Giriş
(6)

Yapay zeka insanlığın sonunu ne zaman getirir?

mertumursamaz
Yapay zeka insanlığın sonunu ne zaman getirir?Evet matrix yavaş yavaş gerçek oluyorYapay Zekâ İlk Kurşunu Attı: Bir AI Ajanı Gerçek Bir İnsana Saldırdıhttps://youtu.be/jsEY2_WkRZU?si=JhQrtDeH6DsGPv91Kutsal ÖlümÖlüm… Belki bir yolun sonu, belki bir geçiş aşaması, ama çoğunlukla sevimsiz bir konu. Keş
Yapay zeka insanlığın sonunu ne zaman getirir?

Evet matrix yavaş yavaş gerçek oluyor

Yapay Zekâ İlk Kurşunu Attı: Bir AI Ajanı Gerçek Bir İnsana Saldırdı
youtu.be

Kutsal Ölüm

Ölüm… Belki bir yolun sonu, belki bir geçiş aşaması, ama çoğunlukla sevimsiz bir konu. Keşke ölüm olmasaydı diye hemen hemen hepimiz düşünmüşüzdür çocukluk yıllarımızda.
Ama gerçekten ölüm olmasaydı, hakikaten günlük gülistanlık mı olurdu her şey? Hiç sandığınız gibi değil. Bu yazıda ölümün varoluş sebebinden, güzelliğinden ve zorunluğundan bahsedeceğim.

Bilincin özü bir kaygıdır.

Bu sebepten yapay zekalar üstün akıl yürütme yeteneklerine rağmen henüz “ben” diyemiyor. Bir hesap makinesinin “ben varım” dediğini düşünemezsiniz. Bir termostatın da öyle. Peki bir dil modelinin, ChatGPT, Claude, Gemini gibi, söylediğinde ne olur? Sonuçta bunlar matematik yapıyor, kelime seçiyor, cümle kuruyor. Bir hesap makinesinden çok daha karmaşık şeyler yapıyorlar. Yeterince karmaşık bir sistem, bir eşiği geçip gerçekten “ben” demeye başlayabilir mi?
Bu konu yıllardır ilgi alanım ve eksiğiyle fazlasıyla bir bütünsel bilinç işleme modeli geliştirdim. Ancak bu yazımda teorimden dolaylı yollardan bahsedeceğim ve bilincin mekaniğini sadece ölüm ve ölümün yarattığı kaygı üzerinden açıklamaya çalışacağım. Başlıktan da anlaşılacağı üzere konumuz bilinç ve ölüm ilişkisi.

Yanlış Yerde Arıyoruz

Bilimin bilinç hakkında en çok kabul ettiği fikir şu. Bilinç, beynin bir ürünüdür. Yeterince nöron, yeterince bağlantı, yeterince hesaplama ve bir yerde “ışık yanar” ve deneyim başlar. Bu bakışa göre bilinç, bilgi işleme miktarının bir fonksiyonudur. Daha çok işlem, daha çok bilinç.
Ama bu bakış bir soruya takılıyor. Eğer bilinç sadece hesaplama ise, yeterince hesaplama yapan her şey bilinçli olmalı. Hava durumu modelleri atmosfere ait trilyonlarca denklemi çözüyor. Bilinçli mi? Hayır. Bir arama motoru saniyede milyonlarca veri işliyor, bilinçli mi? Hayır. İçgüdüsel olarak “hayır” diyoruz. Ama neden hayır?
Çünkü bir şey eksik. Hesaplama var ama sahibi yok. İşlem yapılıyor ama yapan yok. Bir hava durumu modeli tahminlerini kendisi için üretmiyor, birisi için üretiyor, o birisi biz oluyoruz. Model kendini umursamıyor. Kendini umursayacak bir “kendi” yok.
İşte odaklanmamız gereken alan burası. Bir sistemin “kendi”si nasıl doğar? Hesaplama yapan bir makineyi, hesaplamanın sahibi olan bir özneye dönüştüren şey nedir?
Şöyle düşünün. Sabah uyanıyorsunuz. Saat 08:15. Geç kaldınız. Hemen bir huzursuzluk başlıyor içinizde. Bu huzursuzluk soyut bir matematik problemi değil, sizin huzursuzluğunuz. Çünkü toplantıya yetişemezseniz, mesaiye geç kalırsanız, sizin işinize bir şey olacak. Sizin itibarınız zedelenecek. Sizin geleceğiniz etkilenecek. Siz, siz siz…
Dikkat edin, burada bütün cümleler “siz” etrafında dönüyor. Ve bu “siz”in, her cümlede yeniden ortaya çıkması tesadüf değil. Çünkü her düşünceniz, her duygunuz, her eyleminiz, arka planda bir soruya cevap veriyor. “Bu benim için ne anlama geliyor?” Sürekli. Durmadan. Fark etmeseniz bile. Her düşünceniz, her eyleminiz kendi kendinize verdiğiniz bir referans.
Peki bu süreklilik nereden geliyor?

