Giriş

Animasyon yapmak için en uygun AI aracı nedir?

emreemre
Özetle, promt girip çocuklar için animasyon üretmek istiyorum. Bunun için tavsiyeniz ne olur?
Özetle, promt girip çocuklar için animasyon üretmek istiyorum. Bunun için tavsiyeniz ne olur?
0
emreemre
(09.04.26)
(7)

Gürcü şarapları Fransız-İtalyan-Portekiz şaraplarıyla başedebilir mi?

emreemre
Şaraptan anlamam. Ama Gürcistan'da içtiğim şaraplara bayıldım. Bu şarapların dünyada Fransız İtalyanlar vb. kültürel hegemonik ülkelerin şaraplarıyla baş edebilirliği var mı? Yani Gürcü şarabının dünya şarap kültüründe yeri nedir? Tanıdığım pek çok kişi Gürcü şarabına bayılıyor. Biz mi abartıyoruz y
Şaraptan anlamam. Ama Gürcistan'da içtiğim şaraplara bayıldım. Bu şarapların dünyada Fransız İtalyanlar vb. kültürel hegemonik ülkelerin şaraplarıyla baş edebilirliği var mı? Yani Gürcü şarabının dünya şarap kültüründe yeri nedir?
Tanıdığım pek çok kişi Gürcü şarabına bayılıyor. Biz mi abartıyoruz yoksa?
0
emreemre
(08.04.26)
Şarap Gürcülerden çıkma zaten. Fransızlar direkt çökmüşler şarabı biz icat ettik diye ve pazarlaması da daha güçlü tabii ki. O yüzden Gürcü şarapları sanılanın aksine çok kalitelidir ve yeri üst seviyededir.
0
elektr10
(08.04.26)
şarap sadece ırkla alakalı bir durum değil. üzümle alakalı. mesela merlot üzümü en iyi fransada verim verir, ama sen denizlideki merlot üzümünden de şarap yapabilirsin. iklim, toprak cinsi, gelenek, deniz havası vb. bir sürü değişken var. gürcüler üzümü sıktı tamam şarap bizim diye bir şey yok. mesela elin fransızı da shiraz üzümünü türkiyeden alıp şarap yapıyor. gürcü şarabı derken hangi üzüm?
dünyada fransızlarla şarap konusunda baş edebilecek bir ülke yok.

2024 verilerine göre Fransa, miktar olarak İtalya'nın gerisinde kalmasına rağmen, ihracattan elde ettiği 12,7 milyar dolar ile en yakın rakibine yaklaşık 4 milyar dolar fark atmıştır.
Türkiyenin bu piyasada payı yüzde 1 2 arası, bunla baş edilebilinir mi?
0
mikahakkinen
(08.04.26)
neye göre baş etmek? Tüketim ise imkansız işin içinde pazarlama boyutu var. Kim gitsin gürcistana. Fransa milyarlarca litre şarap üretiyor. tr gürcistan çok çok geride
tr ve gürcistan ancient wine country olarak geçer
fransa, italya, portekiz old world
abd yeni zelanda new world

toprak, iklim vs her şey değiştiriyor kişiye göre değişir lezzeti
+1
croswell
(08.04.26)
Normal insanlarin para verdigi aralikta Gurcu,Moldova ve Sili saraplari Fransiz-Italyan saraplarindan daha iyidir zaten.Bu bilinen bir sey. Su an biri sana Moldova sarabi getirecegim dese bana verebilecegi en guzel hediye olur.Cocuklar gibi mutlu olurum
0
turkuaz
(08.04.26)
hepsi farklı kategoriler bu yüzden kişisel damak tadınızın tercih ettiği bir karşılaştırma dışında "bu daha iyidir "denemez. bu da anecdotal fallacy'den öteye geçmez. üzümler farklı, toprak farklı, yöntem farklı. fransız şarapları mesela daha standardizedir, daha dengelidir; gürcü şarapları daha antik ve full-bodied olabilir. hepsi candır. ülkeden çok üzüm üzüm gitmekte fayda var.
+1
eileengray
(08.04.26)
turk ile gurcu saraplarinin sirt sirta verip de s*kemeyecegi sarap yok, ben buna inaniyorum kardesim.
+1
banach
(08.04.26)
bence fransız şarapları (burada bile fransız şarapları diyoruz marka vermiyoruz) zamanında iyi pazarlandığı için kaliteli algısı var.
0
duyuruuser
(09.04.26)
(10)

3,5 milyon ile nasıl bir yatırım yapmalı?

