[]

Günlerdir uğraşan ama yapamayan ustaya para verilir mi?

Geçenlerde bir pasajda ustaya 2 tane elektronik cihaz bıraktım.

Günlerce uğraştı, oldu dedi gittim aldım 300 lira verdim geldim.

Evde yine çalışmadı, tekrar götürdüm, tekrar yaptı, tekrar parça değiştirdi, yine bir iki gün kaldı ama eve gelip kullanmaya başlayınca yine olmadı.

Bu böyle 3 sefer birbirini tekrarladı. En sonunda olmuyor sanırım bataryan da bitik, benim taktığım kontrol ünitesini de bozuluyor. Zaten kendi üstündeki yanmış dedi ek yaptım o da yemedi dedi.

E peki dedim usta olmadıysa ücret iadesi yap o zaman. E 3 tür parça deniyorum benim parçalarımda sorun yok ki senin cihazın bozuyor gibisinden saçmaladı ben de neyse öyle olsun dedim 300 lira bişey değil, o kadar uğraştı adam, çıktım.

Başka bir usta daha önerdiler ona götürdüm. O da bir hafta sonra yaptım dedi aldım ikisini eve geldim 1i gerçekten olmuş sorunsuz çalışıyor günlerdir, diğeri de yine bozuldu geri götürdüm 1 haftadır da ona bakıyor o dikiş tutmuyormuş çipinde çatlak var birleştirdik falan ama olmadı gelip alabilirsin dedi.

Şimdi ben almaya gideceğim ama, bu usta benden ikisi için 900tl para istedi. ilk oldu dediğinde vermiştim almaya gittiğimde çalışıyordu.

Şimdi usta olmadıysa bir cihaz parası al benden diyeceğim ama o da kaç gündür uğraşıyorum birsürü şey heba ettim falan diye zırvalarsa ne diyeyim?

Öyle çok esip gürleyen bir insan değilim. Gerçi belli de olmaz nadiren tepem atıyor ama pasajda bütün esnaflar dip dibe, olay çıkmasın şimdi.

Benim tatlı dille tatlı tatlı mantıken dövmem lazım. Ne diyeyim madem öyle zabıtayı veya x yeri arayayım gelsinler onlar çözsünler mi diyeyim?

Tüketici haklarına falan gitsem, internet alışverişlerinde işe yarıyorda burada ne yaparlar bilmiyorum.

Gerçi belki adam yarısını iade edecek bilmiyorum ama, diretirse neler diyebilirim onu düşünüyorum.

Mantıken usta bir işi yapıyorsa onun fail olma durumunu da hesaba katar. Bir şey olmuyorsa onu müşteriden çıkarmaz, diğer müşterilere öyle fiyatlar verir ki (başarılı olan işlerde) o faillik durumların parasını oralardan çıkartır. Yanlış mıyım? Ama bu pasajda işler böyle yürümüyor mu anlamadım.

Öte yandan bazen eve birilerini çağırıyoruz, sırf gelme parası 300 500 alıyorlar.

Veya hanım bazen çalışırken bir iş yapıyor, bu tutmayabilir diyor, olsun siz yapın diyorlar 1000tl alıyor mesela. sonra tutarsa tutuyor tutmazsa e demiştim ben size diyor parasını vermiyor.

o yüzden bazen ustalar da kendilerince haklılar mı diyorum ama bizim durumda böyle bir konuşma geçmedi.

 
ustayi az cok tahmin edebiliyorum. kohne bir pasajin dibinde dandik bir dukkanda 3, 5 sey tamir ederek hayata tutunanan basit bir adam. o kadar primitif yasiyor ki zaman, kalite, egitim, arastirma, emek, maliyet, fiyat gibi modern kavramlara hakim degil. evrim surecinde 10. istasyondayken kalkip 3. istasyondaki adamla muhattap olmussun. tartisma, kavga, hakem heyeti vs.. girersen onun levelina daha cok girmis olursun. ben olsam pahali bir hayat dersi aldim onun ucretini odedim diyip yoluma bakardim.


  • dokunmakalbime  (27.05.24 15:25:29 ~ 15:30:30) 
Hayatın olağan akışında hiç bir insan emek sarfetmediği bir şey için para talep etmez. Bu dolandırıcılık olur zira. Eğer uğraştı yapamadıysa da para talep etmemesi gerekir. Ortada bir değişim olmamış zira. Dolayısıyla siz güzel güzel saldırgan olmayan vakur bir şekilde tavırla para mı istiyorsun bir de gibisinden vermeyeceğini hissettirirsin.

Fakat adam böyle birşeyi "esnafsa" zaten talep etmez. O zamanda sen maddi durumun iyiyse adamın yapamasa da emeğine karşılık bir çorba parası bırakırsın.

Ben olsam hiç bu yukarıdaki diyaloglara girmem. Fahiş bir rakam istemiyorsa veririm. Emekçinin Emeğinin karşılığı olarak.
  • psmstc  (27.05.24 16:13:22) 
Alete bağlı herşey tamir olamayabilir yada tamir etmemek daha mantılkı olabilir nasıl dersen yedek parçası 700 tl komple yenisi 900 tl yeni almak daha mantıklı. Bunu en başta söylemek gerek ama bakayım olur birşeyse yaparım denerim olmazsa şöyle olur vs diye
adam emek harcamış işçiliği ödemek gerek ama dediğim gibi en başta söylemesi gerekirdi bunlardan olabilir şöyle olursa böyle olur diye

  • basond  (27.05.24 16:34:57) 
Ustanın evrim sürecinde senden 7 istasyon önce evrimlestigine inanıyorsan para vermene gerek yok kanki. Ha benim emeğe saygım var diyorsan, elektronik aletlerin her zaman tamir olamadığı bilgisine de sahipsen ödeyebilirsin borcunu.


  • hasmetizm 2046  (27.05.24 17:09:23) 
Tamirde kabaca bir kaç ihtimal vardır

1) Tamir olur
2) Görece pahalı bir yedek parça ile tamir olur
3) Tamir olmaz ve arıza sebebi bulunur.

Usta 3. ihtimal için bile olsa parayı hak eder ve vermek gerekir. Ha sizin durumunuzda sallamamıştır, becerememiştir, bir yerinden arıza uyduruyordur orasını bilemem.

Bunu baştan konuşmak gerekir, size de tecrübe olmuş.

Ayrıca bazı ürünlerin tamiri ekonomik olarak mantıklı değildir. Örneğin 1000tl ye yenisi alınabilen cihaz için 500tl masraf edilmez.
  • kimlanbu  (27.05.24 17:34:39) 
Cihazınız tamir olur veya olmaz bu durum muallak siz verilen emeğe ücret ödüyorsunuz tamir işlerinde itimat esastır.


  • doharkoman  (28.05.24 01:03:23) 
tamirci o parayi bu urunun tamir edilemeyecegi bilgisini vererek hak ediyor aslinda

adam orada zamanini satiyor. sen gidip bir miktarini almissin. farz edelim ki, tamir edilmesi mumkun olmayan tonla zivir getirilip duruyor adama. o halde adam hic para kazanmadan mi hayatini surdurecek ?
  • foster  (28.05.24 01:31:24) 
para verilir ama yapamadığı tekine kaç para istediğini sor, fiyat çoksa kır


  • lambırcek  (28.05.24 02:30:47) 
[]

Ebeveynlerin sizden bağımsız eş seçmesi

Geçen yıllarda bir yazlık beldesinde tuttuğumuz bir evin sahibiyle konuşuyoruz.

Kadın 60lı yaşlarda emekli bir öğretmen.

Evin bahçesinde sohbet ediyoruz, ay ne güzel gençlersiniz çok güzel bir yere geldiniz burada çalışın yaşayın hayatınızı sonra yurt dışına gidin falan diye söylenirken konu çocuklarına geldi.

Benim de 2 oğlum var dedi sizin yaşlarınızda biri almanyaya gitti biri japonyaya dedi.

Japonyaya gitmeden önce kuşadasında benimle yaşıyordu. Burada çok güzel bir kız arkadaşı vardı. Adı da işte Özlem olsun. Özlem çok iyi kızdı bize gelip giderdi. Beni her bayram arayıp sorar falan diye anlatıyor.

E dedim ne oldu sonra Japonyaya gitti oğlan. Ya işte zaten ondan öncesinde de anlaşamadılar ayrıldılar ama ben hala görüşüyorum diyor. Oğlum da çok kızıyor neden hala görüşüyorsun diye ama ona ne ki ben sevdim kızım gibi, görüşüyorum diyor. Anne niye görüşüyor, kız niye görüşüyor anlamış değilim. Doğru mu değil mi bilmiyorum ama çocuk açısından pek hoş bir durum değil bence.

Çiftler kararlarını vermişler, ayrılmışlar, sen onlar birliktelik kararını verdiği için olaya dahil oldun, ayrılıkta da aradan çekilmen lazım, öyle değil mi? Yanlış mı düşünüyorum?

Kız hala evine geliyormuş falan. Yani çocuk açısından bakınca böyle bir yükmüş gibi geldi.

Çünkü benim annemin de önceki ilişkime daha çok ısındığını hatta eşime ısınamamasının altında tamam bir karakterler çatışması olsa da, aklının diğerinde kalması gibi bir sebep olduğunu da düşünüyorum.

Ben kararımı vermişim, o insanla olmaz demişim, yolları ayırmışım.

Kendisi gidiyor instagramdan falan takipleşiyor. Yav sen daha gelinini takip etmiyorsun ne alaka yani?

Anneler neden böyle? Ne yapıcan yani o insanı hayatının bir yerinde tutup?

Babalar da böyle mi? Ben örnekleri annelerde gördüğüm için onlar üzerinden sordum. Normal mi sizce bu durum? Bişey demeli mi?

Mesela daha önceki ilişkilerimde de kız arkadaşımın annesinin aklının bende kaldığını düşünüyorum.

Düşünsenize kız hayatına yeni birini alıyor ama ailenin aklı başka yerde.

Veya evleniyorsunuz gayet severek ama ailenin aklı başka yerde.

Yahu böyle şey olur mu ya?

 
Olur, niye olmasın? Takma bu kadar. Anne kızla zorla mı görüşüyor? Yoo... Eleman da tee japonya'dan trip mi yapıyor? Sanki anne zoruyla evlenecek - ki öyle bir zorlama da yokmuş gibi görünüyor. Kadın keyif alıyor işte. Bunun tek istisnası benim için aldatmadır. Kız japon çocuğu aldatmış olsaydı ve annne buna rağmen görüşseydi işte o zaman yadırgardım.


  • prole  (24.05.24 07:50:05) 
Gayet de olur. Bazi insanlar vefalidir sevdigi deger gördügü insanlari unutmazlar bazilari da öküz öldü ortaklik bitti der.

O görüsmelerik altindq bir sey aramaya da gerek yok bence.
  • robert bosch  (24.05.24 15:10:51) 
bakış açısı 1: kızın yaptığı saçmalık bence. sonuçta eski sevgilin seni unutmuş anasından sanane bırak gitsin kadını, şeytani geldi sanki.

2: çocuğu çok sevdiyse annesinden teselli buluyor olabilir mi?

3: bazı insanlar birbirleriyle inanılmaz uyumlu oluyorlar sohbetleri tutuyordur yani budur belki tek neden.

her neyse tabi oğlan kişinin böyle bir durumda olması zor, sürekli sana geçmişini hatırlatan bir annen var.
  • geveze yazar  (24.05.24 15:39:20 ~ 15:40:39) 
bence madalyonlu iş.

evet aile anlamında birlik bozucu.

öteki tarafta da büyükler böyle sahiplenirse ne diyeceksin? benim eski sevgilimin annesi şimdi arasın, şimdi giderim. bunun kızla en ufak ilgisi olmaz. sevdiğimiz insanların rolü o ise ne yapalım yani? kızının düğününe çağırırsa reddederim tabi ne işim var swh ama bir konuda destek isterse anında verilir o destek. hepsine de verilmez.

bir arkadaşımın annesini, kendi annemden çok seviyorum mesela. konuşmuyoruz arkadaşımla. annesi şimdi arasa ne istiyosa yerine getiririm. bence bu, duyulan değil kazanılan sevgi. beni kazanan bir büyüğüm var.
  • baldan kaymak  (25.05.24 00:11:00) 
[]

Neden çocuk yapıyorsunuz?

Biz pek düşünemiyoruz. Ben 30, eşim 32 olacak ama mantıklı gelmiyor. Aslında ben evlenmeden önce daha yakındım. Yani ileride çocuğum olur, babalık ve hatta dedelik hislerini yaşamak isterim diye düşünürdüm. Evlendikten sonra ülke, dünya, ekonomi, çevre vs. yüzünden ben de biraz uzağım ama eşim mesela kendini bildi bileli istemiyormuş, hala istemiyor. Oturup biraz konuştuk, biraz bencil olmak gerekiyor gibi geldi. Pek mantıklı bir sebep bulamadık.

- Olaya ilkel bakamıyoruz. Yani türümüzün devamlılığı gereği doğurmak gerekir falan diye düşünmüyoruz, öyle bir durum söz konusu değil zaten şu an. Hatta nüfus artışı dünyayı felakete sürüklüyor. Millet neden tavşan gibi ürüyor anlamıyoruz.

- Yine ilkel gelen bir görüş, nasıl ki eskilerde "boşanma" gibi bir kavramın olmadığı gibi, "çocuk yapmama" gibi bir bilinç de yokmuş gibi geliyor çoğu insanda.
Yani toplumsal olarak evlenince = çocuk yapılır gibi öğrenilmiş bir kalıplaşmış düşünce var. Kültürel ve dini olarak da bakıyor kimi. Çevre baskısı da had safhada. Bizde böyle şeyler de yok.

- Yine kırsal bir kafayla düşünüp, ya işte çocuk evin neşesidir dolansın ortalıkta, hem bağa bahçeye yardım eder, ne kadar çok çocuk, o kadar iyi. Birlikte büyürler gibi bir olayımız, düşüncemiz de yok. Zaten çok ilkel ve kontrolsüz bir üreme düşüncesi gibi geliyor. Çocuk sayısı arttıkça, çocuklar üzerine düşen refah azalıyor çok çok zengin değilse aile.

- İnsanın anlam arama ihtiyacı. Geçenlerde yaşarken çok boş oyalanmıyor muyuz gibisinden varoluşsal bir soru sormuştum. Öleceğini bilmek ve anlam arayışı zor bir süreç insanoğlu için. Bana çözüm olarak bir kaç kişi çocuk yap demişti. Belki bu bir çözüm olabilir. Fakat bunu yaparsam annelerimiz babalarımızdan ne farkımız kalıyor diye düşünüyorum. Onlar da büyük ihtimalle hayatı yaşamak için bir anlam bulamıyorum bari kendimi çocuğum üzerinden gerçekleştireyim diye düşündüler. Onlar için yaşadılar. Sonra da bişey olsa "yemedim yedirdim içmedim içirdim" diye başlarlar. "Ben kendim yaşamadım sen düzgün yaşa diye" diyerek yakınırlar. Yahu yaşasaydın kardeşim. Biz yaşamayı tercih edenlerdeniz. Bir çocuğa hayat adanması gerekliliğine karşıyız. Asgari düzeyde ayırırsın, ama hayatı kendin için yaşarsın. Ki ben, biz çocuk yapsak bile yine gezeriz tozarız diye düşünüyorum o kadar da paralatmayız kendimizi ama belli de olmaz. Çocuk büyüyüp ailesine dönüp bakınca kendini onun için heba etmiş bir aile görünce mutlu olmuyor ki. Çocuk en başta, birbirini ve hayatı seven ebeveynler görmek istiyorum.

Yani sonuç olarak bencilce bir yaklaşımla, sırf anlam arayışın için çocuk dünyaya getiriyorsan, bu hiç mantıklı gelmiyor. Çocuk sevme ihtiyacı için veya birinin sana bağlanması, sevilme ihtiyacın için vs... Hem belki çocuk sevmeyecek bu dünyayı veya seni.

- "Filmi bırak, peki çocuk olmuş mu?" Çocuk belki senin görüşlerini benimsemeyecek. Benimsemek zorunda değil belki biz özgür yetiştirme taraftarı oluruz ama aşırı aykırı davranacak belki. Hiç istemediğin bir yola sapacak. Sen ne kadar eğitim verirsen ver, görgü öğretirsen öğret dış dünyadan iyice soyutlanacak çocuk. Akran zorbalığına uğrayacak. Herkes aynı eğitim ve bilinç düzeyinde eğitmiyor ki çocuklarını. Sen ne yaparsan yap internet ve arkadaş çevresi sağ olsun beyinleri yıkanacak cocukların. Sana efendiyi oynayacak ama dışarıda bambaşka biri olacak belki. Ama sen kendi çocuğun diye yakıştıramayacaksın onu hep masum ve tatlı çocuğun, güzel kızın, aslan oğlum olarak gibi göreceksin. Ama belki pisliğin teki olacak. Veya aptalın teki olacak. Çocuk istedimiz gibi oluyor mu? Sanki bazen ne yaparsak yapalım olmuyor. Bunlar uç örnekler ama alınan sorumluluğun farkında mısınız?

- Kelebek etkisi. Siz nasıl yetiştirseniz yetiştirin. Yeni gelişen bir canlıya (çocuğa) uyguladığınız en ufak bir yanlışı, çocuk psikolojisiyle ödeyebilir. Başkası, çocuğunuzun büründüğü karakter veya huy yüzünden ödemek zorunda kalabilir. Çocuk, kendine zarar verebilir. İş yerindekilere kötü veya aşırı iyi davranabilir. Eşine ve çocuklarına karşı kötü veya aşırı iyi davranabilir (zarar göreceği düzeyde).

Yani "doğru" çocuk yetiştirmek ne demek? Bence böyle bir şey yok. Nasıl yetiştirirseniz yetiştirin, en ufak bir aktarılan bilginin sonucunu çocuğunuz yüzünden diğer canlılar çekecek. Bu iyi de olabilir kötü de olabilir. Çok iyi yetiştirirseniz kendi zarar görebilir, kötü yetişirse başkaları zarar görebilir. Yani etkisi zincirleme olarak etkileşim kurduğu tüm diğer canlı ve cansız varlıklara aktarılmış olacak. Bunun sorumluluğunu nasıl alabiliyorsunuz?

İşte ben annelik-babalık duygusu tadıcam, çocuk sevicem, ay birisi bana anne veya baba diyecek düşünsene *_* diye bencilce baktığınız bir olayın altındaki sorumluluğun büyüklüğünü görebiliyor musunuz? Bence çok fazla. Çocuk belki dünyayı görünce lanet olsun ne biçim yere geldim diyecek. İntihar edebilir, hassas bir kalbi olabilir sürekli depresif bir halde dolanabilir. Kendi doğrularınızı, kendi dininizi aktardınız diye aslında olabileceğinden, yani potansiyelinden daha kötü şartlarda büyüyüp ölebilir. Veya sizin gerçekliğinizden çıkıp dış dünyayı görünce sizden uzaklaşabilir.

Gerek var mı oyuna bir karakter daha sürmeye?

- Dış dünya tehlikesi. Çocuk her an bir savaşa, virüse, kimyasal bir saldırıya maruz kalabilir. Tecavüz edilebilir, vurulabilir, bıçaklanabilir, psikolojik sorunlar yaşabilir, dayak yiyebilir, veya bunları başka birine uygulayabilir. Dışarısı, aklı başında bir insanın pek de yaşamayı isteyebileceği bir yermiş gibi durmuyor. Ona nasıl koruma garantisi verebiliyorsunuz veya başına bir şey gelse, o sorumluluğu kaldırabilecek güçte misiniz?

Gibi gibi sebepler aklımızda dönüyor...

Edit: İmla.

 
Bencilce olabilir. Ama doğal ve insani, bencillik de doğal. Sorumluluk da büyük evet, ama kendi adıma sorumluluk almayı severim. Ya ben bu adamın çocuğumun babası olmasını istiyorum dediğim biriyle tanışsaydım çok net anne olmak isterdim bi 10 sene içinde. Birine o kadar güvenmek bana asıl zor gelen kısım. Neyse nihayetinde bir insan yetiştirmek, beraber büyümek öğrenmek, hayatı deneyimlemek, birini kendinden çok sevmek falan çok fantastik duygular, deneyimler. Yaşamak lazım diye düşünüyorum. Ama hayatın amacı da değil. Çocuk güzel bi lüks bence, fakat ihtiyaç değil. Olsa da olmasa da hayat güzel olabilir, kişiye bağlı.


  • nic cage  (23.05.24 21:45:05) 
Yapmiyoruz. Cevremdeki evli ciftlerde de oran yari yariya. Yani yarisi cocuk sahibi oldu ya da olmak istiyor, yarisi hic cocuk istemiyor.


  • sertac akin  (23.05.24 21:58:09) 
Mantıklı düşünürsen zaten çocuk işine girmezsin, biraz dürtüsel bir karar. Benim oğlan 2 yaşına geliyor ben daha babalığı yeni anlıyorum. 2 senedir aralıksız ağlıyordum niye yaptık diye ama şimdi uyurken bile özlüyorum, garip bir durum. Mantık aramaman lazım bu işte.


  • mirty  (23.05.24 22:15:26) 
Kimse bu kadar düşünerek mantık çerçevesine oturtup çocuk yapmıyor. Bu kadar düşünen yapmaz zaten. Nefes almak, yemek yemek, seks yapmak gibi bir şey çocuk yapmak da. Hayatta kalma içgüdüsünün bir sonucu, kendini çoğaltarak ölümsüz olma çabası. Hatta bu yüzden, mantık çerçevesinde düşünüp çocuk yapmamayı seçmek bir nevi pasif intihar gibi geliyor bana. (Ben de yıllardır antinatalistim)


  • duguit  (23.05.24 22:16:53) 
denildiği gibi insanlar istediği için yapıyor direkt bir somut nedeni yok. evlat sahibi olmak anne baba olmak için yapıyorlar.

o kadar düşünen yapmaz zaten +1, yapanlar da o kadar düşünmüyor. sizin için gerek yoksa yoktur. yapana gerek var mıydı diye soramazsınız.

ben de istemiyorum mesela.
  • jülsezar  (23.05.24 22:19:07) 
Çocuk sahibi olmak, yeme gibi, içmek gibi biyolojik bir ihtiyaç. Hayatın doğal akışı. Maddi sebeplerle olsun, zamanın modasıyla olsun istenmiyor olabilir. Bu yaşlarda hissedilmiyor olabilir ama travması, yaşam kalitesine olumsuz etkisi, psikolojik sorunları inanın ilerleyen yaşlarda üzerinize çökecektir.


  • Mirket  (23.05.24 22:21:49) 
Ekonomik durum iyi değilse cehalet faktörü etkili. Toplum baskısı da var.

Her şey yerindeyse ekonomik durum vb gibi kişisel tercih. Ama evlilik ve çocuk fakiri daha da fakirleştirir.
  • ferenc  (23.05.24 22:39:27) 
insanlar cocuk yapiyor cunku bu bizim dogamizda var. boyle hayvansal icguduleri beyaz yakali yaklasimlariyla irdelemek asiri manasiz. cocuk yaparsin ve genlerini aktarirsin cunku bu bizim (dunyada yasayan canlilarin) kodlarimizda var. bu kadar bunun cevabi.


  • bohr atom modeli  (23.05.24 22:48:19) 
Ben de şu an 32 yaşındayım ve anne olmak istemiyorum ama çevremde o kadar çok kişi anne olmazsam pişman olacakmışım gibi hissettiriyor ki kabul etmekte zorlansam da etkileniyorum ve bazen "ya sonra keşke dersem" diye düşüncelere gark oluyorum.
istememe nedenim de tamamen sorumluluğundan. kendim kadar çok önemseyeceğim bir varlık kim bilir başına ne dertler açacak hastalanacak üzülecek vs vs seni tasalandıracak diyorum.
Baskın olan hissiyatım yapmamak yönünde. Yaparsam bencilce olsa da merak duygum olabilir.
Ama işin garibi de dışarıda gördüğüm çocuklar olsun kendi yeğenlerim olsun inanılmaz seviyorum ve çoğuyla fazlasıyla ilgileniyorum. Yani anaç yapım yok demiyorum ama kaygılarım ağır basıyor.

çocuk yaptıktan sonra pişman olunca vazgeçebilme hakkımız olsaydı keşke sgjskgksjg
  • Kediyi üzdün  (23.05.24 22:49:25) 
@bohr atom modeli, hocam zaten türümüzü diğer hayvanlardan ayıran özellik frontal lobumuzun gelişmiş olması değil mi?

Yani zaten düşünmek ve sorgulamak üzere evrimleşmiyor muyuz?

Hala hayvansal iç güdülerle yaşayacaksak evrimimize haksızlık etmiş olmuyor muyuz?

Tamam ben de hala ilkel olduğumuzu düşünüyorum çoğu yönden ama en azından bir şeyleri yaparken sorgular seviyeye gelmişiz. Kodumuzu aktarıcaz diye düşünmeyelim mi ulan 1dk kodumu aktarıcam ama gerek var mı? İhtiyaç var mı? Herkes kodunu bilinçsiz aktara aktara dünya bu hale geldi zaten demeyelim mi?

O zaman ilkel dürtülerle aile kavramını da hiçe sayalım, birbirimizin üstüne atlayalım. Ne de olsa kodlarımızda vardır o da bir yerlerde.
  • ananiyimioguz  (23.05.24 23:06:55 ~ 23:07:22) 
Çocuk bakmak aşırı zor bir mesela. Eşini artık çok da sevmiyorsan mesela çocuktaki eşine benzer tarafları görüp çocuktan soguyabiliyorsun bile yer yer. Yeğenimi çok severim normalde, çok da sabırlıýım çocuğa karşı. Ama babasına gıcık olduğum zamanlarda "Baban ne ki sen ne olasın" diye kuruluyorum üç yaşında çocuğa. Bir de ne kadar minyatür bir insan da olsa çocukla frekansınız uymayabiliyor. Sen çok sakinsen hareketli çocuga sinir oluyorsun, ikili diyaloğa giriyorsunuz :p Bir dönem ilkokul öğretmenliği de yapmıştım, oradaki deneyimlerimi de katarak anlatıyorum. Ama günün sonunda sosyopat değilsen ya da çok ciddi bir bunalım geçirmiyorsan barısiyorsunuz, öpüşüp koklasiyorsunuz. Gormediginde özlüyorsun, hayatının merkezine koyuyorsun. Yukarıda bir arkadaşın dediği gibi bu zamanın argümanlariyla işin içinden çıkamıyoruz. Olacağı varsa oluyor, sen de uyum sağlıyorsun duruma.


  • sekizdokuzon  (23.05.24 23:10:37) 
Valla ben yazdıklarını okumaya üşendim. 29 yaşındayım. Ekonomik olarak durumları biraz daha toparlayınca 30ların başında falan çocuk yapmayı düşünüyorum yani sağlık sorunu yaşamazsak. Sebebi yok sadece anne olmak istiyorum, karnımda bebek taşımak böyle emzirmek onu büyütmek bir şeyler öğretmek beraber deneyimlemek vs bunları merak ediyorum. Merak duygumu tatmin etmek için çocuk istiyorum. Tabi ki kendi mersk duygum için çocuk yapayım derken onu perişan etmek de istemem tabi ki. Maddi manevi yeterli hissettiğim zaman yaparım bunu.


  • turuncu tonlarda  (23.05.24 23:21:14) 
Çocuk sahibi olmayı düşünmüyorum ama çocuk istesem 25 öncesi yapardım çünkü inanılmaz enerji gerektiren ve yoran bir süreç. 30 lu yaş sonrası çocuk sahibi olma motivasyonu yoksa geç dönemler bence. Şimdi hiçbir sebep mantıklı gelmiyor.


  • titanic kemancısı  (23.05.24 23:28:05) 
Tam olarak bahsettiğiniz sebeplerden dolayı yapmıyoruz. 32 yaşındayız, 2 yıldır evliyiz ve çocuk fikrine o kadar uzağız ki, uzak kelimesi bile yakın kalır. Zaten şurda kalmış bir bu kadar daha ömrüm, onu da çocuk derdiyle mi geçireceğim zaten? O kadar dertsiz tasasız bir hayatım olursa da çocuk yapmak yerine gezer tozarım. Evde kronik rahatsızlığı olan bir kedimiz var, gözümüz sürekli üstünde. Sırf 1-2 gün uzaklaştığımız zamanlarda aklımız kalmasın diye eve bebek kamerası bile aldım, arada açıp bakıyorum napıyor keyfi yerinde mi diye. Kedinin bile üstüne bu kadar düşerken, hastalandı mı diye gözünün içine bakarken, kendimden olan bir canlıya karşı olan stresimi düşünemiyorum bile. Ülke şartları falan da cabası tabi.

Çevremde "evimi aldım, arabamı aldım, mesleğimi garantiledim. evlenirsem çocuk yaparım çünkü insana hayatta bir amaç lazım" düşüncesinde olan tanıdıklarım da var. Neresinden baksan hastalıklı ve bencil bir düşünce bu bana göre. Sırf kendine amaç olsun, oyuncak olsun, saçma sapan varoluşsal sancılarına derman olsun diye dünyaya bir canlı getirmek büyük bencillik.


Ayrıca "genlerimizde var, üremek için yaşıyoruz" düşüncesi de bu bencilliğe uydurulmuş bir kılıftan başka bir şey değil bana göre. Genlerimizde üremek varsa, kafamızın içinde de beynimiz var. Neyin ne olduğunu sorgulayıp karar verebilme, muhakeme edebilme yeteneğine sahibiz. Şimdi ben çocuk yapmak istemiyorum diye insanlıktan mı çıkıyorum bu durumda yani... Teallam.
  • pianeta  (23.05.24 23:38:14 ~ 23:40:47) 
Valla ben dünyaya katkım olsun diye yaptım. Çok iyi bir insanım üstelik müthiş zekiyim. Boşa gitmemesi gereken genlerim vardı.
Hep saçma sapan insanlar çocuk yapıp dünyayı daha kötü bir hale getirmesin, ahlaklı düzgün yetişmiş iyi kalpli insanlar da olsun gelecekte diye istedim.

İleride 3 4 tane daha düşünüyorum. Maddi olarak imkanım olursa tabi.
  • Gradient_tabanlı_mor  (23.05.24 23:42:29) 
@Gradient_tabanlı_mor, gen aktarımının öyle cımbızla seçerek olduğunu düşünmüyorum da, diyelim ki oldu ve çok zeki, çok yakışıklı/güzel bir çocuk dünyaya geldi. Gayet aklı başında, efendi, saygılı vs. oldu.

Dünya bu özellikleri mükafatlandıran bir yer mi?

Diyelim ki sıyrıldı, mükafatlandı, soruyu şuradan sorayım, dünya bu çabaya değecek bir yer mi?

Dünyadaki en zekilere baktığımız zaman genelde kullanıldıklarını görüyoruz. Çok azı şanslı oluyor. Sistem kaşıkla verip kepçeyle alıyor.

Ayrıca cahiller, eğitimsizler çok fazla ürüyor böyle gitmesin terazinin diğer tarafına biraz bastıralım diye çocuk yapılınca çocuğa haksızlık olmuyor mu uğraşacağı insanlar, yani kötü diye gösterdiğimiz taraf daha çoğunlukta.

Mesela ben aksine, kendimiz gibi bir toplum veya ortam varsa oraya çocuğu koyarım.

Pakistanın orta yerine zeki ve bilinçli bir çocuk koymam mesela. Ona da yazık. Haksızlık. Ama norveç e koymak isterdim. Tr nin durumu da pek iyiye gitmiyor kötü tarafın doğum hızlarına bakılırsa.
  • ananiyimioguz  (23.05.24 23:50:49 ~ 23:58:54) 
bu kadar dusunen yapmaz +1

su an 33-37 yaslarindayiz, 6 senedir evliyiz, henuz cocugumuz yok.

insanlar cocugu tamamen hayattan beklenenler o yonde oldugu icin yapiyor. okula git --> is bul/kur --> evlen --> cocuk yap, model bu. kimse cocuk yaparken "insanlik devam etsin, turumuzun devamliligi" gibisinden seyler dusunmuyor. bu kadar dusununce okula gitmek de mantikli olmayabilir mesela.

dediginiz gibi, eskiden tarlada calisacak adam vs gibi is gucu alaninda ise yaramis epeyce cok cocuk sahibi olmak. bugun tarlasi olan az, sehirde yasamin da kendince finansal guclukleri var, hayat kalitesi tartisilir. ancak:

cocuk buyukmek eglenceli keyifli bisey, minicik beyinleryle biseyleri kesfetmeleri, akil etmeleri, oyun oynamalari, sizin hayatta akliniza gelmeyecek sorular sormalari vs epey keyifli. buyumesinde, dunyayi kesfetmesinde, kendini kesfetmesinde destek olmak, yol gostermek guzel seyler. bundan mahrum kalmak istememek gayet gecerli bir sebep.

diger yandan insanlar yaptiklari degil yapmadiklari seylerden daha cok pismanlik duyabiliyor, bu da bir baska sebep. 20-30lu yaslarda cok dert etmiyoruz ama hic 50-60 olmadik, tam olarak bilmiyoruz o yaslarda neye nasil ihtiyac duyabilecegimizi.

ayrica, cocuklar buyudukten sonra onlarin kurdugu ailelerle kalabalik olmak, arada birlikte biseyler yapabilmek, yanliz kalmamak, hastalikta yaslilikta cenazede davalik durumlarda vs samimiyetle siginabileci insanlar olmasi yine bir baska sebep.

zamanin "cocugu" olarak ben bugun ailemden uzakta yasiyorum oyle cok aman aman birlikte biseyler yapmiyoruz ama gercekten bir ihtiyac oldugunda atlayip gidebiliyor olmam, genel olarak varligim ailem icin guven verici bir durum. anneme kalsa en buyuk pismanligi daha cok cocuk yapmamis olmak.

dediginiz riskler elbette var, benim de kisisel olarak cocuk konusundaki en buyuk cekincem "ya buyudugu zaman cok stresli bir hayati olursa, ya anksiyetesi olursa, ya depresyonda olursa, ya intihar etmek isterse, ya kanser olusa, ya yatalak olursa" gibi seyler. tamam sorumluluk da istemiyroum belki ama erken cocukluk sorumluluklari citir cerez kaliyor bunlarin yaninda.

diger yandan bugun yetiskin insanlar olarak hepimizde belli bir olcude depresiflik, ankiyete bozukluklari fln var; cesitli hastaliklarla ugrasiyor, issiz kaliyoruz, sevgilimiz terk ediyor, dolandiriliyoruz, basimiza sacma sapan olaylar geliyor uzuluyoruz vs ama bir sekilde bunlarla basa cikmayi ve yasamayi ogreniyoruz; hayatin bir parcasi aslinda hepsi. ayni sekilde cok guzel yemekler yiyouz, sevdiklerimizle 2 kadeh tokusturuyoruz, konserlerde bagira cagira sarkilar soyluyoruz, gezip egleniyoruz. cesitli tibbi desteklere erisimimiz de gittikce kolaylasiyor. o yuzden biz bugun yetiskinler olarak bir sekilde var olabiliyorsak, hayatimizda biseyler yolunda gidiyorsa ve intihar etmiyorsak demek ki var olmak o kadar da kotu bir sey degil.

sonuc olarak konu gerek olup olmamasi degil, konu sizin bireysel olarak cocuk buyutmek istiyor olup olmamaniz.
  • taurina  (24.05.24 00:05:55) 
Çocuk yapma kararı mantıkla verilen bir karar değil, duyguyla verilen bir karar. Mantıklı düşünürseniz evet sorumluluğu, yorgunluğu, özellikle küçük yaşlarda ihtiyacı olan dikkati verebilmek için kendinizi bile kaybetmeniz, vs. birçok olumsuz yanını bulabilirsiniz. 2 yaşında çocuğu olan bir anne olarak da bunların hiçbirini reddetmem. Ama dünyaları verseler de oğlumu değişmem.

Ben hamileliği bile çok sevmiştim. Ki çocuk yapma düşüncesi yapana kadar çok kafamı meşgul etmemişti bile. Karnımda minicik bir mercimek tanesi kadar olan bebemin şimdi bıcır bıcır konuşmasını duymak, karakterinin geliştiğini izlemek, büyümesine tanık olmak inanılmaz bir şey.

Bencil insan çocuk sahibi olmaz bana kalırsa, olursa da çocuğu hakkıyla yetiştiremez. Yemeyip yediren, uyumayıp uyutan bir anne veya baba nasıl bencil olabilir ki?
  • gmzo  (24.05.24 00:11:59) 
@ gmzo, pek katılamıyorum. çocuğun kendisi zaten bencilce geliyor. çocuğa bakıyor olmak insanın eksik yanlarını besleyen bir şey, o durumu bencil olmamakla açıklayamayız.

François de La Rochefoucauld ve Sigmund Freud'un savunduğu şöyle bir görüş var;

"İyiliklerimizin çoğu, kötülüklerimizi gizleme sanatıdır." İnsanların yaptığı iyiliklerin bile aslında kendi kötü yönlerini ve çıkarcı doğalarını gizlemek için bir araç olduğunu söylerler.

"İnsanların yaptığı iyiliklerin çoğu, şeref ve erdemden çok gururdan kaynaklanır." İnsanlar güzel şeyler yaparken bile aslında gururlarını tatmin ettiklerini ve kendilerini daha iyi hissettiklerini öne sürerler.

"Narsisizm" Freud, insanların birincil ve ikincil narsisizm olarak adlandırdığı kavramlarla, kişinin kendi benliğine duyduğu sevgiyi ve bu sevginin nasıl dışa vurulduğunu açıklar. Bu bağlamda, birçok iyilik ve yardım davranışının aslında kişinin kendi narsistik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapıldığını öne sürer.
  • ananiyimioguz  (24.05.24 00:32:33) 
ben bekarım evlensem de hem ülke şartlarından hem şahsi ekonomik gücümden ötürü yapmak istemem. ancak milyon dolarlık bir topçu, aktör falan olsam en az 5 çocuk falan yapardım herhalde. harika bir kendini tamamlama aracı çocuk, paran çoksa eksilerinden mümkün olduğunca az etkilenirdin artılarını çok daha fazla yaşardın. çok iyi bir hayat yaşatacağın garanti olurdu zaten o yüzden bencillik değil tam tersine sahip olduğun iyi yaşamı paylaşmış olurdun. ülkede yarın bir gün iç savaş çıkıp millet değneklerin ucunda komşusunun kellesiyle gezse bile iyi hayat yaşayacağı garanti olurdu para böyle bir şey maalesef. ama ortalama beyaz yaka olarak türkiye'de çok zor bir kere muhakkak koleje gönderecek paran olmalı şu meb müfredatında çocuk mu yetiştirilir. bu bencillik olur bence de. avrupa'da bir orta sınıf olsaydım da eşle gezme tozma işlerinden sıkılma hissine gelirsek düşünebilirdim yok bizi kesmiyorsa bir türlü gezmek tozmak gene yapmak istemezdim herhalde.


