[]

Böyle bir hayatı nasıl götürürdünüz?

Kendimi sürekli huzursuz, mutsuz, kaygılı hissediyorum. Kendimi bildim bileli böyle bu. Sürekli yasta gibiyim. Hayat ışığı içimde hiç yanmadı benim. Çocukluğumda böyle değildim elbette, ergenliğimle birlikte yaklaşık 20 senedir böyle ama. Depresyona girdiğiniz ya da kendinizi tükenmiş, yorgun hissettiğiniz zamanlarda içinizde heves, heyecan kalmaz hiçbir şeye karşı. Hayatı sürüklersiniz yalnızca. Ben kendimi bildim bileli böyle. Ayda bir iki kez intiharı düşünüyorum ama cesaret etmedim henüz. Durumunun düzeleceğine dair umudum yok, kendimi tamir edilemez şekilde bozulmuş görüyorum. Böyle bir hayatı nasıl sürdürmeli?

Yani işe git gel, faturalarını zamanında öde, iki günde bir duş al, onun dışında uyu gibi pratik çözümler sunmanızı bekliyorum. İlaç, terapi gibi şeylerden gönlüm geçti yıllardır.

İnançsız, isteksiz, motivasyonsuzluk, hevessiz bir hayat nasıl götürülür sizce? Onu merak ediyorum. Bana umut vadetmemenizi rica edicem, umut aramıyorum. Düzelir, doktora git falan demeyin lütfen.

Sorumu gerçekten anlayacaklar olacaktır. Diğerleri ağzımın payını vermeye uğraşacak. İlk grubun söyledikleri için şimdiden teşekkürler.

 
Yetişkin bir birey Her gün duş almalıdır.

Bu arada tavsiye ile mutluluk yakalanacağına inanmıyorum. Motivasyon insanın içinde varsa vardır, yoksa yoktur.
  • super kahraman olsaydim baba olurdum  (15.11.19 21:39:54) 
Evcil hayvan beslemeyi düşünebilirsin? Huzur veriyolar.


  • noisette  (15.11.19 21:43:59) 
başarı seni güçlü kılar. bir şey başar her ne olursa olsun. o başarının da ne olduğunu en iyi sen bilirsin.


  • heidi'nin dedesi  (15.11.19 22:13:01) 
ilgini çekebilecek bir konu keşfederek bu konuda uzmanlaşmaya, detaylıca bilgi sahibi olmaya gayret gösterebilirsin. hiçbir şeyin ilgini çekmediğini düşünüyor olabilirsin ve bu nedenle belki ilk uğraşın biraz olsun ilgini çekebilecek bir şeyler bulmaya kafayı takmak olabilir.

kitaplara yönelmek de güzel bir seçenek. hem fiziksel hem de ruhsal sağlık açısından çok zorlu bir süreçte bana çok iyi gelmişti bu. Travenian-Şibumi okumuştum ilk olarak o sıralarda. 1000kitap uygulamasını öneririm; okuma alışkanlığın yoksa güzel bir giriş olabilir.

farklı ülkeleri, gelenekleri, inanışları araştırabilirsin. ya da bilim ve teknoloji odaklı gelişmeleri takip edebilirsin. bunlar hayatın, dünyanın bulunduğun karamsar noktadan çok daha büyük olduğunu hatırlatacaktır ruhuna. farklı sanat dalları, spor dalları gibi pek çok şey olabilir. elbet bir şeyler ruhuna hitap edecek.

ayrıca bir konuda uzmanlaşmak, bir alana yönelmek şu anda yerle bir olmuş olması muhtemel özgüvenine de iyi gelecektir. hatta sonraki aşamalarda sosyalleşebilirsin bile bu güvenin de verdiği yetkiye dayanarak.

arkadaşlıklar enerjini yükseltebilir. sevgi bağı burada bahsettiğim nokta. bir evcil hayvan edinmek de çok güzel olur bu bağı hissedebilmek adına. (belki bir yılan ya da bir kedi, sen bak içinden gelen türe göre. :)

mutsuz olmak - wilhelm schmid okuyabilirsin bir de. mutlaka mutlu, huzurlu ve kaygısız olmak zorunda da değiliz belki, en azından her zaman.
  • isilisilisil  (15.11.19 22:32:51) 
spor yap :(


  • basond  (15.11.19 22:37:45) 
open.spotify.com
The happyness lab with Dr. Laurie Santos isimli podcast fena değil, belki 3 5 katkısı olur :)

  • The_Lollok  (16.11.19 09:07:44) 
Hocam niye mutsuzsunuz?


