insanların çoğu bu tür soruların cevapları için dine kaçıyor. geri kalanları da bilime sığınıyor. kimisi ise ünlü isimlerin metaforlarını tekrar edip duruyor, bu şekilde rahatlıyor. kimse cevabı bilmiyor. dikkatini dağıtacak başka bir aktivite arıyor. yapılan şey, tatmin ve rahatlama.
dini seçmişseniz, rahat hissedersiniz çünkü sizin gibi milyarlarca insanın din tercihindeki varlığı sizi bu tercihte güvende hissettirir. yanılıyorsanız bile yalnız değilsiniz.
bilim biraz soğuk yalnız olsa da, doğal afet gibi durumlarda bu insan gurubu çoğunluğun olduğu din tarafına geçiş yapar. geçici süreliğine. sonra hayat normale dönünce o da tekrar eski görüşüne döner.
ben kimim nereden geldim neden geldim vs. gibi sorular düşünsel sorulardır. her insanın beyninde belirir. sana özel ve sadece sende beliren sorular asla değildir.
öncelikle bu soruyu kafamızın içinde bize kimin sorduğunu ve yine aynı şekilde kimin cevapladığını görmemiz gerekir. soruyu soran da cevap bulmaya çalışan/uyduran da düşüncedir. düşüncedeki temel amaç beyne rahattasın ve güvendesin sinyali verip sağlıklı düşünmesine devam etmesini sağlamaktır. bu olmazsa, insan normal hayatına devam edemez. bir nevi düşünce cevap uydurarak beyni koruyor da diyebiliriz.
sorunun kaynağı çıktığı yer neresi diye soracak olursak, konu damarlarının ego ve benlikten beslendiğine varacağız ki bu da bambaşka bir meseledir.
şunu bilmeliyiz ki; özel değiliz. biz birbirimize bağlıyız. her insan kendi içinde tüm insanlık tarihini taşıyor. öfke, nefret, sevgi, haset, gurur, keder, bencillik, sıkılmak, zevk, korku... dünyanın neresindeki insana giderseniz gidin bunları taşıdığını görürsünüz.
dönüp bakmak ve kendini okumayı bilmek lazım.
0