  • semaforo de medianoche  (24.05.24 00:53:05) 
bu inanç gibi bişey. Kalbin/beynin neye yatkınsa onu görürsün. Senin dediğin gibi, kendi genlerinden kendine benzeyen bir varlık yaratıp yetiştirmeyi müthiş bencil egoist bir şey olarak da görebilirsin, bir annenin yazdığı gibi 'kendimizi düşünmeyip onu yetiştiriyoruz bu nasıl bencil olabilir' diye de görülebilir.

Bu arada dünyanın gidişatına bakmak vs. yalan. Evet nüfus çok ve dünya kötüye gidiyor ama belki de en barışçıl çağdayız (tabii üçüncü dünya savaşı geliyor olabilir, gelmiyor da olabilir). Ben mesela üreyen ve üremeyen kesimi görünce "biz üremeliyiz yav" diyorum. Dünyayı b*k eden şeylerden biri de bu çünkü. İngiltere'de çocuklara en çok konulan isim Muhammed'miş. Neden acaba :D Türkiye'de de 20-30 yıla kimler iktidarda olacak tahmin etmek zor değil. Bunu sorgulayan insanlar yeterince üremezse hayatını belirleyen kararları hiç sevmediğin insanlar alacak (demokrasi yönetimi kaldığı sürece). Fakat bu da bencil ve "oy içi mi çocuk yapıyoruz yav" dedirtecek bişey. Bence zaten çocuk yapmak saadet zinciri gibi bişey. Sistemin devamı için üremek gerekiyor, yeterince genç olmazsa emeklilik sistemi bile çöküyor :D
  • nhk ni youkosu  (24.05.24 00:59:12) 
Benim durumda cocuk icin gerekli tum sartlar olusmustu. O yuzden cocuk yaptim. Sartlar;

1) Fransiz asilli, Kanadali bir modelle evlendim. Harika bir insan. Spor, saglik, giyim, dusuncelilik, saygi, anlayis, guler yuz, pozitiflik falan ne ararsan var. Birlikte keyifle, hic tartismadan 40'tan fazla ulkede tatil yapmisizdir. Her yerde her sartta gozlemledim. Kusursuz bir anne olacagindan emindim.

2) Ekonomik sartlar: Kazancim oldukca iyi. Gecmiste de iyi birikim yaptim. Iyi yatirimlar yaptigimi dusunuyorum. Esimin ya da cocuklarin herhangi bir ihtiyacini karsilamakta zorlanmiyorum ya da herhangi bir siradisi bir sey oldugu zaman maddi olarak hazirlikliyim.

3) Yasamayi sectigim yer; Ben dunyanin her yerinde iyi sartlarda calisabilecek kadar iyi sekilde isimi yapiyorum. Yurt disinda guzel bir yerde yasamayi sectim. Mesela, cesme suyu iciliyor burda, araclarin anahtarlarini uzerinde birakiyoruz, hirsizlik cok nadir gerceklesiyor, evlerin kapilari kilitlenmiyor, cinayet falan son 20 senede bir belki iki kez haber olmustur. Insanlar saygili, doga mukemmel, nufus az. Egitim iyi, trafik yok ekonomik olarak bircok yere gore daha stabil. Vergiler yuksek, yasam pahali. Multeciler gelemiyor. Gelebilen de tutunamayip, gidiyor. Tam benim istedigim gibi bir yer.

4) Bakis acisi: Ben cocuk sahibi olmayi asiri zor birsey gibi gormuyorum. Maddi olarak ya da manevi olarak yorulmuyorum. Gunluk hayatimi etkilemiyor cocuk sahibi olmak. Mesela Izlanda'ya tatile gidecegim. Cocuklar da benimle geliyorlar. Cocuklara zaman ayirmak gezmeye tozmaya kendi hayatini yasamaya engel gibi dusunuyor insanlar. Benim icin boyle bir durum soz konusu degil.

5) Eglence. Biz cok egleniyoruz. Cocuklarin kendi karakterlerini, benzerliklerini farkliliklarimizi gozlemlemek cok keyifli oluyor. Gunlerimiz oldukca komik geciyor.

Biz iyi ki cocuk yapmisiz diyoruz. kendinizi hic tecrube etmediginiz bir seyden dolayi tuhaf bir ruh haline sokmanizi anlamiyorum.
  • thetruenorthstrongandfree  (24.05.24 01:00:18) 
@ thetruenorthstrongandfree, sizin şartlarınızda çocuk yapmak değil yapmamak ayıp olurmuş, o şartlarda çocuğa iyi bir ortam sunamayacağım diye kaygılanmayız ki. Verebileceğiniz imkanlar ve çevre bu düşüncemizi etkiler tabii ki.


  • ananiyimioguz  (24.05.24 01:38:07) 
1 - bayragi ilerde birine devretmek icin

2 - her di$i hayvan mutlaka bir kere dogurmali, buna insan da dahil. annelik duygusunu yasamamis bir kadin yasliliginda sikinti ceker, cevremde gordugum yasini almis ve dogurmamis kadinlar sikintili, yerine kedi kopek kaplumbaga falan koymaya calisiyorlar ama yetmiyor.
  • cooperr  (24.05.24 02:03:23) 
Bu kadar detayli dusunmek cok sacma. Hepimizin genlerinde var. Hayvanlar niye uruyor? Onlara ne faydasi var? Zarari bile var ugrasiyorlar ediyorlar gida bulup besliyorlar vs. Insanlarin ureme sebebi de bu kadar basit. Boyle kodlanmisiz.


  • The_Lollok  (24.05.24 04:08:19) 
@ The_Lollok, hayvanlar neden ürüyorlar? bölünme, çoğalma, üreme canlılığın temelinde var. evrimsel sürecin başlama nedeni. bu konuda yetenekli olmayanlar tarih sahnesinden elendiği için günümüzdeki hemen her canlı üreme konusunda yetenekli ve iç güdüsel olarak hazır hale evrilmişler.

Fakat biz insanlar şu an neyin neden olduğunu ve nasıl çalıştığını az çok kavrayabiliyoruz.

Aklımızla düşündüğümüzde, insanlığın günümüzde üremesini gerektirecek bir sebep yok ki? Korunma yöntemlerini neden çıkardık, kontrol altına almak için. Veya hiç ürememek için. Soyumuz tehlikede, çoğalmamız lazım gibi sebep de yok.

Mesela hayvan çiftleştirince hayvanseverler hemen kızarlar ya "Sokakta bir sürü hayvan var kardeşim ne diye hayvan çiftleştirip onları alıyorsunuz veya sahiplendiriyorsunuz!!!" diye.

Ama sen niye ürüyorsun bir sürü kimsesiz çocuk var sahiplen dediğinde kalırlar öyle. İşte ama bağ falan... derler. Bencillik yani.

Nüfusu artırmanın kime ne faydası var şu an?

Mirasımı devredicem diyen var. Yahu ben öldükten sonra biri almış, almamış kime ne. Belki hiç edecekler geride kalanlar mirası. Bilemiyorsun ki. Belki birbirlerine düşecekler. Hadi onlar da idare etti diyelim, torunlar? Nereye kadar gidecek, ne kalacak, kime kalacak, herkes göçecek.

Bazı hayvanların da aklı olsa üremezdi veya çok kontrollü ve az ürerlerdi diye düşünüyorum soyları tehlikede değilse.
  • ananiyimioguz  (24.05.24 04:46:19) 
Böyle kişisel bir konuda burada uzun uzun yazdığına göre sende fikirlerinde emin değilsin ve teyit edilmek istiyorsun. Ancak bu tamamen kişisel bir karar. Topluca böyle bir konuda mutabakat oluşmasını beklemen çok mantıklı gelmiyor.


  • dreamsandcolours  (24.05.24 06:31:21) 
Biri sahane bi laf etmisti yillar once bana. İsin ozeti gibi. Sedat bak demisti... ne çocukla oluyor ne de cocuksuz. Ama cocuklu daha guzel.

5 yil yapmadik. Sonra gule oynaya cocugumuz oldu.
  • halk  (24.05.24 06:56:46) 
Bazen ellerime kollarıma bakıp "olm milyonlarca yıllık bir evrim sürecinin ürünüsün. Bu noktaya gelene kadar ataların ne yollardan ne sıkıntılardan geçti ve sonucunda sana kadar ulaşıldı. Bu nasıl bir kibirdir ki 4.5 milyar yıllık yolu bir anda kesip atıyorsun"

Urememenin getirdiği bu kibir yalan yok hoşuma gidiyor.

Bir de çocuğu olan biri bencil olamaz tabirine takıldım yorumlarda. Ben tam tersini düşünüyorum. Doğanın yüklediği "turun devamliliginin kodlandigi" iç guduler o kadar kuvvetlidir ki, kendi yaşamının önüne koyarsin yavrunu = annelik.

Kesin olarak Bencil olamayacağını iddia edebileceğiniz tek insan türü, Çocuk yapma şansı olup yapmayıp evlat edinenler bence.

Tamamen akıl, merhamet ve kendinden olmayan bir şeyi kendi önüne koymak.

Bu insanları çok seviyorum.
  • makbur  (24.05.24 06:58:18) 
Her şey söylenmiş zaten. Ozetle

1-turun devami icgudusu (zeki yaratik olarak aklinla bunun yersizligini kesfetsen de milyon yıllık evrimin getirisini hemen alt edemiyorsun, kervana katiliyorsun mejburr bazen; yakında senin de yapacağın gibi ;))

2-uzerine düşünmemek, standardi bu zaten deyip yapmak

Bence çocuk yine anlaşılabilir asıl delilik evlenmek. Ama onu da yaptık meselaam di mi
  • abuzer  (24.05.24 07:28:23 ~ 07:30:17) 
Ben yapmiyorum (simdilik). Gereksiz bencillik ve sorumluluk gibi geliyor. Evlat edinme durumlari da var, onun tartismasi farkli olabilir.

Ama o cocuk yapma icgudusu tetiklenebiliyor. Tabii hayvanlar gibi ilkel icgudu degil. Daha cok "istek"
gibi. Gelismis beynimiz var sonucta. Cogu kisi toplumdan, etrafindan da etkileniyordur. Ve sonucta senin anne baban da var ve atalarin. Devam ettirme istegi oluyor. Gelecege yatirim gibi de dusunebiliyor insanlar.

Daha duygusal yonleri de var. Ve sartlari iyi bireylerde duygusal yon daha agir basiyor sanirim. Anne baba olmayi deneyimlemek. Sevecegini birini dunyaya getirmek.

Anne babaya da sorulabilir: "beni neden dunyaya getirdiniz"? :)

Ya da birey kendine de sorabilir. Felsefeye girecek ama "Ben neden dunyaya geldim?"
  • ermanen  (24.05.24 08:14:21 ~ 08:37:29) 
Simdi biz doguyoruz, gozlemliyoruz ve birseylere alisiyoruz. Aslinda bircok sey aliskanliklarin getirdigi birsey bana kalirsa. Yani bir sekilde boyle kodluyoruz zihnimize. Yani ayni sekilde bizim de buyuyup evlenince bu sekilde olacagimizi, cocuklarimizin olacagini dusunuyoruz tum akis boyunca.
Farkli bir acidan yine bakayim, bizim yasayamadiklarimiz, pismanliklarimiz var bu hayatta ve bunlari birisinin yasamasini istiyoruz, planliyoruz. Bu da iste cocugumuz oluyor.
Butun bunlari durumumuz kotu bile olsa planlamiyoruz cunku durumu iyi olanin da kotu olanin da cocuk yapmak icin sebepleri farkli ancak illaki bir sebebi var.

3 yasinda oglu olan bir baba olarak, cocuk yapmadan once bir bebegi gozlemlemek ve vakit gecirmenin en onemli karari almanizi saglayacagini dusunuyorum. Bu durtu gelecek mi, cocukla zaman gecirmeyi ilgilenmeyi sevecek misiniz, yoksa size zor mu gelecek. Ondan sonra bu kadar detayli dusunmeyeceksiniz emin olun.
  • va  (24.05.24 08:46:37) 
Karşı argüman üretiyorum diye katı bir şekilde karşıyım anlamı çıkmasın, dediğim gibi ben daha yakınım çocuk konusuna. Sadece mantıklı bir fikir, görüş var mı, insanlar ne düşünüyor veya düşünmüyor onlara bakıyorum.

Bana kalırsa ben sırf "ya bizim birlikteliğimizden doğan çocuk nasıl bir şey olur acaba, iyi kötü o kadar deneyim elde ettik, biraz da biz aktaralım bakalım kullansın onları çocuk, derdiyle dertlenelim, sevinciyle mutlu olalım.." düşüncesiyle bile çocuk yapabilirim gibi. Şimdilik sadece eşimden bağımsız ekonomik sebepler bizi ve ilişkimizi sarstığı için çocuk mantıklı gelmiyor. Ama bu sorunlar zamanlar çözüldükten sonra olabilir diye bakıyorum. Eşim o zamanda bile mantıklı bakamıyor.

Bu düşünce ile çocuk yapmak bencillik diyor. Ay merak ettim dur bi bakalım diye çocuk mu yapılır diyor. Zaten yoğun çalışıyorum, çocuğa nasıl bakıcam diyor. Hadi baktık büyüttük diyelim, iyi bir eğitim nasıl vericez bu topraklarda diyor. Çok deli rakamlar harcamak lazım veya. Kötü yetişecekse veya ortalama yetişecekse de çocuğa haksızlık değil mi diyor. Ona sonra "seni zor şartlarda büyü diye yaptık yavrum" mu diyeceğiz, demez mi çok daha iyi şartlarda dünyaya gelenler var, benim günahım neydi diye. Belki demez sonuçta biz razı olduk bir şekilde ama derse, bu büyük bir sorumluluk.

Ben kötü de olsa iyi de olsa hayatı deneyimlemenin, hiç gelmemektense bir artı olduğunu düşünüyorum. Ama eşim öyle düşünmüyor. Eğer @ thetruenorthstrongandfree ın sağladığı gibi bir şart sağlanmıyorsa çocuğa haksızlık edileceğini düşünüyor.
  • ananiyimioguz  (24.05.24 09:42:46) 
vaaaay demek 30+ yaşında bir çiftsiniz ve çocuk istemiyorsunuz, hatta çocuk yapanların neden çocuk yaptığına anlam veremiyorsunuz. ohaaa ilk defa böyle bir durumla karşılaşıyorum :D

nedense hep çocuk istemeyenler kendini uzun uzun açıklama ihtiyacı hissediyor. aslında kimse sizin çocuk yapıp yapmamanızla ilgilenmiyor, merak etmeyin. bu kadar çok kafaya takıp sorguladığınıza göre bence siz kararınızdan emin değilsiniz. emin değilseniz kararsızım filan diyebilirsiniz.

çocuk yapmamak eskisi gibi yadırganmıyor zaten emin olun.

bahsettiğiniz -son paragraf - eşinizin başına da gelebilir. o zaman evlenmek de saçma.
hayatta her an her şey olabilir tabi ki insan en çok çocuğu için korkar da sebep olarak yarın bir gün tecavüze uğrar diye bi seçenek dile getirmek çok saçma.

yani bu iş böyle uzun uzun felsefeye dönüşecek tartışmalar yapılacak bir konu değil bence. isteyen yapar istemeyen yapmaz. herkesin kendince haklı sebepleri var. birine gidip neden kedi sahiplenmiyorsun ya da balkondaki saksına neden çiçek dikiyorsun demek gibi bir şey bu.
  • elorelia  (24.05.24 10:00:59) 
Heh yani sen eşine sunmalik argüman istiyosun bı noktada...

Öyle harikayim böyle harikayim diye sallayanlari dinleme öncelikle. Kaldı ki sizin durumunuz da fena değil. Ortalama durumdasınız. Sevgi ve huzur ortamında olan bir çocuk için gaaaayet yeterli sartlariniz. Bı de o kadar kontrolcü olmayın (ben de oluom), belki çocuk ileride bohem bı şekilde kulübede yasamaktan keyif alicak ne bilionuz? Sizin planladiginiz yatlarinizi katlarinizi uçaklarinizi (xd) istemicek?

Çocuk ayakkabisini ysl almadiinizi anlamaz meraq etme. Evcil hayvan gibi düşün xdxd sevgini sakınma, gerektiğinde onu koruyacagini belli et, kalanı ileride kendisi halleder zaten o ozguvenle
  • abuzer  (24.05.24 10:08:12) 
Cocuk ne ya hem de turkiyede. aklini peynir ekmek gibi yemen veya hayatsiz olman lazim cocuk icin. zaten doguranin yari akli da gidiyo hepten hayatimiz zorlasiyi


  • ala09  (24.05.24 10:55:56) 
Benden iyi bir ebeveyn olmaz o nedenle çocuk asla düşünmedim ve düşünmem. Geçen ofiste bütün öğlen yemeği boyunca doğru kişi ile tanışırsan o isterse ne yapacaksın diye sorguya çekildim bir de yani insanlar her bir şeye burunlarını sokma ihtiyacı duyabiliyorlar.

Size gelince daha geçen boşanma masrafı soruyordunuz şimdi biz hiç çocuk düşünemiyoruz diyorsunuz bence de düşünmeyin zaten.
  • peki madem  (24.05.24 11:40:12) 
mahalle baskısı bu konuda büyük rol oynuyor. her ne kadar çocuk istesen de, günümüz şartlarında bunun altına girmek oldukça zor. zorumluluk tarafı ayrı.


  • kondansator  (24.05.24 11:48:17) 
kedi götünü görmüş yara zannetmiş.
neden çocuk yapmayayım?

evladım olur. severim işte.
  • OgutucuRecep  (24.05.24 11:54:55) 
ben bu olaya deneyim olarak baktım ve bu deneyimden neden mahrum kalayım diyerek istedim. sonuç kelimelerle tarif edilemeyecek kadar muazzam bir şey. bu dünyada başka hiç bir şey çocuğunuzun size hisettirdiklerini asla ama asla hisettiremez. başka hiç bir sevgi, aşk, bağ vs vs çocuk-ebeveyn bağına benzemez. bu işin bir yönü.

evet zorluklar da müthiş. zaten ekonomik koşullardan dolayı 2. düşünemiyorum. siz fazla sorgulamışsınız bir de tam tersi hiç sorgulamadan önüne arkasını düşünmeden birden fazla çocuk doğuranlar var. bu ülkedeki kaynaklar ve sistemin bu kadar çok çocuğa olması gerektiği kadar yetmesi imkansız.zaten düşüncesizce doğurup duranlar yukarıda bahsettiğim bağı falan kurmuyor ortaya salıyor ne eğitimi, ne güzel vakit geçirmesi saldım çayıra modunda. o yüzden de bir sürü psikolojisi bozuk insan var toplumda.

öte yandan evrimsel ve insanlığın gelişmesi açısından kaçırdığınız şeyler var. mesela siz hep 30 lu yaşlarda kalmayacaksınız. 90 yaşınıza geldiğinizde kalçanızı kırıp yatalak olup tuvalete gidemediğinizde bir başkasının doğurduğu eğittiği çocuk (hemşire olur hastabakıcı olur) sizinle ilgilenecek ve ona minettar kalacaksınız. herkes sizin gibi çocuk yapmasaydı sizin de muhtaç olduğunuz şeylere erişiminiz olmayacaktı bir de o yönden bakın.
  • iwillsee  (24.05.24 12:23:00) 
@ peki madem, evet bize geliyorlar öyle arada pek sağlıklı olmayabilir zaten bizim çocuk yapmamız bir bakıma haklısınız ama

bazı dinamikler var çiftlerin ikisi de bireysel olarak çok iyi insanlar fakat birlikteliklerinde sorun çıkıyor. hal böyle olunca bir de çocuk varsa ayrılmaları daha mantıklı oluyor.

benim de anne babam ayrı mesela. ben hiç sıkıntısını yaşamadım daha güzel bile denilebilir. evde gürültü yok patırdı yok çatışma yok. istediğinde birine gidiyorsun istediğinde öbürüne gidiyorsun kalıyorsun. herkes kendi hayatında vs.

tabii ki en güzeli çocuğa da aile kavramını geçirmek için mutlu bir aile tablosu çizmek ama herkes kendi ilişkisine veya annesine babasına baksın 4/4lük bir hayat mı yaşıyorlar, bazen ayrılık daha mantıklı olabilir. ben ayrılık ile çocuğu engel olarak görmüyorum o yüzden. ülkeden bir sürü insanın annesi babası ayrı. eğer sıkıntı tipler değillerse öyle de sağlıklı çocuk büyütülebilir. ben bir insanla aynı evde yaşamak istemeyebilirim ama çocuğuna bakmak / çocuğumuza bakmak isteyebilirim.

@ iwillsee, teşekkürler deneyiminiz için. fakat yaşlılık konusuna katılmıyorum. ben kimseye yük olmak istemem gerekirse uyutsunlar diye vasiyet bile verebilirim. yaşlanınca kim bakacak diye çocuk mu yapılır bu iyice bencilce bişey. ben tek çocuğum, kardeşim yok bişey yok. eşimle olur da ölene kadar 'evlilik mücadelesini' :D sürdürebilirsek birbirimize bakıcaz işte çocuk olmasa da. en kötü bakım evi qeyf. o da olmadı uyutsunlar dediğim gibi. eşim de olmazsa bir köşede ölür giderim. nedendir bilmiyorum, böyle kaygılarım/korkularım yok.

Çoğu gelişmiş ülkede durum biraz daha farklı, ebeveynler çocuklarını yetiştirdikten sonra köylere kasabalara çiftliklere yerleşiyorlar. Ki kendi hayatlarını yaşasınlar biz yük olmayalım diye. Bizimkiler de gel evime desen gelir. Şimdi diyeceksiniz ki onlar sana o kadar baktı sen onlara bakmıyor musunuz hayırsız evlat. Bence burada kültürel ön yargılar var. Ben öyle bir sorumluluğu kabul etmiyorum ki, onlar da beklemesin. Doğuran bakmakla yükümlü hatta kimi bakmıyor bile. Ama çocuğun ebeveyne bakmakla yükümlü olduğunu düşünmüyorum.
  • ananiyimioguz  (24.05.24 14:37:15 ~ 14:37:56) 
bu kadar düşünüyorsanız yapmayın zaten. çocuğa da yazık.


  • Whily  (24.05.24 14:49:29) 
Tum bunlari sorgulamis ve cocuk istemeyerek 35 yil gecirmis bir insan olarak bu yil bebegim oldu. Butun hepsi bos muhabbetmis ve gereksiz dusuncelermis gibi geliyor su an bu cocuk yapmama gerekceleri ve varolan yeni insan dunyanin en gerekli ve mukemmel seyi oluyor doğduğu andan itibaren. Bir de ben genel olarak bir seyi isteyip istemedigimden cok emin değilsem yapmayarak pisman olma ihtimalini elemek icin yapmayi tercih ederim, cocugumu da iyi ki yapmisim. Akli basinda bunlari sorgulayan insanların bilincli bir sekilde cocuk yapması da insan ve toplum olma deneyimi açısından değerli.


  • instant crush  (24.05.24 15:03:51) 
Maddi durumunuz iyiyse çocuğa büyükşehirde üç ev, bir araba veya bir dükkan ve araba filan ve yüklü miktar nakit para bırakabilecekseniz hiç düşünmeden yapın. Fakat kardeşini de 3-4 sene sonra yapın. İleride birbirlerine yoldaş olurlar.

Eğer maddi durumunuz orta direkse çocuklara çok iyi birer eğitim şansı ve hayat mücadelesi ruhu veririm diyorsanız o zaman da yine aynı şekilde en az iki tane yapın.

Fakat en önemlisi de şu. Aile içi huzurunuz fiziksel ve mental sağlığınız yerinde, eşler arası sevginiz muhabbetiniz karşılıklı saygı ve muhabbet sürekli olarak iyi seviyede varsa en önemlisi bu, tüm şartlar okeyse yapın.
  • psmstc  (24.05.24 16:53:24) 
Bir de çocuk yapma işi mantıkla olmaz yoksa yapmazsın katılıyorum +1500


  • psmstc  (24.05.24 16:55:20) 
Yazdıklarımı anlamamışsınız. Sizin yaptığınız çocuklar size bakar demiyorum. Evrimsel olarak yaşlanınca birileri tarafından yapılmış çocuklara ihtiyacınız olacak diyorum. Şimdi de öyle hiç mi doktora dişçiye gitmiyorsunuz sonuçta onlar da bi annenin doğurup büyüttüğü çocuklar.kimse çocuk yapmasın derseniz mantıksız oluyor


  • iwillsee  (24.05.24 20:22:02) 
Evrimsel açıdan bakarsak her ne kadar ters görüşte de olsam gerçekleri söylemekten de gocunmam :D şu an doğum oranları düştü, Türkiye'de de düştü. Evrimsel süreçte biyolojik anne baba yaşları çok çok daha erkendi ve insanoğlunun yetişkinliğe geçiş süreci çok daha erkendi (sosyal yaşantı olarak). Önceden 20'li yaşlarda çocuk yapmaya başlayıp 4-5 tane doğurulurken, şimdi 30'larda ancak 1 tane doğuruyoruz haklı sebepleri olabilir ama nüfus hızla yaşlanıyor. Z neslinin de zaten gümbür gümbür çalışmaya geldiğini söyleyemeyiz gelecekte bu yaşlı nüfusla baş etmenin tek yolu olarak robotları çözüm görüyorlar. Yani dünyanın ve evrimsel gidişatı çocuk yapın diyor aslında :D


  • titanic kemancısı  (24.05.24 20:26:26) 
[]

Özel günleri hatırlıyor musunuz?

Biz hanımla pek hatırlamıyoruz tanışma yıl dönümüydü, evlilikti, nişandı düğündü falan o tarihler yok bizde. İşte eylül başıydı, yaz başıydı falan diye aklımızda kalmış hatta bazen yılı da karıştırıyoruz.

öyle yaşımız de büyük değil ki hani bizden geçti yavrum ne tarihi modunda olalım, gayet planlı ve güzel geçmiş günlerdi fakat daha üzerinden çok geçmemesine rağmen pek tarihleri önemsemiyoruz.

başka böyle olan var mı yoksa bizde mi var bir anormallik?

 
Ben hiç unutmam.


  • rock n roll  (23.05.24 21:41:44) 
Dogum gunu ve yildonumu ozeldir benim icin. Hatirlarim, hatirlansin da isterim


  • mor oje  (23.05.24 21:51:42) 
Doğum günlerimizi biliyor ve kutluyoruz evet onda bir sorun yok ama insanlar genelde diğer günleri de baya takip ediyor.


  • ananiyimioguz  (23.05.24 21:52:47) 
Tanışmada gün değilse de en azından ileride torunlara anlatırken “2005in sıcak bir ağustos günüydü” tarzı cümle kurabilmek adına yıl ve ay/mevsim hatırlamak lazım diye düşünüyorum :D

Doğum günü de zaten malumunuz. e geriye evlilik yıldönümü kalıyor ki o da önemli. Yani 2 tarihi net bilmek lazım sevgilinin doğum günü ve hayatınızın en önemli kararını verip imza attığını gün. Bunun dışında önemli bir gün yok bende de.
  • Kediyi üzdün  (23.05.24 22:02:13) 
Ben tarihlerden sadece doğum gününü hatırlarım onun dışında aklımda tutamıyorum maalesef ama olayları unutmam. Tarih konusunda maalesef sıkıntılıyım


  • titanic kemancısı  (23.05.24 23:02:34) 
@ robert bosch, bilemedim. önemli anları takip edip kutlamak dışında bir sevgi dili yok mu mesela birlikte vakit geçirecek planlar yapmaya harcıyoruz o enerjimizi.

bir de mantıken bakınca zaman bir doğru gibi ilerliyor, bir şey yaşandıysa o geçmişte kaldı, kıçımızdan bir güneş takvimi uydurduk ve sözde döngüleri varmış gibi gözüküyor diye bir şeyi kutlamaya çalışıyoruz. Güya aynı günü kutluyoruz ama zaman geride kaldı, dünya ve güneş bile eski yerinde değil, gün eskide kaldı, o yüzden şimdiyi kutlamak ve onun için fırsatlar yaratmak daha önemli gibi. bana kalırsa doğum günü de saçma ama işte...

şimdi diyeceksiniz ki "yahu canım tamam biz de biliyoruz da bahane oluyor işte"

e bir şey kutlamak, eğlenmek, gezmek istendiğinde bahaneye gerek yok ki.

o yüzden tarihler çok önemli gelmiyor. önemli olan bir yerde doğmaktı, bir yerde buluşmaktı. zamanın birinde gerçekleşti işte kaydını tutsan ne tutmasan ne takvimler kullanılmıyorken insanlar ne yapıyorlardı birbirlerini sevmiyorlar mıydı?
  • ananiyimioguz  (24.05.24 01:47:27 ~ 01:50:19) 
@robert ne alaka yaw. biz tanistigimiz ve sevgili oldugumuz zamani bilmiyoruz zorlasam tanismayi bulurum da bilmiyoz yani. geriye dogum gunu kaliyor. duz zamanda beraber kaliteli zaman gecirmeye onem gosteriyor, hediyelesiyoruz ufak tefek de olsa mesela ben hem pastayi hem mumu sevdigim icin her tatli aldiginda mum yakip getiriyo:(

dg cok onemsedigim halde baska ozel gun kaldiramazmisim zaten sosyal cevreye habire ozel gun adi altinda enerji harciyorum
  • ala09  (24.05.24 08:16:22) 
unutmuş salağına yatıyorum.

asla unutmam.
  • baldan kaymak  (25.05.24 00:13:01) 
Ya bende fil hafızası var. Değil evlilik yıldönümünü, misal ilk kez dondurma yediğimiz günü, o günün hava durumunu, dondurmanın çeşidini vs. bile hatırlıyorum.

Takılmak için günü geldiğinde hanıma bi çiçek alıyorum, "e bugün ilk çay içişimizin yıldönümüydü, nasıl hatırlamazsın" diye de darlıyorum :D başta hafif bi panik oluyordu ama alıştı şimdi, önce gülüyor, sonra basıyor tokadı.
  • plutongezegendegilmi  (25.05.24 00:20:03) 
@ plutongezegendegilmi, :D benim de hafızam fena değildir de işte tarihler konusunda pek iyi değiliz sanırım veya tutmak için bir uğraş vermiyoruz.

eşimin numarasını tc sini kısa sürede ezberlemiştim mesela birisi sorunca söylüyordum hemen. bu daha elzem geliyor. ama ne zaman evlenmiştin, ne zaman askere gitmiştin dediklerinde valla onlar pek yok bende ya. hanımda da yok pek tarihler. garip.
  • ananiyimioguz  (25.05.24 00:38:22) 
[]

Mangal pası problemi

Selamlar, mangalda cok bir tevrubem yoktur. Gecen yillarda barbaku almistim onu kullanirken cok sorun yoktu tel izgara vardi ustunde, mangal sonrasi zaten evin bahcesinde yaptigimiz icin yikayip kaldiriyorduk.

Fakat ormanlik yerde hemen yikayip kaldiramiyoruz bazen evde gelince yikiyabiliyoruz.

Hal boyle olunca her yer pas oluyor.

Pasini giderebilmek icin aksamdan sabaha kadar 2 litre elme sirkesi ve limona yatirdim.

Gecmesine gecti ama ben surekli böyle sirke mi heba edeceğim.

Mangal sevdesindan vaz mi geceyim ne yapayim?

 
Pas, temizlememekten olmaz, demirin hava ile temasından olur. Güzelce temizleyip antipas atarsan, hatta üzerine birde boya, hiç bir şey olmaz bundan sonra.


  • etna  (18.05.24 20:19:49) 
Adi bir mangal almışsın. Çok sağlıksız bir olay. Ya sanayiye götürüp o mangalın ızgarasına bir galvaniz attır ya da galvanizi iyi yeni bir mangal al.

İlla ki bu haliyle kullanacağım diyorsan, iyi bir tel fırça ile kullanma öncesi bütün pası temizle sonra bir iç yağı veya kuyruk yağı parçasıyla ızgarayı bir güzel sil.

Bir kasaba gidip mangal temizlemek için dersen onlar bilir. verir bir parça kuyruk yağı.
  • Mirket  (18.05.24 20:32:41) 
Sdhfjg mobilde hep yanlis yazmisim.

www.nurgazshop.com.tr

Valla izgara şu, hala iade sürem duruyor. O kadar ugrasacaksam baska pratik ürün önerilerine acigim, bunu da iade edeyim.
  • ananiyimioguz  (19.05.24 00:33:38) 
Bence siz çok temizlemekten galvanizini kaldırmış olabilirsiniz.
Evdeydi yıkayıp kaldırıyorduk diyosunuz. Biz pek deterjan dokundurmuyoruz mesela ızgaraya. 1 kere yıkamışızdır evde.
Ateşte duran şey zaten. Bir sonraki mangalda ilk 5 dkda temizleniyor. Ya da çok kirliyse mangalın sonunda bi harlayıp yakıyoruz üzerindeki kalıntıları. O sıcakta bakteri falan kalmıyor haliyle. Yağ zaten problem değil.
  • zimbirik  (19.05.24 09:37:26) 
[]

Şöyle bir uçuş arama platformu var mı?

Mesela istanbuldan tokyoya haziran-ağustos tarihleri arasındaki en uygun seferi bulsun istiyorum.

Çünkü biz güne göre değil, fiyata göre kendimizi ayarlamak istiyoruz.


 
skyscanner.com


  • numlock  (16.05.24 00:08:26) 
onu biliyorum ama takvimde renkli dairelere göre mi seçiyorsunuz?

Ben o yeşiller arasında da en uygununu arıyorum mesela teker teker önümüzdeki 3 ay için tüm yeşillere bakmam mı gerekecek?

bir de orada daha spesifik kalkış ve varış seçtiğinde çıkıyor onlar.

mesela ben genel olarak türkiyeden kalkacağım dediğimde fiyat için renkler çıkmıyor.
  • ananiyimioguz  (16.05.24 00:15:13 ~ 02:52:35) 
Gun gun degil de tum ayi secerek arama yapin. Gidis mayis, donus haziran gibi.(ya da mayis mayis)


  • brkylmz  (16.05.24 01:54:02) 
  • elvan abeyiylegezse  (16.05.24 09:06:07) 
Aramalar icin kiwi.com kullaniyorum. Tarih araligi secmek mumkun, akla gelecek neredeyse her filtre uygulanabiliyor.


  • mbond  (16.05.24 10:25:07) 
arkadaslar yazmis ama ben vaktinde hepsini arastirmistim. bulabildigim kadariyla 3 tane platformdan yapilabiliyor.

kiwi
fliglistio
skyscanner
  • buenosdias  (16.05.24 10:45:41) 
[]

Çadırda kalmak için gece örtüsü, battaniye, pike tavsiyesi

Geçtiğimiz haftasonu bir göl kenarında çadır denedik. Günübirlik gittik kalmadık. Çadırı denemek istedik yeni almıştık.

İyi güzel sevdik ama gece ister bu mevsimde ister yaz olsun üstümüze bir şeyler örtmemiz gerekecek belli ki. Gece üşürüz çünkü.

Tulum kullanılıyor gelende onlara baktım ama biz öyle larva gibi duramayız. Belki bir hareket alanı vardır ama illa ki arada üstümüzü açıcaz, birbirimize sarılıcaz falan bana pek kullanışlı gelmedi.

Battaniye desen, bazen motorla gidebiliriz ormana falan, zaten çadır büyük, bir de battaniye taşımayayım çok yer kaplıyor.

Pike deseniz, bana uyar ama hanım gece onunla yazın bile olsa üşüyor bazen.

Bize şöyle yükte hafif ama ısıtmada başarılı bir şey lazım.

Bu tarz bir ürün biliyor musunuz? Termal tagini ekleyince depremzedelere örtülen alüminyum şeyler çıkıyor.

Nasıl bir şey almamız lazım?

Powerbank ile çalışan ısıtıcılı şeyler gördüm ama onlar da çok küçük, vücudu kaplamıyor.

 
çadırda her halükarda polarla/kazakla/hırkayla uyumak lazım. buna ek olarak kalın bir battaniye yeter. çadır zaten yatak gibi değil, yatayım da 12 saat uyuyayım bir mekan değil. gece 12-1de yatsan, ister istemez sabah en geç 7-8de uyanırsın. ama dediğim gibi polar tarzı, kapşonlu şeyler şart. ha hayvan gibi içip sızarsan şortla da uyursun o ayrı :)


  • numlock  (16.05.24 00:04:11) 
cift kisilik yani fermuarlari birbirine gecen tulumlar var, ayrica tulum dusundugunuz gibi daracik degil deneyin bence mutlaka arkadastab vs alip, en ideali o cunku kamp icin. Hem tasimak hem kullanislilik acisindan


  • tuborg yesili  (16.05.24 00:06:01) 
çadır için altına önce bir branda aldım. onun üstüne kuracağız.

sonra yatacağımız yerlere mat sereceğim. yine de rahatsız mı olur?

şişme yatak buldum amazondan bir tane, hatta pompası da kendinde var kenarına bastırdıkça şişiyor. içinde yani pompası. ama yorumlarda geri iniyor çabucak yazmışlar. şişmeden de vazgeçtim.

çok rahatımıza düşkün değiliz mata yatarız da üstümüze ne örtücez onu bulamadım.

tulum konforluysa ona da kayabiliriz ama keşke deneyebilsek bir yerde sdfjsg
  • ananiyimioguz  (16.05.24 00:11:08) 
arkadastan odunc alma ihtimali yok sanirim, decathlona gidip orda kurulu cadirlar oluyor onlarin icinde deneseniz? Cadirlarda mat ve tulumda serili oluyor cunku. Bir diger aklima gelen de tulumu alip deneyip begenmezseniz iade etmek.

Sisme yatak cok kisa omru olan bisi, sahsen tavsiye etmem. bu arada mat da ister istemez soguk cekebiliyor dedigjm gibi en iyisi tulum.
  • tuborg yesili  (16.05.24 00:21:51) 
Mat üzerinde yatmak rahat olmaz. En azından şişme mat, uygunu da şişme yatak olur. Dechatlondan alınmış şişme yatağım var. Yıllardır inmedi. İki kişi için iki tane tek kişilik uygun oluyor. Aksi taktirde yani çift kişilik bir tanede diğer kişinin en küçük hareketi uykunun bölünmesine neden oluyor.

En uygunu uyku tulumusur. Hiçbir rahatsızlığı yoktur. Olmazsa yan fermuarını açık bırakırsın, ya da fermuarını hiç kapamayıp yorgan gibi kullanırsın.