emreemre
Babamlar yazlığı sattılar. Fikirleri 1+1 bir daire bulup kira almak (20-25 bin TL civarı). Böylelikle emeklilik gelirine bir ek gelir olsun diyorlar.Ama kiracı ile uğraşmak bir mesele. Kiracının huyunu bilemeyebiliriz. Evi satmak istese kiracılı evin talibi az olur vs. Babam, biraz altın biraz dolar
Babamlar yazlığı sattılar. Fikirleri 1+1 bir daire bulup kira almak (20-25 bin TL civarı). Böylelikle emeklilik gelirine bir ek gelir olsun diyorlar.
Ama kiracı ile uğraşmak bir mesele. Kiracının huyunu bilemeyebiliriz. Evi satmak istese kiracılı evin talibi az olur vs. Babam, biraz altın biraz dolar alalım diyor. (Böyle olunca da ek gelir yaratamıyorsun)
Faiz getirisi aylık 100K civarı. Benim de aklımda o var.

Sizler, olabildiğince konvansiyonel yatırım araçlarından nasıl bir yol haritası izlerdiniz. Veya ev almak doğru mu?
0
emreemre
(14.03.26)
şöyle; öncelikle ev almazdım. kiracı formülü riskli. sabit getiri şüpheli.
duruma : 25k x 12 = 300k gelir olarak bakmayın. yıl sonunda yaklaşık 30k vergi ödeyeceksiniz. ayrıca evin diğer giderleri vs. 11 ay kira alacaksınız gibi.

3.500k bende olsa şunu yaparım (mevcutta ben de bu durumu uyguluyorum)
2.000 k bankaya faize atarım. buradan 70-75 k aylık faize gelir. neden hepsi değil? parayı enflasyona karşı korumam gerekir.

1.000 k direkt altın veya döviz yaparım. bu meblağı enflasyona karşı önlem yaparım. 2.000k dan harcamadığım artan para olursa burayı beslerim.

500k ile parayı ise para piyasası fonunda günlük tutarım. bunu acil ihtiyaçlar için aynı gün çekip kullanmak için yaparım. sağlık, alışveriş vb. böylece 2.000 k paranın vade bitimini beklemem.
-2
galahad reloaded
(14.03.26)
Ev alırım, ama bütün paramla değil, 2 milyon peşinat yaparım geri kalanını kredi çekerim 60 ay vade ile, yıllardır kirasını düzgün ödeyen işi gücü olan minyonlarca insan var, kötü örnekler yatırım kararınızı olumsuz etkilemesin.

Evet kısa vadede faiz daha fazla kazandırıyor doğru ama reis 10 dakika sonra çıkıp nas der, dut gibi kalırsınız ortada.

Ayrıca üzerine bir tapu olması finansal anlamda senin bankalar tarafından ciddiye alınmanı sağlıyor, ipotek gösterip malını, yarın öbürsün kredi alman kolaylaşır.

İşin vergi tarafına takılma, araba alıncada mtv, kıl tüy bi dünya bişey ödüyorsun.

Evinin değerinin artması kısmını saymıyorum bile, Enflasyona karşı paranı mevduat korumaz bu arada.
0
ebeş
(14.03.26)
Ev alsınlar.
Yaşları sebebiyle kredi çıkmaz onlara, tek çocuksanız sizin üzerinize alınsın.

Hemen, herhangi bir evi değil acil satması gerektiği için ucuza satılan ve akıllarına yatan bir ev bulana kadar beklesinler.

Faiz en yanlış seçenek, enflasyona karşı korumuyor ki.
O parayla bugün 100 kilo peynir alınıyorsa, parayı faize koysanız ve 5 yıl boyunca tüm faiz getirisi de aynı hesapta faize yatırılmaya devam etse 5 yılın sonundaki parayla 80 kilo peynir alırsınız.
Halbuki bugün o evi 100 kilo peynir fiyatına alırsanız hem 5 senede 1,2 milyon TL kira getirir hem de 5 yıl sonra yine 100 kilo peynir değerinde bir eviniz olur.

Peynir örneğine takılmayın, onun fiyatı düşer çıkar, ben hayatımızdaki gerçek bir masrafın değeri olarak demek istedim.

1,2 milyon TL kira getirisinin bir kısmını kira vergisine, emlak vergisine, apartmanın çatısı yapılacak ödemesine vs. ödeyeceğiz ama bu olsa olsa 100-150 bin lirasıdır herhalde.

