Erkeklerin kendine olan güvenine hastayım.
Arabamın peşine çok takılan gördüm. Trafik sıkıştığında gülcü çocukla gül gönderen, "abla almazsan paramı vermeyecekmiş abi" dedirten, ben camı açmayınca arabamın sunroof'undan kartını atan, önümü kesen...
Ama geçen sene yaşadığım olay evlere şenlikti;
Istanbul'dan Bursa'ya gidiyorum. Gece Bursa'daki evde kalıp, gündüz işlerimi halledip Istanbul'a geri döneceğim. Körfezde de işim olduğu için dolanarak gidiyorum. Yalova'da peşime bir adam takıldı. Seri araba kullandığım için yolda oyun arkadaşlarım olur genelde. Ama bu peşimi bırakmak bilmedi. Bursa'ya girdim, eve yaklaştım bu hala takipte. "Evimin önüne kadar gelmesin, bilmesin" diye şaşırtıp farklı yoldan girdim ve izimi kaybettirdim.
Sabah balkonda kahvemi içiyorum, gayri ihtiyari gözüm arabama takıldı. "N'olmuş len, kıprkırmızı arabanın üstü salça dökülmüş gibi" diyorum kendi kendime. Aşağı indim. Arabamın üzeri kırmızı gül yapraklarıyla kaplı. Direksiyon hizasında tek bir kırmızı gül, altında da kartvizit. Üzerinde bir not "Hem güzelsin, hem hızlı. Kaybettim sandın seni ama gizlenmiştim :)))"
Kocama söylesem o gülücükleri, güllerle ve arabayla birlikte onun anasının örekesine monte eder. Hemen bir erkek arkadaşımı aradım, dedim böyleyken böyle. Arattırıp, yuvasını yaptırttım.
Len, bir kere de omurgalı olun be, bir kere. Bir kere de deyin ki "evet ben çok hoşlandım ama evli olduğunu bilmiyordum." Ama adamın lafı "Abi ben başkasıyla karıştırmışım" olmuş.
Hem aç, hem omurgasız, hem de özgüven tavan...
Dip; Sözüm meclisten dışarı...
0