[]

ingilizce

I might end up having to kill your friend

burdaki having'in anlamı ne oluyor

I might end up killing your friend cümlesinden farkı nedir?

 
Zorunda kalmak anlamı veriyor,


  • theconqueror  (16.08.18 00:33:31) 
[]

İngilizce de

'Paranın dik gelmesi' nasıl denir?




 
Para dik geldi anlaminda "The coin landed on its side" ya da "The coin landed on the edge" diyorlar.


  • aychovsky  (15.08.18 19:28:47 ~ 19:29:15) 
landed on its side diyorlar


  • cay koy geliyorum  (15.08.18 19:29:52 ~ 19:30:14) 
Kim Milyoner Olmak İster'deki soru ile ilgili araştırma yapıyorsanız, linki buraya atarasnız sevinirim.


  • apdulera  (15.08.18 22:26:52) 
[]

İngilizce bir cümle çeviri

"Elbette size elimizden geldiğince destek oluruz" demek istiyorum

"Of course we will support you if we can" demek istemiyorum. Şu "if"ten sonrasını nasıl yazsam? "within our knowlege" gibi bir şey anlatmak istediğim. Nasıl diyeyim?


 
Of course we will support you as much as we can ?


  • tabudeviren  (15.08.18 12:53:43) 
Of course we'll do our best to support you


  • stavro  (15.08.18 13:05:30) 
[]

Practice creates masters

bunu nasıl çevirirdiniz :

Pratik ustalaştırır diye çeviriyorum
sadece emin olmak istiyorum.

 
Sadece fikir olsun diye yazıyorum.

Pratik, ustalar yaratır.
  • dissendium  (14.08.18 14:42:44) 
modamod çevirisi yukarıdaki gibi. ama sizinki çok güzel.


  • retiredcolonel  (14.08.18 15:26:54) 
Bunun Almancasını (Übung macht den Meister) "Yapa yapa usta olursun" diye çevirirdik biz
"Meşk kemale erdirir" diye bir çeviri de gördüm. Yeni nesle yabancı ama bence güzel çeviri.

  • SiyamkedisiZorro  (14.08.18 15:49:18) 
@retired dogru kullanimi motamot. Sahsi algilama :)


  • leben  (14.08.18 16:55:43 ~ 16:58:28) 
"Yapa yapa usta olursun"a katiliyorum. "Pratik, ustalar yaratır" veya "Pratik ustalaştırır" chicken translation. bir metin icinde gorsem iy bu ne ya derim.


  • hot potato  (14.08.18 17:54:46) 
Motamot (bunu çeviri alanına kelimesi kelimesine diye kim soktuysa ona da selam ederim) çevirisi doğru çeviri değil sevgili kahramanikarus. burada bahsedilen şey literal translation ki kendisi translation meme'lerin en ünlüsü olan literal vs semantic translation meme'inin ana aktörlerindendir.

bu literal vs semantic olayını sevgili dilbilimci Nida ortaya dynamic translation kavramını atarak aşalı sanırım bi 15 20 yıl oldu. dilbilimciler kelimelerin karşılıkları mı korunmalı yoksa söylenen ifade anlam olarak mı korunmalı diye birbirlerini yiyedursunlar, Nida çıkıp dedi ki "bu işin aslı yaratılan etkiyi tam anlamıyla korumaktır."

yani çeviriniz ister literal ister semantic olsun, hedef dilin kullanıcısının söylediğiniz karşısında hissedeceği etki kaynak dilin kullanıcısınınkiyle aynı olmalı der. bunun en güzel örnekleri de atasözleri üzerinden döner.

örneğin türkçe (bardaktan boşanırcasına yağıyor) ile ingilizce (it's raining cats & dogs) ya da türkçe (aklımı başımdan aldı) ile ingiilizce (s/he got me head over hills) birbirlerinin tam çevirisiyken, ne literal ne de semantic olarak birbirleriyle alakalı bile değildirler.

dolaysıyıa, @hot potato'nun da dediği gibi, doğru çeviri yapmak adına strictly literal ya da strictly semantic çeviri yapılırsa hedef dil kullanıcısı okur okumaz metnin çeviri olduğunu anlar ki bu çeviribilimde (burası benim tabirim) tam bir fiyasko anlamına gelir.

bu açıdan bakarsak, güzide dilimizdeki (bkz: işleyen demir ışıldar) sözü bile pratik, ustalar yaratır çevirisinden güzel duruyor.
  • jason bourne seksapeli  (15.08.18 09:35:28 ~ 09:40:20) 
[]

Devlete ait resmi araç - makam aracı ne demek? -türkçe-ingilizce-

teşekkürler.




 
official car ya da official state car


  • iddaaci  (13.08.18 21:42:59 ~ 21:43:41) 
[]

Ielts'e hazırlanma tavsiyeleri

Merhaba dostlar,

1.5 Hafta sonra IELTS'e gireceğim. Özel ders şeklinde kurs aldım ve şu an yeterli puanı alırım gibi görünüyor ancak özellikle listening ve speaking'te durum biraz ucu ucuna, dolayısıyla içim pek rahat değil ve bu sorun büyük ölçüde yetersiz vocabulary seviyesinden kaynaklanıyor. Çalışan bir insanım ve hafta içi akşamları en fazla 2 saatim falan oluyor sınava hazırlanmak için, bayram tatiline kadar da bu durum değişmeyecek.

Şimdi size sorum şu, özellikle vocabulary'den ötürü gibi duran speaking ve listening becerilerimi geliştirmek amacıyla şu kısa süreyi etkili kullanmak için neler yapabilirim? Kullandığınız yöntemler, notlar falan ne varsa önerilerinize ihtiyacım var.

 
ielts-simon.com
ielts-simon.com
ielts-simon.com
ielts-simon.com
ielts-simon.com
ielts-simon.com
cambridge ielts serisi/örnek sınavlar.. ses kayıtları da mevcut
özel ders
  • jimjim  (13.08.18 12:53:48) 
speaking zor. ingilizceyi iyi bilenn biriyle konuşman lazım.

listening daha basit. üstteki adresin yanı sıra ingilizce diziler (tercihen ingiliz dizileri) ve 6 minutes english (bbc) işe yarayabilir.
  • tururo  (13.08.18 15:29:35) 
[]

Almanca ögrenme kocu

Sevgili arkadaslar,
Goethe'nin B2 kursunu basariyla tamamlamis ancak sertifika sinavini gecememis bir kardesimiz var 22 yasinda. Sinava tekrar Ekim'de girecek. Ama destek lazim. Takildigi konularda yardimci olabilecek ama bu cocugun zamanini planlama ve calismasini takip etme olacak birini ariyorum. Eylül ayinda haftada 2 gün bulusmaya vakti olan Istanbul'da müsaitlik gerekiyor. Güzel bir ücret karsiligi. Almanca üni okuyan bir arkadas olsa daha iyi olur, bir ögrenci de para kazanmis olur.
Kendiniz ya da böyle bir tanidiginiz / öneriniz varsa bildirirseniz sevinirim.


 
Bu öğrenci kardeşimiz şuradaki Facebook grubuna üye olursa ve bu duyurusunu orada paylaşırsa, kısa sürede doğru kişileri bulabilir:
"Almanca B1 B2 C1 C2 - Fortgeschrittene Lernende der deutschen Sprache"
www.facebook.com
  • aynadakileke  (14.08.18 08:53:48) 
[]

doğu avrupa aksanıyla ingilizce konuşmak?

amerikalı ya da ingiliz biriyle konuşurken doğu avrupalı sanıyorlar aksanım yüzünden. böyle biraz rus aksanına kayan şekilde konuşuyormuşum. bunu nasıl çözebilirim?
yani aksan yapmadan konuşmaya çalışıyorum ama sırp mısın, rumen misin falan diyorlar hep. sıkıldım.



 
Dudak v’si (w), peltek s ve z’ler (th) önemli. Bunlarla beraber dilin melodisini yansıtmak önemli.

All ears english podcastlerini dinleyip melodiyi kaparak taklit etmeye çalışın.
  • le jeune turc  (12.08.18 14:57:02) 
w'yu v gibi söyleme. r yi bastırma


  • glamdr1ng  (12.08.18 15:48:21) 
Aslında onlar fazla ülke bilmiyor bir neden de o. Turkler zaten doğrudan Arap olduğu için onlar için Türk diye bir şey yok.