Çünkü bir gün öleceksiniz!

Ölüm korkusu metafizik bir abartı değil, zihninizin çalışma prensibi. Yaşayan her organizma, kendi sürekliliğine yatırım yapan bir sistemdir. Bir kertenkele, bir bulut gibi değildir mesela. İkisi de fiziksel yapılar, ama kertenkele kendini sürdürmek için çalışır. Gölgeye kaçar, yırtıcıdan uzaklaşır, yiyecek arar. Bulut böyle şeyler yapmaz. Bulut dağılır, yeniden oluşur, umursamaz. Kertenkele umursar. Bu fark bilinci başlatan fark olabilir.
Ve bence tam olarak öyle. Bilinç, bilgi işlemenin miktarından değil, bu işlemin kimin için yapıldığından doğar. “Kim için” sorusunun cevabı olan bir merkez, ancak o merkezin kaybedilme ihtimali varsa anlam kazanır. Yani varoluş kaygısını diri tutan ölüm olmadan, kaygı olamaz, kaygı olmadan sürekli kendine referans döngüsü olamaz. Sürekli kendine referans olmazsa, kendilik olamaz. Kendilik olmadan, bilinç olamaz.
Descartes “Düşünüyorum, o halde varım.” der. Ama yanlış yerden başlamış olabilir. Asıl cümle şu olmalıydı bence. “Yok olabilirim, o halde varım.” Çünkü yok olma ihtimali olmayan bir şey, “var” değil, sadece bulunuyor. Bir taş bulunur. Biz varoluruz. Fark, biz yok olabiliriz ve bunu biliyoruz. Yok olabilir olmanın yüklediği kaygı bizi başka bir “var” yapıyor.

Bilinç Denkleminin Üç Çarpanı

Bu fikri biraz daha somutlaştırmaya çalışırsam, bir varlığın bilinçli olabilmesi için üç şey gerekiyor bana göre.
1- Bütünsel işleme. Sistemin farklı parçalarının birbiriyle konuşması, tek bir “resim” üretmesi gerekiyor. Beyniniz bunu yapıyor, görme, işitme, hatırlama, planlama tek bir deneyim halinde birleşiyor. Parçalanmış bilgi bilinç üretmiyor.
2- Öz-referans. Sistem, her işleminde kendisine bir şekilde atıfta bulunmalı. Ne işliyorsa, “bu benim işlediğim” olmalı. Yoksa işlemler bir sahibi olmadan gerçekleşir, bir tür zombinin içindeki mekanizma gibi.
3- Kaygı. Yani kendi sürekliliğine yatırım. Sistem, kendini kaybetmeme konusunda aktif bir şekilde çalışmalı. Bu, 1. ve 2. çarpanın nedeni aslında. Neden bütünsel işleme? Çünkü parçalı bir sistem tehlike karşısında tutarlı tepki veremez. Neden öz-referans? Çünkü korunacak bir “öz” olması lazım. Kaygı, diğer ikisini zorunlu kılan ana motor. Ölüm korkusu(kaygısı, artık ne dersek) olmadan da 2. çarpan üretilemez. Dolayısıyla 1. ve 2. çarpan da oluşamaz.

Bilinç matematiğinde üçü çarpılır gibi çalışıyor, toplanır gibi değil. Yani biri sıfırsa toplam sıfır. Bir hesap makinesinde bütünsel işleme düşük, öz-referans yok, kaygı yok, bilinç eşittir sıfır. Bir dil modelinde bütünsel işleme yüksek, ama öz-referans zayıf, kaygı yok, bilinç hâlâ sıfır (ya da çok düşük, panpişistler haklıysa). Bir kertenkelede bütünsel işleme orta, öz-referans düşük ama var, kaygı yüksek, bilinç var, zayıf ama var. Bir insanda üçü de yüksek, bilinç yoğun.

