bana incek hep çok kurak gelmiştir, otların içinde korkunç yüksek rezidanslar ve kurak topraklara dağılmış siteler. mesela yeşil barış sitesi denmiş; çevresi kıro sukent ve kıro kafelerle dolu bir yerde. orta-üst yerde oturan zenginin profili de önemli bence. incek'in göl manzaralı tepelerinde de lüks villalar var ama dediğim gibi biraz sonradan görme profilin yaptırdığı siteler.
ben galiba ankara'ya hala old school gözlüklerle baktığımdan hali hazırda yeşillendirilmiş muhitlerden seçerdim. mesa koru'da migros'un arkasındaki tepe mesela. bölge mesa inşaat'ın sahibinin villasıyla başlar ve çamlar içinde villalar tepeyi döner. dik bir yokuş olduğu için yaya ulaşımı yok derecede azdır, otobüs oraya kadar çıkmaz (ben bu evlerde büyüdüm, arabasız eve gidiş liseli halim için ölümdü). ümitköy'ün içlerinde de yeşillikler içinde korunmuş çok güzel evler var.
ibb.co beysukent de öyle. bilkent'in etrafı da profil açısından oldukça iyi. buralar hem merkezi hem de bireysel hissettirir. angora da fena değil ama biraz sıkışık düzen. komşun melih gökçek de çıkabilir, bir cerrah da. erdemkent ve çevresi (gama villaları) de eskiden iyiydi ama şimdi nasıl bilmiyorum. çayyolu ise daha orta gelirli bir bölge gibi geliyor.
daire alacaksam da çankaya'da isterdim; incek'teki rezidanslar bana kıro geliyor. karum'dan yukarı çıkarken abd elçiliği konutunun hemen altında iran caddesi’nde seğmenler parkı'na bakan 9-10 apartman var orayı çok sevmişimdir hep. uk elçiliğinden atakule'ye giden botanik park manzaralı cadde de öyle. gop-çankaya köşkü arasındaki tepe en sevdiğim yerlerden ve değerini hiç kaybetmeyecek. nenehatun'un üst kısmında da çok tatlı apartmanlar var.
ps: kolejin yeni kampüsüne hep incek derdik biz.