Cevabı kendiniz vermişsiniz aslında: "Zaman geçtikçe ona gerçekten bağlandığımı fark ettim".
Biriyle, bir şeyle, bir yerle bir kez bu bağlanmayı hissettiğinizde ve ayrılmak durumunda kaldığınızda ya da terk edildiğinizde bir yas sürecine girmeniz çok doğal, ve biliyorsunuz ki yas her insanda her durumda farklı sürelerde ve yoğunluklarda yaşatıyor kendini.
Fiziksel olarak yan yana gelmemiş olmanız acı çekme sürecinizde çok da önemli bir parametre değil. Siz bu insanın sohbetine, varlığına hatta yanınızda yokken bile var olmasına alışmışsınız fakat fiziksel yan yanalık olmadığı için bunu "gerçek bir ilişki"den saymıyorsunuz. Halbuki bu en az diğer ilişkileriniz kadar gerçekmiş sizin için. Hatta öyle ki, diğerlerinden de büyük etkisi olmuş hayatınızda.
Durumun izahı basit. Birine bağlandınız, kimseye hissetmediğiniz kadar farklı ve veya güçlü hisler hissettiniz ve çeşitli sebeplerden dolayı bu kişiden kopma kararını da siz aldınız. Zihniniz bu ayrılık acısını sizin için kolaylaştırmaya çalışıp bu ilişkiyi "zaten bir şey olmadı, yan yana bile gelmediniz, çok zaman bile geçirmediniz ki" argümanıyla ufaltmaya, gerçek olmayan bir ilişki olarak addetmeye çalışıyor. Ama bir yandan da bir tarafınız ilişkinin bal gibi de gerçek olduğunu, hislerinizin var olduğunu ve fiziksel olarak yan yana gelememiş olmanızın bu hisleri yok etmediğini ve yaşanılanların çok özel olduğunu biliyor. Zihninizin boşlukları doldurmak adına size böyle oyunlar oynaması normal. Sizi hayatta tutmaya, yarattığınız yeni duruma adapte etmeye çalışıyor, bu bir içgüdü, bir refleks. O yüzden bunu sorgulayarak vakit ve güç kaybetmeyin bence.
Geri dönüşü olan bir şeyse (mesela yanlış düşünmüşsünüzdür, kaygılarınızı kontrol edemeyip belki de yok yere ilişkiyi kesmeye karar vermişsinizdir vs, yani sorun sizden kaynaklıdır) bir süre sakince düşünün, sonra yeniden iletişime geçip bir de karşı tarafı dinleyin, belki karşı tarafı yeteri kadar dinlememişsinizdir bu acıyı çekerken.
Geri dönüşsüzse ya da geri dönmek istemiyorsanız da, acıyı dindirmek için yapabileceğiniz tek bir şey var, o da bu ilişkinin gerçek olduğunu, yaşandığını ve bazı koşullar sebebiyle bitmesi gerekip bittiğini kabullenmek. Zihninizin sizi korumak ve acıyı azaltmak için çıkardığı o ilişkiyi ufaltma kalkanını bir kenara koyup bu gerçekle yüzleşmeniz ve sanal bir ilişkinin acısını değil, gerçek bir ilişkiyi kaybetmiş olmanın acısını yaşamanız gerekiyor. Başka türlü azalmaz, dinmez. Siz hayatınızda var olmuş olan bir şeyin varlığını reddettikçe, o kendisini daha çok hissettirmeye devam eder siz de haftaları saymaya devam edersiniz.
Fizikselliğin hiç önemi yok gibi konuşmuşum gibi görünüyor farkındayım ama aslında onu demek istemiyorum. Fiziksellik elbette önemli. Aseksüel kişiler olsanız bile bu böyle. Yani sadece cinselliğe de indirgeyemeyiz fiziksel ilişkiyi. Ama burada sizin aklınızı kurcalayan şey yaşadığınız acıyı neden bu kadar yoğun ve uzun yaşadığınızdı, ben de fiziksel temasınızın olmayışının bu acı üzerinde çok da etkili olmayabileceğini söylemeye çalıştım. Yoksa insan ilişkilerini fiziksel temastan ayrı düşünmek mümkün değil.
0