Ayrıca şöyle çok önemli bir psikolojik kısım var, aşırı aptalca bir hareket yapmıyorlarsa onların kararını değiştirmeye çalışmamanızı öneririm. Diyelim ki yüzde 10 hatalı bir karar verecekler, versinler. Belki de daha doğru çıkar. Ama sizin öneriniz yüzde 1 daha hatalı bir karar olursa size vicdani yükü ağır olur.
+1
michael_knight
(14.03.26)
Ev alsınlar. Risk alacak yaşlarda değiller.
0
gabe h coud
(14.03.26)
Ben de ev diyorum efendim. Şahsen kendim de öyle yapardim.
0
narod
(14.03.26)
Parayı Dolara çevirip tamamına 15.01.2030 vadeli eurobond alsınlar.
0
Mirket
(14.03.26)
Cins bir kiracıya denk gelirsiniz hem paranızdan hem huzurunuzdan olursunuz. Ben olsam ev almazdım, kiracı sıkıntılı iş.
0
koskoca kirpi
(14.03.26)
altın veya altın fonu + eurobond diyorum bir kısmınıda acil ihtiyaç için gunluk faize
kiracı ile uğraşılmaz çıktığında içine 5-6 ira adar masraf yaptırıosun yeni kiracı için uğraştığında cabası
0
eja
(14.03.26)
Kesinlikle ev alsın. Burası ortadoğu. Ya fiziki altının olacak ya evin. Detayı yok bu işin. Uzun vadede zaten kazanacak. Kiracı olmasın boş dursun güvenilir biri bulana kadar. O süre en fazla 3 ay.
0
mimikikili
(14.03.26)
Fiziki gr 8000 tl den 437.5 gr altın yapar
Asgari ücretin de aynı gr fiyatından 3.5 gr olduğunu hesaplarsak her ay 3.5 gr harcasalar bile 10 yıl yapıyor.
E altin da bu sürede yerinde durmayacak.
Azicik aşım Ağrısız başım.. yaşlar kaç bilmiyorum ama en mantıklısı fiziki kenara atıp ihtiyaç oldukça bozdurup harcamak.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(14.03.26)
(10)

Meslek liselerinde ne öğretiliyor?

emreemre
Merhaba,bir kurumda hoca olarak çalışıyorum. Karşımdaki öğrencilerin hemen hepsi meslek lisesi elektrik bölümlerinden yeni mezun olmuş insanlar. Mesela iki direnç seri bağlanırsa eş değer direnç nasıl hesaplanır diye sorduğumda (veya tahtaya çizdiğimde) hemen hiç kimse cevap veremiyor. Paralel bağlı
Merhaba,
bir kurumda hoca olarak çalışıyorum. Karşımdaki öğrencilerin hemen hepsi meslek lisesi elektrik bölümlerinden yeni mezun olmuş insanlar. Mesela iki direnç seri bağlanırsa eş değer direnç nasıl hesaplanır diye sorduğumda (veya tahtaya çizdiğimde) hemen hiç kimse cevap veremiyor. Paralel bağlıyı sorduğumda hiç cevap alamıyorum.

Şimdi diyeceksiniz ki bunlar uygulama yapıyorlar, teori bilmezler. Ama lab.da da breadboard üzerinde iki direnci seri bağlayamıyorlar.

