[]

Sebepsiz bayılma / Panik atak mı?

Şimdiye dek belirgin herhangi bir psikolojik rahatsızlığım veya fiziksel rahatsızlığım olmadı. Hatta hiç bayılmadım bile. Sadece bayılmak üzere olduğumu (kafama yayılmaya başlayan soğuk bir şey akıyormuş hissi ve etrafın kararması) fark edip önledim hep. mesela 3 kere falan toplu taşımada yaşadım iki yıl önce. birinde regl ve açlık, diğerinde oksijen yetersizliği, diğerinde hiçbir sebep yoktu.

mesleğim gereği uzun saatler ayakta dikildiğimde de bir sorun yaşamadım.

iki haftadır aynı gün ve aynı yerde, dar bir ortamda biraz fazla kişi ders dinliyoruz. konular çok ilgi çekici olmasına rağmen, fiziksel olarak belirgin bir sebep olmamasına rağmen çok fazla esniyorum ve bir yerden sonra yakamı açmak istiyorum bayılma hissi gelmeye başlıyor. çıkıyorum, lavaboya gidip geldiğimde iyiyim 15 dk sonra yine aynısı.

kan değerlerime baktıracağım, birkaç gündür şekerimi ölçüyorum sorun yok. yaş 21. psikolojik olarak belirgin bir sorunum yok dedim ama çözemediğim, beni strese sokan ama devamlı süren majör durumlar var.

panik ataktan şüphelendik, olabilir mi sizce? başka ne olabilir neden olabilir?

 
epilepsi de olabilir. midede burulma, bulanma gibi bir his.. hafiften kontrolden çıkma hissi, farklı bir şekilde düşünmeye, hissetmeye başlama? bunlar yaklaşık 15-20 sn. sürüp sonra yavaştan normale dönme durumu..


  • silah taciri  (30.10.18 15:41:50) 
biraz bunalmışsın o kadar. aşırı stresten olsa gerek. endişelenecek bir durum değil.


  • execlusive  (30.10.18 15:46:22) 
endişelenecek bi durum yok gibi, ama içiniz rahat etsin istiyorsanız bi nöroloji uzmanına görünün bence


  • ex animo  (30.10.18 18:33:41) 
anksiyete gibi duruyor, esnemeniz nefes açlığına bağlı olabilir.


  • tepsi degilim ben  (30.10.18 18:45:52) 
genel itibarda hiçbir fiziksel sorunum yok, domuz gibiyim. psikolojik yüksek ihtimalle. önerisi olan yeşillendirsin.

@execlusive, hayat kalitemi düşürüyorlar hocam gittiğimiz yerde işe girme şansım çok yüksekti şu an sıfır
  • haykorsamdunyaya  (01.11.18 08:04:31) 
[]

Filtre Kahve Makinesi

0-400 tl arasi (tercihen kendinden filtreli) iyi bir filtre kahve makinesi onerisi olan var midir? f/psi iyi olsun, kahveyi guzel yapsin. alarm tarzi ek ozellikler sart degil.
ayrica makine arastirirken aroma ekleme secenegi olan makineler de dikkatimi cekti. bu ozellik nasil oluyor? guzel yapiyor mu icecegi?



 
Ben Delonghi kullanıyorum. Şuna benziyor. 2 seneyi aşkındır sorunsuz çalışıyor. Memnunum diyebilirim.

www.hepsiburada.com
  • hitokiri kenshin  (29.10.18 16:10:00) 
Aroma ekleme diye bir özellik yok. Aroma tuşuna basınca normalden daha yavaş demleme yapıyor, dolayısıyla yapılan kahve biraz daha aromatik oluyor. Kahveden de bir çıt tasarruf ettiriyor ayrıca.


  • Tears of Devil  (29.10.18 19:16:57) 
[]

Hanımlar, yetişin kuru saç!

Şöyle zahmetsiz ve ekonomik bir bakım öneriniz var mı? Kuru, kalın telli, yıpranan kabaran saç için ne yapmalı?

Kalabalık bir yurtta yaşayan öğrenci işi ekonomik bir öneriniz olursa çok sevinirim. Şunu kaynat, şunu pişir, şöyle maskele, şunu sür imkanımız yok ne yazık ki.


 
Ilık hint yağı+hindistan cevizi yağı saca sürülür ve bekletilir.
Ben kazik gibi saçlarımı yumuşacık yaptı
Tekrarlaman lazım ama.
  • safsafinaz  (13.09.18 15:11:29) 
Saç uzunluğuna göre 1-2 tane yumurtayı kırıp, içine de bir çay kaşığı kadar kalite bir markanın mayonezinden ekliyosun. Saçlarına uygulayıp, en az 45 dk streç film ya da benzeri bir ürünle üstünü kapıyorsun. Yıpranma ve kabarmaya karşı çok güzel faydalar getirdiğini düşünüyorum, denemeni öneririm.


  • doguscay  (13.09.18 15:15:46) 
watsons veya gratis gibi yerlerin indirim günlerine git, dove saç maskesi al. maksimum 25 liradır, 3 ay götürür. şampuandan sonra saçına sürüp 2-3 dakika beklettikten sonra yıkaman gerekiyor. haftada 2-3 kez yaparsan saçlarının kuruluğu gitmeye başlar.


  • nice tnetennba  (13.09.18 15:17:51) 
belirttiğim koşullara göre en pratik öneri için teşekkür ederim @nice tnetennba

diğer arkadaşlara da teşekkür ederim ama yumurta kırmalık bir ortamım yok yurdun mutfağını kullanamıyoruz işte.

aa bir de geçmişte kullandığım saç kremleri saçı daha da ağırlaştırıp dökülmeye sebep oluyordu gibi, önerdiğiniz çözümlerde böyle bir sorunla karşılaşır mıyım? şu sıralar biraz dökülme sorunu da var ama sebebi vitamin eksikliği, onu ayrıca düzeltmeye çalışıyorum bunun için bir çözüm sormuyorum. sadece arttırmaması amaçlı
  • haykorsamdunyaya  (13.09.18 15:21:35) 
Kozmetik ürünler tabiki en pratiği ama boşa verilen para.


  • safsafinaz  (13.09.18 15:29:59) 
saç kremi saç döker, kepek yapar. benim dediğim şey saç maskesi.


  • nice tnetennba  (13.09.18 16:30:55) 
[]

istanbul - Aydın

yarın istanbulaydın'a yola çıkan var mı?

hangi kategoride açılıyor bu soru bilmiyorum ama, sorum budur. yarın acilen aydın'da olmam gerekmekte, imkanlarım kısıtlı.


 
Care blablacar, bi şekilde izmire gelirsin devamı tren 7 lira.


  • a darkness coming  (06.09.18 22:46:27) 
her halükarda denizliye gel. trenle ulaşımla denizli aydın ucuza sağlarsın. tren garı otobüs terminalinin tam karşısında ve merkezde.


  • mikahakkinen  (07.09.18 07:49:44) 
[]

dağda gitar teli değiştirmek

elimizde dandik bir klasik gitarımız var, tellerini değiştirelim de oyalanalım diyoruz. başakşehir-kayaşehir yöresinde bu mümkün mü, yer önerebilecek var mı; yoksa ille şehre mi inmeliyiz? ha bir de fiyatlar ortalama nasıldır?

ille şehre ineceksek mecidiyeköy civarları tercihimizdir. ucuzundan hallediverelim şu işi.


 
Sipariş ver, gelsin, kendin değiştir. En temizi.


  • bos gezenin bos ustasi  (26.07.18 22:11:05) 
Kendin degistir ustalık gerektiren bir sey degil.
Ben gitmeye usenip floyd rose ayarını kendim yapmıştim daha ilk aldigimda.

  • stavro  (27.07.18 01:04:40) 
hocam tikleri pcde vereyim, gitarın g sini bilmeyen insanlarız üşenmekten değil. how to'suna youtubedan bakarız madem böyle diyorsanız. nereden ne alalım peki ucuza kapatmak için?


  • haykorsamdunyaya  (27.07.18 01:15:13) 
[]

spor ve beslenme hakkında

iki hafta kadardır kafama göre bir şeyler uyguluyorum, ama öncesi de var. ortaya karışık neler yaptığımdan bahsedebileceğim ve bana minik trickler verebilecek biri var mı?




 
Var tabii. Burada sorunca, herkes elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyor.


  • oguz altun  (05.07.18 10:30:25) 
[]

ucuz moka pot

İstanbul için önerisi olan var mı, nerede bulabilirim? a101'den almıştım ne güzel, sonra makineye atmak gibi bir gaflette bulundum..

eminönü'nde falan sorduğumda en son 40-50 civarlarında satıyorlardı. bunun yerine ikea'daki 80 liralık paslanmaz çelik olanı almak mı daha mantıklıdır?

edit: a101'den 22-23 civarı bir fiyata aldığım ürün internette 50 liradan satılıyor

 
uzun vadeli kullanırım diyorsanız bialetti fiyatlarına bakın


  • angelofdeath  (25.06.18 11:04:10) 
bakmıştım daha önce de pahalı gelmişti sanki :/


  • haykorsamdunyaya  (25.06.18 11:06:04) 
mudo'da indirimden çok iyi bir fiyata almıştım bir bakın isterseniz


  • hushhush  (25.06.18 11:11:35) 
Angel'in dediği gibi Bialetti markası bu işin piri, ben de onu öneririm, A101'in sattıkları alüminyum olduğu için uzun vadede sıkıntı çıkarabilir, ucuz olanlar da genelde alüminyum oluyor çok bulaşmamak lazım.


  • angelus  (25.06.18 11:17:03) 
a101'de satılan moka porundan birkaç ay önce aldım. 2-3 kere kullandım, şimdi çöpte.

onu 22-23 liraya almaktansa Starbucks daha ucuza geliyor.

diğerlerini bilmiyorum.
  • babilbaligi  (25.06.18 11:21:46) 
Ikeaninki


  • nax  (25.06.18 11:25:55) 
arkadaşımda bialetti vardı denedim, lezzeti de çok fark ediyormuş ya onu alacağım. öneriler için çok teşekkürler.


  • haykorsamdunyaya  (05.07.18 07:36:03 ~ 07:36:22) 
[]

ton balığı yoğurt

karabuğday ve yeşillikleri karıştırdım, biraz peynir de ekledim. yoğurt koysam çok yakışacak, ama ton balığı da karıştırmak istiyorum. damak tadım çok mu leş bilmiyorum ama ölür müyüm ne önerirsiniz :d




 
ölmezsin de leş olur evet.


  • jihat  (16.06.18 20:56:28) 
Şurada 100 defa cevapladim yine cevapliyorum.

Balikla yoğurt zehirlemez, efsane o. Yok yani öyle bi şey. Ben yemedim ama öyle yiyen baya kişi duydum bu arada.
  • nundu  (16.06.18 22:22:31) 
Balık bayat olduğu zaman yoğurt zehirlermiş. Ben tonbalığı yoğurt mısır acısos makarna 4'lüsünü her zaman yiyorum bişey olmuyo.


  • megalomaniac  (17.06.18 00:17:45) 
Ben cok yedim yogurtla balik ama hep taze olurdu.


  • Traveller  (17.06.18 00:23:10) 
Yogurt degil de suzme peynir ton baligi bir harika dostum. Nirvana'yi salonunda yasayacaksin adamim.


