(3)
Akademi vs. Kamu Uzmanlığı
Arkadaşlar selam, bir kurumda uzman kadrosunda çalışıyorum. Etrafımdakiler sürekli 'Doçentliğini al, üniversiteye geç' deyip duruyor. Akademik olarak her şey var; proje, makaleler, yurt dışı postdoc.Ama üniversiteye geçme fikri bana biraz yük gibi geliyor. Şu an çalıştığım yerdeki yöneticiler biraz
Arkadaşlar selam, bir kurumda uzman kadrosunda çalışıyorum. Etrafımdakiler sürekli 'Doçentliğini al, üniversiteye geç' deyip duruyor. Akademik olarak her şey var; proje, makaleler, yurt dışı postdoc.
Ama üniversiteye geçme fikri bana biraz yük gibi geliyor. Şu an çalıştığım yerdeki yöneticiler biraz sıkıntılı tipler; mobbing davası açanlar falan oldu. Ama üniversiteye geçince de yok ders yükü, yok rektör, dekan vs..
Sanki üniversite çok daha huzurlu bir ortammış gibi pazarlıyorlar ama bu tavsiyeler ne kadar gerçekçi? Özellikle üniversite personeli olanlara sormak istiyorum, bu öneri gerçekten iyi mi? Bunu bana söyleyenler de genelde 60 yaş üstü, bana 'iş öğreten' ( işten kastim memurluk prosedürleri) insanlar.
0
Yani ucu cok açık bir soru. Huzurlu ortam insan faktörüne bağlı, kuruma değil.
Eger doçent olarak başlarsanız bir devlet üniversitesinde çakılı kadroya sahip olursunuz ki bu büyük bir avantaj akademide. Zira kimse sizi görev sürenizi uzatmamak ile tehdit edemez.
Akademinin en guzel yanı mesai saati kavramının olmaması.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(
3 saat)
Doçentlik için güncel şartlarda ders vermiş olma şartı da var diye biliyorum. Tüm şartları sağlıyorsanız her durumda doçentliği alıp cebe atın derim.
Her üniversite, hatta her bölüm aynı değil. Sizi almak isteyecek bölümdeki durumu öğrenmeye bakın (tabii işlerin değişmeyeceğinin garantisi yok). İyi çalışan bir yerde idari göreviniz, özel bir komisyon görevi filan yoksa dekanla, rektörle pek işiniz olmaz. Vereceğiniz ders sayısı da bellidir.
Alacağınız maaşa da bakın. Belki şu an olduğunuz kurumda deneyimli profesör maaşı alıyorsunuzdur.
0
boomer tayfadan kariyer tavsiyesi almam.
0