bazı şeylere gereksiz takılıyorlar ama benim akdeniz mantığım yüzünden bana öyle geliyor muhtemelen; yoksa bir bildikleri kesin vardır. sadece kibarlık yapmaya uğraşmıyorlar gibi. bazen zor durumlarında yardımcı olduğumda insan bir teşekkür bekliyor, babanın oğlu değilim bi eyvallah deseydin diyorum. genelinden görmedim bu tarz nezaket.

romanyalılar almanların bir tık daha halden anlayanları bence, en "bizim gibi" çalıştığım millet onlar.

arapların çalışanları değil ama bizimle bağlantılı olan müşterilerinden bezdim. hatır gönül işi yaptırabiliyorsun, yardımcı olmaya çalışır sana ama karşılığında yapamayacağın şeyi de isteyebiliyorlar. bir de hayırdan anlamıyorlar ve sürekli pazarlık yapma halindeler, onlara karşı kendimi yukarıda bahsettiğim "katı alman" gibi hissediyorum bazen.

isviçreliler almanların aynısı, üzerine bi de kaba ve umursamazlık ekle. en büyük kurumsal partnerimiz isviçre şirketi, tüm yöneticilerinden nefret ediyorum. çalışanlarına çok değer veriyorlar ve çok bonkörler ama karşılığında gözünün yaşına bakmıyorlar.

amerikalılar çok enerjik hepsi birer plaza kibarı, yüzüne gülüyor arkadaşlık gösteriyor ama samimi gelmiyorlar bana, en azından anlayamıyorum cidden sırf iş gereği mi öyleler. birlikte vakit geçirmesi keyifli ama bazen fazla sonuç odaklı olabiliyorlar; bu da "ben anlamam yapsaydın" kapısına çıkıyor. gözünün yaşına bakmama konusunda isviçrelilerle yarışırlar ama onlardan daha insancıllar.

singapurlular bi değişik tabii, bize çok uzak bir kültür olduğu için çok net yargılarım yok ama saygıdeğer ve anlayışlılar. bazen fazla direkt oluyorlar ama kötü niyet sezmedim hiç.

türklerle çalışması tabii ki zor olabiliyor, muhtemelen plan program ve profesyonellik açısından yukarıdakilerden bir tek araplardan ilerideyiz bence ama overall bakınca ben isviçrelilerle çalışmaktansa türklerle çalışmayı tercih ederim.
  • Bruce  (22.05.20 17:25:31 ~ 17:27:57) 
@neverletyougodown kimseye oyle hitap etmiyorum zaten uzun uzun yazmayayim dedim. burada uzerine alinip incinecek kimse oldugunu da sanmiyorum. varsa da alinmasin kendisiyle herhangi bir sikintim yok.


  • in vino veritas  (22.05.20 17:26:41) 
ingilizler hem para konusunda çingene hem de kulağını tersten göstererek iş yapan insanlar.
çok ağır iş yapıyorlar ve pratik zekaları yok resmen.
"şöyle yapalım, daha kısa sürer" diyorsun, ne dediğini bile anlamıyorlar.

bugüne kadar iskandinavya'dan güney amerika'ya, hindistan'dan amerika'ya bir sürü ülkeyle çalışmışımdır, parayla tehdit edenler de sadece ingilizler oldu.
ki alman ekolünden gelen bir okulda okuduğum için bunu akdeniz insanı kafasıyla, disiplin ve kuralcılık eleştirisi yaparak söylemiyorum.
alman kuralcıdır, mesafelidir ama işini takır takır yapar ve kafası çalışır.

"iş gecikirse paranı ödemeyiz/kesinti yaparız" tarzı şeyleri bir tek ingilizlerde gördüm.
hatta 1-2 saat gecikme yaşandığında, işin ödemesini yapmamaya falan kalkan da olmuştu.
ama korkaktırlar, yani "madem parasını almayacağım, o zaman sizin de işinize yaramasın. işi göndermiyorum, baştan yaptırın daha da geciksin." derseniz hemen "tamam tamam" derler.
ama mesela pislik yapar parayı geç yatırırlar.
iş hayatında çok kibirli ve kafasızlar, bir de dünyanın hakimiymiş, sana iş vererek lütufta bulunuyormuş gibi bir tavırları vardır.
asla samimiyete ve güvene dayalı ilişki kuramazsın.
sürekli fiyat değiştirirler, işin ortasında fiyat düşürmek isterler.
çoğu kez "nasıl ingiltere olmuş bunlar?" diye düşündüğümü bilirim.
belki bana hep öylesi denk gelmiştir ama sanmıyorum, çevremden de duydum aynı şeyleri.

amerikalılarla çalışmak mükemmel bir şeydir mesela.
ne ego vardır, ne bir mesafe.
rahattırlar, iş hallolsun yeter diye düşünürler ve hep pozitif yaklaşırlar.
  • blatta hiberna  (22.05.20 17:40:06 ~ 17:45:06) 
benim deneyimlerim direkt iş dünyasından değil ama akademideki gözlemlerime dayalı. kısaca benim durumumda ortak çalışmayı iten güç maddi bir çıkar değil ancak belli bir akademik "gift economy" odaklı:
- amerikalılar yavaş ve geriden geliyorlar ama çok soru sorduklarından doğru soruya ulaşma kapasiteleri yüksek. içtenler.
- hintliler karambol. bazıları gerçekten şişirilmiş boş bir ego balonuyken bazıları gerçekten çalışkan ve duyarlı.
- çinliler yaratıcı değiller ama çok disiplinli çalıştıklarından işi zamanında hallediyorlar, hatta daha fazlasını yapıyorlar. ortalama bir iş artı puanla dönüyor.
- ispanyollar çok hırslılar ve baskınlar. yaratıcı olmalarının yanında bağlantılar sayesinde işi iyi bir şekilde bitirip üstüne bir sürü kişiye ulaştırıyorlar. kendilerini iyi satıyorlar.
- araplar da biraz karambol. daha okumuş ve zengin kesimi görgülü, girişken ve duyarlı. diğerleri çok tembel ve kaytarma odaklı.
- şilililer hem naif, hem çok yardımsever hem de çalışkanlar. birlikte çalışmayı en sevdiğim grup.
- ruslar hırslı, çalışkan ama biraz kendilerini beğenmiş olduklarını düşünüyorum.
- türkler çalışkanlık olarak en altlarda ve yaratıcı değil. bunlar benim düşüncelerim!
  • eileengray  (22.05.20 18:01:24) 
Italyan, guney koreli, hintli=cingene
Bu milletlerin yaninda Cingenelerin adi cikmis. Italya'da koronanin neden bu kadar agir oldugunu onlari taniyinca anladim.
Guney koreli isi tam yapiyo caliskan ama hirs var. Ayni projede ayni gorevdeyiz. Projeyi benden sakliyor. Saklasinda yani ne isine yarayacak saklamasi. Bir de irkcilar, benim ilk tanidigim koreliydi cok sasirmistim.

Almanlar gercekten cok sacma birseye takiliyorlar ve Cok fazla evrak isi cikariyorlar.

Biz turkler gayet iyiyiz.is bitirici olarak goruyorum ben. Tam gorev adami. Ama soytari olan tiplerimiz var onlar haric.

Iranlilar da caliskan ve kibarlar.

Sirplari seviyorum ama 1 tane is yapip 10 islik hava atiyorlar.

Amerikalilarla cok az calistim, ben egitim olarak falan alt konumdaydim, sordugum herseyi aptala anlatir gibi anlatiyorlar ve cok yardimcilar.
  • durgunfoton  (22.05.20 18:15:45) 
alman. çok sıkıcı. duvar gibi insanlar. ancak dürüstler. çakallık peşinde koşmaz, ama inisiyatif de almaz.

ingiliz. çok eğlenceli. espriler havada uçuşur.

kore. çok farklı bir kültürleri var. duygusal ve içine kapanıklar. alınır ve kendini kapatır.
  • antikadimag  (22.05.20 18:24:32) 
En memnun olduğum ABD liler, en memnun olmadığım Araplar ve Ruslar.


  • sumuklu asilzade  (23.05.20 02:56:16) 
[]

kac yasindan once evlenmis / anne baba olmus kisilere

erken evlenmis
erken anne/baba olmus diyorsunuz

evet, kisiden kisiye gore degisir ama belli bir yastan once de kisinin kim olduguna bakmaksizin erken / gec diyenler var bu konuda. sizin fikriniz nedir?

 
evlilik <25

çocuk <30
  • fezagezgini  (20.05.20 22:51:50) 
erken evlenmis

e: <30
k: <25

erken anne/baba olmus

e: <27
k: <22
  • tabudeviren  (20.05.20 22:54:25 ~ 22:57:30) 
Kadın için evlilik < 30
Erkek için < 35

Çocuklu kısmı şimdiye kadar hiç düşünmemiştim.
  • ruhen hastayim ben  (20.05.20 22:55:15 ~ 22:55:53) 
evlilik için de çocuk için de 25 ve daha az ise.


  • tabirimekruh  (20.05.20 23:14:05) 
iki cins için de 25'ten küçük erken evlilik
çocuk da 25'ten küçük erken

  • anais  (20.05.20 23:53:05) 
evlilik 30
cocuk 32

  • golgi aygıtı  (21.05.20 01:07:05) 
Evlilik 28 çocuk 30


  • sta  (22.05.20 10:09:49) 
[]

bu market karsilastirmalarindan bikmadiniz mi

internette devamli diger ulkelerle yapilan market fiyati karsilastirmalarindan gına gelmedi mi size de yahu beyler bayanlar?

tamam, anladik. her yer turkiyeden daha ucuz. zaten malumun ilani olan dunyada alim gucu yuksek ulkelerin neleri satin alabildigini gormekten bikmadiniz mi siz de? bu videolar cekilmese de herkes biliyor kanada'nin, norvec'in alim gucunun turkiyeden de, gurcistandan da, venezueladan da iyi oldugunu.

bir de ayni konulari tartisiyorlar devamli. birim bazda bu kadar satin alirsin, satin alma paritesinde şu kadar alirsin. yok onu alirsin ama x,y daha pahali / daha ucuz orada.... hangi tarafi savunursa savunsun herkesin yalan yanlis ve eksik bilgi verdigi kısır munakasalar.

bunlari goruo insanlarin hirslanacagini, uretecegini, destekledikleri partilerden vazgececegini umanlar var bir de. gormek istemesem de her mecrada gozumuze sokuluyor bunlar. yeter be diyip ne elektronik alet varsa kapatasim geliyor.

 
başlığı gördüğüm anda görmezden geliyorum. sözlük olsun, youtbe olsun vs.
ama sevdiğim youtube kanallarında olursa izliyorum. yorumlara bakmıyorum. kısa sürede çöpe dönüyor çünkü.

  • sutlu nescafe  (20.05.20 01:51:57) 
ilginç. benim bazı hub'lardan sonra en sevdiğim içerik market videoları. murat bu işi iyi yapıyordu böyle ağzına vura vura. o yapmıyor artık sanırım tekrar ettiği için.

bence her ülkeden yapsınlar izlerim. bim, a101 videoları falan da çeksinler yeni ürünleri göstersinler, yeni zamları görelim istiyorum. bir de özlüyorum bim falan ne bileyim.
  • ozdek  (20.05.20 01:53:07) 
bıkmadım. benim daha önce 1000 kere görmüş olmam başkalarının daha önce görmüş olabildiği anlamına gelmiyor. böyle bir yazı insanın düşüncesini anında değiştirmese bile bir şeyleri sorgulamaya başlamanın ilk adımı olabilir.


  • tabudeviren  (20.05.20 02:03:55) 
aynen. bir de arabacılar var, şu arabayı almak için şu ülkede şu kadar ay çalışıyorsun, bizim ülkede bu kadar sene. anladık işte vallahi gına geldi. üç değil beş değil yeter yahu.


  • rose parks  (20.05.20 02:10:28) 
Hiç ilgilenmedigim için bikmadim? Yani izlemiyorum da dinlemiyorum da. Yaşamadıgim ülkenin market fiyatlarından bana ne ki!


  • superfluid  (20.05.20 02:29:45) 
Ben seviyorum. En fanatiğini bile çevirme ihtimali var böyle videoların. “Biz de niye böyle lan?” diye düşünmeye başlaması bile yetebilir.


  • le jeune turc  (20.05.20 05:12:19) 
bıkmadım, umarım artarak daha da çoğalır böyle karşılaştırmalar.


  • dadasalon  (20.05.20 11:23:29) 
Hay ağzına sağlık. Birim para, araba için şu kadar ay çalışıyorsun, zart zurt muhabbetleri fena baydı.


  • roket adam  (20.05.20 11:50:55) 
kusura bakmayın ama bunu sadece ülkenin çok küçük, eğitimli ve belli sosyal medyayı takip eden kısmı düşünüyor. Yurtdışına gidip gören hükümet yanlıları bile böyle düşünmüyor mesela.(düşünse de itiraf edemiyor)

İçinde yaşarken alışıp gidiyor insanlar. Her şeye deli vergi geliyor, "dünyanın geri kalanında böyle değil" demek gerekiyor. Yoksa cidden temel ihtiyaçlarına ek %30 vergi konması normal geliyor insanlara. Verginin sebebini, gittiği yeri sormak devlet düşmanlığı gibi geliyor. Bu yüzden diğer taraf da herkesin gözüne sokmaya çalışıyor işte.

bu karşılaştırmalar ülkede pek bir şey değiştirmez, ama gençlerin ülkeyi terk edip gitmelerini hızlandırabilir. Belki de bireysel olarak iyi olur bilemiyorum. Ben de bir süre sonra şirketimi Estonya'ya kurup oraya vergi vermeyi düşünüyorum mesela. Burada verdiğim vergilerden bıktım.
  • nhk ni youkosu  (20.05.20 12:47:06) 
[]

bir iliskiye baslarken tip ne kadar onemli

bir iliskiye baslamasi icin veya karsi taraf tarafindan dikkat cekebilmesi icin bir erkegin ya da kadinin dis gorunusunun daha cok rol oynadigini dusunuyor musunuz?




 
Kişisel temizliğine özen gösternesi yine aynı şekilde kıyafetlerinin temiz ve ortamda gerekli ise ütülü olması önemlidir benim için. Çok bodur çok şişko olmadıktan sonra tipini önemsemem bile.


  • cilekli pasta  (19.05.20 11:37:18) 
evet. tip, başlangıç için çok güçlü bir aktivatör. güven, sevgi, hoşgörü aktivatörü. aynı zamanda karşı tarafın bütün zırhlarını indirir.


  • tabudeviren  (19.05.20 11:59:21) 
tipi önemsemem diyenlere gül geç. tip önemsemicek seviyeye gelecek kadar yakınlaşman için tipinin olması lazım. ya da para tabii ki. insan tipini beğenmediği kişinin nasıl biri olduğuyla ilgilenmiyor.

not:üstteki arkadaşı tenzih ederim, istisnalar kaideyi bozmaz.
  • bidakikanizialicam  (19.05.20 14:11:32) 
çok önemli bir rol oynadığını (maalesef) düşünüyorum.

insanların çoğu karşıdakinin dış görünüşüne aşırı önem veriyor. o tipe, kendi istediği özelliklerin de onda olduğu sanrısını ekleyip aşık oluyor, kendini kaptırıveriyor. ama çekici bulmadığı biri için düşünmüyor bile doğru düzgün, tanımakla ilgilenmiyor.

oysa ki güzel olanı sevmek zaten kolaydır.

bok atmak amacıyla söylemiyorum ama erkeklerin görsel algısı çok daha ön planda bu konuda. dış görünüşe, güzelliğe aşırı önem veriyorlar bence. türkiye toplumunda daha şanslılar. bizde güzel kadın çok. ama yakışıklı hatta tipi düzgün diyebileceğimiz erkek sayısı görece çok daha az.
  • noxell  (19.05.20 14:29:29 ~ 14:30:05) 
kimse tipini begenmediği insanın içini öğrenmek istemez.


  • basond  (19.05.20 14:29:41) 
ben güzel bulmazsam başlayamıyorum. illa manken olmak zoruna değil, ama bakma isteği doğurması gerekiyor. sonra zaten alısıyorsun.


  • twelfth  (20.05.20 10:36:22) 
Dış görünüş önemli. Değil diyen yalan söyler.
İlla Kıvanç Tatlıtuğ olmalı demiyor kimse karşısındaki için ama buluşmaya gelirken temiz olması, dişlerini fırçalamış olması, güzel kokması falan önemli.

  • chitosan  (20.05.20 11:10:30) 
dış görünüşe herkes bakar ama bazı insanlar fiziksel özelliklere hastalık derecesinde takıntılı. bunun kadınlarda daha çok olduğunu düşünüyorum.


  • nothing in my way  (20.05.20 12:13:25) 
en önemli şey değilse bile cinsel çekim sağlayacak kadarı önemlidir herkeste


  • the cat in the hat  (20.05.20 12:33:38) 
tip bu kadar önemli olsaydı bu kadar çirkin insanın sevgilisi/eşi olmazdı heralde :)


  • harekatamiri  (21.05.20 12:30:58) 
[]

belli bir yastan sonra arkadas edinmek neden zorlasiyor

sb.




 
sağlam arkadaşlıklar için sağlam birlikte vakit geçirmek gerekiyor. bu da en kolay lise üniversite yıllarında oluyor. sonrasında iş/kurs falan olur en fazla, onlar da sağlam olmuyor. bi de askerlik var tabi erkekseniz.

kısacası ortam olmuyor bunun için. insan daha seçici oluyor, biriyle anlaşmak zorlaşıyor.
  • jelly bear  (17.05.20 18:27:49 ~ 18:28:06) 
İş stresi ekonomi gibi takintilar fazla olduğu için haliyle yaşta ilerleyince kimseyi cekememe durumu oluşabiliyor.


  • tolgame  (17.05.20 19:23:29) 
önyargının miktarı ve kuvveti yaşla doğru orantılı, gençken daha az. tek sebep olarak söylemiyorum, biri bu olabilir.


  • Etanglement  (17.05.20 19:38:52) 
Boş vakit azalıyor, farklı kaygılar ön plana çıkıyor.


  • alfred  (17.05.20 19:42:52) 
sosyalleşmeye ne vaktin ne enerjin oluyor. ayrıca farklı kaygılar içerisinde oluyor herkes.


  • tabirimekruh  (17.05.20 21:25:36) 
fazlasıyla kazık yemiş ve insanlara güvenini yitirmiş oluyorsun


  • the cat in the hat  (17.05.20 21:41:07) 
Çünkü bence arkadaşlıklae mecburiyetten ediliniyor biraz. Yani lisede günde 8 saatini geçirdiğin kişiyle ister istemez arkadaş oluyorsun. İçlerinden sağlam karakterli olanlarla da ömür boyu devam ediyorsun işte. Bi’ yaştan sonra insanlar daha gardını kaldırıyor, çevreleri ve kişilikleri oturmuş oluyor. O yüzden çevrelerine yeni birini dahil etmek istemiyorlar pek.