Olmaz arkadaş illa ki tulum dışı bir öneri isterim dersen polar battaniye hem hacim ve hem de ısıtıcılık olarak iyidir.
  • Mirket  (16.05.24 08:56:00) 
Tuborg+1
kullandım aynı şekilde, çok rahat oluyor.

  • hasmetizm 2046  (16.05.24 09:57:05) 
Decathlon'dan bir şişme yatak alın. Mat almanıza gerek yok, motorsikletle giderken gereksiz yük olur.

Üzerinize kalın eşofman, polar giydikten sonra bir de battaniye alın üstünüze. Battaniye taşımak zor olur diye düşünmeyin, taşımak zorundasınız. Hafiflik ve ısıtmada çok başarılı olduğu için göçebeler yüzyıllardır battaniye kullanıyor.

Şişme yatak masrafından kaçmayın. Rahat uyumanız için elzem.
Yıllardır iki kişilik şişme yataklarda partnerimle yattım, hareketlerden rahatsız olmadım hiç.
  • michael_knight  (16.05.24 10:02:32) 
[]

Vue.js excel e kolon ekleme

Selam duyuru dev.leri, bir excel dosyasını satır satıp apiye gönderip, sonucu da o satırın sonuna yazmam gerekiyor. Yani result excel hazırlayacağım.

Excel i arayüzde kullanıcıdan alıyorum, içinde geziyorum, satırları okuyorum, buraya kadar son yok.

Her satır için başarılı/başarısız durumlarını da tuttum diyelim.

Bu yeni satırları yüklenen excel e yeni bir kolon açıp basmam gerekiyor.

O kısım için düzgün bir js kodu veya kütüphane bulamadım destek olabilecek var mı?

 
############ CHATGPT #############

const Excel = require('exceljs');
const axios = require('axios');

// Excel dosyasının yolu
const excelFilePath = 'dosya.xlsx';

// Excel dosyasını aç
const workbook = new Excel.Workbook();
workbook.xlsx.readFile(excelFilePath)
.then(() => {
// İlk sayfayı al
const worksheet = workbook.getWorksheet(1);

// Her satır için döngü
worksheet.eachRow(async (row, rowNumber) => {
// Satır verilerini al
const rowData = row.values;

// API'ye gönderilecek verileri hazırla (örneğin, rowData'dan gerekli bilgileri al)

// API'ye istek gönder
try {
const response = await axios.post('API_URL', { data: preparedData });

// API'den gelen yanıtı işle
const apiResponse = response.data;

// Sonucu Excel'e yaz
const resultCell = worksheet.getCell(B${rowNumber});
resultCell.value = apiResponse; // Örneğin, API'den gelen yanıtı yaz

// Excel dosyasını kaydet
await workbook.xlsx.writeFile(excelFilePath);
} catch (error) {
console.error('API isteği başarısız oldu:', error);
}
});
})
.catch(error => {
console.error('Excel dosyası okunurken bir hata oluştu:', error);
});
  • badcode  (13.05.24 21:51:54) 
teşekkürler ancak bu node tarafı için olabilir, ekranda çalıştıramadım. o kütüphanenin write metodunu.


  • ananiyimioguz  (14.05.24 13:35:50) 
[]

Eldiveni dokunmatik hale getirme

Yazlık eldivenimde var ama kışlık eldivenimde yok.

İşaret parmağının ucuna ne takılıyor da telefon ekranı onu algılayabiliyor?

Ekranlar elektrik yükleriyle veya ısıya duyarlı çalışıyor.

Ama nasıl bir yöntem veya malzeme kullanıyorlar bilmiyorum.

Önereceğiniz bir kumaş parçası, aparat, silikon, sticker vs. var mı?

Bir girişim buldum nanotips diye bir oje çıkarmışlar, onu sürünce oluyormuş ama ülkemizde bulamadım.

Pratik ne yapabilirim?

 
Decathlon’da dokunmatik eldivenler satiliyor, direkt ona baksan?


  • mor oje  (13.05.24 15:07:30) 
www.hanvosafety.com:~:text=Sewing%20conductive%20thread%20onto%20the,your%20device%20or%20a%20stylus.

Belki denenir.
  • playing star again  (13.05.24 15:41:57) 
Motor eldiveni kastediyorsunuz diye varsayıyorum.
www.youtube.com
Eldivenin parmak uçları iğne iplik geçirebileceğiniz gibiyse iletken ip alarak şu videodaki ilk yöntemi kullanabilirsiniz sanırım. İletken iplik diye arayınca Trendyol'da, Amazon'da vs bulunuyor.
  • kobuzchu kiz  (13.05.24 15:46:22) 
teşekkürler iletken iplik gayet pratik ve mantıklı geldi bir deneyeyim.

@ kobuzchu kiz, evet motor eldiveni olduğu için o seçenek uymuyor @ mor oje
  • ananiyimioguz  (13.05.24 16:02:42) 
[]

Ufak bir inovasyon yapalım mı, küçük bir yay fikri lazım

Motorumun selesi bazen tık deyip havaya atmıyor. yılı biraz var haliyle yıpranmış olabilir normal. servise sordum meşakketli iş abi pahalıya patlar şimdi oranın kilit mekanizması, sen idare et dediler.

fakat iki elim doluyken parmağımla tuşa basılı tutup, diğer elimle de seleyi kaldırmam gerektiği için elimdekileri bir yere bırakamıyorum ve kaldıramıyorum.

öndeki düğmeye basınca selenin yukarı atması lazım. böylelikle sadece işaret parmağımla sırayla önce düğmeye basıp sonra hafif hava duran seleyi kaldırabilirim.

kilit çalışıyor aslında ama bir miktar yukarı fırlatmıyor işte.

bunun için aklıma basit bir çözüm geldi. resimde gördüğünüz alana 5-6 cm lik bir yay koyarsam, kitlenince gerilir, kilit serbest kalınca da seleyi bir miktar yukarı atar.

ibb.co

bunun için şimdi inovasyon işin şakası tabi böyle bir yay vardır da, sağı solu çizmemesi de lazım. estetik de dursun istiyorum.

oraya şu oyuncağı kullan, şu aleti kullan, normal bir yay al ama altına üstüne şundan tak vs. gibi pratik fikirlere ihtiyacım var benim aklıma bişey gelmedi henüz.

 
hocam yay yerine silikon kapı stoperi gibi bir şey de düşünebilirsiniz. çift taraflı bantla yapıştırırsınız, sonra gerektiğinde sökersiniz de. bunların siyah renk olanları falan da var, görselliği bozmaz. şu aşağıdaki gibi bir şey işte.

www.trendyol.com
  • shadowfollower  (10.05.24 14:47:26) 
mekanizmaya wd40 sık. zamanla yağlara yapışan tozlardan dolayı sıkışmıştır.


  • orpheus  (10.05.24 17:21:24) 
@ shadowfollower, teşekkürler o da mantıklıymış. Kapanınca ne kadar yükseklik kalıyor onu bir tespit edeyim de ona göre alabilirim.

@ orpheus, onu bakımları yapılırken serviste denediler de yemedi ya. biri kilit değişmeli diyor diğeri bunun bisikletlerdeki fren yayı gibi bir yayı var o eskimiştir diyor yay değişmeli diyor. yay da yok piyasada bulamadım. kaldı ki ondan mı emin değiliz bazen tık diye atıyor ama çoğu zaman atmıyor.
  • ananiyimioguz  (10.05.24 22:22:28) 
[]

Şu süpürge bataryası neden bu kadar pahalı?

Babamdaki çok önceden aldığım dyson v6 nın ve philips XC7043 şarjlı dikey süpürgelerin bataryası ölmüş.

dyson a baktım kendi sitesinde 3.200 falan.
yan sanayi olarak da 1500 falan.

bence okey.

ama philips e baktım hem tr de hem yabancı sitelerde 4500TL falan

yav yuh aleti daha uyguna almıştım ben. şimdi de mesela 9 bin fiyatı. yarısı batarya mı yani?

allah aşkına bir bakın batarya şu: www.amazon.de

bunun içinde altı üstü şundan 6 tane yok mu neden batarya alırken milyonlar havada uçuşuyor?

www.robotistan.com

içini söküp pilleri değiştirsek olmaz mı?

 
Yanlış anlamıyorsam philips bataryasini bulmak zor. Fransa'da bile ancak Amazonda falan var. Kendi sitesinden bile ulaşılamıyor yedek parcaya.

Dyson aksine kendi sitesinde var üstüne yan sanayi var.

Tahminen Philips parçasını tedarik eden monopol gibi haliyle fiyati geçiriyor.

Abi ben günlük kullanacagim ürünün lityum pillerini böyle degistirecek kadar ucmam. Kendin bilirsin tabi.
  • logisticsmanager  (10.05.24 00:18:44) 
lehimini kaldırıp şöyle üçgen şekilde veya yan yana lehimliyorsun aslında çok zor bişey gibi gözükmüyor www.trendyol.com

ama atladığım ve bilmediğim bir şey olabilir, neden piller 800tl ediyor da bataryanın parçası 4bin küsür ediyor
  • ananiyimioguz  (10.05.24 00:42:53) 
Abi bu arabanın yağını kendim degistirebilirim ya da arabanın frenlerini falan kendim değiştiririm neden bu kadar pahalı gibi. Ben misal dediğin şeyleri yapmakla hem uğraşmam hem de riskli bulurum. Sen bulmazsin yaparsin. Bunun neden çok daha pahali olduğunu anlamak zor değil yani. Dünyada kaç kisi batarya değiştirmek yerine batarya açıp içindeki pilleri değiştirip lehimliyor?


  • logisticsmanager  (10.05.24 00:49:05) 
katılıyorum fakat 2 kat fark olur anlarım.
4-5 kat koyuyorsa ya milleti fazlasıyla keriz yerine koyuyor ya da atladığım bir şey var, bilemedim.
burada bir pasajda bu tarz aletlerinin pillerini değiştiren bir elektrikçi var, gidip ona bir soracağım merak ettim.
  • ananiyimioguz  (10.05.24 01:31:24) 
Yok dediğim gibi yurtdışında da böyle. Belli ki bu aletin yedek parçası konusunda sorun var. Yani en basiti philips kendi satmıyor çok garip.


  • logisticsmanager  (10.05.24 01:58:31) 
Aynı güç değerlerinde pilleri değiştirirsen olabilir.
Bu pillerle ilgili de face grupları var. Elektronik işlerine yakın bir tanıdığına da sorabilirsin.

  • diyecevaplandı  (10.05.24 04:57:21) 
philips her alana el atan her şeyi üreten bir firma oldu. yedek parçadan çok para kazanıyor. mesela rowenta süpürgede iyi tefal ütüde philips tvden tüy alma makinesine kadar üretiyor. hiç bir zaman philips önermem bir firma her şeyi üretiyorsa parçası kesin pahalı olur.


  • mikahakkinen  (10.05.24 11:22:41) 
[]

Şu silikonlar nasıl çıkar

Motorun grenaj korumasinin bandini yenileyecegim ama altindan boyle bisey cikti

ibb.co


 
vodaseal sr78 ile çıkar


  • bravoteam  (10.05.24 11:20:42) 
Hıım güzelmiş eyv ama şöyle bir ibare var

"Bazı plastik vb. hassas yüzeylerde deformasyona neden olabilir."

O yüzden bi gerildim yine de alıp görünmeyen bir yere sıkıp deneyebilirim teşekkürler

www.hepsiburada.com
  • ananiyimioguz  (10.05.24 11:54:18) 
[]

Şu pantolonun cepsizini bulabilir miyiz?

Renk yine haki olursa güzel olur.

www.liwali.com.tr


 
defactoya bakabilirsin


  • numlock  (09.05.24 04:07:37) 
  • delidiyorum  (09.05.24 13:27:06) 
[]

Şu tipte bir kulak içi bluetooth kulaklık var mı?

Kulak deliğinin içine bir silikon girmemeli.
Dış tarafında, aşağı doğru bir çıkıntısı olmamalı.
Üst kıkırdağa tutunan bir çıkıntısı kesinlikle olsun.

Yani tip olarak kablolusunu buldum, bunun kablosuzu olsa tam uyacak aslında.

shop.davids.se

Veya şunun, kulak deliğinin içine girmeyen tipte bir modeli olsa aradığım o işte:

www.samsung.com

bende galaxy buds 2 var, kulağımdan düşüyor. ve kulak deliğime giren kısım beni rahatsız ediyor.

daha önce galaxy buds plus vardı. O kulağımdan düşmüyordu çünkü dediğim gibi bir çıkıntısı var. fakat o da kulak deliğime girdiği için rahatsız ediyordu.

bunlardan önce kablolu marshall minor 1 vardı ve mükemmel bir aletti benim için.

bkz: en.audiofanzine.com

sonra urbanears da aynı kasadan çıkardı onu da yukarıda attım.

fakat bir allahın kulu firma da şu tasarımda bir bluetooth kulaklık çıkarmadı mı arkadaş ya!

aslında marshall minor 2 aradığım kriterlere uyuyor ama onun da boyundan geçen kablosu var. keşke minor 3 ü airpods gibi yapacaklarına aynı şekilde kablosuzunu yapsalardı. bunun kulak deliğine girmeye yeltendiği tasarım da okey benim için. yeter ki o yuvarlak silikon benden uzak dursun hem basınç yapıyor hem kaşındırıyor.

edit: huawei free buds önermeyin lütfen kask takıyorum o ofsaytta kalıyor.

 
[]

Tanıdığım her yazılımcının altında porsche var

Bugün bir esnaf söyledi. Ve genelde karşılaştığım insanlar böyle diyor. Ne yapıyor abi bu yazılımcılar?

Benim tanıdıklarım 30-120 arası kazanıyor kim bu "her" yazılımcı?

Ciddi soruyorum vardır elbet 150k üstü kazanan da...

Örnek verir misiniz bu arkadaşların ürettiği şey nedir, hangi dili kullanıyor, hizmet verdiği sektör neresi vs.

Çok mu zeki herkes yani literatüre yeni şeyler kazandıran tipte insanlar mı, expert mi bu adamlar, yoksa sıradan işler yapıyorlar ama bir şekilde ticarete mi atılıyorlar?

 
valla ben de it sektöründeyim. okulunu okumadan sonradan itci olanlardanım çevremde de hem bilgisayar mühendisliği mezunu hem de benim gibi sonradan olanlar var en az 2 yıllık tecrübeli hepsi. tanıdıklarımdan 2'si 35k alıyor, 1'i asgariye yakın aldığı işten ayrıldı 40k aldığı bir işe geçti, 1'i 40k aldığı işinden kovuldu, 1'i 60 alıyor, diğeri biraz daha iyi tam bilmemekle birlikte 80 falan olabilir. yani 10-20 yıllıklar mı bu korkunç paraları kazananlar ya da odtü, boğaziçi mezunları mı sadece ben de anlamadım.


  • semaforo de medianoche  (08.05.24 00:42:49) 
200 de kazansan parayla porsche alamazsin.
Baktim ortalama 8-10 milyon lira civarı. Kredi cekemezsin zaten. 260 bin euro civarında. Kişi her ay kenara 10 bin euro koysa 2 sene sonra alır.
Bu mantıkla ayda 350 bin lira üstü kazanan yazılımcı alabilir. Peki ayda 350 bin üstü kazanan kaç yazılımci var? Senin tanidiklarin etrafini dolduracak kadar yok.

Bana acayip boş muhabbet, goygoy geldi. Insanlar atmayı çok sever, bir tane örnek gördü mu ilk anlatimda bir olur sonra iki olur sonra herkeste porsche var olur.
  • logisticsmanager  (08.05.24 00:48:15) 
Anne tarafında çok zengin bir yazılımcı var. Bodrum'da ev almıştı en son. Türkiye'de bilgisayar yokken Hyundai gibi büyük şirketlere SAP sistemiyle çalışmalar yapmış. En son CV'sine baktığımda SAP Business Partner yazıyordu. Yani burada yaş faktörü birinci sırada. Rakip azlığının avantajı.

Aynı şekilde bir işimde ERP programcısı kaç ay önce 100 bin alıyorum demişti. Şimdi geçmiştir. Ama tecrübesi çok fazla. En az 20 yıl.

Porsche konusu maaşla değil, satışla mümkün olabilir. İyi bir fabrikaya ERP anlaşması yaptığında parayı basıyorlar.

Bir de işin yetenek tarafı var. Şimdi web sitesi tasarlayan insanla gelişmiş bilgisayar oyunu tasarlayan insan aynı olmuyor. Deveden büyük bir fil var.

Mesela fabrika sana şunu diyor. Benim 10 tane makinem var. Anlık bilgi akışı istiyorum. Yazılım mimarisinin dışında bir de elektronik kısmı işin içine giriyor. Belki de bilgisayar mühendislerinin en çok ihmal ettiği şey. O sistemi tasarlayan biri şu paraya bu iş olur deyip milyon lirayı kapıyor.

Ek olarak büyük düşünmek gerekiyor. Bu dünyada birileri Airbus için, Boeing için, F16 için uçuş kontrol yazılımını yazıyor. James Webb teleskopunun, Mars'a gönderilen aracın yazılımını tasarlıyor. Türkiye'de maalesef olaya Trendyol olarak bakıyorlar.
  • dissendium  (08.05.24 00:53:34 ~ 00:59:51) 
Ben bir tanesini taniyorum. Zamaninda laboratuvar test sonuclarinin girilidigi bu sonuclari gonerilmesi gereken yerlere gonderen, siradisi sonuclari bulan bir program yazmis. Tehlikeli durumlarda saglik, cevre otoritelerine uyari gonderen bir program: Bu sudaki bakteri sayisi olabiliyor, toprak analizi sonucu olabiliyor. vb.

Bu programi adam 20 sene once devlete satiyor. O gun bugundur herkes bu programi kullaniyor. Aylik yattigi yerden ciddei para aliyor. Bugun bir suru laboratuvar bu programa bagimli. Adam bu program sayesinde koseyi donmus.
  • thetruenorthstrongandfree  (08.05.24 01:13:15) 
3-5 yazilimci taniyorum, ortalama para kazaniyorlar abartacak bisey yok.

ama bir tanesi her ay kilciksiz $15-20bin dolar ve uzeri para yapiyor yurtdisina is yaptigini biliyorum ama ne yaptigini cozemedim. turkiye'de dandik bir vakif universitesinden mezun.

her meslekte saglam para yapabilirsin, hem exper olacaksin hem de isin ticaret kismini yurutebileceksin. experlerin zaten genel olarak sikintisi isin ticaret kismini becerememeleri, becerdigin zaman koseyi donersin.
  • cooperr  (08.05.24 01:19:34) 
Tanıdığım her travesdinin altında audi r8 var


  • ferenc  (08.05.24 01:42:49) 
Porsche deyip çok büyütmemek lazım. Al bak orta segment suv fiyatına çıkan araçlar

shbd.io
  • numlock  (08.05.24 02:53:50) 
abi 94 dogumlu yillik bonus+stock 210 bin $ kazanan da var, 90 dogumlu 50 bin lira kazanan da var.

turkiye'de akademisyenlik yaparken 5 bin eur kazanirken, ayni kisi munih'te(avrupa'da olmasina ragmen) intelde 15 bin eur kazaniyor.

thy'nin ceo'sunun maasi 45 bin $ bile degil, ki bu duyuldugunda yandasliktan bagimsiz sadece maasa ne yaygaralar koptu. bu capta sirketin ceo'su bu parayi kazanmamaliymis..bunu da gectim turkiye'de teknoloji sirketi deyince akla yemeksepeti, trendyol falan geliyor(yavas yavas degisiyor en azindan) bu sirketteki adam isini yaparak maasla ne kazanabilir en fazla.. ki bunlar ortalamanin uzeri kazanan yerler.

bu yuzden turkiye'de herkeste porsche var lafi cok komik.

yukaridaki yazdigim kisiler bayagi ucuk ama salliyorum polonya'da amazon'da calismak zor bir sey degil, porsche olmasa da guzel bir araca binersin maasinla.

ne is yapiyorlar?
intel -> www.youtube.com
210k$ -> vmware mts 3
  • gule gule  (08.05.24 03:02:33 ~ 06:02:23) 
"Bugün bir esnaf söyledi. Ve genelde karşılaştığım insanlar böyle diyor. "
yalan söyleyene herhangi bir yaptırım olmamasındna kaynaklanıyor

  • bir soru sorcam  (08.05.24 07:33:40) 
bizim yöneticilerde bile porshe yok. hatta olan insan sayısı belki 100 binde bir falandır.
adam bariz yalan söylüyor sen de inanıyorsun.

500 bin de kazansan porsche almak kolay bi şey değil.
150-200le alınmaz zaten.
  • jelly bear  (08.05.24 09:30:09) 
yazılım sektöründe değilim ama bana bile çok mantıksız geldi bu önerme.

Bi arada yine böyle milletin ağzında "İngilizce yetmez artık, MİLLET 4-5 dil biliyor da öyle iş yapıyor" geyiği vardı. O 4-5 dil bilen millet kim hiç göremedim yani benzer bir sallamasyon işte
  • nundu  (08.05.24 09:32:42 ~ 09:32:51) 
ekşisözlük yazarı olabilir o esnaf:) aklıma bütün gün sözlükte kendini öven, maaşıyla hava atan tipler geldi. yok bütün mühendisler en az 100 bin alıyormuş da bilmem neymiş. inanmayın hocam o tiplere. @nundu'nun dediği gibi böyle geyikler her dönem var.


  • nothing in my way  (08.05.24 10:18:22) 
yıllardır sektördeyim.
aileden durumu iyi olanlar, üst düzey yöneticiler de dahi porsche duymadım görmedim.

en fazla olanda bmw 4, mercedes e kasa fln var.
bu aralar tesla çok, o da 1.8 milyon :)
  • nuisance2  (08.05.24 10:29:25) 
adam yazılımcı değil sadece her ne iş yapıyorsa yazılımcıyım cevabını veriyor olsa gerek.


  • neira  (08.05.24 11:12:41) 
turkiyede esnaflik = yalan, dolan, abartma, bos, beles

cok ciddiye alma.
  • buenosdias  (08.05.24 11:43:32 ~ 11:44:34) 
Yazılım işi ölmek üzere. Vur deyince öldüren Türk halkı, burda da limite dayandı. Herkes yazılımcı olma peşinde. Kendini çok yetiştirmeyenler, vasat maaşlara razı olacak.

İyi paralar kazanmak istiyorsanız, mavi yakalı işler peşinde koşun. Araba tamirciliği, elektronik eşya tamirciliği, elektrikçilik, vinç operatörü, ev temizliği vs. vs. Bu tarz meslekler şu an bile çok para kazanıyor, yakında daha da popüler olacak.


.
  • kartallar yuksek ucar  (08.05.24 11:56:26) 
cahille sohbeti kesin.


  • adivar  (08.05.24 14:43:42) 
[]

Şu kamp ızgarasından bulabilir miyiz

Eğer link dakikaya gitmez ise dakika 14:25

youtu.be

Edit: nurgazın var büyüklü küçüklü ama onlar biraz hantal geldi.

Biraz daha kibar ve compact bir şey arıyorum.

 
Değişiği

tr.aliexpress.com

Yalnız adam harlı ateşte ızgara yaptı. Zehirlenecek, başımıza kalacak.

Birbirine vidalanan iki galvaniz çubuğu da, sapına, o çubuğa uygun yivsiz somun kaynatılmış ızgarayı da elinden az iş gelen bi demirci yapar. Ağırlık merkezi farklı yerde olacağından zaten sen nerede istersen orada asılı duracaktır ızgara.
Kılıfı için de elinden az iş gelir bi çadırcı lazım.
  • Mirket  (07.05.24 16:31:44 ~ 16:35:34) 
Cok güzelmiş de ürün 500 tl, tr ye gönderimi 3500tl shdhdjf


  • ananiyimioguz  (07.05.24 21:11:20) 
www.nurgazshop.com.tr

burada farklı farklı seçenekler var.
  • durbidakka  (08.05.24 09:06:10) 
bunun aynısının döküm oolanı bende var, lava marka. acayip memnunum.


  • babilfish  (08.05.24 11:20:31) 
Şundan aldım ama 1 kere kullandık, temizledik pas olmuş normal mi iade mi etsem?

Ürün: www.nurgazshop.com.tr

Pas: ibb.co
  • ananiyimioguz  (13.05.24 11:03:44 ~ 11:04:15) 
[]

Çakmaklık girişinin wattını artırmak?

300cc bir scooterım var. Çakmaklik girişinde max 15W yaziyor.

Buna gittim 45w hizli sarj özellikli bir adaptor taktim telefonumu sarj edecektim.

Biraz sarj etti kapandi. Dedim adaptor bozuk herhalde, araca taktım, calisiyor.

Aractakinde max 120 watt yaziyor onda sorun yok demek ki.

Ben bu motosikletteki 15watt ı nasil yukseltebilirim aküyü mü değiştirmem lazim? Motor aküleri küçük oluyor ama.

Bir de mesela 30 40 wattlık sis farı var motorda o nasıl calisiyor?

 
Bunun aküyle ilgisi yok. Tesisat ve sigorta 15w vermesi için tasarlanmış. Biraz şarj edip kapandıysa kendini korumaya almış. Sis farına giden hat ve sigorta da 30-40w için tasarlanmış.
Elektrikçinin yapamayacağı bir şey değil aslında ama 15w verdilerse bir sebebi vardır çok kurcalamamak lazım bence.

  • denizgonen  (05.05.24 23:13:05) 
bir tamirciye götürdüm. sigorta yetmemiş atmış dedi. 2amper bağlamışlar oraya stock olarak dedi. onu 7 ampere çıkardı. daha da fazla çıkaramam dedi. tüm motora aküden toplam 30 amper gitmeli en fazla sen düşün dedi daha fazla ayıramam oraya dedi.

kaç volt geliyor peki dedim, 12 volt dedi. tamam dedim döndüm artık çalışıyor ama şunu anlamadım;

stock olarak max 15 watt yazıyordu yani 12v x 2a = 24 watt etmez mi 15 ne alaka?

acaba 1 amperlik mi sigorta vardı?

yani şimdi 12v x 7a = 84 watt a kadar güç çekebilir miyim?
  • ananiyimioguz  (07.05.24 01:50:49) 
sigorta keyfine konmuyor. sigorta tesisatı yani kabloları korur... 2a sigorta ile kullanılacak hattaki kablo sorunsuz 7a taşıyacak kesitte değildir büyük ihtimalle... eritirsin, yakarsın. düzgünce yapılacaksa kablolamanın da daha kalın ve yüksek akım taşıyabilecek kablolarla değişmesi gerekir yoksa riskli iş.


  • konetsu  (07.05.24 07:45:50) 
zaten 7 amperin hepsini kullanmıycam 45w güç verse yeter. yani yarısını kullanınca kurtarıyor gibi. o kadar da toleransı vardır diye ümit ediyorum


  • ananiyimioguz  (07.05.24 10:59:09) 
[]

Bu et normal mi

ibb.co
ibb.co
ibb.co
ibb.co
ibb.co
ibb.co

Daha yeni aldık şimdi açtım
Dışı kırmızı iç tarafları sanki önceden pişmiş gibi

 
Etin birbirine temas eden kısmı kararır. Normaldir. Afiyet olsundur.


  • Mirket  (04.05.24 22:48:06) 
Hmm sanirim ilk defa birbirine temas eden et aliyoruz dogru shdjf :(

Thank you :*
  • ananiyimioguz  (04.05.24 22:56:51) 
Aslında o kısımlar kararmıyor, dış kısımların rengi açılıyor.

Etin doğal rengi koyu, çok hafif morumsu, sönük bir renk. Bu rengi myoglobin veriyor. Et oksijenle temas halinde kaldığı sürece myoglobin reaksiyona girerek oksimyoglobine dönüşüyor ve rengi parlak kırmızıya kayıyor.

O koyu kısımları bir süre açıkta bırakırsanız kızarır. Bu durum milyonlarca yıldır böyle aslında, eğer aldığınız etlerde genel olarak bunu hiç görmüyorsanız kırmızı görünsün diye hileli işlemlerden geçmiş etlerden alıyor olabilirsiniz. Bu pazarlama taktiği olarak yapılıyor çünkü. Tabi illa hileli olması gerekmiyor, eşit derecede havalandırılmış da olabilir.
  • akhenaten  (05.05.24 13:45:51 ~ 13:58:44) 
Teşekkürler peki kabın içine baya kanı akması ve airfryer da pişirirken iyice her yerinden kan fışkırması normal mi çok zor pişirdim uzun bir süre çiğ kaldı.


  • ananiyimioguz  (05.05.24 14:30:34) 
[]

Ütü kireç temizleme

Selamlar ütümüz yeni sayılır fakat içi biraz kireç olmuş, ütülerken çamaşıra düşüyor.

Bunun için bir kaç temizleme videosu izledim ama bana çok ilkel ve yorucu geldi.

İşte içine sirkeli su koyup sürekli buhar veriyor. Dökülen dökülüyor, dökülmeyeni kürdanla tek tek almaya çalışıyor. Kimi tekrar içine kaçıyor.

Yani bana pek pratik gelmedi bunun daha kolay ve kesin bir yolu yok mu? Mesela ütüyü söksem komple?

Ütüde kireç toplama özelliği yok. O tarz bir ütü mü alsak bu sıkıntıyı yaşamamak için?

Veya genelde kaynamış su veya arıtma suyu kullanıyoruz, başka bir şey mi kullanmak gerekiyor saf su falan?

 
Kimsayasal bir şey deneyebilirsiniz:

www.migros.com.tr

daha sonra sadece arıtılmış su kullanın. arıtma cihazının kireci sıfırlaması lazım.
  • faithless  (03.05.24 00:37:27) 
Musluk suyu çok mu sert? Arıtıcıdan su kullanırsanız hiç kireç olmaz.
Calgon da kireç söküyor, bunu da deneyebilirsiniz.

Bizim ütüde bir tuş var, temizliyor kireci. Biz hep musluk suyu kullanıyoruz, yılda bir falan temizlik sirkesi döküp temizleme tuşuna basıyorum, içinden çamura benzer tortular çıkıyor.
  • Tutkun  (03.05.24 08:01:49) 
kullanma klavuzunu okudunuz mu? belki kireç temizlemek için bir yöntemi vardır. benim ütü philips, kireç temizlemek için doldurup çalıştırdıktan sonra bir tuşa basarak lavabo üzerinde sallamak gerekiyor.


  • inheritance  (03.05.24 09:14:06) 
şu internette görürseniz karbonatlı sirkeli suyu tepsiye koyup ütü tabanını içinde bekletiyorlar, o olay paslanmasına sebep oluyor.


  • eja  (03.05.24 14:15:01) 
[]

Allibaba'dan ürün alırken bilinmesi gerekenler?

Selamlar, ben alibaba yı hiç kullanmadım. aliexpress i biliyorum kullanıyorum ilk çıktığı zamanlardan beri ama son bir kaç yıldır onu da kullanmıyorum.

Aklımda şey diye kalmış, alibaba'da toptan ürün satıldığı için, sadece firma olarak bir şeyler alabiliyorsun, bireysel olarak alamıyorsun. Böyle bir şey var mı?

Bir kaç yüz tanelik bir ürün almamız gerekiyor. Şirket üstüne mi alalım, bireysel mi alalım?

Euro sınırı ne kadar? Sınır aşılırsa gümrükte mi kalıyor? Mesela limit 100 euro, alacağımız ürün 200 euro. Böyle olunca alamıyor muyuz yoksa daha mı fazla vergi ödüyoruz?

Sınırı aşmayınca vergi ne kadar çıkıyor? Vergi + kargo ödeme kısmında hesaplanıyor mu? Yani amazon gibi mi yoksa sonradan masraf çıkıyor mu?

Limite takılmamak için ürünlerin ikiye bölünüp ayrı ayrı faturalanıp kargolanmasını istesek mantıklı mı?

Teşekkürler.

 
[]

Boşanma masrafları ve evlilikte parasal durumlar vol.63925

Anlaşmalı olunca çok masraf olmuyor değil mi? Eğer öyle ise bu fikir bir kenarda dursun çünkü en sonunda adaya veda edebilirim çünkü bazı konularda aynı bakamadığımız, yani anlaşamadığımız konusunda anlaşabiliriz gibi duruyor.

Aslında çoğu ayrılmamız veya boşanmamız gereken badireleri atlattık genel olarak ilişkide bir sorun yok. Fakat ekonomik nedenlerden ötürü eşimin beklediği bir koca olamıyorum. Aslında başlarda da değildim neden beni tercih etti diye ayrıca sinirliyim bana kendimi kötü hissettirmeye de hakkı yok ama yine de kendince haklı olduğu için bir şey diyemiyorum.

Kredi kartımı yatırınca ana paramdan geriye sadece anam kalıyor. Kendisi benden 2-3 kat fazla kazandığı için durumu anlamakta zorluk çekiyor. 40-50 bin lira gelirin var nasıl paran bitiyor diyor. 40-50 bin dediği eskinin 4bini işte.

Kirayı bölüşüyoruz, faturalar bende, mutfak alışverişi yemek kartımdan. Yetmezse eşim alıyor. Geriye de alınan eşya, elektronik eşya taksitleri var. Motorum var kredi borcu bittikçe gıdım gıdım onu yükseltmeye çalışıyorum. Sonrasına arabaya çeviricem o yatırımı.

Hal böyle olunca ay başında param sıfırlanıyor zaten. Eşim de eve aldığımız eşyaların bazılarını ödüyor. Gezme tozma olunca o karşılıyor.

Fakat dışarıda bir plan yaparken ben sürekli "bana bakma bende yok" dediğim için sanki paraları karı kızla yemişim gibi "nasıl ya nereye gidiyor maaşın özel günde de bir yere çıkamayacak mıyız" diye çıkışabilir. Halbuki ben sadece hediye alabilmişim mesela. Başka bir plan yapmamışım. Hediye ve özel günlerde lüks mekan takıntısı var. Kendisi de beni götürür bu arada. Ama ben önceki ilişkilerimden alışkınım genelde para harcamamaya veya az harcamaya yönelik planlar yapılırdı. Veya kimse kimseden para harcamasını beklemezdi zaten karşı taraf yaparsa bir plan, jest yapmış olurdu.

Eşimin bir maddi kaygısı olmadığı için böyle dinamikler geliştirmemiş. Tanıştığımızda beni bir yere götürmüştü mesela ödediği tutar benim o anki maaşım kadardı zaten. Ben hayatta öyle bir yere gitmem rahatsız oldum.

Param olsa da gitmem yani bazı şeyler bana saçma geliyor. Ailede maddi durumu en iyi amcam ve yengem var kişi başı 150bin kazanıyorlardır. İkisi de yönetici güzel yerlerde. Onlarda hiç böyle zevkler görmedim mesela. Lüks görüneyim, lüks takılayım gibi bir havaları yok.

Yani öyle zengin kız fakir oğlan durumu canlanmasın gözünüzde ben de fakir büyümedim tek çocuğum, mühendisim, idare ediyorum fakat eşim para harcamayı seviyor. Karşısındaki birisi harcamazsa da sevilmediğini düşünüyor.

Ben çok sevmiyorum dışarıda para harcamayı. O yüzden önceliklerim farklı. Kardeşleri kuzenleri falan da öyle mesela özel bir günde illa lüks bir yere götürmesi lazım erkeğin. Önceden hazırlık yapması lazım.

Yoo ben evde bir şeyler hazırlayıp evde kutlamak istiyorum. Hediyemi de evde vericem. Aa olmaz fakir miyim ben illa güzel bir yere götürülmeli.

Böyle böyle doldum biraz. Hanım da dolmuştur. Zaten çocuk falan da düşünemiyoruz ekonomik sebeplerden dolayı. Yarın öbür gün bir bez bile alamıyor musun der yani.

Zamanla düzelir de demeyin biz düzeldikçe hayat daha da pahalılaşıyor o yüzden giderler aynı oranda artarken bu mücadele hep devam edecek.

Ve anlayışla karşılayamayan veya normal karşılayamayan bir insanla ilerlemek zor. Kendisinin rahat rahat para artırabilen birisiyle, benim de biraz sürekli beklenti içinde olmayan veya dışarıda para harcamayı sevmeyen birisiyle hayatı paylaşmam daha doğru gibi duruyor.

Kendisine de sorsanız ben nelere katlandım, o dışarıda harcamaya yapmaktan aciz mi? diyecektir fakat kendisinin nelere katlanacağı önceden belliydi. Benim kazandığım belliydi. Huyum belliydi. Belli olan şeyler konusunda neden şikayet edilir?

Veya kadınlar neden kendinden daha alt gelire sahip adamlar tercih ederler? Tercih ettin madem, bunu neden hissettirirler? Kafamda deli sorular.

Edit: Bu arada hediye almayan bir insan değilim, alıyorum. Bir yerlere götürmemezlik yapmıyorum, götürüyorum. Param artarsa ilk iş kendisiyle veya komple ailesiyle bir şey planlamak oluyor, onda da sorun yok.

Fakat bunları sürekli yapamadığım için, yapamadığım "her" olayda kötü koca oluyorum. "Ne biçim erkek" oluyorum. Bu topraklarda pek hoş karşılanmıyor. O ay başka harcamalarım oluyor. O yüzden bazen "e yuh yani 2000tl hesap ödeyemedin mi" deniliyor ya, e evet gerçekten ödeyemedim ve bunda gocunacak bir şey görmüyorum hesabıma gelen belli giden belli yani sende varsa sen öde. Veya ben durumları genelde başından söylüyorum. Neden beni o olay ile baş başa bırakıyorsun? vs. gibi sorunlar...

 
Ben sunu anlamadim; evliliginiz dahilinde “senin paran-benim param” gibi mi bakis aciniz? Yani gelirler ortak olmasi lazim degil mi? Kimde varsa ondan harcanir bence. Birinin fazla kazanmasi mesele olmamali hatta daha fazla kazanan masraflari sirtlanabilir sanki.
Luks sevebilir insan normal ama ayagini yorganina gore uzatmak da lazim. Karsilayabiliyorsaniz ve sorun cikmiyorsa ne ala, yoksa boyle luks takinti haline geliyor kisisel zevkten cikiyor.
Bilemedim bana garip geldi paraniz ortak degil gibi hissettim yazim tarzinizdan.
  • mor oje  (22.04.24 15:07:08) 
eşi evlenirken kuzenim düğünde şunu yaptı ben de isterim vs diyen kişi sen değil misin? ailen ayrıydı hatata ayrı ayrı onların sana para vermesi, evlerini satması gerektiğini filan söylemiştin. yanlış mı hatırlıyorum.


