doları boz türk lirası faizine yatır, kredi kartlarıyla 3 taksitli olarak altın al, faizden gelen parayla kart borçlarının asgarisini öde. böylece hem paranı kaybetmemiş, hem de uzun vade borçlanarak altın almış olacaksın. ama cebindeki parayla direk altın alırsan, cebindeki para gidecek.
daha basit olarak şöyle anlatayım:
elimde 10 liram var diyelim. Bu 10 lirayı cebimde tutarsam öylece durur. Ben de gidiyorum onu **"Sihirli Kumbara"**ya (Faiz) koyuyorum. Bu kumbara, her ay bana "Aferin parana sahip çıktığın için" diyerek 1 lira hediye veriyor.
Sonra canım bir altın elma almak istiyor. Ama kumbaradaki parama dokunmuyorum! Gidiyorum satıcıya, "Benim bir kartım var, bu elmanın parasını 3 ayda parça parça ödeyeceğim" diyorum.
1. Ay: Kumbaradan gelen 1 lirayı alıyorum, gidip elmanın o ayki borcunu ödüyorum.
2. Ay: Kumbaradan yine 1 lira geliyor, elmanın ikinci borcunu ödüyorum.
3. Ay: Yine hediye paramla son borcu ödüyorum.
Sonuç ne oldu? Kumbaradaki 10 liram hala orada duruyor, hiç azalmadı! Ama artık elimde bir de altın elmam var. Üstelik o altın elmanın fiyatı artarsa, ben daha da karlı çıkıyorum. Yani aslında altın elmayı, ana paramı hiç harcamadan, kumbaranın bana verdiği ödüllerle almış oldum.
Neden Bu Mantıklı? (Büyükler İçin Not)
Bu yöntemi şu üç basit kurala dayandırıyoruz:
Paranın Zaman Maliyeti: Türk Lirası faizi şu an yüksekse, nakit paran sana düzenli bir nakit akışı sağlar.
Başkalarının Parasıyla Zenginleşmek: Kredi kartı taksitleri, aslında bankanın sana verdiği "faizsiz" veya "düşük maliyetli" bir kredidir. Enflasyonun olduğu bir yerde, bugün aldığın taksitli borç, 3 ay sonraki maaşınla veya gelirinle daha kolay ödenir.
Varlık Çeşitlendirme: Dolar tek başına beklediğinde (eğer kur artışı faizin altındaysa) aslında erir. Ama bu sistemde hem faiz getirisi hem de altın gibi değerli bir madene sahip oluyorsun.
Özetle: Nakit parayı "işçi" olarak çalıştırıp maaşını alıyorsun; o maaşla da taksitle "mal" alıp borcunu bedavaya getiriyorsun.
-2