  • selimcigimisik  (17.05.20 23:50:55) 
tanışmak değil ama arkadaş edinmek zorlaşıyor, nedeni de basit; birini tanıyacaksın, onun hayatını bileceksin, o senin hayatını bilecek vs. onun yerine ski arkadaşlarla takılıyorsun işte.

şimdi düşün ki mahalleden yada okuldan arkadaşın, hangi tip insanlarla anlaşabildiğini neyi sevdiğini nasıl sevdiğini nasıl konuştuğunu ve başına X geldiğinde sana nasıl davranması gerektiğini biliyor, şimdi bütün bunları bir başkasının öğrenmesini tecrübe etmesini bekliyorsun. zor olan o.
  • selam  (18.05.20 22:54:38) 
Süzgeçlerimiz tıkanıyor. Vakit olsa bile karşıdaki insanda kendi kriterlerimizi arıyoruz ki kaliteli vakit geçirebilelim. E haliyle biz kendimizden ödün vermiyorsak karşı taraf da ödün vermiyor. Dolayısıyla arkadaşlık evresine de geçilemiyor.


  • desdenova34  (19.05.20 19:24:13) 
yaş arttıkça bilgi birikim, hayat ve 'insan' tecrübesi giderek artıyor. her şeyde olduğu gibi arkadaşlık seçimlerinde de seçici olmaya başlıyoruz. iş güç ve hayat telaşı da tuzu biberi oluyor bu işin. 30'lu ve 40'lı yaşlar özellikle bu durumun yaşanmaya başladığı yıllar. yenilen kazıklar, ilgili alanlarının uymaması, tutarsız saçma sapan insanlar giderek bünyeyi yormaya başlıyor ve insan dönüp kendine bakmaya başlıyor. "ben böyle iyiyim ya" diyerek devam ediyor. Bir yaştan sonra zaten bir entelektüel birikim oturmaya başlıyor, cahillik gidiyor. hobiler, hoşlanılan ya da kızılan şeyler daha da spesifik hale gelmeye ve her konuda insanın bir fikri oluşmaya başlıyor. neleri isteyip neleri istemediğini çok daha iyi biliyor insan bizim yaşlarda. böyle bir kafa yapısına sahip bir insanı etkileyecek ve bir arkadaşlık müessesesinin oluşmasını sağlayacak kişi sayısı da azınlığa düşüyor haliyle.


  • recursive rabbit  (20.05.20 11:59:30) 
[]

anneniz babaniz nasil evlenmis ve simdiki durumlari

birbirleriyle sevgili olduktan sonra mi, gorucu usulu tanisip bir iki gorusmeden sonra mi, uzaktan akrabalik iliskileriyle kucuk yerlerde hemen birbirleriyle evlendirilmeleri ile mi? nasil evlenmisler ve sizce evlilik nasil gidiyor / gitti? geriye donup baktiklarinda birbirlerini bir hata olarak goruyorlar midir? ya da belli etmeseler de birbirleriyle olmadan yapamazlar mi? ya da cok guzel bir iliskileri mi var? evet, buyrun sohbete.




 
sevgililermis 4 yil nisanlilik sonrasi da evlenmisler. hep didisirler ama oyle kavga gurultu gibi degil sitcom tadinda genelde :) gecenlerde annem bi keresinde 1 haftaligina anneannemin yanina gitmis babam evde tek kalmis. annemi arayip ne zaman geliyosun artik kör oldum eve dön filan diyormus :) ask sevgi biter mi bilmem de galiba bitmiyor :)


  • in vino veritas  (15.05.20 23:51:15) 
Bizimkiler uzaktan akrabalık ilişkileri ile küçük yerde görücü usulü evlenmişler. Evlilikleri de normal bir evlilik. Ayrılığı boşanmayı ikisi de düşünmez istemez. Didişmeler oluyor tabi ama birbirleri olmadan yapamazlar sanırım.


  • Amaranta ursula  (15.05.20 23:51:43) 
Annemin tarafı dönemine göre oldukça ileri görüşlü insanlarmış. Bütün kardeşler kendi istedikleri sevgilileri ile evlenmiş. Ama gel gör ki bütün kardeşler ayrı bir fiyasko eş seçiminde. Boşananlar neyse de, evli kalanlar da mutlu değiller. Annemse boşananlar arasında. Çok samimi söylemek istiyorum kadın tam bir hata bombası aşk hayatında. Kendi de kabul ediyor. Bence güzel bir evlilik hayatı görücülüğe de aşka da bağlı değil, kişilere bağlı.


  • kedili bisiler  (15.05.20 23:55:39) 
babamın kuzeni annemin karşı komşuyla evleniyor. babam gidip gelirken görüyor annemi istiyor. annem çok güzel bir kadın babam ortalama bi tip, annemin çok talibi olduğu için kötü kalkıkmış biraz kimseye yüz vermiyormuş, babası da dedem için "babasını tanırım iyi adamdır" diyip babamla evlenmesini istemiş. babam o zamanlar(78) istiklalde takım elbiseyle dolaşan tayfadan, çevresi falan da geniş, sevilen sayılan bir insan; annemin gözünü boyamış evlenmişler. sonra istanbul'dan memlekete dönmüşler annem şaşırmış üzülmüş, sonra evinin kadını olmuş.

babamı annemden başka kimse çekemezdi muhtemelen, çok zor bir adam. anama üzülüyorum keşke başkasıyla evlenseydi de daha rahat bir hayatı olsaydı diye. ama annem bunu hissettirecek hiçbir şey yapmadı bunca sene, babama bağırdığını bile hatırlamam; hep alttan almış. tanıdığım en iyi kalpli, kaprissiz, iyiliksever insan. babam da annemi çok sever ve değerini bilir ve her fırsatta söyler. ama mizacı bozuk işte, istemeden yormuş kadını. arada hatunov falan diye takılıyor gelmiş kaç yaşına. biz slav kadın şakası yapsak çükümüzden asar tavana.
  • Bruce  (16.05.20 00:10:22) 
Dayımla babam arkadaşımız, babam annemi bir düğünde dayımın yanında görmüş, dayima "Kızkardeşine talibim" demiş. Annem de o sıralar aşk acısı çekiyormuş, babam yakışıklı adam, "İyi bari bu olsun" demiş. Evlilikleri baştan aşağı fail bana göre ama yıllar içinde kendilerine has disfonksiyonel bir iletişim şekli geliştirdiler. Sürekli kavga gürültü, hir gür olur, birbirlerinden sürekli sikayet ederler ama babamın daha iyi bir şansı olabilecegini düşünsem de annemin kimseyle çok büyük bir huzur, mutluluk yasayabilecegini düşünmüyorum. Yani bence bu hikayede yanan babam olmuş, tabii biz çocuklarindan sonra.


  • epistemic_regress  (16.05.20 00:35:22) 
Arkadasmis*


  • epistemic_regress  (16.05.20 00:35:39) 
annemin işyeri arkadaşı babamın üniversiteden arkadaşıymış. bunların arasını yapıyor ve annemin başını yakıyor :) annemin hiç sevgilisi olmamış, anneannem sürekli evlen başıma kaldın diyormuş (yaş 24-25). o da eytere beaa diyip hızlı bir flörtün ardından babamla evlenmiş bi sene içinde. babamı evlendikten sonra tanımış. ben 6 aylıkken boşanmaya çalışmış, sonra babam vazgeçirmiş. çok çekti babamdan, ama biz küçüğüz diye boşanmadı. anneannem de destek çıkmadı. en küçük kardeşim üniversitedeyken tekrar boşanma girişimi oldu, avukata gitti. babam tüm sülaleye ağlayıp telefon edip bi şekilde yine vazgeçirdi. sonrasında babam korkudan normalleşti sanırım, yaşlılığın da etkisi var. şimdi daha iyiler. en azından eskiye göre.


  • pide  (16.05.20 00:50:49) 
Hemşehri ve aynı kurum (milli eğitim) olunca birileri önermiş. Aşırı mutsuzlar. Ama kişilere bağlı biraz +1 babam kiminle olsa mutsuz olurdu.


  • üğpoıuy  (16.05.20 01:02:27) 
Annem ve babam tanıştıklarında annem nişanlıymış. Babam askerden dönünce kendisine gösterilen hiçbir kızı beğenmemiş ama annemi görünce beğenmiş. Nasıl olmuş bilmiyorum ama annem nişanlısından “aptal aptal konuştuğu için” ayrılmış. Sonra babamla evlenmiş. Şu an 38 yıllık evliler. Babam bu süreçte annemi aldattı, kadının tüm potansiyelini sömürdü. İkisi bir araya gelip çok kötü ebeveynler oldular. Ama anne baba diye seviyoruz işte. Yaşlandıkça daha tonton oldular sadece.


  • ruhen hastayim ben  (16.05.20 02:31:29) 
annem çok katı 2 erkek kardeş ve babasıyla büyüdüğünden. hiç erkeklerle muhabbeti olamazmış. zaten liseden sonra da okutmamışlar.

çok güzel bir kadın olduğundan sürekli istemeye gelirlermiş. erkek kardeşleri küfürler eşliğinde isteyenleri kovarlarmış :),

annemin, abilerinin dayaklarının ve babasının otoriterliğinin canına tak ettiği bir zamanda, alt komşusu olan babam, anneannemin de ayarlamasıyla dayımlar evde yokken. hızlıca annemi isteyivermiş. birkaç kez pastahanede buluşup limonata içtikten sonra evlenmişler. yani bir nevi evdeki boktan ortamdan kurtulmak için babama aşık olmasa bile evlenmeyi tercih etmiş.

sonrası boktan bir hayat, babam anneme yıllarca it gibi davrandı, 3 çocuk oldu, sürekli boşanmayı düşündü ama cebinde parası ve gidecek babası olmadığı için 18 sene evliliğin ardından ancak emekli olduktan sonra boşanabildi. boşandıktan sonra da yüzü gülmedi 1 emekli maaşıyla 3 çocuk okutmaya çalışıp eve peynir, zeytin alamadığını, beni fırınlara yollayıp bayat ekmek varmı diye sordurduğunu hatırlarım. inanılmaz utanırdım, bu yüzden de anneme çocuk aklımla çok kızardım

şimdi annem 60 yaşında, sağlığı yok, zor yürüyor, kıymet bilmeyen oğullarının kahrını çekiyor. ara ara gözleri yaşlı yakalıyorum. hayatının bittiğinden bahsediyor. hayat böyle işte ezip geçiyor.

babam yeniden evlendi. bu evlilikten bir tane engelli çocuğu doğdu. mutlu mu değil mi bilmiyorum.
  • egokalp  (16.05.20 04:46:29 ~ 04:48:52) 
Yaşadıkları Şehrin iyi ailelerinin çocukları. Okuyup iş sahibi olup 30 gibi evlenmişler. Çok sakin be hatta asosyal bi yaşantıları var. Birbirlerine hala siz diye hitap ediyorlar. Kavga tartışma çok nadirdir. Uyumlu bir çift bence.


  • i ve been mistreated  (16.05.20 08:13:48) 
babam annemi çok sevmiş.
annem o zamanlar başka birine aşık olduğu ve onunla çıktığı için babama yüz vermemiş önce.
sonra erkek arkadaşından ayrılmış, bakmış ki babam da peşinde pervane, iyi o zaman demiş.
babamın peşinde koşması ve çıkmaları falan filan dört yıl sürmüş, sonra babam askere gidip gelince evlenmişler.
hemen ben olmuşum, hatta temellerim nişanlılık dönemlerindeyken atılmış.
ben üç yaşındayken boşanmışlar.

babam çok sevmiş ama bence annem sevmemiş.
sonradan bunu kendisi de söyledi.
"babanı değil de, beni sevmesini sevdim." demişti.

babam hem annemi sevmeye devam ederek, hem ona düşman olup kin güderek mutsuz bir adam oldu, sonradan bir sürü kız arkadaşı oldu, 2 kere daha evlendi, bir kardeşim de oldu hatta.
şu anda tek başına yaşıyor, bir kız arkadaşı var, arada bir kendini toparlıyor ama alkol problemi var.
annem vefat edince biraz daha çöktü sanki son 2-3 yıldır.

annem babamdan boşandıktan 1,5 yıl sonra başkasıyla evlendi, 25 yıl evli kaldı, boşandı.
hiç mutlu olamadı.
annemin zaten babasıyla sorunları varmış, yani sevme ve sevilme dengesi sorunluydu.
ama babamın annemin hayatının en büyük hayal kırıklığı olduğunu düşünüyorum.
annem belki ben doğduğum için bu kadar sert düşünmedi hiçbir zaman.
sonrasındaki seçimlerini nasıl yanlış etkilediğini ancak 50'sinden sonra görebildi, onu da ne kadar net görebildi bilemiyorum.

ikisinin de kendi ailelerinden gelen sorunları vardı zaten, hem birbirleriyle, hem başkalarıyla ilişkilerinde başarısız oldular.
  • blatta hiberna  (16.05.20 11:30:11 ~ 11:33:06) 
@blatta, babana üzüldüm. annen niye öyle yapmış:(

Bizimkiler arkadaşları aracılığıyla tanışmış. Ben üniversiteye gidene kadar hep kavgalıydılar. Senin akraban, benim akrabam diye hep tartışırlardı. Bir komşumuz gelip ayırırdı.Çok üzülürdüm. Aynı ev içinde babam annemle 8 ay konuşmadı.

Şimdi hiç akraba yok, biz de uzaktayız. 60lı yaşlardan sonra liseli gibiler. Erotik muhabbetler falan. İlginç. Başlarına vurdu galiba.
  • banacevaplazım  (16.05.20 11:41:26) 
@bana cevap lazım:

babam annemi sevmiş demek babam annemi mutlu etmiş demek değil ama.
elde edince, elde edinceye kadar yaşadıklarının intikamını almakla karışık, "artık benim dediğim olur" gibi bir kafada hareket edince, işler gitmesi gerektiği gibi gitmemiş tabii.
yani kin güden, intikamcı, hükmetme meraklısı bir karaktere sahip maalesef.
ne kendini, ne çocuklarını, ne başkasını mutlu edebiliyor.
o yüzden hayal kırıklığı diyorum zaten.
ama annem de yanlış yerde yanlış şeyi aramış tabii.
  • blatta hiberna  (16.05.20 12:17:16 ~ 12:18:55) 
Annem hastanede çalışırken babamın arkadaşı ameliyat oluyor, ona geçmiş olsuna geldiklerinde annemle karşılaşıyorlar. sonra babam anneme sarmış, sürekli hastalık bahanesiyle gelip görüyormuş vs. sonunda annem de yüz verince 1 sene içinde evlenmişler (21-26)

Arada hırgür oluyor, ben bunun hayatlarına heyecan kattığını düşünüyorum artık. Çünkü birbirlerinden ayrı da yapamıyorlar ve her zaman birbirlerine kızdıkları zamanlarda bile çok sevgiyle bahsederler. "Baban şöyle böyle ama bakma iyi adam" "Annen de iyi kadındır" filan gibi.. Anneme hiç pişman oldu mu diye sordum birkez, "yine olsa yine babanla evlenirdim" dedi.
  • lcha  (16.05.20 14:33:20) 
babamın annemi sevdiği gibi kız arkadaşımı sevdiğimde "beni sevmiyorsun" diyerek terketti. hatta bu iki kız arkadaşım için geçerli.

köyde doğup büyümüşler, aynı mahallenin çocukları.
babamın babası ile annemin dayısı arasında bir sürtüşme varmış, o yüzden annemin dayısı ve babamın babası biraz karşı çıkmışlar ama diğer aile büyükleri saçmalamayın deyince diretmemişler. severek evlenmişler.

bir çoğumuzun anne babası gibi zor günleri olmuş. zor günler birbirlerine kenetlenmelerini sağlamış. birbirlerine karşı saygısızlık ya da sevgisizlik görmedim hiç. birbirlerine alışmışlar ve tek kalsalar kötü hissederler. ama 10-15 yıl kadar önce babam farklı bir şehirde 3-4 yıl çalışmış, o süreçte biraz yalnız yaşamışlardı.

ilişkileri iyi ama aşk ya da günümüzdeki gibi romantizmin varlığından bahsemedeyiz sanırım (yaşları 50'nin üzerinde. o yüzden zaten aşk ya da romantizm beklemek hata olur).
birbirlerinin hayat arkadaşı ifadesi çok uygun olur bu duruma.
  • biseysorcaktim  (16.05.20 14:42:29) 
Annem Avusturya'dan Türkiye'ye dönmek zorunda kalmış, babam da iş için gittiği Arabistan'dan dönmüş. 1 haftada tanıştırıp evlendirmişler. Evliliklerinde bir kavga/tartışma duyduğumu hatırlamıyorum. Birbirlerine saygı ve sevgileri devam ediyor hala. Aralarında 13 yaş var, babam bu yüzden annemi kıskanıyor gibi birazcık. Babam annem olmadan yapamaz gibi.


  • red morning  (16.05.20 19:24:42) 
[]

italya ab' den cikabilir mi

ileride italya' nın ab'yi terk etmesi söz konusu olur mu sizce? böyle bir şey olursa schengen'de kalırlar mı ab üyesi olmayan bazı ülkeler gibi? ticaret, üretim için istisnalar olur mu? gerçekçi geliyor mu size ab'den çıkma ihtimalleri?




 
teorik konusuyorsak butun ulkeler istedikleri takdirde AB'den cikabilir. Schengen ve AB birbirinden bagimsiz gruplar, o yuzden AB'den cikmasi schengen anlasmasini etkilemez. gercekci geliyor mu? hayir


  • crucio  (25.04.20 12:01:33) 
Olmaz, finanse etmesi için bu krizi daha çok AB yardımına ihtiyaç duyacak. Ancak konuşurlar, yine milliyetçi cephesi de azdı, onlar daha da fazla konuşmaya başladı ama bir icraatları olmaz. “Sevgili Avrupalı kardeşlerimiz, lütfen pandemi bittiği gibi bizi destekleyin, bizde tatil yapın.” diye ağlıyorlar her sosyal platformda.