  • allah yazdiysa bozsun  (17.06.18 02:01:23) 
Balık bayatsa da yoğurt zehirlemez, bayat balik zaten zehirler, yoğurt kusmanı sağlar


  • nundu  (17.06.18 15:43:03) 
@allah yazdiysa bozsun, sahiden öyleymiş lezizdi.

iki türlü de denedim, peynirliyi seçtim.
  • haykorsamdunyaya  (19.06.18 10:24:26) 
[]

Saygı-Hitap konusu

Çok saygı duyduğum ama çok samimi sohbet ettiğim iki insan da diyaloğun başında bana "bundan sonra sen diye hitap ederek devam etmek istiyorum, sen de bu şekilde hitap edebilirsin" dediler. Ben yine de siz hitabıyla devam ettim istemsizce. Yani araya bir mesafe koymak istediğimden değil ama saygım kaynaklı. ikisi de ortalama 10 yaş büyükler benden, ben henüz öğrenciyim onlarsa mesleğinde başarılı insanlar. çoğunlukla akıl danıştığım bir konumdalar benim için.

Bu durum dile getirildikten sonra hala siz diye hitap etmek uygun mu, kaba bir hareket mi yoksa? Ama gerçekten çok saygı duyduğum birine istemsiz oluyor bu. Samimiyeti ilerletmek amaçlı söylediler, rahatsız hissetmelerine sebep oluyor mudur siz diye hitap etmeye devam etmem?


 
Beni rahatsiz eder.

Yani birinin siz demesi degil de "sen demeni tercih ederim" dedigim birisi hala siz derse asil bu saygisizca gelir.
  • crown  (28.05.18 22:26:25 ~ 22:26:31) 
@hay

Bunu ben de yapıyorum. :/
  • monogram  (28.05.18 22:32:21) 
Kaba bir hareket. Sen demelisin.


  • ırene adler  (28.05.18 22:40:31) 
Okudugum okulda asistanliga girmistim. 4 sene boyunca "Hocam" dedigim asistanlar birdenbire is arkadasim oldu. Benimle birlikte giren ama ayni bolumde okumayan insanlar eski asistanlara surekli "Sen, sen" diye hitap ederken, ben "Siz, hocam" diye hitap edemedikce rahat edemiyordum. Ilk zamanlarda biraz garip geldi. Bir sure sonra alistim.

Ilk anda biraz garip geliyor ve rahatsiz ediyor da, sonradan alisiyor insan.
  • aychovsky  (28.05.18 22:44:39) 
Sahsen "siz" demeyi saygi degil formalite olarak gordugumden beni rahatsiz ederdi.


  • fortisvita  (29.05.18 02:31:32) 
samimiyet ilerledikçe sen'e geçersin şak diye olamayabiliyor bunlar.


  • playing star again  (29.05.18 02:35:06) 
Bence adama kısaca "tamam ama alışmam biraz zaman alabilir" şeklinde bir açıklama yapman iyi olur. Yoksa, kişisine göre değişmekle beraber, alınabilir, yanlış yorumlayabilir. Bir ara yol ve/veya geçiş süreci olarak "x abi" şeklinde bir hitap da olabilir. Tabii, resmî bir ortamda değilken.


  • skooma  (29.05.18 09:09:25) 
Siz diye zorlama o saatten sonra. Kasma kendini.


  • stavro  (29.05.18 09:10:46) 
sen demeniz gerekir. bu saygısızlık değil. sen diye hitap etmek hemen enseye şaplak .. parmak olmak demek değil. yine saygınızı korursunuz. aslında size iyilik yapmışlar sayın haykor eşit şartlarda olduğunuzu vurgulamışlar. eşit olmak aynı olmak demek değil. yaşça büyüktür saygınız vardır ona göre davranırsınız. kültürümüzde otorite sorunu var sanki sen deyince aşırı laubali olmaya hakkın var da siz deyince de aman allah gibi birisidir her şey yasaktır ceza görürsün korkman lazım falan gibi. bunlar hastalıklı şeyler. ben resmi mecburi otoriter/hiyerarşik yapılar hariç her zaman siz-siz ya da sen-sene inanırım.


  • kush  (29.05.18 11:16:16) 
[]

Skype görüşmesi yapmak için mekan

Starbucks'ta görüşme kesilip durdu internet kalitesi yüzünden. İstanbul/Fatih civarında nerede gerçekleştirebilirim?

Düzgün bir internet cafe bilen var mı?


 
kafe internetine guvenme, hotspot ac o kadar onemli bir call yapiyorsan. :)


  • eksi sozlukte eksiyen adam  (24.05.18 17:09:34) 
günlük ofislere de bakabilirsiniz.
workington gibi.

  • marla is in my head  (24.05.18 17:09:41) 
1.5 gb ile 1.5 saati çıkarabilir miyim acaba?

Vodafone kullanıyorum,mobil veri ile de kesilip durdu sesli konuşmaya döndük en son. Vodefone'un iyi çektiği mekan önerisi istiyorum o zaman :d
  • haykorsamdunyaya  (24.05.18 17:26:38) 
[]

23 Mayıs Camel konseri için bileti hangi gişeden alalım?

Konser günü başka gişeden alabiliyoruz bileti değil mi, Demirören'den alabilir miyiz mesela? yoksa Zorlu'ya erken mi gidelim direkt




 
konser günü başka gişeden alamıyosun galiba


  • yeteramadenedimherseyi  (22.05.18 22:43:31) 
konser bileti kalmadı diye biliyorum ancak?


  • oxygene  (22.05.18 23:28:04) 
biletlerimiz var, gişeden teslim alacağız.


  • haykorsamdunyaya  (22.05.18 23:52:05) 
[]

Ezberi geliştirmek

Ha bire ezber yapmamız gerekiyor ama 3 yıldır ezber gücümde bir artış göremedim.

Quizlet kullanıyorum, işimi görüyor epey. Ezber yöntemi de olabilir, doğrudan ezber gücünü arttıracak bir şeyler de olabilir.. Var mı önerileriniz?


 
Solgar nero nutrients.

Yöntem olarak da sabah 5de kalkıp sesli okuyarak çalışmak. Lisede 5 dolu sayfa düzensiz fiil'i anlamlarıyla/çekimleriyle 3 saatte ezberleyip o günkü Full düzensiz fiil sorulu ing. Sınavından 100 almıştım hiç unutmam. En ufak abartıyosam ne olayım, bi de sayısalcıyım. İnsan beyni mükemmel işler çıkarabiliyor eğer işi bilirsen..
  • ssiradanbirigibi  (22.05.18 04:26:53) 
[]

Enneagram testi

Bildiğiniz güzel bir site var mı bunun için? Dandik ve çer çöp testler çok fazla var gibi.




 
ben enneagram diye yazınca çıkan app'leri kullanıyorum bence hepsi de güvenilir bir şekilde hesaplıyor. birkaç uygulama test ettim hepsi aynı sonucu veriyor.


  • insaniz iste  (21.05.18 10:21:38) 
[]

Balığımızın sorunu nedir :(

Kasım ayının başında aldık, yaşı hakkında fikrimiz yok, japon balığı. Fanusta. Günde bir kez petshoptan aldığımız granülle yemliyoruz. Üç dört günde bir suyunu değiştiriyoruz. Bir hafta öncesine dek hiçbir sorun yoktu ama son bir haftadır sürekli yüzeye çıkıyor ve ters dönme yönelimi gösteriyor. Sadece fanusu tıklattığımda kısa bir süreliğine normale dönüyor ama dibe yüzmekten kaçınıyor. Bu akşam da yemini yemedi, sabit bir şekilde üstte duruyor. Bitkisel beslenmenin dışkılamayı kolaylaştırdığını okudum, kabızlık ya da hava kesesi sorunu olabilirmiş ama ne sorun olduğunu nasıl anlayabiliriz?

resmim.net

Soru arkadaşıma ait, bir bilen varsa benzeri durumu yaşamış olan varsa yardımcı olursanız çok sevinirim. Birkaç veteriner arkadaşa sorduk ama pek bir bilgimiz yok şu an için.

 
oha, hayvana inanılmaz üzüldüm şu an.
Resmen eziyet ediyorsunuz bu hayvana, bunun başka adı yok. Nasıl ki, kaplumbağanın üstüne taş bağlayıp denize atmak eziyetse, bu da eziyet.

Balık dediğiniz hayvan, cinsi fark etmeksizin, fanusta bakılmaz. Balığın cinsine göre en çok büyüdüğü boy temel alınarak bir akvaryum edinmelisiniz. Bazı balıklar sürü balıklarıdır, dolayısıyla bazen en az 7-8 tanesini bir arada tutmanız gerekir. Erkek başına düşmesi gereken dişi balık hesabı var. Gene bazı balıklar saklanabilecekleri kuytular ister, bu sebeple akvaryum çimlendirilmeli ve suya salınım yapmayacak taşlarla süslenmelidir.

Bu balığın istediği bir su ısısı var, su ph'ı var, istediği muhtemel saklanılacak yer ihtiyacı var, istediği geniş görüş ihtiyacı ve su hacmi var.
Tabutluk denen işkence odaları gibi bu fanus şu an bu balık için. Bakmıyor, sadece yaşatıyorsunuz.

Zamanında neon tetralar için yazmıştım, balığınızın cinsine göre gerekli hesaplamayı siz yapın: eksisozluk.com

akvaryum.com var, bu konuda okuyabilirsiniz. Orada da cidden bu dediklerimi diyecekler, topa tutulursunuz muhtemelen.
Akvaryum maalesef hemen, zart diye de kurulmuyor. Gerekli bakteri kültürünün oluşması için en az bir hafta beklemek gerekiyor. Bari akvaryumu kurana kadar yaşatabilirsiniz umarım balığı.
  • konusma ben konusuyorum daha bitirmedim  (14.05.18 01:00:15 ~ 01:12:50) 
bizim petshoplarin da bok yemesi bu durum biraz, oyle dursun diyor yem tavsiyesi veriyor...

bu hayvanlar oyle cam fanusta yasamaz, dendigi gibi iskencedir. belki pet shoptan alip eve getirinceye kadar tutulabilir oyle bir ortamda, anca o kadar.

soyle dusunun: bir kedi "aldiniz", size her tarafi kapali hava deligi olmayan seffaf bir kutuda verdiler. siz o kutuyu aylardir acmayip kutunun icine yem atiyorsunuz. 3-4 gunde bir de kutunun tepesini acip havalandiriyorsunuz. ayni hesap.
  • robokot  (14.05.18 01:47:43 ~ 01:48:13) 
çocukluğumda balık bakıyorduk. balıklar düz yüzememeye başladığında hava kesesi patlamış derlerdi. bildiğim kadarıyla tedavisi yok :(


  • boyalı kuş  (14.05.18 11:30:59) 
biz de çocukluğumuzda bakardık genelde bu olaydan sonra pek yaşamıyorlardı... :/


  • qobel  (14.05.18 11:50:52) 
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim'e ek olarak akvaryum suyu haftada maksimum %30 olarak değiştirilir, fakat sizin durumda zaten su kültürü oluşmuyor.. Acilen akvaryuma geçirmeniz lazım fakat ne kadar faydası olur bilmiyorum


  • mirty  (14.05.18 12:18:35) 
Bu arada nano akvaryumlara bakabilirsiniz. Çok pahalı ürünler var, sizin öyle bir ürüne ihtiyacınız yok. Tek balık bakacağınız için yaklaşık 35 litrelik bir akvaryum yeterli, bunun 5 litresi kum ve motor için gidecek muhtemelen. Bir de termostat ve su ısıtıcısı edinin. Tek balık bakılan akvaryum istiyorsanız, taban litreyi 30 olarak alın(üstüne 5 litre de malzeme hacminden kaybedeceğiniz suyu ekleyince 35 litrelik akvaryum edinmeniz mantıklı oluyor).

