ya işte hoarding hadisesi çok ince çizgili ruhsal durumlardan bitanesi çünkü hepimizin yaptığı bişi. hepimiz bişileri biriktirmeyi, elimizde tutmayı, sahip olmayı seviyoruz. bunun hastalıklı hale geldiğini ancak sen bilebilirsin çünkü sıkıntılarını en iyi sen bilirsin, içinden atamadığın şeyleri vs. veya içinde doldurmaya çalıştığın boşluğu, her ne ise. sonuçta ruhsal hastalıklarla ilgili her zaman söylenen bişi vardır normal hayata, ilişkilere müdahale edecek yapıda olması. o yüzden okullarda hep anlatıyolar çocuklara, bahsedeceğimiz ruhsal yapılar insanın genel yapısı, hepimizde var, kendinize hastalık yakıştırmayın diye.
ayrıca bir uzmanla görüşmen hasta olduğun anlamına gelmiyor. bence herkesin özel konularını derinlemesine paylaşabileceği insanlara ihtiyacı var. o yüzden pek bi sakıncası olmaz sanıyorum ama istersen aileni tanımayan biri ile görüşebilirsin, objektif biri olur filan.
ben de biriktiririm, benim de bi sürü bitmemiş projelerim, torbalar dolusu elişlerim var. ama hangi noktada aşırıya kaçtığımı fark edebiliyorum dönem dönem. o zaman temizlik yapıyorum güzelce, ferahlıyorum. yarattığın ortam kafanın içini yansıtır. ben buna gerisin geri feng shui dinliyorum. nasıl ki kafamızın için nasıl olsun istiyosak ortamı ona göre ayarlamakla ilgili sanat geliştirmiş adamlar, yarattığımız ortamlara bakarak olayı tersten işletip 'reverse engineering' yapmak da mümkün. ancak etrafındaki objelerin, bunların durumunun filan kafanda neye tekabül ettiğini bi sen bilirsin. mesela göz hizasında tuttuğumuz şeyler en çok değer verdiklerimiz. vsvs böyle uzar gider.
0