  • elorelia  (22.04.24 15:11:36) 
@mor oje, zaten genelde eşimde olduğu için mühim şeyleri o üstleniyor.
lüks olaylar takıntı halinde değil, arada yapılan şeyler.
fakat benim gözüne ufak gözüken harcamalarımın, benim tüm paramı bitirdiğinin farkında değil.
o yüzden "e yuh yani şunu da yapamıyor musun" diye çıkışları oluyor. E evet yapamıyorum?

veya şunu şunu niye aldın diyor mesela. e onu aldık kullanıyorsun işte sonra mı sorgulamak aklına geldi yani tuhaf yani.

@elorelia, evet orada şöyle olmuştu, biz evlilik kararı aldıktan sonra neler yapabileceğimiz konuşuluyordu ben de aileme döndüm sordum. Onlar da bişey yok dediler. Sonra tekrar eşime döndüm sizde neler yapılır mesela demiştim. O da örnekler vermişti. Sonra tekrar döndüm anne, baba, hiç yardımcı olabileceğiniz bir şey yok mu yani evdi takıydı bişey mişey bizim hayatımızı kolaylaştıracak? Onlar da öyle bir zamanda geldiniz ki şuan yok dediler.

Sonra bu ufak bir sorun olmuştu fakat biz kararlı olduğumuz için her şeyi kendimiz karşıladık hatta çoğunu eşim karşıladı hallettik. Aile destek olmak zorunda değil, fakat olursa mutlu olacaktık, mutlu olamamıştık o yönden.
  • ananiyimioguz  (22.04.24 15:17:15) 
ayyy evet profilinde biraz gezdim, sen osun.

duyuru tarihinde ahalinin fikir birliğine varabildiği nadir konulardan biri senin evlenmemendi. ama sen inat ettin.

gönül işleri ile ilgili hemen hemen her sorun para ile ilgili. ya ailenin parası ya senin paran ya eşinin parası.

eşin burnu havada, lüks yaşamaya alışmış, kız isteme merasimi meşalelerle olsun isteyen biri. kuzenimde varsa bende neden yok diyen biri. parası da var. sen de bu durumu kompleks yapan birisin işte. ailen seni okutmuş, meslek sahibi yapmış. ama sen başka bir kadının parası karşısında ezilmeyi tercih etmişsin. gerçekten inanılmaz bi karaktersin.

sen bu işe bile bile giriştin. eşinin kumaşı belliydi. yani daha evlenmeden para mevzuları sorun oldu. eşin x istedi, yapamadın, laf yedin, altta kaldın. şimdi neden 'eşim niye para mevzusunda beni ezikliyo? ühühühü' diye ağlıyorsun. bu yeni bi şey değil ki. daha en başında böyleydi.

ayrıca anlaşmalı boşanma masraflı bir şey değil. tek dilekçe ve tek celse ile halledilebiliyor diye biliyorum. ama karşı taraftan bu teklif gelmedikçe sen boşanamazsın.
  • elorelia  (22.04.24 15:23:48 ~ 15:25:22) 
@elorelia, yani çoğuna katılmakla birlikte

"eşin burnu havada, lüks yaşamaya alışmış, kız isteme merasimi meşalelerle olsun isteyen biri" kısmına şu şekilde katılmıyorum; öyle bir şey beklemiş olabilir, ama olmadı, öyle kabul etti.

eve geçmeden evimiz dizili olsun diye beklemiş olabilir, ama öyle olmadı, öyle kabul etti. Çoğu eşyamız 2. el

yani hamurunda bazı lüks beklentilikler olabilir yetiştiği çevre ile ilgili veya geldiği sosyal statü ile ilgili fakat yaşarken de olmayan haliyle de yaşıyor yani. o yüzden bu durum bende bir çelişki yarattı. "yani madem öyle, yok" diyorum, e tamam neyse devam edelim o zaman diyor.

öyle öyle buralara geldik.

Ve her kadın bekler diye düşünüyorum olabiliyorsa. Bu konuda bir beklenti içine girmesinde yanlış görmüyorum. Sadece hatası, olan neyse onu kabul edip herhangi bir eleştiri getirmemesi gerekirdi. Fakat lafını ettiği için biraz kendisi paragözmüş gibi imaj çizdi. Olmadığını görünce de geri dönmedi, geri dönseydi asıl o zaman illa onları beklediğini düşünmez miydik?

Biz düğünü 50 kişiyle falan yaptık çünkü buna neden razı oldu o zaman?
  • ananiyimioguz  (22.04.24 15:31:37 ~ 15:39:21) 
Sorunuza cevap değil ama:

Eşinizin kazandığı da belliydi. Huyu da belliydi. Belli olan şeyler konusunda neden şikayet ediyorsunuz?

Eşiniz sizi, siz de eşinizi tercih etmişsiniz, şimdi kendinizi marketten alınan, süreç içerisinde hiç bir etkeni olmayan gazoz muamelesi yapmayın. Siz de en az eşiniz kadar bu karardan sorumlusunuz.
  • orangesandsea  (22.04.24 15:32:57) 
@edmond honda, maalesef biraz sıkıntılı bir durum.

hor görmüyorlar ama sabahki ufak kavgada anlatsam hor görürler diye ufak bir tehdit savurmuştu evet :3
  • ananiyimioguz  (22.04.24 15:37:53) 
orangesandsea + 1

bu kadın bir gece uyuyup sabaha böyle beklentileri olan bir insan olarak uyanmadı ki? tüm bunların sevgiliyken farkına varamadım derseniz o da hayatın olağan akışına aykırı.

tercih ettiniz madem, sonuçlardan her ikinizde sorumlusunuz sadece o değil. siz ortak payda da uzlaşmak değil, tamamen sizin istediğiniz şekilde kabullenilmek istiyorsunuz. böyle çözülemez bu.
  • Phoebe  (22.04.24 15:38:58 ~ 15:39:54) 
Ikiniz de birbirinizin isteklerini, bakis acilarini, yapabilirliklerini bilerek ve gorerek birlikte olmussunuz ama birbirinizi oldugunuz gibi kabullenmemissiniz. Kabullenseniz bu sorunlar cikmazdi. Zaman gectikce goze daha cok batmaya baslamasinin nedeni bu.


  • mor oje  (22.04.24 15:40:30) 
@Phoebe, haklısınız ben de farkındaydım ama işte halının altına süpürülüp geçiştirilen şeylerin birikip gün yüzüne çıkması diyelim.


  • ananiyimioguz  (22.04.24 15:41:12) 
Hipergami 101 dersi olmus size. Gecmis olsun


  • lapaz  (22.04.24 15:44:47) 
@lapaz, o kadar da okuduk red pill med pill yaramamış :(

çünkü tersi olunca da, yani ben güçlü, kadın güçsüz olunca da bu sefer ben soğuyorum o yüzden dengeyi tutturamadım. güçten kastım illa maddi de değil yani karakter olarak falan da...

bu arada gelir ve harcamalar dışında bir şeyi sorun ettiğini düşünmüyorum, diğer konularda kendime bir güvensizliğim yok.
  • ananiyimioguz  (22.04.24 15:46:49 ~ 17:05:30) 
sen çok fazla kendinle çelişiyorsun.

istedi olmadı, kabul etti diyorsun. ama lafını etmemesi gerekirdi diyorsun. e kabul etmemiş ki işte. nedendir bilinmez etmiş gibi yapmış.

üşenmedim eski duyurularını da okudum. annenin tercihinin benzerini eşin yapmış. ama anneninki isabetli olurken eşininki elinde patlamış. çünkü kritik bi hata yapmış, senin paran yok. yani hem ilişkiyi yöneteyim hem benim istediğim şekilde lüks yaşayalım diye düşünürken evdeki hesap çarşıya uymamış. bu arada senin paran yok değil, var ama eşini finanse etmekten bu günlere ancak gelebilmişsin.

tek hata sende değil. annen-baban da garip insanlar, kabul. ama artık evlenip barklanıp 30 yaşına geldikten sonra yapılan hatalar için başkaları suçlanmaz. o aşamayı geç.

sana terapi al filan demiştik, iki kere gitmişsin. orada bıraktın sanırım. bence devam et. yani sen çok düşünüyorsun, kılı kırk yarıyorsun vs ama senin bakış açın çooooook yanlış. olayları doğru değerlendiremiyorsun. herkes sana anlatmaya çalıştı ama sen hep ya öyle değil de şöyle filan dedin geçiştirdin durumları. sonuç? anlaşmalı boşanma masraflarına geldi. yahu buradan bile belli olay. sorun boşanmak değil de boşanma masrafları.

para para para. insan bıkar ya. fakirler bile bu kadar parayı düşünmüyor emin ol. sizde var ama hala en büyük derdiniz para.
  • elorelia  (22.04.24 16:15:43) 
@elorelia, evet işte o da benim problemim :/ evet gittim ama devam etmedim.

doğduğumdan beri orta seviye bir hayat yaşadım ama parayı düşünmeden harcadığım bir zaman hiç olmadı çünkü sonunu çabuk görüyorum.

o yüzden sürekli düşünmek zorundayım. hatta öyle bir boyuta geldi ki düşünmüyorum diyen insanların bile öyleymiş gibi görünmeye çalıştığını düşünüyorum. ne kadar doğru bilmiyorum.

yani devam etsem de bilemedim işe yarar mı, ayrıca o da para sdfgdg :(
  • ananiyimioguz  (22.04.24 16:33:15 ~ 16:36:57) 
Sayın hocam 2 sene önce annen sana bu kızla evlenme demişti yanlış hatırlamıyorsam. gerçi duyuru sakinleride dedi her neyse olan olmuş ama karın yakında seni boşayacak gibi. isterseniz karınla beraber bir terapiste gidin.


  • komando kani var bende  (22.04.24 19:00:15) 
@komando kani var bende, valla evet ben boşanmazsam o boşarmış gibi geliyor zaten o yüzden yol yakınken kararlaştırmak lazım. bu arada boşanmaya ben daha yakınım o biraz uzak ama çözülemezse yapacak bir şey yok.

aslında oradaki çoğu şey aşılmıştı, şuan ailenin de bir derdi yok ama şu maddi dengeler değişmediği için bazı şeyler takip etti işte dediğim gibi.

benim içim sıkıldı artık kendi çabamla maddi bir şeyler yapsam dahi ufak çırpınışlar gibi gözüküyor ete dişe dokunur bir şey olarak da gözükmüyor hem kendisi hem ailesi tarafından. bu arada benden bir şey bekledikleri yok ama bazı ufak tefek harcamaları yapamayınca göze batıyor.

ben hanımdan ekstra bir şey beklemememe rağmen bu dış harcamaları genelde o hallettiği için sanki o bana bakıyormuş gibi bir izlenim yaratıldı. e bir de başta evlilik sürecinde bir şeyleri ben komple üstlenemedim. ya da ailem üstlenemedi. o yüzden bir aciz kaldım yani çok tuhaf oldu. bu da beni rahatsız ediyor. ben kendime de evime de bakarım kardeşim, sadece dışarı planı yaparken bütçeme bakıp ona göre yapıyorum ya da hiç yapmıyorum. e bunu bile bile beni dahil edince tabii ki patlıyorum.

ben ona evlenmeden önce dedim. henüz kendimi evlilik için hazır hissetmiyorum dedim. önce işimde yükselmeli, sonra evimi arabamı almalıyım ki ancak öyle güçlü hissedebilirim dedim. bunlar önemli değil zamanla olur dedi.

nah önemli değil afedersiniz gördük yani.

bu arada kendisi de ailesi de öyle çok sofistikeymiş de ben böyle çulsuz kalmışım gibi anlaşılmasın onunla da hiç uzaktan yakından ilgisi yok ama işte şu "bazı şeyleri erkek yapar" düşüncesi bizi aşağı çekiyor.

e ben de tüm gün evden çalışıyorum ama ev işi yapmayım o zaman olur mu öyle şey. bazı şeyleri gören yok dediğim gibi.
  • ananiyimioguz  (22.04.24 19:26:44 ~ 19:49:04) 
Olay boşanmakla bitmiyor. Nafaka ödeme ihtimalin yüksek. Yüzde 25 olsa 10 bin ödersin. Bir de sen eşine muayenehane için masraf yapmıştın yanlış hatırlamıyorsam. Bu yola gireceksen net karar ver ve iyi bir avukat bul. Eşin Duyuru'ca bildiğimiz kadarıyla donuna kadar alacak biri.


  • dissendium  (22.04.24 20:03:52) 
Bir şeyler de ben söyleyeyim.

Başlıktaki sorunun cevabı, Evet, anlaşmalı boşanmada biraz mahkeme masrafı ödüyorsun. Son zamanlarda çok artmış olabilir desek de 5 bini geçmez.
İş o aşamaya gelince nasıl yapıldığını sorarsan adım adım anlatırım.

Diğer konu şöyle.
Maalesef zengin kız fakir oğlan senaryoları sadece masallarda oluyor. Günlük hayatta olabilmesi için kızın biraz sadizmden oğlanın da biraz mazoşizmden nasiplenmesi gerek. Onun dışında pek mümkün değil.

Sizin olayda, hazırda baştan yapılması hata ama yapılmış bir evlilik var. Öncelikle kurtarılabilir mi diye olaya bir bakmak lazım.
Anlattıklarından, hatun kişisinin biraz lüks harcamaya meyilli olduğu görülüyor.
Uygunu, bir gün evde bir ambiyans hazırlanır, mumlar falan eşliğinde bir akşam yemeği yenir ve hafif(!) içilir. Sonra herkesin eteğindeki taşı dökmesi oyunu oynanır. Her iki taraf karşılıklı olarak beklentiler, hatalar, yapılanlar ve yapılamayacaklar konuşması yaparak gece sabah edilir.

O lüks tüketimi isteyen ve kazanan taraf olarak, istediği kadarına harcamalar ondan olmak kaydıyla eyvallah denir. Beklenti oluşuyorsa ortaya yazılı bir bütçe bırakılır.

Bunlar söylendikten sonra da net olunur. Ben ancak bu şekilde yürütürüm. Devam edelim mi bitirelim mi. Eğer devam edeceksek bu konu sonsuza kadar kapanacak mı diye sorularak ağırlık konur ve düşünmesi için süre tanınır.

Yok. madem bitirelim derse de önüne bir anlaşmalı boşanma dilekçesi ek protokolü konur.
Olur biter.
  • Mirket  (22.04.24 20:17:21) 
@ dissendium, nafaka niye çıksın ki anlamadım anlaşmalı boşanınca? hadi diyelim anlaşmalı olmadı, çoluk yok cocuk yok, kendi evi var arabası var bende bişey yok ki zaten her şeyi bırakmışım gelmişim.

klinik için düğündeki altınlar kullanışmıştı ben ekstra bir masraf yapmadım. çok gelen olmadığı için çok altınımız da yoktu zaten. sadece mimari çizimi, usta bulma, tadilat işleri vs. konularında zihinsel ve fiziksel uğraşmışımdır. ne bileyim cihaz kurulumları, desteği, web sitesi, sosyal medya işleri vs. yapmışımdır.

evden de alabileceğim 3-5 şey var. onun dışında şuan o daha iyi bir konumda geçtiğimiz 2 yılda. geri giden ben olacağım. o yüzden neden ben nafaka ödeyeyim anlamadım :/

@ Mirket, teşekkürler, denenebilir. Fakat sorun şu ki, sorunlar her zaman lüks isteklerden dolayı olmuyor. Yani her zaman lüks bir beklentisi yok.

Çok basit bir beklentiyi bile ben öyle bir bütçe ayırmadıysam yapmıyorum.

Ama çok alakasız bir zamanda bütçe artırdıysam da sürpriz yapıyorum tabi. Ama onların bir önemi olmuyor ya da hatırlanmıyor. Mesela hediyeler konusunda ben ona daha fazla şey almışımdır maddi olarak. Fakat onun da bir önemi yok beklentili olduğu bir anda beklentisini karşılamadıysam.

Sorun sanki benim sürekli cebime bakmam. Dur gireyim borca ödenir yeeaaa diyemiyorum. Hastalık falan olmadıktan sonra 1000 liralık bile bir şey olsa bende yok diyorum.

Çünkü sonra onu ödemeyince, önümüzdeki aylar borçlarla boğuşunca ben stres oluyorum. Ben mutlu olmuyorum ki. Benim mutlu olmadığım bir durumda o nasıl mutlu olabiliyor? O yüzden ben direkt söylerim.
  • ananiyimioguz  (22.04.24 20:21:18 ~ 20:38:30) 
Eski duyurularınızı ben de hatırlıyorum, dışarıdan bakınca hiç yapılmaması gereken bir evlilikti ama bazen insan o olayı yasarket yaşadıklarını idrak edemiyor. Bir de hayatınızda bilmediğimiz detaylar var sonuçta; duyuru ahalisi olarak sizin yanınızda yaşamıyoruz, sadece sizin anlattıklarınızi biliyoruz. Eşinizi dinlesek, kim bilir neler anlatacak.

Yine de kimse boşanmak için evlenmez, zor ve sancılı bir süreç. Fevri karar verip ileride pişman olmamak için eşinizle önce konuşup bir terapiye gitmeyi deneyebilirsiniz. İkinize ve iliskinize dışarıdan profesyonel bir gözün bakması çok daha iyi olacaktır. Bu şekilde kurtulan çok fazla evlilik var.

Baktınız hiçbir şekilde olmuyor, anlaşmalı boşanmak atla deve bir şey değil. Bir dilekçe ve bir mahkeme oturumu. Çocuğunuz yok. ve eşiniz sizin yüzünüzden maddi bir kayıp da yaşamadigi için (işten ayrılma vs gibi) mahkeme her önüne gelenden nafaka almıyor. Eşinizin özellikle bunu talep edeceğini de düşünmüyorum anlaşmalı bir durumda.
  • fraise  (22.04.24 21:41:04 ~ 21:41:23) 
@ fraise, katılıyorum, tek taraflı dinleniliyor. maddi konularda eşim de anlatsa ben çok insan çıldırtabilecek bir yapıya sahibimdir bazen. öyle çok gurur murur yoktur yani. senin benim de çok yaparım. o yüzden kim kime katlanmaya çalışıyor belli olmayabilir.

niye devam ettik konusuna gelince, görülmeyecek bir şey yoktu da, ben yeterince sayıda uzun ilişki yaşadığımı düşünüyordum. yaşadıklarımı da önüme koyunca eşimin kendini geliştirdiği yanları ağır bastı çünkü öncekilerden koşarak uzaklaşmıştım. X,Y,Z yoksunu kadın görmek istemiyordum. Bunlar özgüven, zeka, kafa denkliği gibi şeyler olabilir. Veya fabrikadan çıkma kadınlar görmek, yaşamak ve deneyimlemek istemiyordum. Sosyal ve görmüş geçirmişlik açısından ben daha ağır basıyorum eşimin dış dünyadan çok haberi yok gibi. Yani var aslında hatta belki gerçek dış dünya onun deneyimlediğidir çünkü ticari yönden daha deneyimli okurken bile 10 sene önce hasta bakmış kendi yerini açmış zamanında ama kendisi kafa olarak güney doğu anadoludan çıkmış olduğunu düşünse de bence çıkamamış. öyle yabancı kültür, sosyal medya kültürü, kadın erkek ilişkileri, sözlük kültürü falan da yok hiç. teknolojiyle de arası pek yok. ama benim bunlar aman aman taktığım şeyler olmadığı için sorun olmadı. parasal beklentileri vardı evet o noktada yolları ayırabilirdim. ama baktım o devam ediyor demekki dedim sorun etmeyecek, nereden bileyim. Onun da anne babasından kızgınlıkları var, babasının yaptığı şeyleri ben yapınca çıldırıyor. Halbuki erkekler olarak çok da farklı değiliz.

Boşanmalar çok arttı. Yakın çevremizde de oldu. Ben boşanma karşıtı bir insan değilim. Destekliyorum eğer çözülemeyen şeyler varsa. Bu da çözülemiyor gibi duruyor. Sorunların genel sebebi ekonomi, para. o yüzden üzülüyorum aslında sürekli bir beklenti içinde olmasa veya sürekli mutsuz olacak şeyler bulmaya çalışmasa ortalama üstünde bir hayat yaşadığımızı düşünüyorum. mesela gezmiyoruz diyor. sosyal medyamı açayım influencerdan hallice. yurt içi, yurt dışı hatrı sayılır bir sürü yer var.

Ama yok arkadaşının eşi araba hediye eder üzüşür, haftasaonu yurt dışına kaçarlar üzülür.

Yahu kıyasların sonu yok ki öyle olunca da başka şeye üzüleceksin yani elbet bir üstü vardır insan eldekilerle güzel yaşamayı bilmeli. Ben imkan yoksa dertlenmiyorum. Madem öyle bir hayali vardı zengin koca bulsaydı ben de anlamıyorum ki. Onu da yönetemem diye dert ediyor belki. Benim gittiğim geldiğim belli ne kazandığım ne harcadığım belli. Kadınlar böyle erkekler ister ama pratikte çekici gelmez işte yapacak bir şey yok. Zengin kocalı bir hayatı olsaydı da benim gibi bir koca isteyecekti belki bilemiyorum. Veya bulamadı demek ki öyle adamlar da başka kadınlardan hoşlanıyor ne bileyim yine saçmalıyorum sanırım iyice asabım bozuldu yani bu işten.

Bazen kıyasları bırakıyor ama sevgiyi ona sürpriz yapmakta, çicek almakta falan arıyor. Ben de karşı taraf benden bir şey beklediğinde inadına yapmayan bir yapıdayım.

Ben oturup da bir şey beklemem çünkü. Olur da bir şey yapılırsa mutlu olurum. Yapılmazsa da zaten mutsuz değildim ki sorun da yok. Ve de karşı taraf beni seviyorsa bunu bir kaç testte kaparım zaten. Oturup da hmm dur bakalım bugün beni sevmediğini düşüneceğim ne yapacak acaba diye beklemem. Hanım öyle geziyor gibi. Bu da beni çok yoruyor. Sevgimi zaten görmüşsündür, eminsindir. Ömür boyu ne teste tabi tutuyosun. O gün görmezsin de 2 gün sonra görürsün, 5 gün sonra görürsün. Veya her gün eve gelince sarılınca görürsün illa başka şeyler mi yapmam gerekiyor. Veya x bir planı maddi olarak karşılayamıyorum diye sevmiyorum mu oluyorum. Belki fiziksel olarak karşılayamıyorumdur? Yok o seçenek onda yok işte.
  • ananiyimioguz  (22.04.24 22:30:43 ~ 22:45:18) 
uzun uzun cevap yazmaya gerek yok:

"hanimdan fazla kazanamadigin surece sikintilarin cozulmez"
  • cooperr  (22.04.24 22:41:29) 
@ cooperr, evet sanırım öyle. o da pek mümkün görünmüyor bir anda kendime yazılım şirketi kurmadıktan sonra. kaldı ki o yoğunlukta bir insan olduğumda ne o bendeki sevdiği şeyleri tekrar bulabilir ne ben kendimde bulabilirim.

yakın zamanda da öyle bir seviyeye gelemem zaten. hatta belki hiç gelemem çünkü işimi bayılarak yapmıyorum bir sürü başka şeylerle de uğraşıyorum.

ve benim hiç bir zaman çok zengin olmak gibi bir hayalim olmadı. ortalama bir hayat yaşayıp mutlu mesut ölüp gideyim çok bir beklentim yok.
  • ananiyimioguz  (22.04.24 22:48:42 ~ 22:52:49) 
sizin şu an yapacağınız en mantıklı şey bir ilişki terapistine gitmeniz. buradaki asıl amaç, objektif bir görüş ve ifade özgürlüğü elde etmek.
burada yazdıklarının %20sini eşine bu şekilde anlatmamışsındır; keza onun da sana açık açık anlatmadığı bir sürü şey vardır. bu normaldir, genelde karşı tarafın anlamasını bekleriz.
siz boşanmadan önce bir terapi deneyin bence.
  • numlock  (23.04.24 01:50:25) 
Abi ben yapamazdim. Kusura bakma bunu boyle direk yaziyorum. Biliyorum evlilik boyle bir sey degil. Inisleri olur, cikislari olur. esler islerini, sagliklarini kaybedebilir. Birbirlerine destek olur.

Esim beni kotu koca, ne bicim erkek hissetiriyorsa, o is biter. Bu sekilde hissettmene bir erkek olarak cok uzuldum."e yuh yani 2000tl hesap ödeyemedin mi" , "Ne biçim erkek" vs. kimsenin sana kendini bu sekilde hissettirmeye hakki yok.

Bu gelir/gorus farki maskuleniteni elinden almis. Bu maskulenite bizim dna'miz gibi bir sey. Hem biyolojik hem kulturel. Degismez. Bizim olayimiz bu zaten. Ustune rakamlar ortada degil mi? Ne diye seni bu duruma sokuyor?
  • thetruenorthstrongandfree  (23.04.24 03:05:33) 
@ thetruenorthstrongandfree, yani öyle kötü kadın gibi söylemiyor da işte burada nasıl böyle davranabiliyorsun, 300, 500, 2000 her neyse nasıl yok yani diyor.

ucu ucuna hesap yapıp yaşadığımın farkında değil. mesela canlı bir örnekle anlatayım, doğum günü yaklaşıyor ben kenara yaklaşık 5k para ayırmışım hediye + kutlama diye.

fakat bayram tatiline de denk geldi aynı zamanda. ben onun için de ayrıca bir bütçe ayırmadım. zaten ödemelerim var. tek tük ev eşyası, ev elektroniği, kendi elektronik harcamalarım falan. bir yere gitmezsek gayet kutluycam güzel bir şekilde. bir yere kaçarsak da ya annemlerin yanına yazlığa kaçarız ya da babamların yanına kaçarız az masraf olur diye düşünüyordum. yol parasını da hanım hallederse, oralarda uçup kaçmazsa sorun yok diye oturttum kafamda.

fakat tatil yaklaşınca e bir yere gitmiyor muyuz ısrarları sonucu bir kaç plan yaptık en az 20k gerekiyor. dedim bende yok böyle bir bütçe. kendi de bende var demedi. artık var mı yok mu bilmiyorum. ama en son yurt dışı gezimiz komple kendi karşıladığı için ne bu böyle tüm tatilleri ben mi yapıcam demiş olabilir.

o yüzden biraz bana yüklendi. ben de sıkışınca neyse o zaman annemlerin oraya gidelim yolu da ben karşılarım dedim.

e yolu karşılayınca hediye alabildim ama kutlamayla ilgili bir şey kalmadı. sonra oraya gidince kendi bir yandan, kardeşiyle konuşuyorum o bir yandan, e bir yere gitmiyor musunuz/muyuz demeler başlayınca benim biraz sinirim bozuldu. ama götürdüm de. yoksa evde pasta kesmiştik hediyeleşmiştik okey diye düşünüyordum.

neyse ertesi gün sahile giderken alışveriş yaptı bana baktı öder misin diye. ben de yok ki bende dedim. nasıl yani kartında da mı yok diyor. e yok diyorum borç ödüyorum ya. nasıl yani limitte mi yok diyor sdfjdsgh ya dedim lanet olsun al geç.

sonra neyse ben iyice sinirlen etliye sütlüye çok karışmadım tatil bitti döndük hanımın suratlar hep asık. direkt ne biçim erkeksin demiyor ama onu ima edici şeyler falan konuşuldu.

bir yandan sosyal medyada mutlu mesut tatil fotoğrafları paylaşılıyor sanki hiç sorun yokmuş gibi sdfjdsg komedi.

mesela madem paran yok aksiyon kamerası niye alıyorsun belli ki tatil geliyor veya doğum günüm geliyor diyor. Dedim ki o da lazımdı inceleme videoları çekiyorum, tatilimizi çekiyorum, daha dedim motorla vlog çekeriz vs. güzel olur diye düşündüm. ben bunu borca girmeden de alırdım fakat aynasız fotoğraf makinamı sen iş yerinde kullanıyorsun. bana kalsa ben onu satar alırdım borçsuz, tatilde de nakit kalırdı dedim. bişey diyemedi.

e hadi o madem öyle laptop niye aldın dedi (alalı oluyor biraz ama hala onun taksidini ödüyorum demiştim) çünkü dedim eski windows laptopumu sen yine iş yerinde kullanıyorsun sdjsg bende mac var, windows lazım (ileride vr programlamayla uğraşırım diye) indirimde diye almıştım dedim.

öyle deyince pek bişey diyemedi ama şunu idrak edemiyor. ihtiyaçlarımı alınca dahi kenarda para kaldığını ve onun için herhangi bir etkinlikte harcamadığımı düşünüyor bilerek ve isteyerek. çünkü ondan sonra motoru bakıma götürdün nasıl götürdün diyor. e çünkü ayırmıştım onu önceden, öyle olunca o para yok gibi düşünüyorum dedim.

e onu ayırdın bizim planlara niye ayırmadınlar.. yani konu uzar gider çünkü bizim planlar belli değildi. benim kendi harcamalarımı yapsam dahi kenarda para kalmadığı sürece sıkıntı yani.
  • ananiyimioguz  (23.04.24 09:44:59 ~ 09:58:41) 
Bütçenizi ortak yapın, sorun çözülsün. Teşekküre gerek yok, önemli diil ;)


  • abuzer  (23.04.24 10:01:31) 
@ abuzer, nasıl yani mesela 20k tatil planı yaptık, bende 10k yok nasıl olacak?

en iyisi maaşı komple ona vereyim, kartları de vereyim ödesin yaşasın bakalım sjdfsd
  • ananiyimioguz  (23.04.24 10:04:24 ~ 10:04:53) 
abuzerin dediği, bütçeyi bir yapmak, bir banka hesabına herkes kazandığını gönderiyor ve masraflar o banka hesabından harcanıyor.


  • orangesandsea  (23.04.24 10:21:17) 
Hmm bi sunayım ama mesela maaşın belli bir yüzdesini her ay oraya attık diyelim.

Bu sefer demez mi benimki 10k seninki 3k oldu
  • ananiyimioguz  (23.04.24 10:30:10) 
Sey, pardon ben evlilikle ilgili konuşuyoruz sanmıştım. Şirket miydi mevzu?

Knk onu da demesin bı zahmet...
  • abuzer  (23.04.24 10:37:16) 
Yalnız bunlari burada bize anlattığıniz gibi eşinizle konuşmanız gerekiyor. Verilen fikirlere karşı argüman üretmek yerine hoşunuza gidenleri eşinizle paylaşın, ortak paydada buluşmaya çalışın. Abuzer'in dediği gibi şirket yonetmiyorsunuz ki evlilik bu.

Yukarıdaki önerimi tekrarlıyorum; henüz bir şeyler duzeltilecek gibiyken, isteğiniz de varsa çift terapisi gayet mantikli bir çözüm
  • fraise  (23.04.24 11:37:55 ~ 11:40:36) 
elo+1 bosanirken bile masraf... sevip sevmediginizi anlamiyorum ama iliskiyi kurtarmaya calismak da bir medeniyet gostergesi. terapiye devam etmemissin, belki tek terapi ihtiyaci sende degil sunu bunu yapiyorum hicbiri gozukmuyor dedigin o tatmin edememe hali niye, hanim neden tatmin olmuyor. bu iliskideki kadin tarafi gibi bir iliski gecirdim ve erkek kisisi maddi durumu cok iyi gelismesine ragmen tatminsizligi asamamistim. bu gibi düşüncelerle ilişki terapisi gibi bir yol denenmeli diye düşünüyorum. hem maddi hem kültürel çatışmalar çözümsüz gibi gelmiyor çünkü hepsi bakış açısıyla alakalı. hanım hem çok geleneksel hem de farklı kültürden biriyle evlenebilecek kadar da açıkmış. bol şans


  • ala09  (23.04.24 13:37:42) 
"Bu sefer demez mi benimki 10k seninki 3k oldu"

hocam şirket mi yönetiyorsunuz +1
  • jülsezar  (23.04.24 13:46:09) 
valla sordum bir çözüm yöntemi olarak, mesajlaşıyorduk.

düşünmem lazım dedi. mantıklı gelmedi herhalde. düşünsün bakalım. henüz konuyu tam açamadım, akşam oturup konuşucaz. olursa olur. olmazsa yapacak bişey yok.

onun istediği biraz kendi paramla düşünüp jestler yapmam. bir sıkışıklık olursa kendi paramla çözmem. onu düşündüğümü göstermem.

bu havuz olayında onun da parası olacağı için onu tatmin edeceğini sanmıyorum.

önceliğin ben değilim benim için para ayırmıyorsun diyor. e buyur işte önceden konuşalım ayıralım, ilk senin için ayırmış olurum, diğer harcamalarım öncelikli olmaz böylelikle dedim.

düşünmem lazım dedi.

sıkışınca da ben senin şuna katlandım, sana şöyle yardımcı oldum böyle yardımcı oldum, sana şöyle masraf çıkarmadım diyor. sen bir planda bile bütçe ayırmıyorsun diyor.

ta evlilik konularını açıyor. yahu iyi de, sen bendeki bu ekonomik şartları kabul etmişsin zaten. illa ki bir şey alınınca başka bir şey alınamıyor veya yapılamıyor bendeki hesaba göre. bunu biliyor olması lazım neye şaşırıyor anlamıyorum.

yaptıkları bana lütuf gibi gelmiyor. çünkü evlenebilmemiz için onları yapması gerekiyordu. ben evlenme taraftarıydım ama hemen evlenme taraftarı değildim. e hemen olmasını o istiyorsa bazı gereklilikleri var onları yaptıysa kendi isteği olsun diye yaptı diye düşünüyorum. yoksa kocalarımızı çok severiz onları masrafa sokmayız gibi bir fikirden gelerek yaptığını düşünmüyorum. olsaydı çatır çutur yaptırırdı da isterdi de.
  • ananiyimioguz  (23.04.24 14:27:21 ~ 14:40:53) 
aklıma ne geldi, şubatta kısa süreliğine bir iş için babamın yanına gitmiştim.

çok duramadım 14 şubat geliyor diye, hemen geri döndüm.

dönmeden de babamla avm'deyiz, kolye bakıyorum. cebimde 3-4bin kalmış.

sonra içime sinmedi hiç biri, dedim ki hanım zaten sürekli para harcamadığımı, güzel bir hediye almadığımı ne bileyim güzel bir şekilde kutlamadığımı falan söylüyor, bari paraya biraz daha kıyayım da düzgün bir şey alayım.

gittim altın baktım. kolyeler pahalıydı bileziğe yöneldim, 20binden başlıyor dedi.

Dedim çok ya bari 10bin olsun bişey yok mu dedim. bir tane buldu ama ince biraz tabi.

Neyse baba dedim güzel bir şey almak istiyorum biraz sen de destek olsan olur mu? Babam da tamam oğlum ben tamamlayayım sevinsin dedi. Aldık işte neyse, babam dur biraz daha dedi 2 gün kaldın sadece. ama 14 şubat geliyor baba hem kurslarım var dönmem lazım dedim döndüm eşim de 14 şubatı yalnız geçirmesin.

Neyse 14 şubatı kutladık, eşim ertesi gün ne dedi biliyor musunuz? Ben onu nasıl takıcam yamuluyor ala ala bunu mu aldın dedi.

Valla tutup camdan fırlatacaktım bu nasıl bir saf kötülüktür yarabbi? ama sonra başka yaptıklarına bakıyorum, koşturuyor, çabalıyor, yardımcı oluyor.

ama bu tarz konularda çok çirkinleşiyor. bidaha dedim sana hediye alırsam.. bırak onu direkt boşanıp gitmek lazımdı belki bilemiyorum.

manyak mısın altın işte beğenmediysen bile gidersin bozdurursun beğendiğin bir şey alırsın ?! yok beğendiremedik.

Yine de 2 ay geçti işte yine ufak bişey aldım doğum gününde ama illa güzel bir yerde yemek + kutlama beklentisi yüzünden parayı dert ettiğim için yine suçlu oldum.

sanırım en sağlıklısı yolları ayırmak gibi duruyor.

sonra toparlamaya çalıştı "ya parasında değilim 50 liralık bile bir şey olsa en azından takabileceğim bir şey olsaydı falan" dedi ama yok bende izi kaldı bir kere.
  • ananiyimioguz  (23.04.24 15:29:33 ~ 15:41:00) 
"ya parasında değilim 50 liralık bile bir şey olsa en azından takabileceğim bir şey olsaydı falan" dedi"

vallahi dostum doldurmak için demiyorum da yani o bileziği takmayıp 50 tl ye alabileceğin ve en azından takabileceği hediye nasıl bir bileklik, kolye vb. merak ettim.

hepsini geçtim hediye almışsın, hem de zorlanıp almışsın "Ben onu nasıl takıcam yamuluyor ala ala bunu mu aldın?" demiş, vay anasını. bu nası' bi üslup abi, büyük konuşmayayım da yani.

bilemedim, umarım düzelir ilişkiniz.
  • kumandanim  (23.04.24 18:12:42) 
dizi gibi takip ediyorum bu duyuruyu ve duyuru sahibini. umarım devamı gelir.

erkeğin az kazandığı senaryoda komplekse girmesini anlayabiliyorum ama sizinki baya baya eziklenme durumunun sonucu. ama hala kendinizi kanıtlamaya çalışıyorsunuz karşı tarafa karşı. 10.000 liraya bilezik alındıktan sonra ala ala bunu mu aldın diyen bi kadının 50 liralık hediye ile mutlu olacağını iddia etmesi de komik. senin bu olaylar üstüne hala bu ilişkiyi devam ettirmen daha da komik. üstelik hediye konusu da 14 şubat. 14 şubat ya lisesiler filan kutluyor sanırım artık sadece.

ayrıca günler mi bitiyor, o gün olmaz başka gün olur. kaldı ki sizde dert o da değil aslında. şimdi olsun, en pahalısı olsun derdi heralde. kuzenlerine filan hava atamaz malum 10.000 liralık bilezikle.

sizin senaryoları kendi hayatıma uydurmaya çalışıyorum. yok, olmuyor. yani hesap ödeme kısmında kimde varsa o öder. param yok demeye gerek yok zaten. üstüne üstlük kartında da mı yok???? limitinde mi yok????? nedir bu ısrar kıyamet. ters çevirip silkelesin bi de üstünü başını senin.

hayır bi de yani koskoca adamsın, evlisin barklısın, karına hediye almak için babandan borç istemek filan... tamam karın sıkıntılı da sen de sıkıntılısın yine söylüyorum. utanılması gereken durum bu aslında. zamanında evlerini satmalarını beklemen gibi bir şey. adam da hala veriyor para, bu da ilginç. olayları bile babanın sana ne biçim erkeksin demesi lazım aslında. insan parası yok diye kendisini ezikleyen karısına daha pahalı hediye almak için babasından para ister mi ya?
  • elorelia  (24.04.24 09:28:13) 
Eğer siz de böyle düşünüyorsanız eşinize diyeceksiniz ki:
Evlilik birliğinde hayatımızı, geleceğimizi birbirimize bağladık. Aynı şekilde gelir-giderimizi de bağlamalıyız.
Bugün sen fazla kazanırsın, yarın ben fazla kazanırım belli olmaz. Belki her zaman sen fazla kazanırsın. Ama bu bir yarış değil. Zaten kazandıklarımızı ailemiz ve ileride sahip olacağımız çocuklarımız için kazanıyoruz.

