Hem de nasıl.
Son hoşlandığım, bayağı hoşlandığım insan biraz gıcık, mesafeli gibi olmasına rağmen inanılmaz yetenekli, zeki, entelektüel, aklı başındaydı. Ailesini bırakıp Türkiye'de gelmiş yıllar önce. Sık sık Avrupa'ya, Hindistan'a gidip geliyordu. Evinde bir balkonu vardı, dünyanın dört bir yanından getirttiği bitkiler, kuşlar. Papağan ı vardı herifin, Yeni Zelanda'dan üşenmemiş getirtmiş. Uyuduğu odanın bile tavanı egzotik otlarla, bitkilerle, çalı çırpıyla kaplıydı. Hiç yeni eşya almazdı, milletin kullanıp attığı sağlam bir sürü eşyayı sokak sokak dolaşıp topluyor, güzelce temizleyip tamir edip evine götürüyordu. Bir müzik grubu vardı, sesi çok iyi değildi ama yazdıkları muazzamdı.
Bense yatak çarşafını değiştirmeye üşenen bir tipim. Kendimi ona layık göremedim. Acısını da çektim bir süre tabii. Ama beni ne kadar yavan gördüğünü bakışlarından okumak kahrediyordu.
0