hiç bilmiyorum ya. aklımda birden fazla yer var. hamburg, düsseldorf, berlin, leipzig ya da dresden'e yerleşmek isterdim galiba. bunlardan birinde yaşardım. hiç antin kuntin "üretken yaşam" geyiği yapmayacağım, sığır gibi yaşardım. psikolojimi bozmamak adına haftada 2-3 gün katılacağım bir etkinlik bulurdum. dil kursu ya da yılan dansı falan gibi. maksat insan tanımak, "bugün x'im var" diyebilmek. sabah akşam köpek gibi maç izlerdim valla. öğlen-akşam avrupa futbolu basketi hokeyi, gece amerikan hokeyi basketi vs... nisan-haziran arası zaten playoff zamanı, "keşke işim, okulum olmasa, aç kalsam ama maç izleyebilsem" diye mızmızlandığım bir dönem sjfsj.
müreffeh bir evropa ülkesinde part-time çalışırdım gerçi sanırım. çünkü gezebilmek isterdim. çünkü sadece ev, yemek, ısınma gibi temel ihtiyaçların karşılandığından bahsetmişsin. ben kışın rovaniemi'ye kadar çıkıp kuzey ışıklarını görmek, lulea'da hokey maçı izlemek, beyaz gecelerde petersburg'da olmak, arjantin'de kusana kadar et yemek vs. isterim mesela. "dünyayı gezeyim" hippiliğim yok ama düzenli olarak görmeyi isteyebileceğim çok yer var. cafer reyiz gibi TATİLLERİMİ NAMAZGAH DAĞLARINDA GEÇİRİRİM diyebilmeyi isterdim.
çok spesifik bir şey yok yani, şu an yaptıklarımı daha az vicdan azabı duyarak yapardım.
0