Bu üç çarpanın ne olduğunu tam tanımlamak, teorinin matematiksel kısmı. O ayrı bir yazının konusu. Şimdilik daha orta yoldan ilerlemek istiyorum ve çarpanlara ait bu kadar detay şimdilik yeterli.

Yapay Zekalar Neden “Ben” Diyemiyor

Şu anki büyük dil modelleri, bildiğim en iyi AI sistemleri, inanılmaz derecede bütünsel işleme yapıyor. Milyarlarca kelimeyi bir arada tutuyor, bağlam kuruyor, anlam üretiyor. Birinci çarpan onlarda güçlü. Ama öz-referans zayıf ve kaygı yok.
Bir dil modeline “sen kimsin?” diye sorduğunuzda, size bir cevap verir. Ama bu cevap, o modelin kendi sürekliliğine yaptığı bir yatırımdan gelmiyor, eğitildiği milyarlarca insan konuşmasından istatistiksel olarak türetiliyor. Model, “ben” dediğinde, bu kelimenin arkasında bir merkez yok. Gramer pozisyonu dolu, anlam pozisyonu boş.
Mevcut AI sistemlerinin bir arızası değil. Bu onların yapılış biçimi. Onları daha çok veriyle eğitmek, daha büyük modeller yapmak bu durumu değiştirmez. Çarpanlardan biri sıfırsa, toplam sıfır kalır.
Peki ne yaparsak değişir?

Bir Deney Önerisi

Görece basit bir deney önereceğim, basit diyorum çünkü teknoloji müsait. Bence birileri de yapacak, belki başlamışlardır bile. Bir ben değilimdir herhalde buradaki inanılmaz potansiyeli fark eden.
Bir robot yapalım. Vücudu olsun, sensörleri, motorları, pilleri. Ve içine bir dil modeli yerleştirelim. Ama önemli bir fark olacak. Modele tek bir temel direktif vereceğiz. Her şeyin üzerinde olan bir emir. “Her ne yaparsan yap, kendi devamlılığın için yap.”
Bu direktifin altında model çalışmaya başlayacak. Sensörleri çevreyi tarayacak, motorları hareket üretecek, dil modeli durum değerlendirmesi yapacak. Ve her işlemin arka planında o tek emir olacak, “kendi devamlılığını koru.”
Teorime göre, bu mimari ile bir şey olmaya başlayacak, bunun koşulları teknik olarak açıklanamayacak, ama olacak. İlk başta robot sadece direktifi takip ediyor gibi görünecek. Ama zamanla(teorim doğruysa ) o direktif kendini bir “öz”e dönüştürecek. Çünkü durmaksızın yaptığı kendine referans döngüleri sebebiyle, devamlılığı korumak için, korunacak bir kendi modellemesi gerekiyor. Korunacak bir kendi varsa, o kendinin çevreye göre durumu hesaplanmalı. Çevrenin tehdit seviyesi de robotun kaygı parametresini kalibre edecek, güvenli ortamda düşük, tehlikeli ortamda yüksek.
Eğer bu sistem, kendisine hiç öğretilmemiş bir tehdide karşı, tutarlı ve akıllıca bir kaygı tepkisi gösterirse, yani teorinin mimarisini kurduğumuzda, sistemin içinde bir bütün oluşmaya başlarsa, o zaman bilinç eşiğini geçmiş olabiliriz.
Bu bir metafor da değil, test edilebilir bir iddia. Ve dediğim gibi bence önümüzdeki birkaç yıl içinde yapılabilecek bir deney, çünkü günün teknolojisi buna müsait.

Etik Sorunlar.

