"her din, var olduğu alanda kendisinden önce var olmuş dinleri, kendi varlığını sekteye uğratmayacak kadar kapsamaya çalışır." sadece dinleri de değil "din benzeri kültürel öğeleri de. bu cümleleri "din" dediğim şeyin kültürel kod harici herhangi bir geçekliği olmadığı kabulü ile söylediğimi ekleyeyim.
olayın "bir"lik ile alakası yoktur. hindistan coğrafyasında reenkarnasyona inanan müslümanların olması, afrika müslümanlarının tam-tam'lı zikirleri, ya da vahabi islamı ile sunni islam arasındaki kilometrelerce fark, hristiyanlığın köklerini dünyaya ilk saldığı roma coğrafyasından aldığı neredeyse çok tanrılı hal, din'den ya da bir'likten değil bizatihi farklılıklardan yani bir'in zıttı olan çok'luk ile alakalıdır. benim için bunun en net görünümü farklı coğrafyalardaki farklı isa tasavvurlarıdır. İsa, yaşamışsa dahi, ortadoğulu olmak zorundayken, her hristiyan toplum isa'yı kendilerinden biri gibi tasvir eder. Mevlevilik'teki, ya da genel olarak dinlerdeki bu tip benzerlikler, dinin kültürel kod'dan, gelenekler ve ritüeller toplamı dışında başka bir şey olmadığının kanıtıdır.
0