Japon balıkları iri taneli taş değil, kum ya da midye kırığı(suya salınım yapmamalı) olan akvaryuma konmalı. Bir iki tane dekoratif, delikli, kuytulu taş koyun(çok abartmadan) ya da mangrow kökü koyabilirsiniz eğer güzel bulursanız. Bazen kendini onların ardına saklamak isteyebilir.

Hayvanı akvaruma alırken, önce fanusta bulunduğu su ile beraber bir poşet içine alın. Poşeti de akvaryum üstüne koyun, su üstünde yüzsün ve poşet içibe akvaryum suyundan bir ölçek ekleyin. Yarım saat sonra bir ölçek su daha ekleyin. Bir yarım saat daha sonra iki ölçek ekleyin. En son defa üç ölçek daha su ekleyip, yarım saat bekleyin. Yani toplamda 1-1-2-3 olmak üzere 4 defa su koyacaksınız ve her defasında yarımşar saatten, toplam iki saat bekleyeceksiniz. Bu esnada poşet akvaryum üstünde yüzsün tabii.
Bunun amacı, hayvanı gireceği yeni akvaryumdaki bakteri kültürüne ve su ph'ına alıştırmak. Suyun üstünde yüzdürmekteki amaç da, suyun ısısına alıştırmak.
Birden attığınız takdirde, muhtemelen anında ölür hayvan.

İki saatin sonunda, poşetin ağzını açıp, akvaryuma doğru yüzdürün balığı. Löp diye atmayın yani :)
Tüm bu işlemi de karanlık ya da sahiden çok az aydınlatılmış ortamda yapmanız iyi olur. Çok ürkek olduklarından, korkudan bile ölebiliyorlar. Fanustan poşete alma işlemi, poşete su ekleme, bekleme, sonra akvaryuma koyma işlemi vs. hep karanlık ortamda olsun (mum ışığı gibi). Akvaryuma aldıktan sonraki 15-20 dakikada da ışıkları açmayın. İyice alışsın. Bir süre daha çekingen olabilir gene de, panik yapmayın.
Bir yirmi dakika sonra önce odanızın, üstüne bir on dakka sonra da akvaryumun ışığını açın.
Mutlu bir balık görürsünüz.

Gene başka bir soru olursa yanıtlarım.
  • konusma ben konusuyorum daha bitirmedim  (14.05.18 13:03:37 ~ 13:16:50) 
Suyuna biraz antiseptik eklemek, dediğiniz gibi belli bir oranda değiştirmek, ortamını düzenlemek sonucu balık Lethe şu an daha iyiymiş, diplere yüzüyormuş. Cevaplar için hepinize teşekkür ederiz.


  • haykorsamdunyaya  (22.05.18 03:24:38) 
[]

Kabataştan adalar seferi

Var mı internetteki bilgiler doğru mu




 
eminonunden kalkiyor artik


  • mayeskuel  (19.04.18 10:08:55) 
Beşiktaşta yok mu peki


  • haykorsamdunyaya  (19.04.18 10:10:22) 
ben de aynı şeyi merak ediyorum herkes farklı bir şey söylüyor


  • muslugubozukhayrat  (19.04.18 10:13:22) 
beşiktaş adalar şehir hatları kış için iptal edilmişti, yazın yeniden başlayacaktı. yaz tarifesine geçildiyse başlamış olması lazım.
www.ntv.com.tr

ayrıca dentur gidiyor görünüyor.
www.denturavrasya.com
  • Bruce  (19.04.18 10:20:54 ~ 10:21:37) 
Dentur varmış evet, 7.5 lira


  • haykorsamdunyaya  (19.04.18 10:25:28) 
  • haykorsamdunyaya  (19.04.18 10:29:52) 
[]

Maşallah diyorlar, üç gün yaşamıyorum

Bir arkadaşımla ha bire başımıza bir şeyler geliyor son zamanlarda. Beraber de olabiliyor bu, ayrı ayrı da. Kimden pozitif bir yorum duysak, güzel bir gün geçirsek peşi sıra bir aksilik oluyor. Eşyaların kırılması, düşme-yaralanma, sağlık sorunları... Genelde iltifatı duyduğumuz kişiler de art niyetli bildiğimiz insanlar olmuyor ama. Yani "aha kem ah nazar" da diyemiyoruz. Ama kime anlatsam, çevremde inançlı insan çok olunca okutun bi kendinizi vesaire diyorlar. Şahsen inançlı değilim. Yine de nasıl bir algıda seçicilikse yapıştı kaldı çok sıkıldım bu art arda tesadüflerden.

Ne yapmalı? Bahar da geldi yeşilliklere atıyoruz kendimizi, yine de atamadık o negatifliği.


 
Hamsa, nam-ı diğer, Fatma Ana'nın Eli, figürlü bir obje, takı vs alın ve bunu taktığınız sürece, negatif enerjiden kurtulacağınıza inanın ;)


  • agluna  (09.04.18 16:49:10) 
Buna kendimi inandırabilir miyim bilmiyorum ama deneyebiliriz, teşekkürler :D


  • haykorsamdunyaya  (09.04.18 16:53:34) 
kesin merkür geri gidiyordur.

şaka... tesadüf bunlar, düşünmeyin üzerine.

bunu çocukken bir aile dostumuz çenemi tutup "ne kadar güzelsin" dedikten yarım saat sonra bisikletten düşüp suratımı dağıtmış halde söylüyorum.

tesadüf hepsi.
  • e haliyle  (09.04.18 16:54:23) 
Yaşananları, dışarıdan bir gözle izlemeyi deneyin bence. Yani olayları başa sarın ve size "maşallah" dendikten sonra olanları olumlu/olumsuz şekilde değil de sadece olaylar şeklinde inceleyin. Aradaki olumlu olaylar neler mesela? Sizin normalde olumlu görüp de o an olumsuza odaklandığınız için olumsuz olayla size "maşallah" denmesi arasında bağ kurmanıza neden olan olaylar neler?


  • mor bembombom  (09.04.18 17:13:50) 
bu aralar bende de aynısı var kurşun döktürdüm daha beter oldu. kurşun döktürmeyin. inançsızlığımdan dualar geri mi tepti bilemiyorum.


  • eja  (09.04.18 17:22:13 ~ 17:22:50) 
Mesela deney yapıyoruz, biraz önde götürüyor ve iyi sonuç alıyorum; grubumdaki diğer üyeler tebrik ederken sebepsiz yere cam malzeme elimde kırılıyor. Bu zamana kadar 8-9 lab almışızdır ilk defa böyle aksilikler oluyor. Çok fazla cam malzeme kırıldı üst üste; ama benim hatamla değil,aniden ve saçma sebeplerle. Elektronik aletlerde hasarlar oldu üst üste, uzun süre hasarsız kullanabilen biriyim yine saçma sebeplerle oluştu bunlar. Aslında bir süre benim dikkatimi çekmiyordu, çevremde şahit olanların da dikkatini çekip dile getirmeye başladılar şöyle bir düşününce çok fazla art arda olduklarını gördüm ve akıl danıştığım arkadaşlarım da benzer düşünüyorlar genelde.


  • haykorsamdunyaya  (09.04.18 17:24:44) 
sadaka verin.
dikkat çekici, mavi, mercan renkli bir yüzük takın.

  • kullanıcı adı  (10.04.18 00:23:18) 
[]

ingilizceyi geliştirmek

en son lise 3'te ingilizce dersi görüyordum, o zamanlar seviyem upper intermediate falandı herhalde. şu an üniversite 3. sınıftayım, bunca süre boyunca hiçbir resmi eğitim almadım ingilizceye dair. ingilizcem öldü, gramerim öldü kursa gitmeliyim zannediyordum. ama konuşabiliyor, en azından kendimi anlatabiliyorum, konuşanı anlayabiliyorum spesifik kelimeler dışında. lisede öğrendiğimiz ufak gramer ipuçlarını, ya da işte bir cümleyi kurarken daha kibar olacağım versiyonlarını; idioms ya da frezel verbs gibi şeyleri unuttuğumu hissediyorum. Amerikalı arkadaşlar genelde iyi konuşuyorsun diyorlar.

Haftada bir gün 2 saat ingilizce konuşabileceğim bir kulübe katılıyorum, haftada 5 kere falan pod cast dinliyorum, zaman oldukça ted konuşmalarından izliyorum. Kelime dağarcığımı geliştirecek ve şu grameri hatırlatacak eğlenceli bir yol önerebilir misiniz? Film veya dizi izleyemiyorum yurdun interneti berbat olduğu için. Aslında kitap okumak istiyorum ama kelime açısından beni zenginleştirecek ve boğmayacak, ilgimi çekecek güncel hangi kitapları okuyabilirim bilmiyorum. Klasiklerden başlasam altından kalkabilir miyim ya da?

Quizlet'i açıp ha bire kelime ezberlemek de mümkün. Ama günlük hayattaki kullanımlarıyla kalıplar öğrenmek istiyorum ve zaten okuduğum bölüm ezber üzerine olduğu için o eforu buna sarf etmek istemiyorum.

 
Oxford Grammar Sense serisinden sana uygun olanı (bi placement teste gir sonuca göre seç) al, baştan başlayarak çöz, bitir.


  • idonthaveatvset  (31.03.18 15:36:49) 
Kitap için tavsiye vereyim ben de. Harry potter serisini ingilizce okuyun derim ben.


  • levpontryagin  (31.03.18 19:17:03) 
Yabanci bir Ingilizce ogretmeninden sana dili ogretecek degil de ayni zamanda dil nasil calisilir bunu anlatacak dersler al.


  • myfavouritedays  (01.04.18 00:29:05) 
[]

Gerçekten öğrenmek?

Mezun olduğumda çoğu bilgiyi unutup pratik yaptıklarımla devam edeceğimi söylüyor herkes. Yine de, hedefimdeki konumda yer alan insanların çoğunun akademik başarısı da iyi. Mesela organik kimyası çok iyi.

Peki ben bu dersleri nasıl gerçekten öğrenebilirim? Hocalarımızın yarısı iyi yarısı kötü. Her dersi dinlemek fayda etmiyor. Slayt bastırıyor, çıkmış soru kovalıyor, yardımlaşarak özet notlar çıkarıp ha bire ezberliyoruz. Kitap satın almıyoruz genelde, sınav odaklı çalışma var.

Yaşça büyüklerim çok kızıyor bu duruma, ders kitaptan öğrenilir diyorlar. Birkaç dönem öncemiz ise "yarısı pdf olarak var zaten, internette ne ararsan var biz kitap almadan hallettik" diyorlar. Nasıl bir yol takip etmeli bilemedim.

Bölüm: eczacılık, kitaplarımız pahalı oluyor genelde. Eczane açmak için sormuyorum bunları.

 
Ders kesinlikle kitaptan öğrenilir; slaytlarla, notlarla ders geçersiniz sadece; kitapları fotokopi yapmayı deneyin pahalı oluyorsa.