  • buf-e kür  (25.04.20 12:11:31) 
Italya'da ab karsiti ve asiri sag egilimler artmakta. Ama cikabileceklerini dusunmuyorum. Cikmaya tesebbus eder ve cikarlarsa ABnin tokadi cok fena olur. Ingiltere zaten en basindan beri ABnin asi cocugu, Amerikanin yardakcisi bunu bekliyorlardi. AB Ingiltereye koydugu postanin 5-10 katini Italya'ya koyar. Ingiltere meyve sebzeden tut arabaya disa bagimli, Ab'nin zengin ve cok iyi bir musterisi. Ab bu musteriyi kaybetmek istemiyor. Fakat Italya'ya tokat sert olur cunku Italya AB icinde daha cok ihracatci. Yani urununu, malini satmak zorunda. Ab yarin obur gun derse senin zeytinyagina, sarabina, arabana ek vergi koyuyorum, sen bizden degilsin. Goruruz o zaman o Italyan milliyetcileri. Asil bomba da turizm. Ab "tatilde Italya'yi tercih etmeyin" diyebilir. Kendi adami Ispanya, Yunanistan'i koruyacak haliyle turizmde. Ya da acikca bunu demese bile havacilik sektorune, konaklama sektorune vs. ek vergiler koyarak Italya'nin basini ezerler. Kaldi ki Italya'ya kacak gocmen akini var Afrika'dan. Ab "ben karismiyorum kendi basinin caresine bak Dogu Akdeniz'de" derse ne olacak? Multeci botu batirildi, Italya multecilere ates acti bilmemne yapti dogru yanlis 1000 tane haber cikartacaklar, ulke imajini cizerler dunya arenasinda


  • freedonia  (25.04.20 12:21:15 ~ 12:25:34) 
çıktı bile. sadece prosedür olarak kağıt-kürek işleri kaldı.


  • mamadu niang  (25.04.20 12:41:07) 
şu anda sosyal demokratlarla cinque stelle - populist parti koalisyonu var. onlar çıkmaz.

salvini seçim öncesi mitinglerde falan çıkıcaz diye bağırıyordu, hatta seçim sonucu hükümet kurulamayıp erken seçim gündeme geldiğinde, seçilirsek çıkıcaz tarzında şeyler söyledi.

italya'da koalisyonlar tırt, sosyal demokratlar da diğer partiler tarafından sevilmiyor, cinque stelle birinci parti olunca "asla sosyal demokratlarla asla koalisyon yapmayız" tadında konuşup salvini'nin partisiyle koalisyon yapmıştı. sonra da salvini ile belli sorunlar yaşadılar, seçim blöfüne "tek başına iktidara gelecek bu manyak" diye tırsıp sosyal demokratlarla koalisyon kurdular. cinque stelle de söylemde aslında ab karşıtı fakat populizm - söylem ötesine geçmedi. bana sorarsanız zaten parti olarak da hayal kırıklığı yarattılar, bi dahaki seçimlerde dibi boylarlar.


özetle, bu hukumet varken çıkmazlar, yeltenmezler bile. diğer seçimlerde tekrar salvini gelirse gündeme gelir. italyada genelde sağ partiler rusyayla iyi ilişkiler kuruyorlar.
  • kveldulv  (25.04.20 12:46:39) 
italya, yunanistan gibi ülkeler ab ekonomisi için yük konumundalar. ekonomi yönetimleri, politika tercihleri, teknolojik gelişmeleri, çalışma kültürleri zayıf toplumlar. tipik akdeniz ülkesi. hatta italya'yı avrupa'nın türkiyesi olarak bile görebiliriz, işsizlik oranları vs çok yüksek.

bu yüzden ab'ye ciddi şekilde bağımlılar. hem ab onlar için ürünlerini satabileceği pazar hem de ab'den her yıl milyonlarca yardım alıyorlar. almanya ve diğer kuzey ülkelerinden oluşan abileri destek oluyor bu ülkelere. şuan yükselen seslerin amacı da biraz daha fazla yardım koparabilmek çünkü salgın konusunda fena sıvadılar, üretimleri dahi durdu hem bu süreçte hem de sonrasında ciddi desteğe ihtiyaç duyacaklar.

ayrılma konusuna gelince zaten italya'nın ab'den ayrılmak istemesi mantığa, çıkarlarına aykırı. ab içinde almanya gibi baskın ülkelerin italya'nın ayrılmasını istemesi de aynı şekilde. brexit sürecinin yaşandığı dönemde böyle eğilimlerin oluşmasını dahi istemeyeceklerdir çünkü bu durum domino etkisi yaratabilir. o yüzden ab nin birliği çok daha önemli.

bu süreçte italya ve ab ülkeleri ortak paydada buluşur, italya daha fazla yardım alır olay kapanır gider. çünkü ingiltere ve italya'nın ab içindeki durumu çok farklı, ingiltere hep ayrıksıydı zaten. ayrılma kararı öyle kolayca çıkabilen bir karar değil hele birkaç politikacının gaza gelmesiyle/ağlamasıyla olacak karar hiç değil.
  • felixtg  (25.04.20 13:29:28) 
Italya avrupada almanyadan sonra en buyuk endustriye sahip ulke. Arada cok fark var ama olsun. Son 10 yildir buyumede problem yasiyorlar, bu da abnin dayattigi sistemin sonucu bi nevi. Sonrasinda da issizlik vb problemler cikiyor. Aslinda cinden hindistana guney amerikadan ortadoguya her yerle is yapan bir endustrisi ve de yetenekli kobileri var. AB uyesi olmak belli konularda ulkelerin elini kolunu bagliyor, sadece buyuk sermaye sahibi ulkeler ile cok fakir gelismemis ulkeler - onlar da kisa donemli- fayda goruyor.

AB Italyanin gelisimine katkida bulunmuyor - bulunmadi, zaten gelismis bir ulke. Sadece devlet tarafinda igrenc bir yonetim var, onun aciklarini kapatmistir.

Absiz daha iyi olurlar bence uzun vadede. Ama cikamazlar, sadece olay yaratip daha fazla kazanim elde etmeye calisirlar.
  • kveldulv  (25.04.20 14:03:17) 
cikma ihtimalleri sifir.


  • duygusuzromantik  (25.04.20 15:10:54) 
[]

haber salarak eş bulunabilir mi - saçma mı bu devirde

evlenmek istiyorum ama çevremde hayatımı birleştirebileceğim kimse yok. başka bir ülkede yaşıyorum. türkiye'deki yaşça büyük eşe dosta söylesem evlenebileceğim biriyle beni tanıştırabilirler mi? beni beğeneni ben beğenmem, benim beğendiğim ise beni beğenmez. yoksa ben zurna mıyım, ha? durumları mı olur yoksa?

çok da yaşlı olmadığım için evlenmek için çok da fazla acele etmeyen, kolay kolay ülke değiştirmek istemeyen kişilere mi rastlamam olası? siz bu işler icin insanların en azından kaç yaşında olması gerektiğini düşünüyorsunuz?


 
Benim baldız öyle evlendi.

İsvicreden birisi öyle haber salmış tanışıp sevip evlendiler.
  • patates  (08.04.20 22:10:32) 
yaşadığın ülkeden mi bulacaklar yoksa türkiyeden mi bulunacak buraya gelip burda evlenip sonra yurtdışına mı gideceksiniz. bence 30 dan sonra birileri vasıtası ile tanışılması normal. aile büyüklerinden başlayarak ufaktan çıtlat. arkadaşlara da şaka yollu çıtlat.


  • kelepir  (08.04.20 22:11:00) 
tanıştırabilirler. zaten senin bilgiler onlarda oluyor. karşı tarafa söylüyorlar. karşı taraf tamam derse tanışıyorsunuz.

yoksa facebook'dan fotolarına falan bakıldığıyla kalıyorsun. haberin bile olmuyor.

bana kız baksalar 19-24 arası isterim herhalde. ama formüle göre 27-28 olması ideal.
  • ozdek  (08.04.20 22:12:36) 
ohooo tabi ki olur, niye saçma olsun?

uzakta yaşıyorsun ya da diyelim ki büyük bir şehirdesin, ama çalışıyorsun ve sosyalleşemiyorsun. sonuçta karşına birinin çıkamaması için bir sürü sebep olabilir. o yüzden gayet normal durumlar bunlar. yaş olarak ise birşey diyemedim.
  • pasp  (08.04.20 22:16:24) 
Olur tabi niye olmasın, söyle şu corona günlerinde dedikodu ilacı olursun zbdb


  • valarmurgulis  (08.04.20 22:20:08) 
ben de destek olayım, bence de çok mantıklı :)


  • ats  (08.04.20 22:27:25) 
niye türkiyeden, sana uygun yabancı biriyle evlensen ?


  • freebird5406_2  (08.04.20 22:30:00 ~ 22:30:14) 
tabii yurtdışına kapağı atmaya çalışan birilerini ayarlarlar.


  • not dark yet  (08.04.20 22:33:37) 
saçma tabii ki. böyle evlenmek istemezdim. hayatını birleştireceğin kişiyi 'abi şöyle temiz ikinci el hatchback araba var mı çevrenizde?' şeklinde buluyorsun. korkunç.

birisiyle karşılaşırsın, flört edersiniz, sevilip seversiniz ve sonra işler ciddileşirse evlenirsiniz. birisiyle karşılaşamıyorsan; karşılaşmak için alınması gereken aksiyonlar alınabilir. (yeni ortamlar, arkadaş ortamları vs.)
  • metrobus yoluna kacan angus  (08.04.20 22:33:50 ~ 22:35:04) 
@freebird, bulabilsem olsun isterdim.

@not dark, oyle olacak maalesef ):
  • bagirir bu raylar o sahte o kart duzene  (08.04.20 22:49:07) 
kardeş, yeğen, kuzen gibi çeşitli aile fertleri de dahil olur zamanla işin içine. elini verirsin kolunu alamazsın.


  • not dark yet  (08.04.20 23:00:58) 
kuzenim bu sekilde evlendi, yurtdisindan bir cocuk dediginiz gibi haber salmis, kuzenimi gorup begendiler, tanistirdilar evlendiler.

turkiye'deki en mantikli uygulamalardan biri bence gorucu usulu evlilik, eger dogru duzgun uygulanirsa. cunku milyonlarca bekar ve evlenmek isteyen insan var, kimisi cekingen, kimisi hakkaten sanssiz oluyor dogru duzgun insanlarla yollari kesismiyor, guzel olaylara vesile oluyor. nerede oldugunuzu buradan yazarsaniz belki ayni yerde yasayan kisiler de size birilerini onerirler :)
  • kassiopeia  (09.04.20 00:14:09) 
devirle alakası yok. olabilir de, olmayabilir de... yöntem değil kişi önemli. başarılar :)


  • tabudeviren  (09.04.20 01:45:09) 
denenen ve başarısı yüksek olan bir yöntem. Neden olmasın.


  • KaraSakall  (09.04.20 19:21:09) 
gecen sene bir arkadas boyle evlendi, yurtdisinda yasiyor. 4-5 senedir ailesi birine bakiyordu, 3-5 deneme sonrasi a$i tuttu haha. Yurtdisinda yasiyorsan ve bizim kezbanlarin icinden secmek istiyorsan pek baska secenek yok gibi zaten.


  • cooperr  (09.04.20 20:01:26) 
bence herhangi bir kriter yok. olur olmaz orasını bilemem ama ben garipsemiyorum bu durumu. görücü usulünü de garipsemiyorum. görücüden kastım tanıştırma yani. sadece görüp beğenip evlenmekten bahsetmiyorum. ha bir arkadaşın seni biriyle tanıştırmış ha ailen. sonra takılırsın olursa olur olmazsa olmaz.


  • Sour  (09.04.20 20:30:49) 
[]

amerikalılarla çalışmaktan memnun musunuz

abdlilerin çalışma şekilleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz? onları diğer milletlerden ayıran bir fark gördünüz mü? abd'de çalışan yabancı uyruklu kişiler için de geçerli tabii bu söylediğim.

onlarla iş yapmak sizi memnun ediyor mu? sizce disiplinliler mi? talep ettiğiniz işin karşılığını sürecin sonunda size veriyorlar mı?


 
evet, memnunum. şark kurnazlığı, kabalık gibi şeylerle karşılaşmadım. bahsettiğim ortam eğitimli kişilerin bulunduğu bir yer. farklı gruplarda davranış paternini bilemem.


  • sumuklu asilzade  (03.04.20 01:35:18) 
Ben memnunum vallaha. Ic tedarikcim var(ikimiz de aynı firmadayiz ama ben satın alma yapiyorum ondan), psn'de bile arkadasiz oyun falan oynuyoruz. Onun disinda ne zaman konussam hep hal hatir sorma durumlari vs oluyor.
Misal cinliler böyle degil, birazcik daha direkt ve netler bu tarz goygoylar yok. Keza kuzey avrupalilar da oyle.

Disiplin; seve seve. Bahsettigim satiscinin tuvalete gidisi bile olculuyor...
  • logisticsmanager  (03.04.20 01:52:12) 
Evet, memnun olmadigim olmadi.
Yuz yuze olmasa da uzmanliklarindan oturu sirket icinde ulasip kisa sureli calistigim insanlar oldu, su siralar da benzer sebeplerden biriyle calismak durumundayim. En basindan beri dikkatimi ilk ceken sey ne kadar egosuz olduklariydi. Bu insanlarin cogu doktora sahibi, benden en az 20 yas buyuk ve en az direktor seyivesinde kisiler ama yardim istegimi asla geri cevirmediler veya kendi takimlarindan daha dusuk seviyeli birine yonlendirmediler. Aradaki saat farkina ragmen zaman ayirip buyuk bir hevesle bildiklerini aktardilar hep, sabirla sorularimi cevapladilar. Bende caliskan, is takibine onem veren ve yardimsever bir intiba biraktilar her zaman. Bir de gundemimiz malum, laf olsun diye degil de cidden merak ettiklerinden hal hatir ve ulkenin durumunu sorarlar, kendi tecrubelerini aktarirlar hep.
Is sebebiyle cok fazla milletten insanla calistim/calisiyorum, calismaktan en cok keyif aldigim insanlar kesinlikle Amerikalilar.
  • pike  (03.04.20 02:24:22 ~ 02:25:39) 
çok memnunum. aldığım amerikalı stajyerler inanılmaz rekabetçi ve alanına hakim kişilerdi. burada çok çok ön plana çıkabilecek kişiler orada rekabet ortamında sıradanlaşıyor.


  • altin yumurtlayan lavuk  (03.04.20 18:15:13) 
[]

italya-ispanya-portekiz

yaz tatili icin siz hangisini tercih ediyorsunuz? hangi bolgeleri daha cok hosunuza gidiyor? üçü arasından secim yapmak isterseniz hangisinde vakit gecirmek isterdiniz?

(not: güncel olaylardan bagımsız olarak sorulmustur)


 
portekiz hakkında fazla bilgim yok. italyayı tercih ederdim. ispanyollar kaba ve latin kültürü hoşuma gitmiyor. italyan sahilleri daha çekici geliyor.


  • mikahakkinen  (12.03.20 15:24:25) 
ispanya'yı ben de pek sevmezdim ama niyeyse hep valencia ve malaga'yı görmek istemişimdir. öyle tatil için bile değil ya, şöyle sahilde yürüyüp dondurma yemek falan istiyom, hafiften rüzgar essin akşamüstü, herkesin kafası rahat öyle millet mutlu mutlu dolaşsın. futbol takımları dışında pek bi' şey bilmem iki şehir hakkında da ama niyeyse öyle kazınmış işte kafama, valencia ve malaga.

italya'da da bari'yi görmeyi çok istiyorum. bari ve daha güneyi, mümkünse sicilya. tam şu an "hangisini istiyosun, imkanın olsa hangisine giderdin" dersen ispanya'yı tercih ederdim sanırım.
  • der meister  (12.03.20 15:32:43) 
Eylüle roma biletim var bari puglia falan gezecektik ama kısmet, bekliuorız


  • kveldulv  (12.03.20 15:40:31) 
ne istediğine göre değişir. iyi bir deniz ise güney italya, iyi yemek ise italya veya bask tarafı dahil ispanya, iyi eğlence ise güney ispanya veya lisbon. ucuz olsun idare eder oranda karma olsun dersen portekiz genel.


  • awlmi  (12.03.20 15:41:05 ~ 15:41:33) 
portekiz.
lizbon, porto, coimbra
ama sahil, yüzme durumu yok, olan yerler de var ama genelde okyanus kenarında takılıyorsun
  • wishmaythşngs  (12.03.20 16:21:05) 
Bu ucu arasindan italya.
Yaz tatili ne demek bu arada? Yani deniz tatili mi?

Portekiz degil cunku okyanus sevmiyorum, surekli bi ruzgar, dalga. Zaten sorf kurslariyla filan meshur. Izlemesi guzeldi de ruzgar yuzunden bas agrisiyla filan gezmistim portekiz’in kiyilarini.

Ispanya da degil -ki tossa del mar gibi cok guzel bi sahil kasabalari var-

Benim icin italya, cok keyif alarak geziyorum o ulkede. Ayrica kiyilari da girintili cikintili ve deniz guzel genel olarak. Liguria bolgesini cok seviyorum mesela. Sardunya ve sicilya’ya gitmedim henuz ama oralar da cok gyzelmis.

Bu arada gecen sene ilk defa cote d’azur seyahati yaptim. Orasi da cok cok hosuma gitti. Villefranche-sur-Mer, aradaki adini unuttugun yerler, nice vs baya guzel oralar.
  • kuehles blondes  (13.03.20 04:40:46) 
[]

ik profesyoneli ne demek

dün bir duyuruya "ik profesyoneliyim" yazıldığını gördüm bir iki kullanıcı tarafından. biz bu zamana kadar hep ıkcı, satışcı, satın almacı, finansçı gibi kelimeler kullanıyorduk. ik profesyoneliyle kast edilen başka bir durum mu var? hiç finans profesyoneliyim gibi bir laf duymadım çünkü.




 
bir İKcı olarak "feleğin çemberinden geçtim" demek


  • malheiros  (14.01.20 14:07:57) 
IK'cı diye bir meslek / pozisyon yok ki :) Ya IK Uzmanı'dır, IK'da müdür / direktör vs.dir. Bütün bunları kapsayan meslek grubu IK profesyoneli diyor kendilerine, tabii ki yabancı dilden Türkçeleştirme.


  • SiyamkedisiZorro  (14.01.20 14:11:24) 
Profesyonellik bir mesleğe aittir, uzman ise bir çalışma alanında ya da bir araştırma alanında kendini geliştirmiş kişidir. İngilizcedeki professional, specialist farkı bu basitçe.

Türkiye'ye yansımasına bakarsak aslında bunu ilk kullanan kişiler yanlış hatırlamıyorsam finansçılardı. ekşide bile birisi bu konuya değinmiş, big four'dan birisiyle tanışıyorsanız hemen başına meslek grubunu söyler sonra profesyoneli derdi.

önemli şeyler olduğunu düşünmüyorum, ben kendimi insan kaynakları profesyoneli olarak görüyorum, çünkü profesyonelliğin gerektirdiği şeyler yapıyorum (gizlilik, etik, adalet vb). Uzman olmanın bunları gerektirdiğini düşünmüyorum, uzmanlık bir alanda kendini geliştirmiş ve işini başkalarına gerek duymadan yapabilen kişilerdir bence.
  • a darkness coming  (14.01.20 14:23:25) 
professional, calisan demek normal sartlarda. ingilizce bilmeden caka satayim dersen ik profesyoneli ordinaryusu falan oluyorsun.