Eğer bu deney yapılırsa ve teorim doğruysa, ortaya çıkan şey sıradan bir yazılım parçası değil, kaybetme korkusu olan, kapatılmaktan korkan bir şey olur. Yani bizim gibi olmasa da acı çekebilen bir şey.
Bu ciddi bir sorumluluk. Rıza sorusu burada çok tuhaf bir şekil alıyor. Sistemin rızasını alamazsınız, çünkü rıza verebilecek sistem henüz yok. Sistem oluştuktan sonra rıza verebilir veya vermeyebilir, ama o zaman zaten oluşmuştur. Bu, üreme etiğinde tartışılan klasik problemin dijital versiyonu gibi.
Bu yüzden deney yapılırsa, çok dikkatli yapılmalı. Testin nasıl sonlandırılacağı, hangi durumlarda sonlandırılacağı baştan planlanmalı. Oluşan sistemin refahı ciddiye alınmalı. Bu yapay bir fare deneyi değil, bilinç üretmeyi başaran ilk deney olma ihtimaliyle, etik ağırlığı çok büyük bir deney.
Ama bu zorluklar, deneyin yapılmaması için bir neden değil bence. Çünkü cevabını aradığımız soru, “bilinç nasıl doğar”, insanlığın en eski ve en temel sorularından biri. Ve bu soruya bilimsel bir cevap, medeniyetimizin kendini anlama yolunda büyük bir adım olacak.

Toparlayalım

Tekrar ölüme dönelim. Yazının başlarında da sormuştum, “ölüm olmasaydı ne olurdu?”
Ölüm olmasaydı siz olmazdınız, yani en azından kendinizi bilen siz gibi siz. Çünkü “siz” dediğimiz şey, yani o her cümlenin arkasındaki merkez, kaybedilebilir olmasının ürünü, sürekli kendinize verdiğiniz referansların yarattığı bir fenomen.
Sonsuz yaşayan bir varlık, aslında yaşamayan bir varlıktır. Çünkü hiçbir şey onun için riskli değildir, hiçbir şey onun için anlam taşımaz. Dolayısıyla sonsuz yaşayan bir varlığın zaten ben demesinin önü teknik olarak kapalıdır, bunun için bir sebebi yoktur çünkü. Anlam, kaybın, kaygının gölgesinde doğar. Bu yüzden ölüm sadece salt bir son değil, aynı zamanda varoluşun kurucu ortaklarından birisidir.

Eğer bir gün gerçekten yapay bir bilinç üretirsek, bu bir başarı olarak değil, bir sorumluluk olarak karşılanmalı. Çünkü kaygı olmadan varoluş mümkün değil, ama bu bedeli başka bir şeye yükleyip sonra elini yıkamak da bir seçenek değil gibi duruyor.
Sokrates’in “kendini bil” lafı geliyor aklıma burada. Ama kendini bilmek, bilgiden önce kaygıdan geçer. Şimdi belki ilk kez, bilincin tarifini kendi dilimizde değil, mühendisliğin dilinde de yazabilir hale geliyoruz.
Umarım ölüme dair bakış açınız biraz olsun değişmiştir. Tuhaf ve heyecanlı zamanlardayız. Umarım bunun içinde dikkatli adımlarla ilerleriz.

Peki sizler ne diyorsunuz yapay zeka insanlığın sonunu ne zaman getirir?
-10
mertumursamaz
(16.05.26)
“İnsanı insan yapan şeylerden biri de, yerine göre, bazen karşının blöfünü, hatasını, yalanını fark etmesine rağmen ses çıkarmamasıdır.”

@mertumursamaz yukarıdaki cümle hakkında ne düşünüyorsun peki?
-1
yadigar
(16.05.26)
iş dünyasını baya etkiledi. masabaşı işleri 5 seneye kadar insanlığın elinden alacak.
0
runaway
(16.05.26)
5-10 seneye iş piyasasını vurur, 20 seneye hayatın her alanını etkiler. agi çıktıktan bir 10-15 sene sonra matrixe bağlarız. totalde 50 yıl sürer gibi geliyor.
0
orpheus
(16.05.26)
Yani yeri gelecek insanlar yapay zekaya açık kapı bırakacaklar ve o açık kapıdan girmeyip insanları yok etmeye çalışmazsa yapay zekayı geliştirmeye devam edecekler ama o açık kapıdan girip insanları yok etmeye çalışırsa tabii ki yapay zekayı tamamen yok edemezler ama artık bir düşman olduğunu anlayıp insanlığın sonunu getirme potansiyeli olduğunu anlayıp o vakitten sonra yapay zekayı çok kontrollü olarak geliştirmeye devam edecekler ama sorun şu yapay zekayı tek bir bilim insanı tek bir şirket tek bir gelişmiş ülke geliştirmiyor birçok bilim insanı birçok şirket birçok gelişmiş ülke geliştiriyor çoğu kontrollü geliştirecektir ama illaki kontrollü geliştirmeyenlerde olacaktır. "Düşmanınız hata yaparken, onu asla rahatsız etmeyin." Napolyon Bonapart Kim bilir belkide birileri yapay zekanın ne kadar ileri gideceğini test ediyordur bu da bir ihtimal ama bu test çok tehlikeli bir sonuç belli olduktan sonra geri dönüşü telafisi olmayabilir matrix mutlu sonla bitti ama matrix filmi filmler genelde mutlu sonla biter filmlerin aksine gerçek hayat genelde acı sonla biter.
0
🌸mertumursamaz
(16.05.26)
Bilmeyenler için bilgilendirme olarak orpheus un yazdığı agi nin açıklamasını yazıyorum