Salaklar beni de hep Alman sanıyorlardı. Bakıyorlar ne Meksikalı ne Çinli görünüyorum. Geriye dünyada bildikleri tek ülke kalıyor o da Almanya! O nedenle takma kafaya. Esmer olsan örneğin Doğu Avrupalı gibi konuşuyorsun falan demezlerdi. Azıcık bilgileriyle aksan tahlili yapamazlar.
  • Traveller  (12.08.18 16:38:50) 
Hic kasma. Gramerin duzgunse, kelimeri anlasilir bicimde soyluyorsan hic gerek yok aksan kasmaya. Aksanli konusan bir suru profesor var universitelerde, hatta Indian gibi konusan rektor gordum. 30 senedir yurt disindayim. illa ogrenmek istiyorsan bu isin koclari var. online hizmet veriyorlar. Cok pahali saat ucretleri. Onlardan destek alabilirsin.


  • hey corc versene borc  (12.08.18 16:42:04) 
[]

cümle iyileştirme

Yakşanlar. bu cümleyi nasıl daha güzel, daha karışık ve süslü yapabiliriz acaba? Böyle bir cümle verilmiş ama sanki yanlış gibi.

it also deals with health issues that people have.


 
issues yerine problems desek olur mu, deal with yerine de discuss kullanılabilir belki


  • theconqueror  (11.08.18 21:09:35) 
it also discusses the health problems that people deals with. eğer bir yazıdan vs söz ediyorsak deal yerine discuss daha doğru.


  • neverlose  (11.08.18 21:15:24) 
[]

If cümleleriyle ilgili iki soru

1) if'ten sonra bir şey gelmez diye bir kural vardı, neydi o kural?

2) iş görüşmesinde bu iş için seçilirsen şirkete ne katcaksın muhabbetini
a) "if i were selected for this position"
b) "if i am selected for this position"
c) "if i will be selected for this position"
nasıl yapıyoruz?
ve selected yerine choosen kullanılır mı?

 
google de "if you were selected for...." ile ilgili bir sürü iş görüşmesi cümlesi çıkıyor. hangi zamanla yapmak gerektiğini çözemedim


  • semitika  (11.08.18 16:36:02) 
if clause cümlesinin içinde will,would,could... kullanılamaz

unreal situation yani hayali durumlar için type 2 kullanılıyor. yani if + simple past, would kalıbı diye düşünüyorum. yaani if in içinde geçmiş zaman kullanılır. burda passiv yapı olduğu için karıştırdınız sanırım
  • möldersgotinnue  (11.08.18 16:47:33) 
If I were... Doğrusu

If I were rich man şarkısından gelsin akıllara

Bu arada mülakatta sözlü olacak bu herhalde bu ama choosen değil chosen. Telaffuzu da daha kısadır.

Chosen denir mi, niye denmesin diye düşünüyorum da aklıma bir sebep gelmiyor
  • senolll  (11.08.18 16:48:03) 
gercekle celisen bir durumdan bahsediyorsan, senin yerinde olsam gibi (if I were you..), if I were, kalibini kullanirsin. Muhtemel bir durum icin (sana sorulan soru gibi), if I was selected, daha dogru geliyor. her zaman if I were kullanimi kesinlik uygun degil.


  • ubi dubium ibi libertas  (11.08.18 17:06:32) 
[]

to - for kullanımı

to için anlamında kullanıoabilir mi? for gibi yani.




 
Neden olmasin?

-Why are you going to the store?
-to buy some milk.

I am going to the store to buy some milk.
  • robokot  (11.08.18 00:25:34 ~ 00:25:51) 
Kullanılır.

to + infinitive verb şeklinde. to do (something)


for + noun

for + gerund (Ving)

En basit haliyle böyle.
  • cymbelina  (11.08.18 00:28:50) 
sorunuzun cevabı geniş açıklamaları ile ingilizcebankasi.com


  • ahtingir  (12.08.18 11:55:22) 
[]

Minik bir çeviri (İngilizce)

Bu iki cümlede ne demek istenmiş, anlayamadım:

-We can offer you 60% off our web prices all year round with a minimum spend before discount of £100. (That’s only £40 after discount!)


Çok teşekkürler şimdiden.

 
indirim uygulanmadan önce minimum £100 (indirimden sonra sadece £40) harcamanız durumunda size web fiyatlarımız üzerinden, bütün yıl geçerli olacak şekilde %60 indirim sağlayabiliriz.


  • Thredith  (10.08.18 15:42:07) 
[]

ingilizce soru

This piece I'll share with you, and it's awesome, and it resonates so well with people.


it resonates so well with people.
bu tam olarak ne anlama geliyor?


tureng'da yankı uyandırmak (halk arasında vs) diyor uygun mu?

 
tureng sallamış. mümkün olduğunca ingilizce açıklamalı sözlüklere bakın.

[for an idea, issue, or concept] to appeal to someone or cause someone to relate to it. The concept of wearing worn-looking clothing seems to resonate with young people. Your notion just doesn't resonate with the public in general.

biri(leri) tarafından tercih edilmek, kabul görmek gibi manalara geliyor.
  • lazpalle  (09.08.18 15:36:29 ~ 15:36:59) 
çoğ iyi tepki alıyi dimekh.


  • idonthaveatvset  (09.08.18 15:43:58) 
Tureng sallamaz, size anlamlarini siralar, context'e gore dogru cumleyi siz cikartirsiniz. Contexti tureng bilecek degil.


  • stavro  (09.08.18 16:16:58 ~ 16:17:23) 
[]

Rusça online ders verecek birini tanıyor musunuz?

Ana dili Rusça olan Türkçe de konuşabilen birinden online olarak temel düzeyde Rusça dersi almak istiyorum. Yönlendirebileceğiniz herhangi bir kurs veya kişi varsa irtibat kurabilmem için yardımcı olur musunuz?




 
2 kişi var. iletişim bilgilerini özel mesajla atıyorum.


  • teknikekip  (09.08.18 11:43:32) 
[]

Bir cümleden şu kısmın çevirisi nedir acaba?

"the complete stripping away of all the guarantees that the people had once been given against any unwarranted undertakings on the part of those who govern them"

cümlenin tamamı: "The sight of universal discouragement, of – if I can go so far as to say this – absolute muzzling all around; then the sight of disarmament , the complete stripping away of all the guarantees that the people had once been given against any unwarranted undertakings on the part of those who govern them; the recent imprint of irons that almost all energetic men bore on their flesh; and what seemed to me the almost complete conviction of many people who were not able to offer very good reasons for their attitude, that the Republic might really, after all, be something other than a blessing; these various causes had very nearly brought all spirits to a state of total resignation, and everyone seemed ready to bend under the yoke."

İlginize teşekkürler.

Not: Amatör olarak çevirmeye çalıştığım bir metinden kesit.

 
google translate türkçe çevirisini çok geliştirdi, oradan yardım alabilirsin.

"İnsanların bir zamanlar onları yönetenlerin herhangi bir yersiz teşebbüsüne karşı verdikleri bütün güvencelerin tamamen ortadan kalkması"

dedi mesela, gayet düzgün bir çeviri. "yersiz" yerine "haksız" veya "kanuni dayanağı olmayan"; "teşebbüs" yerine "taahhüt", "üstlenme" gibi kelimelerle düzenleyebilirsin.
  • Bruce  (09.08.18 07:19:58) 
denedim google translate'i ancak pek tatmin olamadım bu çeviriden açıkçası. isabetli olmayabileceğini düşünüyorum


  • farabi  (09.08.18 07:22:06) 
ne açıdan tatmin olmadın peki? anlamı mı karşılamıyor yoksa yapısal olarak mı özensiz görünüyor?


  • Bruce  (09.08.18 07:37:33) 
Metnin tamamına baktığımda translate'in sunduğu anlamın metnin içerebileceği bir anlam olmadığını düşündüm. Metnin tamamı şurda arzu ederseniz: www.marxists.org Fransız İhtilali sonrası idam edilen bir devrimcinin mahkemeye karşı savunması.