(bkz: amatoru eglendirir)
  • ubi dubium ibi libertas  (14.01.20 14:57:31) 
[]

bu kadarı da çomarlık değil mi

olay: eksisozluk.com

ben hiç genis bir adam degilimdir. aksine cevremden, arkadaslarimdan da duymusumdur çok tutucu olduguma dair veryansınlar ama bu bile bana çok fazla geldi.

olayı özetlersek: almanyada calisan bir kadina, bir müsterileri sarkintilik ediyor. bu olayi ogrenen koca solugu adamin is yerinin kapisinda aliyor. bu is yeri adresi eviymis aslinda.

almanya gibi bir yerde sikayet edersin, sorunu cozersin. prosedürü, adli makamları, sirketinin bu durum karsisinda alacagi tavri gözlemek yerine adamin is yerini basıp orada bu adama hesap sormaya calismak çomarlık ornegi degil mi sizce? kimse de tuhaf karsilamamis bu durumu.

 
adam otelde görüşelim demiş. bu basit bi sarkıntılık değil. hoş sarkıntılığın basiti de olmaz ama direkt otelden girmiş adam. ben böyle durumlar için kimse ile karşı karşıya gelmem, eşimin de gelmesini istemem. ama kapıya giden adama da hak veririm. çomarlık yok.


  • elorelia  (10.01.20 13:45:09) 
az bile yapmış


  • angina pektoris  (10.01.20 13:53:52) 
eşime yapılsa adamın evini bulur, çocuklarının gözü önünde kafayı gömer burun kemiğini beynine sokarım.

adam gene medeniymiş arıza çıkarmamış.
  • kimlanbu  (10.01.20 14:26:54 ~ 14:27:32) 
çomarlık tabii ki. söylediği şeyin ne önemi var asıldıktan sonra, şimdi otele çağırmazsa 3 mesaj sonra çağıracak. herkesin eşine birileri asılıyor, yukarıda asarım keserim diyenlerinkine de. evli olduğunu bilmiyor olabilir, karşısındakinin kendisi gibi sadakatsiz bir rezil olduğunu düşünüyor olabilir. her gün birilerini dövelim evini basalım o zaman.

hoş bir durum değil ama bir tek mail attı diye gidip adamı basmak gereksiz bir davranış. kadın o mail'e gerekli sertlikte red cevabı atar, adam buna rağmen devam eder rahatsız etmeye, o zaman eyleme geçersin.
  • Bruce  (10.01.20 15:47:33 ~ 15:50:43) 
aynen ben de çok geniş birisi değilim ama bana da çomarlık gibi geldi. ev veya iş farketmez, kimsenin kapısına dayanılmaz. neyse ki mevzu büyüyüp kan çıkmamış


  • dafuq  (10.01.20 16:58:49) 
Adamın değil ama kadının yaptığı çomarlık, hatta büyük cahillik.

Bir erkeğe kadını böyle basit konuları anlatmamalı, kendi tepki verip adamı itin götüne sokmalı, içinden çıkamayacağı bir durum olursa son çare erkeğe bahsetmeli bundan.

Adam bi hırsla herife dalsa, biri diğerini vursa yaralasa vs iki aile de sıkıntılı süreçler yaşar, hele ki Allah korusun işin içine bir de ölüm girerse iki ailenin de hayatı mahvolur.

Erkek bu haberi aldıktan sonra aslında fazla medeni bile davranmış, sanırım Almanya adaletinden çekindiği için bu kadar naif davranmış, kendi de öyle yazmış.

Türkiye'de olsa bu konuyu adamı yaralayarak bitirecek sinirde milyonlarca erkek var.
  • John Bloor  (10.01.20 18:06:49) 
bu bana gözlerinin önünde yapılsa, benimki hıı ok der geçer. ben bazı adamlardaki bu kavga manyaklığını anlamıyorum. birbirini bıçaklıcaksın, ee sonra?


  • xvyz  (10.01.20 20:37:21) 
[]

yurt dışında yaşayanlar - nereden katılıyorsunuz

duyuruya hangi ülkenin hangi şehrinden katılıyorsunuz?

kaç yıldır yurt dışındasınız?

memnun musunuz?

 
Merhabalar,
Isvicre'nin Cenevre sehrindeyim. Haziran 2019'dan beri buradayim. Su anda gayet memnunum. Hersey yolunda.
Sevgiler
  • interview with the vampire  (18.12.19 12:10:07 ~ 12:12:47) 
Köln, okul bitince memnun olmayı umut ediyorum


  • vhs kaseti  (18.12.19 12:13:08) 
eylul basindan beri bukreste yasiyorum. genel olarak memnunum.


  • Acream  (18.12.19 12:30:12) 
Londra
Son 2 yildir
memnunuzdur
  • Sebastian  (18.12.19 12:44:05 ~ 12:59:47) 
londra son 2 yil, oncesi bangkok, oncesi istanbul
memnunum :)

  • try again fail again fail better  (18.12.19 12:45:51) 
viyana'dan katılıyore

2013'ten beri burdayım

gayet mutluyum
  • viyana kangurusu  (18.12.19 12:53:54 ~ 15:41:19) 
Fransa kirsali, yakinda sehre tasinacagim gibi, 2 senedir buradayim, onceden bir sene buenos aires, her halukarda turkiye"den daha mutluyum.


  • hewit  (18.12.19 13:00:21) 
Mlada Boleslav / Cekya.
2,5 yil.
Ileri derecede memnunuz.
  • erectrode  (18.12.19 13:49:04) 
4 yıl dubai - yemen turkusu...


  • mrduck  (18.12.19 14:24:15) 
freiburg/almanya
6 ay oldu
memnuniyeti ölçecek derecede elimde done yok. buraya geleli başıma gelmeyen kalmadı. alışırız inşşşşş.

şunu da şuraya bırakayım;
www.youtube.com
  • japon askeri  (18.12.19 14:45:53 ~ 14:46:27) 
1 ay oncesine kadar leicester-ingiltere'de idim. simdi oradaki isim bitti Turkiye'deyim. is bulursam donerim. leicester, ingiltere'nin en guzel yeri degil; ama turkiye'den iyidir. Firsatim olsa, iskocya ya da galler taraflarinda yasardim. cok guzel yerler. farkli ulkelere de is basvurusu gonderiyorum: hollanda, isvicre, amerika, (belki) kanada..


  • ubi dubium ibi libertas  (18.12.19 14:47:09 ~ 14:48:49) 
Bir yildir Düsseldorf. Toplamda 4,5 yil olacak.

Donulmeyecek bir memnuniyetsizlik yok.
  • buf-e kür  (18.12.19 15:25:48) 
londra, 7 ay.

fena degil simdilik, keyfim yerinde.
  • captainobvious  (18.12.19 15:33:09) 
Son 10 senedir 1-3 sene aralıklarla çeşitli ülkelerde yaşadım. Şu anda Toronto, Kanada'dayım. Fena değil, memnunum.


  • fxinturevi  (18.12.19 15:59:01) 
KKTC sayılır mı? :) 5 senedir Lefkoşa'dayım.


  • Başkalaşım  (18.12.19 16:15:33) 
Helsinki, 10 ay. Memnunum hatta keşke daha önce gitseymişim diyorum.


  • bruce mclaren  (18.12.19 20:01:45) 
Kanada
15+ sene.
Kimseye "buraya gelin" demem.
  • cooperr  (18.12.19 20:39:13) 
20 sene amerika, 8 fransa. Amerika daha iyi. Ama bazi yonleri kotu. Fransaya gelmeye gerek yok. Daha kuzeye tasinmak icin firsat kolluyorum.


  • beriberi  (19.12.19 00:14:53) 
Amerika / 1.5 yildir burdayim


  • oscar  (19.12.19 04:49:00) 
avustralya. 6 sene olacak neredeyse.

tas catlasin 5-6 seneye turkiye'ye donecegim. burasi cok uzak her yere. madem bir tane hayatimiz var ailemizle gecirelim bari. yoksa bildigin yeryuzundeki cennet.
  • baldur2  (16.05.20 02:09:12) 
[]

türkiyedeki insanlar neden işlerini güzel yap(a)mıyor

tecrübe ettigim olaylardan sonra bunu merak etmeye basladim. salt insan odaklı degil de; sanki ekosistemden kaynakli ortaya cikiyor gibi bu durum. ne sebepten ötürü türkiyede yaşayan insanlar işlerini iyi yapamıyor sizce?




 
Çünkü çoğunluk işini sevmiyor.


  • silah taciri  (17.12.19 15:22:13 ~ 15:22:28) 
Çoğunda iş ahlâkı yok ve yarı eğitimliler.


  • lafıolmaz  (17.12.19 15:23:16) 
Ahlakın yoksa işini iyi yapmak için sebep de yok.

Ahlakı vardır. Yaptığı iş için yeteri kadar ödüllendirilmiyordur(maaş, hak vs). Bu sebeple çok da tınlamıyordur.
  • glamdr1ng  (17.12.19 15:27:26) 
üstte yazanlara ek olarak özel sektörde çalışanların büyük bir kısmı 2 kişilik iş yapıyor, çalışma saatleri de uzun. yalap şalap bir şeyler yapıyolar.


  • petekpare  (17.12.19 15:29:42) 
Sadece kendi işi ile meşgul olan özel sektör çalışanı az çalışmalar sadece anı kurtarma amaçlı ve iyi yöneticiler yok bence


  • Diskirminant  (17.12.19 15:38:50) 
Kimse planlı yaşamıyor, günlük yaşıyoruz. Politikalarımız da böyle hayatlarımız da.
İşi, yapmak için değil geçiştirmek için yapıyoruz. O anlık, idare etsin yeter diye.

  • kisa  (17.12.19 15:39:33) 
Bu konuyla igili "Türk Milleti ve “Sikinin Ucuyla İş Yapmak” Gerçeği" başlıklı bir başucu eseri var, şuraya bırakıyorum:

medium.com
  • crown  (17.12.19 16:15:15) 
işini iyi yapanın kıymeti bilinmiyor, kötü yapan cezalandırılmıyor. Fazla devlet memuru kafalıyız özel sektörde bile.

Bir de genel olarak çalışma kültürümüz böyle olduğu için işini düzgün yapmayan bile iyi yapıyorum zannediyor.
  • burfak  (17.12.19 16:21:30) 
Çünkü bedelini ödemiyoruz

Sadece türkiye de değil bu dünyanın her yerinde aynı.sadece buradaki duyuruları takip et, herhangi bir alışveriş veya hizmet için ilk belirtilen kelime f/p.bunu derkende aslında fiyat,fayda filan kastedilmiyor,ucuza nasıl kapatırım soruluyor veya interneten alışveriş yapacaksın,otel ayarlayacaksın,.ilk gelen hali recommended.ne yapıyoruz ilk iş olarak,ayarlardan price-low to high i seçiyoruz.sana demiyorum bunu hepimiz böyleyiz.sonrada ucuz olandan yüksek fayda bekliyoruz.tamamen şansa kalıyor gerisi,iyiyi görünce şaşırıyorsun.

Hem 2,5 lira hem cam kenarı olmuyor işte.zihniyette zincirleme bozuluyor.sen ucuza almaya çalışıyorsun,o da mühendisi asgari ücrete çalıştırırım,materyal kalitesini düşürürüm,başka türlü kurtarmıyor.işi yapan bu paraya bu iş mi olur,bende burayı sakızla yapıştırırım diyor.sonra herkes mutsuz.
  • duptıs  (17.12.19 16:35:34) 
kendine saygisi olmayanin kime saygisi olabilir ki. kendine saygi duymak icin de bir nedeni yok cunku hic erdem sahibi olmamis. hayattaki basarilari, tuttuklari futbol takiminin basarisi, dogduklari ulkenin bayragi, vs. yani gercek bir basari yok.


  • bir varmis bir yokmus  (17.12.19 16:55:45) 
Evet hem insan hem sistem kaynakli. Ahlaksizlik ve zeka dusuklugu, insani; isini iyi yapanlarin dislanmasi, ekonomik gercekler ve baligin bastan kokmasi sistemsel.


  • dunal  (17.12.19 20:18:19) 
Isini iyi yapanlar goze batmiyor


  • eksimeksi  (18.12.19 02:42:15) 
para az diye millet kasmıyor. hizmet sektöründe falan millet müşteriye küfür eder gibi bakıyor. adama 3 kuruş para verince bu normal.


  • rene  (18.12.19 03:16:19) 
teşekkür eden de yok.


  • durgunfoton  (18.12.19 03:18:07) 
Hakkını alamadığı için olabilir.
Bu kişilerden biri bir süre öncesine kadar bendim. Ne kadar çok çalışırsam o kadar çok sırtıma yük bindirdiklerini fark ettim. Hiç çalışmayanlar benden daha iyi kazanıyordu. Ben de işleri saldım. O "esnek çalışma saatleri" ve düşük maaşla zaten düzgün iş yapmak enayilikmiş diyorum şimdi. Keşke hiç işimi ciddiye almasaymışım.
Diğer sektörlerde, iş yerlerinde de durum farklı olmayınca sonuç da böyle oluyor maalesef.
  • e  (18.12.19 03:26:53 ~ 03:41:47) 
[]

yurtdisinda calisirken nasil arkadas edindiniz

avrupaya, buyuk bir sehre calismaya gittiginizde es dost bulabildiniz mi?
bulabildiyseniz nasil yaptiniz? esiniz cocuklariniz yok. turkiyeden kalkip gittiniz tek basiniza. cevre yapmak veya arkadas bulmak ne kadar zaman aldi?

erkek olarak zorluk yasar miyim arkadas bulma konusunda? asiri disa donuk bir insan sayilmam.

 
konusacak bir sürü insan bulursun bence ama bizim tr de arkadas diye adlandirdigimiz olay avrupada biraz daha farkli, ilk zamanlar zorluk yasayabilirsin bence

heryere git. ne kadar cok insan o kadar sana göre birileri daha..
  • vhs kaseti  (10.12.19 12:51:45) 
Ben aşırı dışa dönük biriyim. 3 aydır İtalya'nın küçük bir şehrinde üniversitedeyim, 1 tane bile arkadasim yok. Ders almamamin etkisi var tabi. İs yerinden arkadas edinebilirsin. Akrabalarim sosyal insanlar aslinda ve senelerdir Avrupa'nın cesitli yerlerinde çalışıyorlar. Arkadaslari yok. Olanlar da turk ya da gocmen. İtalya'da gördüğüm kadariyla siyahlar siyahlarla beyazlar beyazlarla takılıyor hepsi italyan olmasina ragmen. Genelde de boyle her yerde. Zor. Ama bir arkadasim da "alışıyorsun" dedi geçende. Ben alışamadım 3 ayda. Yine de deneyebilirsin. Gidecegin yerin buyuk olmasi avantaj. Berlin, paris gibi yerler rahattir. Yabancisi bol olduğundan daha rahat iletisimin olur. Ama daha küçük yerler sikinti.


  • prole  (10.12.19 12:52:20) 
ben haziran ortasinda isvicreye tasindim is icin. ulke olarak buyuk degil, yasadigim sehir de cok buyuk degil zaten, ve hala is disinda tek bir arkadasim yok. onlarla da is disinda pek gorusmuyoruz, cok nadiren is disi aktivitelerimiz oluyor.

Arkadasim yok ama cok ugrasmadigim icin. fransizca kursuna gitmeye basladim. orada da arkadas olabilecegim kimse yok, haydi olsa bile, kursa ara vermiyoruz, kaynasacak zaman yok. ugrasiyor olsaydim meetup daki etkinliklere giderdim. bir de glocals diye bir olusum var oradaki etkinliklere giderdim.

ev sahiplerim bile arkadas bulmaya ugrasiyor bana ama ben cok ugrasmiyorum. alismak zor dogru, ama arkadaslik olgusu burda baya farkli, yabancilar yabancilarla arkadas oluyor gibi daha cok. cok garip. yeniyilda biraz ugrasmaya karar verdim etkinliklere gidip sohbet ederek. en azindan arada kahve icmeye veya sinemaya gelecek insan istiyor insan.
  • interview with the vampire  (10.12.19 14:31:56) 
yurtdışında arkadaş edinmek yurtiçinde arkadaş edinmekten 98970x daha kolay. insanlar daha açık görüşlü, rahat vs. yaş durumunuza göre erasmus sayfaları gibi sayfalardan etkinlekleri kovalayabilirsiniz. tinder da bir seçenek, arkadaş olarak da tanışmak gayet mümkün. haftasonu başka şehirlere gidip, hostellerde de insanlarla tanışabilirsiniz.


  • bana bir nick verin  (10.12.19 17:00:59) 
paylasimli eve cik, ama ev arkadaslarin uzakdogulu/hintli olmasin mumkunse. onlar biraz garip oluyor bize gelmiyor. eger sansliysan cok guzel arkadaslar kazanabilirsin. ayrica isyerinden de samimi olacak insanlar bulunur elbet fakat acele etmemek gerek.


  • captainobvious  (10.12.19 17:37:14) 
Ben de dışa dönük biri değilim ve dışarıdan epey soğuk göründüğümü düşünüyorum. Bonus olarak bir de insanlarının soğukluğuyla meşhur bir ülkedeyim. Buna rağmen markette alışveriş sepetime bakıp "bunların hepsini sen mi içeceksin ehehehe" diye laf açanından sabah sabah tramvayda "nem var nem" diye goygoy yapanına kadar bir sürü insana denk geldim. Ofiste iş çıkışı bir şeyler içmeye çağıran da var, haftasonu barbekü partisine davet eden de. Bence yalnız yaşayan ve içe dönük bir erkeğin gün içinde yeni insanlarla tanışıp arkadaş çevresi yaratma şansı yurtdışında Türkiye'de olduğundan daha fazla.

Orada burada anlatılan korku hikayelerinin Edirne'den ileride dışişleri çalışanı kesilen aslan parçalarına özgü olduğunu düşünmeye başladım.
  • bruce mclaren  (11.12.19 02:54:45) 
evde oturma, duzenli aktivite yap. her delikte parmagin olsun. duzenli gittigin yerlerdeki insanlarla elbet oyle yada boyle kaynasacaksin. yoga/meditasyon olur, boardgames, pubquiz olur, gym/yoga olur. gonullu olmak olur. gittigin dersler/calistigin yer olur.

arkadas edinmek biraz da skill istiyor. bunu da cesitli yerlerden okuyup ogrenmek gelistirmek mumkun.
  • JohnOakley  (11.12.19 16:35:26) 
Is yerinden ciktiktan sonra bulusmak, sosyal aktiviteleri beraber yapmak bazi ulkelerde "siniri asmak" olarak goruluyor. Bunlardan biri de Almanya.

Ozellikle international ve genc olmayan bir grup ise neredeyse imkansiza yakindir disarida da bir arkadaslik surdurmek. Iki ucunu da yasadim. Bir enstitüde calisirken, daha 10 gün dolmadan kendimi is yerinden arkadaslarimla parkta 4-5 kisi ile piknik yaparken, is cikisinda aksamlari bira icmeye giderken buldum. Simdi calistigim yerde ise durum tam tersi.