  • gezegen olan pluton  (28.03.18 21:29:16 ~ 21:29:29) 
[]

Alarmları duymamak ne mümkün!

Duymak değil, duymamak istiyorum. Kendi alarmım azıcık çalınca bile uyanabiliyorum genelde. Ama gece boyunca oda arkadaşlarımın alarmları yüzünden uykum bölünüyor ve dinlenemeden uyanıyorum, uyanmakta zorluk çekiyorum. Alarmlar öyle çalıyor ki, kalkıp kapatıp onları uyandırsam belki daha kolay dalabilirim uykuya. Ama biliyorum ki bu da mümkün değil, yine bölünmüş olacak uykum.

Alarm kurmayın da diyemem, sınavları var herkesin. Herkes kendine göre uyuyup uyanıyor. Minimum alarm duymak için uyku saatimi 23.00-6.00 aralığında düzenledim ama 5.30, 3.30 gibi saatlere de alarm kuruyorlar. Bir çaresi var mıdır?

Edit: Kulak tıkacı kullanamıyorum, kulakiçi kulaklık dahi kullanamıyorum çok rahatsız oluyorum. Ama kulak tıkacı kesin çare diyorsanız belki ona alışmaya kendimi zorlarım.

 
kulak tıkacı.. eczaneden ucuza temin edebilirsiniz..
kendi alarmınızı da titreşime ayarlarsanız duymanıza gerek olmadan uyanabilirsiniz..

  • sahlanankoc  (26.03.18 10:06:22) 
[]

Nasıl ciddi olunmaz

Ya da ciddiye almamak nasıl olur? Çok ciddisin, resmisin gibi eleştiriler alıyorum. İnsanlara böyle hissettirmek istemiyorum. Muhattabımı ve söylediklerini fazla ciddiye alıp karşılık verince de olabiliyor bu durum.




 
İyidir. Onlarin istedigi gibi olma, enseye tokat gote parmak takilabilecekleri insan istiyorlar cevrelerinde.


  • proletarier aller lander vereinigt euch  (17.03.18 14:22:53) 
proletaier +1

aynen devam dostum.
  • güneyli çocuk  (17.03.18 14:44:23) 
Sağolun ama bazen kendi içimde yakın hissettiğim insanlara karşı da istemdışı ciddi görünebiliyorum. Duyguları net bir şekilde dışarı yansıtamama durumu oluyor bundan rahatsızım


  • haykorsamdunyaya  (17.03.18 15:20:37) 
Mehmet Ali Erbil izlemek işe yarayabilir.


  • heidi'nin dedesi  (17.03.18 15:29:11) 
Sorum "nasıl cıvık olunur" olsa belki :)


  • haykorsamdunyaya  (17.03.18 15:38:55) 
İçten gelen bir durum, karar verip "ciddi olmamaya" çalışsanız dahi sakil duracaktır. Daha derinden bir şeyleri değiştirmek gerekir sanıyorum.


  • hedep  (17.03.18 17:01:07) 
Ciddi olmak iyi fakat hic Sense of humor yoksa iyi degil.


  • hey corc versene borc  (18.03.18 06:13:07) 
[]

Telegram'daki ses kayıtlarını hızlandırarak dinlemek

Android için hangi uygulamayla yapabilirim bunu? Bir de dosyalarımda göremedim telegram kayıtlarını. Fotoğraflar galeriye düşüyor ama ses kayıtları müzik dosyasında görünmüyor.




 
Aimple filan yaparsınız da öncelikli konu ses dosyalarını bulmak. Ses kayıtları görünmüyorsa ya formatları (wav ise görünmeyebilir) yüzünden ya da root dizininde(fotolar görünüyorsa düşük ihtimal) olduğu için.

Bu yüzden dosya yöneticisi ile önce ses dosyalarını bulmanız lazım
  • fatih baker  (15.03.18 15:31:53) 
dosya yöneticisinde telegram klasöründe ses kayıtları var. oradan alıp destekleyen bir programla aç, mx falan destekler diye düşünüyorum.


  • baharat  (15.03.18 15:36:25) 
[]

Eminönü kurukahveci mehmet efendi

Sabah kaçta açılıyor




 
08:00


  • acetaminophen  (01.03.18 04:03:11) 
[]

staj başvurusu için akıl danışma

başvurular martta değerlendirilecek, ben iki ay önce falan başvurdum. başvurumu firmanın arge genel müdürü iletti staj departmanlarına, oradan biri bana dönüş yaptı, cv'mi yollamıştım zaten; martta değerlendirmeye alınca haber vereceğiz dedi.

birkaç gün önce aynı firmadan bir referans çıktı; 15-16 yıldır mümessil olarak çalışıyormuş. şimdi ben bu kişiyle iletişime geçersem sanırım onun yapacağı şey de cv'mi ve staj başvurumu staj departmanına iletmek olacaktır herhalde, referans olacak böylelikle.

şimdi, bu bana artı bir şey sağlar mı; ikinci bir referans, mart yaklaşıyorken belki değerlendirmelerde öne alınma gibi bir şey olur mu? yoksa başvurumu zaten gönderen kişiye saygısızlık gibi mi olur, arge genel müdürünün başvuruyu iletmiş olması yeterli olmamış gibi falan.. hiç bilmiyorum bu işleri; firmada staj yapmadım daha önce ama çok istiyorum. sizce ne yapmalıyım?

 
Müdürün referansı yeterli.


  • dissendium  (13.02.18 21:05:59) 
[]

spotify podcast sorunu

mobilde görünmüyor, sadece bilgisayarda kullanabiliyorum. çevrimdışı da kullanılmıyor sanırım. mobilde görememe sebebi nedir? herkes başlıkta mobil kullanabildiğini yazmış. güncelleme sonrası mı oldu bu? telefonum eski, android. bazı uygulamaları indiremiyorum bile sürümü eski olduğu için. sebep bu mudur, çözüm var mıdır?




 
i.hizliresim.com

resimdeki gibi gözat menüsünde yer alması gerek. sürüm kaynaklı olabilir güncellemeyi deneyin
  • kurmalifare  (11.02.18 21:35:35) 
[]

aliexpress'ten gelen kargo

ev biraz ters bir yerde olduğu için kargocular bazen gelmeden "geldik yoktunuz" ayağı çekiyorlar. şimdi, arkadaşım aliexpress'ten kargo göndermiş. gelen giden yok. böyle bir durum olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? velev ki bunlar yine gelmeden geldik yoktunuz ayağı çekiyor, ne olacak kargonun akıbeti?




 
Postadan gelecek paketin.takip numarasindan akibetine ogrenebilirsin.


  • duptıs  (04.02.18 23:11:27) 
Eğer hızlı gönderim falan seçmediyse 1 2 ayda gelebilir.


  • senolll  (04.02.18 23:30:10) 
Pahalı bir ürün değil ise ptt ile normal posta statüsünde gelir, ki evde yoktunuz bile demez postacı. Kapıya bırakır gider mektup gibi, yasal sorumluluğu o kadar.

Posta kutusu varsa içine, sığmıyorsa üstüne koyar.

Hep söylerim, Aliexpresten gelen kayıtsız postalar için mesai saatlerinde sürekli açık olan bir işyeri adresi verin. Ev adresi mantıklı değil.
  • John Bloor  (05.02.18 09:49:00) 
[]

Gürültüden ders çalışamamak

Böyle devamlı bir hareketlilik veya uğultu olan yerlerde çalışmak zor olmuyor, kalabalık bir kütüphane hatta cafe tarzı bir yerde. Ama evde televizyon açıksa, yurtta etüt salonuna devamlı bir gir-çık varsa, fısıldayan birileri varsa çok rahatsız edici oluyor. İşin garibi tüm dış sesi bastırsın diye hafif sakin tonda müzik dinleyince de verim düşüyor.

Sebebi nedir bu durumun? Daha sessiz ortamdaki spesifik sesler daha mı çok gözüme batıyor, ne yapmak lazım?


 
odaklanma sorunu değil midir bu?


  • regardless of what they say  (13.01.18 20:13:27) 
hocam üç saniye dayanamadım bu ne pis bi sestir? niçin :(


  • haykorsamdunyaya  (13.01.18 20:47:19) 
Çok sıkıntı yaşıyorsan kulak tıkaçlarını da deneyebilirsin.


  • j r r tolkien hayrani  (13.01.18 20:54:36) 
çare 3m1100.


  • rabitelli  (13.01.18 22:40:15) 
[]

Loving Vincent yarına vizyondan kalkıyor mu?

beyazperde.com'da yarın tarihli seanslara bakayım dedim, hepsinde vizyondan kalkmıştır yazıyor. İstanbul için baktım zaten her yerde gösterime girmemiş. Cidden yarın vizyondan kalkmış mı olacak yahu yeni girdi zaten :(




 
İzlediğim ve çok beğendiğim film için kayıtsız kalamadım bilet vardır prnt.sc

İyi seyirler :)
  • kurmalifare  (04.01.18 14:19:06) 
[]

şu kitabı nasıl indirebiliriz

books.google.com.tr




 
  • simderun  (31.12.17 21:01:44) 
[]

kahve - mide yanması

aynı filtre kahve, french press'te yapıyorum midemi yakmıyor evdeki makinede yapıyorum midem yanıyor.

süt eklemiyor sade içiyorum. acaba kahve-su oranındaki yoğunluk farkı mı bunun sebebi yoksa başka bir şey mi? makinede yaptığım daha güzel oluyor kıvam ve lezzet olarak. neden midemi yakıyor ki :(


 
kahvenin kendisinden oluyor. yapılış yöntemi ile pek ilgisi yok. kahve çay tarzı şeyler reflü-gastrit tarzı şeyler yapar zaten bilinen bir şey bu. azaltmak en iyisi. bende de aynı sorun var. yanma başladığı zaman bir tatlı kaşıpı karbonat yutuyorum. biraz rahtlatıyor. tavsiye ederim.


  • jamiro  (31.12.17 20:04:12) 
ben de ne zaman midem yansa filtre kahve içerim geçer. demek ki senin mideye yaramıyor.


  • killerbee  (31.12.17 20:07:14) 
tavsiye için teşekkürler, ama biraz daha detaylandırırsam sorun şu: hep aynı kahveyi yapıyorum. geçen sene devamlı makinede yapıyordum ve mide yanması sorununu hep çekiyordum. bu sene kahve içme sıklığımı düşürdüm epey, içtiğimde de french press'te demliyorum ya da dışarıda içiyorum. french press'te demlediğim de makinede yaptığım da aynı kahve içerik olarak. ama aylar sonra ilk defa makinede yaptım yine midem yandı geçen seneki gibi. çoktandır bu sorunu hissetmiyordum.


  • haykorsamdunyaya  (31.12.17 20:07:43) 
bence mideni fazla yoruyorsun, ondan sonra kahve de ağrıtıyor.

makine belki sıcak suyla biraz daha fazla keskin olmasına sebebiyet veriyordur.

benim 35 senedir mideme dokunan şeyler hiç değişmedi, mesela mercimek çorbası, salça.

sende yeni yeni bişeyler çıkıyorsa bi göstersen iyi olur.
  • killerbee  (31.12.17 20:10:04 ~ 20:11:46) 
midenizin günden güne durumu ile ilgilidir bence. kahve miktarını aşırı abartmıyorsanız pressde içtiğiniz kahveler çok farklı olmaz zaten. bir de çok bekletmemek önemli.