  • farabi  (09.08.18 07:51:45) 
devletin kanunsuz uygulamalarına karşı halkın kendini savunacak mekanizmaların etkisizleştirilmesinden bahsediyor, tutarlı geldi bana.

"had once been given" kısmını yöneten için çevirmiş ama garanti için olması lazım, bu da yapısal bir hata ama anlamda sorun göremedim ben.
  • Bruce  (09.08.18 08:06:47 ~ 08:12:14) 
Evrensel cesaret cesaretini, eğer bunu söyleyecek kadar ileri gidebiliyorsan, her yerde mutlak susturuyor; sonra silahsızlanma görüşü, insanların bir zamanlar herhangi bir haksız komisyon karşı verilen tüm garanti tamamen striptiz Onları yöneten kişilerin parçası; neredeyse tüm enerjik erkeklerin etini sıkıcı ırons son izi; ve bana, davranışları için çok iyi sebepler pek çok kişinin neredeyse tam olarak hüküm verdiği gibi, Cumhuriyet gerçekten, her şeye rağmen, bir nimet dışında bir şey olsun; bu çeşitli sebepler neredeyse tüm ruhları tam bir istifa durumuna getirdi, ve herkes boyunduruğu altında eğilmek için hazır görünüyordu."


bu da başka bi çeviri ben çevirmedim amaa buradan toparla daha yakın
  • buiret  (09.08.18 08:33:23) 
[]

do you know english?

I don't know english.

böyle bir kullanım var mı? know yerine speak değil mi doğrusu?


 
Do you know English'e I don't know English degil No I don't diye cevap verilir.
Onun disinda speak daha uygun ama informal olarak I don't know English denebilir

  • hot potato  (09.08.18 03:42:55) 
Var.
Do you understand English? de var mesela.

  • baldur2  (09.08.18 04:12:28) 
böyle bir kullanım yok arkadaşlar, doğru değil, çok da kulak tırmalıyor. "do you know english" sorusu "İngilizceye aşina mısın", "İngilizce diye bir dilin varlığından haberdar mısın" gibi bir anlama geliyor. bizim "şu dili biliyor musun" diye sorduğumuz şey İngilizcede "do you speak x" diye soruluyor.


  • mezzosprite  (09.08.18 10:18:50) 
[]

'köpek öldüren' ingilizce karşılığı?

köpek öldüren diye tabir ettiğimiz ucuz şarabı ingilizce ifade etmeye kalksak?




 
plonk


  • amortisman  (09.08.18 00:00:12) 
Rotgut misal filmlerde hani böyle tetrapaktan içerler, onlar işte....


  • mavicorap  (09.08.18 00:02:42) 
shitty de gitsin


  • bahcemaruf  (09.08.18 00:03:41) 
Ben direkt çeviriyorum biz böyle diyoruz diye daha komik oluyor :D Dog killer diyorum yani.


  • dougsampson  (09.08.18 00:50:07) 
[]

Saadetin zıt anlamlısı ve saadet ile uyaklı bir sözcük?

Saadetin zıt anlamlısı ve saadet ile uyaklı(-et ile biten) bir sözcük arıyorum.




 
sefalet belki.


  • onemoremile  (08.08.18 09:44:37) 
kasavet


  • sir gawain  (08.08.18 09:53:51) 
saadet’in zıttı mutsuz / mutsuzluk


  • 2 tostos turan  (08.08.18 11:32:42) 
kasvet


  • ceyhan prensi adana  (08.08.18 11:35:59) 
gaflet, dalalet ve hatta hiyanet


  • jimicik  (08.08.18 11:43:11) 
felaket.


  • g7mor  (08.08.18 14:20:00) 
[]

Dışışleri bakanlığı yazılı sınavına nasıl hazırlanırım

Bildiğiniz gibi ingilizce essay yazdırıyor buna nasil çalışabilirim online. Yani bana konu versin sınavlarda çıkana benzer ben yazıp yollayim o degerlendirsin feedback versin




 
Şöyle bir site var yazdiklarinizi kontrol ediyorlar para karşılığı sanirim. İşinize yarayabilir belki :
essaykontrol.com

  • Amaranta ursula  (06.08.18 21:19:30) 
[]

Ingilizce dergiler ve Hot English magazine

Ingilizce öğrenme sürecine uygun orta seviyeye yakın dergiler okumak istiyorum, Hot English magazine'i tavsiye eder misiniz? Fiyatı biraz pahalı ancak eski sayılarını taksitle alabilirim eğer faydası dokunacaksa. Bu dergi dışında bu tür başka dergi var mı Türkiyede satılabilen basılı?




 
Newsweek deneyebilirsin.


  • kaset  (07.08.18 16:00:35) 
[]

İngilizcesi düzgün filmler?

Merhaba, Ingilizce altyazılı izlemeye uygun, çok hızlı ve terimsel diyalogları olmadığı filmlerden aklınıza gelenler var mı? Social Network, Hunger Games, King's Speech ve Esaretin Bedeli öneriliyor genelde. Marvel filmlerinin dili nasıldı?




 
Bütün süper kahraman / blockbuster filmlerin İngilizcesi 9 yaşındaki native speaker'a göredir genelde... amaç gişe olduğu için.


  • 507  (06.08.18 11:50:03) 
[]

ispanyolca

favori oyuncularımdan bahsetmek istiyorum diyelim, ''mis actores / actrices favoritos son x, y, z.'' bu kalıp doğru mu?

teşekkürler


 
Mis actores favoritos son ....( içlerinde bir tane kadın bile olsa bunu kullanabilirsin, daha genel)

Sadece kadınlar varsa grupta mis actrices favoritas son ....
  • geçerkenugradım  (04.08.18 15:39:47) 
ilk cevaba +1
listeyi y ile bitirmek daha guzel olabilir:
“Mis actores favoritos son x, y y z.”
  • cedex  (04.08.18 16:38:32) 
[]

bertrand russell hangi dilde okunmali

bati felsefesi tarihi, 900 sayfa

turkce anadilim, ingilizcem c1 (toefl 108/120)

turkce daha hizli okurum ama ceviride bir seyler kaybolabilir, ayrica yazarin uslubu ingilizcede daha iyi anlasilabilir.

ingilzcesini mi okuyayim turkcesini mi? (Fiyatlari ayni: 12 dolar vs 60 lira)

genel olarak boyle durumlarda ne yapiyorsunuz? orjinal mi ceviri mi tercihiniz?

 
Türkçe. Zaten öyle çeviride kaybolacak kadar satır arası bişeylerin olduğu bir kitap değil. kaybolduğunu düşündüğün yerde ingilizce pdfsine bakarsın.


  • idonthaveatvset  (04.08.18 08:14:20) 
İngilizcen tam çok iyi diyecektim de "orjinal" değil dostum origin kelimesinden gelen original olacak.


  • Traveller  (04.08.18 11:15:30) 
Kesinlikle ingilizce. Hatta libgen.io'da bedava bulabilirsin pdflerini


  • bahcemaruf  (04.08.18 11:20:31) 
[]

ingilizcedeki ilk 60,000 kelime

böyle bir veri dosyası buldum (excel formatında)


dosya.co

yukarıdaki site çok reklam çıkarıyor

şu da torrent linki thepiratebay.org


1. liste hakkında düşünceleriniz nedir

2. ilk 10.000 kelime 'ben çok iyi ingilizce biliyorum' diyebilmek için yeterli midir

 
paylaştığın için teşekkürler. ben de ingilizce'de en çok kullanılan kelimenin 'the' olduğunu duymuştum. kesinlikle kelime bilgisi ingilizce'yi anlayabilmenin temelini oluşturuyor. sonra cümle yapısı geliyor.


  • pseudologia fantastica  (03.08.18 21:23:42 ~ 21:24:12) 
1. dosyayi indirmek istemedim

2. Ilk 10 bin sozcuk sizi uluslararasi standartlarda B1 - B2 yapar diye dusunuyorum. Ancak ABD'de 10 yasindaki bir cocuk ilk 10 bin sozcugu biliyor. Aslinda bu da filmleriz, dizileri, kitaplari cogunlukla anlayabileceginiz anlamina geliyor.

