o hatalı kitaplar (rus klasikleri ise özellikle) şöyle bir süreçle yayına verilmiş olabilir. telifi falan olmayan eserler oldukları için yapılmış bir çeviriyi alıp orasıyla burasıyla biraz oynayıp, yeni çeviri yapılmış gibi yayınlayan yayınevleri vardı.Hatta bu işe de "redaksiyon" derlerdi. bir ara bir sürü üniversite öğrencisi bu işi yaparak para kazandı. (tabi yayıncılar daha da çok kazandı) çevirideki cümleleri değiştirirken erkek kahramanı kadın, kadın kahramanı erkek yapacak kadar şuursuz "redaktörler"den bile bahsediliyordu ki birkaç imla hatası bunun yanında ne ki?
öyle olmasa bile çeviriden ya da yazımdan sonra redaksiyondan geçmemiş olabilirler. küçük, dar bütçeli bir yayıneviyse bi de redaktöre para vermezler doğrudan basarlar kitabı. Zaten o yayınevlerinde de redaksiyonu ya oranın sahibi ya editörü, ordan birisi üstlenir redaksiyon için ayrıca birini çalıştırmayabilirler.
büyük yayınevlerinde ise bence "türkçe ve imla bilmek" dışında da bir dolu kriterleri vardır. diğer arkadaşlar da yazmışlar zaten.
bence bu iş belli bir alanda ciddi bir uzmanlık gerektiriyor. Mesela tıp çevirilerini redakte edebilir misiniz ki? edebiyatta da çevirisi yapılan eserin yazarı, yazıldığı koşullar, yazıldığı kültür ve coğrafyanın özellikleri falan az buz bir hakimiyet işi değil bunlar. hatta bence bir redaktör çevirisi yapılan dili de çevirmen kadar bilmeli.
o yüzden azmedicem başarıcam derseniz iyi bildiğiniz bir konuda mesela ekonomi kitapları basan yayınevleriyle falan çalışmayı düşünün bence. rus edebiyatı demişsiniz ama sadece suç ve cezanın kaç tane muhteşem çevirisi var türkiyede, bunu düşünürseniz rusçaya ve rus edebiyatına ayrıca da türkçeye hakim kaç tane insan vardır az çok tahmin edebilirsiniz.
0