  • tukenmez adam  (31.12.17 20:22:00) 
[]

Derse girmeyen hoca soruları hazırlayabilir mi, itiraz hakkı var mıdır?

Bir arkadaşım soruyor, ama bizim okulda böyle bir durum yaşanmadığı için bilemedim ben. Yönetmeliklerde var mı böyle bir şey, itiraz edebilirler mi?

"Bizim anatomi derslerimize gelen hocamız fakülteyle ilişiğini kesmek üzere ve bu yüzden de cuma günü olacak olan komite finali için ondan soru istenmemis. Komite başkanı anatomi sorularını diğer anatomi hocasının hazırlayacağını söylüyor ama diğer hoca bizim ne işlediğimize vakıf değil çünkü bizim hocadan ders slaytlarini falan dahi istememiş. Böyle bir durum olabilir mi? Komite de kardiyovasküler ve solunum sistemi komitesi yani oldukça kapsamlı. Gerçekten derse gelmeyen hoca final sorularını hazırlayabilir mi? İtiraz etme hakkımız var mı bu duruma?"


 
sizin durumda özel bir hal var, hoca üniversiteden ayriliyor. mecburen diger hocalar sinava girer, degerlendirmeyi imzayi onlar atar. sinava girecek hoca icin de angarya bir durum, onun da cok isteyerek bu işi üstlendigini sanmiyorum.


  • eriksatie  (27.12.17 17:50:43) 
@üğpoıuy, merkezi sınavlarda sizin de söylediğiniz gibi yazılı sınav tek bir kurum tarafından hazırlandığı takdirde derse girenin yapmadığı sınavın geçerli olması gibi bir durum söz konusu olmuyor. Ancak üniversite yüksek ihtimalle ilk söylediğinize dayanarak da itirazı geçerli saymayabilir.

@eriksatie, belli ki angarya bir durum hoca konuları dahi öğrenmeye tenezzül etmemiş, öğrenciler mağdur olmamak adına bir hakları var mı onu merak ediyor biraz.
  • haykorsamdunyaya  (27.12.17 18:18:35) 
Gerekli görevlendirmeler yazı ile yapıldıysa, Bölüm Kurulu kararı ya da bölüm başkanının onayından geçtiyse yapılabilir. Bu durumda itiraz hakkı olmaz. Yazışmalar yapılmadıysa itiraz edebilirsiniz ama o durumda da geriye dönük yazışma hazırlayabiliyorlar.


  • aychovsky  (27.12.17 18:26:28 ~ 18:27:17) 
[]

etik sorusu, hangisini tedavi etmeli?

Soruyu aynen aktarıyorum. Sizin düşüncelerinizi merak ediyorum.

Örnek olarak bir Norveçli ile Etiyopyalının kalp yetersizliği tedavisi aynı maliyete sahip. hangisini tedavi etmeli? Norveçlinin kollektif kazanca katkısı 12.000 dolar, Etiyopyalınınki 75 cent.

paranın süzgeç olmasına yönelik sitem içeren yorumlardan ziyade (soru böyleydi yapabileceğim bir şey yok) halihazırda ele alınan geçerli bakış açıları nelerdir onu merak ediyorum. henüz herhangi bir etik dersi görmedim, ilgimi çekti konu.

distopik filmler ve diziler de var bu konuya dair, genetik olarak yetersiz, güçsüz, hastalık potansiyelinde görülen bireyin üreme şansını engelleyici genetik faktör uygulama mesela. neler düşünüyorsunuz?

"ben kimim de bir başkasının hayatı hakkında onun yerine karar vereyim" düşüncesiyle komple üreme olayını iptal edince fazla fikir yürütemedim ben.

 
İlk geleni.


  • j r r tolkien hayrani  (17.12.17 22:16:18) 
soru doktorun muayenehanesi şeklinde değildi pek ama, ilaç firmasının yatırım yaparken gözeteceği bir soru gibiydi.

yine de mantıklı yanıt teşekkürler.
  • haykorsamdunyaya  (17.12.17 22:19:09) 
aslında bu sorunun kesin ve net bir cevabı yok tabii ki. tamamen "mantıksal" açıdan bakarsak norveçliyi tedavi etmek gerekir. çünkü dünyaya her anlamda "katkısı" daha fazla. ya da çocuklarını ve torunlarına iyi eğitim aldırması ve "işe yarar" bireyler yetiştirmesi muhtemel. ama insan dediğimiz varlık sadece mantıktan oluşmuyo ve sadece mantıkla hareket etmiyor. bizi diğer canlılardan farklı kılan da bu. duygularımız, hislerimiz ve en önemlisi vicdanımız var. tamamen mantıkla değil de vicdanen bakarsak olaya, herhangi bir tercih yapmak anlamsızdır. kimi insanlar realistlerdir, çoğu zaman mantıklarıyla hareket ederler. bu kişilerin norveçliyi seçmeleri gayet normaldir. kimi insanlarsa beyninden çok kalbinin seslerini dinlerler. tercih yapmak istememeleri ya da etiyopyalıya "acıyıp" seçmeleri de diğer grup gibi olağandır. dünyada iki çeşit insan da olduğu için aslında şunu yapmak daha iyidir diye bir şey söz konusu olamaz. yani olaylara saf mantıkla ya da saf duyguyla yaklaşmayız.


  • tabirimekruh  (17.12.17 22:20:09) 
Hastalık hangisinde daha önce başlamış ona bakardım. Biri 5 yıl, diğeri 1 yıl boyunca bu rahatsızlıkla yaşadıysa 5 yıldır bu hastalığa sahip olanın tedavi edilmesini tavsiye ederdim. Yaşları da önemli. Biri 30 yaşındaysa, diğeri 10 yaşındaysa 10 yaşında olanın tedavi önceliği olabilirdi. Kazanca katkı konusu tıbbi müdahale açısından referans alınacak bir kriter değil. Gerçek hayatta dediğiniz olaylar sıkça oluyor. Karaciğer nakli sırası bekleyen yüzlerce hasta var ve listede zengin insanlar da olmasına rağmen kesinlikle listede ön sıralara alınmıyorlar. Sizin verilmesi zor bir karar dediğiniz durumlarda her gün birileri karar veriyor. Ben buradaki kazanca katkı olayını ten rengi kadar sıradan buluyorum. Birisinin değerini parayla ölçmek ve yaşama önceliği sunmak maneviyata saygısızlık bir kere.


  • dissendium  (17.12.17 22:23:27) 
örnekler bireysel belirlediğim örnekler değil, ve ne yazık ki diğer kriterler belirtilmeden sadece bu verilerle sorulmuş soru. bu kararı verilmesi zor bulduğum için değil sizlerin yorumlarını merak ettiğim için sordum.

sizin yaş kıyası yaparak daha gerçekçi sonuç elde edebileceğiniz seçimin kollektif kazanca katkı üzerinden yapıp kararın verilmesi, ya da verilmemesi ya da eleştirilmesi üzerinden sorulmuş soru. bir de az önceki cevabımda da söylediğim gibi, daha toplu bir yatırım bazında düşünülüyor. doktor-hasta ilişkisinden ziyade.
  • haykorsamdunyaya  (17.12.17 22:41:54) 
Farklı ve subjektif açılar var tabi.

etiyopyalı hayatı boyunca zaten zorluk çektiği için tedaviye daha fazla değer atfedecektir. kazanca etkilerini oranlayabilmek için onlara verilen girdi fırsatlarını ve çıktıdan ne tükettiklerini de bilmek lazım.

ha etiyopyalı ne lan bu çektiğim bırakın öleyim de diyebilir
  • passion rules the game  (17.12.17 22:50:42) 
İlaç firması bu işin içindeyse ne yapacağı belli. Norveçliyi tedavi eder Etiyopyalıyı da zaten gsmh ları düşük bir işe yaramaz diye kobay olarak kullanır. Tanınmış ilaç firmalarının Afrika da pek hayırlı işlere imza attıkları söylenemez.
Onlara sattıkları ilaçlar kullanıldığı sürece kendini iyi hisseden ama bir türlü tam olarak sağlığına kavuşamayan insan gerekli. Bir şekilde bu pazar çarkı böyle dönmeli.

  • 1adam  (17.12.17 23:05:04 ~ 23:12:38) 
Uygulamadaki bakış açısı Norveçli'yi tedavi etme yönünde. Sağlık alanında değilim ama ilgimi çeken konuları okurken bile bu durumu görebiliyorum.
Mesela, ilaç, medikal cihaz, yeni tedavi şekli vb. onay isteğinde tedavi maliyetinin yanısıra daha kısa sürede tedavi olacağı için ekonomik yapıya katkısı gibi donelerle birlikte sunuluyor.
Kesinlikle etik, insancıl değil ancak akılcı. Doğanın düzeni gibi.

edi:
Bence maliyeti ikiye bölüp ikisi de payına düşen tedaviyi alsın.
Evet, belki hakça olmaz ama en azından kardeşçe olur.
büdü:
Aslında düşündüm de; madem bu kürede biri 12000 dolar katkı yapacak donanıma erişebilirken diğeri 75 centlik katkı yapapilecek donanıma erişebiliyor ve dahası o koşullarda yaşıyor hakçası Etiyopyalıdan yana kardeşçesi yarı yarıya olması lazım.
  • hayat aklini konusacak bir filozof uret  (17.12.17 23:18:47 ~ 23:50:57) 
İlk gelen, ilk çıkar. @J r r tolkien hayranı +1

Onu geçersek,sağlık durumu (hastalığın evresi, süresi vb.) ve yaşa bakardım sırasıyla. Hayır, onlar da yok sadece belirtilen farklar var (ceteris paribus) dersek Norveçliyi seçerim.

Norveçlinin dünyaya, başta kendisi ve kendi ailesi olmak üzere insanlara faydasının daha çok olacağı görülüyor. @tabirimekruh 'un yazdıklarının "mantık" temalı kısmında yazdıkları gibi. Norveçlinin eğitimli çocukları da hem çevrelerine faydalı olacak hem de kendileri de eğitimli çocuklar yetiştirerek bunun böyle zincirleme devam etmesini sağlayacaklar. Yani bir kişi ile insanlığı, olumlu yönde büyük ölçüde etkilemiş olacaksın.

Etiyopyalı kardeşimizi seçtiğinde ise topluma karşılaştırmalı olarak çok daha az faydası olan birini kurtarmış, oradan yine yetersiz eğitimli çocuklar ve topluma belki zarar belki de yetersiz fayda sunmasını sağlayacak karar almış oluyorsun vicdanını rahatlatmak için.

Yani uzun vadede bakınca Norveçli doğru tercih. Bunun en büyük gözlemlenebileceği yer Türkiye aslında. Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sırasında eğitimli birçok kişi öldü. Bazı liseler mezun vermedi. Evet okuyan insan ile okumayan insan ayrımı yapmadan ülke müdafaasına koşmak güzel ama o okumuş kesimin yeri dolmayınca ülke ilerleyemiyor ve oradan ürüyen nesiller de eğitimsiz oluyor ağırlıkla. Mesela bu, daha güzel soru bence.
  • nawar  (18.12.17 04:40:59) 
Ilk gelen ilk cikar + 1, her sey ayniysa etiyopyali

Norvecli cok daha fazlasini hayata kazandiracak ama hayati kazandiracak olan seylere bakacaksak once firsat esitliginden soz etmemiz lazim. Adam sans eseri dandik bir ulkede doguyor ve zaten yarisa 10-0 geriden basliyorken, biri ileride basladigi icin ileride oldugundan daha katki saglayabiliyor. ayni gecekondu mahallesinde oturan cocuklarin fen lisesini kazanma ihtimali gibi. benim acimdan bir toplum ancak en zayifi kadar gucludur, bir iyilestirme yapilacaksa da en kotuden baslanir. Tam tersine, 'trickle-down economics" deniyor ve esitsizligi daha da arttirdigi bircok kere kanitlanmis bir teori. Daha az avantajlinin her sekilde (hatta bazen esit seviyede olmasalar bile) gelistirilmesi gerektigine inaniyorum.