Masrafları eşit ödeme şeklinde yaptığımız sistem beni çok kötü etkiliyor, maddi olarak gücüm yetmiyor.

Sana iki teklifim var;
- Kazandığım bütün parayı ortak hesaba göndereyim, oradan harcayalım tüm masraflarımızı.
- Ortak hesaba benim kazancım kadar parayı sen de gönder. O hesaptaki para ne kadar yaşamamıza yetiyorsa o kadar yaşayalım. O kadar alışveriş, o kadar tatil, o kadar lüks. Sen kalanıyla kendi birikimini yap, onlar senin olsun.

Eğer bu iki sistem de aklına yatmadıysa bana başka bir öneriyle gel. Eğer başka bir önerin yok ve bunları kabul etmiyorsan evliliğimizi sürdürmeyelim. Ben de sen de çok yıprandık, ikimiz için de kötü oluyor.

Benim erkekliğimi, insanlığımı kazandığım para ile ölçmen beni hem üzüyor hem de çaresiz hissettiriyor. Böyle bir düşünceyi kabul etmiyorum. Bunu engeleyemeyeceksen de evliliğimizi sürdürmeyelim. Ben bu konunun şimdi konuşulup kapanmasını istiyorum. Bundan 6 ay sonra, 3 yıl sonra, 10 yıl sonra bu konunun yeniden karşıma gelmeyeceğine söz veriyorsan devam edelim evliliğimize.

Ek: 4-5 ay önce bir tanıdığım anlaşmalı boşanma için 20 bin TL fiyat almıştı avukattan. Başka bir arkadaşım bundan 1 yıl önce çekişmeli boşanma için 60 bin TL fiyat almıştı.
  • michael_knight  (24.04.24 11:31:23) 
@ elorelia, tekrar merhaba dün yaklaşık bir 8 saat konuştuk çok yorgunum ama yazacağım bir şeyler. Öncesinde bizim şirketin satın aldığı online psikolog hizmeti varmış onunla da görüştüm free şeyleri kaçırmam sdjgh :( bir kaç tüyo aldım nasıl kendimi ifade edebilirim diye. Fakat bir türlü akşam olmuyor. kafamda söyleyeceklerimi kuruyorum bir anda doldum gelme vaz geçtim dedim hanıma. Kendi kendime kesin olarak aldım boşanma kararını. O da ben öyle deyince korkmuş olan hastaları da bırakmış kalkmış eve geldi erkenden :(

Katılıyorum bende de sıkıntılar var ben zaten evlilik hayatına da evliliğe de hazır olmadığını başından eşime de söylemiştim ama girince de hemen koca veya baba ağırlığı gelmedi hala aile evindeki rahat adam kafası devam ediyordu. hatta işte şımarık bir çocukluk geçirmememe rağmen param bittiğinde gocunmamam ve aileden isteme şımarıklılığım devam ediyordu. Yaş 30 a dayandı ne alaka yani cidden adama gülerler ama işte birden değişmiyor bir şeyler ben hiç bu tarz bir sorumluluk almadım ki. Önceki ilişkilerimde de ben hep ortak olsun dedim. Hesap kitap yapmalarım bazılarında sorun oldu bazılarında olmadı. Hangisinde olmadı, mesela birinde ilişkiyi para harcamak üzerine değil de para harcamamak üzerine yaşıyorduk. Ona göre evde plan yapıyorduk, dışarıda piknikler, şehir dışı gezilerinde hep bir akraba/tanış yanı falan derken ekmek elden su gölden yaşıyorduk sorun olmuyordu :D Parayla ilgili iletişimimi törpüledim baya ama hala sürekli para odaklı yaşamaya ve hesap kitap yapmaya devam ediyorum. Eşim de biraz garezi olduğu için değil de benim o özelliğimi törpülemek için bilerek kaşıdığını söyledi dün. Sen dedi biz gibi bakamıyorsun sürekli benim param senin paran, benim motorum senin araban, senin iş yerin falan diye düşünüyorsun. O kliniği biz kurduk senin maddi yatırımımın olmaması, kendini ayrı görmene sebep olmamalı sen oraya emek verdin, ben işsiz kaldım, iş yeri açmaya çalıştım kaç ay sen idare ettin her şeyi dedi (ki onun da lafını etmiştim ^^) O yüzden bencilliği bırakıp seni biz gibi davrandırtmaya çalışıyorum dedi. Bilezik konusunu yine açtım, ben öyle kötü kalpli değilim orada başka bişeye kızmıştım öyle davrandım dedi.

Bazi mesajlar aldım kardeşim ben de aynı durumdayım hatta daha kötü, üstelik çocuk da var boşandım zor kurtardım kendimi sen de boşan kurtul diye ama nasıl anlaşıldı bilmiyorum benim öyle burada ümüğümü sıkıyorlar da para kalmıyor gibi bir durum yok ki. Kira ortak, eve alınanlar ortak, gezmelerin maddi harcamalarına teraziye koyarsak hanımınki ağır basıyor. E buradaki anne babam sürekli yemeğe çağırıyor, köy ürünleri ayarlıyorlar bize sürekli falan. O yüzden o açıdan şikayet edebileceğim bir şey yok.

Burada hanımın anlamadığı, kendisi yatırım yapıyor, istediklerini alıyor, gezmelerini yapıyor, ortak harcamalarını yapıyor ONA RAĞMEN PARASI KALIYOR ama ben bir yatırım yapıp 2 bişey alsam param bitiyor. O da onun farkında değilmiş yani şımarıklık yapıyorum zannetmiş. Çünkü tamam bir şeyler aldığını biliyordum ama bir gezi planında yolu karşılayamacağını veya hesap ödeyemeceğini düşünemedim yani sanki bana harcamıyormuşsun gibi düşündüm huyunu da bildiğim için dedi :D

Benimkiler dönemsel dedim 1-2 ay idare etsen düzene gireceğim yine sürprizler, iki kişilik planlar, toplu planlar yapacağım ama ben biraz doluyum şu sıralar dememe inan bir zahmet dedim.

Geçenlerde şirket toplantısında 40 yaşında bir yazılım mühendisi abimiz ağlıyordu 2 çocuğum var 4 kişi dışarıda yemek yemeye götüremiyorum ev masrafı okul masrafı derken, bu nasıl hayat diye. Onu örnek verdim yani sen şanslısın krizden etkilensen bile aslında çok sorun olmuyor dedim.

Madem lüks zevklerin var -ki lüks lüks diyoruz da düşündüğünüz gibi bir lüks hayattan uzaktan yakından alakası yoktur- hanımı ve ailesini de görseniz öyle şaşalı bir hayatları yok. Hanımın kendisine baksanız onda da yok yani. Şuan sadece kötü görünmemek için bir şeyler yapıyor. Kişisel bakımları için bile uçup kaçmıyor ki biz tanıştığımızda sürekli kuaför, tırnak bakımları vs. gidip dururdu. O yüzden benim beklentilerim ve arada dışarı çıkalım kendimizi şımartalım bir şeyleri kutlayalım demem lüks olmamalı senin için dedi.

Ben kendim yapmadığım için bana lüks dedim. O yüzden şu ortak hesap konusunu açtım yine. Herkes dedim gelirinin %10u 20si neyse birlikte yaptığımız şeyler için ayırsın koysun. 2 de kart çıkartalım. Hem önceden para ayıracağım için ben de kendimi daha rahat ayarlarım dedim. O konuda mutabıkız şu an.

Ha bu arada buna gelmeden önce kafamda kesin bir ayrılık olduğu için, gelir dengesinden ötürü kötü hissettiğim için, dedim ki senin madem ki daha rahat bir hayat yaşama isteğin var, yani her haftasonu bir yerlere kaçalım, yiyelim içelim partileyelim, sıklıkla yurt dışına kaçalım vs. neden benimle birliktesin, hadi birliktesin madem bu arzularını azaltman lazım neden bana yanstıyorsun o yüzden bence herkes kendine uygun birisini bulmalı dedim.

Israrla diyor ki ben senden memnunum ben senle yaşamak istiyorum hepsini, hayatımız biraz daha otursun gerekirse ben ağırlık veririm yaparız yine hepsini, sadece sen niye kendini ezikleyip duruyorsun diyor o da karşımda sdfjsg. Kaç yaşında boylu poslu adamsın beni sen de yaptıkların da gayet tatmin ediyor ben seni kendimden aşağı görmüyorum ki dedi.

Sadece sen kendini küçük görüyorsun ben de ona sinir oluyorum diyor. Ki o da sanırım işte başta bir şeyler istediğim gibi olmadı. Ama yine de bazı hemcinslerim hiç birşeyi olmamasına rağmen şirketi varmış da şirket yönetiyormuş havalarında takılabiliyorlar bende o özgüven yok sanırım. Ki özgüvenliyimdir de ama işte...

Ona göre daha yüksek geliri olan birilerini tercih edebilirsin dedim. Ya beni çıldırtma diyor seçtim diyelim onun bir garantisi yok ki hayat bu ben parasına göre mi eş seçicem batabilir, sağlık sorunu yaşayabilir, bana bişey olabilir. Hayat öyle tek bir şeye bağlı değil ki dedi. Mesela ben de bir anda işten kovuldum sen benden çok kazanıyordun sonra iş kurduk da biraz toparladım tekrar dedi. Deprem oldu ölüyorduk nerdeyse veya o kadar para gömdük iş yeri yıkılsa ne olacaktı dedi? daha sigortası falan da yapılmamıştı çünkü yeni kurmuştuk. Sen uzaktan çalıştığın için şanslısın dedi şehir çökse başka yere gideriz devam edersin yani ne olacağı belli mi diyor.

O yüzden 8 saat kavga etmeden konuşarak anlaştığımızı düşünüyorum son seçenek şu ortak havuz muhabbetini deneyip bir de öyle bakacağız. Israrla seni kaybetmek istemiyorum diyor. O biraz daha anlayışlı olur, ben biraz daha şu kendimi acındırma veya ezikleme hallerinden kurtulursam sorunun düzelme ihtimali var.

Olmazsa da o her ne kadar boşanmayı istemese de, o konu olması durumunda anlayışla karşılayacağını söyledi zaten ben zorluk çıkarsam ne olacak sen gittikten sonra dedi.

@ michael_knight, çok teşekkürler öncelikle bana veya eşime saydırmadan yapıcı öneride bulunduğunuz için. dün görseydim daha pozitif yaklaşabilirdim konuya ama yukarıda okuduğunuz üzere benzer minvalde ilerlediğimi ve anlaşıldığımızı düşünüyorum.
  • ananiyimioguz  (24.04.24 11:41:26 ~ 12:13:28) 
tamam, senin karın melekmiş. parasızlıktan cimrilik gibi görülen huylarını törpülemek için seni sabah akşam ezikleyip aldığın hediyeleri b.kluyormuş meğer. biz bilememişiz.

hakkınızda hayırlısı.

uzun süre çocuk yapmayın ama siz.
  • elorelia  (24.04.24 11:59:55) 
@ elorelia, zaten o da bir şeyleri törpülemez ise sonuç kaçınılmaz evet eleştiriler hala geçerli. şu ortak bütçe hesabından sonra bir değişiklik olacak mı göreceğiz. olmazsa kimse birbirimizi zincirle bağlamıyor ki yahu.

Ha ama biz sürekli tıkanan yollardan, bariz olan şeylere rağmen yeni bir yol açmaya çalışıyoruz bu inat gerekli mi onu bilmiyorum.

Edit:

Ve tekrar söylüyorum, anlıyorum o kadar şey diyorsun bana bunlar yapılsa 1dk durmam, sana o kadar yapma etme diyoruz niye yapıyorsun diye.

Çünkü ben burada her şeyi tek taraflı anlatıyorum. Bazı konular var hanım şöyle şöyle yaptı derim 2 gün burada saydırırız dururuz. Ama o konu oraya nasıl geldi, o neden öyle davrandı, o sırada ortam nasıldı, ben ne yapmışım vs. hepsi göz önüne alınsa bu sefer pü allahın cezası az bile yapmış diyeceksiniz bana belki. -tüm olaylar için söylemiyorum ama kimi böyle-

O yüzden bana kızmayın ben size hak veriyorum ama burada yazılanları -iyi veya kötü- sürekli bir süzgeçten geçirme durumundayım çünkü hanımı bir yerde beni eziklemesiyle gömerken (ben neden kendimi o duruma sokuyorum/izin veriyorum mesela? o da ayrı bir konu veya kim bilir ben hanıma neler neler diyorum biliyor muyuz?) başka bir yerde yaptığı daha büyük fedakarlıkları görmüyoruz. Bu onu ezikleme yapma konusunda haklı çıkarmaz kabul biz yine diyeceğimizi diyelim ama tümüyle değerlendirmeye çalıştığım için bazen bu kadar sakin davranıyorum veya bir şeyler devam ediyorsa bazen burada konuşulmayan şeyler için devam ediyor.
  • ananiyimioguz  (24.04.24 12:19:29 ~ 12:32:08) 
O-hooo ilişkinizi ben kurtardim sen teşekkürü @michael a yapiyosun


  • abuzer  (24.04.24 14:44:47) 
Konu paranın kalmamasıysa maaşını artırmaya çalış. İşin yazılım yanlış hatırlamıyorsam. Yazılımcılar altın çağını yaşıyor. Şu zamanda yurt dışına gidemezsen bir daha hiç gidemezsin. Gözünü karart ve yurt dışında iş bul. Dolar, euro kazanırsan paran kalır. Bunlarla uğraşma kısaca. Zamanını iyi değerlendir. Eşin sana seni kaybetmek istemiyorum demiş. Daha sakin yaklaşmaya çalış.


  • dissendium  (24.04.24 14:46:11) 
niye sizi tercih etti?

ya size göre ortalama altı biri, yani kısaca çirkin.
ya da evde kalacağını gördü.
kadınının çok kazanması veya uzun boylu olması aslında kendi için dezavantaj çünkü kendisinden çok kazanan ve uzun birisini bulması gerekiyor bu da havuzu çok küçültüyor kadın için.
  • nuisance2  (24.04.24 16:08:25) 
esinin tipik bir antepli klisesi olarak asiri gosteris ve materyalizm takintisi var.

ya "yok, gitmiyoruz, almiyoruz" diye kendini net bir sekilde ifade edip tavrini koycaksin, ya da ayril. cunku esinin harcama gosteris tutkusu kendiliginden hic bitmeyecek. o elektronik esya, mobilya taksitleri de asla bitmeyecek cunku markalar ha bire yeni modeller, yeni stiller cikariyor ve eskileri atip onlari almak isteyecek.

yani bir de herseyi olan birine habire hediye ne demek. sorun hayatin pahali olmasi degil, surekli gereksiz harcama.
  • hot potato  (24.04.24 17:45:05 ~ 18:35:18) 
@ nuisance2, shdjdg ask olsun eşim gayet güzeldir sadece biraz zor bir kadın, özellikle de dısarıdan fazla dominant duruyor. Ama ben o dominantligina yuklenmesindeki sebebin gercekte asiri kirilgan oldugu durumunu cozdugum icin artik cok bas edilemez gelmiyor.

Ben tam tersi asiri naif sakin bir insanım hiç cussemden de utanmiyorum insan biraz sert olur ama ne yapalim allah baba bizi de böyle yaratmis. Belki yılda 1 kere sinirlenirim çok çok sınırlarım zorlanınca hanım gördü bir kere. Ben bile kendimden korkuyorum karsi taraf nasil korkmasin. Ben de boşuna sakin gorunmuyorum sanirim herkes tersi bir şeyle mi baskiliyordur nedir psikiloji alanim degil bisey diyemeyecegim.

Neyse iste hanim da her iliskisinde irili ufakli bir kazik yiyince, yani memlekette kiskanci mi yok, siddet uygulayani mi yok, yalancisi mi yok... o yuzden sutten agzi yaninca dogru duzgun birini de aramis olabilir bilmiyorum simdi kendimi övmeyeyim de :( Veya işte çok rahat yönetirim falan da demis olabilir bilmiyorum. Ama hic sosyal hayatima da karismiyor o da beni sasirtti. Benim de kusurum işte hem daha cok para kazanip hem de daha rahat harcayabilmem lazim. Aslinda olunca cok rahat harciyorum ben mutlu etmeyi sevindirmeyi seviyorum ama surekli bir sekilde bittigi icin tüm hayatim hesap kitapla geciyor.
  • ananiyimioguz  (24.04.24 19:24:34 ~ 19:26:50) 
hocam o kadın sizi boşayana kadar siz hiç bir şey yapamazsınız, buraya boşuna sormayın bence.


  • nuisance2  (24.04.24 22:11:56) 
@ nuisance2, valla simdiye kadar cok ayrildim ama hic boşanmadim o yuzden nasil olur bilmiyorum. Son konustugumuza gore bosanmaya sicak bakiyor ama ben ayrılmaktansa düzeltmek istiyorum dedi sorun ne ise.

E benim de derdim o, sorun sevmiyorum. Sorun olmazsa niye bosanayim. Yani problemler olur ama kötü hissetmek istemiyorum yani anlayış olması lazım.

Diyelim ki sorun devam etti, çözüm de kalmadı, kesin boşanmaya cikiyor tum yollar.

Ama hanım istemiyor nereye gidiyorsun toni otur asagi diyor. -Sizin gözünüzde öyle oldum ya-

Dinlemiyorum cikiyorum gidiyorum onunla yasamak istemiyorum. E isterse boşamasin ben tek mutluyum derim yaşarim ne yapabilecek anlamadim.

Ki daha önce kizip gitmisligim var 1-2 gun kafa dinleyip geldim. Öldüm falan sanmış. Dogru degil benim yaptigim da normal degil ama kalirsam zarar verecegim duramiyorum zaten.
  • ananiyimioguz  (24.04.24 22:56:30 ~ 22:58:10) 
Yukarı da terapi de terapi yazan biri vardı, çok haklı.

Sizin beraber terapiye gitmeniz lazım, ikiniz bu işin altından kendi başınıza kalkacak gibi durmuyorsunuz. Ama iyi haber, artık herkes gidiyor, yeni normal bu. Sorgulamadan aile sağlık merkezine gider gibi gideceksiniz kenarına köşesine bakmadan. Hocamdır diyip “yaa yardımcı oluyo mu ki”yi uzun süre aklınızın ucundan dahi geçirmeyerek, full teslim full güven.
  • orangesandsea  (26.04.24 01:29:49) 
@ orangesandsea, öyle şeylere ön yargılı değiliz gideriz sorun değil de işte bütçe ayirmak lazimnsdhf :(

@ nuisance2, 2 gündür ağlıyorum eşin ya kiloludur ya da çok çirkindir yoksa niye seni tercih etsin dedin
EŞİM CÜCE CÜNKÜ MUTLU MUSUN TOPUKLUYLA NEREME GELIYOR BIR BAK

ibb.co (balonlarda harf yazdigi icin bozmak zorunda kaldim)
ibb.co

Ben yakistigimizi düşünüyorum ya :3 Yani saka bir yana o konuda bir problem yok bence. Baska tespitleriniz olursa alırım ama tabi.
  • ananiyimioguz  (26.04.24 13:33:59 ~ 14:12:22) 
Terapi de terapi yazan benim. Hayatınızdaki bazı şeylere bütçe ayırmak zorundasınız. Her şeyi para odaklı dusunemezsiniz maalesef. Evliliginizin düzelmesi mi ayda 5000-6000 lirayı saklamak mi daha önemli şu aşamada?

Yukarıda "siz kendi açınızdan anlatıyorsunuz, eşiniz anlatsa kim bilir neler diyecek" demiştim. Şu anda bir örneğini görüyoruz mesela. Belki de siz çok para odaklı yaşadığınız de sorun yaşıyorsunuz.
  • fraise  (26.04.24 14:04:34) 
birlikte ve ayri ayri terapiye gitmeniz uygun olur, onceki duyurularinizda da yazmistim diye hatirliyorum ben, yazmadiysam da aklimdan gecmis yani. sanki annenizle tamamlayamadiginiz iliskinizi/dongunuzu annenize benzer bir kadin olan esinizle tamamlamaya calisiyorsunuz gibi gelmisti bir duyurunuzda. ayrica esinizin derin bir degersizlik hissi olabilir (kendi ile ilgili), bu nedenle de yaptiginiz hicbir 'sevgi gosterisi' esinize yetmiyor olabilir, olmayadabilir tabii yani tanimadan ne desek bos. ayrica para ile iliskinizi ve inanislarinizi gozden gecirebilirsiniz, yukarida elo yazmis, acayip bir para konusuluyor sizde surekli, varlik icinde yoksunluk hissi ile bogusuyorsunuz sanki. velhasilikelam terapi guzel sey.


  • kassiopeia  (26.04.24 14:10:28) 
Para evet çok konuşuluyor eşim de şikayetçi, ben parayla kendi ilişkimden de emin değilim ki. Öyle para tutayım kimse vermeyeyim gibi bir derdim yok. Cimrilik de yaptığımı düşünmüyorum olunca harcıyorum, mutlu da oluyorum. Gerçi cimriler cimriyim der mi onu da bilmiyorum da...

Ama işte ikili ilişkilerde şey canımı sıkıyor, iki taraf da para kazandığı için, neden önce benim paramın bitmesi bekleniyor? Bitecekse birlikte bitsin bitmeyecekse ikimizin de bitmesin. Yani eşim onu beklemeden baştan destek olsa (ki oluyor zaten de yani en azından bitmesini beklemeden) zaten bitmeyecek belki sürpriz planlara bile para kalacak.

Şu da var, benim param önce bittiği için tüm ayı programlıyorum, param varsa bile belli noktalarda harcanacak ise, param yok diyorum. Yani bir yeri oluyor onların o yüzden tutuyorum. Aşalım sınırı ya ne olacak bidaha mı gelicez dünyaya demiyorum. Niye demiyorum, ben belki o an mutlu olucam ama ödeyemezken olamıycam. Çok mantıklı gelmiyor o yüzden bu durum. Ödeyebileceğim yere kadar mutlu olabiliyorum veya edebiliyorum.

Yani siz para harcarken hiç kartınıza hesabınıza bakmıyor musunuz, düşünmeyecek kadar çok mu paranız var? Sanmıyorum.

Mesela bakın size şimdi ilişkimizdeki para giderleri adımlarını yazayım ne yapılabileceğine siz bir yorum getirin.

Eşimin cüzdanı:
İş yeri giderleri -> ev giderleri -> kişisel giderler -> ortak giderler -> eğlence -> yatırım -> finish

Benim cüzdan:
Ev giderleri -> kişisel giderler -> ortak giderler (opsiyonel) -> finish

Yani ben düşünmeyeyim de kim düşünsün.

Kişisel giderlerden kısayım diyorum, eşim kısmıyor mesela gidip iphone 15 alıyor ben bir pc alıyorum klima alıyorum mesela bittim :| Tabi böyle deyince de kıskançlık yapıp yarışıyormuşum gibi olmasın ben 5 yıldır telefonumu değiştirmiyorum. Alamadığımdan değil, ihtiyacım yok. Ama pc ye vardı mesela. Veya motorumu büyütmem gerekiyordu hem kendi konforumuz hem de yatırım için.

Elektronik bir şey almayayım, o kısmı atlayayım, ortak planlara harcayayım diyorum, en fazla bir adım ileri gidebiliyorum sonra yine devamı gelmiyor.

O yüzden ilişkilerde bir erkek hem kendi döngüsüne hem eşinin döngüsüne yardımcı olsa sorun yok ama kadınlar nedense daha çok kazanıyorsa önce erkeğin bitmesini bekliyorlar sonra destek oluyorlar gibi geliyor.
  • ananiyimioguz  (26.04.24 14:28:10 ~ 14:40:44) 
Dilimde tüy bitti ama son kez yazacağım. İşte bu bahsettiğiniz şeyleri konuşacağız yer terapi odası; burası değil. Buradaki insanlar sadece sizin yazdığınız 3-5 cümleyle yorum yapamazlar. Zaten ruh sağlığı profesyoneli de değiller. Ayrıca ilişkinizin dinamiğini de bilemeyiz. Sorduğunuz şey basit bir konu değil. Katmanlı ve üzerine çalışılmalı. Burada sayfalarca cevap yazmanizin bir anlamı yok maalesef. Sadece içinizi döküp, anlık rahatlama sağlar bu size.

Bu yüzden bazı şeylerden fedakarlık yapıp terapiye gitmelisiniz ki olayları, duyguları anlamlandirip, gerekirse dönüştürebilesiniz.

Terapiyi masraf kapısı gibi değil de yatırım gibi görmek işinize yarayabilir. İliskinize, kendinize yatırım yapacaksınız. Olmuyorsa da uygun bir şekilde bitirmenin yolunu arayacaksınız.
  • fraise  (26.04.24 14:38:38 ~ 14:41:06) 
evli değilim ama arkadaşlarımda gördüğüm ortak bütçe

birinin nakiti biterse diğerinden istiyor

ya da bu ay aidat senin karttan çekelim diyor

eğer eşlerden biri iphone alırken diğer eşe sormadan alıyorsa o evlilik midir yahu ?

nerede takım ruhu nerede birlik
  • jülsezar  (26.04.24 14:51:52) 
@ fraise, tamam tamam planlayacağım :( teşekkürler.

@ jülsezar, haberim var yahu. parası var alıyor diyorum ben onun bişey almasına karışmıyorum ki. O bişey alınca başka şeylere de ayırabiliyor çünkü bir sorun yok o yüzden.

Ama bazen ay başından, ortasından, hatta bazen de hiç demiyorum, ben bitiğim bana bakma ay başına kadar diyorum. Dememe rağmen dışarıda anlık benden bekleyebiliyor. E benden niye bekliyorsun varsa hallediver işe. Ben demişim sana doldum diye. Ha sende de yoksa madem o an o planı neden yaptık otursaydık evde.
  • ananiyimioguz  (26.04.24 15:06:45) 
abi işte parası var alıyor değil paramız olması lazım

eşin bu konuda öyle bakmıyor galiba mevzuya tam olarak

denildiği gibi terapi şart evlilik kurtarılmak isteniyorsa
  • jülsezar  (26.04.24 15:09:20) 
bu anlattıklarını sadece senden dinledik boşanmazsan ülser olursun bu kadar içine attığın için,
malum sen kafaya koymuşsun gibi zaten masraflar ne olur diye açmışsın duyuruyu hakkınızda hayırlısı...

  • basond  (26.04.24 22:23:17) 
birbirinizi seviyorsanız sırf maddiyattan hemen boşanmayın. kendisine bu tarz imalardan kırıldığını, rahatsız olduğunu söyledin mi bilmiyorum ama yalnızca bunlardan dolayı hemen köprüleri atmayın.


  • Kediyi üzdün  (06.05.24 18:59:52) 
Sevginin kapısı boş, nefretin önünde kuyruk var kedi kardeş.....


  • ananiyimioguz  (07.05.24 00:27:00) 
[]

Android - Bildirim kaydedilicelere ne oldu?

Denediklerimin hiç biri sağlıklı çalışmıyor. Normalde app bazlı history tutardı ben de silinen mesajları veya yanlışlıkla beğenenleri falan görürdüm.

Yeni bir android update ile güvenlik açığı diye kapatıldı mı ne oldu bilen var mı?

Aslında tüm gerekli izinleri de veriyordum halbuki. tabi her bildirimi okuması ne kadar güvenli orası tartışılır ama yine de ben seviyordum.

Çalışan bir yöntem bileniniz var mı?

 
Bildirim geçmişi var ayarlarda telefonun kendisinin. Çok geçmişe kadar kaydediyor mu bilmiyorum ama gün içinde gelen bildirimleri oradan kontrol edebiliyosun.


  • nundu  (21.04.24 00:08:21) 
aa öyle bişey gelmiş onla mı çakışıyor acaba. o kısa ama son birkaç tane gösteriyor


  • ananiyimioguz  (21.04.24 00:18:50) 
Samsung için Good Lock diye bir uygulama var. Bir şekilde ya Samsung'un bizzat kendi geliştirdiği ya da desteklediği bir uygulamaydı bu detaylarını hatırlamıyorum şu an. Galaxy Store'dan indiriyorsunuz.

Microsoft Powertoys mantığında çalışıyor. Uygulamanın 2 bölümü var bir kısmı NovaLauncher gibi tema uygulamalarında yaptığınız şeyleri yapmak için, diğer kısmı da daha çok powertoys mantığıyla çalışan bildirim geçmişi, titreme geçmişi, geliştirilmiş ekran görüntüsü alma, dokunmatik özelliklerini geliştirme, özel çoklu dokunma, kamera asistanı gibi şeyler için.

Sizin aradığınız şey bu uygulamadaki NotiStar özelliği. Belirlediğiniz aralığa göre 1 yıla kadar bildirim geçmişini tutuyor. Uygulamalara göre eleme, ekleme ve gruplandırma falan yapabiliyorsunuz.

youtu.be
  • akhenaten  (21.04.24 08:52:43 ~ 09:03:15) 
[]

Yazdığım soruyu oturum sonlandığı için gönderemedim

Az önce ufak bir roman yazmıştım fakat yazarken oturumum sonlanmış, gönder dediğimde beni ana sayfaya attı.

Geri gelmeye çalıştım ama olmadı, gitmiş yazdıklarım.
Tarayıcıda network loglarını tutmuyorum, göremedim.
Başka bakabileceğim bir yer var mı tarayıcı veya pc üzerinde?

1 saattir yazıyorum evlat acısı gibi oldu.

 
[]

Şu kabloyu en uygun nerede bulabilirim? Usb to 2.5mm jack

Aslında bir tane buldum ama bence 50 liralık kısa bir şey vardır ülke sınırları içerisinde.

www.hepsiburada.com

tr.aliexpress.com

tr.aliexpress.com

Edit: Ne için lazım derseniz, intercom şarj etmek için kullanılacak.

usb to 2.5mm stereo,
usb to 2.5mm aux,
usb to 2.5mm charging cable

diye arattım ama uygun bir şey bulamadım. aliexpresste 1 dolar olan şey niye 300-500 e satılıyor anlamadım.

 
[]

Transferwise 101

Freelance bir işten yurt dışından para almamız gerekiyor.

Euro hesabı istemişler benim var ama onu versem direkt gelmiyor sanırım?

Bir arkadaş wise hesabı aç onu gönder dedi ama açtım, para gönderme seçeneği var, alma seçeneği bizim ülkemizde kapalıymış.

E ne anladık ne kullanacağım ben :/

 
enpara eur olabilir, onun da fazla masrafı yok. wise'dan tl çekersen veya eur banka hesabına gönderirsen kur veya komisyon farkı oluyor.


  • fistikthecat  (16.04.24 10:57:55) 
enpara eur en mantıklısı. kullandım hepsini.


  • Kahvedesu  (16.04.24 11:15:18) 
Euro hesabinizin IBAN ve BIC bilgisini paylasirsaniz Swift yapabilirler.

Enpara Euro hesabina gelen paradan 45-50 lira gibi bir sey kesiyor, daha 1-2 ay once yaptim 1,5 euro gibi kusuratli bir sey kesti.
  • supergirl  (16.04.24 20:28:53 ~ 20:29:16) 
[]

Alkaline pil toplu halde en uygun nereden alınır?

Toplu dediğim 50-100 tane falan alacağım. Bunun bir yeri falan var mı toptancısı vs. Marka önemli değil, alkaline olsun yeter.

Piyasadaki AA pillere bakıyorum, çoğu çinko karbon. Milletin alım gücü düştükçe pil kalitesi de düşmüş.


 
migrostaki foreverplus gayet iyi. migros adına üretilen bir ürün zaten... eski kipa piller ile aynı. ve orbus ile aynı ürün sadece farklı marka. yıllardır hep kipa-orbus ve foreverplus kullandım ben.

normal fiyatı bile uygun, arada pillerde 40% mı ne indirim yapıyor migros. kampanya bekleyebilecek durumdaysan takipte kal.

www.migros.com.tr


sözlük başlığında aktı diyen olmuş ama ben daha kipa döneminden beri bu pilleri kullanıyorum, yüzlercesini kullanmışımdır akan olmadı. bilemiyorum... memnunum. tam tersi akma yapan duracell pillerle karşılaştım :D indirimle 12'liyi 42 lira civarına alabiliyorsun zamlanmadan tekrar kampanya gelirse ^^
  • konetsu  (15.04.24 14:28:04 ~ 14:31:51) 
aylar yıllar önce internette birisi AA pil testi yapmıştı. Duracell vs bir dolu marka ile bim'de satılan powerB marka pil vardı. performansları çok yakın olmasına rağmen, bim'deki pillerin fiyatı kat kat düşüktü. o günden beri sadece bim'den alırım pillerimi.


  • co2s2  (15.04.24 15:10:40) 
Evet o incelemeyi hatırlıyorum ama o diğer piller de yine alkalin pildi. O yüzden marka çok da fark etmiyordu. Duracell yerine bim pili alıyorduk. Şimdi bakıyorum üzerlerinde alkalin yazmıyor artık.

Ama migrostaki uygunmuş ben şunu bulmuştum, bundan daha uygun.
www.akakce.com

Hatta çinko karbon pillerden bile uygun ilginç. Şimdilik listenin üst sırasına koydum teşekkürler.
  • ananiyimioguz  (15.04.24 15:41:16 ~ 15:45:17) 
pilburada mağazalarından alabilirsin toplu alırsan indirim olur


  • alp9900  (15.04.24 16:00:19) 
Şarjlı pil kullanılamayacak bir alet vs. mi kullanıyorsun?

Sağlam bir şarjlı pil/şarj cihazı kombosu ile de ilerleyebilirsin.

Bu kadar pili aynı anda kullanmayacaksan çok almanın çok bir esprisi olmayabilir bekledikçe az da olsa eskiyorlar malum.
  • chicha_v2  (15.04.24 16:14:04) 
evdeki koridoru aydınlatan sensörlü lambalar, oyun kollarım falan sürekli pil istiyor.

şarjlı piller, pil masrafı + şarj aleti masrafı + harcanan elektrik düşünüldüğünde daha mı avantajlı oluyor, hesabını yapmadım.

çok önceden kullanıyordum ama yedekli ilerlemek lazım o da hem maliyeti artırıyor hem de bazen takmayı unutuyorum oturup dolmasını bekliyorsun falan rezillik.

o yüzden en güzeli kullan at demiştim. onları da biriktiriyorum geri dönüşüme vermek için.
  • ananiyimioguz  (15.04.24 18:26:51) 
[]

Çadır kurmanın yasak olduğu yerler?

Geçenlerde hanım dedi ki çadırı kurup uyuyabilmemiz için illa paralı kamp yeri mi olmak zorunda?

Ben de hayır ama bazı ormanlar orman yangınlarından ötürü gündüz kurdursa da belli bir saatten sonra konaklamaya izin vermiyorlar dedim.

Benim bilgilimi yalanlayacak veya güncelleyecek olan var mı çünkü her yeri bilmiyorum.

Mesela sahilleri bilmiyorum. Normalde sahillerde çadır görüyoruz. Bunlara kimse karışmıyor mu? Yani hem paralı hem de parasız yerlerde çadır yasağı olabilir mi?

Gaziantep'ten Aydın'a bir rota çizdik diyelim ve sahil şeridinden gidilecek.

Kalacağımız orman veya sahilleri nasıl seçelim? Her yeri teker teker arayıp sormak mı lazım?

 
hocam sizin arabanın markası neydi, genişçe ise stealth camping e çevirin arabayı, yanınıza çadır da alın


  • grimavi  (01.04.24 14:14:53) 
Genel olarak bildiğim kadarı ile herhangi bir yere çadır kurmak kanunen yasak. her hangi bir yerde 15 günden fazla devlete bilgi vermeden geçirmende yasak. ancak pratik hayat bundan farklı. kimi bölgelerde işi çok sıkı tutuyorlar özellikle yangınların yaygın olduğu sıcak ve kuru iklimlerde, akdenizde, ancak kimi iklimlerde o kadar da büyük dert değil.

insanların sıklıkla gittiği bilinen alanlar var, bilmemne ovası, bilmemne tepesi, şu gölü falan, insanlar gidip kamp yapıyor jandarma bi ara gelip şöyle bir geziyor etrafa bakıyor gidiyor. bir iki günlük kampçıların yerleri. atla aracına bas git kimse bişi demez.

jandarma tipi bozuk içmeye gelmiş kişilerin derdinde içip içip sapıtmasın diye geziniyo falan ekipmanın düzgünse niyetin belliyse en fazla kibarca başka yere yönlendirir.

bir rota planladıysan o rota üzerinde kamp yapılacak alanları belirleyebilirsin, instagram, facebook grupları üzerinden. tam olarak nasıl bir rota olacağını sen belirleyeceksin ki ona göre kamp yapılacak yerleri çıkart.

sana tavsiyem rota üzerindeki doğa güzelliği alanlarını tespit etmen, oralara yakın kamp yapacak uygun yerler bulunur.

ateş yakma, kamp tüpü al tamamdır.

ücretli yerlerin konforu oluyor, tuvalet, duş, mutfak yada mini marketimsi şeyler falan.

instagram'da ve facebookda kamp yapabileceğin yerlerle ilgili bir sürü grup var.
  • selam  (01.04.24 14:53:14) 
türkiye'de herhangi bir kısıtlma ya da regülasyon yok bu konuda bildiğim kadarıyla. wild camping tamamen mümkün.


  • konusma ben konusuyorum daha bitirmedim  (01.04.24 15:47:47) 
1. Belediye mücavir alan sınırları içinde çadır işine belediye karışır. Mutlaka bir encümen kararı vardır ve kurdurmaz.

2. Belediye yetki sınırları dışındaki yerler, şahıs arazisi ya da girilmesi yasaklı yer değilse kurarsın.

3. Ancak, son yıllardaki orman yangınlarından sonra yaz sezonlarında çadır kurmak için ayrılmış ücretli ya da ücretsiz yerler dışında çadır kurulması her yıl yasaklanıyor. Bu sene henüz bir yasak konmadı ama işgüzar bir polis ya da jandarma ekibi gelip huzurunuzu kaçırabilir ya da bir yerleşim yeri yakınındaysanız, sakinler sizi huzurumuzu bozuyor diye şikayet edebilir.

4. Son yıllarda kaçp malzemelerinin 3 harfli dükkanlarda satılması, kamp işinin genlerimizde olması ve ucuz bir tatil çeşidi olması nedeniyle bu işler sahillerde aldı yürüdü.
Kamp yapılan yerlere çökülür oldu. Karavanlar, tekerlekli sabit gecekondular oldu ve hepberaber halkta bir antipati yarattılar.