  • plutongezegendegilmi  (16.11.19 10:41:56) 
merhaba, yazini okudum ve yazinda kendimi gordum. aslinda bakarsan yalniz degilsin. su an senin gibi hissedip yasayan bir suru insan var.

ben depresyona girdim. bunun icin psikolog aramadim, kendi kendimi tedavi etmeye calistim. okudum okudum ve okudum. isin sonunda suna vardim ki aslinda ben ve kafamdaki dusunceler ayni sey degil. yani ben ve dusunceler. iki farkli sey. bu dusunceler bana ait degil tabii ki. beyin tasiyan her insanda ayni dusunceler beliriyor. yani bu su anlama geliyor, aslinda biz insanlar birbirimizden farkli falan degiliz. oyle goruyoruz kendimizi ama degiliz.

dolayisiyla kafamda beliren dusunceleri kendi insani varligimdan ayiriyorum. dusunceleri ciddiye almiyorum. dusuncelere inanmiyorum. sadece onlari observe ediyorum. izliyorum. gecip gidiyorlar.
dusuncelere asarilirsak, dusunceler bizi ele gecirir. daha sonra duygu pompalanmaya baslar. ve bu da bizi cikmaza sokar, bunu hissetmemek icin beyin bizi cesitli kacislara yonlendirir. bu kacislara ornek olarak, din, ideoloji, gundem ve haberleri takip etmek, seks, film ve muzik, arkadaslarla takilmak, baskasindan onde hissetmek icin yalan yere basarili olmaya calismak, sevgili bulmak gibi sayabilirim.

tum bunlarin sonunda kendini iyi hissedecegin beklentisi icinde olursun ama bu hicbir zaman gerceklesmeyecek. cunku dusunceleri ve beyni hicbir zaman doyuramazsin. tabii eglence sektoru de sagolsun bunun farkinda, sizi bos birakmamak icin her gun yeni fake fulfillmentlar cikariyor.
yapilacak sey, anda yasamaktir. beynin nasil calistigini ogrenip onu izlemektir. dusuncelerin dedigini yapmayin, inanmayin. onlar gercek degil. dusunceler sizin dediginizi yapsin.

yukarida bir arkadas evcil hayvan tavsiyesinde bulunmus, katiliyorum. ozellikle kopekler sizi su anda tutan varliklardir.
  • Leonardo~Da~Vinci  (16.11.19 11:38:31 ~ 11:43:38) 
geç gördüm ama cevap yazayım. bendeki bu umutsuzluk uzunca bir süre sonra bir tür optimizme dönüştü. simone weil'in şuna benzer bir deyişi var: bir insan yaşamak için herhangi bir umuda veya amaca sahip olmamasına rağmen yaşamaya devam ediyorsa, gerçek iyimser o'dur. ilk ve en önemli kural kendinizle verdiğiniz kavgayı sonlandırmanızdır, insan kendisine karşı verdiği kavgayı asla kazanamaz. kendinizle barışın demiyorum, kavga etmeyin diyorum. içimizde kara bir delik var, sürekli gidip o deliğe bakmanın ve o deliği düşünmenin anlamı yok. ben o deliğin çevresini olay yeri şeridiyle çevirdim ve orda olduğunu bilmeme rağmen artık gidip kurcalamıyorum, onun varlığıyla yaşamaya alıştım. tüm bunlar bir sürecin sonunda oldu elbette ve bir noktada egomu da fena şekilde dövmek, kendimi aşağılamak zorunda kaldım, çünkü bunu yapmazsan bir kayaya dönüşüyorsun. yaklaşılamaz, iletişim kurulamaz hale geliyorsun. tabi bunlar çok uzun başlıklar, böyle cevaplarla özetlenecek şeyler değil fakat nirengi noktaları bunlar.


  • bezgin adam  (21.11.19 00:41:05) 
1
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler angelus, Artibir, aychovsky, baba jo, basond, compumaster, deckard, fader, fraise, groove salad, kahvegibi, kaymaktutmayansicaksut, kibritsuyu, monstro, pandispanya, robin, ron dennis
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır. Skimlinks ile linkler üzerinden yönlendirme payı alınmaktadır.