Bonuc duyuru: eksiduyu.ru

Bonus duyuru 2: eksiduyu.ru
  • Traveller  (03.08.18 21:24:51 ~ 21:30:54) 
şurada da 60.000 kelimelik liste var aynısı olabilir. lingualeo.com indirmesiz


  • kamile necaset  (03.08.18 21:39:28) 
on bin kelime artik C2 anlamina gelir, olayi asmissiniz demektir... ama sadece kelime bilmek dil bilmek anlamina gelmez tabi, dilin mantigini iyice oturtup bir de bu kadar kelime biliyorsaniz bitti...


  • hewit  (03.08.18 22:39:29 ~ 22:40:20) 
ilk 10 bin kelimeyi biliyorsan bence git amerikan başkanlığına aday ol.

ben 3100 civarına kadar leblebi gibi geldim, 7000 civarında bunlar ne moduna girdim.
  • işimdeyim gücümdeyim  (03.08.18 22:41:38) 
10 bin kelime ne yazık ki C2 seviyesine getirmez. C2 demek üniversitede anadilin gibi Hukuka Giriş 101 dersini anlayabilmeniz demektir. Bunun için yaklaşık 15 bin kadar kelime gerekir. Subpuena, plantiff, gavel gibi sözcükleri biliyorum ve testler yabancı dil seviyemi genelde 14 binlerde buluyor. Ancak hala bir mahkeme dizisini tam anlayarak izleyemiyorum. Bunun için 20 bine çıkmam gerekli.


  • Traveller  (03.08.18 23:03:46) 
10 bin cogu degerlendirme icin c1 ustu c2 altidir, b1 b2 gibi basit seviyeler icin birkacbin kelime yeterlidir, ben demiyorum arastiran dilbilimciler diyor, gerci bunun konuyla alakasi yok...


  • hewit  (03.08.18 23:06:30) 
traveller'la münakaşa etmenin anlamı yok, bu arkadaşa göre üstün amerikan ırkı haricinde kimse çok iyi ingilizce konuşamaz. bizim gibi filthy peasant'lar 90 bin kelime de bilse c2 falan olamazlar. koskoca 300 milyonluk ülkede hukuka giriş dersi alan, ingilizceyi sonradan öğrenmiş adam yok sanki. bunların alayı 20-30 bin kelime biliyor di mi? sanki hukuka giriş 101 dersi alanlar her kelimeyi biliyor. bırakın traveller kendi dünyasında yaşamaya devam etsin.


  • der meister  (03.08.18 23:10:24) 
konu amacindan sapiyor gerci, isin ozu, kac kelime bildiginizin ingilizce seviyenizle alakasi cok sinirlidir, oturup 40 bin kelime ezberleyip kendinizi ancak B1 seviyesinde ifade edebilirsiniz, yahut 6 7 bin kelime bilip kendinizi bir "native" seviyesine yakin ifade edebilirsiniz, bunun hicbir zaman net bir sayisi olmayacak, 10 bin, ulasmak isteyebileceklerinizin %95i icin yeterli bir rakam, geri kalan yuzde besi de nerede uzmanlasacaksaniz ona ayrin bitti gitti, hukuk vs bunlar uc ornekler, hukuk terimi bilmenin dil bilmekle bir alakasi yok, ugandali da olsan kendi dilinde o terimleri sifirdan ogreniyorsun zaten... neyse selametle...


  • hewit  (03.08.18 23:20:18) 
Listeye bakma geregi bile duymadim, 10 bin kelime ne yahu 700-800 kelimeyle b1i gecersin, sadece vocab’i goz onune aliyorum bunu soylerken.

Yarin otur say tek tek turkceyi kac farkli kelimeyle konustugunu, 1000den fazla farkli kelime kullanmissan bana haber ver.

Kelime ogrenecegine latince yunanca kokleri ve ekleru ogren cok daha fazla faydasini gorursun. Anadilim turkce, ingilizce ve ispanyolcayi akademik duzeyde kullaniyorum uc dilde toplam 60 bin kelime bilmiyorum. Gerek yok.
  • reavelyn  (03.08.18 23:45:15) 
Kinayeli mecazlı bir edebi eser yazılmayacaksa 10bin kelime yeter bence.


  • curukturpkokusu  (04.08.18 01:23:44) 
Abi ne diyeyim. Öğrenmeyin çalışmayın. Sonra Türkler neden İngilizce konuşamıyor? Işte kendimizi bu kadar önemli görüyoruz ve gözlerinizi kapatıp gerçeklerden uzaklaşıyoruz. Grameri dayıyoruz, present perfect'ler future continuous'lar. Sonra bir Amerikalı ile konuşacağın zaman I have been ummm neydi o kelime... I will have ummm neydi o kelime ya... sonra Yes diye konuşmayı bitiyoruz.


  • Traveller  (04.08.18 12:25:22) 
@traveller, bu kanıya nereden vardın benim amerikan tutkunu kardeşim? ben ingilizce kitap da okuyorum, amerikanlarla da teklemeden konuşuyorum. değil 10 bin kelime, muhtemelen 5 bin kelime bile bilmiyorum. kendimizi önemsememiz neden kötü ayrıca? üstün görmek demek istedin sen sanırım... üstün gördüğüm falan yok. 10-12 yıldır ingilizceyle içli dışlıyım, hiçbir zaman "öğrendim bitti" demedim ve hayatımın sonuna kadar da bu dilde yeni şeyler öğrenmeye, kendimi geliştirmeye çalışmaya devam edeceğim. emin ol ingilizceyi aktif olarak kullanan herkes aynı düşünceye sahiptir zaten.

ayrıca ben tam olarak gramer "dayaması"yla öğrendim ingilizceyi. grameri seviyorum çünkü. grameri anladığım zaman çok daha rahat benimsiyorum dili. herkesin öğrenme tarzı farklı. past continuous tense'in nesi var ki kızdın şimdi?

burada kimse ingilizceyi küçümsemiyor. ayrıca küçümserse de kendisi öğrenemez zaten, kime ne zararı var? benim kızdığım nokta senin amerikanlara ve ingilizceye verdiğin erişilmez, eşsiz değer. konu yabancı hayranlığı olunca her şeyi abartıyorsun, amerikan olmayanı itin gtüne sokuyorsun. sana göre bizim gibi "köylü" türklerin c2 düzeyinde ingilizce konuşabilmesi, hukuka giriş 101 dersi alabilmesi imkânsız çünkü bizde nerede o kafa... ben de diyorum ki bu saydığın şeyler için 10 bin kelime bilmeye gerek yok, bunun çok daha azıyla da çok çok iyi ingilizce konuşulabilir. ayrıca her dilde, direkt karşılığı olmayan yüzlerce hatta binlerce kelime var. kelime bilgisi "go, gitmek demek!" şeklinde ölçülmez. cümle içinde kullanırsın, doğru kullanabiliyorsan biliyorsundur. 10 bin kelime kullanan adam da zaten edgar allan poe falandır c1'le c2'yle veya hukuka giriş'le işi olmaz.

"ondan sonra biz niye öğrenemiyoruz" diye canını sıkma sen yani, öğrenilince öğreniliyor. yabancı dil öğrenme işini çok ciddiye aldığını bilsem bu tavrına saygı duyardım ama senin tek derdin türkleri (daha doğrusu amerikan olmayanları) "küçültmek" olduğu için kusura bakma ama bu tavrı fazlasıyla nahoş buluyorum.

allah aşkına texas'taki kekolardan daha kötü ingilizce konuştuğumuzu söyleme bana. biz belki 10 bin kelime bilmeden c2 olamayız ama c1 oluruz. amerika'da yaşayanların %60-70'i falan kendi dillerini b1 konuşuyor. bu türkiye için de geçerli. o yüzden çok şeyapma yani, zaten herkes hukuka giriş 101 dersi almayacak üstelik.
  • der meister  (04.08.18 12:45:02) 
9 bin kelime bilen bir kitabı akıcı bir şekilde okuyabilir diyordu bir dilbilimci.


  • gölgede aynı  (04.08.18 13:12:48) 
@der meister

Abi 5 bin kelime biliyorum, kitap okuyorum deyip...

