Benim ilk oturduğum apartman katı 7. kattaydı. (7 katlı ev) Hatta, Allah yerden 7 kat yüksekte denince 'Herhalde bu civarlarda bir yerdedir' diye düşünmüştüm çocuk aklımla. Abime sordum, o da trolledi 'Evet, buralarda. Doğru, 7. kat' diye. Ben de Allah ile aynı katta yaşamanın mutluluğunu yaşadım bir süre.
Bir alt katta çaprazda en yakın arkadaşlarımdan Vildan ve ters tarafta Bahar vardı. Onlarla bütün gün balkondan mandal atıp tutmaca oynardık ve bir şeylere denk getirip nişan alacağız diye bol bol sarkardık. Annelerimiz de haliyle her saniyede başımızda olamazlardı. Yasaklasalar da biz kaçardık balkona zaten. Sonradan işi büyütüp sulu balon, top falan atmaya başladık zaten. Baktılar, biz malız ve günün birinde düşeceğiz, balkon demirlerini iki kat yükseltip göğüs seviyemize çıkarttılar. O günleri şimdi hatırlayınca başım dönüyor o yükseklikten. Çocuk aklımızla korkmamışız.
Bir de İzmir'de büyüdüm. İzmir'de 1-2 senede bir 5-6 civarı depremler olur. O yüzden, bol bol deprem hissettim ama 'Yıkılsa en üstte nasılsa biz varız' diye rahattım. 'Bizim üstümüze sadece çatı düşecek, asıl Vildan'ın, Bahar'ın üstüne biz düşeceğiz' diye düşünüyordum.
Bir 6 sene de 8. katta oturdum. Açıkçası, balkonu çok sevdiğim için yazı balkonda geçiriyordum zaten. Balkondan eğilip aşağıya bakmak gerçekten korkutuyor ama o manzarayı izleyince de keyif alıyordum doğrusu. Eğilip bakmadığın sürece alışabilirsin gibi geliyor. Bakacağın yer güzelse de için açılır baktıkça.
0