Bir şekilde kamp yapanlar kamp alanına Anadolu irfanını her tür atıklarını bıraktılar.

Uygun ve temiz bir yer bulma ve huzurlu kamp konusunda sıkıntı yaşayabilirsiniz.
  • Mirket  (01.04.24 16:49:47) 
[]

Yemek kartınıza ne kadar yatıyor?

İl ve tutar şeklinde yazar mısınız?


İstanbul - 5000

 
remote -250 günlük. nakit ödeniyor.


  • jelly bear  (01.04.24 13:56:49 ~ 13:57:01) 
Yani aylık 5500 mü


  • ananiyimioguz  (01.04.24 13:59:11) 
aylık değil günlük hesaplanır, o ayda kaç iş günü varsa onun üzerinden.

genelde 22 gün vardır.
  • benaslinda  (01.04.24 14:00:36) 
Tamam işte 22 gün olarak düşünüp söyleyin da. 5500 yapıyor işte yormayın insanları yoruldum vallahi yoruldum. Bize her ay aynı yatıyor, aylık hesaplanıyor.

Diyorsanız ki öyle doğru sonuç çıkmaz, günlük çalışanlar da var, tamam hadi günlük yazalım.

İstanbul - 230
  • ananiyimioguz  (01.04.24 14:16:30 ~ 14:17:11) 
istanbul-40 tl (evet yazıyla kırk lira)


  • akiskan  (01.04.24 14:30:50) 
istanbul - 275 günlük


  • pide  (01.04.24 14:43:08) 
istanbul, 6000


  • gabe h coud  (01.04.24 14:52:40) 
İstanbul - günlük 225 x remote çalışılan gün sayısı


  • arenas  (01.04.24 15:00:51) 
ankara - 6500


  • summerjam0306  (01.04.24 15:03:05) 
ben türkiye'de çalışmadım ama staj yaptım. orada da aylık hesaplanırdı; günlük değil. isterse ayda 10 iş günü olsun, isterse 25 iş günü. her ay aynı para yatardı.
tabii sene 2013'tü, o sebeple burada yazmam saçma olur miktarı.

  • konusma ben konusuyorum daha bitirmedim  (01.04.24 15:36:55) 
Aylık 5500 yatıyor, remote.


  • mirty  (01.04.24 18:06:44) 
Günlük 220 diye biliyorum. İstanbul.


  • put it in your appropriate place  (01.04.24 18:18:01) 
Günlük 215 ama sadece home office çalışılan günler


  • meraklitursucu  (01.04.24 19:46:51) 
Ankara - 250 - remote


  • yenibirgüzelnick  (02.04.24 07:43:35) 
Ankara - 8800


  • plutongezegendegilmi  (02.04.24 08:43:44) 
istanbul aylık 4500


  • nesenbilneben  (02.04.24 17:08:50) 
[]

Erotik zayıflama aleti reklamı

Arkadaslar bunu gecen yillarda da sormuştum kimse bulamamisti.

Şimdi bir benzerini gördüm tekrar soruyorum. Belki bu hatırlamanıza yardımcı olabilir.

www.instagram.com

Şu tarz bir aletin reklami dönüyordu birkac sene once.

Bir kadin reklamda oynuyordu ayni bu sekil. Ben cok memnun kaldim diyordu ama sesler ve görüntü bu biçim.

Bana o ilk yayılmış olan video veya reklam lazım bulabilir misiniz?

Edit: Bu arada tabii ki erotik degil de işte o anlam çıkıyor diye öyle dedim.

Edit 2: Video kalitesi kötüydü, 8-10 yıllık olabilir.

 
Zayıflama olduğuna emin miyiz?
Bölgesel beyazlatıcı uygulaması yapan bir cihaz ve dr. vardı, o da çok yayılmıştı en az 5 sene öncedir. Onu bulabilirim gibi :)

  • megalomaniac  (30.03.24 02:07:25) 
@megalomaniac, evet evet cihaz yine bunun aynısıydı


  • ananiyimioguz  (30.03.24 03:37:02) 
  • gnosis  (30.03.24 12:52:16) 
işine yararsa. dün bizim borsa grubunda paylaşmışlardı.
twitter.com

  • lazpalle  (30.03.24 14:16:11) 
Bunlar degil arkadaslar :(


  • ananiyimioguz  (31.03.24 20:20:24) 
[]

Oyalanmamız doğru mu?

Uzun bir süredir insan ırkı olarak çok azımız dışında geri kalan herkesin oyalanıp gittiğini düşünüyorum ve bu bana rahatsızlık veriyor.

Çünkü ben de oyalanıyorum. Kendi ırkım için faydalı bir şeyler yaptığımı veya yaptığımızı düşünmüyorum.

Kitaplar, kurgular, filmler, diziler, siyaset, ideolojiler hatta dinler.

Kısacık ümrümüzü güzel geçirdiğimizi düşünmemiz/sanmamız için yine kendimizin yaptığı, yani yine kendi beynimizden çıkan araçlar olarak görüyorum.

Bir kitabı okurken veya filmi izlerken o heyecan hoşuma gidiyor. Bir inanca kaptırıp gitmek, ölümden sonraki bilinmezliği doldurmak hoşuma gidiyor. Fakat yoğunlaşma bittiğinde pişmanlık hissi duyuyorum.

Sürekli belli yalanlar kurguluyor, birbirimizi inandırıyor ve bu kurgular hakkında tartışıp duruyoruz. Herkes kendince bir amaç buluyor, kimi dini inancı gereği orada söylenenleri uyguluyor veya uyguladığını düşünüyor en azından iyi hissediyor, kimi farklı duygusal veya bilimsel inanclar geliştiriyor onlara sarılıyor.

Bunu yapıyoruz çünkü birileri öyle istediği için değil de, yapmasaydık eğer türümüzün devamlılığını kendi kendine getiremezdik yani inanç meselesinin de evrimin bir parçası olduğunu düşünüyorum yani bu inancın illa dini olması gerekmiyor.

Fakat her ne olursa olsun, her ne bulursak bulalım oyalandığımızı düşünüyorum. Çoğumuzun "anlamlı" bulduğu şeylerin bile bir yalandan ibaret olduğunu düşünmek bana rahatsızlık veriyor.

Bu konuda ne yapabilirim?

 
çocuk xd senin ilacın bu.. yap bak kalıyo mu bi tane varoluşsal sancın

bi de domates salata falan ekebilirsin
  • abuzer  (23.03.24 21:21:13) 
çocuk da umduğum gibi olmayabilir :( ayrıca o da bir çeşit oyalanma ve anlam bulma nesnesi değil mi?

gerçi hoş, başka ne yapabiliriz ki herkes bir buluş yapacak diye bir şey yok.
  • ananiyimioguz  (23.03.24 21:23:18 ~ 21:26:03) 
öncelikle zaten her şey çok anlamsız, anlamı biz yaratıyoruz. sizin de kendi anlamınızı inşa etmeniz gerekir. oyalanıyoruz bu beni rahatsız ediyor, bir şeyler yapıyorum hoşuma gidiyor sonrasında pişman oluyorum demişsiniz ya. başka bir şey yapamazsınız çünkü. değiştirebileceğiniz şeylere odaklanın. değiştiremeyeceğiniz şeylerin peşinde heba olmayın. neye inanıyorsanız ailenize, sevdiğinize ya da devletinize, ona en iyi hizmeti kendinize yatırım yaparak, kendinizi geliştirerek, bu iğrenç sistemin dişlilerinden biri olmayarak yapmış olursunuz. savaşarak bir şeylerin elde edildiği dönem bitti. kim akıl sağlığını koruyorsa o güçlüdür.


  • tabii lan manyak mısın  (23.03.24 21:28:52) 
türümün devamlılığı ya da insanlık umrumda değil, ben dünyaya oyalanmaya gelmişim kimseye bir zarar vermeden de zamanı gelince ayrılacam bu kadar


  • grimavi  (23.03.24 21:29:55) 
Ne kadar kaliteli oyalanabiliyorsan o kadar iyi.


  • kimlanbu  (23.03.24 21:37:05) 
Git Mardinli Şeyhmuz Amca'yla tanış. Yakınsın nasıl olsa.

www.youtube.com

Jadav Molai Payeng'la tanış diyeceğim de o uzakta.

onedio.com
  • Mirket  (23.03.24 21:42:48 ~ 21:45:40) 
@grimavi +1

Dünyaya bir şey katmak benim de pek umrumda değil. Mesleğimdeki ilerlemem ya da ilgi duyduğum başka bir şey belirsiz bir gelecekte "dünyaya bir şey katmakla" sonuçlanırsa bile böyle bir niyetim olduğundan dolayı olmayacaktır. Zaten böyle bir şey de olmayacaktır.

Hayatın genel bir anlamı olduğunu sanmıyorum, ama yaşamaktan memnunum. Canımı sıkan şeyler var, ilgimi çeken şeyler de var. İnişli çıkışlı gidiyor işte. Olması gereken de bu gibi geliyor.

Gününüzün güzel geçmesiyle, güzel geçtiğini sanmanız arasında bir fark olduğunu da sanmıyorum. Hayatınızı kimseye muhtaç olmadan geçirmek için belli başlı sorumluluklar var, bunları yerine getirdiğiniz sürece geri kalan zamanda ne olduğu çok önemli değil bence.
  • akhenaten  (23.03.24 23:05:15) 
Valla anlamsız da gelse sabah erken kalkıp kahvaltımızı yapacaz sporumuzu yogamızı yapacaz işimize gidecek en az emekle max parayı kazanmaya çalışacaz mutlaka her ay para biriktirecez en ucuza en güzel yemekleri nasıl yiycez onu düşünecez kaliteli uyku uyuyacağız mümkün olduğunca doyurucu cinsellik yaşayacaz. Buraya kadar olanları anlamsız da olsa yapacaz. Bunlar oyalanma değil. Bunlar yoksa sağlığımız ekonomimiz bozuluyor. Gücümüz azalıyor. Gücümüzü artıracağız. Fiziksel maddi manevi sosyal ekonomik gücümüzü artıracağız. Bunları düzenli yapıyoruz peki sonra? Hayatla ve insanlarla bağ kuracağız. Bu bağları da güçlendirecekğiz. Hayatın her anını bir festival olarak göreceğiz. Tamam herkes çok acılar çekti herkes oyalandı falan ama bi sürü güzellik de gördük. Öteki sperm birinci gelseydi sen bu güzelliklerin hiçbirini göremeyecektin. İyi ki gelmişiz.


  • gece abisi  (23.03.24 23:11:06 ~ 23:12:24) 
Felsefe okumya başla. Uzun zamandır okuyorum


  • sonhakan  (23.03.24 23:15:13) 
On not: telden uzun cevap yazarken site log off etmis beni ve gondere basinca cevap gitmedi. Cok sagol eksi duyuru. Genis konu ve oyalanmanin anlami degisebilir veya daha felsefi/derin de dusunulebilir. Biraz daha kisa maddeler yazim:

- hayata bir sey birakma istegi, oyalanmamanin ana temasi sanirim ya da toplum bilinci onu dayatiyor. Bunun en yaygin ve gecerli olani cocuk yapmak oluyor. Tabii bunu biyolojik/evrimsel bir icgudu olarak da dusunebiliriz.

- kendimizi karsilastiriyoruz. Son yillarda sosyal medya en buyuk etken. Bence karsilastirmayi birakmaliyiz. En azindan bir cok rastgele insanla. Ama ilham almak iyi bir sey veya sonucu iyi olabilir. Daha onemli kisilerden, sanatkarlardan, bilimadamlarindan ilham almak daha anlamli bence. Onlar da kendilerinden once gelmis buyuk kisilerden ilham alabiliyorlar veya onlarin calismalarini ilerletebiliyorlar. Boyle insanlar sayesinde de medeniyet/bilim/teknoloji vs. ilerlemis.

- dini ve ruhani durumlar da insani etkileyebiliyor ve kisi icin hayatin anlami oluyor. Ruhun veya bilincin sonsuz oldugu inanci ve bu umutla yasamak, dunyanin bir test oldugu inanci ve kendini bir yaraticiya adamak. Kisi, dunyada, dine ve kurallarina gore yasayinca da zaten tatmin oluyor ve oyalanmamis oluyor.

- kendimizi veya dunyayi evrenle karsilastirdigimizda her sey anlamsiz kaliyor. Bir anlam aramamiz da anlamsiz gibi. Ani yasamali bir nevi. Mutlu olmak ve insani degerlerimizi korumak en guzeli. En basitinden dusunursek, etrafimiza/cevremize yaptigimiz kucuk iyilikler ve yardimlar yeterli olabilir.
  • ermanen  (23.03.24 23:35:24 ~ 23:40:11) 
Bunun yolu hayatını bir bilime vermek.


  • dissendium  (24.03.24 00:05:57) 
bu dunya zaten oyalanma yeri

aslinda dinlere gore, bir cesit nezarethane. bir suc islendi ve biz o nedenle buradayiz.

babaannem cocukken hep soyle derdi, o zamanlar anlamazdim


malda yalan mulkte yalan, var birazda sen oyalan
  • foster  (24.03.24 00:08:03) 
@grimavi +1
Bütün bilgeliğimle şunu eklemek istiyorum: ya ne yapacağıdık?

Girdiğiniz yolun sonu nihilizme çıkıyor, güzel bura.
  • kobuzchu kiz  (24.03.24 08:12:48) 
einstein da olsan, mehmet emmi de olsan yasayacagin omur belli. bence oyalanmak daha iyi. einstein hayati boyunca calismis, belki de berbat bir hayat gecirmis. sonunda ikisi de hayatini kaybediyor ve yaptiklarinin kendileri icin hicbir anlami olmuyor.

biz einstein'i guzel aniyorsak bunun einstein'a ne faydasi var? adam oldu gitti. belki cok calistigi icin cok sevdigi bir yemegi bir kez daha yiyemeden oldu. bu yemek bence einstein acisindan tum bilimsel calismalarindan daha onemli bir sey olabilirdi. cunku hazzin da bir siniri var. belki bu adamin aldigi nobel mehmet emminin aldigi ikinci inekle ayni derecede haz verdi ona. on yillarca calisma sonucu aldigin haz mehmetin alti ay para biriktirip aldigi inekle ayni hazzi veriyor. kisisel olarak asiri kotu bir emek fayda orani degil mi bu?

biyolojik olarak ayniyiz, salgiladigimiz hormonlar ve yasadigimiz haz ayni. ne kadar cok sey yaparsak bu hazza ulasma esigimiz artiyor ki bu olumsuz bir sey.

ozetle bence oyalanmak dunyaya bir seyler katmaktan cok daha iyi. ignorance is bliss diye bosuna dememisler.
  • bohr atom modeli  (24.03.24 12:59:30 ~ 13:09:19) 
Uzun bir süredir dediğin 200 bin yıldır böyle zaten. İnsanlığın küçük bir kısmı ilerlemeyi ve gelişmeyi sağlıyor. Geri kalanı da ikiye ayrılıyor. Buna doğrudan ya da dolaylı olarak katkı sağlayanlar ya da uyanlar bir grup, topluma gram faydası olmayan yük olarak arkadan getirilenler/geri çekenler de diğer grup. Bırak tamamını, aynı anda yaşayan nüfusunun çeyreğinin Dünya'yı ileriye taşıyan adımlar atıp icatlar yaptığı bir toplum hiç olmadı zaten.

Sende yaşanan şey işte bu diğer iki gruptan birinde olduğunu fark etme anı. Nasıl oyalanacağın ve oylanırken topluma yük olup olmayacağın senin elinde. Kendini fazla yıpratmana gerek yok.
  • nawar  (24.03.24 15:47:31) 
[]

Bütün motorlara binmek istiyorum

Ülke sınırları içerisinde bunu nasıl gerçekleştirebilirim?

Yani gideyim bir yere ve naked, advanture, racing, touring, chopper..

Sıradan hepsine bineyim.

Hangisini daha çok seveceğime karar vermek istiyorum.

Kiralanıyorsa saatlik kiralayım bir yerden ama bu çeşitliliğe tek seferde nasıl ulaşabilirim?

Edit: Bazen fuarlar oluyor, oralarda binebiliyorsunuz ama süremiyorsunuz.

 
öyle 10-20 dakikalık sürüşle buna karar veremezsin. hepsinin sürüş stilinin ayrı keyfi, amacı ve uzmanlığı var. chopper sürer gibi cross süremezsin mesela. crossun keyfini alacak tecrübeye ulaşman da aylar sürer. ya da bir enduroya boş yolda bindin iki tur attın, şehir içine girip o dar trafikte at gibi motorla güreşmeye başlayınca işin rengi değişir. çok fazla faktör var.


  • orpheus  (20.03.24 20:56:39 ~ 21:00:48) 
farkındayım ancak bir yerden başlamak lazım değil mi


  • ananiyimioguz  (20.03.24 21:40:53) 
bu kadar uzun birşey değil bu.

öncelikle hepsine fuarda oturun. hangisinin üstünde oturuş rahatsa 1, hangisinin üstünde kendinizi beğendiyseniz 2. - foto çektirin her bindiğinize 2.yi ancak böyle bulursunuz.

sonra 1 ve 2 arasında seçim yapacaksınız.

ben mt9 cb hornet da mutluyum ama tracer twin serisine hayranım mesela. böyle birşey çıkacak sizde de.
  • baldan kaymak  (20.03.24 21:51:32) 
o da hiç yoktan iyidir fakat durduğu yerden hissiyatı anlayamam kaldı ki orpheus un dediği gibi başka dinamiklerde var.

o yüzden mümkün olduğunca binip sürebilirsem iyi olacak.

teker teker ilanlara yazıp test sürüşü için binmek istesem gibi bir fikir geldi aklıma ama herkes vermeyebilir. bir de çok yorar farklı yerlere git gel.
  • ananiyimioguz  (20.03.24 22:30:09 ~ 22:31:54) 
Tanımadığım kişiye denemesi için arabamı/motorumu vermezdim, ilan sahiplerine mesaj atma işinin hüsranla sonuçlanması kuvvetle muhtemel.

Kiralık seçenekleri değerlendirmek iyi olur ama orada da motor tipi ve güç seçenekleri büyük olasılıkla sınırlı olacaktır. Yurtdışında çok çeşitli kiralama alternatifleri mevcut ama Türkiye'de zor.

Bu durumda bence çalışacak tek alternatif, motosiklet sürücülerinin topluluklarına dahil olup arkadaşlık ilişkisi geliştirdikten sonra motosikletlerini denemek. Ama burada da şöyle bir sorun görüyorum. Bu soruyu soruyorsanız, muhtemelen ilk motosikletiniz olacak zira biraz tecrübeli bir motosiklet kullanıcısı böyle bir soru sormayacaktır.

Eğer ilk motosikletiniz olacaksa motosikletin türünden ziyade başlangıç için uygun olan modellere öncelik vermenizi öneririm. İlk mesajınızdan anladığım kadarıyla scooter düşünmüyorsunuz. Başlangıç için genelde 125 cc'lik motorlar tavsiye edilir, 250 cc'nin üzerine çıkılması pek önerilmez. Bu aralıkta model çeşitliliği üst hacimlerdeki kadar fazla olmadığından, racing ya da cruiser gibi skalanın uçlarında yer alan motosikletler yerine daha ortada olan naked modellere yönelirdim ben olsam.
  • 10551037  (21.03.24 00:10:47) 
devam ediyor mu bilmiyorum ama hondanın güvenli sürüş akademisi vardı. orada önce 125cc commuter ile başlatıp en son 600cc kadar kullandırıyorlar. hem eğitim hem de farklı segment motorları yeterince test etmek için kullanılabilir.


  • orpheus  (21.03.24 01:01:20) 
sukuter düşünmüyorum çünkü zaten 125 ve 300 lük kullandım aslında seviyorum, memnunum ama diğerlerini merak ediyorum.

daha önce honda cbf 150 ve suzuki inazuma 250 denedim fakat bunlar dışında hiç tecrübem yok.

tecrübeli sayılmam ama bu deneyimi herkes yaşamak ister neden x kategoriyi bilen birisi diğerlerini denemek istemesin ki anlamadım
  • ananiyimioguz  (21.03.24 01:12:23) 
Belli bir motosiklet tecrübesi olan sürücünün etrafında da genelde çok sayıda motosikletçi olduğundan arkadaşlarının da motosikletlerini tecrübe etme fırsatı bulacaktır, en azından benim çevremdeki motosiklet sürücülerinin deneyimi bu yönde.

Mevcut durumu bilmiyorum ama 7-8 yıl önce cruiser için tek alternatif görece düşük kaliteli Çin malı motosikletlerdi, bu nedenle başlangıç için kimse cruiser önermiyordu. Yine 300 cc'ye kadar touring motor var mı bilmiyorum, aklıma gelmiyor. Adventure için sanırım KTM'de model var ama başlangıç için pahalı olabilir. Naked ve racing alternatifler daha bol, hem daha uygun fiyatlı Japon hem de daha pahalı Avrupa markalarında bu modellere ulaşmak mümkün.

Madem ilk motosikletiniz olacak, zaten bu motosikleti yıllarca kullanmayacağınız için tipten ziyade başlangıç için daha makul modele yönelmek bence daha mantıklı. 125'lik bir motosikleti 1 yıl kullandıktan sonra zaten büyütmek için kaşınmaya başlayacaksınız. Bu süre zarfında etrafınızda motosikletçilerden oluşan bir çevreniz oluşur, siz de her türden motosikleti kullananların tecrübelerini ilk elden öğrenir, bu sırada bazı motosikletleri dener, ona göre karar verirsiniz.
  • 10551037  (21.03.24 01:35:40) 
[]

Aramızda youtuber var mı?

Yazın yotube a bir video atmıştım birden 100bin izlendi. Ben de bi gaza geldim video atmaya devam edeyim dedim.

Bir de para kazanma olayı varmış onu açayım dedim. Önce dedi ki videoların bilmem kaç izlenmesi lazım ön koşul olarak. Onu geçtim zaten 100bini geçince. (şuan 200bin)

Sonra dedi ki 500 aboneyi geçmen lazım. benim 10 abonem falan vardı. Zamanla 100-200 derken 500 oldu. Para kazanma paneli açıldı. Benden google cüzdan falan bişeyler istedi kart tanımladım banka hesabı tanımladım falan.

Neyse gel zaman git zaman benim toplam video izlenmelerim 250bin görüntülenmeye ulaştı ama henüz para mara yok. şimdi de 1000 aboneyi geç diyor. Yav bu ne her adımda yenisi mi açılacak anlamadım.

abone sayım 980 falan yakında 1000 olurum o zaman mı kazanıcam ben anlamadım bu işten bişey.

hayır vereceği de 1-2 dolar bişeydir allah bilir de heves ettim :(

 
son 365 gün içerisinde 4000 saat izlenme (geçmişsindir tahminen)
+
1000 abone.

500 abone olayı şey, izlenmeden/reklamdan para gelmiyor ama izleyiciler super like gibi şeyler atıp para verebiliyor destek olabiliyor.
  • nhk ni youkosu  (13.03.24 23:34:41) 
kanal paylasin da like atalim :P
boyle kuru kuru olmuyor

  • cooperr  (14.03.24 00:09:10) 
aynen merak ettik videoyu paylasir misiniz :)


  • The_Lollok  (14.03.24 00:14:18) 
Kauntum bilgeliği ve tasavvufla ilgili arkadaşlar sizlik bir sey yok


  • ananiyimioguz  (14.03.24 00:36:57) 
iki dakikada harcadı duyurucuları
ayda en az 1 düzenli video atmak para kazanma paneline etkili diye biliyorum.

  • eja  (14.03.24 09:00:33) 
''Kauntum bilgeliği ve tasavvufla ilgili arkadaşlar sizlik bir sey yok''

teşekkürler hahahahahhaha

Ben ilgileniyorum ya.
  • Kahvedesu  (14.03.24 10:44:43) 
YANLIŞ YAPMIŞSIN,

banka hesabı tanımlamadan önce gidip vergi dairesinden yazı alacaksın sonra bu yazı ile bankaya gideceksin, önce banka hesabı açınca sorun oldugunu izlemiştim.
  • liberal  (14.03.24 11:50:35) 
@liberal, ama her şey onaylı gözüküyor banka bilgilerimi falan girdim, vergisel bir sorun yazmıyor (en azından şimdilik), acaba yatırılırken mi sorun olur?

ne gibi bir sorun oluyor yani şu saatten sonra ne yapabilirim, vergi dairesine gidip ne yazı alacağım? bu arada hemen öyle yüklü miktarda para geleceğini sanmıyorum şimdilik dikkat çekmeyebilir :D
  • ananiyimioguz  (14.03.24 11:53:57 ~ 12:01:11) 
1.900.000 TL gelire kadar zaten vergi kaydı açtırmana gerek yok ama gelir elde ediyorsan vergisini ödemen lazım o da bankaya para yatınca kendisi kesinti yapıyor.

youtube'da videolar var izle derim.
  • liberal  (14.03.24 11:57:16) 
Devlet yıllık x liraya kadar kaynağından kesilecek %15 vergi getirmişti arkadaşın dediği onun içindir. Sen beyan edip gelir vergisi vs ödemiyorsun da geldiği anda yüzde 15 kesiliyor. Bunun için bildirmen ona göre yeni banka hesabı açman oraya para alman vs gerekiyor diye biliyorum ama deneyimlemedim.
www.parasut.com

  • nhk ni youkosu  (14.03.24 12:00:44) 
Ama benden banka hesabından ziyade kart istedi sanki ya.

Ve vergi kısmında onaylı gözüküyor nasıl oluyor ben bişey yapmadım.

hizliresim.com

Bir de benden web sitesine reklam vermemi istiyor. Hanıma açtığım web sayfası vardı kendimin yok da, ona gömdüm. Bu sefer de trafiği az falan diye kem küm etti google. Bu gerekli mi "para kazanmak için sitenizi bağlamalısınız" diyor. E ben youtube üzerinden kazanıca site şart mı yani
  • ananiyimioguz  (14.03.24 12:05:10 ~ 12:08:17) 
tasavvuf ile ilgilisin ama 1-2 dolarin pesine dusuyorsun.
bunu takipcilerin duymasin oguzcum :)

  • cooperr  (15.03.24 19:52:32) 
mülk allahın bız sadece emanetciyishdjf


  • ananiyimioguz  (16.03.24 00:39:22) 
[]

Toplu münasebet partisi

Geçenlerde bir tanıdığın çalıştığı yerdeki patronu çalışanlarla veya müşterilerle odasında "partilediği" konuşuluyordu. Bu tescillenmiş bu arada artık.

Sonra konu çiftlerin de bu şekilde takıldığına geldi.

Ben de zamanında dating applerde çift görüyordum ama onlar takılıyordur falan diyordum. Meğer ciddi ilişkide veya evli olanlar da tercih edebiliyormuş.

Biz bi düşündük dedik ki çiftler bunu yapıyorsa artık birbirlerine karşı sevgilerini yitirmiş olmalılar.

Siz ne düşüyorsunuz öyle midir yoksa tüm zevkleri tattık bunu da tadalım gibi bir şey midir?

Olabildiğince sansürleyerek sormaya çalıştım.

Eski duyurularımdan olayı hatırlayanlar olacaktır: www.eksiduyuru.com

 
hiç düşünmeyeceğim kesimlerdeki insanlardan acayip şeyler duyuyorum. her şeyin hızlı tüketildiği gibi ilişkileri ve parterleri de hızla tüketiyorlar sanırım.


  • anon1m  (13.03.24 04:12:25) 
Dünyada her tür insan var, hepsini anlamaya çalışsak işin içinden çıkmak mümkün değil.

Önce sevgi nediri bir tanımlamak gerekiyor, bunun da belli bir cevabı yok ki... Bir de birlikte olan herkesin aynı sebeplere dayalı olarak birlikte olduğunu düşünmek yanlış olsa gerek. Sizin takılıyorlar dediklerinizle, sevgili dediğiniz insanların her ikisinin de ortak özellikleri, dışardan, o ilişkinin içinde olmayan kişilerin gördüğü profil bakımından birlikte kalmaya gönüllü çift resmini çiziyor olması. Neden bir arada kalmak istedikleri kendi bilecekleri iş.

Hepimiz kendi hayatımızdan sorumluyuz sonuçta. Başkasına gidip "ya sen kendini mutlu sanıyorsun ama senin mutlu olman mümkün değil, ben senin böyle yaşamanı istemem" diyemeyiz. Ama kendi hayatımızı nasıl kuracağımıza, kimleri içeri alıp kimleri dışarda tutacağımıza karar verebiliriz.

Herkesin düşünce yapısını anlamak mümkün değil. Ben swinger olayını anlamıyorum mesela, ama ilişkiyi yürütemediklerini açık seçik bildikleri halde evli kalanları da anlamıyorum. Görücü usulü kurulan ilişkileri de anlamıyorum. "erkeğin güzeli çirkini olmaz, erkek erkektir" diyen kadınları da anlamıyorum. Ne bileyim, çocuğunuz var ayrılamazsınız olayını da anlamıyorum. Benim anladığım tek eşli, ancak birlikte olmayı isteyen insanların birlikte olması. Yine de benim anlamadığım ilişkiler binyıllardır var ve sürdürülebilir şeyler demek ki.

O yüzden bu kişilerin birbirlerine karşı sevgisini ne kadar yitirmiş ne kadar seviyor oldukları hakkında bir şey demek çok da kolay değil ve bunun herkes tarafından kabul görecek bir cevabı da yok zaten.
  • akhenaten  (13.03.24 09:25:15 ~ 09:55:53) 
Abi yani böyle fetişler var dünyada. 4 akli dengesi yerinde yetişkin, kendi rızaları dahilinde yaptıktan sonra ilişkide sevgi bitmiş midir, ayrılırlar mı, ahlak dışı mıdır vs gibi sorular beni çok ilgilendirmiyor. Ne bileyim sanırım dün bir duyuru vardı ayaktan huylanan bi arkadaş açmıştı, hatta sanırım sen de çekici bir ayağı beğendiğini söylemiştin. Ayak fetişi nasıl genel geçer (hatta medyada falan en popüler bile olabilir) bir fetişse, eşini başkasıyla izlemek de öyle bir fetiş ki bu da medyada çok işleniyor son dönemlerde. Senin, benim tasvip edip etmememiz bundan hoşlanan çiftlerin varlığını değiştirmeyecek. Birbirleri arasındaki sevginin durumu hakkında da yorum yapamayız yani bence. Gayet birbirlerini deli gibi sevip arada "heyecan" olması için yapan çiftler de olabilir. Etrafımda hiç swingera katılan çift olmadığı için (en azından bildiğim kadarıyla lol) soramadım tabii ki ama bunu yapanlar da birbirlerini sevmiyor diyemeyiz gibi geliyor bana.


  • nundu  (13.03.24 09:53:11) 
beni ilgilendirmeyen durum.

şahsen hiçbir aksiyon almam. olur da başa gelirse de yani eşim böyle birşey istese, ayrılırım. diğer türlü çıkar evliliği oluyor. sanırım biz erkeklerin çıkar evliliğine hiç ihtiyacı yok. zaten evlilik kurumu için çıkar üstüne kurulu diye düşünüyorum düşüncem iyice perçinlenirdi.
  • baldan kaymak  (13.03.24 10:51:35) 
  • salihdt  (13.03.24 11:50:49) 
hocam bunu düşüncelerinizi yargılamak için değil de farklı bir bakış açısı olarak söylüyorum

"Biz bi düşündük dedik ki çiftler bunu yapıyorsa artık birbirlerine karşı sevgilerini yitirmiş olmalılar."

çünkü bu düşünce heteronormatif ve tek eşli bir ilişki dinamiğinin çerçevesi

fakat bu herkesi kapsamıyor, sorduğunuz hayat tarzını deneyen uygulayan çiftler de var, bu onların birbirine saygı ve sevgisinin bittiği anlamına gelmiyor, çünkü tanımları farklı

reddit'te bazı sublarda bunlar çok açık net bilgilendirici şekilde konuşuluyor oraları okuyabilirsin

ben meraktan okudum, uygulayacağım bir pratik değil ama ufkum açıldı
  • grimavi  (13.03.24 12:31:29) 
mobildeyim editleyemiyorum.

ata erkil toplumca yetiştirilmiş erkeklerin çıkarına tabi.

yemeğini yapan, temiz olan, sadece anı yaşamak için biri olsun isteyenler de var aramızda. varız burdayız öyle değiliz. vesselam.

cevabımı da yazmış olayım: ortamdan etkilenmemek elde olmazdı ama umrumda olmazdı.
  • baldan kaymak  (14.03.24 21:29:41) 
yeni evlilikler eskisi gibi degil, saygi sevgi tanimi artik cok baska. ben sahsen oyle bir ortamda esimle bulunmak istemem ama bekar olsam kiz arkadasimla ya da escort tutup :D gidebilirim.

bu arada otellerde cift kisilik yataga bakan tekli koltuk artik moda oldu.
twitter.com
  • sewdali  (14.03.24 21:39:35) 
[]

Şu japon ile yapışır mı?

ibb.co

Deri yapistiricisi diye ayri satilan bir sey var ama evde sadece normal japon var.

150 lira falan deri için olan. Ondan alip mi yapistirsam yoksa japonu basayım mı?

150 lira bisey degil ama bir kac damla kullanicam yani bidaha nerede deri yapistirma işi denk gelsin bu yasima geldim ilk defa kullanicam.

Ya da 50 lirayi şu esnafa ver o halleder mi dersiniz? Ayakkabici cantaci falan?

Hem işgence aleti gibi bisey var ya, ona koymak gerekir belki?

 
Bence yaptırın. Japon tutar tutmasına ama elastikiyetini kaybeder.


  • orient blue  (12.03.24 12:20:27) 
japon tutar ama dikkatli kullanman lazım. her yere bulaşıyor çıkmıyor da.

ayakkabıcılar da halleder bu arada. bally deneyebilirsin mesela.
  • jelly bear  (12.03.24 12:33:27) 
yapışsa bile sağlam olmaz
çift komponentli bir şey olması lazım. ben hızlı yapıştırıcı derim ama mikro boyutlarda nasıl uygulayabilirsin bilemedim. ya da iran yapıştırıcısı denen bir şey var. bu ikisinden biri olur ama kordonu bebat etme riski de var.

  • etna  (12.03.24 22:32:09) 
nereye götüreyim peki neresi yapar bunu en sağlıklı şekilde?


  • ananiyimioguz  (12.03.24 22:39:43) 
valla ayakkabıcı çantacı da bally ile yapıştırır isterseniz siz de bi bally alıp yapıştırın


  • milletin efendisi olmaya gelen adam  (12.03.24 23:36:34) 
[]

Anne babanız ele ayağa düşse evinize alır bakar mısınız?

Siz de 40 yasindasiniz ve evlisiniz.

A) evime alir bakarim
B) bakıcı tutarim kendi evinde bakılır
C) ben bakamam kardeslerimden biri bakar ona para gondeririz
D) bakim evine veriririm
E) hic ilgilenmem baslarinin caresine baksinlar, devlet sahip ciksin

Edit: Bakıcılar 1000-2000 dolar arası alıyor diye biliyorum bu arada onu da hesaplıyor musunuz düşünürken?
Bakım evine verseniz de yine 500-1000 dolar arası bir ücret isteyecekler.
Kaldı ki her şey dahil mi yani ilaç veya bez paraları dahil olmayabiliyor onları da eklemek lazım.

 
b


  • gabe h coud  (11.03.24 20:18:16) 
a ya da b duruma göre değişir.
kendi evimde bakmasam da kendi evinde çokça baktım.

  • jelly bear  (11.03.24 20:22:45) 
Allah büyük konuşturmasın da

a-b
  • ya ben lan neyse  (11.03.24 20:27:20) 
babam erken ölünce bunları konuşur olduk annemle. kendisi kimseye yük olmayan tonton nene olarak ara sıra bizim yanımızda olmak isteyeceğini ama KESİNLİKLE ona bakmamamızı söylüyor. evlat olarak gelin, görün, halimi hatrımı sorun, beni yalnız bırakmayın ama sizin başınıza kalacağım bi durum da olmasın diyor sigma reyiz.

o yüzden bana en mantıklı gelen B veya kendisi isterse C. bakıma muhtaçsa eğer ne yaptığını bilen, ona iyi davranacağını da bildiğim bi profesyonele işi yıkmayı tercih ederim. mümkünse annemin bize olabildiğince yakın yaşamasını sağlarım. bakımıyla profesyonel uğraşır, ben de hep yanında yöresinde olurum. hem o kimseye yük olduğunu hissetmez hem de oğlunun yanında olduğunu bilir.

A çok sıkıntılı bir olay. yaşlanan anamı öylece bırakmayı kendime yakıştıramıyorum, doğru bulmam. diğer taraftan 40 yaşında adamım, evliyim, eşim "ben senin annene mi bakıcam bu saatten sonra" derse o da haklı. ne biliyim. çok zor iş. umarım hiç öyle bi noktada olmam ama olursam da eşime güzelce açıklamaya çalışırım, anamla ilgili tüm sorumluluğu üstlenirim, hem eşimin rahatı bozulmasın hem de annem kendini rahatsız hissetmesin diye uğraşırım. 40 yaşındaki adamın önceliği kendi karısı ve çocuğu olmalı diye düşünüyorum ama anamı da sokağa bırakamam yav, gönlüm razı gelmez.
  • mark greg sputnik  (11.03.24 20:29:58) 
Yatılı bakıcı fiyatlarını araştırın ya da hiç araştırmayıp B seçeneğini eleyin bence.

Bakım evi dediğiniz Devlete ait huzurevleriyse hem yıllar önceden sıraya girmesi gerekiyor ve hem de 'kendine bakabilecek yeterlilikte' şartı var. Dolayısıyla E maddesinin virgülden sonrası da iptal.
Özel huzur evi diyorsanız eğer onun için de B maddesi için söylediklerim geçerli.

Benim cevabım A.
A dışındaki maddeyi düşünenleri (gerçi şahsi görüşümdür kimseyi bağlamaz da) insani bulmam.
  • Mirket  (11.03.24 20:43:09) 
B
Mevcutta benim anne babam daha genç ama yatalak hastalarımıza böyle bakıyoruz. Annem vakti zamanında anneanneme bakarken bel fıtığı oldu. Senelerdir ceremesini çekiyoruz yatan hastaya bakmak herkesin harcı değil.