Iki tane duyurum var, iki tane farkli kaynaktan test cozup birinde 14 bin 400 kelime bildigin digerinde 21 bin kusur kelime bildigin cikmis!

www.eksiduyuru.com

www.eksiduyuru.com

Hic de 5000 kelime falan bilmiyorsun.
  • Traveller  (04.08.18 17:25:06 ~ 17:29:24) 
[]

Yds taktik

Paragraf sorularında aşırı bunalıyorum. Diğer paragrafı okuyasım gelmiyor.
Çok zaman alıyor haliyle.
Sizin paragraf taktiğiniz nedir?


 
Eskidendi ydsde taktik işi. Şimdi çalışmıyor.


  • kablelvuku  (03.08.18 20:44:17) 
taktik yok okuyup anlayıp yorumlayacaksın +1
önce soruyu ve şıkları oku soruda ve şıklarda geçen yeri çiz

sınava paragraf soruları ile başla
  • basond  (03.08.18 22:47:10) 
youtu.be

Ben buradan çalışmıştım, akın dilin taktikli bir test kitabıyla beraber.
  • filmlovepenguin  (03.08.18 22:53:55 ~ 04.08.18 11:59:04) 
[]

Almanca B2 - C1 Türkçe Açıklamalı Online Kurs

Almanca B2 - C1 ileri seviye gramer konularını Türkçe açıklamalı olarak anlattığım online kursum, Udemy eğitim sitesinde yayımlandı:

(Dikkat: Udemy sitesindeki eğitimler ücretli. Ama birkaç dersi ücretsiz önizleme olarak seyretmek mümkün):

www.udemy.com

İnceleyip görüşlerinizi paylaşırsanız sevinirim.

 
Ellerinize sağlık.


  • babilbaligi  (03.08.18 10:59:17) 
elinize sağlık. ben henüz a1'im. ancak ilerisi için kaybetmemek adına buraya kendime not olarak bırakıyorum. teşekkürler.

ayrıca duyuruyu soru olarak açmamışsınız, editlerseniz modlar silmez. yoksa bizim cevaplarımız uçar.

eğer editte, beklenti soracak olursanız a1 ve a2 kursu yapmayı düşünüyor musunuz? münihte önerebileceğiniz kurslar var mı? goethe çok pahalı :/
  • 111111  (03.08.18 11:15:04) 
[]

1 cümle çeviri

bir zamanlar ben de bisiklet sürmekle ilgilenirdim.




 
i was interested in cycling some time ago.


  • diffarentiationation  (02.08.18 19:00:21) 
I used to be into cycling too.


  • hot potato  (02.08.18 19:54:12) 
[]

bira yapanlara soru

fotoğrafta görünen "dresser" kısmı ne olabilir, türkçeye nasıl çevrilir?




 
demlik?


  • for the record  (02.08.18 16:45:45) 
süzgeç?


  • kahoan  (02.08.18 18:18:19) 
[]

İngilizce keşke

Keşke yerine ne kullanıyorsunuz. Yani böyle çok i would like to ya da prefer gibi değil de “ayy oraya bugun mu giittin keşke yarın gitseydin de beraber gitseydik” cümlesindeli keşke. ?




 
wish i?

damn nigga, couldn't you wait a little bit more? damn.
  • michonne  (02.08.18 02:06:11) 
Wish bana biraz büyük tibi geliyor ya. Böyle olmasını dilerdim...... gibi. Daha böyle türkçedeki gibi çok da şey değil ama böyle olsa daha iyiydi fibi ama laf sokuyor gibi olmadan çünkü it would better falan laf sokuyor gibi ya da bana mı öyle geliyor?


  • fosforlu cevriye  (02.08.18 02:17:56) 
Ya da ben türkçede de keşke yi yanlış mı kullanıyorum acaba ya akflalöga


  • fosforlu cevriye  (02.08.18 02:18:34) 
Gece gece soruyu ve cevapları okuyunca biraz beynim yandı ama I wish tir o.

Soruda keşke yarın gitseydin diyerek biraz kafa karışıklığo olmuş. Keşke sonuçta geçmiş zamanda olmuş ve pişmanlık/üzüntü duyulan şeyler için kullanılır.

İngilizce de, mesela siz bir partiye katılamadınız ve arkadaşlarınız o partiden bahsediyor somraki günlerde, I wish I was there. Keşke orada olsaydım. I wish normalde gelecek içinken, sonrasında gelen past tense li cümleler keşke anlamı veriyor.

I couldn't come to your party
I wish you could.

Keşke gelebilseydin.

Bu kafa yanıklığıyla yanlış şeyler söylemiyorumdur umarım. Sabah bakıcam tekrar :D
  • senolll  (02.08.18 02:45:24) 
Bir de ek, yanlışım varsa biri düzeltsin.

Som örnekte, I wished you could denirse, parti gerçekleşirken senin gelmiş olmanı diledim gibi bir anlamı olabilir.
  • senolll  (02.08.18 02:48:45) 
Genellikle wish kullanılır fakat çok içerlediğin güçlü durumlar için if only kalıbı da kullandıkları olur. Bunca yıldır her gün İngilizce konuşuyorum ama ben hiç kullanmadım şahsen.

If only you joined me.
  • bos gezenin bos ustasi  (02.08.18 06:13:41) 
I wish kullanıyorum. sandığınız gibi büyük dilek anlamına gelmiyor. kalıp gibi düşünebilirsiniz.


  • interview with the vampire  (02.08.18 06:46:52) 
I wish ve if only


  • stavro  (02.08.18 07:35:43) 
Floor plan creator


  • bos gezenin bos ustasi  (02.08.18 15:44:25) 
Yanlış başlık mobildeyim pardon


  • bos gezenin bos ustasi  (02.08.18 15:44:39) 
[]

Ukraynaca bilenler/cumle cevirisi

"лучше вылить, чем не хватит" tam olarak ne anlama gelmekte internet ceviri programlari sacma sapan ceviriyor da asil ne anlama geldigini merak ediyorum




 
"az olmasindansa cok olmasi daha iyi" gibi. tam olarak "dokulmesi yetmemesinden iyidir". alkol muhabbetinde denir genelde, iki sise yeter mi dersen mesela yapistirirlar bunu, uc sise alalim yetmemesindense artmasi daha iyi gibi.

ukraynaca degil bu arada rusca bu, ukraynacada ы yok.
  • der meister  (01.08.18 14:59:35) 
[]

Co-Founder mı Founding Partner mi?

Kurucu Ortak unvanını hangisi karşılıyor? İkisi aynı mı tamamen?




 
Co-founder


  • archery  (31.07.18 21:52:13) 
Founding Partner bence. Co-Founder eşitlik belirtiyor. Eşbaşkanı gibi.


  • redskull  (31.07.18 22:36:53) 
co-founder daha butik ve samimi, founding partner daha resmi, büyük kurumsal. bi de founding partner yıllar önce şirket kurulduğunda varmış ama sonradan yeni ortaklar da girmiş mevzuya gibi oluyor biraz.


  • yuto  (31.07.18 22:49:21) 
[]

İngilizce "salaş bir mekan"

Nasıl denir?




 
valla salaş derken kastırmaması/rahatlık vs. içinse "cozy place" yeterli.


  • lcha  (26.07.18 15:56:20 ~ 15:56:29) 
Shabby place kullanabilirsin, eski bakimsiz anlamini karsilar


  • leben  (26.07.18 16:00:41) 
Bence shabby olumsuz bir hava katar ifadeye.
Causal olmaz mı? Günlük, gayriresmi anlamında

 A casual dining restaurant is a restaurant that serves moderately-priced food in a casual atmosphere (wikipedia)
  • karabasun  (26.07.18 16:31:53 ~ 16:32:26) 
dive denir.


  • hot potato  (26.07.18 16:49:24) 
Cozy place +1


  • mecik balit  (26.07.18 16:52:22) 
Bence de en uygunu cozy


  • unionall  (26.07.18 16:56:01) 
www.urbandictionary.com

Doğru olan dive
  • Traveller  (26.07.18 16:57:37) 
"It's a laid-back place." de denir.


  • robokot  (26.07.18 17:00:35) 
Cozy uygun degil.


  • stavro  (26.07.18 17:05:48) 
dive sadece barlar icin kullanilir bildigim kadariyla.

casual falan denir herhalde.

