Bu soru neden eksi oy almış anlamadım. ilginç, neyse ben kendi fikirlerimi anlatayım:
Yaklaşık 2 sene önce, işten ayrılıp evde finansal araçlarla para kazanarak -hayatıma öyle devam edeceğime inanıyordum. Bunun için eğitim meğitim birşeyler kovaladıktan sonra birikmiş paramla yatırım yapmaya başladım ve; papazı buldum. Bu yazacaklarım kendi tecrübelerimden ibaret.
Bundan yıllar evvel Abdullah Gül demişti: ''türk milleti müsterih olsun; işi bu olan vatandaşlarımız görevinin başında.'' O zamanlar bunun şımarıkça bir söylem olduğunu zannetmiştim ama bu doğruymuş.
Ülkede akıllı adam problemi yok, Boğaziçi, ODTÜ, Koç, Bilkent bunlar akıllı ve disiplinli adamları yetiştiriyorlar ve bunların en iyileri de ne olursa olsun devlette kendilerine yer bulup o kurumlarda çalışıyorlar(yönetemiyorlar belki ama, orada var bunlar). Bence zannettiğimiz gibi bir düzensizlik yok, aksine devlet kurumları kullanılarak bilinçli olarak yapılan bir rant aktarımı var(bunu herkes biliyordur ama söylemek zorundaydım çünkü buradan anlatıma devam edeceğim)
THY, ŞiŞe, ETi gibi gerçekten başlangıçta güzel(!) yönetilen kurumların şişmiş sermayelerini kendi gruplarına destekçi sağlamak için eksiltmeleri ve bunun bütün bütün KAMU TEKELİ oluşturmuş yapılarda(bankalarda dahil buna) işe alım yapmaları insanların gözüne çok batıyor. Fakat Mehmet Abi'nin de dediği gibi bunlar çerez paraları.
Burada oyunu tamamen bozan temel faktör şu; bunu yapan adamların elinde ''VERİ'' var. yani adam, nerede kaç para var ve bu para nereye aktarılıyor, bunu biliyor.
Ben kendi paramı yönetmeye çalıştığım dönemlerde; fonları, uluslararası yatırım kuruluşlarını takip ediyordum: orada tekrar ve tekrar bizim gibi profesyonel küçük yatırımcıları döve döve öğrettikleri şey şu oldu; bizim iktidarımız paraya sadece yön vermiyor, yön vermediği alanlarda da davranış silsilesini önceden ''tahmin'' edebiliyor. devamında da hep terse düştükçe; bunun bir ''tahmin'' olmadığını farkettim. Çünkü ben de tahmin etmeye çalışıp o şekilde hamle yaptığım için; temel fikrim hep şu oluyordu: ''Adam dolara endeksli ne kadar varlık var bunu görüyor, bunu bi' şekilde biz de görebiliyoruz; o zaman yeterince çalışır ve gerekli zekayla algoritma kurarsak da; biz de büyük parayla aynı yöne akabiliriz.''
yapamadık. Sadece biz değil kimse yapamadı. İçeriden bilgi alamayan herkes bizim gibi patladı.
Şunun önemini unutmuşuz, devletin gördüğü dolara endeksli varlık'tan ziyade; bu varlıkların kime ait olduğu. Mesela 2 yıl önce Ziraatin serbest fonunda büyük vurgunlar vuruluyordu; aynı dönem denizbank'ın da dolar fonunda çok büyük giriş vardı: bu ikisi arasındaki bağlantıyı kuramıyordum bi' türlü. TÜPRAŞ meselesinde de, Borusan meselasinde de dolarla iş yapan bir firmanın defterlerini incelerken BOTAŞ'ın dolar ödemeleri ve bunların piyasadan çekeceği dolara ''bet'' atıp sürekli kaybediyordum. Ben dolar'a hamle yapıp kaybederken denizbankın fonundaki büyümeyi anlayamıyordum. Sonradan fon başlangıcına baktığımızda bu fonlar halka açılmadan zaten sahiplerinin belirlenmiş kişiler olduğunu(elinde veri olan grup) ve bu verilerle de piyasayı speküle etmenin ötesinde; o kadar büyük bir güç'le(tanrının gücü kadar) piyasayı yönlendirdiklerini(''tahmin'') ve asla önden onlarla aynı hamleyi yapmanıza olanak tanımadıklarını farkettim. Ortada son sürat giden bir tren vardı ve yapabileceğiniz tek şey, nereye gidebileceğini bilmeden -akla da aykırı bir şekide- ilk vagona binip bir de başınızı camdan dışarı çıkartmanızı istedikleri bir riske girmek olabilirdi. kazanan bütün fon'lar akla aykırı şekilde kazandılar. Hepsinde anlamadığımız yapılar misal ZRGYO gibi tamamen aslında devletin elinde olan(başka bir örnek mesela iç çamaşır markası Suwen de olabilir) yapıların az çalışanla anlamsız kar yazması oldu.