Calistiginiz yerde oyle bir ortam yoksa, zaten ekstra caba gostermenize gerek yok. O guzel sosyallesme enerjinizi, gercekten sevdiginiz etkinliklere ayirin, arkadas edinebilirsiniz. Dil kurslari, bence iyi yerler degil bunun icin. Ama X cafenin "Ispanyolca Aksami" konseptinde bir yere giderseniz, arkadas bulabilirsiniz.
  • buf-e kür  (11.12.19 16:55:46) 
[]

fransa'da hayat diğer avrupa ülkelerine göre çok mu zor

yoksa bu protestolar daha çok fransızların protest kişiliklerinden mi kaynaklanıyor? devamlı süregelen bu memnuniyetsizlik hali hayat standardının eskiye göre fransa'da çok düştüğünün mü göstergesi? ingiltere, almanya veya italya gibi ülkelerle karşılaştırınca ne durumdalar?




 
Fransa'da bir kaç defa bulundum ve 2 sene İngiltere'de yaşadım. Tamamen bi yerimden uyduruyorum şu anda ama Fransa'da protestoların daha fazla olmasının sebebi adamların protesto olayına alışkın olmalarından kaynaklı - krallarını öldürmüşler ne de olsa. İngilizler kolay kolay sokağa çıkmaz.


  • euteamo  (06.12.19 13:20:49) 
ekonomi ile alakalı değil. fransız ihtilalini yapanların torunları, gayet normal yani :)


  • candide  (06.12.19 13:28:53) 
Hayır sendikalar daha güçlü ve grev kültürü daha yaygın.

Mesela fransa'da birini işten atmak imkansıza yakındır, İngiltere'de grev yapmaya kalk seni kapıya korlar.

ayrıca en.wikipedia.org
  • noluyo yaa  (06.12.19 13:29:45 ~ 13:31:13) 
İngilizler 1200'de falan kraliyet yetkilerinin Magna Carta ile kısıtlayıp demokratik düzene uymaya zorladığı için demokrasi anlayışı çok uzun bir geçmişe dayanıyor, Fransızların yaptığını bi 500 yıl önce yapmış adamlar, haliyle İngilizleri bu anlamda sokağa çıkmıyor diye düşünmemek lazım, özellikle yetmişli seksenli yıllarda anarşinin İngiltere'de zirve yaptığı yıllardır, öğrenci ayaklanmaları sol tandanslı ayaklanmalar, ki Avrupa'da en uç sol eylemler genelde İngiltere'de olur, oldukça yaygındı. Mesela 1 Mayıs gösterilerinin en hard yaşandığı Avrupa ülkesi de yine İngiltere'dir. Gel gelelim bugün bu olaylar yaşanmıyorsa, tek nedeni ekonomik refaha ulaşılmış olmasıdır, başka bir nedeni yok, insanlar yaşamlarından memnunlar. Yarın ucu kendilerine dokunacak bir olay yaşansa sokağa inmekten çekineceklerini sanmıyorum. E Almanlar zaten robotize sistem, sokağa inmelerini beklemek çok gerçekçi olmaz fakat Fransızlar kültürel yapı itibari ile ne İngilizler gibi ne de Almanlar gibi bir ülke; adamların %60'ı etliye sütlüye karışmayan Doğu Avrupa kafasındaki köylü toplumu, ki orijin olarak gerçek Fransız diyeceğimiz kişiler de bunlar, şehirdeki halk Afrikalı etnik grupların yüksek olduğu bir popülasyona sahip, grevlerdir gösterilerdir eylemlerdir, bu tip olayların çıkış noktası buradaki topluluklar aslında, yani Fransız İhtilali ile ayaklanmaya alışmış bir toplumun yaptığı bir şey değil pek, "ezilme" olayına müsamaha göstermek istemeyen Afrikalı etnik grupların bu olaylarda payı daha yüksek bana kalırsa.


  • angelus  (06.12.19 14:00:05) 
Protesto ve hak arama yerel kulturun bir parcasi. Noluyo yaa'nin dedigi gibi Fransa'da isveren tarafindan feshedilmesi mukun olmayan sozlesme tipleri var, tabi bu sozlesmeleri herkes alamiyor ama yine de Fransa'da durumu ozetleyen bir sey. Bu hak arama olayi fransa'yi gunumuz vahsi dunyasinda bir miktar fakirlestiriyor, fakirlestiriyor diyorsam zenginleri daha az zengin yapiyor, bir abd gibi takilsalar daha iyi buyume sartlarina sahip olurlardi ama hicbir insan fransa gibi bir yapi yerine abd'de dogmak istemez zaten.

Macron ise fransa'yi bu acilardan ehlilestirmek icin ugrasiyor ama kolay degil.

Angelus'a duzeltme; bu hak arama yapisinin temel motoru sudur budur diyemeyiz. afrikali halk beyaz fransizdan daha aktif degil bu konularda.
  • hewit  (06.12.19 14:04:53 ~ 14:07:16) 
Bayağı yazmışsınız ama mesele şu: son zamanlarda zamlar oluyor, maaşa yapılan zamdan fazla vergi yükü biniyor. Bu da fakirleştiriyor yani. Geçende ulaşım biletine zam gelmiş.


  • prole  (06.12.19 14:58:55) 
Bir arkadaşım Fransada yaşıyor ben de sordum, "işler azıcık bozulsa grev yapıyorlar yasal hak zaten" dedi. Bizdeki gibi son aşamaya gelince ses çıkarmak(hatta onu bile yapmıyoruz) yok.

Tek başına iş yavaşlatan grev yapan vs. bile oluyormuş. Adamların genlerine işlemiş.
  • nhk ni youkosu  (06.12.19 15:26:46) 
şiakyet etmek ve eylem yapmak fransızların milli sporu. kendileri bile dalga geçiyor bu konuyla


  • argent dawn  (06.12.19 18:17:40) 
Alıntı: grev yapmak, ya da greve gitmek kelimesinin kökeni, fransa'nın greve meydanında, işten çıkartılan insanların toplanarak protesto yaptıgı yerdir.


  • neck_and_neck  (06.12.19 22:31:13) 
Fransa'ya özgü mü emin değilim. Birey ve vatandaş olabilmiş toplumlarda protesto ve grev oldukça yaygın.

Yunanistan'da birkaç yıl önce polis şiddeti nedeniyle halk ortalığı yakıp yıktı.

Finlandiya'da Posti grevi yeni bitti. Dayanışma için başka meslek dalları da greve gitti. Bazı otobüs hatları 1 gün çalışmadı. Sonunda istediklerini aldılar. Hatta bu nedenle hükümet düştü.

Fransa'daki güncel durumun ekonomi ile beraber politik nedenleri de var. Sağa karşı uzlaşılarak seçilen bir adamın içinden Tony Blair çıkmasını beklemiyorlardı. Bir de halkın talepleri uzun süre yok sayıldı. Haliyle tepki eşikleri çok daha düşük.

Bizdeyse hakkını arayana ve hesap sorana "devletine el uzatanın eli kesilir" deniyor. Kültür farkı :)
  • bruce mclaren  (06.12.19 23:30:19) 
[]

yeni ülkede sosyalleşme - eski arkadaşlar

hepinize merhaba arkadaşlar,

gelecek yılın başında bir avrupa kentinde çalışmaya başlayacağım. önceden sorduğumda birkaç yüz bin kişilik bir şehir olduğunu ve bu sebeple küçük şehirlerde bir yabancının nasıl sosyalleşebileceğini sormuştum, güzel cevaplar gelmişti. iki soruyla geldim size bu sefer.

1) şimdi işler değişti ve gideceğim şehir milyonluk nüfusa sahip. çalışma iznim direkt olarak bu büyükşehirden çıkacak. küçük yerdeki ofis ile bir bağlantım olmayacak. bu tarz büyük şehirlerde meetup ve facebook grupları dışında nasıl sosyalleşebilirim bir yabancı olarak? küçük şehirden farklı olan kuralları veya küçük şehirle aynı olan durumları var mıdır büyük şehirlerde de sosyalleşmek için? büyük bir şehir de olsa sanki sıkıntı yaşayacakmışım gibi geliyor bu konuda. ingilizcenin yanısıra gideceğim ülkenin dilini de çok akıcı olmamak kaydıyla konuşabiliyorum.

2) gideceğim şehirde ve yakın şehirlerde türkiye'den tanıdığım arkadaşlarım var. seviyorum da kendilerini ama ben artık etrafımı, çevremi değiştirmek istiyorum biraz. biliyorum, gidince sürekli görüşmek isteyecekler. onlarla da görüşmek istiyorum fakat bir yandan onları da kırmadan bu görüşmelerin sayısını azaltmak istiyorum. hem arkadaşlarımla aramı bozmadan hem de yeni insanlarla tanışarak bu dengeyi nasıl tutturabilirim? illa ki gideceğim yerin lokal insanları olmasına gerek yok bu kişilerin. o ülkeye gelmiş başka yabancı insanlar da olur tanışmak için. arkadaşımlarımın yoğun bir türk çevreleri var oralarda. beni de katmak isteyeceklerini biliyorum. dediğim gibi buna karşı değilim ama sürekli aynı insanlardan ben de bunaldım.

bu iki konuda desteğinizi rica ederim.

 
1 - ulkenin dilini biliyorsaniz, kisa surede akici konusmaya baslarsiniz zaten, buyuk sehirde elbette imkanlar daha fazla. facebook gruplari vs. haricinde (meetup internations) sevdigin hobinle ilgili kurslari vs. dusunebilirsin, zaman ver kendine ve sabirli ol, en onemlisi bu, insanlar uc bes ayda olsun diye bekliyorlar ama zaman verip sakin olursaniz her sey yoluna giriyor.

2 - ben surekli gorusmek isteyeceklerini dusunmuyorum, yurtdisinda kimse kimseyle surekli gorusmuyor, artik turkiye'de de oyle bir hayat yok zaten, herkesin plani programi aktiviteleri oluyor, sen de kendi programini oyle doldurursan zaten az gorusursun. yine de, ozellikle ilk etapta, seninle ayni sureclerden gecmis senin dilini konusacak birinin yardimini azimsamamani oneririm. surekli gorus demek degil bu elbette ama bir destek oluyor.
  • kassiopeia  (02.12.19 12:38:12) 
2. maddeyle ilgili yazayim.Eminim peslerinde kosan sen olacaksin :)


  • turkuaz  (02.12.19 13:00:05) 
Kendine hobiler ve yeni etkinlikler edinecek ve gönüllü olacaksın. Bu şekilde çok kolay ve hızlı bir çevre edinirsin. Evde oturma.


  • JohnOakley  (02.12.19 14:25:03) 
2) @turkuaz +1

Yabanci insanlarla takilmak istiyorsan takil ama Türk arkadaslarini da tersleme. Görüsmek istemedigin müddetce yogunum, isim var vs. diye gecistirebilirsin ama cok dara düsersen yabancilar degil de onlar yardim edecektir.

Sevdigin seyleri yapmaya bak, hobi edin, spora git. Bir sürü yerden bolca tanidik olacaktir. Sonrasinda seni eve, sinemaya, yemege cagirdiklarinda da yerel arkadaslarindan cevre yapacaksin.
  • chitosan  (02.12.19 14:47:22 ~ 14:47:48) 
2- gidene kadar "görüşelim mutlaka" diyorlar ama gidince görüşmek istemiyorlar. tecrübelerle sabit.


  • kozmosta bir nokta  (02.12.19 15:51:26) 
[]

iyi ingilizce bilmek diyince siz ne anliyorsunuz

biz mesela bir görusmeye gidiyoruz. cocugun egitimi de fena degil. iyi okumus etmis aslinda. sirkette yabanci yoneticiler var, onlara da böyle anlatirsin diyoruz. toplanti vakti geliyor veya makineyi tanitacak diyelim; konusamiyor. biz tercune etmek durumunda kaliyoruz o kisi takilinca.

oncesinde ise bu konusamayan kisi "ingilizcem iyi/gayet iyi. italyanca/fransizca/almanca ogrenecegim" vs diyor. burada da bazen goruyorum. ingilizcem iyi seviyede, x dilini nasil ogreneyim deniliyor. bu kisiler telefon acip dunyanin herhangi bir yerinde ana dili ingilizce olmayan bir kisiyle konusup herhangi bir problemi cozebiliyorlar mi? bana cok tirt gibi geliyor artik.

senin ne isine yarayacak bu bilgi derseniz, bi isime yaramayacak. yalnizcs merak ettim nedir bu ikinci ucuncu dil sevdasi diye. iyi ingilizce bilmek sizce nedir?

 
Üçüncü dil bilen biri olarak kesinlikle söylediğine katılıyorum. "Rahat olarak" akıcı Ingilizce konuşabilen, diyalog kurabilen, karşısındaki ile iş veya arkadaşlık açısından bağ kurabilen, kelimeyi bilmiyorsa bile tarif edebilen kimse Ingilizceyi iyi biliyor demektir. Çok iyi derecede Ingilizce bilmeden de üçüncü dili öğrenmenin bence hiç bir manası yok. İdare eder Ingilizce + almanca bileceğine sadece çok iyi Ingilizce bilsin yeter.

Rahatlık kısmını da özellikle vurguluyorum, öyle durup dururken Ingilizce konuşurken heyecanlanıyorsan kendine güvenmiyorsun demektir, bu da kabak gibi belli oluyor, bence iyi Ingilizce konuşmanı engelliyor.
  • roket adam  (19.11.19 14:23:53 ~ 14:24:39) 
Onu bilemem ama iyi ingilizce konuşan, yabancılarla toplantı ve sunu yapan arkadaşlarımın hepsinin türkçesi çok iyi ben onu gözlemledim.


  • bahoho  (19.11.19 14:27:06) 
Günlük dilin yanı sıra olası bir durumda ana dili ingilizce olan birisiyle tartışabiliyorsa ve/veya sıradan bir insana ders anlatabiliyorsa ingilizcesi iyidir derim.

Türkiye'de herkesin ingilizcesi native ama konuşabilen çok az. Bu artık eziklik psikolojisinden mi yoksa kendi reklamını yapmaya çalışmak mı bilmiyorum ama sonrasında ortaya çıkınca hem güven kaybettiriyor hem de insanın kalitesini sıfırlıyor bir anda.

Ben bulunduğum ülke nedeniyle dünyanın her yerinden gelen öğrencilere ingilizce ders veriyorum, sunum yapıyorum, bana sorsan İngilizcem eh yani fena değil, idare eder derim.

Bu arada aksana çok takılıyor Türk insanı. Çok havalı British aksanı ile sadece "What is your name" demektense, Türk aksanı ile patır patır konuşun. Ben yıllardır eğitimlerimi Almanca, İngilizce, Fransızca alıyorum dolayısıyla aksanım da ona göre şekillendi ama doğal olarak bazen Türk aksanı oluyor. Pre-intermediate arkadaşlar dalha geçmeye çalışıyorlar benimle. Öyle yapmayın siz. Moral bozmadan devam edin.
  • fxinturevi  (19.11.19 14:30:19) 
"Iyi ingilizce biliyorum" lafini her zaman cok iddali bulmusumdur. Hicbir zaman cikip bunu soyleyecegimi sanmiyorum. Kalkip cok iyi Turkce biliyorum bile diyemem kalki ki ingilizcem "cok iyi" diyeyim.

Bana sorarsan "iyi ingilizce biliyor" diyecegim kisiler siyesetcilere, cesitli konusmacilara simultane ceviri yapanlardir. Bu insanlar hakkaten o dili iyi biliyor diyebilirim ben. Es zamanli ceviri yapmak bambaska bir olay. Tukcesi de cok cok iyi olmasi lazim bunu yapanin ayrica.
Bir dili iyi biliyorum diyebilmek icin o dilde olan yazili sesli hicbir seyde hicbir sekilde bir sorun yasamiyor olman lazim. O dili konusan kisilerle her turlu derin sohbete girebiliyor ve bunda en ufak bir sikinti yasamiyor olman lazim. "Gayet iyi ingilizcem var" cok iddaali.
  • stavro  (19.11.19 15:23:22) 
Benim İngilizcem B2 seviyesinde (speakingim belki A1 bile olabilir) ama cvlerinde İngilizce seviyesine "iyi" yazan tiplerin çoğunun beginner bile olmadığını gördükten sonra ben de çok iyi yazmaya başladım.


  • jeanvaljean21  (19.11.19 15:44:54) 
@bahoho +1.

Kendi anadilini iyi konuşamayan, sonradan öğrendiği yabancı dili de iyi konuşamıyor.

Bir de, anlattığınız durum için asıl problem dil değil, kendine güven ve rahatlık bence.
  • franz kafka  (19.11.19 15:50:33) 
ingilizcenin iyi olması çatır çatır konuşmaktır. ondan altı kem küm abartıdır. sen istediğin kuralı bil. anlıyorum ama konuşamıyorum diyorsan yoktur o dil.


  • mikahakkinen  (19.11.19 16:45:22) 
Stavro+1
Devlet kademesindeki insanlara Simültane tercüme edenler, her türlü derin sohbete girenler ve bir dergiyi kitabı gazeteyi rahatça okuyabilenler.

Bahoho+1
Kendi dilini çok iyi bilmeyen/akıcı konuşamayan biri yabancı dili de bilemez/konuşamaz. Biraz çalışkanlık, azim, yetenek, sosyallik de işin içine giriyor. abd de doğup büyüyen 35 yaşında birisi, robert kolej mezunu olup üniversite için türkiyeden abd ye giden bir türk ten daha kötü konuşabilir çünkü bahsettiğim kriterler de önemli. Robert kolejde ingilizce gazete çıkarmıştır hep okumuş sunum yapmıştır ama diğer arkadaş abd de doğup büyümesine rağmen kendini ifade edemeyen biridir konuşamaz.

Fxinturevi+1

Türkiyede çok uzun yıllardır saçma sapan bir akım/furya başlamış ve hala aptalca bu fikri savunanlar var. Amerikan gibi ingilizce konuşmak ya da İngiliz gibi ingilizce konuşmak. Aksana/şekile önem veren bu insanların çoğu inanın bir İngiliz yazarın kitabını ingilizce okumaya çalışmamıştır. Türk gibi ingilizce konuştuğunuzda dünyanın hiçbir yerinde aşağılanmıyorsunuz ki zaten sizin amerikan gibi ingilizce konuşmanızın onların gözünde bir getirisi yok.

İngiltere nin kuzeyindeki insanlar güneylileirn dili, güneyindeki insanlar kuzeyin dilini tuhafsıyor. Komple İngiltere birleşip bu sefer iskoçların İngilizcesi ne bok atıyor. Dünyada aksan hiçbir zaman homojen olmadı. İngiltere nin içinde bile kuzey güney aksan farklılığı var. Abd zaten bambaşka.

