kırmızı bremen. çünkü kendisi ucuz ve ben alkoliğim.
onun dışında tat olarak guinness'e bayılıyorum, çok severim. bira kültürüm olduğundan değil. hoşuma gidiyor. kahve içer gibi, yağ gibi akıyor nomıssız.
weihenstephaner'i de çok severim, o da yine aroması bol, tatlı bir bira ama iflas etmiş ciğerime iki tane 33'lüğü bile kamyon etkisi yapar, severim.
çok pahalı bulduğum için tercih etmesem de sadece birkaç kez içtiğim duvel'in tadını da unutamıyorum dersem yalan olmaz, o da şahane tatlı bir biraydı.
yine de konu bira olduğunda ben favoriye bağlı kalma taraftarı değilim. çünkü hakikaten yüzlerce, binlerce reçetesi var. evet mevcut imkanlar ölçüsünde daha çok sevdiklerim, tercih ettiklerim var ama öyle bir şey mümkün olsaydı bin tane farklı bira denemek isterdim açıkçası. sevdiğim insandan "daha güzelleri var" diye vazgeçemem ama şişelenmiş arpa suyuna merhamet etmem, her türlü başkasını da içerim ve denemek isterim.
hiçbir bira içicisine yeni isim önermeyen bu cevabdan dolayı özür dilerim ama bende böyle durumlar. çoğunlukla gözlemci ağım çevredeki birkaç tekel ve kızılay civarındaki barlarla sınırlı, para desen yok. o yüzden çok şeyapamıyorum. hatırladığım bi ukrayna'da desant vardı mesela ama o da tadından değil alkolik birası olmasından. 1.25'lik şişede satılıyordu, hayatımda ondan daha berbat bi şey içmedim, yani tam üç kuruşa sarhoş olup kiev kışında sokakta donup ölmelik bi biraydı.
0