Bu biraz da "Ulkemizden Nobel alan mi ciksin, ortalama egitim seviyesi mi artsin" gibi bir sey. Ben toplumsal gelisim icin esitsizligin azaltilmasi yonunden bakiyorum. Ortalama egitim seviyesinin artmasinin zaten uzun vadede bir Nobel getirebilecegini dusunuyorum.
  • aychovsky  (18.12.17 04:56:48 ~ 04:59:04) 
Ne zor soru bu arkadaş, akşam düşün düşün içinden çıkamadım.
Yaşam hakkı, kıt kaynak ve etik...
Sabah zihniyle düşününce akşam yanlış yerlere baktığımı farkettim. Ben doğaya, evrime, tarihe, ekonomiye, insan davranışlarına, seçimlere ve sonuçlarına baktım, halbuki cevap kendimdeymiş.

Bana göre sağlık alanında etik, anne gibi düşünmek, davranmak olmalı.
İki evladın var, biri 12000 dolar kazanıyor diğeri 75 cent, ancak birini tedavi etmeye gücün var, hangisini seçersin?
Daha ileri boyutta fark olsun, biri yine 12000 dolar kazansın diğeri kumarbaz ve bağımlı vs. olsun, evdekileri satsın savsın, kavga çıkarıp kırsın döksün, hayatı zehir etsin. Tekini yaşatma şansın var hangisini seçersin? Ben anne olarak asla evladımın yaşam hakkını elinden alacak seçim yapamam. Gider kaynak ararım, yaratırım.

Sağlık alanında etik olan herkese yetecek kaynak yaratmak. Birinden birini seçme sorusu bile etiğe aykırı. Doğru soru doğru cevapları getirir. Soru şu olmalı: Herkese yetecek kaynak yaratmak için ne yapabiliriz?
  • hayat aklini konusacak bir filozof uret  (18.12.17 08:24:43 ~ 08:27:22) 
Cevaplayan herkese çok teşekkürler, farklı açılardan bakmak ufuk açıcı oluyor.


  • haykorsamdunyaya  (18.12.17 09:30:42) 
soru toplu yatırım için soruluyormuş arkadaşlar.

güncel bi konudan örnekleyeyim. hem örnek hem de kulaklara kar suyu kaçırmak gibi olsun.

şimdilerde sağlık alanında beynin nöral yapısı, bağlantıları, bağlı olarak zihnin yapımız vs. çözümlenmeye çalışılıyor.

ekonomide de yaratıcı eleman yetiştirme konusu gündemde. gelecek o yöne gidiyor çünkü.

öte yandan nöronal aktivitenin bozulması kaynaklı oluşan hastalıklar anomalilikler var. mesela perkinsona neden olan yeri(durumu) buldular, artık tedavi edilebiliyor. bunun anoreksiyası var, demansı var, depresyonu, şizofrenisi vs psikolojinin alanına giren biçok durum, öğrenme, konuşma bozuklukları vs vs say say bitmez durumun belirlenmesi için çalışma yapılması lazım.

beyinde 100 milyar nöron var bunların bağlantı haritasını çıkarmak demek 2 üzeri 100 milyarlık data demek. bunun çevresel, bütünsel (evren diyelim) zamansal vs. etkileşimleri var... şimdilik boyumuzun çok çok üstünde bi iş.

önceliği seçerken;
ekonomi ayakta kalmak zorunda, çarklar dönmeye devam etmeli yaşamın sürdürülebilmesi için bu şart.
yani ekonomiye göre gelecek için yaratıcı bağlantılara öncelik tanınmalı, aynı zamanda bu gün için iş gücünü sekteye vurmayacak rahatsızlıklar ele alınmalı.

tıp etiğinin temeli ise insanın sağlıklı yaşamı üzerine kurulu. tıpta en birincil öncelik, en üstün yasa bu. yaratıcılık kenarda bekleyebilir öncelikli olarak sağlıklı bireyler için çalışılmalı.

seçim?
reelde parayı veren düdüğü çalacak, ekonomi ne isterse o olacak (bence)
olması gereken ise; öncelikli olarak sağlıklı toplum için yatırım yapmak.
  • hayat aklini konusacak bir filozof uret  (18.12.17 10:16:21 ~ 10:41:53) 
[]

Rumelihisarı durağına, 42T?

Şimdi, Fatih'ten oraya gitmem için önerilen güzergah taksime gidip 42T'ye binmem. 42Tnin kalktığı durak tam nerede ve kalkış saatleri nedir anlamadım, ring sefer diyor. Pazar günü saat 15 civarı varacak şekilde kaçta yola çıkmam lazım, off ne trafik vardır şimdi o yolda da.. Başka önerileriniz var mı, nasıl gidebilirim? Trafiği hesap edip kaçta çıkmalıyım? 17.30da oradan yola çıksam kaç saatte dönerim? :(




 
Sahilden gidip rumeli hisarının önünden geçen birçok otobüs var, 42T de bunlardan birisi. Beşiktaşa gidip ortaköy yönüne doğru bahçeşehir üniversitesinin önünde beklerseniz neredeyse bütün otobüsler sizi istediğiniz yere götürür. Otobüs saatlerine bakmaya gerek yok, çok otobüs var zaten.

Gitmek istediğiniz yerin rumeli hisarı olduğuna, rumeli hisarüstü olmadığına eminseniz yukarıdaki rotayı kullanabilirsiniz.
  • benaaymi  (16.12.17 16:41:17) 
borusan contemporary gideceğim yer, haritada rumelihisarı durağı diye tarif etti ama emin değilim ben de.


  • haykorsamdunyaya  (16.12.17 17:19:53) 
tamam harita doğru söylemiş, beşiktaş, taksim, kabataş bunların herhangi birinden bir sahil otobüsüne binebilirsiniz. Otobüsün önünde yazmaz da, yanında emirgan veya bebek yazıyorsa doğru otobüs.


  • benaaymi  (16.12.17 19:31:00) 
[]

Not ortalaması mı, kendini geliştirmek mi?

ey iş dünyası, yeni mezunu işe alırken gözeteceğiniz gerçekten hangisi oluyor? şimdi bir grup insan "not ortalaman isterse 4.0 olsun, kendini geliştirmeyip ot gibi mezun olduysan hiçbir faydası olmaz" diyor, ki bence çok haklılar. benim de işime geldiği için, çeşitli aktivitelerle kendimi geliştirmeye çabalayıp notlarımı ortalama bir sınırda tutmak iyi olur gibi düşünüyordum, böylesi bana daha uygun, sıkılmamış boğulmamış oluyordum hem.

ancak bazı bazı karşıma çıkıyor bu ortalama muhabbeti, önce ortalamaya bakarım ortalama mı diye sonra öğrenciye bakarım öğrenci mi diye dolaşan yalnızca hocalarımız mı, yoksa işe alımda firmaların (arge departmanı mesela) gerçekten çok dikkate aldığı bir kriter mi? akademideki önemini az çok anlıyorum, başvuran insanlar arasından yapılacak en mantıklı ön elemede ortalamaya göre sıralama gelir ama.. mesleki yeterlilikte de o denli önemli mi yahu?

an itibariyle ortalamam 2.55, çekebilsem çekebilsem mezun olana dek 3.00e çekebilirim zaten en fazla, gerçekçi olmak gerekirse. kendimi kapatıp sadece derslere odaklanıp kendimi geliştirme işini sonraya mı bırakmam gerekiyor, gerçekten çok mu yükseltmeliyim bu ortalamayı? ortalaması çok yüksek bazı arkadaşlarıma bakıyor, onlar gibi olmak istemediğimi hissediyorum.

not ortalamasına; katıldığım seminerler, gittiğim kurslar ya da keyif alacağım aktiviteler ve hobilerimden feragat etmemi gerektirecek kadar önem vermem gerekiyor mu özetle?

ekleme:bölüm eczacılık. eczane açma seçeneği yok.

 
abi bölümü yazmamışsın? :(( bu hususta en önemli şey bölüm bence. tamam mühendislikte de kütüphanecilikte de kendini geliştirmek muhakkak önemlidir ama etki düzeyi farklı oluyor.

ayrıca kendini geliştirme ifadesinin de abartıldığını düşünüyorum. insanlar kendini geliştirme deyince hiçbir işlerine yaramayacak tonla sertifika almaya, çay içip sohbet ettikleri boktan üniversite kulüplerine katılmaya çalışıyor. katılmasınlar demiyorum, evde osbir çekmekten iyidir tabii ki ama "kişisel gelişim" bu kadar basit, "dur lan şunu yapayım" deyince gerçekleşecek bir şey değil ki, sims karakteri miyiz biz? kendimi geliştirmiş bir insanım falan diye söylemiyorum bunu ama şunu fark ettim: en basitinden, düşündüklerini düzgün bir türkçeyle aktarabilmek bile insanların gözünde çok büyük fark yaratabiliyor. patatesle kavga edebilecek zeka düzeyinde bir adam olarak, "başka" bir herif olduğumu çok duydum. en büyük meziyetim düzgün cümle kurmak. karşındaki sana baktığında "bu diğerlerinden farklı" diyebildiği ölçüde kendini geliştirmiş sayılırsın. yoksa istersen 35 tane sertifika al. senden talep edileni veremiyorsan, o sertifikayı kağıt parçası değil de içerik olarak özümseyememişsen, üniversite kulübünde ortaya yeni bir şey koyup düşünce dünyanı genişletmek yerine "şu karı hangi bölümdeymiş lan" deyip konya-akhisar maçını tartıştıysan kimsenin dikkatini çekmezsin.

ben bu konudaki kendi görüşümü söyleyeyim. yakın zamana kadar diplomanın önemsiz ama gerekli olduğunu düşünüyordum. bölümüm rus dili ve edebiyatı. planım, notlarımdan bağımsız olarak dili çok iyi öğrenmek ve sosyal ilişkilerimi geliştirmekti. gelgelelim, yakın zamanda bilhassa yurtdışı kolaylığı ve benim için nispeten daha "güvenilir" bir yol olması nedeniyle akademiyi daha makul bulmaya başladım. mezun olduğumda zaten yaşım 27-28 olacak. e fakir adamım, 25 yaşında bir yandan okurken bir yandan öyle efsanevi "kişisel gelişmiş" bir herif olmam zor. madem öyle dedim, sen kendini 30 alana açacağına, kendi işinde uzmanlaş. zaten rus dilini hakkıyla okuyup bitiren adam otomatik olarak bayağı bi' "kişisel gelişmiş" olur diye düşünüyorum.