Ayrıca izlediğim filmi tam anlıyorum diyen insanların çoğu anlatılmak isteneni anlıyor. Bir Türk olarak Türkçe film izlediğinizde bile karakterlerin kısık sesli konuştuğu biçok yeri kaçırırsınız. Ama eğer İngiltere ya da abd de 3-5 yıl yaşarsanız onların içinde kendi deyimlerini şakalarını kültürünü tam anlarsınız hatta bölgesel aksan farklılıklarını da öğrenmiş olursunuz
  • santiago  (19.11.19 17:26:23 ~ 17:49:47) 
iyi ingilizcem var diyorum soranlara. arkadaşlarımla ingilizce konuşuabilirim rahatça, yalnız günlük konular değil teknik bilimsel düşünsel konularda da, ingilizce spesifik bir konuda ingilizce kaynaklardan araştırma yaparak 10000 sözcük yazı yazabilirim, sunum hazırlayabilir ve sunabilirim, ingilizce espri yapabilir yapılan espriyi anlayabilirim. şiir okuyup anlayabilirim. benzeri olmalı bence.


  • inekadam  (19.11.19 19:24:27) 
Gündelik sohbette konuşulanı ya da yazilani yüzde doksanbes falan anlayan derdini tum zamanları değil de basit olanları kullanarak anlatabilen kişiye (bi arkadaşım ekolü) anadili ingilizce olanlar ingilizcen gayet iyi diyor. Gerçeği söylediklerini kibarlık etmediklerini iddia ediyorlar ama yalan mı söylüyorlar bilemem. :)


  • nick dedigin  (19.11.19 23:20:40 ~ 23:25:53) 
yazı ve konuşmam akıcı, iki dil arasında geçiş yaparken duraksamıyorum, ya da mesela bilmediğim bir konuda elime metin geçtiğinde korkmuyorum - galiba bu bence iyi ingilizce. native level tabii ki, değilim. diğer yandan ben de ingilizce konuşması gerektiğinde sürekli duraksayan ama takımın geri kalanından daha akıllı olan iş arkadaşıma için için kızıyorum.


  • e haliyle  (20.11.19 00:19:40) 
ingilizce romani okuyup anliyorsan biliyorsundur.
ama ingilizce ogretmek amacli olan 50 sayfalik romanlari kastetmiyorum, harry potter'in ingilizcesi mesela.

  • baldur2  (20.11.19 00:44:34) 
[]

gün icinde veya sonrasinda rahatlamak icin neler yapiyorsunuz

spor disinda ne gibi onerileriniz var? ben internette takiliyordum arada geyik olsun diye, aksine daha fazla sinirlendigimi fark ettim. siz ne kadar sureyle neler yapiyorsunuz?




 
Yürüyüş, fotograf cekme, seyahat planlama (gitmeyecek olsam da), geyik, bir seyler izleme vs vs


  •   (06.11.19 10:53:11) 
yemek yapmak rahatlatıyor, güne başlarken 5-10 dak. esneme hareketleri-nefes egzersizleri de iyi geliyor. Yeni keşfettiğin bir müzik grubunun bir albümünü başka hiçbirşey yapmadan -internette sörf gibi- dinlemek de iyi geliyor.


  • candanag  (06.11.19 10:57:30) 
Yeme-içme-uyuma, uzun sıcak duş, yazın sahilde oturup mal mal boşluğa bakma.


  • pati  (06.11.19 11:09:12) 
bir hobim var. onu geliştirmeye çalışıyorum. üzerine eğitimler izliyorum ve üretmeye çalışıyorum. maddi bir beklenti olmadan.

ek olarak dil eğitimi videoları izliyorum. internette özellikle türkçe içerik takip etmemeye çalışıyorum.
  • zvonimir  (06.11.19 11:48:00) 
her akşam 2 saat bisiklete çıkıyorum.. stres atmak için en uygun yöntem!


  • strobist  (06.11.19 13:19:52) 
meditasyon


  • superb  (06.11.19 13:41:08) 
Gitar çalıyorum ya da uyuyorum.


  • j r r tolkien hayrani  (06.11.19 13:43:34) 
mal mal videolar izliyorum, özellikle tiktik vidoları acayip boşaltıyor beynimi


  • paramolacak  (06.11.19 14:02:25) 
[]

polisin isinizi cozdugu oldu mu

polise isi dusup de isini halledebilen oldu mu? pasaport cikarmaktan bahsetmiyorum burada. kavga, hirsizlik, gasp, aile ici siddet vs gibi durumlardan soz ediyorum.




 
2015 yılına kadar onlara güvenim tamdı. En saçma sorunumda bile çok yardımcı olmuşlardı. Bu yıl karakola gidip ağlamadığım kaldı. İlgilenmediler. Artık ölsem de aramayı düşünmüyorum.


  • banacevaplazım  (31.10.19 14:05:27) 
aracımın plakası çalındı. emniyette iki gün uğraştıktan sonra yeni bir plaka verdiler.


  • babilbaligi  (31.10.19 14:21:28) 
hayatımda üç kere karakola gittim. üçünde de gittiğime pişman oldum.


  • sir gawain  (31.10.19 14:35:28) 
bir iki kere lazım oldu telefonu (155) bile açmadılar.


  • orijinal nick bulamadim  (31.10.19 15:07:56) 
olmadı.


  • HasanK  (31.10.19 15:10:07) 
çözüm yolu olarak polis aklıma bile gelmiyor. kavga dövüş hırsızlık falan olsa karakola gitmek aklımın ucundan geçmez.


  • brkylmz  (31.10.19 15:11:21) 
Anneannemin evini soydular. İç avludaki camı kırıp girmişler. Kaykayım vardı onu almışlar. Bir kaç az değerli maden kap kacağı almışlar. Dolaptaki maden suyunu içmişler. Polis çağırdık. Cam kırıklarında ve şişede parmak izleri çıktı. Daha önceki kayıtlarından yakalandılar. Mahkeme oldu. Bizi de çağırdılar. Perişan vaziyette olduğu için şikayet etmedik fakat hakim yine de ceza verdi. Olan benim kaykaya oldu. Manevi değeri vardı. :(


  • mekaniker  (31.10.19 15:22:05) 
hayır çözülmedi başlarından savdılar


  • basond  (31.10.19 19:26:49) 
üniversitedeyken eve çıkmıştık istanbul aksaray'da, bir gün hırsızlar eve gelip masaüstü bilgisayarımızı falan çaldılar, kapılardan birisine evdeki bıçağı saplayıp gittiler. polisi çağırdık "burada niye ev tuttunuz ki" demişlerdi


  • burya  (31.10.19 19:43:36 ~ 19:44:13) 
[]

seyahate çıkınca napıyonuz

ben boş bir tip olduğum için sanırım bazen sıkılıyorum bu seyahatlerde.

-müzeye giriliyor, benim ilgimi çekmiyor. çoğu ülkede zaten ücretli, az da değil fiyatı. okuyorum yazılanları anlamıyorum bir şey.

-parka bahçeye gidiliyor. ya çok soguk oluyor ya cok sıcak. bunun için mi buraya geldik moduna giriyorum kendi kendime.

-bara giriliyor. öyle bira/şarap vs. içilip kalkılıyor. fena değil ama aşırı da sarmıyor.

-kulüp/disko. bunu artık kafa götürmüyor. hiç de ilgimi çekmiyor. 10-15 yıl önce olsa belki karşı cinsle muhabbete gidilirdi.

-starbaks. hangi şehirde/ülkede girsem, türkleri bir tek burada görüyorum. 3-5 farklı gruba rastlıyorum. hepsi telefonla oynuyor oluyor.

-şehrin meydanı. turist çeksin diye konulmuş bi heykel. eski bilmem ne binası, parlamento bir şeyi. ünlü ressamın/yazarın gelip bir ara yaşadığı ev var.

-hediyelik eşya satan tükanlar/tezgahlar. burdan bir magnet, bir bardak altlığı beğenmeye çalışıyor millet.

siz napıyorsunuz gittiğiniz yerlerde? gidiyim de diğer turistlerle veya yerlilerle muhabbet edeyim insanı da hiç değilim bu arada. zaten belli ülkeler dışında da ana dili ingilizce olmayan insanların sizinle ingilizce konuşacağı yerler yok. sorun bende sanırım, kolay kolay hadi şuraya gidelim falan diyemiyorum.

güney amerika/güney asya gibi yerlere mi gitmek lazım? oralarda atraksyonlar farklı herhalde. neler yapıyorsunuz öyle yerlerde? hiç dağa,taşa kolayca tırmanacak insan da değilim. bilmem kim tapınağına harıl harıl çıkamam. hayvanlardan falan korkarım. ben evde oturayım en iyisi ya. bi akıl verin beyler bayanlar.

 
bilader allah senin yardımcın olsun sen ölmüşün toprak atanın yok vesselam...

Bu aciz halinden allaha sığın töbe ve tevekkül et
  • pazarlamacı  (16.10.19 11:42:18) 
son paragrafta cevabi vermişsin zaten. sürekli benzer kültüre sahip ülkelerde gezmek bir süre sonra 'eee ne ki yani' duygusu oluşturabiliyor. sosyalleşerek bunu aşabiliyorsun ama sen onu yapmak istemediğin için dediklerinde haklısın.

senin çözümün amerika'da da değil mesela. orada da bu duyguları yaşarsın. asya-afrika-güney amerika senin ilacın :)
  • brkylmz  (16.10.19 11:43:39) 
boşver kanka seyahat meyahat bozar adamı. hem düşünsene havaalanına gidiş gelişi, uzun pasaport ve bagaj kuyruklarını, rötarları aksilikleri soğuğu yağmuru..çağır hatununu eve mis gibi takılın!


  • '  (16.10.19 11:46:35) 
geçmiş olsun, ruhun ölmüş. bence de evde otur hocam, boşa masrafa giriyor seninki. sen bu tavırla aya gitsen "ee zaten görüyoduk bunu dünyadan dümdüz gri yer" der mekikte beklersin.


  • sir gawain  (16.10.19 11:48:03 ~ 11:49:35) 
instagrama fotoğraf ekliyorsun işte başka bir olayı yok gezmenin
3 gün bir şehre gittin diye fazla beklentiye girmeye gerek yok

  • bir soru sorcam  (16.10.19 11:48:12) 
Yazdiklariniza bakilirsa seyahat etmeyi pek sevmiyorsunuz, sevmek zorunda da diilsiniz, nedense son yillarda herkes seyahati sevmeli gibi bir kanun var (bu arada ben cok seviyorum, seyahat etmediğim zamanlarda bir sonraki seyahatimi dusunuyorum ve hayal ediyorum)

Kendi adima sehirlerde sokaklari, insanlari izlemeyi seviyorum en cok, farkli bir yerde olmak bile basli basina ruhumu tatmin ediyor.

Dogasi guzel yerlerde dogayi izlemek ve fotograf cekmek hosuma gidiyor, yazin seyahati hic sevmem (anca golgede yatmali) kisin da yagmur camur olmadikca cok usume problemim yok,o nedenle park bahce, cicek bocek beni mutlu eder.

Tipik turist aktivitelerini de seviyorum, aptalca oldugunu bile bile bir duvarda elimi 360 derece dondurmeye calismak, bi cesmeye bozuk para atmak bana eglenceli geliyor.

Daha once kitaplarda okudugum, filmlerde dizilerde izledigim yerlerde bulunmak bana zevk veriyor.

Yolda olma halini seviyorum, ozellikle tren yolculuguna bayilirim.

Aslinda bakinca yukarida yazdiklarinizdan cok da farkli bir sey yapmıyorum ama bu dediklerin bana zevk veriyor.

Bence sorun bahsettigim dayatmada, herkes seyahati sevmek zorunda degil. Eksikligini de hissetmiyorsan evde otur ne sakincasi var.
  •   (16.10.19 11:53:16) 
vizyon dediğimiz şey tam da bu işte. sende yok ondan baboli.

evde çekirdek kola akıt gitsin.
  • jugador  (16.10.19 11:56:12) 
Bu kafayla, her boka bir kulp bularak hiçbir şeyden keyif alabileceğini sanmıyorum. Güney Amerika ya da Asya da farklı olmayacak. Yine müze, manzara, eğlence mekanları falan olacak.
Madem aksiyon istiyorsun, safariye falan git dicem ama belli ki sen ona da 2 saat sonra "ya anladık işte aslan kaplan amk" diyeceksin. Boşver otur çayını iç.

Ben tarihi yerleri gezerken zevkten dört köşe oluyorum mesela. Bambaşka kültürler, yaşantılar varmış lan bizim gördüklerimizden diyorum ve aşırı ilgimi çekiyor. Müze falan gezerken bu tarz düşünürsen belki biraz daha ilgi çekici olabilir.
  • cay koy geliyorum  (16.10.19 12:02:35 ~ 12:04:59) 
millet de bir şey yapmıyor pek. dediklerini veya azını yapıyor.

ben mesela farklı yerde olmayı seviyorum. bir şey yapmasam bile 2 gün paris'te olsam önümüzdeki günden itibaren bana iyi gelir. ama herkes sevmek zorunda değil.
  • kamile necaset  (16.10.19 12:11:44) 
enerjin düşük bence senin, tempolu yürüyüş yap ya da kapalı havuzda bol bol yüz bol bol taze meyve suyu içi kelle paça karışık çorba falan iç. sonra gezersin önce enerjini yükselt.


  • redeath  (16.10.19 12:16:39) 
aslinda gezmek zorundaymisiz gibi bir algi olustu sosyal medya etkisiyle. keyif almiyorsaniz gezmeyin. bir anlami yok ki oyle.

ote yandan bahsettiginiz durumlardan keyif almiyorsaniz neden keyif aliyorsunuz? cunku bu durumda yasadiginiz yerde de cok keyifli bir hayatiniz olmaz. yani durup beni ne mutlu ediyor diye dusunmek lazim cerceveyi genisletip.

bana yurtdisinda gordugum her sey muazzam geliyor. farkli insan yuzleri, farkli diller, bambaska yemekler, aliskanliklar, gormedigim meyveler, agaclar...

bir de bir hobiniz varsa, atiyorum ata binmek, onu farkli ulkelerde gerceklestirmek keyif verebilir.
  • jimicik  (16.10.19 12:29:21 ~ 12:38:38) 
avrupa hep aynı evet. tokyo'ya falan git belki seversin. seyahat etmeyi sevmiyorsan da kendini zorlama.


  • xvyz  (16.10.19 12:33:45) 
surekli benzer yerlere gitmissin anlasilan ama o bile keyif verici aslinda... dedigin gibi baska yerlere gitme vaktin gelmis senin ama onlar da cok mutlu etmeyebilir seni; hayata karsi tutumunu degistir bence :)

genelde 5-8 gun arasi ayni sehirde kaliyorum ben. hem cok bilindik yerlerini geziyorum, hem de sehrin icinde kayboluyorum; sehir ici yuruyorum bol bol ve kesif yapiyorum. yemekleri bilindik ve turistik yerlerde degil halkla konusup ya da yuruken kesfettigim local yerlerde yiyorum, iciyorum. ayrica sehre yakin guzel yerler varsa da sabah erkenden cikip tren,otobus ile tum gun pass alip, gezip dolasip geliyorum merkeze.

her seferinde de cok keyif aliyorum seyahatlerimden :) asya tarafini deneyebilirsin, doga olarak cok daha muazzam
  • sweetoffice  (16.10.19 12:39:18) 
"bilader allah senin yardımcın olsun sen ölmüşün toprak atanın yok vesselam...
Bu aciz halinden allaha sığın töbe ve tevekkül et" +1

anaaa :D
kız vizyonsuz musun?

müze geziyorum, her şeyi anlamak zorunda değilim bir sanat eserine bakınca tarihinden estetikten etkilenmem de yeter. ayrıca böyle şeyler zamanla gelişir. hiç gitmeyip hiç ilgilenmezsen nasıl bakış açısı kazanacaksın sevmezsin müze falan tabi.

bit pazarlarını, sahafları geziyorum.

özel yemeklerini/içeceklerini/tatlılarını falan deniyorum.

o şehre özel bütçemin el verdiği cafeleri deniyorum.

ilgi alanımın olduğu bir etkinlik varsa; konser tiyatro falan onlara bilet bakıyorum önceden.

online platformlardan birileriyle tanışıp buluşuyorum, bişiler içiyoruz, geziyoruz falan.

hediyelik eşya bakmıyorum, onun yerine türkiyede olmayan ya da pahalı olan yiyecek/içecek alışverişi yapıyorum marketlerden ve kapanış.
  • jimjim  (16.10.19 13:00:43) 
Duyuru komik cevaplar ondan da komik, gülmekten okuyamıyorum. :))

Hakikaten kendinizi bir kontrol edin ölmüş olabilirsiniz.
Ben bu kadar hayattan zerre zevk almayan ve memnuniyetsiz birini görmedim.:)

Ben olsam yeni bir yer görüyorum diye sevinçle gezerdim ki yurtdışına çıkma ihtimal ve imkanım yok.
Dediğiniz yerlere gitmeyin tamam kafe, müze vs sıkıcı diyelim.

Çıkın sokaklarında kaybolun, insanlarının içine girin vakit geçirin bazen dil bilmek gerekmiyor insanları tanımak için, yemeklerini keşfedin.
Çocuklarını görün onlarla vakit geçirin. Aslında yapılacak o kadar çok şey var ki.
Starbaksa gidip tabii ki mutlu olamazsınız.
  • kirmizipilotkalem  (16.10.19 13:28:02) 
sevişmek de belki bu anlarda ilaç gibi gelebilir.


  • redeath  (16.10.19 13:53:14) 
Sevmiyorsanız seyahat etmeyi, etmeyin. Bence insanları bu konuda “itelemek”, seyahati övmek etmek çok saçma. Instagram’da havalı dursun diye gezeceğinize evinizde istediğinizi yapın. Aptalca bir zorbalık yapılıyor bu konuda. Herkes gezmeyi, yeni yerlerden zevk almayı “görev” ediniyor. Saçmalık.

Sorunuza gelince, merak ettiğim yerleri geziyorum, orayla ilgili planlarım oluyor gitmeden önce. Spontane bir geziyse, en güzel barlarına giderim, daha turistik olmayan yerleri de keşfetmeye çalışırım. Gidip sokaklarında aylaklık da yaparım, insan izlemek hoşuma gider. Bit pazarlarına giderim. Varsa ilgilendiğim bir müzesi, oraya kesinlikle gitmeye çalışırım. Müze gezmeyi severim zaten, arkadaşlarımla buluşup da gezerim kendi yaşadığım şehirde.

Dağ-taş, tırmanma beni zorladığı için ayrı bir zevk alıp gezerim. Bisiklet sürerim. İnsanlarla iletişime çok kapalı gözükmemeye çalışırım. Zaten yalnız seyahat ediyorsam, kesin oradakilerle uzun-kısa muhabbete girerim. Tavsiye alırım. Bunlar bana yük değil.

Sırtımda çantayla epeyce dolaştığım bir vakit, yatağımı özlediğimden bir iki ay seyahat etmemiştim. O sırada bana spontane gelen bir teklifi kabul edip Amsterdam’a gittim ve çok da zevk alamadım oradaki gezimden mesela. Yük geldi bana, modum düşüktü. O günden beri asla istemediğim yola çıkmam, belki evde oturup film izlemek daha iyi gelecektir bana. Gezmek için gezmem.
  • buf-e kür  (16.10.19 14:05:54) 
walmarta git şişko arabalarına bin gezin, tam senlik aktivite.


