Sanat kuramıyla ilgili bir öneride bulunabilirim. Bunun için ihtiyacımız olan iki şey var. 1. Kral Oidipus adlı antik tragedyayı da okumanız. 2. Tragedya'nın nasıl bir şey olduğunu öğrenmeniz. Eğer bunları yaparım derseniz, edebiyat kuramını da ilgilendirecek biçimde ilginç bir ödev yapmış olmanız an meselesi.
Antik Yunan tragedyalarının enteresan bir özelliği vardır. Karakter iki olumlu değer arasında seçim yapmak zorunda kalır. Bu iki olumlu değerin ikisi de onu yıkıma sürükler. Annesiyle birlikte olduğunu öğrenir ve kendini cezalandırır. Gözlerine mil çektirir. Kendisiyle beraber kızlarını da alır gider. Tebai kenti lanetinden kurtulmuştur ama Oidipus perişandır.
Kendisi kör bilici Teresias'ın kehanetine uygun hareket etmiştir. Onun yazgısında annesiyle birlikte olmak ve babasını öldürüp tahta geçmiş olmak vardır. Zaten o bunu yapamasın diye çocukken ülkeden gönderilir. Öldürüldüğünü sanıyordur herkes ama öldürülmemiştir.
Eğer Teresias'a çıkıp da kibirle ben lanetin kalkmasını sağlayacağım dememiş olsaydı, annesiyle birlikte olduğunu, böylesi bir suç işlediğini asla bilmeyecekti.
John Nash'in teorisi matematikteki olumsallıkla da ilişkilendirilerek, tragedya üzerinden, "mükemmel bir hayat olabilir mi?" sorgusunun yapılmasını sağlayabilir.
Yani, olayı bilmeyenler için şöyle özetleyebilirim. Oidipus, Tebai kentinin üzerindeki laneti kaldıracağım diye büyük bir iddiayla konuşur, lanetin kalkması demek, kendisinin annesiyle ilişkiye girdiğini öğrenmesi demektir, yıkımını hazırlar bu durum. Laneti kaldırmak için gerçekle yüzleşir. Olumlu iki şey vardır ikisi de karakterin bir işi başarmasını sağlar ama onu yıkıma sürükler.
Peki bunun Nash'in teorisiyle ne ilgisi var diyeceksiniz. Daha önce kimsenin yapmadığı bir bağlantı kurarak, herkesin kazanabileceği bir oyun kurmak ve tragedya'yı oyun teorisiyle eşlemek düşüncesi ilginç olabilir. Ancak, tragedya formuna zarar vermeden bunu yapmak, yani buna uygun bir yeni kurgu yapmak imkansız görünen bir şey.
0