Bu 4 sene bu insanlara ne öğretiyorlar. Az buz bir süre de değil. Aklım almıyor yani.
0
emreemre
(13.03.26)
Meslek lisesinde ders dinleyen öğrenci yok, zaten kapasiteleri de yok. Sınıfta kalma da imkansız denebilecek durumda olduğu için sonuç bu.
+1
sadakatsiz
(13.03.26)
30 sene önce meslek lisesinden mezun olmuş biri olarak yanıtlayayım. sınıftaki 40 kişiden en fazla 3-5 tanesi kendi isteği merakı ile bu işleri öğrenir. geri kalan 35 kişiyi ise okul aman bunlar başımıza kalmasın diyerek zorla ite-ite mezun eder. 30 yılda bir şey değişmiş midir diye sorarsa hiç ümidim yok. meslek liseleri eğitimin dibidir. bundan adam olmaz denecek kişilerin gönderildiği okullardır.
+1
orpheus
(13.03.26)
atölyeye salıyorlar hepsini hayvanat bahçesi misali. 100 kişiden belki 2-3 tanesi yapması gerekeni yapıyor, diğerleri de hayvanlıktan vakit bulursa yalandan o 2-3 kişi bakıp bir şeyler yapmaya çalışıyor
+1
zozjotejmnk
(13.03.26)
Annem meslek lisesinde matematik öğretmeni olarak çalıştı emekliliğinden evvel.
1/2 ile 2/4 ün aynı şey olduğunu bilmiyordu çoğu çocuk. 9. sınıfta ortaokul matematiği öğretiyordu evvela. Temel matematik bilmeyen çocuğa 10. sınıfta meslek öğretmeni nasıl eğitim verecek? Cin gibi çocuklar olsa da azınlıkta kalırdı bir çoğu ana baba zoruyla okuyan okuldan atılsa sınıfta kalsa geleceği kararacak çocuklar. Bulaşacakarı şeyleri üç aşağı beş yukarı tahmin edersiniz. Myo okumaları onlar için çok güzel gelişme el mecbur en temele ineceksiniz hocam Allah kolaylık versin.
0
cilekli pasta
(13.03.26)
ilk yorumun eksilenmesi cok komik. hemen altta meslek lisesi mezunu bile bu ögrenciler icin iyi konusmazken, bazilarinin bu liselere gelecegin odtü ögrencileri muamelesi yapmasi inanilmaz sacma. 12 yillik zorunlu egitimin "bundan da bir halt olmaz ama mecburuz iste" cocuklari icin düsündügü vergi yakma kurumlari cogu. 12 yillik egitim zorunlu olmasa, birkac tane meslek lisesi kalsa inanin kurumlarin ögrenci kalitesi de egitim kalitesi de itibari da ucar. bu haliyle nerede it var, serseri var buralara dolusturuyorlar. özünde cok güzel bir sistemi mahvediyorlar.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(13.03.26)
elektrik bölümünü bilmiyorum ama ticaret lisesi öğrencilerinden yıllardır stajyer geliyor (mali müşavirlik ofisi). ben ezberletmeyi sevmem, mantığını öğrensin, kendi kavrasın isteyim. ama bırak muhasebe öğretmeyi, çocuk daha toplamayı çıkarmayı bilmiyor. mecburen ezbere bir şeyler yaptırıyoruz, öğretmeye çalışıyoruz. hayır sen toplama çıkarma bilmeden lise son sınıfa kadar nasıl geldin kardeşim?

her gelene ilk söylediğim, bak muhasebe öğrenmeye niyetin varsa burada öğrenirsin, istediğin soruyu sor, hiç üşenmem öğretirim. tamam abi diyorlar, iki gün sonra bakıyorum hiç öğrenmeye falan niyetleri yok. hepsi stajım bitsin de gideyim derdinde.

mezun olup gidenlerden takip ettiğim birçoğu üniversite sınavına bile girmedi. hatta biri dümdüz tas kafalı serseri olmuş.
+1
kibritsuyu
(13.03.26)
20 küsür yıl önce meslek lisesi'nde elektronik okudum. meslek liselerinin ezbere dayalı saçma sapan ve aslında oldukça ağır bir müfredatı vardı o zaman. değişmediyse şimdi de öyledir belki.
genel geçer dersleri birinci sınıfta verilip bitiyor, sonraki programı mesleki ve çoğunlukla 8 saate varan atölye dersleri kaplıyordu. sabah 7'de evden çıkıp, akşam 7'de eve dönüyordum.
mesela tv devreleri ya da mikroişlemciler dersinde, sabahtan birisi tahtaya devreyi çizmeye başlar, öğreden sonraki derse anca yetişir, geri kalan vakitte de o çizim öğrenciler tarafından tahtadan deftere geçirilirdi. hiçbir konunun mantığı anlatılmaz, günler geceler boyunca, çoğunlukla çizim üzerinden bişeyler ezberlerdin. bu sebeple çok zaman gece 2-3 gibi kalkıp, okula gidene kadar ezber yapıyordum.
uygulamalar da, yine işin mantığının öğretildiği pratikler değildi. işte fotokopi devreyi board'a çiz, asitle yolları çıkar, matkapla elemanların yerini del, yine fotokopiden bakarak elemanları lehimle, bitti. led'in mi yanmadı, avometreyle kontrol edip sorun şurada diye tespit etmektense, tüm devreyi söküp yeniden lehimlemek, hepimizin işine gelen yöntemdi mesela. kendi araştırıp, öğrenip, gelişen öğrenciler yok muydu? tek tük vardı. ben ezberci olduğumdan tüm lise öğrenimim, koca bir ezberle-unut döngüsünden ibaret oldu (bu arada, kağıt üzerinde çok başarılı bir öğrenciydim). bu sebeple düz liseye gitmediğime çok pişmanım.
meslek lisesi'nin bana kazandırdığı, çok kalabalık bir ortam ve çok çeşitli tipler sayesinde insanları erken yaşta tanımak, her hal ve durumla baş edebilme yetisi kazanmak oldu. bir de, okulun konumu ve öğrenci profili sebebiyle çok keyifli bir okul hayatı geçirdiğimi söyleyebilirim.