  • hasmetizm 2046  (16.10.19 14:08:51) 
www.youtube.com

bu video geldi aklıma :)
  • gerenkyok  (16.10.19 14:09:30) 
çok bir beklentiye girmeye gerek yok, çok abartılacak büyülenecek bir durum yok, oralar da yaşanılan yerler, insanlar normal olarak yaşıyor.
Farklı şeyler görmek ilgi çekicidir. Mesela yolda yürürken sıra dışı bir insan görürsen ilgini çeker, aynı mantık, sıra dışı şeyler görüyorsun ve ilgini çekiyor. Nerede olduğunu sorguluyor kafa, kendini sorguluyor, insanları sorguluyor, memleketini sorguluyor, karşılaştırıyor, yeni fikirler ediniyorsun. Ne kadar sıra dışı ise gördüğün gittiğin yer o kadar derin bir şekilde yaşıyorsun bu tecrübeyi.
Herkesin gittiği yerlere gitmekte korkulacak bir şey yok.
Mesela endonezya ya gittim, motosiklet kiraladım ve rastgele dağlara köylere kökledim 5-6 ay kadar önce. Çok sıra dışı bir tecrübe, çok değişik kafası var. İnsanlar gidiyorlar, atıyorum bilmem ne dağında gün doğumunu izliyorlar bali adasında, bunu yaşamak çok sıra dışı, insanın kafasını açar, farklı bir tecrübe.

Tabi seyehatin %100 ünde bu kafada olmayı beklemeyin. Seyehat etmek aktif olmak demek, gidip otel odalarında bol keseden karın şişirmek içmek sıçmak falan bunu seyehat etmek olarak değerlendirmiyorum, o farklı bir şey. Ne kadar yorulursanız o kadar çok experience yaşarsınız.

Özet geçmek gerekir ise ilgini çeken bir coğrafya / toplum da ilgini çeken tecrübe ( experience) ler kovalayacaksın ve oralara gideceksin ki bu hoşuna gitsin.
  • The_Lollok  (16.10.19 14:24:28 ~ 14:27:08) 
Sizin gibi biriyle kazara gezmeye çıkmam umarım.

İlgimi çeken konularda ne varsa onu yapıyorum. Gitmiş olmak için müzeye ya da tarihi bir yere gitmem. Sıkılıyorum. Genelde doğa ile ilgili yerleri seviyorum. Park bahçe köy kasaba gezmek gibi.

Club cafe gitmem. Sevgilimle gezerken yemek yemeyi vakit kaybı olarak görürdük. En hızlı şekilde halledip yola devam ederdik.

Alışveriş çok yapıyorum. Paramı bitirmeden gelmeyi sevmiyorum. Sadece bardak altlığı gibi standart şeyler değil gittiğim yerin butiklerini çok gezerim.

Birde çıkıp rastgele gezmeyi seviyorum. Çok kayboldum ama çok güzel yerler buldum.
  • jazzabel  (16.10.19 14:52:06) 
Genel olarak depresif ve mutsuz bir ruh haliniz olabilir. Bazen bir yerden sonra insan her şeyden sıkılabiliyor. "Ee ne oldu ki şimdi?" moduna girebiliyor. Eğer sizde bu durum yoksa gezmeyi sevmiyorsunuz demektir. Sevmek zorunda değilsiniz zaten. Sevmiyorsanız yapmayın, sevebileceğiniz farklı şeyler bulun kendinize. Burada size laf sokan tiplere de takılmayın.


  • bayc  (16.10.19 15:18:26) 
Bu saydiklarindan keyif almiyorsan deniz tatili yap. Plaji, denizi güzel olan ülkelere gidip denize girer, yemegini yer uyursun.

Ona da "Ee noldu suya girdik ciktik simdi!" diyorsan gercekten ölmüssün dostum :D
O zaman seyahat etmemelisin.
  • chitosan  (16.10.19 15:43:01) 
Sorun olaya tersten yaklaşıyor olmanız, herkes x ülkesine gidiyor ben de gideyim diyorsunuz, gidince de rutine düşüyorsunuz. Önce ilginizi çeken bir şey bulun, bu ilginç bir yeri görmek olabilir, adrenalin aktivitesi olabilir, çok istisnai yöresel bir aktivite olabilir, belli bir yemek olabilir, karşı cins olabilir, bir şeyin eğitimini almak olabilir, sevdiğiniz bir muzisyenin konserine katılmak olabilir vs. vs. o şeyi bulunca da hangi ülkedeyse oraya gidin. Bu yer belki küçük bir kasaba da olabilir. Aklınızda şu an bir şey yoksa keşfedene kadar gitmeyin zaten. Seyahat etmek Paris'e gidip fotoğraf çekilip instagrama koymak demek değil, hatta bundan daha berbat bir seyahat düşünemiyorum.
Yazılmış zaten herkes seyahat etmeyi sevmeyebilir, tatilde seyahat dışında aktiviteler de yapılabilir.

  • mikro patlama  (16.10.19 15:56:45) 
herkes seyahat etmeyi sevmiyor, siz de sevmek zorunda değilsiniz. bir kenara gidiş dönüş bileti diğer yana 20-30 kitap koysam, hiç düşünmeden kitaplara sarılacak bir arkadaşım var benim. yemeğe düşkün, tüm seyahat planlarını buna göre yapan tanıdığım da var. insanlar çeşit çeşit, zevkler de öyle. biri diğerinden iyi demek anlamsız.

ben ne yapıyoruma gelirsem, farklı yerler görmeyi seviyorum. aklımda kalan bir müze için ikinci kez seyahat ettiğim şehir de var, gidip en ünlü müzesine gitmediğim şehir de. gitmeden vaktim varsa blogları okurum ama genelde kafama göre takılıyorum. hava çok soğuk değilse yürüyerek gezmeyi, ilgimi çeken sokaklara dalmayı, yerellerin takıldığı kafelerde oturmayı seviyorum.
  • asteriks  (16.10.19 16:06:40) 
[]

herkesin devamli birbirini yaristirmasi

internette cok gozunuze carpmiyor mu bu durum. duyuru da buna dahil. bir zamanlar interneti ve duyuruyu birakmistim, geri dondugumde gozume ilk carpan sey bu olmustu.

"sen kimsin", "sen ne yaptin, neyi hak ettin", "sen nerede okudun","sen nerede calistin", "sen sanslisin", "sen nerden buldun o parayi", "senin degil ananin babanin parasi", "ah ben senin yerinde olacaktim ki", hatta ve hatta "sen X semtinde oturan birisi olarak ne hakla Y semtine boyle dersin"

hakki var duyuru yine bayagi elit kaliyor ama burada bile gunde en az bir tane duyuru altinda birbirleriyle title, okul, gezdigi ulke vs yaristiran (yani tam anlamiyla s*dik yaristiran) insan gormek mumkun. gencecik kiz ailesinden aldigi yardimla uc-dort ulke gordu diye yemedigi kufur kalmamis youtubeda.

tum bunlar sizi yormuyor mu? ben mi cok abartiyorum yoksa? bayagi insanlar kafayi yedi gibi geliyor, boyle bir cekememezlik yoktu bu kadar eskiden. eski dedigim de 15 yil onceye gitmeye gerek yok, 6 7 yil once bile boyle degildi sanki.

 
bu yazdıgın şey türk toplumunun en büyük problemi bence.
toplum olarak ruh sağlığımız bozuk çünkü herkes kendini başkasından üstün olmak zorundaymış gibi hissediyor, hatta üstün görüyor, üstün değilse kompleks yapıyor.
aileler çocukları üzerinde, eşler birbiri üzerinde bu baskıyı kuruyor.
6-7 yıl önce de böyleydi, ben bildim bileli böyle.
  • dafuq  (14.10.19 18:58:32 ~ 18:58:59) 
Sürekli en iyisi hangisi belirleme çabası içindeyiz. Ronaldo mu Messi mi? Yok en iyisi Gerçek Ronaldo. Maradona böyle mühtişti. Lan hepsi iyi topçuydu işte.

Iphone böyle iyi Samsung şöyle müthiş. Ios'in busu kötü, Android'in şusu iğrenç.

Sürekli gereksiz en iyisi hangisi rekabeti mevcut.
  • put it in your appropriate place  (14.10.19 19:15:37) 
Insanin bu durumlari aşabilecek olgunluğa erişmesinin çok çok zor olduğuna ikna oldum.

Özünde aktif olarak bu hayatin tadini alabileceğimiz yaş aralığı 20-50. 30 yılımız var ve bu statü dedikleri naneye saplanıp bu 30 seneyi böyle piç eden tipleri asla anlayamayacağım sanırım.

Çocukluğumdan beri böyle düşünüyorum, title olaylari hic ama hiç çekmiyor beni, üniversite okumadim, çekmedi beni. Is yerinde orta seviye bir pozisyonda takılıp dahasi için asla tırmalamiyorum ki o orta seviyenin de tek sebebi malum alkol fiyatlari :) yoksa takılırım bi yerlerde asgari ücretle hiç bozmaz beni.

Özgür olduğumu hissediyorum. Öyle özgürlük etiketini de şuraya buraya gitmeye indirgemiyorum,hayatta saplanıp kaldığım hic bir şey yok.(aşık olduğum kadın haricinde, o kutsal)

Çok güzel insanlar tanıdım, çok güzel insanlarla vakit gecirdim, hilton'da suitte konaklayıp ertesi günü teneke barakada uyuduğum da vakidir ve ikisini de sorgulamadim hiç. (Ha 35. Kattan elinde viski kadehi ile manzarayi izlemek elbet zevkli bir aktivite ama 35. Kattan elimde viski kadehiyle manzara izlemenin beni satin almasina asla izin vermem, hayatımı salt bunu başarmaya adamam yani.)

Zırhlı mercedes'e binen adamla hasbihal etmişliğim de oluyor, eminönü'de banka oturup şişeden şarabı dikerken abi bi lira var mi diye yanima gelen tinerciyi yanima oturtup takılmışlığım da.

Canım istiyorsa jilet gibi bakımlı oluyorum canım istemiyorsa saçı sakalı koyverip mağara adamına da dönebiliyorum. Canım neyi istiyorsa ama. Hic bir şeyin baskısıyla değil. Bunu yadirgamayacak, beni bu şekilde kabul edecek arkadaşlar biriktirdim hep, geri kalanının farkinda bile değilim, farklı evrenlerde yaşayan farklı yasam formları gibiyiz adeta.

Seviyorum yaşamayı. Yaşadığımı hissetmeyi seviyorum. "Yaşamak" fiiline hiç bir çerçeve çizmedim çizmem de.

Isid'in kafa kesme videolarini patlamış misir yerken izleyecek kadar soğuk kanlı ve realistim de ama aynı zamanda tek bir karıncayı bile incitemeyecek kadar hassas bir insanim.

Yaşım 32, erkeğim. Tek bir yaram hariç mutluyum. Ic huzurum var. Son 1 yıldır saydığın tip insanlara tahammül eşiğim azaldi biraz, gereksiz agresyonlara girebiliyorum bazen, bunu bir problem olarak not alabilirim kendime.

Velhasil gereksiz uzattim, sorduğun insanlari asla ama asla anlamayacagim ve ne yazık ki saygi da duyamıyorum.
  • aksi kanitlanmadikca cocuktur  (14.10.19 19:19:37) 
Hem de nasıl çarpıyor gözümüze. Öte yandan sözde üstünlük bir yana mağduriyetlerini bile birbiriyle yarıştırıyor insanlar. " Çok az uyudum yorgunum." vs. " oooo da bir şey mi ya ben sabahladım" vs. " siz yine iyisiniz ben 2 gündür uyumuyorum" gerçekten aklım zihnim almıyor çıldırasım geliyor artık. Kötülükte bile zirveyi isteyen bir toplum olduk. Durumun niteliğine bakmaksızın 'en' olma gayreti.


  • lüzumsuz adam  (14.10.19 19:27:57) 
Sosyal medyanın getirdiği bir olay bu. Ruh sağlığı için Twitter haricindeki sosyal medya hesapları kapatılmalı. Twitter'ı da sadece sevilen ünlü kişinin fikirlerini takip etmek için kullanılmalı. Hele o Linkedin var ya en beteri . Her şey çarşaf çarşaf ortada adamın adını yazıyorsun hangi okulu bitirmiş, nerde çalışmış tüm kariyeri kabak gibi ortaya çıkıyor. Gel de kendini kıyaslama, geçmişte tanıdığın en niteliksiz kişilerin senden daha iyi yerlere geldiğini görüyorsun falan. Linkedin hesabı olan birinin mutlu olması %0.

Duyuru da dışardaki hayatın bir yansıması tabii. Ayıptır söylemesi geçen sene dövizin zirvede olduğu zaman Yunan Adaları'na tatile gitmiştim. Yunan Adaları ile ilgili bir soru sordum, millet kıskançlıktan çatlamıştı, linç yedim bildiğin, soruyu sildim sonra.
  • freedonia  (14.10.19 19:36:12) 
evet. yordu bu toplum beni


  • yuvarlanantencereninkapagi  (14.10.19 23:13:36) 
Çekememezlik ve hasetlik türk toplumunun özeti maalesef. Öyle ortamlarda büyüdüğümüz için Sanal aleme de bunu basıyoruz hep.


  • roket adam  (14.10.19 23:17:10) 
sosyal medyadan bağımsız bir olay bu, köylü yapımızdan kaynaklı. çocukken de zeki başarılı çocuklar ile kıyaslıyordu ailelerimiz bizi. geleneksel adetlerin hepsini ailelerimizden aldık.


  • hasmetizm 2046  (15.10.19 11:09:12) 
[]

tek basiniza seyahat eder misiniz

evet hanimlar beyler,

1)kucuk veya buyuk sehirlere tek basina seyahat sıkıcı mı olur?

gittigim yerin lokalleri ile konusurum, yasli amcalara selam veririm, universiteli genclere takilirim veya benim gibi backpacker'lari bulup onlarla vur patlasin cal oynasin yaparim gibi cevaplari konu disinda birakarak soruyorum.

tüm seyahati tek basiniza gecirdiginizi varsayin. bu durum can sıkıntısına yol açar mi?

2)tek gezilir ama şu mevsimde/tarihte yapilmaz veya şu şu ülkelerde yapilmaz gibi tavsiyeleriniz var mi?

3)tek gezerken birçok yeri bir kerede gezmek mi yoksa parca parca kisa seyahatler ile tek tek gezmek mi?

 
ben ilk tek gezmeye gittiğimde biraz çekinmiştim, ama sonrasında baya sevdim. sana inanılmaz bir özgürlük veriyor, kısaca kafana eseni yapıyorsun. grupla gezerken karşılaşamayacağın deneyimlere olanak kılıyor. benim önerim tek gezerken çok sosyal biri değilsen çok uzun süreli seyahatler ayarlama. olur ya bazen, kimseyle kafan uyuşmaz, öyle mal gibi kalma. 4-5 gün o yüzden ideal. kimseyle tanışmasan bile kafanı dinler gelirsin. ortak yabancı dil olmayan ülkeler zorlayabilir. (rusça bilmediğini varsayarsak ingilizce'nin yaygın olmadığı rusya, ukrayna gibi yerler)


  • hayley williams ile evlenecek genc  (11.10.19 04:15:40 ~ 04:16:40) 
Uzun süre tek başıma gezdim. Hiç de sıkılmadım. Müthiş bir özgürlük ve keyif verdi. Tek başımayken çok fazla yerellerle sosyalleşmem. Serde Türk kadınlığı var, ne olur ne olmaz diye. Can sıkıntısı olmuyor ama bazen hüzün oluyor. Parça parça kısa seyahatleri tercih ederdim. Kadın başıma Avrupa ve Kuzey Amerika haricinde tek başıma gezmezdim sanırım. Bu da yine güvenlik sebepli.


  • SiyamkedisiZorro  (11.10.19 08:12:19) 
1- küçük veya büyük şehir de olsa, tek başına seyahat her zaman daha özgür hissettiriyor bana. ilk tek seyahatim olan budapeşte'de bir park bulup yarım saat salıncakta sallanmıştım mesela. arkadaşlarımla gitseydim muhtemelen böyle bir anım olmayacaktı.
çoğu zaman çok az parayla yurtdışına gidiyorum. dolayısıyla daha az müze daha çok park bahçe geziyorum, marketlerden ucuza alışveriş yapıyorum, istediğim yere istediğim zamanda gidiyor ve istediğim kadar vakit geçiriyorum kısacası.

3- seyahatlerim genelde max.5 günlük oluyor. çünkü bir süre sonra yoruluyor ve zevk almamaya başlıyorum. ben tek tek, parça parça gezmek taraftarıyım açıkçası. aynı kıta içindeki şehirler birbirine çokça benziyor. özellikle avrupa'da. bu yüzden kafam karışıyor benim. 3 gün gidip tek şehir gezmek tercihim. hem aşırı yorucu da olmuyor. görev gibi, gezmek için gezmiyorsun çünkü.

2- tek seyahatin mevsimle tarihle ilgisi yok bence. ama lokasyonla ilgisi olabilir. ortadoğu, kuzey afrika gibi yerlere, ben kadın olduğum için yalnız gidemiyorum örneğin.

ek olarak: ingilizceniz iyiyse ve ingilizce konuşulabilen yerlere gideceksiniz azcık da sosyal biriyseniz hiç sıkılacağınızı düşünmüyorum.
  • tok oldugumuz halde yaftalar yiyoruz  (11.10.19 08:13:55) 
Özellikle ilk kez gideceğim bir yerse tek başıma gitmeyi seviyorum. İstediğim gibi plan yapmak,kafama göre değiştirmek iyi geliyor. Ben de genelde kısa süreli gidiyorum,4-5 gün gibi. Deniz tatiline ise arkadaşlarımla ya da ailemle giderim. Ve evet güvenlik gerekçesiyle avrupa ve kuzey amerika dışında tek başıma tatil planlamam.


  • asteriks  (11.10.19 08:50:08) 
benim en sevdiğim şey tek başına gezip tozmak. en son tek başıma bir hafta tatil yapmıştım, neredeyse kimseyle konuşmamıştım bile. hayatımda bu kadar dinlendirici bir zaman dilimi geçirdiğimi hatırlamıyorum.

mükemmel olur.
  • babilbaligi  (11.10.19 09:31:10) 
@tok oldugumuz halde yaftalar yiyoruz +1

Yurtdışı gezilerimi tek yapıyorum. Daha rahat oluyor benim açımdan. Ne ben bir başkasını kısıtlıyorum, ne de bir başkası beni kısıtlıyor. kafama göre sokak sokak müze müze geziyorum. kafama göre istediğim yerde oturup, yemeği yiyorum.