o yüzden ben çok ineğe bağlamamak kaydıyla not ortalamasına ağırlık vermeye karar verdim. alanımı zaten çok seviyorum - allaaa şükür kafamız da çalışıyor iyi kötü, efendi gibi derslerime çalışır, hafta sonu birkaç maç eksik izler, haftada iki yerine bir kez dışarı çıkar, 3.5 ortalama falan yapıp yurtdışında yüksek lisans kovalarım. oradan da bi' şekilde yürürüm diye ümit ediyorum.

velhasıl bu büyük ölçüde sana ve alana bağlı. türkiye'de niteliksiz okul ve öğrenci çok. o yüzden tutturmuşlar kişisel gelişim. kimse kusura bakmasın da erzurum'da yazılan efsanevi doktora tezinin sahibi gibi milyonlar var türkiye'de. böyle ortamda sen temel görgü ve nezaket kurallarını bilerek bile daha değerli ve öne çıkan bir insan olabiliyorsun. kişisel gelişim bu açıdan çok abartılıyor. türkiye'de çok fazla öğrenci var ama çoğu çöp, öyle laf olsun diye skimsonik okullarda okuyan insanlar. ara sıra bir kitabın kapağını kaldıran, çevresindeki insanlarla düzgün iletişim kurabilen, kendi bölümünü ve alanını nispeten iyi bilen birisi yine aradan sıyrılır.

en basit örnek: benim arkadaşım türkiye standartlarında nispeten iyi kabul edilen ama her sene 500 bin mezun veren bir okul ve bölümden mezun. bu herif kendisi istemediği için türkiye'de. gitse şimdi avrupa'da 3-4 bin euro maaş alır, çalışır. aynı bölümden mezun olan otuzbirciler ise "senden çok var" denilip yüzüne bile bakılmayan tipler.

insan kendini geliştirmeli eyvallah ama türkiye'de seviye o kadar düşük ki millet çok abartıyor bunu. böyle bir kaygının olması çok güzel. bunu seni baskılayıp rahatsız edecek değil, motive edecek bir şey olarak kullanmaya bak. çünkü boktan bir taşra üniversitesinin tamamen lüzumsuz bir bölümünde okumuyorsan, halihazırda "geleceğin işsizleri"nin %80-90'ından daha iyi bir noktadasın demektir. kendine güven, kişisel gelişim kaygısının seni olumlu anlamda tetiklemesini sağla. eyyorlamam bu kadar.

ha "ya dalyarak 23 yaşında hazırlık okuyosun, burs lazım diye duyuru açmış adamsın, senin sözüne güvenirsek bkumuza yumurta kırıp yemek zorunda kalırız. sktir git bilge adamlığını ortaokul öğrencilerine yap" dersen de saygı duyarım, haksız sayılmazsın. ama göreceksiniz. bir gün gelecek, ercik kral çok büyük adammış, biz onun değerini bilemedik diyeceksiniz. bunlar aşama aşama gerçekleşecek şeyler. iki ayda 5 yıllık eğitimi bitirip profesör olamam ki. napalım.

***

altını çizerek tekrar edeyim ki ben bunları kendimi övmek için yazmadım. daima kendimde eleştirecek, geliştirmeye açık şeyler arar ve bulurum. ama türkiye'deki ortam bu. ben kısmetse yazın dünya kupası'nda da gönüllü olacağım mesela. cv'mde fifa organizasyonunda, rusya'da yaklaşık iki ay görev yaptığım yazacak. rus dili okuyan bir öğrenci için bunun forsu inanılmaz. bu işi nasıl aldım? ingilizcem iyi çünkü. mülakatta "zor durumda kalan birine yardım ettiğin bir örnek ver" diye sorduklarında, kadıköy'de yaşlı bir teyzeye ağır apartman kapısını açtığımı söylemiştim. adam kendini tutamayıp gülmüştü, "muazzam" falan demişti. düşün yani benim kişisel gelişmişlik düzeyim bu kadar, böyle gerizekalı cevaplar veriyorum her şeye. ama herifler daha sonra "bu pezevenk çok konuşuyo" deyip medya kısmına attılar beni, ronaldo'ya "dayı basın toplantısı aha şorda yapılıyo" diyecek adamlardan biri olacağım. şimdi bu benim yaptığım şey özel bi yetenek değil. benim başarılı veya süper bi insan olduğumu da göstermiyor. ama bana seviye atlattı ve benim mülakat performansım yılların birikiminin sonucu. sertifika aldığım için olmuş bir şey değil. söylemek istediğim bu. pazardan elma almak değil yani kişisel gelişim. öyle bir kavram değil.

ben kendimi daima tırt birisi olarak görmüşümdür açıkçası ama "bu adamda iş var" tarzı değerlendirmeleri çok duyduğum için yavaştan g*tüm kalkmaya başladı. umarım çok fena çakılmam sonradan jfsksl.

uzun lafın kısası, BENCE farkı yaratan küçük şeyler. ben hayatımda yurtdışına bile çıkmadım ukrayna haricinde. ingilizcemi tamamen türkiye'de öğrendim ve geliştirdim. ama gerçekten iyi öğrendim. muhtemelen sadece bu kadar basit bir sebeple, "bu adam iletişim problemi yaşamaz, bir sorun yaşadığında etkili çözüm üretebilir, çünkü susmuyo aq, istediğini alana kadar da susmaz" deyip seçtiler. al sana kişisel gelişim. benim "bilinçli tüketim" sertifikam da var ama ara sıra sırtımı kaşımak dışında bi fonksiyonu yok yani.
  • der meister  (10.12.17 14:05:32 ~ 14:17:46) 
herkes kendi özelliğini ortaya çıkarmaya çalışır, adamın yüksek gpa'si varsa demekki çok çalışmış sosyal işlere zaman bulamamıştır. diğer bir eleman sosyal işlere yönelip belki gpa'den kıstı.
bir görüşmede herkes kendini ön plana çıkaracak koşulları ortaya koyar. işe eleman alacak olan adam da buna göre davranır. mesela satış pazarlama veya yönetim kademesindeki adam için sıfır sosyal hayatı olup, cevapları ha hu şeklinde olan 3,87 gpa'li adam koyamazsın adamın maruz kaldığı insan sayısı zaten kısıtlı diğer taraftan seri üretime dayalı veya sürekli ve düzenli çalışılması gereken bir işe de multi-sosyal herkese boncuk dağıtan gpa'si 2 olan adam koyamazsın.
genelde işe alacak olan adamla da ilgili ben havelsan'da staj yaparken destur daha ilk görüşmede adıımızı bile sormadan okul ve gpa'ler diye girmişti eleman benle beraber 5 kişiye. sonradan öğrendik ki adam cidden yemiş içmiş çalışmış öyle çok etliye sütlüye de karışmamış.
  • dedim dedim de kime dedim  (10.12.17 14:09:50) 
ekleme:bölüm eczacılık. eczane açma seçeneği yok.

burayi guncelle. siraya mi girionuz napionyz ac dukkani esnaf ol
  • kveldulv  (10.12.17 14:22:12) 
kurumsalda calisacaksan da staj yap uzun donemli


  • kveldulv  (10.12.17 14:26:21) 
[]

Atatürk arboretum'a gitmişken, başka nerelere gitmeli?

Hazır o kadar uzağa gitmişken o çevrede "git şurayı da gör, aa şurada oturup bi' çay iç muhakkak" falan dediğiniz bir yerler var mı?




 
Garipçe, aşık oldum oraya. Kaçıp gidebileceğim yegane yer.


  • Tersidüzükilec  (01.12.17 09:53:43) 
neşet suyu veya rumelifeneri'ni dene derim.


  • byzantium  (01.12.17 10:38:16) 
oraya kadar gitmişken, orayı iyice gezmek lazım. hatta yanına kumaya al. tüm gün orda takıl. o kadar güzel bir yer.


  • kademirus  (01.12.17 11:45:59) 
girişte harita alın, bütün adaları gezin, çok uzun sürecek zaten, yanınıza kumanya alamazsınız içeri yiyecek- içecek sokmuyorlar.


  • benaslinda  (01.12.17 11:48:59) 
bilice'de kahvalti borek.


  • ezeriko  (01.12.17 12:07:56) 
[]

Migros çiğ badem paketinden ip çıktı

böyle ufak bir ip parçası, yün gibi iki ip biraz örülmüş gibi bir parça. bazı bademlerin üzerinde de siyah noktalar var yemedim çürümüşler mi anlamadım ama..

şikayet edebileceğim bir şey mi bu yoksa olan şeyler mi, nereye şikayet etmeliyim prosedür nedir?


 
riske atmayın iade edin. sorun çıkarmazlar.


  • anksiyetik pia  (10.11.17 23:38:02) 
yine de sözlükte bi rezalet başlığı açın fotoğraflı falan. eğlenceli oluyor.


  • celeron 300a  (11.11.17 00:04:13) 
İadenizi edin, ek olarak mağaza sorumlusundan böyle bir sorun olduğunu özellikle bildirmesini rica edin. Gerekirse yani özel durum değilse toplatılır o parti.


  • patos64  (11.11.17 00:14:34) 
Müşteri hizmetlerini ara. Seri numarasını alıp o partiyi kontrol ettirirler. Zararın telafisini iste. Hediye paketi falan yollarlar.


  • hasmetizm 2046  (11.11.17 10:44:05) 
Aradım şikayet ettim tekrar arayıp özür dilediler şubeye gidip iade ettim ürünü.

cevaplar için teşekkürler
  • haykorsamdunyaya  (11.11.17 13:24:42) 
[]

boğaziçi evrim sempozyumu

ilk defa katılacağım, sadece tarihleri açıklanmış sanırım. tahmini bir ücret oluyor mu, ya da ne kadar sürüyor? 23-24 aralıkmış, haftasonu yani. 25 aralıkta finallerim başlıyor ona göre risk alacağım :/ önceki sene yapılana katılanların tahmini varsa aydınlatırsa sevinirim.




 
başka bir etkinlik daha varmış 2-3 aralık'ta, bahsettiğiniz o ise eğer onun ücreti 2o tl idi. az önce biri bilgilendirdi ancak kayıtları kapalıydı onun da :( benim bahsettiğim sempozyum 23-24 aralık tarihlerinde yapılacak


  • haykorsamdunyaya  (30.09.17 14:38:05) 
kayıtlar önümüzdeki günlerde başlayacakmış ve ücretsizmiş: www.youtube.com

gelişmeleri sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz, mesela twitter'ı bu: twitter.com
  • nathanieltroy  (30.09.17 15:02:09 ~ 15:02:34) 
[]

ortaya karışık, umut verici ve mutlu edici şeyler

içinden çıkamadığım, kafamda dönüp duran sıkıntılar; iki ucu boklu değnek seçimler var önümde. şöyle bunları unutturacak izlemelik dinlemelik önerileriniz olur mu?

www.youtube.com bu mesela umut veren bir şarkı benim için.

flight 666'i izlediğimde çok mutlu olmuştum. biraz alakasız bir örnek olsa da, hayattaki güzelliklere dair umut verici hisler hissettiriyor işini tutkuyla yapan insanları izlemek.

romantik komediler ya da direkt komedi içerikli şeylerin faydası olacağını düşünmüyorum şu an. friends'i de izledim. diziye başlayacak enerjim yok.

 
Sully, The Blind Side, Moneyball gibi gercek hikayelerden uyarlama filmler geliyor benim aklima hep. Isini tutkuyla yapan insanlar ve guzel sonlanan hikayeler ucu de; izlemissinizdir muhtemelen ama yine de aklinizda bulunsun.