Dive bar bir de yani salastan cok boktan manasinda. Ne bileyim, bizdeki birahaneler gibi falan.
  • sen de başını alıp gitme ne olur  (26.07.18 17:15:00) 
Cozy, şirin böyle insanın içini ısıtan şeylere denir, salaşa denmez. Salaş denince bizde adamı soymayan, ucuza mal edilmiş, ucuza servis yapan ama yoklukta gideri olan yer anlamı çıkar.


  • bos gezenin bos ustasi  (26.07.18 18:06:58) 
Kelime uyduramadım ama not fancy dersen olur mesela.


  • bos gezenin bos ustasi  (26.07.18 18:07:21) 
Gebelde casual diyorlar. Very casual deyince artık taburelerle oturduğun, elinle haldır haldır yemek yediğin bir yeri bekliyorsun.

Cozy’nin salaşlıkla doğrudan ilişkisi yok. Loş ışıklı, içini ısıtan her yer cozy olabilir.
  • aychovsky  (26.07.18 18:16:47 ~ 18:18:11) 
Simple olmaz mi mesela ya da ordinary


  • imnotsureabout  (26.07.18 18:57:59) 
A hole in the wall


  • renegade  (26.07.18 20:56:19) 
[]

L2 students lise öğrencisi mi demek?

sb, teşekkürler.




 
Hayır, Second language student demek.


  • noluyo yaa  (25.07.18 15:40:30) 
[]

çeviri yardımı

The reading process that students underwent in response to the tests was examined through debriefing between an evaluator and a student, when the latter defended the choices selected for the questions.


testlere yanıt olarak gerçekleştirilen öğrencilerin okuma süreci ve bir öğrenci arasındaki etkileşimle gerçekleştirilmiştir, diğer bir öğrenci sorulara cevap verdiğinde.

gibi kötü bir şekilde çevirebildim. yardım ederseniz sevinirim.

 
öğrencilerin testlere karşılık katıldıkları okuma süreci, bir değerlendirici ve bir öğrenci arasında, öğrencinin sorular için seçilen sonuçları savunduğu sorgulama aracılığıyla değerlendirildi.


  • jason bourne seksapeli  (25.07.18 14:08:39) 
arkadaşım yapamayacağınız çevirileri almayın. sonra sektör çok düşük yea, üç kuruşa çeviri yaptırıyorlar diye ağlıyorsunuz orda burda.


  • katil usak  (25.07.18 16:11:26) 
@katil uşak, arkadaşım hakaret amaçlı değil sadece soruyorum, problemli misin? sıkıntılı mısın?


  • mezarkabul  (25.07.18 17:59:54) 
bir de üste çıkıyor utanmadan. sen soru sorabilirsin, hakaret edip etmeyeceğime ben karar veririm. kaldı ki hakaret ettiğim de yok.

içinize alamayacağınız penislerin altına yatıp, "ya penisin şu kadarını sana versem içine alır mısın", "ya penisin şu kısmını da alamayacağım sanırım, alabilecek olan var mı" diye crowdsourcing peşine düşüyorsunuz. yardım istediğiniz kişilerin bu konuda yetkinliği var mı yok mu, işi size veren kişi böyle bir şeye onay verir miydi falan gibi iş etiği kapsamına giren kaygılarınız yok. iş kalitesini ve dolayısıyla işin parasal değerini düşürüyorsunuz. bir de gelmiş "hakaret etme arkadaşım".

küfür etmediğime dua et sen.
  • katil usak  (04.08.18 00:20:33 ~ 00:22:49) 
"sen soru sorabilirsin, hakaret edip etmeyeceğime ben karar veririm."

vay arkadaş ne çeşit deliler var duyuruda, şaşırmamayı öğrenmeliyim artık. hakaret edip etmeyeceğine o karar verirmiş bi de ba hale rahatsıza bak. sjdkfkf sen kimsin? :) adam hepi topu bir çeviri sormuş, cevap vereceksen ver, vermeyeceksen.... işte devamını biliyorsun.
  • nice tnetennba  (04.08.18 01:13:59) 
[]

muzik zevki uyan iki insan

icin kullanilan bir terim kelime bi sey var mi ingilizcede?




 
urban dictionary'de musical soulmate terimi var dediğini anlatan. tek örnek bu.


  • isvicre rakisi  (25.07.18 13:00:29) 
have the same musical taste


  • jason bourne seksapeli  (25.07.18 13:10:57) 
taste buddy var genelde yiyecekler için kullanılır ama müzik, film vs. taste'leri için kullanıldığı da olur.


  • tepedeki psychedelic adam  (25.07.18 13:16:15) 
[]

Toefl

Eylül’de toefl’a gireceğim, en az 72 almam lazım. Zorluk seviyesi nasıl oluyor yani odtü profla karşılaştırırsak mesela, daha mı zor olur? Ayrıca hangi kaynaklardan çalışmam benim için daha faydalı olur, dolar aldı başını gitti şöyle ekonomik önerileriniz olursa çok makbule geçer. Şimdiden teşekkürler.




 
Oncelikle kelime ezberlemenizi tavsiye ediyorum. TOEFL, dil bilgisini dogrudan olcmeyen bir sinav bu nedenle okudugunu ve dinledigini anlamak daha onemli.

Barrons, Cambridge, Kaplan, ETS'in kaynaklari var. Ayrica YouTube'da Notefull kanali var. Bunlarla baslayabilirsin.
  • myfavouritedays  (24.07.18 20:04:08) 
[]

Şarkı çevirisi

Koskoca internette bu şarkının Türkçe çevirisini bulamadım. Şarkının anlamına erişmek için amatör İngilizce ve Google translate ile karman çorman çevirmeye çalıştım aşağıdaki gibi ama olmadı tabi. Vakti olup da keyfine ve hayrına bu şarkının bir kısmını da olsa çevirebilecek varsa çok mutlu olurdum.


open.spotify.com
youtu.be

One day a friend took me aside
(Bir gün bir arkadaşım beni kenara çekti)

And said I have to leave you
(Ve senden ayrılmam gerektiğini söyledi)

For buying something from a friend
(Bir arkadaştan bir şey satın aldığım için)

They say I've done wrong
(Yanlış yaptığımı söylediler)

For protecting the name of a man
(Bir adamın adını korumak için)

They say I'll have to leave you,
(Seni bırakmam gerektiğini söylediler)

So now I'm bidding you farewell
For much too long.
(Bu yüzden çok uzun bir süre için
sana şimdi veda ediyorum)

And here's a song to sing,
For every man inside,
(Ve burada içerideki her adamın
söylemesi için bir şarkı var)

If he can hear you sing
(Eğer şarkıyı duyabilirsen)

It's an open door.
(???)

There's not a rich man there,
Who couldn't pay his way
And buy the freedom that's a high price
(Kendi kaderini Ve bedeli yüksek olan
özgürlüğü satın alabilecek
Zengin bir adam yok orada) (his way??)

For the poor.
Kids in Texas
Smoking grass
(Texas'daki zavallı çocuklar için
Sigara sarmak)???

Ten year sentence
Comes to pass
(10 yıl ceza)
Gelir geçer)

Misdemeanor
In Ann Arbor,
(Ann Arbor'da suç)

Ask the judges
Why?
(Hakimlere sor, neden?)

One day a friend said to her kids
I'm gonna have to leave you
(Bir gün bir arkadaş çocuklarına
Sizi bırakmak zorundayım, dedi)


For selling something to the man
(Adama bir şey sattığım için)
I guess I did wrong
(Sanırım hata ettim)

And although I did the best I could
(Yine de elimden geleni yaptım)

I'm gonna have to leave you
(Senden ayrılmak zorunda olacağım)

So now I'm kissing you farewell
(Bu yüzden benden sana veda öpücüğü)
For much too long.
(Çok uzun bir süre için)



(One day a friend took me aside
And said I have to leave you
For buying something from a friend
They say I've done wrong
For protecting the name of a man
They say I'll have to leave you,
So now I'm bidding you farewell
For much too long.
And here's a song to sing,
For every man inside,
If he can hear you sing
It's an open door.
There's not a rich man there,
Who couldn't pay his way
And buy the freedom that's a high price
For the poor.
Kids in Texas
Smoking grass,
Ten year sentence
Comes to pass
Misdemeanor
In Ann Arbor,
Ask the judges
Why?
One day a friend said to her kids
I'm gonna have to leave you
For selling something to the man
I guess I did wrong
And although I did the best I could
I'm gonna have to leave you
So now I'm kissing you farewell
For much too long.
And here's a song to sing,
For every man inside
If he can hear you sing
It's an open door.
There's not a rich man there
Who couldn't pay his way
And buy the freedom that's a high price
For the poor

 
duyuruyu silme, şarkıyı ben bilmiyordum. dinledim çok beğendim, çevireceğim bir iki güne umarım.