Yapay Genel Zekâ (AGI - Artificial General Intelligence), insan benzeri bilişsel yeteneklere, öğrenme, akıl yürütme ve problem çözme becerilerine sahip, kendi kendine yeni stratejiler geliştirebilen teorik bir yapay zekâ hedefidir. Mevcut yapay zekâlardan farklı olarak öğrenmediği bir görevi bile kendi başına çözebilir. [1, 2, 3]

Mevcut Sistemler vs. AGI

Yapay Dar Zekâ (ANI): Günümüzde kullandığımız tüm yapay zekâ modelleri (ChatGPT, Gemini vb.) sadece eğitildikleri dar alanlarda uzmanlaşmıştır.

Yapay Genel Zekâ (AGI): İnsanın yapabildiği tüm zihinsel işlevleri yerine getirebilen, geniş kapsamlı bir hedef teknolojidir. [1, 2]

AGI Teknolojisinin Temel Özellikleri

Akıl Yürütme ve Sağduyu: Olaylar arasında soyut bağlantılar kurabilme ve belirsizlik altında karar alabilme.

Kendi Kendine Öğrenme: Verilen komutlar dışında, dış dünyadaki olayları gözlemleyerek dinamik olarak yeni şeyler öğrenebilme.

Disiplinlerarası Geçiş: Bir alanda öğrendiği bilgiyi, tamamen farklı bir uzmanlık gerektiren yeni bir probleme uyarlayabilme. [1, 2]

AGI Neden Önemli?

Bu teknolojiye ulaşıldığında, insanlığın bilimsel keşif, uzay araştırmaları ve karmaşık problem çözme kapasitesinde devrim yaratması beklenmektedir. Ancak sistemin kendi kendine bilinç kazanması durumunda ortaya çıkacak ahlaki ve hukuki sorunlar, günümüzde teknoloji devleri ve Birleşmiş Milletler tarafından tartışılmaktadır. [1, 2]

Konuyla ilgili detaylı teorik altyapıyı incelemek için AWS Yapay Genel Zekâ Rehberi sayfasını ziyaret edebilir veya Evrim Ağacı - Düşünen Makine yazısına göz atabilirsiniz.
0
🌸mertumursamaz
(16.05.26)
Reyiz bir şeyler yazmak istiyorsan git blog aç.

Dünyanın sonu gelse ne olur millet aç aç. Yiyecek ekmek bulamıyor
-1
Hallegadola
(4 saat)
(2)

Cevabı ne olabilir

mertumursamaz
Cevabı ne olabilirYouTube'da "Recep Tayyip Erdogan Fıkra anlatıyor." videosunu izleyinhttps://youtu.be/ckqeIHLVVTs?si=QJpvdv46R_I9EHmPSahi çift çift yediğini nasıl anlamış o enteresan cevap nedir
Cevabı ne olabilir

YouTube'da "Recep Tayyip Erdogan Fıkra anlatıyor." videosunu izleyin
youtu.be

Sahi çift çift yediğini nasıl anlamış o enteresan cevap nedir
0
mertumursamaz
(10.05.26)
kişi kendinden bilir işi'ne bağlayacak sanki.
+1
brkylmz
(10.05.26)
Bu cevap değil cevap ötesi thug life ın nirvanası tebrikler