  • evde liyakat kalmamis  (22.09.17 21:46:25) 
İyi insanları görmek bana hep umut verir.

www.youtube.com

Bu da şu an dinlediğim şarkı. Belki beğenirsin.

www.youtube.com
  • dissendium  (22.09.17 21:47:27) 
flight 666 dediğin maiden belgeseliyse, lemmy the movie'yi izle, sahiden eğlenceli.

pearl jam - twenty belgeselini öneririm. rush'ın beyond the lighted stage belgeseli de iyi.

bunlar canım sıkıldıkça dönüp dolaşıp izlediklerim.

bir de interstate 60 ve beetlejuice var, ikisi de çok keyifli, kafanı dağıtacak filmler.

yukarıdakilerin herhangi birini izlersen kafanı dağıtmaya bayağı faydası olacaktır bence.
  • rahip janick  (22.09.17 22:00:49) 
IT'S A WONDERFUL LIFE.

Hoşuna gitmezse istediğini yaparım. Ön yargısız aç, bir bak. Muazzam film.
  • cikmaz sokaktan cikagelen cocuk  (22.09.17 22:37:04) 
good will hunting
intouchables
what about bob ?
about time
  • EasyTiger  (22.09.17 22:55:54) 
flight 666 izleyip umut dolan birine selam çakmadan geçemedim \m/

o zaman wasted years gelsin tekrar :) www.youtube.com bu şarkı iyi hissettiriyor insanı.

neyse, ben de şu videoyu bırakacağım buraya asıl --> www.youtube.com

Alakasız aslında ama bir yandan böyle geniş perspektiften olayı ele aldığı için video boyunca aslında kendi hayatımızın ve dertlerimizin dünya ve insanlık tarihi boyunca ne kadar önemsiz olduğunu bir anlık hissettirebiliyor. Sonunda ise bir motivasyon bırakıyor insana. Hem de öğretici eğlenceli bir video. Ama şu an bu tarz informatif videolar açmayabilir, anlarım. Dursun yine de.
  • AlsterWasser  (22.09.17 23:23:50) 
öneriler için gerçekten çok teşekkür ederim. şimdi hepsini izlememiş olsam dahi bunaldıkça dönüp bakacağım bu duyuruya tekrar. arada izlediklerim de vardı, yakın tarzda öneriler oldu gerçekten teşekkürler.

lemmy the movie ile başladım, wasted years dinleyerek iyi hissetmeyi hatırladım. it's a wonderful life uzun zamandır listemdeydi, ilk sıraya aldım. geri kalan önerileri de listeme ekledim.

@alsterwasser, çok güzel bir videoydu genel olarak, ancak anı yaşayın önerisinin farkındalığını kazanmam konusunda yeterince harekete geçirici olmuyor bu bakış açıları. aksine dert ettiklerimin anlamsızlığı biraz daha donuk hale getiriyor gibi.

işini tutkuyla yapan insanlar ve iron maiden, lemmy kilmister falan dedik. şu an çok alakasız olacak bunu buraya bırakmam. ama hepinize şu videodaki 2.05'teki bakışlarla bakabileceğiniz, yaptığınız iş ne olursa olsun ortaya koyduklarınıza gözleriniz ışıldayarak bakabileceğiniz anlar dilerim.
www.youtube.com
  • haykorsamdunyaya  (23.09.17 00:08:21) 
Pearl jam - given to fly'ın içeriği melodisi zaten umutlu, bu versiyonunda sahnede şarkıyı işaret diliyle anlatan hanımefendinin dansı şarkıyı canlandırması youtu.be sonunda eddie vedder'ın beraber dans etmesi beni mutlu ediyor 8)


  • freebird5406_2  (23.09.17 05:53:06) 
Kısa birşey daha, dünyada ne hayatlar, seçimler, zorunluluklar var

twitter.com
  • freebird5406_2  (30.09.17 14:08:28) 
youtu.be

Neil degrasse tyson dan yaşam üzerine
  • freebird5406_2  (30.10.17 12:55:16) 
www.youtube.com

mutlu edici sayılmaz ama umut verici, motive edici hoş bir konuşma bence. sizlerle de paylaşmak istedim. paylaşımda bulunan herkese çok teşekkürler
  • haykorsamdunyaya  (17.12.17 19:53:12) 
[]

Benliğini yitirmek

buna nasıl karşı koyulabilir? "onlara dönüşmek" istemediğiniz insanlar arasında yaşamaya mecbursunuz. farkında olmadan asimile olmak gibi bir tehlike söz konusu. inandığı gibi yaşayamayan insanlar yaşadığı gibi inanmaya başlayabiliyor. bunun önüne nasıl geçilir? yapan var mıdır? nasıl katlanılır? şu anda böyle oluyor gibi hissetmiyorum ama gerçekleşen örneklere baktıkça korkuyorum benliğimi yitirip onlara dönüşmekten.




 
Şunun şurasında 50/60 sene daha yaşayıp öleceksin, dönüşsen ne olur dönüşmesen ne olur bu kadar kaygılanmak yersiz. Böyle düşün, yaşamdan tat almaya çalış.


  • angelus  (12.11.16 12:45:44) 
Asimile olmaktan korkuyorsan doğrularına yeteri kadar inanmıyorsun demektir. O zaman dönüşmen kaçınılmaz olacak. İyice düşün; eğer kendinin haklı olduğuna inanıyorsan kendini ve doğrularını yüksek sesle haykırmaktan çekinme.


  • fragile lady  (12.11.16 12:50:07) 
@fragile lady haykırdığımda yaptırımlarla karşılaşacağım çıkarlarım için sessiz kalmak zorundayım kendi doğrularıma ulaşmak için. haykırmak istiyorum zaten ama zor tutuyorum kendimi, sık dişi tut diyor herkes.

@angelus kendi yaşadıklarımı yaşatmak istemiyorum kimseye bu yüzden onlara dönüşmek de istemiyorum
  • haykorsamdunyaya  (12.11.16 12:51:58) 
Şu aşamada korkun yersiz+1.
Karşıtliklar içinde yaşamak her zaman asimilasyon sonucunu doğurmuyor, aksine çoğu zaman kendi düşüncelerine daha fazla bağlanma, onları daha fazla özümsemene yol açar.

  • j r r tolkien hayrani  (12.11.16 12:52:54) 
Taviz verme, çünkü diğerlerine doğru attığın her adım seni biraz daha kendinden uzaklaştıracak. Direncini artırman gerek. Diğerleriyle bir aradayken yapabileceğin şeyler sınırlı. Kendine kalan diğer zamanlarda benliğini besleyecek şeyler yaparsan en azından denge oturtmuş olursun. Artılar eksileri götürmüş olur. Tabi uzun vadede mecburiyeti tamamen ortadan kaldıracak yollar bulmak en kesin çözüm.


  • harvey  (12.11.16 12:59:50) 
@j r r tolkien hayrani, genelde dediğin gibi oluyor olumsuzluklarla karşılaşınca. "böyle düşünmekte haklıymışım" onayı kendiliğinden oluşuyor negatif olaylarla. ama sorun şu ki, tükenme hissi ve bıkkınlık bir yerden sonra uzlaşmaya götürürse diye korkuyorum.

benimle aynı durumda 4-5 arkadaşım var. genel olarak bu korkuya sahip hepsi bu yüzden duyuru açıp farklı fikirler, direnme yöntemleri duymak istedik
  • haykorsamdunyaya  (12.11.16 13:00:54) 
Ben uzun yillar dindarlarin cemaatcilerin icinde yasadim. Yasamimim bir doneminde akpli varoslarin pisliklerin icinde yasamak(eve tasindik) zorinda kaldim. Ayrica annem oldukca dindar bir insandir vs bu donemlerde icimdeki osyan arta arta birikti ama onlara benzemedim. Ozgur bir topluluga girdigimde(is veya okul olur hergun gidilen mecburi yer) oraya kendimi odaklayim benim kafamdaki insanlarin oldugu muhitlerde takilmaya baslayip cevremi arkadaslarimi herseyimi ona gore sekillendirdim. Oyle yada boyle kontrol sende ustelik internet dunyasindada kendi dunyani secme ozgurlugun var. Aklinin yolu sasmasin icine guven


  • douglas  (12.11.16 14:20:15) 
İmkanin varsa yasadigin muhitten tasin


  • yons  (12.11.16 16:00:18) 
topluluk içinde yaşarken sadece kendin olamazsın. aslında hiçbir zaman kendin değilsin. seni sen yapan senin deneyimlerin. sana benzemeyen onlar dediğin insanlar da seni sen yaptı. bu onlar gibi olacaksın, onlara dönüşeceksin demek değil. kendin gibi olmayan insanlar çoğunluktaysa hatta sadece onlar varsa bir şekilde onlarla yaşamayı öğrenmek zorundasın. günlük hayatında, önemsiz konularda uyum sağlaman senin taviz vermen demektir. insan sosyal bir varlık ve herkes toplum içinde yaşarken taviz vermek zorunda. ama her şeyin bir sınırı var. seni sen yapan konularda, senin özüne işleyen konularda taviz vermezsen kendin olmayan bir şeye dönüşeceğini sanmıyorum. hatta herhangi bir insanın olmadığı şeye dönüşebileceğini sanmıyorum.


  • cikis yolu  (12.11.16 16:17:46) 
@douglas, benzeri bir durum içerisindeyim belki de birkaç tık daha yoğunlaştırılmış hali. arkadaş çevremi şekillendirmeye başladım, ama en başta evde geçirdiğim zaman diliminde maruz kaldığım etkinin minimum birkaç sene daha süreceği düşüncesi endişeye kapılmama sebep oluyor. sonu asimile olmak olmayan biri olarak yorum yaptığın için teşekkürler umut verici oldu.

@yons, imkan oluşturmaya çalışıyorum ama gerçekten çok mecbur kalana kadar koşullarımı zora sokmak demek olacak bunu yapmak.

@cikis yolu, beni ben yapanların onlar olduğu noktasında haklısın bunu da kabulleniyorum, hatta küçüklüğümde tam olarak onların kopyasıydım zaman içinde bir değişim geçirdim. bu koşullardan çıkıp değişebilmiş olmak, eski duruma dönmeme arzusu da pozitif katkı sağlıyor gibi hissediyorum. ama onlarla yaşayabilmenin, uyum sağlayabilmenin beni uyuşturmasından veya kendimi kandırmaktan korkuyorum. bahsettiğin sınır bilhassa aşılıyor, beni ben yapan şeyleri gerçekleştirmeme engel koyuluyor ve bunlara büyük öfke duyuluyor. sınır öyle bir geçiliyor ki geri döndürmem imkansız gibi geliyor. tamamen bağları koparana dek katlanmam gerekiyor kendimi yitirmeden.

herkese çok teşekkür ederim cevaplarınız için, zihnimi berraklaştırmaya ve umutlu olmama çok faydaları oluyor
  • haykorsamdunyaya  (12.11.16 19:17:42) 
1
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler angelus, Artibir, aychovsky, baba jo, basond, compumaster, deckard, fader, fraise, groove salad, kahvegibi, kaymaktutmayansicaksut, kibritsuyu, monstro, pandispanya, robin, ron dennis
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır. Skimlinks ile linkler üzerinden yönlendirme payı alınmaktadır.