  • reavelyn  (24.07.18 17:13:56) 
[]

İngilizce mülakat

Çok önemli bir mülakata giricem. İngilizce olacak. Kendimi tanıtan bir yazı yazmayı düşünüyorum,onu okuyarak hazırlanıcam.Bu zamana kadar yaptıklarımı anlatıcam. Bu yazıyı yazarken kullanabilmek için güzel kalıplar arıyorum. İngilizce mülakat ve kendini tanıtma örnekleri nerden bulurum?

Biraz google'a baktım, tam olarak istediklerimi bulamadım.


 
www.inc.com

yukarıdaki yazıda bulunan sorular ve cevaplar hazırlanacağınız mülakat için faydalı olabilir, soru soruyu açmış çünkü.
  • evde liyakat kalmamis  (24.07.18 13:48:01) 
Mesleğin çevirmenlik ya da doğrudan İngilizce ile ilgili değilse, telaffuzuna gramerine o kadar titizlenme. Anlatacağın işin özüne odaklan, kendine güven ve heyecan duyduğunu göster. Her iş görüşmesinde en çok puan alan şey budur: Anlattığın şeye karşı tutkunu, inancını belli et. Bunu basit cümlelerle de yapabilirsin.


  • ebabil curnatasi  (24.07.18 16:02:49) 
bence en öncelikle rahat ve doğal olmaya çalışın ve size gelebilecek tüm soruları daha önceden tahmin edip olası cevaplarınıza çalışın (işe yarıyor tecrübe ile sabit) yoksa :)

ingilizcebankasi.com
  • ahtingir  (03.08.18 00:43:08) 
[]

anlamını uzun süredir bildiğiniz ama hiç duymadığınız ing kelimeler

böyle kelimeler var belirli sebeplerden anlamını bilsem de hiçbir yerde kullanıldığını duymadığım veya çok çok nadir duyduğum. örnek vermem gerekirse daft, skirmish ilk aklıma gelenler mesela. sizin var mı böyle kelimeler aklınıza gelen?




 
Bunun üzerine düşündüğümde aklıma pasif kelime hazinemdeki kelimeler geliyor. Anlamını bildiğim veya bağlamdan çıkarabildiğim ancak hiç kullanmadığım.

Dafti Daft Punk'tan, skirmishi BFME2'den biliyorum. :D
  • taktikmaktikyokbambambam  (23.07.18 23:05:00) 
hemen hemen tum gre verbal kelimeleri diyebilirim. kendileri bile kullanmiyorlar ama sinavda soruyorlar, harika :)


  • superfluid  (23.07.18 23:38:50) 
GRE kelimeleri +1. Çok çok tuhaf kelimeler var.


  • kulagina kupe olsun  (24.07.18 09:37:25) 
[]

until well beyond ne demek tam olarak?

Merhaba,

This meant an anti-French orientation until well beyond 1815 as well as a growing
concern about Russia.

Bunun gibi bir sürü başka örnek de bulunabilir. Yani 1815'e kadar mı yoksa 1815'in sonuna kadar gibi bir şey mi? Nasıl çevirirdiniz?

Teşekkürler

 
1815'ten oldukca sonrasina kadar gibi bir anlam veriyor her ne kadar kulaga mantiksiz gelse de.

1815 onemli bir tarihse, olayin etkisinin 1815'ten sonralara kadar da devam ettigini belirtmek icin kullanilmis, diye cevirirdim :)
  • leben  (23.07.18 19:36:25) 
www.google.com.tr

valla böyle aratınca bayağı başka kitap içerisinde de çıkıyor. Hepsinde until gibi bir anlamı var gibi geldi bana ama bilemiyorum.

Başka fikri olan?
  • sen de başını alıp gitme ne olur  (23.07.18 19:39:43) 
Bu, Rusya ile alakalı büyüyen bir kaygıyla birlikte, 1815'in çok sonrasına kadar Fransız karşıtı bir yönelim anlamına gelmekteydi.

tam çevirisi budur. afiyet olsun.

tahminimce 3 haziran 1815'te ingiltere, fransa ve avusturya arasında rusyaya karşı kurulan gizli ittifakla ilgili bir metin bu. bahsi geçen cümlenin de kastettiği bu ittifak kuruldu ama anti-fransacılıkla ilgili bu yaklaşım bu tarihten çok sonrasına kadar da devam etti manasında. umarım yardımcı olmuşumdur.
  • jason bourne seksapeli  (23.07.18 19:43:59 ~ 19:47:38) 
[]

seperate writing

bu terimin türkçesini bilen var mı?




 
her terim türkçe'de olmayabiliyor. hukukçu değilim ancak separate writing türkiye'deki yasalarda falan yoksa karşılığı olmayabilir.

yasalarda var mı böyle bir hak?
  • isvicre rakisi  (23.07.18 14:14:10) 
seperatör yazı


  • allaccess  (23.07.18 14:47:20) 
[]

almanca-türkçe çeviri yapabilecek

SB....birisini arıyorum. İlgilenebilecek olanlar mesaj atarsa sevinirim. Teşekkürler.




 
[]

"refreshing" kelimesinin eğreti durmayan karşılığı

şu anlamdaki refreshing'den bahsediyorum:

You say that something is refreshing when it is pleasantly different from what you are used to.
"It's refreshing to hear somebody speaking common sense"
"He was refreshingly honest"

aklıma gelen her karşılık türkçede eğreti duruyor. var mı yukarıdaki anlamı karşılayan "doğal" bir türkçe kelime. sizin aklınıza gelen bir şey?

 
Ferahlatıcı olabilir mi? Soğuk bir şey içince gelen ferahlama gibi değil de uzun zamandır beklenen güzel haber gelmiş gibi ya da herkesin mantıksız konuştuğu bir yerde birisinin nihayet mantıklı konuşması gibi.


  • orient blue  (23.07.18 06:34:44) 
"It's refreshing to hear somebody speaking common sense" --> Mantikli konusan birini duymak rahatlatici.

"He was refreshingly honest" --> Insani rahatlatan bir durustlugu/aciksozlulugu vardi.
/ya da (metnin gelisine gore)/ Insani umutlandiracak kadar durusttu.

1-1 cevirisi olmaz bence. Metne gore cevirmek lazim.
  • ebabil curnatasi  (23.07.18 08:39:18) 
"iç rahatlatmak" gibi geldi bana.

insanın içini rahatlatıyordu falan...
  • dilemma of subscribtionability  (23.07.18 09:18:39) 
normalde refreshing tazeleyici, serinletici, ferahlatıcı.

ama sizin örneklerinizde daha çok : rahatlatan, huzur veren.
  • o kadar da degil aga  (23.07.18 09:53:39) 
rahatlatmak, iç rahatlatmak olarak kullanılabilir bence de. yerine göre "yüreklere su serpmek" deyimiyle de güzel açıklanabiliyor hatta.


  • Bruce  (23.07.18 10:16:53) 
bu tarz çeviriler için adaptasyon öneriyorum her zaman.

refreshing kelimesini illa ki literal çevirmek zorunda değilsiniz. yukarıda verdiğiniz ilk örnek çok basit bir "sonunda" ifadesi eklenerek çözülebilir. örneğin:

"sonunda birisinin mantıklı konuştuğunu duyduk/duyabildik"

yine ikinci örnek için aslında içini ferahlatmakla birlikte şaşkınlık ifadesi de var. onu da şu şekilde çözebilirsiniz.