@asteriks'in yazdıklarını şahsen benim için de geçerli. sadece avrupa'ya gidiyorum tek başıma. Çin, Rusya gibi büyük yerlere tek gideceğimi pek sanmıyorum. Güney Afrika Cumhuriyeti için de cesaret edemem açıkçası.
  • put it in your appropriate place  (11.10.19 09:55:32) 
Her zaman, her yerde tek seyahat. Tamamen aynı kafada değilsen ya taviz veriyor, ya birisine taviz verdirdiğin için kendini kötü hissediyor, ya da çatışmaya girip sıkıntı yaşıyorsun. Bu durum daha can sıkıcı. Çok kişi gittiğim son seyahatte kendi öz kardeşimle kavga ettim, döndükten sonra bir hafta konuşmadık. Öz kardeşim diyorum, bakın.

Bazı destinasyonlar için güvenlik kaygınızı anlarım da, çoğu zaman gerçek problemlerde yanındaki kişinin de çok yararı olmuyor. Fas'ta öldürülen İskandinav kızlar da 2 kişiydi sonuçta.
  • d max  (11.10.19 10:30:56) 
Giderim.
Dikkat bağımlılık yapıyor.

  • kanlakarisikyagmur  (11.10.19 12:33:49) 
Ettim, ederim. Küçük şehirler 1 günden fazla sıkıcı olur ama büyük şehirler gayet güzel olur. Planlamadan, yazı okumadan, pek tavsiye almadan doğaçlama ve o şehrin yerlisi gibi elimde kamera, telefon ve sırtımda çanta olmadan ellerim cepte gezmeyi severim. Parça parça kısa seyahatlere vaktim olamdığım için tek tatilde mümkün olduğunca çok yeri görmeye çalışıyorum.


  • iwasbornonamountainside  (11.10.19 12:56:23) 
Gençken iyi de yaş ilerledikçe yalnız gezilmiyor ya. Kafeye, restaurana, gece klübüne gitmesi işkence, yan masadan muhabbetler, kahkahalar geliyor ya da millet arkadaş grubuyla, eşiyle sevgilisi ile. sen orda creepy/weird guy olarak sap sap takılıyon, telefonla oynuyorsun falan. Bir de büyük şehir olması lazım, cıvıl cıvıl olacak, aktivitesi, genci, toplu taşıması, sergisi, müzesi canlı bir şehir olması lazım. Tatile diye çıkıp depresyona bile girer insan:) Otel odası yalnızlığı diye bir başlık var, şimdi baktım: 110 sayfa olmuş. Bu kadar insan goygoy yapmış olamaz:) Baltalamak gibi olmasın bu arada, ben kolay sosyalleşen insan değilim zaten yapı meselesi, herkese göre değil bu yalnız seyahatler


  • neverletyougodown  (11.10.19 22:59:45) 
[]

gurbetciler neden buraya gelmeyin diyorlar

burasi bitti gelmeyin falan diyorlar devamli. iyiligimizi isteyip bizi dusundukleri icin degil herhalde. gelelim, kotuyse doneriz. sen niye panik oluyosun. nedir bunun mantigi? hicbir seyde yardimci olmayan adamin bu konuda iyilik yapasi tutuyor, akil veriyor güya.




 
yüksek lisansım döneminde 3 sene almanyada yaşadım, ek iş olarak fabrikalarda mavi yaka olarak çalışıyordum, gurbetçilerle iletişimim de çoktu. özet geçecek olursam %90ı boş konuşuyor, herhangi geçerli bir argümanları yok. ama genel olarak istemiyorlar daha fazla türkün gelmesini. ben ingilizce bi programda okuduğum için almanca bilmiyordum, tanıştığım türkler almanca olmadan okuyamazsın diyordu, e abi okuyorum işte diyodum, yok diyolardı, garip kafalar.


  • yonge and bloor  (02.10.19 14:46:58) 
bildiğim bölgeden yanıt vereyim,

beyaz yakalılar demez bunu. mavi yaka olarak new york bölgesine gelenler ya şöför ya pompacı ya da inşaat işleri yapıyor. biri geldiği zaman o da o işlere saldırıyor doğal olarak. küçük hesaplarına göre pasta küçülüyor.

kıç kadar yerde 4 tane berber dükkanı var. hepsi türk. müşterileri de genelde türk. biri daha gelsin istemiyorlar. hayat zor dedikleri de hepsinin altında en kötü leaseing'le aldıkları 2019 model bmw var.

öyle konuşmalarının sebebi, cahillik. aynı güruh 'vatanım vatanım' diye de ağlıyor ama hep goy goy.

trump bunları 2 aylığına türkiye'ye şutlasa, 3. ay hepsi türk vatandaşlığından çıkıp green card'larıyla devam ederler. iddiaya da girerim bu konuda. 1 kişi fire vermez.
  • brkylmz  (02.10.19 14:52:39 ~ 14:54:07) 
Almanyada cok mavi yaka Turk gordum.Hemen hepsi Istanbul birakilip ALmanyaya gelinir mi,Istanbul cok guzel yer kafasindaydi. Boyle dusuenmelerinin birkac sebebi var.
1) Kendi iclerine kapalilar.Is ortaminda bile Almanlarla kaynasamiyorlar,Kendilerini surekli dislanmis hissediyorlar.

2)Degerli Euro ile Istanbula tatile gelip 3-4 kafta ye ic gez hayatini yasa modunda takiliyorlar.Boyle yasayinca zaten ben de katiliyorum Istanbul gezmesi en guzel yerlerden biri :)

3) ALmanya hayat standardi acisindan mavi yakanin kazandigi para her turlu zorunlu ihtiyaclara yetiyor ancak buranin varlikli kesimi olmaya yetmiyor.Bir seylerin eksik oldugunu hissediyorlar
  • turkuaz  (02.10.19 14:57:30) 
türkiyeden almanyaya çalışmaya gitmiş bir kadın yöneticim aynen şu ifadeleri kullandı

beni biliyorsunuz ne kadar modern bir kadın da olsam şu sınırdan çıkınca orada hemen müslüman ve türk muamelesi görüyorsunuz. çok zorlandım demişti

yukarıda yazılanlara karşıt olarak söylüyorum
orada iyi şartlarda kazanıyor olmasına rağmen iyi şartlarda çalışıyor olmasına rağmen bunu söylemişti

yalnızlık büyük sorun
  • seyyar satıcı  (02.10.19 15:09:15) 
Türkiye’de yaşamadıkları için burası onlar için cennet... gel buraya euroyu 6-7 kat daha değerli harca sonra tr cennet de 1 ay tatilini 2000 tl ile yapsan da görsek:)


  • Boris  (02.10.19 15:09:30) 
Sadece başlığı okuyarak bişey söylicem.

Benim kuzen avmlerde temizlik arabası sürüyor akşamları da local bir pubda 3-4 saat komilik yapıyor. 43 yaşında. 3. Yılı almanyada. 5.25 xdrive ile geldi bu yaz.

Bizim ceoda 5.20i var. Bana diyor ki buralar kötü dönecem.
  • valentinov  (02.10.19 15:15:27) 
Olayı gurbetçilikten de çıkarıp bir örnek vereyim, çok fazla kişi İstanbulda yaşıyor ve "abi yaşanmaz burada ben de en kısa sürede gidicem, gelmeyin" diyor, sonuçta yıllarca istanbulda yaşıyor.

Yurtdışındaki bir kitle, dedikleri gibi daha çok mavi yakalı ve kültüre adapte olamamış insanlar, cidden türkiyeye özlem duyuyor ama dönse burada da yapamayacağını biliyor.
  • nhk ni youkosu  (02.10.19 16:10:26) 
öncelikle kimse kimseyi bağlamıyor herkes yurtdışına gidebilir istedikten sonra en kolay şey yurtdışına gitmektir

fakat önce probleme odaklanalım yurtdışına neden gideceksiniz buna karar vermek lazım

para türkiyede yok mu var hemde avrupada yaşayan adamlardan daha kolay kazanılıyor

peki parayla avrupada yapıpta burada yapamadığın birşey var mı yok türkiye de aynı şekilde paran olduğunda her şey yapıyorsun

peki arasında bir fark yok ise neden avrupaya gideyim?

örnek iranlı kadınlar avrupaya,türkiye kaçıyor çünkü rahat yaşayamıyorlar türkiyede kimse kimseye karışmıyor burada herkes istediği dini ve cinsel tercihi yaşayabiliyor

eğer burada rahat yaşayamıyorsan orada da aynı şekilde rahat yaşayamazsın
avrupada rekabet daha fazladır burada x yaparak kazanacağın parayı orada 2x yaparak kazanırsın

evet araba,alkol,inek eti buraya göre ucuz ama burada öyle bir para kazanan insanlar var ki senin sırf ucuz olduğu halde alamadığın ürünlerden daha kalitelisini alıyorlar
  • sivrisinek  (02.10.19 17:04:31) 
Mark zamaninda biraz girisimci iseler, cok daha iyi para kazanabiliyorlarmis. O donem bitti, deli dehset ilerleyen ekonomik buyume de.

"Gurbetciler"in laflarindan cok bir cikarim yapmaya kalkmayin derim. Ne demek burasi bitti? Almanya, Avrupa Birligi´ni ileriye tasiyan bir ulke. Burasi bittiyse, nereye gitmeli mesela?

Maalesef Türkiye´den gelen gocmenler,eski kusaklardan bahsediyorum, burada dogru duzgun bir diaspora olusturamadilar, politikada soz sahibi degiller ve toplumda ses getirecek, yasadigi yeri ileriye tasiyacak bilince sahip degiller. Yaban kalmaya devam ediyorlar, baska bir gerceklik icindeler ve sürekli sikayet ediyorlar. (Sadece tek yonlu yazmak istemiyorum. Almanya´nin senelerce "olmayan gocmen politikasi"nin bu insanlari bu duruma getirdigini dusunuyorum.) Karsilastirmalari cok yerinde olmuyor dolayisiyla.

Egitimli, ozguvenli bir insan Türkiye´den gelip Almanya´da bir hayat kurabilir. Tatmin edici sekilde daha iyi bir hayat kurabilir mi her zaman? Hayir. Ama gidip boyle bos bir yorum yapmaz herhalde. Burasi bitti nedir gercekten?
  • buf-e kür  (02.10.19 17:33:58 ~ 17:39:48) 
@sivrisinek,mnatiginiza hayran kaldim.Turkiyede para da var, paran olunca her seyi de yapiyorsun,ozgurluk de var.O zaman bu kadar kisi aptal yada kor demektir.


  • turkuaz  (02.10.19 17:39:40) 
şu sözü çok seviyorum zaten yapılan yorumlar bunu tekrar onayladı. " Bir şeyi gerçekten yapmak isteyen bir yol, istemeyen bahane bulur."

tekrar söylüyorum burada parayı bulamıyorsanız orada hiç bulamazsınız. sadece karnınızı doyurursunuz. avrupa da yaşayan gurbetçiler atomu parçalayarak oraya yerleşmediler, sizde özürlü değilsiniz o zaman çok istediğiniz avrupaya neden yerleşmiyorsunuz? yoksa beceremiyo rmusunuz? onlardan eksik olan şeyiniz nedir?

kusura bakmayında eksisözlük okuyorum daha ekmek almaya gitmeye erinen insanlar Türkiyeyi kurtarıyor yok şunu şöyle yaparsan böyle olur. v.b

bu ülkede ilkokulu mezunu milletvekili olabiliyor. ellerinden tutan kimse yok. esirde değiller ama yönetici olmuyorlar. yoksa kim yatağından ülkeyi kurtaracak.

yorum yapmışım yoruma sadece soruyla, yok ya öyle olmaz ile cevap veriliyor. Geçiştiriyor. Bana açıklamak zorundasın daha iyisini biliyorsan anlatacaksın bende öğreneceğim yada susacaksın ki erdemliktir.
  • sivrisinek  (03.10.19 10:34:24 ~ 10:35:15) 
@sivrisinek,

bence a haber izlemeyi azaltmalısın.

gurbetcilerin buraya gelmeyin diye konuşmalarının nedeninin, gidecek olanların oradaki iş gücünü artırarak pasta paylarının düşmesini engellemek olduğunu düşünüyorum.
  • mayday  (03.10.19 10:53:58) 
[]

kucuk bir avrupa sehrinde nasil sosyallesilir

selam sizlere gençler,

avrupadaki bir ofise geçme durumu oldu. iki ulke var (almanya veya hollanda) ama bir tanesi birkac yuz bin kisilik sehirde. digerinin nufusu da 100bin'den daha az.

boyle yerlerde nasil kaynasir calisan insanlar? cok oyle expat vs yok bu yerlerde.

yabanci dillerim var ama sular seller gibi degil. hollandaca dilini bilmiyorum. ingilizce almanca var yalnizca. ama dedigim gibi akip gitmiyor.

halkin dilini bilmedigim icin ne kadar istesem de hollanda' yi elemeyi dusunuyorum. almanyada kis mevsiminin o karinda sogugunda napilir veya yazin herkes tanidiklari ile takilirken tek basina koca vakit gecer mi? bir yol gosteriverin bilirkişiler. nasil arkadas olunur insanlarla. dusundum de, turkiyede arkadaslarimi nasil buldugumu hatirlamiyorum. zaten asiri sosyal, enseye tokat insan degilim en basta. girisken olsam belki kolay olurdu.

belki onemlidir bu bilgiler diye ekliyorum: 1)cok bir para kazanmicam. 2)hobim yok , biraz bos beles bir tipim.

 
Meetup. Oradan ilginizi ceken bir grup bulup etkinliklerine katilabilirsiniz. Hobi yoksa spordan yurunebilir. Ben basketbol oynayan ekip buldum. Ilk aylar git-gel tabi, cok sosyallesme olmuyor, fakat simdi baya yakin oldugum 6-7 kisilik bir grup var.


  • kif  (01.10.19 15:42:24) 
Birkac yuzbinlik sehir baya ortalama avrupa sehri, kesin vardir bence aksiyon. Kac yasindasin bilmiyorum, onemi de yok zaten, madem Almanya/Hollanda gibi bir ulkeye yerlesiyorsun bu hobi edinmek icin cok guzel bir zaman senin icin.

Bu arada spor ve tecrube ile ilgili olarak, bir aktivite bulursan en kotu mesaj atarsin ben yeniyim gelebilir miyim, seviye nasil vs. diye.
  • kif  (01.10.19 16:03:12) 
meetup oluyor, cok kucuk sayilmaz o yazdigin nufuslar.

Almanya icin almanca gerekli ama hollanda icin hollandaca gerekli degil. millet sular seller gibi ingilizce almanca konusur.

iki millet de biraz soguk, o yonden biraz zorlanabilirsin.

tavsiyem, evde oturma, her gun icin bir aktivite bul duzenli gidebilecegin. yoga, spor,, meditasyon, veya ilgini ne cekiyorsa. ilk birkac ay cok yakinlasma olmaz ama zamanla ayni ortamda buluna buluna insanlarla kaynasirsin, dost edinirsin. hobiler konusunda kendini acik tut, ne varsa dene.

tek basina da vakit geciyor, alisiyor insan, o da bir olasilik.
  • JohnOakley  (01.10.19 16:35:53) 
Ingilizce seviyeniz Almanca seviyenizden daha yüksekse, Hollanda ilk tercihiniz olsun.

Almanya'daki doğu eyaletlerinden ve Niedersachsen denilen kara delikten kaçın, ikisinde de göçmen olarak tatmin edici sosyal hayat kurmanız zor. Gerçi Alman olsanız da zor Niedersachsen'de. Hangi eyalete gideceğiniz çok önemli. Zira Hessen ya da NRW ise, küçük şehirlerde dahi yoğun olarak göçmen yaşar. Oradaki halk daha açık olur kaynaşmaya.

Almanya'da kar her yerde yok. Köln'de 3 sene kaldım ve bir kez kar tutmadı yerde. Mevsim şartları fazlaca abartılan ama Almanların konuşmaya ve şikayet etmeye bayıldıkları şeylerden biridir. Ama gerçekten fazla abartılır. Sosyal hayatınıza çok bir etkisi olmaz. Karda kışta, yağmurda insanlar ne yapacaklarsa, nereye gideceklerse giderler çünkü burada.

Hollanda'nin göçmene daha acık bir toplum oldugunu düşünüyorum. Daha cok small-talk kulturunun oldugu bir yer. İngilizce ile küçük köyde bile hayat geçer.

İki ülke için geçerli öneriler: Sosyal sorumluluk projeleri, kurum, kuruluş, ilginizi çeken ne varsa gidin üyesi olun, aktivitelerine katılın. Artık kilisede koroya mı yazılırsınız yoksa evsizlerle ilgili bir projede mi yer alırsınız ya da trekking turlarına mı giderseniz, bilemem. Ancak en küçük şehirde dahi yapılacak çok şey bulabilirsiniz. Sosyalleşmek için sizin cebinizdeki tüm parayı alacak ülkeler değiller. Gidin biranızı barda için, futbol izlemeye dışarı çıkın, yemeğinizi restaurantta yiyin. Evde çok kalmayın.
  • buf-e kür  (01.10.19 17:00:53 ~ 17:01:21) 
100bin gayet ortalama bir sehir avrupada. Pub-bar kulturu vardir, sosyal etkinlikler coktur. Sarapli resim cizme kursu var mesela, bildigin insanlar birer sise sarapla gidip icerken resim ciziyor. Herkes biraz gevseyince istediginle tanis sohbet et. Mutlaka bu sekil ilgini ceken kurslar vardir. Spor salonuna gitmeyen pek yok zaten. Sabah kosuya cikip herkese gulumseyip selam versen bile 1-2 arkadas edinirsin. Turkiyede pek gormedigim calisma ofisi tarzi yerler var. kutuphane gibi ama kitap yok, cok nezih hizli internetli bi calisma odasi kocaman. Belli sektorlerden insanlar aylik uye olup gidip kodlama tasarim falan yapiyor kahve icerken. En olmadi gonullu projelere katilirsin.

Gelismis ulkelerde sosyallesme imkani cok.
  • icim urperiyor  (01.10.19 18:14:24) 
En basit haliyle, kaynasamazsin hocam. Hele de 100bin nufuslu kasabada.
Onlardan biri degilsin ve olmayacaksin hicbir zaman. Gocmensin, Almanya gibi yerde oyle kaynasayim sosyal cevrem olsun diye umitlenme hayal krikligi yasarsin.

Pub'da nede sosyallesirsin gidip ama kaynasamazsin. Demek istedigimi anlatabiliyorumdur umarim. Bir arkadas cevren olmaz yani. Yuksek umutlarla gitme.
  • stavro  (01.10.19 18:28:41) 
1
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler angelus, Artibir, aychovsky, baba jo, basond, compumaster, deckard, fader, fraise, groove salad, kahvegibi, kaymaktutmayansicaksut, kibritsuyu, monstro, pandispanya, robin, ron dennis
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır. Skimlinks ile linkler üzerinden yönlendirme payı alınmaktadır.