arkadaşın 12 yıl dediği, 12 yıldır bu durumda olması değildir. 12 yıl önce tanışmıştır, bir şekilde hep hoşlanıp, sevmiştir ve bu sene de böyle bir şeyler olmuştur. her neyse bunu geçersek;
yaptığın şeyler ve hissettiğin kötü his; "yanlış" ana bir "kaynak" düşünce sebebiyle oluyor. onu da zaten kendi ağzınla sarfetmişsin; "Hayatımın anlamı dediğim bir insan için bunları düşünmek."
bir insan hayatımızın anlamı olamaz. olmamalı. hayatımızın anlamını bırak bir başka insanda görmek şurada dursun, kendimizde bile görmemeliyiz. hayatın başrolünde ya da merkezinde bile değiliz. esasında aslında "yokuz." neyse şimdi sahte benlik, ego konusuna girmeyeceğim.. ama her şeyin sebebi odur bilesin.
onun dışında geçiyor. gerçekten. ben de çektim. muhtemelen herkes tadına baktı bu aşk denilen hastalığın böylesi yan etkilerini. inan ki hiç tadına bakılmamasından iyidir şu durum. her şekilde deneyimdir. hiç koşmamış insanlar ile koşup yere düşüp dizini parçalamış insanlar arasındaki fark gibi işte.
ben de çektim ve yeri geldi yataktan çıkıp, yemek yemek gibi "idsel" dürtülerimi bile gereksiz, anlamsız buldum. ama geçti. mesela az önce kalktım kendime filtre kahve hazırladım. o demlenirken yazıyorum bunları. oda mis gibi kahve koktu. dışarıdan yağmur sesi geliyor. ayağımın arasında kedim kuyruğu ile oynaşıyor benimle. az önce torrent download listeme baktım, sabırla beklediğim 1-2 film download oldu. gibi gibi. yani tüm bu şeylerden şu an keyif alamazdım "geçmemiş" olsa idi. buna ek bir başka bombayı patlatacağım yazının sonunda. "senin tuzun kuru tabi" dememeniz için. :) ona gelmeden önce şunu da diyeyim. hayat sonlu bir şey. bu yüzden değerli. bir gün bitecek. şu an o kızla istediğin en optimum hayalleri de yaşamış olsaydın bir gün o da bitecekti. yani günü geldiğinde şu yazılarımızın düştüğü interneti taşıyan dünya bile yerinde kalmayacak. tuz buz olacak uzaya dağılacak. zaten istesen de o mutlu anların içinde kalamayacaktın sonsuza kadar. haliyle mutsuzlarının da içinde kalma. ömrüne yazık. 70 yaşına geldiğinde sen ve o kız, hayat sana şey demeyecek; "hadi gel la, al sana bir şans daha, dönüyorsun 20 yaşına ve baştan başlıyorsun koç" falan. :) sarılmayacak da. tavşan dağa küsmüş dağın haberi yok şeysindeki dağ eşittir hayat. ona anca bakış açını değiştirip sen sarıldığın zaman o da sana karşılık veriyor. karma-sal şeyler bunlar. ve bu modda (yani bu çemberin içinde) tutarsan kendini 70 yaşında sen geriye baktığında ne göreceksin? o kız ne görecek? öyle düşün..
bomba da şu. ben son sevgilimle şu anda arkadaşım mesela. reelde görüşmüyoruz elbette (ki zaten farklı illerdeyiz) ama dün gece mesela 1 saat boyunca kitaplar hakkında konuştuk. ondan önceki bir günde de çocukluk fotolarımızdan seçkiler seçip birbirimize yollayıp üstüne gülüştük falan. kıyısını, köşesini, olurunu, olmazını düşünmüyorum. kurgulu zihinde kalmıyorum. sadece "olan bu" diyip, olanın içinde kalıyorum. sevgili olarak yapamadık (o istemedi ayrıldı vs vs) falan ama varlığından da tiksinti duymuyorum işte. insani olarak sevdiğim bir çok yönü var. tabi dengemi sarsmamak için de anlaşmalı bir arkadaşlık oldu bu. flörtleşmek, sevgi sözcükleri sarfetmek gibi şeyler olmayacak dedik. yani bunu neden anlattım. böylesi de var mesela.
fakat şu stalk olayından kurtulmaya bak. o seni çemberde tutuyor. senin çemberi kırman gerek. oyun olarak yap bunu en azından başla. 1 gün stalklamadığını başardığında bir takvime çentik at. 2. gün 2. çentiği at. kendinle yarış. inan ki x bir çentiğe ulaştığında çentik atmayı bile unutacaksın. bir de onu öyle çok düşünme "elemanı haketmiyor" bla bla gibi. herkes karmasını yaşar bu hayatta...
0