  • cilekli pasta  (11.03.24 20:50:57) 
Benim evimde bakıcısı olur. Ben çalışıyorum, eşim de çalışıyor olacak. O yüzden bakıcı olur. Ekonomik durumumuza göre ya yarım gün ya da yatılı olur. Evin her yerine kamera koyarız, tuvalet ve banyoya ise sadece ses kaydı alan tipte kamera eğer varsa. Biraz detaylı anlattım ama :))


  • rock n roll  (11.03.24 21:03:52) 
Duruma göre a ya da b. A olacaksa mutlaka yine bakıcı olur evde. O ilgilenir ama benim gözüm üstünde olur. B olacaksa da benim evime yakın bir yere taşınılir. Ben yine her gün, gün içinde görürüm. Başka türlüsünü hayal edemedim. Bu arada aynısı eşimin annesi için de geçerli.


Bu arada ben yurtdışındayim, ailem de öyle. Buna gore cevap verdim.
  • fraise  (11.03.24 21:09:27 ~ 23:34:44) 
Allah kimseye öyle bir durum yaşatmasın ama A şıkkı fazla hayalci.

Kendi evinizde bile baksanız bakıcı tutmak zorunda kalabilirsiniz zira pek hareket edemeyen bir hastayı kaldırmak, oturtmak, yatırmak, yıkamak vb. zor işler ve üstüne "dışarıdan" biri psikolojik olarak o işi daha iyi yapıyor. Sürekli yanınızda kötüleşen ve ölüme giden biri olması, ve o kişinin anneniz babanız olması sizin için de aşırı yıpratıcı olacaktır. Anneannem alzheimer'dı ve göçmen bakıcı tutulmuştu onlarla bile psikolojik harp oldu, komple annem veya teyzem baksa onların psikolojisini ve bedensel sağlıklarını(bel vs.) kaybederdik sanırım.
  • nhk ni youkosu  (11.03.24 21:14:52) 
A. Ama bu senaryoda ben de çalışacağım için bakıcı tutmam gerekecek.


  • Amaranta ursula  (11.03.24 21:27:05) 
85 yaşındaki annem ben de 3 ay kaldı. gece defalarca krizi tuttu, başta ambulans çağırdık ama sürekli çağırmadık artık. çünkü hastane tahlilleri tertemiz çıkıyordu. korona zamanıydı beni evime götürün diye bağırdı. 10 dakika mesafedeki markete gidince bile balkona çıkıp beni çağırıyordu. sinirden ağlama nöbetleri geçirdim. bunlar annemim aklıbaşındayken yaptığı şeylerdi. yavaş yavaş bilinçte gidiyor. şimdi kendi evinde çocukları dönüşümlü olarak ilgileniyoruz.

yani @mirketcim insani olmak bazen aşırı zorlayıcı, hatta imkansız.
  • geveze yazar  (11.03.24 21:29:34 ~ 21:31:21) 
Bana kalsa ben A isterim. İçim ancak öyle rahat eder ama ailem çok karşı bu bakma olaylarına. Onlar B dışındaki tüm seçeneklerde mutsuz olur. İkisi de bana ve kardeşime yük olmama konusunda aşırı takıntılı.


  • juliette  (11.03.24 21:31:39) 
B zaten kendi evinden baska yerde olmak istemez ana biz gununirlik temizlikci bile zor bulurken bakimina guvenecek kisi bulmak zor. imkan varsa C en guzeli ama kardeslerime de yazik olur. insanlar boyle sorumluluk alinca bir anda hayatsiz oluyorlar ve o sorumluluk ustune yapisiyor. ama evliyken eve anne baba gelmesi allah korusun misafir olarak bile yatili kalmasini istemem hic benlik degil. eger alzheimer gibi bi hastaligi varsa D secenegi en sagliklisi ki bizimkiler de bunu ister muhtemelen


  • ala09  (11.03.24 22:09:41) 
b.

Gördüğüm kadarıyla A uzun vadede her iki taraf için çok zorlayıcı oluyor düzenli bakım gerektiren hastalık durumlarında, C kardeşler arasında sürtüşmelere sebep olabiliyor, D ne yazık ki Türkiye'de hala insanlara tuhaf geldiği için çocuklarda vicdan azabına sebep olabiliyor, E aile ile olan ilişkinin kötülüğüne göre bir seçenek.
  • lolita  (11.03.24 22:27:15) 
A. Daha genç ve bekarım ama alzheimer olan annemi baktım/baktık. Alzheimer hastasını biz ailesi olarak zor bakarken bakıcıyla nasıl olurdu düşünemiyorum. Annemden birkaç yıl sonra komşumuzun kardeşine teşhis kondu, bakmak istemediler ve bir bakımevi bulup yerleştirdiler. Kadıncağız bir yıl bile dayanamadı, öldü.
Genelde çevremdeki aileler de dünüşümlü bakıyor. Birkaç ay sizde birkaç ay başkasında şeklinde.

  • gnosis  (11.03.24 22:33:02 ~ 22:35:33) 
Ben muhtemelen B ile baslarim. Durumu kotulesince D'ye gecerim.

Ben evimde bakarim diyenler kendi vicdanlarini rahatlatiyorlar. Evde bakamazsiniz. Muhtac durumdaki yaslilarin ihtiyaclari cok komplike.

Beslenmesi, ilaci, banyosu, tuvaleti, parasinin yonetimi, gerekli medikal cihazlari, giyinmesi, kisisel bakimi, doktor hastane isleri, sosyal ihtiyaclari, eglence ihtiyaclari...

90 kiloluk, mobilite sorunu olan bir yasliyi gunde 8 kez tuvalete goturup temizligini yapamazsiniz. Mumkun degil.

Bakimini yaptiracaksiniz, siz her gun ziyaret edeceksiniz. Cocuklari gotureceksiniz. Maximum yapabileceginiz budur.
  • thetruenorthstrongandfree  (11.03.24 22:57:31) 
Bakıcılar 1000-2000 dolar arası alıyor diye biliyorum bu arada onu da hesaplıyor musunuz düşünürken?
Bakım evine verseniz de yine 500-1000 dolar arası bir ücret isteyecekler.
Kaldı ki her şey dahil mi yani ilaç veya bez paraları dahil olmayabiliyor onları da eklemek lazım.
  • ananiyimioguz  (11.03.24 23:09:00) 
Burda idare eder seviyecdeki bakim evleri aylik $4000-$5000. Cok iyi yerler aylik $10.000'in uzerinde.


  • thetruenorthstrongandfree  (11.03.24 23:59:12) 
@ananiyimioguz'un da işaret ettiği gibi, bakıcı ve bakımevi seçeneği artık biz fakirler için yok.

Verilen cevaplardan insanımızın yeni ekonomik düzene fikir olarak tam bir geçiş yapamadığı anlaşılıyor.
  • Mirket  (12.03.24 00:12:48) 
En güzeli yan daire, alt/üst daire vs gibi yakınlıkta oturup B seçeneği. Hem senin ayrı hem onun ayrı yaşam alanı olur, hem sürekli gözümün önünde olur. A ya da dediğim şekilde B diyorum ben.


  • yazdonumu  (12.03.24 00:56:29) 
insan eti ağırdır. kimseye bakamam. bakılmak da istemem ötenazi haktır.

mümkünse b yi seçerim.
  • anon1m  (12.03.24 01:00:12) 
Siz ne plan yaparsaniz yapin olay esinizin bu konuda ne dusundugunde dugumlenecek.Umarim anlayisli esleriniz vardir/olur


  • turkuaz  (12.03.24 01:56:52) 
Bence insani olan hatta olması gereken A'dır fakat bugün Türkiye'de gerek toplumsal yozlaşma gerek egoizmden dolayı ebeveynler çocuklarına dahi bakmıyorlar, kadınlar evde yemek pişirmek istemiyorlar. Bana göre A dışındaki seçenekler tartışmaya kapalı benim için ama Türkiye gerçeği B ne yazık ki.


  • doharkoman  (12.03.24 02:34:51) 
Annem anneanneme, amcam ve eşi babaanne ve dedeme baktı. Dede dışında ağır hastalığı olan yoktu, birlikte yaşadılar diyelim.
Annem de abimlerle yaşıyor. Ben başka şehirdeyim. Yaşlılığında da böyle devam ediyor diye düşünüyorum.
Kendi şartlarımdan bağımsız olarak ve annemle yakın bir ilişkim olsaydı B’yi seçerdim. Hasta insana bakabilecek beceriler yok bende.
  • auroraaurora  (12.03.24 08:18:03) 
valla benim için 40 olmadan yaşanacak bir durum olabilir. 32 yaşındayım babam neredeyse 80 olacak. ev üzerinde ev olmaz bence. bakımlık bir durum olunca da eşim de ben de çalışıyoruz nasıl bakacağız? imkanım el verdikçe "b" seçeneği benim için. öbür türlü gene evde yalnız kalıyorlar bir anlamı olmuyor.


  • wild honey suckle  (12.03.24 08:27:52) 
parasından bağımsız olarak A. yani bakıcı fiyatı 100 dolar da olsa seçenek değil benim için. annem babam çocukken bakıcıya vermedi beni. ele ayağa düşmelerine de gerek yok, başımın üzerinde her zaman yerleri. şu an 10 dk mesafede yaşıyoruz, haftanın en az 3-4 günü birlikteyiz.


  • mustafakesekci  (12.03.24 09:20:50) 
doğrudan süreci yaşamış ve hala da yaşayan biri olarak tecrübelerimi paylaşayım.

88 yaşındaki babam özel bir bakımevinde kalıyor. kendi isteğiyle oraya yerleştirdik. yani bizim için cevap önce a, sonra d.

a. evime alır bakarım.

çok vicdanlısınız ama sanırım işiniz gücünüz yok, çalışmıyorsunuz. yani evinize aldıktan sonra 24 saat yanında kalmayacaksanız evinize almanın mantığı nedir? evinize aldıktan sonra bırakıp gidebiliyorsanız zaten elden ayaktan düşmüş değildir.

babam hastaneden ilk çıktığında 3 ay kadar bizde kaldı. bizim bir şikayetimiz yoktu. keşke işsiz güçsüz adamlar olsak da evimizde bakabilsek. ben 3 ay işime gücüme gidemedim. ayağa kalkıyor, yürüyor, tuvalete gidiyor ama kalkıp dolaptan yemeği bulup, ocağa koyup, ısıtıp yiyemez. o yüzden iki öğün arasındaki süreden daha uzun yalnız bırakamadık. yemeğini koyup çıkıyorsun, diğer öğünden önce de dönmek zorundasın.

o yüzden a şıkkını eliyoruz. bakımevinde kalıyor olduğunu duyan pek vicdanlı kişiler evime niye almadığımı sorguluyor, ya da bana babasını köpek gibi barınağa vermiş şerefsiz ibne gözüyle bakıyor, yüzlerinden hissediyorum. ama karı koca sabah işe gidip akşam döndüğümüz evde bu adam bütün gün ne yer, ne içer, ne yapar, kimse onu düşünmüyor.

b. bakıcı tutar kendi evinde bakılır.

güzel fikir. babam bakımevinde kalmak istediğini söylediğinde ben de baba olur mu öyle şey, bakıcı tutalım evde baksın dedim. dedi ki naapıcam ben bakıcıyla bütün gün evde? evet minimum 1000 dolar gibi bir rakam istiyorlar. ayrıca evin elektriği, suyu, doğalgazı yine ödeniyor. babamın ve bakıcının yediği, içtiği var. üstüne bir de nazını kaprisini çekmeniz gerekiyor ve kalıcı olacağı da garanti değil, bir şeye tepesi attığı anda yaşlı maşlı demeden, haber bile vermeden çekip gidebiliyor, yüz üstü kalıyorsunuz. ekonomik de değil, verimli de değil. üstelik 7/24 kendi evinde kös kös bakıcıyla oturmak pek eğlenceli de değil. bir de kadının biriyle evde yalnız kadın "beni elledi, bana sarktı, taciz etti" dese, 88 yaşında al başına belayı.

c. tek çocuk olduğum ve benden başka bakacak kimse olmadığı için bu şıkka bir şey diyemiyorum. keşke 3-4 kardeş olsaydık da üçer dörder ay her birimiz baksaydık. hep bunun için keşke dedim. ama kime "keşke kardeşim olsaydı" dediysem "biz kaç kardeşiz de ne oldu, herkes birbiriyle küs, kimse kimseyle konuşmuyor, şükret haline" diyor. belki de böylesi daha hayırlı. öyle olsa ben baktım, sen bakmadın diye tatava çıkacaktı. hepsi tahmin tabii, bilemeyiz.

e. o kadar da şerefsiz vicdansız hayırsız değilim.

d. devlet bakımevleri kendi işini kendi görebilen ve aklı başında yaşlıları kabul ediyor. kendi işini, temel ihtiyaçlarını kendi göremeyen ve/veya alzheimer/demans hastası yaşlıları kabul etmiyor. sıraya giriyorsunuz, sıranız gelince kabul ediyorlar. sıra nasıl geliyor? birileri vefat ettikçe... babam çok şükür kendi temel ihtiyaçlarını görüyor, aklı da başında. ama biraz daha iyi hizmet için devleti tercih etmedik. devlet de ücretsiz değil ama özelin yanında çok cüzi bir ücret alıyorlar.

özel bakımevinde kalıyor. 3 öğün yemek veriyorlar. ara öğünlerde meyve, kurabiye, bisküvi falan veriyorlar. elektriği, suyu, ısınması içinde. bakım personeli var, hemşiresi var, doktoru var. ilaçlarını veriyorlar, çamaşırını yıkıyorlar, banyosunu yaptırıyorlar, sosyalleşebileceği arkadaşları var, kimsenin nazını çekmiyorsunuz, onlar size hizmet sunmak için uğraşıyorlar. devletin karşıladığı bütün ilaçları alıyorlar. babamın bez ihtiyacı yok, kullanmıyor. ama raporunuz varsa devlet bez için de bir ödeme yapıyor, onu veriyorsunuz, bezi de karşılıyorlar. yetmediği kısmı siz karşılıyorsunuz. başına bir iş geldiği zaman anında haberim oluyor, gerekiyorsa ambulans çağırıp hastaneye gönderiyorlar. düştü mü, kalktı mı, fenalaştı mı, rahatsızlandı mı aklınız kalmıyor. çok affedersiniz ishal olup tuvalete yetişemediği de oldu. evde bakıcı olsa eeh ben bununla uğraşamam diyip bok içinde bırakıp gidebilir, burada öyle bir derdiniz olmuyor, temizleyip, yıkayıp paklayıp, üstünü başını değiştirip sizi de haberdar ediyorlar.

bugünün fiyatıyla da aylık 23 bin lira ödüyorum, emekli maaşı ile hemen hemen karşılanıyor. kendisi de memnun, benim de kafam rahat. elbette evindeki kadar rahat bir ortam değil, yatılı okul gibi, öğrenci yurdunda kalıyor gibi. ama bu şartlarda hepimiz için en iyisi bu. üstelik kendi evini de kiraya verdik, oradan da güzel kira geliyor.
  • kibritsuyu  (12.03.24 10:27:06 ~ 13:23:26) 
iyiki kardeslerim var: C
olmasaydi B + periyodik ziyaret
elden ayaktan dusmus bakim gerekiyse D
  • buenosdias  (12.03.24 11:43:40) 
evliysem b ama ben de sık sık giderim, evli değilsem a ama bakıcı da tutarım maddi gücüm varsa.


  • nic cage  (12.03.24 11:53:16) 
[]

Harici Klavyedeki Fn tuşunun yerini değitirme?

Normalde tuş ataması yapabiliyorum bir kaç tane yerlerini yazılımsal olarak değiştirmem gereken tuşlar oldu.

Fakat şu lanet Fn tuşu ilk basışta bir action üretmediği için olsa gerek, o tuşu tek başına tespit edemiyorum. Yani (Fn + bilmem ne) şeklinde basınca bir çıktı üretiyor ya. E o zaman da o çıktı neyse onu yakalıyorum.

Yani Fn i tek başına tespit edemedim ki o tuşu bir yanındakine atayım da yer değiştireyim.

Bu derdim mac os'da geçerli. Tuş atamaları için Karabiner Elements yazılımını kullanıyorum. Orada ön tanımlı Fn tuş seçeneği var ama onunla değiştirince çalışmıyor. Büyük ihtimalle başka bir şey seçmem lazım ama bulamadım.

Klavye şu: www.monsternotebook.com.tr

Monster a da mail attım bakalım.

 
[]

Evin duvarlarını boyamaya yardım için komşuya ne kadar verilir?

Ufak bir yazlığımız var 55-60 m2 falan. Kiracı çıkınca boyatalım dedik çünkü biz de boyasız teslim etmiştik, onlar da boyatmamış.

Annemler de aynı yerde yaşıyor. Emekli genç ruhlu bir komşuları var, tüm sokağın işlerine koşturuyor. Adamın her iş elinden geliyor. Bazen hatır gönül, bazen de 3-5 bişey alıp yapıyor tüm tadilat tamirat işlerini.

Onunla bir boş eve gider misiniz dedim annemlere, bi baksın çok iş var mı diye. Para falan konuşulmadı hiç başta.

O da ilk bakmış burasının yine biraz işi var ya bunu biz yapamayız öyle ufak iş değil demiş.

Bizimkiler de ne olacak ya biz de yardım ederiz, hem ustaya vereceklerine sana verirler işte cocuklar demiş. Öyle deyince (ilk hiç vermiycez mi zannetti bilmiyorum) e şöyle bi baktım da tekrar neyse boyanır ya falan demiş sdfsgjh

Fakat yine rakam konuşulmadı. Öyle bir insan değil az biraz tanıyorum. Sorsak da kesin ne verirseniz işte ya falan diyecek.

Sadece duvarlar boyanacak. Ben 15kg boya kargoladım onlara. Başka ufak tefek şeyler de lazım dediler onları da kargoladım. Annemler de yardım edecek ama genel olarak boyayı o yapacak.

Mesela daha önce annemlerin diğer komşularının bahçesini düzenlemiş, budamış falan 300 vermişler yani bir yemek parasına koşturuyor öyle çok bir beklentisi de yok gibi geldi. Yine de emeği neyse vermek lazım ufak tefek bizimkilerin motoru veya bisikleti bozuluyor mesela yardımcı oluyor da şimdi boya için düzgün bir ödeme yapmak lazım.

www.youtube.com

 
bin lira atarım ben olsam. 300 neymiş ya çok az.


  • entropik  (08.03.24 14:14:23) 
en az bin lira vermelisiniz. şu an 5-10 bine falan boyuyor millet.


  • summerjam0306  (08.03.24 14:26:33) 
@entropik, o işte bahçe işi için ya örnek verdim. onun için de az ama bence de.

@summerjam0306, piyasıyı bilmiyorum ama evet bizim de kafamızda 1-2bin göndermek vardı da işte az mı çok mu bilemedim.
  • ananiyimioguz  (08.03.24 14:28:36 ~ 14:28:57) 
bilemedim ama bana sorsanız 1000 tl bile para değil bu iş için. Kaç gün sürecek ki iş? yani 2-3 günlük bre işse ki bana öyle geldi en az 2000 tl diyorum.


  • kumandanim  (08.03.24 14:31:05) 
- Asgari ücretin günlüğü 700 TL civarında,
- Günlük temizlikçi fiyatları 1000 TL civarında,
- Günlük inşaat işçisi fiyatları (tam emin değilim) 1200 TL civarında.
Bu kişilere yemek de veriliyor.

İşin ne kadar sürdüğüne, kalitesine, aranızdaki iletişime göre yukarıdaki örnekleri kullanarak bir ücret belirleyin derim.

Belirlemeden önce komşunuza ısrarla sormanınızı da öneririm, belki de aklında bir fiyat vardır.
  • michael_knight  (08.03.24 14:34:16 ~ 14:34:55) 
Şimdi armut.com'a sordum. 2.500 ile 6.500 lira arası fiyat verdi.

Bu durumda 1.500 uygundur diyorum.
  • Mirket  (08.03.24 14:35:48) 
60m2'yi 5 ay önce babamın arkadaşına boyattık, adam boyacılık yapıyor, 3500TL verdik. Tanıdık olmasa belki 5000TL'ye boyardı. Bence en az yarısı kadar vermek doğru olur. Uğraşmak istememiş ama parayı başkasına vereceğimize sana veririz deyince adamı beklenti içine sokmuşsunuz, yani orası 5000TL'ye boyanacaksa adama da 5000TL verecekmiş gibi konuşulmuş bence. Çok güzel boyayamayacağını düşündüğüm için yarısını verirdim.


  • Tutkun  (08.03.24 14:46:00) 
1000 tl az 2000 gönderin yüz yüze bakıyorsanız ilerde çıkacak işlerde yardım istediğinizde yüzünüz olur.


  • eja  (08.03.24 14:49:08) 
1000 lira nedir yahu çok az. 2500 civarı verirdim ben en az. boya işi öyle kolay bir iş de değil.


  • elorelia  (08.03.24 15:25:07) 
2500'den aşağı ayıp olur.


  • adivar  (08.03.24 15:39:02) 
Sadece salonsa 25...


  • nop  (08.03.24 15:48:06) 
[]

Dolaptaki sebze meyveler donuyor?

Dondurucu kısmı altta, normal kısım üstte olan bir model.

Dolap şu: www.hotpoint.co.uk

Üst tarafın en alt kısımda sebze meyve haznelerinde, -dondurucuya değen zeminde yani- ne varsa buz kesiliyorlar.

Daha önce böyle bir şey yaşanınız oldu mu nasıl çözüldü?

Usta çağırmadan çözülebilecek bir şey mi?

 
Dolap kaç derecede?


  • Tina  (07.03.24 01:19:56) 
+2 +4 +6 +8

dereceleri var üst taraf için. +6 da duruyor.

alt taraf da -18 den -26 ya gidiyor o da -20 de duruyor
  • ananiyimioguz  (07.03.24 01:42:51) 
-18 yaparsanız düzelir diye düşünüyorum yani bizimki öyle


  • Tina  (07.03.24 12:03:04) 
termostat bozulmustur belki de, yani 6 derecere sabit tutması gerekirken daha düşük ısılara iniyor olabilir. ek olarak da buzdolabının duvarlarından 4-5 cm uzak koymak gerekiyormus ürünleri. fazla yakın olması da dondurabiliyormus


  • delidiyorum  (07.03.24 13:38:14) 
Dolabın fazla dolu olması, hava geçecek yer olmaması sebep olabilir, bir şey yapmadan önce ona dikkat edin.


  • michael_knight  (07.03.24 13:48:28) 
muhtemel durumlar

-dolap hava sirkilasyon fanı bozuk
-hava akışını kesecek şekilde yiyecek istiflenmesi yapılmış
-dolap termostat vb. ilişkili ekipmanlarda sorun var.
  • Rao  (07.03.24 14:10:49) 
[]

Otobüsle motosiklet nasıl taşınır?

İstanbul'dan Gaziantep'e motoru getirmem gerekiyor. Armut com üzerinden teklif istedim ama hiç yazan olmadı.

Sanırım oradan buraya bu iş için araç bulmak zor.

Otobüse koyanlar duydum ama bir ara böyle bir şeyi merak edip sormuştum, biz o sorumluluğu alamayız demişti bir kaç firma.

Peki koyan nasıl koyuyor, bu işin raconu nedir yani yolcu parası verelim altta getirsinler. Sığar herhalde? Arkadaş koyar oradan ben buradan alırım.

Motor: Yamaha xmax 300

Öte yandan ben nasıl güveneceğim? Tanıdık falan da yok ki. Sizin var mı? Çalınsa falan veya bir çalışan kötü niyetinden okutsa okutur gibime geliyor. Hani düşük bir ihtimal ama yine de gerilirim yani.

Nasıl çözebilirim bu işi? Kendim gidip birlikte mi döneyim? Ama o kadar yolu nasıl çekeceğim, ve de uyurum yani yine kontrol edemem ki sdfdskdg

Son seçenek: Arkadaşla geze geze o kadar yolu gelmel. Hem vlog çekmeye başladım malzeme çıkar ama ölümüz de çıkabilir emin olamıyorum :D

 
motosikleti istanbul'da satıp, aynısından gaziantep'te satın al?


  • malheiros  (04.03.24 18:23:09) 
Bir gece Ankara'da, bir gece Kayseri'de kalsanız (şehirleri kabaca Google haritaya bakarak uydurdum ama bence tuttu) üç günde geze geze gidersiniz.

Arkadaş motorunu Antalya'ya götürürken Afyon'da mola verip iki günde gitmişti. Gerçi o büyük motordu, uzun yolda daha konforludur diye tahmin ediyorum ama yapılmayacak iş değil.
  • kobuzchu kiz  (04.03.24 18:32:31) 
ben xmax 250 ile istanbul'dan nevşehire 8-9 saatte gelmiştim. siz de gaziantep'e 1 veya 2 gece konaklama ile rahatlıkla gidersiniz amma....

mevsim malum. mabadınız donar. çok iyi kıyafet, ekipman ve uzun yol tecrübesi lazım. yağmur olacak, rüzgar olacak, belki de kar olacak. ufak bir yanlış harekette Allah muhafaza...
Yaz olsaydı valla ne güzel püfür püfür gidilirdi. xmax uzun yolda çok konforlu bir motor, eğer şimdi değil de 2-3 ay sonrası için soruyorsanız hiç düşünmeyin derim.
  • mustafakesekci  (04.03.24 19:15:02) 
Ben İstanbul'dan Mersin'e yolladım motorumu. Yerel firmalar alıyor. Bir yolcu parası ödedim sanırım tam hatırlamıyorum. Ön camı ve çantayı söktürmen gerekiyor varsa eğer. Firmanın kendi garajından kolayca koymuştuk. Otogardandan zor olur sanırım. Ruhsatı ıvır zıvırı çantaya koyup anahtarı şoföre vermiştim. Bagajın direğine bağlamıştı muavin.Arkadaşım karşıladı karşıdan. Karşılama şart. Koyduktan sonra fotoğrafını çekmiştim arkadaşa yollamak için. Hem kanıt da olur. Firma çok doğal karşılamıştı bu arada biz neler yolluyoruz yiğenim demişti dayı :) Yerel firmalarla konuşun.Adı Has ve özle başlayan bir firmanın almama ihtimali yok.


  • Godless  (04.03.24 20:04:50) 
Artı 1 yolcu parası verip muavinle şöförü gördügünde otobüsün bagajında getiremeyecegin hiç bir şey yok.


  • limonlu eksi  (04.03.24 23:06:00) 
@malheiros, zaten buradalarda xmax 300 olmadığı için oradan aldım. 1-2 tane olsa bile pahalı. istanbulda uygundu baya.


  • ananiyimioguz  (05.03.24 00:00:51) 
Şehirler arası taşımacılık yapan ambar şirketleri var onlarla göndereceksiniz. Otobüsün işi yolcu taşımaktır nakliye aracı değildir otobüsle korsan taşıma yapmanız durumunda on binlerce liralık aracınızın başına bir şey gelirse
uğraşırsınız üç kuruş kar edeceğim derken motordan olursunuz kimsede mesuliyet kabul etmez sonra

  • doharkoman  (05.03.24 01:25:23) 
[]

Kuvvetli Bir Alkış - Annemi filme çekmişler

Kuvvetli Bir Alkış'ı Netflix'te izleyen oldu mu? Normalde özellikle de bizim ülkemizde yayınlanan netflix dizilerini pek sevmem ama bu baya güzel olmuş bence. Bundan önce bir de Bir Başkadır'ı sevmiştim. Bunu da muhakkak izlemelisiniz toplumdaki herkesi tokatlıyor sıradan. Elbet sizin de payınıza bir kaç tokat düşmüştür.

Fakat parça parça giydirmelerden ziyade filmin ana fikri olan anne var ya.

Hah benimki tam ondan.

-spoiler-

kısa dizi, aslında kendisi mutsuz, ilişkisi mutsuz, hayattan bir anlam, bir mutluluk bulamamış bir kadının, çocuk yaparak tüm hayatının merkezine çocuğu koyup, hayattan alamadığı mutluluğu, ilgiyi, sevgiyi, mücadeleyi, çocuğu üstünden gerçekleştirmeye çalışan bir kadını anlatıyor. Çocuğu doğurmuş olsa bile aslında hala karnında taşıyan. Emzirmeyi bırakmış olsa bile hala emzirmeye devam eden bir anne.

soru: ve ben de dizideki gibi çok içe kapanık, depresif bir çocukluk geçirdim. sürekli kendimle konuştuğum bir dönem oldu. liseden sonra açılsam da kelimelerle ilişkim bitmedi. hala sürekli gözlem yapıyorum, tartışmalarda uzun uzun edebi edebi baya baya sürdürüyorum tartışmayı. Böyle bir annenin çocuğu neden böyle oluyor?

-spoiler-

daha geçen yazmıştı acıklı acıklı ıslak kek yaptım bayadır yapmıyordum sadece sana yapardım gel ye diye.
ondan önce de senin adını seslendim tofi (köpeğimiz) pencereye koştu hemen özlemiş demek ki seni bekliyor diyor.

anne adımı söylersen bekler tabi diyorum.

şimdi belki kızacaksınız allahın ruhsuzu diye ama diziyi izlediğinizde daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum. sanırım toplumumuzda çoğu anne böyle.

küçükken de düşerim, olsun annem ben yanındayım.
sınavım kötü geçer, olsun annem ben yanındayım.
iş ararken strese girerim, olsun annem ben sana bakarım.

yahu bir sal gözünü seveyim git gez ülkeyi gez dünyanı gez yeni arkadaşlar edin, sohbet et muhabbet et. Yok. varsa yoksa ben. 30 yaşıma geldim ama o daha kendi hayatını yaşayamadı.

Evlenip gidiyorum artık ona da zorluk çıkarmıştı hatırlarsanız kavgalar edilmişti, ben karşı çıktığı için yeter artık benim yerime kararlar almayı bırak diye çekip gitmiştim. Sonra da diyor ki ben hep senin için yaşadım böyle kolay gidemezsin o zaman bana yaşatmadığın hayatı geri gel.

Ya dedim allah askına sanki ben olmasam sen hayatı yaşayan bir insandın da bunun sorumlusu olarak beni göremezsin hadi şimdi emekli oldun yaşa bakalım dedim. 1 senedir pek konuşmuyoruz hiç bişey de yapmamış yazlıkta oturuyor bütün gün. Arada yürüyüşe çıkıyorlar. Aklı da sürekli bende aramaya çalışıyor yazmaya çalışıyor.

Tekrar söylüyorum bu noktada bana kızacak, hayırsız evlat diyecekler ortadaki sorunu anlamak için kısa diziyi izlemenizi tavsiye ediyorum.

Fakat izleyince tekrar çok üzüldüm. Annemin kişiliğine, benim büründüğüm kişiliğe, kitlesel şekilde bunların yaşandığına..

Bunun çözümü nedir benim yapabileceğim bir şey var mı annem 60 yaşına geldi, onun yapabileceği bir şey var mı? hala ben nasılım diye düşünmekten kendi hayatını yaşayamıyor biliyorum.

 
Diziyi izlemedim ama benim eşimin annesi de benzer durumda. Benzer diyorum ama bu kadar sert şekilde değil, bunun daha hafif versiyonu. Kadın yine de bir tık da olsa gerçekçi olabiliyor.
Ve bu durum en çok çocuklarına zarar veriyor. Çünkü sürekli el üstünde büyütülmüşler, bir dedikleri iki edilmemiş (hem anne tarafından hem dede vs tarafından). Ve şu an sosyal hayatta çok zorlanıyorlar, yapılan en ufak şeye darılıp sinirleniyorlar. Bazen diyorum hatta siz cam fanusta büyümüşsünüz ama gerçek dünya öyle değil diye, kızıyorlar tabi. Onlara göre sevginin tanımı bu olmuş ve onlar gibi olmayan insanlar yeteri kadar sevgi beslemiyorlar birbirlerine. Ulan anneyse bizimki de anne, bizi de leylekeler getirmedi ya da ağaç kovuğundan çıkmadık, biz de çocuk olduk ama hiçbir zaman bir dediğimin iki edilmediği olmadı.
Neyse çok da alakalı olmayabilir ama okuyunca anlatmak istedim. Zor bir durum, özellikle de çocuklar açısından zor bir durum bence. Çünkü bu tarz büyütülen insanlar dış dünyaya karşı fazla savunmasız ve hassas oluyorlar. İkinci olarak da böyle yetiştirilen insanların hayatına giren insanlar için zor bir durum. Çünkü ailesinden gördüğü muameleyi hayatındaki insanlardan göremeyince kendisine değer verilmediğini düşünüyorlar.
Gerçi sizde durum farklı, siz bunun yanlış olduğunu görüp tepki gösterebilmişsiniz ama çoğu kişi bunu yapamıyor.
  • pianeta  (03.03.24 10:39:09) 
Komedi diye açtık fantastik dram çıktı. İnsanın çocuğu sağ salim yanındaysa başka bir şey istemiyor. Ha zaten isteyecek olsa çocuk yapmaz ya da büyütürken bırakır gider.


  • gece abisi  (03.03.24 11:49:10) 
Anneniz sizinle bagli degil bagimli bir iliski kurmus anladigim kadariyla. Siz yetiskin olup, kendinizi ortaya koymaya calisiyorsunuz.

Elimden gelen bir sey yok dogru bir ifade degil. Siz artik bir yetiskinsiniz, kendi sinirlarinizi koymayi ve bunlari uygulamayi ve kendinize ve ihtiyaclariniza sahip cikmayi ogrenebilirsiniz. Annenizin "ben sana omrumu verdim" ifadesindeki surekli kurban olma psikolijisini, siz de 'annem bana boyle yapiyor, bir salmiyor, benim elimden bir sey gelmiyor' diyerek benimsiyor olabilirsiniz. Halbu ki bu da bir kurban rolune burunme durumudur. Boyle karsilikli gecinip gidebilirsiniz. Ya da yetiskin olarak farkli kararlar alip annenizle bagli iliskiler kurmaya calisabilir, kendinize ve hayatiniza sahip cikabilirsiniz. Bu da bir secim. Kontrol edebileginiz seyler, kendiniz ve kendi tavirlariniz. Kontrol edemediginiz seyler, anneniz ve onun davranislari. Kontrol edebildiklerinize odaklanin. Bu arada kolay oldugunu kimse soylemiyor, boyle bir taahhut yok, o kadar zor da degil. Kilit soru ne kadar kendi yasaminizi daha saglikli yasamak istediginiz.
  • kassiopeia  (03.03.24 12:01:59) 
@planeta bence verdiginiz ornek benzer ancak duyuru sahibi bu bagimliligi kirip gercek iliskiler kurmak ve yasami daha saglikli bir yetiskin olarak yasamak istiyor diye anliyorum. Sizin verdiginiz ornekte ise, bu durumu sorgulamayan ve cocukluktan yetiskinlige gecmek istemeyen bir durum soz konusu, zira kusmek, trip atmak duygularini regule etmeyi bilmeyen cocuk tepkisidir, iliskilerde hep alici olmak, kendi gordugunu baskalarina dayatmak vs de saglikli ve sorumluluk almak isteyen yetiskin davranisi degil. Dolayisiyla ayni tarz anneden hep ayni tarz cocuk cikiyor diyemeyiz, bazilari da iliskideki garipligin farkinda oluyor ve kendi sorumluluklarini kendileri almayi ogrenmek istiyor.


  • kassiopeia  (03.03.24 12:14:01) 
@kassiopeia
Yok ben de yazının sonunda bundan bahsetmiştim zaten. Duyuruyu açan kişi durumun yanlış olduğunun farkında, hatta tepkisini bile koymuş daha ne yapsın zaten. Ama çoğu kişide böyle olmuyor, en azından benim gözlemim bu. Çünkü bu tarz kişiler gerçekten fanusta gibi yetişiyorlar bence.

  • büyük engizisyoncu  (03.03.24 12:35:03) 
oo yine annelik gömüyoruz geldim

hayattan alamadığı mutluluğu, ilgiyi, sevgiyi, mücadeleyi; iş, akademi, kariyer, maaş üstünden almakla anne olarak almanın farkı ne mahiyet olarak? :)

ilki bencilce diyecektim ama bencillik bile değil, ancak restorana zaraya yargıcıya 2. evi alırken müteahhite faydan dokunuyor filan. ötekinde product insan, onun da faydaları vardır heralde, sanırım

insan yetiştirmek bir iş zaten. başlı başına. bunu yapanın yaşanmamış bir hayatı olmuyor. öyle olsa gelmiş geçmiş 110 milyar insanın 100 milyarı bi hayat yaşamadı. anne olsan ya da çocuğun olsa nasipse, anlıycan. o bölümün kilidi şak diye açılacak.

şerh düşmek istedim. diğer konular göreceli. haklısındır.
  • lambırcek  (03.03.24 12:53:16 ~ 12:56:40) 
@pianeta, yani yakın aslında ama tam dediğiniz şekilde de olmadı evet, annem fazla disiplinliydi çünkü ben 2 yaşımdayken boşanmışlar. Annem boşandıktan 20 sene sonra tekrar evlendi. Tek başına hem anne hem baba olmaya çalışıyordu. O yüzden bende öyle pek tek çocuk şımarıklılığı veya herhangi bir şımarıklılık oluşmadı. Sadece biraz birey olabilme, güçlü olabilme durumlarında eksik kalmış olabilirim. Bir de annem öyle uygulanabilir bir sevgi göstermeyi bilmiyordu sarılmak öpmek koklamak gibi. Arkadaş gibiydik daha çok. Ama ona rağmen üzerime titrediğini de her fırsatta bir şekilde gösteriyordu. Ama ben öyle bir şey beklemiyordum ki. Kendi hayatımı yaşayayım, kendi hatalarımı yapayım istiyordum. Annemse her şeyi bilmek istiyordu, nereye gittim, kimle gittim, ne yedim, ne harcadım vs. vs. Ben artık dayanamayıp annemle bu iletişimi keskin bir şekilde sınırlayıp yeni ilişkiler kurmaya başlayınca, ve kendisinin hiç bir şeyden haberi olmayınca (ya da çok az) olunca. Bu sefer de yeni ilişki kurduğum kişiye kurulmaya başladı. Sanki ben böyle değildim de beni hayatıma giren kişi bozmuş gibi düşündü sanırım. Halbuki benim savaşım sadece annemle yani dış dünyanın buna bir teması yoktu ki.

O yüzden bu durumları ona nasıl anlatacağım bilmiyorum. Annemin şu an evliliğimle ilgili bir derdi sıkıntısı olmasa da başlarda çok istemiyordu. Çok razı değildi. İstemeye gelmedi, nişana gelmedi, sadece düğüne geldi onu da artık dibinde yaptık gel bir zahmet yani. Geçenlerde bi bunalıma girdim çıktım evden kimseden habersiz telefonlarımı falan kapattım gittim bir parkta kitap okudum. Kimse bana ulaşamayına da annem öldüğümü sanmış ağlamış karakola falan gitmiş. Neden haber vermiyorsunuz ben senin icin canını veririm falan dedi. Ben boyle bir sey istemiyorum ki. Ve niye böyle bir şey yaptım evli barklı adam ben de bilmiyorum. Belki böyle yetiştirilmemin bir sonucudur. Belki az da olsa bir şımarıklılık kalmıştır. Bilmiyorum.