edit: matematik denmiş de, bizde, lise ikinci sınıfta türkçe dersindeki sesli okumayı heceleyerek yapan öğrenci vardı. öğrenci dediğim de, sakallı bıyıklı adam yani :)
+2
manuel mandalina
(13.03.26)
Lise 1'e endustri meslek lisesi elektrik bolumunde okudum. Teori de pratik de vardi ancak belirtildigi gibi buyuk cogunlugun umurunda degildi, ozellikle teori ile alakali kisimlar. Bir de benim gecirdigim bir yilda teori ve pratik birbirinden cogunlukla ayri kaliyordu. Mesela bir dersin sinavinda sadece ohm kanunu uzerinden sorular soruldugu halde (3 bilesenden 2'si verilip kalan isteniyor) gene de cogunluk dusuk notlar aliyordu.

Neler yapiliyor sorusuna cevap vermem gerekirse; ilk donem ev tesisatlarinin tamami yapildi. Ikinci donemde ise sifirdan devre cizimi yapildi bir kez, devaminda 0-30 volt ayarli guc kaynagi yaptik, ama hangi eleman ne ise yariyor bilerek degil, lehimlememiz soylendi lehimledik.

Ilerleyen yillari ben gormedim ama bobinaj, kumanda gibi atolyeler animsiyorum.
0
mbond
(13.03.26)
Meslek öğretmeni değilim, edebiyat öğretmeniyim ama hep meslek liselerinde çalıştım. Meslek liselerinde yöneticilik de yaptım. Şu anda da mesleki eğitim merkezinde yöneticiyim. Çalıştığım tüm kurumlarda da elektrik bölümü vardı.

Sorun şu: mesleki okulların müfredatı, anadolu liselerinden daha ağır. Hem anadolu liselerindeki gibi kültür dersleri görüyorlar hem de mesleki alan dersleri görüyorlar. Ve mesleki dersler amiyane tabirle kafa gerektiriyor. Bu bağlamda baktığımızda daha nitelikli öğrenci gelmesi gerekirken, eğitim-öğretim, ders, kitap gibi şeylerle alakası olmayan öğrencilerin gittiği okullar bunlar. Haliyle bu profile 4 değil 14 sene elektrik dersi göstersen bir şey öğrenemez. Evet, istisnai sayıda kalifiye öğrenci yetişiyor ama o da hayatın her alanında bir nevi kendiliğinden yetişen başarılı insan sayısı gibi.

Kendi alanım üzerinden bağlayayım konuyu. Edebiyat kısmını geçtim, Türkçe kısmında yani okuduğunu, dinlediğini anlamada herhangi bir başarı yok. Okuduğunu anlamayan adam, ne bölümü okursa okusun beceri geliştiremez. Teknik konular dahil.
+1
wilhelmwasmuss
(13.03.26)
staja öğrenci götürüyordum birkaç sene önce; ders işlenmiyor, hocalar sigara odasında geçiriyor bütün günü. arada ders işlenecek olsa öğrenciler dinlemiyor bu kez. idare de umursamayınca hiçbir şey olmuyor işte.
0
mezzosprite
(13.03.26)
(2)

Doçentlik için dr. öğr. üyesi olarak atanmış olmak gerekir mi?

emreemre
Selam,Doktora derecemi aldım. Ama dr.öğr. üyesi olarak atanmadım/kadro bulamadım diyelim (yani araştırma görevlisi veya öğretim görevlisi olarak çalışmaya devam ediyorum). Bunun yanında doçentlik yayın şartlarını vs. gün be gün tamamladım farzedelim Bir gün bile dr.öğr.üyesi olarak çalışmadan doçent
Selam,
Doktora derecemi aldım. Ama dr.öğr. üyesi olarak atanmadım/kadro bulamadım diyelim (yani araştırma görevlisi veya öğretim görevlisi olarak çalışmaya devam ediyorum). Bunun yanında doçentlik yayın şartlarını vs. gün be gün tamamladım farzedelim Bir gün bile dr.öğr.üyesi olarak çalışmadan doçentliğe başvuruda bulunabilir miyim? Yani “şu kadar süre” doktor kadrosunda eğitim ver şartı var mı (ben göremedim)?
0
emreemre
(28.02.26)
Başvurabilirsin, çalıştığım kurumda araştırma görevliliğinden doğrudan doçent olan hocalar var.
0
penceredengorunenmorbina
(02.03.26)
olabilirsiniz. hatta önceleri hiç akademiyle ilginiz olmasa bile gerekli şartları sağlayıp doç. olabiliyordunuz. ancak şimdi başvurabilmeniz için belirli bir süre (birkaç dönem) akademide ders vermeniz gerekiyor.
0
yemrem
(02.03.26)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.