merhaba. 13 yıllık etkisi hala süren bir olay olduğundan yazıyı okuduktan sonra katılmadığım fikirleri yazıyorum.
öncelikle esed kelimesi, kişinin hafızalarda oluşmuş olumlu algısına beton dökmek için hükümetin aldığı konumla "yeni isim, yeni algı" için seçilmiş bir kelime. biz bunun tece diyen, pekeke diyen insanlarla farklı bir versiyonunu yaşıyorduk. 80ler kuşağının çocukluğundan beri feto denilerek dalga geçilen insanına, 15 temmuz sonrası fetö denmesi en güncel örneğidir. ailenin soy ismi Assad, kardeşim esad'dı yol ayrımınından sonra esed oldu. bir diğeri aile şii değl, bir alt kolu nusayri. iran şiası, sunniliğin doğrudan zıttı olduğunu düşündüğumüz kavram değil, hatta bir nebze daha radikal. yine de adam hatırladığım kadarıyla londra da diş hekimliği bitirip, müslüman olmayan başını yalandan olsa bile örtmeyen, gavur memleketli dini gösteriş yapmayan bir kadınla evli. en çok tehlike altında oldukları yıllarda bile ben ülkemi terketmem diyerek hasta,ev ziyareti falan yapan bir kadın.
paylaştığınız yazıda yer alan rakamlara biz 2015-2016 yılları arası ankara otogar, reina, inönü, gaziantep düğün saldırısıyla yakaladık. ne iç savaş oldu, ne göç. verdiğiniz rakamlar suriye'nin şu anda ki durumunu anlayabilmemiz için bana çok yetersiz geldi.
2011 yılında aklı henüz başında türkiye, hatay'da "kontrollü" bir göç dalgasına hazır olmak için çadırkentler oluşturmuştu. sonrasında abd, rusya, ypg, ösö, ışıd/daeş/isis ne menemse zırt pırt here comes a new challenger aktörler katıldı. biz suriyeli paralı askerler eğitmeye çalıştık, bi nevi korucu gibi beceremediler, abd denedi başımıza hendek olayları olarak yansıdı. palmira antik kenti gözgöre göre canlı yayında patlatıldı, rusya kızılordu orkestrasını yolladı konser monser verildi, 2 ay sonra tekrar patladıldı, bir ülkenin yetkili kişilerinin 4 adam yollatıp 8 füze attırırım demesini falan suriyelilerin iç işleri değil diye katmıyorum ama siz bu yazı yerine kaba taslak wiki den suriye iç savaşı makalesini okusanız, daha yararlı olur bence.
0