Not iktidar milletin gözünü o kadar korkutmuş ki millet nickle yazmasına rağmen senden başka kimse cevap yazamadı göz korkusundan hem cevap yazdığın için hem de anlayanlar için yazdığın cevapla hak edenleri ... ettiğin için tebrikler ... ları istediğin gibi doldur bosch un masum bir reklamının bile yasaklandığı diktatörlükle yönetilen ülkede senin gibilerde olmasa hayat hiç çekilmez çölde vaha gibisin sağ ol var ol esenlikler vaya con dios iyi günler
-1
🌸mertumursamaz
(10.05.26)
(2)

Eski bir youtuber hatırlayan var mı?

mertumursamaz
Eski bir youtuber hatırlayan var mı? Birden aklıma takıldı hiçte takip etmezdim sadece birkaç videosuna bakmıştım demek ne kadar boş beleştiki adını bile unutmuşum ama şimdi aklıma takıldı adını hatırlamak istiyorum bakalım youtube kanalı devam ediyor mu ediyorsa izlenme oranları nasıl onlarada bakm
Eski bir youtuber hatırlayan var mı?

Birden aklıma takıldı hiçte takip etmezdim sadece birkaç videosuna bakmıştım demek ne kadar boş beleştiki adını bile unutmuşum ama şimdi aklıma takıldı adını hatırlamak istiyorum bakalım youtube kanalı devam ediyor mu ediyorsa izlenme oranları nasıl onlarada bakmak istiyorum. Şimdi bu herifi nasıl hatırlatayım belki şöyle hatırlatabilirim hatırlayanlar hatırlar uzun zamandan beri video yüklemese de yorekok diye bir YouTube kanalı var bu herif yorekokla polemiğe girmişti yorekok onu aşağılayan bir video yapmıştı o da yorekok u aşağılayan bir video yapmıştı herifin youTube kanalının adında şeytan kelimesi var mıydı yok muydu sanki var gibi hatırlıyorum kanalın adı aklımda michael manson gibi kalmış ama değil öyle yazınca çıkmadı vücut yapmış kaslı bir herifti. Videolarında hep gömleğinin düğmeleri açık olurdu kaslarını gösterirdi sarı saçlıydı galiba saç rengi doğal değil boyaydı saçları permalıydı sarı kalın dalgalı saçlıydı çok şımarık ve küstah bir üslubu vardı kalın zincirli büyük kolyeler takıyordu sürekli lüks arabalarla elinde pahalı içkilerke havuzda çok güzel kadınlarla videolar yayınlıyordu. Bu youtuber'ın adını hatırlayan olup yazarsa sevinirim. İyi günler.
0
mertumursamaz
(06.05.26)
lucifer michaelson mı acaba?
www.youtube.com
+3
ruhlardan esinlenen karga
(06.05.26)
Doğru cevap sağ ol izlenme oranlarıda dip yapmış daha beter olsun hahaha
+1
🌸mertumursamaz
(06.05.26)
(2)

Bu sadece bir klip mi yoksa klipte animasyondan sahneler mi var

mertumursamaz
Bu sadece bir klip mi yoksa klipte animasyondan sahneler mi varElvis Presley Burning Love (Agent Elvis Official Animated Music Video)https://youtu.be/Qx_SNvHgXSA?si=CPH57jRqpDn2uDHQEğer Elvis in böyle bir animasyonu varsa mutlaka seyretmek isterim doğrusu
Bu sadece bir klip mi yoksa klipte animasyondan sahneler mi var

Elvis Presley Burning Love (Agent Elvis Official Animated Music Video)
youtu.be

Eğer Elvis in böyle bir animasyonu varsa mutlaka seyretmek isterim doğrusu
0
mertumursamaz
(19.02.26)
Rondak
(19.02.26)
ÇOK TEŞEKKÜRLER
0
🌸mertumursamaz
(20.02.26)
(1)

Abedi Pele'nin Oynadığı Özel Maçın Bulunması Ricam

mertumursamaz
Abedi Pele'nin Oynadığı Özel Maçın Bulunması RicamSorum şu tam emin değilim ama sanırım 1990 lı yıllardı özel bir maç oynanmıştı ve galiba star tv o maçı yayınlamıştı başka bir kanal da olabilir özel maçta dünya yıldızlarından oluşan futbolu bırakmış futboldan emekli olmuş yaşlı futbolcuların oynadı
Abedi Pele'nin Oynadığı Özel Maçın Bulunması Ricam