Bu öyle bir hal aldı ki; daha sonra avam'ın da uyandığı destekfinans gibi aslında borsa manipülatörlerinin gücünün yetemeyeceği bir irade ile yükseltilen ve bunun bir manüpilasyon olduğunu düşündüğümüz için de her an batmasını öngördüğümüz-ama asla batmayan- bir yatırım stratejisi çıktı. (tren örneğini bundan anlattım)
Bu şirketlerin sermaye yapısına baktığınızda birbirinin kuyruğundan beslenen yılan gibi bir dönüşüm vardı ve ha battı ha batması lazım diye korkuyla izliyorduk.
Halkın farkettiği noktadan sonra da kümülatif bir coşkuyla destek tera yapısı herkesin malumu oldu. Ekrem İmamoğlunu içeri aldıklarında da ZRGYO'da yaptıkları milyonlarca doları halkın giremeyeceği bankacılık fonlarını desteklemekte kullandılar. THYAO'dan Suwen'e kadar; ENKA'den BORUSAN'a kadar anlamıyorduk bu yapıların nasıl kurtarıldığını. Meğer o hollandalıların parasıyla yapıyorlarmış.
Zaten halkın dilinde olan orta direk/beyaz yaka - eğitim bitti söylemleri de buradan geliyor. Erdogan'ın onlara ihtiyacı yok. Orta direk gerekmiyor adama, çünkü önceki iktidarlarda olmayan birşey var ellerinde; veri ve bunu işleyebilme kabiliyeti.
Adam gücü tek merkezde toplayınca, kimin kaç parası var ve bu parayı ne yapacak kısmına hakim bir hale geldi.
Değerli TL olayında da ısrarı, yine bizim hakim olmadığımız bir konuyu takip ettiği içindir. Eskiden (ben 87 doğumluyum, anne babalarımızın anlattığı kadarıyla) varlıklar anlık büyük vurgunlarla edinilir ya da kaybedilirmiş. Şimdi bu gücün tek elde toplanmasıyla buna fırsat vermiyorlar. Dolarda ''KATLANMA'' artışı için; gücün tek elden çıkması gerekiyor.
Yani aslında artık devalüasyonu sadece parada ve eskisi kadar kısa zamanda yapmıyor. Elindeki veri ve yönetme kabiliyetiyle parayı sabit tutup malda devalüasyon yapıyor, sonra o maldaki artış hızını durdurup para değerini azaltarak piyasadan para yakabiliyor.
Dostoyevski gibi devam etmek istemezdim ama gerçekten son 2 yılda finansal olarak öyle acılar çektim ki; tiksindim.
yani o evin değeri eninde sonunda $50k dolar olacak ama bunu eski sistemdeki gibi göremeyeeceğiz. normalleştirilmiş bir şekilde para - mal fiyatlama dengesini bozarak yapacak bunu. Yani aslında sadece doların ivmesini(hızın hızını) kontrol etmekle kalmıyor, paranın akış yönüyle mal fiyatlarının da ivmesini kontrol ederek enflasyona ezdirecek. Eskiden $550 gelir elde eden mühendis şimdi en az $2000 alıyor ama; mal değerinde bi' verim hissetmiyor. bunu tersten de sürdürerek $-TL dengesini finansal araçları kullanarak sağlayacak.
Onun milletin malına mülküne kayyum ataması seçim endişesinden kaynaklanıyor. Seçim için maalesef beslemek olduğu bi' havas grubu var.
Elindeki veri çok kıymetli, o yüzden gerçekten ve sadece o biliyor aslında havas'ın ne kadar tehlikeli olduğunu. Erdoğan'ın yönetimini diğer iktidarlarla ya da Atatürk'le kıyaslamamak lazım. Celal - Adnan ikilisinin tek bir şahsiyette birleşmiş hali gibi kendisi. Ne yapabileceğinin, ne yapamayacağının farkında ve aslında tek alameti farikası :''çalışılabilinme kabiliyeti''
Geçenlerde doların başına pozitif birşey gelmesin diye adama yeni swap kanalı açtı abd.
Yarın kıbrıs'ta yeni bir gelişme olur, aynı refleksi bu sefer ortadoğunun zenginlerinden görürüz.
Ondaki bu çalışılabilinme kabiliyeti olduğu sürece, onun endişesi seçimden başka birşey olmaz.
Faiz düşerken, lirayı değil enflasyonu destekleyerek o dolarları yakacak. Dolar milyonerlerinin sayısı da birden azalmayacak. Onları da kurbanlık gibi kese kese azaltacak. Elon Musk'ın 1.4Trilyonu var diyorlar, onu harcayamadıktan sonra; 1.4 katriyolnunun olmasının birşeyi değiştirmeyeceği gibi. Teknik olarak değil, temel analizde güç'le çözmüşler sistemi.
+2