İnşaat sektörüyle sürekli şişirilen bir ekonomi var şu anda Türkiye'de. Bu sektörde yaşanacak minik bir dalgalanma bile dengeleri altüst edebilecek durumda gibi duruyor.
İnsanların ellerinde Note 3'ler, iPhone 5s'ler geziyor, herkesin altında arabası var ancak o krediler-taksitler ödenemeyecek duruma geldiği vakit ciddi bir kriz yaşanacak orta-alt sınıf açısından. Bunu bir nebze de olsa engellemek(veya hafifletmek) için taksit sınırlandırılması konuldu bu tarz ürünlere, ancak -çok haklı ve doğal olarak- insanlar bu tür ürünleri kimi taksit hilelerine başvurarak almaya devam ediyorlar. Edecekler de. Zira burada verilen şeyin adı negatif özgürlük: istediğini, fazladan borçlanarak ve fazladan artı değer üreterek bu malı almak için çalışarak almak.
Sadece yollara bisiklet için güvenli ek bir alan ilave ederek, toplu taşımayı yaygınlaştırarak ve ucuzlaştırarak dahi inanılmaz bir bütçe tasarrufu yaptırmak mümkün, ancak bana göre orta doğu'daki petrol lobisiyle yapılan doğrudan veya dolaylı anlaşmalar gereği sürekli insanları hususi araç almaya yönelten politikalar üretilip, araba almak kolaylaştırılıyor. Duble yollar, ODTÜ'den geçirilen yol, "şu kadar asfalt attık" muhabbetlerinin her yerde dönüyor olması ve bu asfaltın da harbiden hayvani miktarlarda olması bunların açık göstergesi. Arabanın gerçek maliyetini hesaplayan bir site vardı: vergisiyle, bakımlarıyla, kaskosuyla, benziniyle 5 yıl(100.000 km) maliyetini ortalama bir hesap yaparak veriyordu. Buna bakacak olursak arabayı almanın tek başına yetmediğini, 5 yıl içinde o araba için yapılacak masrafın 1,5-2 katına dahi çıkabildiğini görebiliyoruz (değer kaybı da cabası)
Naçizane ekonomi cahili bir insan olarak, genel siyasi durumdan, çevremdeki insanlarla yaptığım tartışmalardan çıkan sonuçlar aşağı yukarı bu şekilde. İki satır yazayım derken epey uzattım, destan olmuş mübarek :) umarım sıkılmadan okuyabilirsiniz.
0