Dedi ki niye böyle yapıyorsunuz. Dedim sizin yüzünüzden yani bu yaşıma kadar yanındayız arkandayız dediniz ama evlenirken yoksunuz, eve geçtik yoksunuz, bir yuva kurmaya çalışıyoruz, yoksunuz. Sonra canımı verirdimler... e kılını kırpmadın bu mudur canını vermen. Bu arada kac yaşına gelmisim yanimda olmak zorunda değiller, çiftler kendileri de yuva kurabilirler fakat şu kısmı insanlara anlatamıyorum; madem öyle bi anda ortada bırakacaktınız, beni neden öyle yetiştirmediniz? Ben de o güçlükte bir karakter olurdum. Madem hayat böyleydi, önceden hazırlasaydınız o zaman
  • ananiyimioguz  (03.03.24 13:02:50 ~ 15:02:35) 
[]

Bitcoin eski rekoruna geldiğinde, diğerleri neden gelmiyor?

Mesela btc 65ten 20ye düşmüştü. yani yaklaşık %70 düştü.
Şimdi bakıyoruz %300 artarak 60lara geldi tekrar.

değerleri bir kanara bırakırsak, insanlar kaç dolara girdiyse şuan o kadar dolara çıkabilirler yine. (enflasyonu saymıyorum)

Fakat etherium a bakıyoruz, eski rekorunun ancak yarısına gelmiş.

doge, shiba falan eski rekoruna gelmesi için 10 kata yakın artması lazım.

Benim hatırladığım genelde top listedeki coinler rekor tazelediğinde hepsi tazeliyordu, şimdi neden göremiyoruz? Btc den sonra mı hareketleniyorlardı yani oradan kar ile çıkan alt koinlere mi kayıyordu yoksa böyle bir kural yok muydu?

 
bana alt coin’lerin hype’ı geçti gibi geliyor. 2016-2017 yılında türkiye’den kriptoya girmek için parayı konsomatris gibi oradan oraya gezdirirken iotalar, tronlar vs ile çok güzel para kazanılıyordu ve bu alt coin’lerin arkasında gerçekten bir proje, fikir, iş modeli olduğunu sanıyorduk. sonradan bu coin’lerin çoğunun arkasında bir şirket bile olmadığı ortaya çıktı ve birçoğu battı zaten. btc ile paralel yükselmelerinin tek nedeni oluşan hype dalgası ve insanların merakıydı. o dönemden sonra alt coinlere güven büyük ölçüde azaldı.

bir de kripto borsası yaygınlaşıp amcaların teyzelerin bile girebileceği bir yatırım aracı haline geldikçe daha ciddi ve risk sevmeyen kitle piyasada hükmetmeye başladı. artık kimsenin kumara yatıracak parası yok. ben de şu an kriptoya yüklü para koyacak olsam etherium’a bile bakmam, btc alır geçerim. belki daha somut nedenleri vardır ama benim dışarıdan bir göz olarak gözlemim böyle.
  • sir gawain  (28.02.24 18:45:48 ~ 18:50:12) 
Faizler yuksek, kumar oynayacak parayi borc almanin bedeli yuksek. Bir de bu tip seylerin ozelligi tahmin edilemez olmasidir. Her sey her seferinde beklentiler dahilinde inip ciksa herkes ayni anda zengin olur.


  • hot potato  (28.02.24 19:01:42 ~ 21:41:39) 
Btc tek geri kalan bir de o yüzden.
Ayrıca btc yükseldi diye diğerleri yükselecek diye bir kaide de yok.
Mantıken öyle olması beklenir ancak short ve long pozisyonlar yüzünden iki yöne de engelleyebiliyor borsalar.
Misal: btc yükseliyor, eth alalım veya eth'ye long basalım.
O kadar kolay değil şşte.
Bak bugünkü yükselişe hemen hiçbiri adamakıllı tepki bile veremedi o yüzden.
  • marcus fenix  (28.02.24 19:14:16) 
pasta bölündü. Toplam market cap 800 milyar dolar olduğunda (2018 başı gibi) ortalıkta 2000 coin varsa bugün 2.33 trilyon market cap atıyorum 9000 coine bölünüyor. Ethereum eski değerine gelsin diye bekliyorsun (belki de gelir) ama paranın akacağı bir sürü L1 - L2 chain denen ethereum'un üzerine şunları yapıyoruz diyen chainler var.

Btc durakladığında para altlara akar o yine aynı devam eder bence ama "hangi coinlere?" Her dönem bir furya oluyor dex, fintech, nft bilmemne ara ara çıkıyor ama geçen sefer "köpekli coin" furyasında ben artık düşünmeyi bıraktım :D aklıma yatanları alıyorum geri kalan saçmalığı düşünecek vaktim yok.

Bu arada tam bu dediğin sebeple "sol eskiden 280 dolardı, yine olmalı, 120den alayım" diyenlerin bir kısmı yaya kalabilir. Solana öylesine bi örnek.
  • nhk ni youkosu  (28.02.24 20:32:57 ~ 20:34:22) 
eth tutanlar satıp btc'ye geçti de ondan.

bi de geçen yazdan beri btc etf'leri yüzünden millet btc alıyor.
  • plutongezegendegilmi  (28.02.24 21:38:47) 
"Benim hatırladığım genelde top listedeki coinler rekor tazelediğinde hepsi tazeliyordu"

yanlış hatırlıyorsun. her zaman önden btc gider, altlar sonradan gelir. geçmişte de hep böyle oldu
  • benarrivo  (28.02.24 23:05:57) 
Amerika menkul kıymetler borsasının yönetimi (Adı her ne ise) yatırım şirketlerinin Bitcoin'e yatırım yapmasına onay verdi. Bu durum da Bitcoin'in önünü açtı. Diğer Coin'lerden ayrışmasına neden oldu.
Hem mevcudiyeti daha meşru hale geldi hem de daha ulaşılır hale geldi.

Bir de bir şirketin toplu alımı oldu. İkisi bir araya gelince patladı.
  • Mirket  (28.02.24 23:20:31) 
bizim borsada da genelde aynı olur. önce babalar ve belli yan tahtalar hareketlenir. oradaki marj azalınca diğerlerinde hareket başlar.
alt coinlerin de zamanı gelir bir gün.

  • lazpalle  (29.02.24 08:26:37) 
[]

Veriler flash disklerde / sd kartlarda nasıl depolanır?

Bir video çekiyorum da ucu buralara dokunuyor bahsetmem lazım.

Aslında bilmediğim veya unuttuğum bilgilere aratarak ulaştım birazına. Veya bazılarını chat gpt ile tartıştım artık ne kadar doğru bilmiyorum ama bir şeyler oturdu. Oturtamadığım bazı şeyler var. Bilenler varsa maddeler halinde yazsam cevaplayabilir mi?

1- Anladığım kadarıyla sd kartlarda ön bellek olmuyor. Varsa da çok çok küçük oluyor. Bu alan ne için kullanılıyor çok çok küçük ise?

2- Normalde benim bildiğim ön bellekte tekrar erişme ihtimali olan datalar tutulur. Ama bazen düşünüyorum datanın boyutu fazla ise burada ne tutuluyor? O datanın kendisi yerine bellekte bulunduğu adresi mi?

3- Yani bu da düşünüldüğünde, her önbellekte data tutulmuyor, adresin veya meta verinin tutulduğu yöntemler de var diyebilir miyiz? Bunlar hangileri mesela cpu,ram,hdd,ssd önbellekleri arasında ne gibi farklılıklar var?

4- Manyetik disklerde yazma ve okuma olaylarını biliyorum. Katı halli disklerde de öyle. Fakat flash diskleri tam anlamadım. RAM i de az çok hatırlıyorum fakülteden. Fakat ram sadece sistem çalıştığında kullanıldığı için ve geçici bellek olduğu için yani datalar zaten elektrik gittiğinde silindiği için kafama biraz daha yatıyor ama mesela ssd ler tam yatmıyor elektrik bilgim zayıf olduğu için. Bazı animasyonlar izledim. Elektron tutabilen hücreler vardır, oralara elektron yüklenir veya yüklenmez. Bu da 0 ve 1 durumuna karşılık gelir. Böylelikle data yazabilir diyor. Kimisi belli voltaj aralığına kadar tutabiliyormuş yani 1 bit değil 1 byte ya da fazlasını tutabilenler de varmış. Okurken de ilgili adreslerden voltajı geçiriyor, voltaj farklarına göre data okunuyormuş. Fakat buradaki "data tutma" olayını tam anlamadım. Ssd veya sd kartı cihazdan çıkardığımız zaman elektrik yüklü bir şey orada bozulmadan durmaya nasıl devam edebiliyor? Data nasıl korunuyor yani? Pil gibi mi çalışıyor? O kısmı tam anlamadım.

5- Depolama aygıtlarını farklı dosya formatlarıyla biçimlendirdiğimizde, farklı kullanım alanları sunuyorlar kullanıcıya. Çünkü bir miktarı meta veri ve veri kurtarma için kullanılıyor. Başka ne için kullanılıyor bilen var mı? Bir de eğer mesela dataların adresleri de yazıyor ise, bir nevi bu kısma ön bellek diyebilir miyiz?

6- Bir sd kart veya ssd nin hızını ölçerken paket boyutu ve süre seçiyoruz. Sanırım 64kb lik parçalar halinde 10gb lık dosyayı atmak ile 128mb lik veya tek parça halinde 10gb ı atmaya çalışmak arasında farklılıklar var. Dosya ne kadar tek parça ise hız artıyor sanırım. 5mb lık bir görsel ile 5mb lık içinde trilyonlarca klasör ve dosya olan bir şeyi atmak arasında fark var. Ama 5mb lik tek dosyayı da laps diye taşımıyor ki onu da bitlere bölüyor. Bu kısımdaki senaryoları da açıklayabilir misiniz?

7- SD karta dosya yazılırken buffer görevini neresi görüyor mesela fotoğraf makinamda fotoğraf çektim diyelim, buffer makine üzerinde ayrı bir devre değil mi? Bu dolunca çekimde de bir yavaşlık oluyor. Bu neden doluyor, çünkü sd kart yeterince hızlı değil. Yığılma oluyor. Bu esnada bu trafik sıkışıklığını kart üzerinde dağıtmaya çalışan kartın kendisi mi yoksa işlemci mi? Yani hop birader sen şu adrese git diyen kartın devresi mi?

8- Buffer devresi normalde depolama birimlerinde olmaz değil mi? Mesela yüksek hız kapasiteli sd kartlar var. Bunların özelliği üzerlerinde cache veya buffer barındırıyor olması mı yoksa aktarım organlarında kullanılar malzemeler daha mı iletken falan da o yüzden mi hızlı çalışıyorlar?

Danke

 
SD Cardların içerisinde milyarlarca su kovası olduğunu düşün (transistörler) ve bunlara suların nasıl dağıtılacağını söyleyen birisi var (controller chip). transistorlar minik miktarlarda elektronları hapsedebiliyorlar, elektrik kaynağı kesilse bile hapsedilenler orda duruyor(non-volatile memory) bunun aksi de pclerdeki ramler(volatile memory). bu elektronların karşılığı da bit değerleri oluyor. controller chip dediğimiz usta başı da bu kovaların dizilimini biliyor, şöyle çalışıyor 523453. sıradan 104 kovanın içindeki elektronların bit karşılıklarını oku örnek:
01100001011011100110000101101110011010010111100101101001011011010110100101101111011001110111010101111010
bunu da bilgisayar ekranda senin nickine çeviriyor.

controller chipde önbellek olabilir, benim bildiğim ilginç bir özelliği yoksa kullanılan cihazın memorysinde tutuluyor. yeni nesil memory çiplerini takip etmedim dram ve slc falan ismen biliyorum sadece. elektron dizilimi transistörlere aktarılmadan önce buffer(önbellek) doldurulur önce bir hata yoksa buffer dolduğunda ilgili transistörlere veri aktarılıyor.
  • nahtoderfahrung  (28.02.24 00:44:37 ~ 00:46:13) 
teşekkürler peki bu controller chip ve barındırdığı cache, sd kart hafızasının dışında mı yoksa ondan mı yiyor?

64gb bir sd kart aldığımızda 59gb kullanmamımız nedeni mi bu? Dosya sistemi belli bir algoritmaya göre adresliyor ya, bu adresler bu yenen alanda mı tutuluyor?
  • ananiyimioguz  (28.02.24 01:33:48) 
[]

Diğer inançlara sahip insanların orada kalma sebepleri ney?

Veya şöyle sorayım, farklı inançlara sahip kişiler, tek doğru olarak kendilerinin seçtiği yolu mu görüyorlar yoksa "başka dinler de var biliyorum ama biz bu yolu seçmişiz" gibi bir farkındalığa sahipler mi?

Yoksa bu soru inanç ile çelişiyor mu? Yani ben ineğe tapıyorum diyelim, bunun için geçerli sebeplerim var. Farklı bir yoldan gittiğimin ve bizim de kendimizce böyle bir motivasyonumuz var'ın farkında mıyım yoksa diğer herkes yanlış da ben doğruyum gibi bir inanç mı olmalı illa bir şeye inanıyorsam?

Mesela bir hristiyan neden o inancını sürdürüyor? Hani biz diyoruz ya son din bizimki o yüzden buna inanmamız lazım.

E madem son din bizimki gibi bir kanıtlanabilir bir şey var elimizde, diğer farklı inançtakiler neden bizimkine inanmıyor? Bunu sadece biz mi biliyoruz? Bizim savımızı neden onlar benimsemiyor? Öyleyse güçsüz mü bizim savımız?

Bir hristiyanın, bir budistin, bir musevinin hala orada durma motivasyonu nedir yani?

Veya biz nasıl ki tek doğru bizimkidir... gibi bir inançla bağlıysak, onlar da öyle bağlıysa, bizim inandığımız din de onlarınkinden farksızsa, burada bizimkini özel kılan nedir? Başkalarının dinlerine nasıl bakıyorsak, onlar da bizimkine aynı boş vermişlik veya inançsızlık ve yanlışlık ile bakıyorsa, biz de bir illüzyonun içinde olamaz mıyız?

Yani aynı bedende ingilterede doğdunuzu düşünün, büyük olasılıkla hristiyan olacaktınız. Şimdi oradan orta doğuya bakın. Müslümanlığa bakıp ne düşüneceğizi düşünün. Veya yahudiliğe. E şu an aynı şekilde biz de burada müslümanlıktan onlara bakıp aynı şeyleri düşünüyoruz. Demek istediğimi anladınız mı yani tek doğru bizimkidir nasıl diyebiliyoruz, orada doğsaydık başka bir şey diyecektik.

Bir hristiyanın, bir budistin, bir musevinin hala orada durma motivasyonu nedir yani? Sorusuna cevap tabii ki yetiştirilirken büyüdüğü kültür ama yetişkinlikten, yani düşünmeye ve sorgulamaya, araştırmaya başladıktan sonra da kalıyorsa neden kalıyordur? Çok çok nadir din değiştirenler veya dinden uzaklaşanlar var. Diğerleri sorgulamıyor mu?

 
Sen hasan mezarciya neden inanmıyorsan, Hristiyanlar da o yüzden Muhammed e inanmıyor.


  • allah yazdiysa bozsun  (27.02.24 19:10:05) 
Senin burada durma motivasyonun nedir? Sen Müslüman olmadın, Müslüman doğdun, Acaba deyip dinini araştırdın mı? Kuran'ı hiç baştan sona Türkçe okudun mu? Farklı tefsirler var deyip tefsirler arası kıyaslama yaptın mı? Tam tercümesi olmayan arapça kelimelerin özünü anlamaya çalıştın mı? Eski Ahit ne der, yeni Ahit ne der diye baktın mı? İncil'i okudun mu mesela, On emir nedir, niyedir, araştırdın mı? Kuran'da Avesta'dan izler bulmaya çalıştın mı? Roma Paganizmi ile Yunan Paganizminin arasındaki farka kafa yordun mu? Bugünün dinlerinde Amon Ra'dan izler aradın mı?

Yanlış anlama. Bu sorular sana değil. Biz Müslüman olmadık, Müslüman olarak doğduk. Bize ne söylendiyse, gerek kendi dinimizle ilgili, gerekse diğer dinlerle ilgili ona inandık. Motivasyonumuz falan yoktu. O din mensuplarının da bir motivasyonu yok.
  • Mirket  (27.02.24 19:19:15) 
Şahsen farklı milletlerden sonradan Müslüman olan çok fazla insanla tanıştım bunların içinde Avrupalı, Afrikalı ve bir çok Rus var benim tanıdıklarımın ortak özelliği ise çok fazla okuyan araştıran insan olmaları çevrelerinde bir müslüman tanıdığı arkadaşları olmamasına rağmen araştırarak tamamen kendi iradeleri ile İslamiyet'e geçmişler hatta en son tanıştığım Rus arkadaşın yaşadığı bölgede hiç müslüman bulunmuyor genel olarak şunu söyleyebilirim öncesinde İslamiyet'e ve müslümanlara karşı önyargılı veya yanlış bilgiye sahipler genelde öncesinde ateist veya deizme yönelmiş kişiler. Bu konu açıldığında İslamiyet'in inkar edilemeyecek hakikatlere sahip olduğunu ve mantığa hitap ettiğini ifade ediyorlar.

Bizdeki ateisme, deizme veya satanizm gibi inançlara özenen kişiler ise tamamen popülizmin tesisiyle ve sosyal medyanın etkisiyle bu tarz inançlara veya inançsızlığa yöneliyorlar aslında bir temelleri ve omurgaları yok mensup oldukları inanç veya kimlik hakkında bilgi sahipleri değiller sadece propoganda ne yönde ise o yöne meylediyorlar moda gibi veya takım tutmak gibi.
  • doharkoman  (27.02.24 20:35:57) 
Semavi dinler özelinde her din kendinden sonra gelen dinleri yalancılıkla suçlar. Hıristiyanlara göre Muhammed yalancıdır. Hatta orta çağ'da bazı hıristiyanlarca deccal olduğu düşünülür. Aynısı isa için de geçerli. Yahudiler eski ahit'te bahsedilen mesih'in isa olamayacağını, isa'nın eski ahit'te verilen mesih tanımına asla uymadığını söyler. Kendi aklınızla bir karar vermiyorsanız, ailenize veya bir din bilginine gidip "bakın ama böyle bir din varmış, son din olduğunu iddia ediyor" derseniz muhtemelen "boş ver onları, onlar yalancı" gibi bir cevap alırsınız. Kaldı ki hıristiyanlar İsa'nın tanrı olduğuna ve hakikati zaten dünyaya getirdiğine inanırlar. Dolayısıyla ondan sonra daha önemli bir güncellemenin gelecek olduğuna inanmaları mantıklı değil. Tanrı bizzat tecessüm edip gerçekleri söylemiş, daha sonra gelecek fanilerin ne önemi var diye düşünürler.

Semavi olmayan dinlerin birçoğu (bunların bir kısmı dinden çok öğreti gibidir) tek ve asıl din olma iddiası taşımazlar. Dolayısıyla diğer dinleri ve öğretileri kabul etmeleri daha kolay olur.

Öte yandan bir üst cevapta popülizm falan diye saçmalayan arkadaşı ciddiye almayın lütfen.
  • stronzo  (27.02.24 21:32:25) 
İnsanların büyük bir kısmı bu konuya kafa yormuyor, doğduğunda gördüğü gelenek ile devam ediyor.

Yani özellikle bu dinle devam etmeliyim motivasyonu yok, diğer kültürel konulara baktığınızda da aynısını görürsünüz. Kolay kolay başka bir yaşam, yemek, giyim kültürü benimsenmez, insanların büyük bir kısmı gördüğüyle devam eder.
  • xephyr  (27.02.24 21:48:08) 
Burada asıl sorulması ve üzerine düşünülmesi gereken şey, "A dinine inanan birini B dinine geçmekten alıkoyan şey ne?" sorusundan ziyade, insanları bir dine inanmaya iten ve inanmaya devam ettiren şey ne? sorusu olmalı.

İnsanın dine inanma ihtiyacının sebeplerini ve dinler tarihini incelediğinizde zaten bu soru otomatik olarak oluşuyor. Tarih boyunca pek çok mitolojik anlatı birbirini etkiledi ve besledi. İnsanlar da tarihin farklı dönemlerinde bu anlatıların peşinden gittiler. Peki ne oluyor da bu kadar bilimsel gelişme varken insanlar hala uçan bir atın üzerinde göğe yükselme mitine inanmaya, ayı ortadan ikiye ayırma hikayelerine inanmaya devam edebiliyor ve bugün dahi, burada bunun propagandasını yapma motivasyonuna sahip olabiliyor?

Bence bu soruya verilecek cevapları, daha yukarıdan bir pencereden bakarak insan varlığını sosyolojik olarak anlamanın da bir yolu.
  • thracia  (28.02.24 11:34:34) 
manevi inanç ve pratikleri rasyonalize edip, içlerinden birinin diğerinden daha doğru olabileceğini varsaymışsınız. maneviyata belli bir vakit ayırmış; biz neyiz, nereden geldik neden buradayız ve buranın öncesi sonrası nedir gibi konuları düşünen, tabiatı takdir etmeyi bilen herkes bulunduğu kültürün dini ritüellerini anlamlı bulmaya yatkındır. ancak temelde hepsi aynı şeyi yapar. ve olayın temelde aynı olduğunu o insanlar anlar. bu soruyu sorduğunuz için, sizin henüz düzenli bir pratiğe sahip olmadığınızı varsayıyorum. herhangi bir keşiş, imam ve papazın birbiriyle sohbetini canlandırın. onların "bizim savımız" ya da "desteklemek"ten bahsedeceklerini sanmıyorum. dini öğretilerden gelen farklar kültürel ve dünyevidir. bunlar olaya maddi boyuttan bakan biri için her şeymiş gibi görünür. "vay canına biri yumurta boyuyor diğeri oruç tutuyor diğeri et yemiyor diğeri kök bitki yemiyor. bunların hepsi aynı anda 'doğru' olamaz" diyebilirsiniz. ancak dinin varlığı maneviyattan gelir. niyette ve insanın içinde olan dışarıya farklı biçimlerde yansıyabilir. neticede kültlerin ortaya çıkışlarında konum ve zamanda farklılıklar var. iklimler ve kültürler farklı. tehdit ve fırsatlar farklı. yas ve kutlamalar farklı. bu yüzden dışarıdan baktığımızda işin maddi kısmı farklı görünecek. manevi boyutta aynılar. daha da derine gidip manevi kısmı da rasyonalize etmeye çalışırsanız bazı tezli programlara başvurabilirsiniz :)


  • Etanglement  (28.02.24 14:38:46) 
[]

MacOS uygulamasının eski sürümünü indirme?

App Store'dan iMovie indireceğim fakat benim sürümüm Ventura 13.4.1,

indirebilmeniz için minumum 13.5 olması gerekiyor diyor.

Şirket cihazı olduğu için update hizmeti IT tarafından kapatılmış durumda.

O yüzden cihazı güncelleyemiyorum.

Bir önceki imovie i haricen indirip kurabilirsem sorun çözülecek gibi.

Çünkü bir kaç ay önce zaten indirim kurmuştum sonra silmem gerekti.

Torrent e falan baktım bulamadım nasıl çözebilirim?

 
Tam istediğim şeyi bulamadım app store da hesap ayarlarına girip satın alınanlar kısmında imovie yi bulup indir dediğimde "daha eski bir sürüm indirilsin mi" diye soruyor. Oradan tekrar indirilebiliyormuş en son sürüme bağlı kalmadan.


  • ananiyimioguz  (25.02.24 16:41:55) 
[]

İnternet hızlarında neden megabyte değil de megabit kullanılıyor

Artık aktarım hızları eskisi gibi yavaş değil ki yani bitler ile konuşmaya ne gerek var?

Direkt desin mesela 10 megabyte download veriyorum diye.

Neden 80 Mbit diyorlar 10MB demek varken?

 
internet uzerinde paketler bitler olarak gonderildiginden diyebiliriz ama asil sebep marketing.

kim 100 mbps demek varken 12.5 MBps demek ister.
  • gule gule  (22.02.24 00:40:01) 
Tamam da megabyte deyince de yine temele indikçe bit e çıkmıyor muyuz

yakında gigabitler konuşulacak 2 gigabit demekle 250 megabyte demek aynı şey değil mi

ben neden sürekli download speed calculate etmek zorundayım direkt mb cinsinden kullansınlar işte
  • ananiyimioguz  (22.02.24 01:30:28) 
2gigabit = 250 mb dogru, ama internet uzerinde transferde aracin yol alisindaki 1km = 1000 m mantigi calismiyor dogrusal bir akis yok. farkli metrelerle toplanip kilometre elde ediliyor bu yuzden terminoloji olarak da bit kullanimi dogru.

aslinda soruyu tersten sorsak neden data volume'u bitlerle degil de bytelarla hesapliyoruz diye daha rahat anlasilir transfer kismi. bunun yaninda tarihte de 1 byte her zaman 8 bit'e esit degildi.

tabii yine de son kullanici icin 2 gigabit yerine 250 megabyte desek hicbir sey farketmez.
  • gule gule  (22.02.24 02:32:06) 
Bir karakteri (harf, rakam, vs) karşı tarafa iletmek için isterseniz 4bit, 5bit, 8bit, 9bit, 10bit kullanabilirsiniz.

1 byte (genellikle) ise, 1 start bit artı 8bit karakter artı 1 stop bit olarak iletilir. Bu yüzden bit-per-second (bps) kullanılır.

Örneğin 240 bps demek, 30 byte/s değildir (240/8). 24 byte/s olarak düşünülmesi gerekir, yani 1 karakter = 10 bit. İsterseniz start/stop bit vs kullanmazsınız ve hesap değişir.

Not: Start bit, stop bit, ve başka bit'lerde kullanılır ama tercihe bağlıdır.

Bu yüzden bit önrmlidir.
  • alfired  (22.02.24 05:12:35) 
aslında ifade ettikleri anlamlar farklı olduğu için bu kullanılıyor. megabyte kavramını trafikteki arabalar ve megabit kavramını da yoldaki şeritler gibi düşünebilirsiniz.

100 adet aracı hem 2 şeritli hem de 4 şeritli bir yoldan gideceği yere ulaştırabilirsiniz. değişen şey ulaşma süreleri olacaktır. internete erişirken size verilen limitler de bant genişliği yani megabit olarak veriliyor. ayrıca bazı internet paketlerinde uygulanan kota da geçiş sayısını sınırladığı için megabyte-gigabyte olarak veriliyor.
  • bravoteam  (22.02.24 09:05:29) 
[]

Öleceğini hissetmek

İnsan bunu nasıl hissediyor bilimsel bir açıklaması var mı? Genelde inanç olarak malum oldu, melek gördü gibi şeyler duyuyorum ama bir insan öleceğini nasıl hissedebilir?

Çoğu ölüm hikayesinde, ölümden bir gün önce veya birkaç saat önce hissettikleri yönünde şeyler duyuyorum.

Ne oluyor olabilir? Zaten kalp rahatsızlığı var diyelim. Kalbi sıkışıyor diyelim. E hep aynı sıkıntıdan daha önce yatmış bir insan, nasıl sonuncuyu ayırt edebiliyor?

Nasıl sevdikleri ile vedalaşabiliyor? Hormonel olarak bir şeyler değişiyor da o his, şimdiye kadar yaşadıklarının dışında oluyor da, onun artık yolun sonu olduğunu mu anlıyor?

 
Aman üstüme geliyorlar +1

Anneannem en az 20 kere böyle öleceğini görmüştür.
Dedem de misal hiç bir şey yokken kalp krizinden gitti.
Babannemi gittik gördük hastanede çok iyiydi, yarın cikar dediler. Eve döndük ertesi sabah haberi geldi.

Bilimsel bir açıklaması yok çünkü ortada olan bir şey de yok. Nefes almasi agirlasan, yorgun olan, bitkin olan insan zaten ölü gibi hisseder yani.

Ben hayatimda ne hissedene denk geldim ne duydum. Gördüğümüz üzere sizin çevrenizde daha çok böyle inaniliyor demekki, yoksa genel geçer bir şey olsa kesin denk gelirdi.
  • logisticsmanager  (20.02.24 00:30:48) 
Ben böyle dini inançlılardan melek gördü gibi bir tabir de hiç duymadım. Hatta insanın öleceği anı yalnız Allah bilir inanışı yok mu İslam'da?

Bilimsel bi olayı da yok zaten arkadaşların dediği gibi. Çünkü böyle bi olay yok. Sonucu bilinen olaydan çıkarım yapma durumu var bence de ki hiç böyle "Ölümünü bildi" durumuna denk gelmedim
  • nundu  (20.02.24 00:47:16) 
Bendeki doneler şöyle;

1- "Normalde baba hiç sevgisini göstermezdi, ölmeden bir gün önce hissettirmeye çalıştı" diyen var.

2- Annemin babası için "normalde yemekten sonra hep salona geçip haber izlerdi ve gece 11 gibi yatağına girerdi, hasta da olsa salonda yatardı ama öleceği gün saat daha 6 olmasına rağmen yatağına gitmişti" dediler ve uyuyarak ölmüş.

3- Büyük teyzemin her yeri kanserdi çok savaştı en sonunda beyin kanseri oldu konuşamıyor yemek yiyemiyordu. Su bile diyemiyordu Hareket bile zor ediyordu. Ne hikmetse ölmeden bir kaç saat önce anne diye sayıkladı. Anneannem yanına gitti elini tuttu. Dakikalar içinde nefes verdi ve öldü. Ben de oradaydım. Tüm aile evinde yanındaydık çünkü doktor artık yapacak bir şey yok evde yanında durun demişti. Ama biz odasında durmuyorduk. 1 haftadır su bile diyemeyin kadın "anne" dediği için hepimiz başına toplanmıştık.

4- Bababamın babası rutin rahatsızlanmış köyden hastaneye yetiştiriyormuş babam. Son zamanlarında sık sık rahatsızlanıyordu. Öleceği gün ilk defa yolun ortasında "oğlum neyse geri dön" demiş. Babam da ne dönmesi baba iyi değilsin yine yeiştireyim demiş. Dedem gerek yok dön sen dön demiş. Babam da şaşırmış durmuş yol kenarında. Bi an anlamamış çünkü ne oldu iyileşti mi birden demiş. Kemerini çıkarmış kapısını açmış adam oracıkta ölmüş.

Ben de diyorum ki farklı bir şey hissediyorlar herhalde?

Edit: bir de kedilerim hastalanınca yine yanımda duruyorlardı ama hepsi ölecekleri zaman hep bir kuytu aradılar. Onlar da hissediyor derler sanki öyle bir bilgi kalmış kafamda.
  • ananiyimioguz  (20.02.24 00:53:08 ~ 00:56:17) 
ben de hissediyorum ama bir türlü ölmedim.


  • deartheodosia  (20.02.24 04:24:03) 
Bence bilinçdışı da olsa insan vücudu kendinde olan şeyleri hissediyor. Daha geçen ay bir tanıdığım vefat etti, vefat etmeden önce de “ben bu yıl kışı geçiremem o yüzden hiç hazırlık yapmayacağım sonraki seneye” dedi. Gidip insanlarla vedalaştı. Hastalığı filan da yoktu sağlamdı ve öldü.

Diğeri de benim başıma gelmiş bir olay. Ben anne karnındayken ikiz kardeşim benim iç organlarıma yapışık olarak kalmış ve ve karnımda bir kist ile kaplanmış. Bunu 27 yaşında öğrendim. O güne kadar da neredeyse iki üç ayda bir rüyamda kendi kendimi doğurduğumu, karnımdan kendimin çıktığını görüyordum. En sonunda doktora gitmeyi akıl edip ameliyat oldum ve bir daha bu rüyayı görmedim.

Yani vücut biliyor bence her şeyi.
  • Gradient_tabanlı_mor  (20.02.24 09:07:28) 
insanlar hep bir anlam arayışı içinde. haliyle en ufak anlam çıkarabileceği olayı hatırlayıp büyütürken. kendince ruhani anlam bulamadıkları olayları görmezden geliyorlar.


  • orpheus  (20.02.24 16:03:13) 
[]

2023 nmax 125 i satıp 2018 xmax 300 e geçmek mantıklı mı?

Diğer soru da dursun ama büyük ihtimalle ilk ilerleyeceğim seçenek bu olacak. Temiz ve bakımlı 30binde buldum mesela.. yılı biraz eski olsa da konfor performans olarak bana mantıklı geliyor ama kaçırdığım bir şeyler olabilir.

şuan nmaxten de memnunum aslında şehir içi ama şehir çevresi iki kişi turlarken iş görse da can sıkabiliyor performans olarak. O yüzden bir arayış içindeyim.

Bu arada sattıktan sonra sadece 20k koyacağım üstüne. Yani neredeyse başa baş.

Benim motorumdan farklı olarak bulduğum xmax'te kablosuz şarj, uzun tur camı, elcik koruma yok sadece. kalan her şey bendekiyle nmax ile aynı.

 
bende ilk sizin gibi düşündüm baya kafa yordum ama son model xmax te karar kıldım. ha şimdi de bunu da satmaya karar verdim 7binde 2021model, düşünürsenizde konuşuruz tabi.


  • hunharca ben  (19.02.24 17:13:08) 
@hunharca ben, tesekkurler alirsam direkt 300lük alirim sizinki 250lik sanirim, yeni olsa da min 300lük düşünüyorum şuan.


  • ananiyimioguz  (19.02.24 18:15:47) 
[]

BENELLİ TRK 502X mi VOGE 525 DSX mi ?

Bütçe max 300 civarı. Başka tavsiyeler varsa açığım. 500cc yi geçmemesi ve 2020 model üstü olması yeterli.




 
VOGE dolu ama çin malı. Benelli de çinde üretiliyo ama en azından italya ayağı var. Ben Benelli derdim. VOGE şu an bende pek güven uyandırmıyor


  • KidLazer  (19.02.24 14:37:05) 
Marka olarak Benelli bana da daha yakın ancak belli bir devir ve hız üstünde titreşim sorunu var diyorlar trk 502de. Voge da mesela sr4 maxi scooter ı komple bmw motoru ve altyapisi diye duydum.

525dsx i de yine bireylere benzertmisler motor tasarimi olarak ama detaylari cok bilmiyorum
  • ananiyimioguz  (19.02.24 18:16:01) 
benim kendimce şöyle bi istatistiğim var: motorun fiyatı 550 600ü aşmadıkça titreme olur. kendi kalite paritem sadece bi dayanağı yok. svartpilen 250 ile başladım. böbrek taşı düşürür. triden 660'a geçtim, çok daha iyiydi ama yine de ufak bir titreşim vardı. şimdi tracer9gt'deyim çiçek gibi.


  • KidLazer  (20.02.24 09:31:01) 
[]

Şu komik videoyu arıyorum

Annem, babam veya eşim yan koltukta otururken ve aracı onlar sürerken...

Tarzında bir karşılaştırma videosu vardı.

Sürerken gayet haşinler ama yan koltukla olunca en ufak bir kasis, viraj veya hızlanmalarda ortalığı velveleye veriyorlar ya..

Bu durumu abartılı bir şekilde gösteren komik bir videoydu.

 
[]

Vücut ağırlığı ile yapılan egzersizler için youtube, tv app, android app?

Pc başında oturmaktan hareketsizlikten hığğk deyip gideceğim.

Spor salonuna gitmeyi deniyorum ama çok sıkıcı geliyor ortamını da sevmiyorum açıkçası. E hazırlanması giyinmesi soyunması da çok zahmetli geliyor. Hep başlayıp başlayıp 1-2 ay sonra bırakıyorum.

Evde hiç denemedim. Evde 1 tane mat ve bir iki dambıl var.

Ama ne yapacağımı bilmiyorum. Fıtığım var 3 tane ellerinizden öper. Onu zorlamayacak şeyler yapmam lazım. Aynı zamanda da sırt kaslarımı geliştirmem lazım ki fıtığım ilerlemesin.

Boy: 191, KG: 110 benim acilen 95 lere inmem lazım. Aslında dışarıdan bakıldığında sadece göbeğim varmış gibi gözüküyor ama ben 90lardan buralara geldim. 90 olunca da baston gibi dolaşıyorum o da rahatsız ediyor.

Hangi adımları izleyebilirim evde?

 
Google "you are your own gym". Her seyi anlatıyor.

Ama fıtık demissiniz. Bu biraz sıkıntı çünkü youtube ya da kitap size fıtığa sorun yaratmayan diye anlatmaz. O kısım biraz zorlu.
  • logisticsmanager  (16.02.24 11:49:10) 
Kilo vermek için diyet yapman lazım. Sağlıklı ve dengeli beslenirsen kilo verirsin, sporla değil.

Fıtığın varsa web'den ya da uygulamadan spor seçip yapmanı önermem. Bir gün iki büklüm kalabilirsin.

Bir reformer pilates salonuna yazılmanı öneririm. Hem postürün düzelir 2-3 ayda, hem sırt kasların güçlenir.
  • Mirket  (16.02.24 12:07:40 ~ 12:08:29) 
Better me diye bir app var, on gündür kullanıyorum. Ufak bir ücret karşılığı (indirimde 100 küsur liraydı sanırım) beklentiniz, hedefiniz doğrultusunda size üç aylık program hazırlıyor. Keyifli memnunum şimdilik, bakabilirsiniz indirip


  • bir fincan kahve ile film izlemek  (16.02.24 12:56:39) 
Soruna tam cevap değil ama spor salonuna gitmeye zorla kendini. Yoksa bu tembellik usengeclik ile evde de pek verimli ve düzenli spor yapacagini zannetmiyorum. Kilo fazlan var ve disiplinli şekilde sedanter yaşamdan çıkmalısin. Spor salonuna hazırlanmaktan bile useniyorsun. Bu usengecligi yenmek için üzerine gitmeli ve salona düzenli gitmelisin. Bir zaman sonra usenmeyeceksin.


  • abelardo  (16.02.24 16:31:00) 
Youtube => walk at home.

Hiç bir alet gerektirmeyen her yaşta ve seviyede insanın kolaylıkla yapabileceği kardiyo egzersizleri.

iyi bir diyetle birlikte düzenli uygularsan kilo vermek garanti. Tarafımdan denendi onaylandı.
  • zikardo  (17.02.24 05:35:00) 
123456789  Önceki  Sonraki »
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler angelus, Artibir, aychovsky, baba jo, basond, compumaster, deckard, duyulmasi gerektigi kadar, fader, fraise, groove salad, kahvegibi, kaymaktutmayansicaksut, kibritsuyu, monstro, pandispanya, robin, ron dennis
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır. Skimlinks ile linkler üzerinden yönlendirme payı alınmaktadır.