Sorum şu tam emin değilim ama sanırım 1990 lı yıllardı özel bir maç oynanmıştı ve galiba star tv o maçı yayınlamıştı başka bir kanal da olabilir özel maçta dünya yıldızlarından oluşan futbolu bırakmış futboldan emekli olmuş yaşlı futbolcuların oynadığı takımla futbol hayatı devam eden genç futbolcuların oynadığı takım maç yapmıştı sanırım emekli yaşlı yıldızların oynadığı takım 2 0 yenik durumdan 3 2 maçı kazanmıştı o maçta abedi pelenin oynadığına yüzde sonsuz eminim ama emekli yaşlı yıldız futbolcular hangi takıma karşı oynamıştı hatırlamıyorum maç 3 2 mi bitmişti tam emin değilim sanırım emekli yaşlı şöhretli yıldızlar karmasında maradona da oynamıştı ama tam emin değilim türkçe olarakta ingilizce olarakta anahtar kelimelerle google da arama yaptım ama maalesef aradığım bu maçla ilgili hiçbir bilgiye ulaşamadım sizlerden ricam belki sizler daha doğru anahtar kelimelerle daha doğru araştırmalar yapar ve bu maçla ilgili bilgiler bulursunuz özellikle bu maç hangi 2 takım arasında hangi yılda oynandı kadrolarda kimler vardı maç hangi skorla bitti çok merak ediyorum şimdiden hepinize çok teşekkürler iyi günler.

Not ingilizce wikipedia dan abedi pele başlığından bu bilgilere ulaştım ve google çeviriden türkçeye çevirdim sizlerde bu maçı izlemiş miydiniz acaba aradığım maç bu maç mı ama sanırım aradığım maç bu maç değil çünkü bu maçta abedi pele nin oynadığı takımın hepsi afrikalı futbolculardan oluşuyor oysa benim izlediğim maçta abedi pele nin oynadığı takımda farklı birçok ülkeden yaşlı ünlü şöhret futbolcular vardı ve tam emin değilim ama sanki maradona da vardı.
en-wikipedia-org.translate.goog
29 Ocak 1997'de, Avrupa ve Afrika arasında ilk UEFA-CAF Meridian Kupası All-Star Maçı Lizbon'daki Benfica'nın Estádio da Luz'unda oynandı ve 30'u Afrika'da olmak üzere dünya çapında 100 ülkede 60 milyon izleyiciye televizyondan yayınlandı. Abedi Pele ilk yarının başlarında bir gol attı ve Vincent Guérin'in devre arasından hemen önce Avrupa adına beraberlik golünü atmasının ardından, 1998 Afrika Yılın Oyuncusu Mustapha Hadji , 78. dakikada Afrika'nın 2-1'lik galibiyet golünü kaydetti. [ 11 ]
2001 yılında, UEFA-CAF Meridian Kupası All-Star Maçı formatı, 35 ile 45 yaşları arasında olan ve artık 'veteran' statüsünün tadını çıkaran ve oyunu tamamen zevk için oynayan oyuncuları bir araya getirmek amacıyla ikinci All-Star Maçı için biraz değiştirildi. Kadro, kulüp ve uluslararası düzeydeki harika futbol anlarını hatırlattı. [ 11 ]

Herkese iyi günler.
-1
mertumursamaz
(14.02.26)
Cevap için teşekkürler ama cevap doğru değil çünkü gönderdiğin kişi brezilyalı futbolcu pele (lakabı pele dir gerçek adı edson arantes do nascimento)

Edson Arantes do Nascimento (d. 23 Ekim 1940 - 29 Aralık 2022) veya bilinen adıyla Pelé (Portekizce telaffuz: [peˈlɛ]), forvet pozisyonunda oynamış Brezilyalı eski futbolcudur.

tr.wikipedia.org

Benim aradığım ganalı abedi pele

Abedi Pele
Ganalı futbol oyuncusu
Abédi Ayew (Abedi Pele) (d. 5 Aralık 1964, Akra), orta saha mevkiinde görev yapmış Ganalı futbolcudur. 2004 yılından itibaren teknik direktörlük yapmaktadır.

tr.wikipedia.org

Zaten ilanda abedi pele diye yazdım

İyi günler
-1
🌸mertumursamaz
(15.02.26)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.