"dürüstlüğü içimi rahatlattı"

ama bu verdiğim çözümler bağlamdan tamamen kopuk çözümler. bağlam aksini gerektiriyorsa bilemem.
  • jason bourne seksapeli  (23.07.18 19:51:57 ~ 19:52:52) 
doğru bence de 1-1 çevirisi olmuyor sadece türkçede benzer bir kelime var mı acaba diye merak ettim aklıma bir şey gelmedi bir türlü bir de sorayım dedim.

@jason bourne seksapeli dışında herkes sadece verilen 2 örnek cümleye odaklanmış ancak asıl önemli nokta farklılık vurgusu. yani izlediğin çok farklı alışılmışın dışında bir filme de refreshing diyebilirsin. rahatlatıcı kelimesi bu durumda yine kel alaka duruyor.

benim aklıma gelen en yakın şey "şaşırtıcı" ya da "şaşırtıcı derecede" olmuştu eğreti durmayan ve farklılık vurgusunu içeren @jason da söylemiş zaten ancak yine de bir şeyler eksik kalıyor. farklılık vurgusu tamam ama kelimenin altındaki diğer manalar vurgular olmuyor yine. "pleasantly different" değil "different" oluyor.

"sonunda" örneği iyiymiş hiç aklıma gelmemişti doğrusu hem farklılık, hem çok hafif şaşırma, hem "pleasantly" vurgusu var gibi.
  • disfori  (23.07.18 20:39:48) 
tam olmuyor ama ferahlatıcı bir tık daha iyi gibi


  • ahtingir  (03.08.18 00:44:48) 
[]

medikal dizlik

ingilizcesi ne diye geçer ?




 
Medical Knee Support

ya da

Medical Knee Brace
  • himmet dayi  (22.07.18 21:08:42) 
Knee splint


  • curukturpkokusu  (22.07.18 22:44:16) 
[]

Porşe mi Porş mu Porç mu?

Nasıl okunur bu meret?




 
porşe.

edit: bizde çoğu kişi porş diye okur ama doğrusu porşedir.
  • tabirimekruh  (22.07.18 01:41:27 ~ 01:44:14) 
Poğşıe


  • sekerse tehlike  (22.07.18 01:49:37) 
bir kuralı yok. porsche alman markası. alman aksanına çok girmeyip almanca'daki gibi okursak porşe dememiz gerekiyor.

bmw de alman markası. almancadaki okunuşu olan be em ve diyoruz. türkçe okunuşu ile bemeve diyen de var tabi. ingilizce okunuşu olan biemdabılyu diyen pek görmedim.

amma ve lakin volkswagen de alman markası. alman okunuşuyla söyleyeceksek ona da foksvaagın (hadi alman aksanını kenara bırakırsak fosvagın) dememiz gerekirken vosvogen diyoruz.

skoda da çek markası.dikkat ederseniz s harfi ile yazılmaz, latin alfabesinde olmayan değişit bir s ile yazılır ve şkoda diye okunur.

velhasıl çok kurallaştıramıyoruz. memleketinin dilinde okuyacaksanız porşe. ama porş da çok yanlış değil.
  • kibritsuyu  (22.07.18 02:52:08) 
Eski doğuş calisani olarak kesin bilgi porşe.
vw de fave.

  • nickini vermek istemeyen uye  (22.07.18 03:09:05) 
Almanya’dan gelen biri olarak kesin bilgi porşe.

Vw de fauvee (kapalı e)
  • super kahraman olsaydim baba olurdum  (22.07.18 07:45:27) 
poşet.

dogru okunusu budur efendim.
  • tomcruise  (22.07.18 07:51:59) 
porş denmesine çok kızıyomuş marka. doğru okunuşu bildiğin porşe işte..


  • ssiradanbirigibi  (22.07.18 09:48:20) 
Joey tribbiani deyimiyle “porşa”


  • regina phalange  (22.07.18 11:28:44) 
  • naksidil  (22.07.18 11:47:47) 
  • mamu  (22.07.18 13:07:54) 
[]

ingilizce cümledeki "that" kullanımı ile ilgili soru.

şimdi ingilizce bir ders kitabından ingilizce öğrenmeye çalışıyorum şu cümle şeklindeki that kalıbı aklıma takıldı

"We can use the fact that the base form of be is different from all its present-tense forms to determine when base forms are used."

burada ki cümledeki that reported speech deki that clause mu?

ama fiilden sonra nesne var "the fact" olan.

bu that ile kullanılan cümle yapıları nasıl oluyor ?
that caluse da verb+that clause şeklinde ama bunda verb+object+that clause var gibi

 
Selam, the fact that diye bir kalıp var.
www.macmillandictionary.com

  • archmage mahmut  (21.07.18 12:21:08) 
Dostum buna ne diyorsun

, "The base form is the form of the verb that is entered into the dictionary."

Is forn of the verb that is entered derken bu that den sonraki relative klause mu oluyor?
  • trablon  (21.07.18 12:52:49 ~ 12:54:45) 
yahu iki cümleyi bağlıyor işte. çok karışık formül mormül kasma.

iki ayrı statementı bağlıyor tek cümle haline getiriyor. bağlaç işte.
  • AlsterWasser  (21.07.18 12:56:20) 
you know that you don't know this language.

burada olsa da olur olmasa da olur ama bizim "ki" bağlacı gibi düşün. sen biliyorsun ki -senin de bildiğin üzere- sen bu dili bilmiyorsun diyor.
  • işimdeyim gücümdeyim  (21.07.18 13:14:20) 
-ğını,-ğunu gibi çevirebilir.
Noun clause, relative clause diye aratırsan çıkar. Öyle kafamıza göre de which,that koyamıyoruz yani.

  • filmlovepenguin  (22.07.18 14:56:28) 
[]

İngilizce çeviri

Talebimize verdiğiniz cevap için teşekkür ederiz. Talebinde bulunduğumuz ürün ile ilgili ticaretimiz için LC tarafımızdan uygun olup yalnızca “CIF” fiyat ve istanbul / ambarlı teslim olacak şekilde ticaretimiz mümkün olacaktır. Dolayısıyla fiyatı CIF olacak şekilde revize edip dönüşünüzü beklemekteyiz. Saygılırımızla iyi çalışmalar.


Çevirilere teşekkürler şimdiden.

2. Kez duyuruyorum ilkinde kimseden ses çıkmadı.

 
Ben dün görmüştüm ama buradaki teknik terimlere yabancı olduğum için yardım edememiştim. Elimden geldiğince şöyle çevirdim. Ancak emin olmadığımı tekrar ediyorum, yanlışlığa yol açmak istemem. Umarım daha doğrusunu yazacak çıkar.

Thank you for your response to our request. Regarding the product that we requested to trade, we are happy to inform you that the LC is suitable for us if the price term is given in "CIF" with the delivery address being Istanbul ex-warehouse. Therefore, we are looking forward your response with a revised CIF price.

Best regards

Ambar teslimi için sözlüklerde ex-warehouse terimi geçiyor. Umarım yanlış değildir. Emin değilim.

Ayrıca rezerve kelimesi doğru mu? Bence sanki revize (düzeltme) olmalı, o şekilde yazıyorum. Benim anladığım, onlar size bir fiyat vermişler, siz de bu fiyatın CIF şeklinde olmasını istemişsiniz, o yüzden satıcı taraftan fiyatı CIF olarak düzeltip size dönüş yapmalarını istiyorsunuz (?). Rezerve ise başka türlü yazmak gerekecek.
  • puc  (21.07.18 12:47:10) 
[]

Bu tabeladaki ingilizce kelime??

Bu tabelaya kapadokya'da denk geldim. Her turlu hatayi yapmislar valla. Fakat poplemuse juise ne anlayamadim. Nette baktim bise bulamadim. Tesekkurler simdiden.

i.hizliresim.com


 
göremedim ama pamplemousse yazmak istemiş olabilirler mi? Greyfurt suyu baabinda


  • allanpoe  (20.07.18 19:59:55) 
@allanpoe+1 greyfurt suyu demek istemiş gibi.

yalnız tabela müthiş...iyi güldüm :D
  • AlsterWasser  (20.07.18 20:00:59) 
Sanirim greyfurt suyu demek istemis evet yalniz nasil yanlissa Google yazinca nunu mu demek istediniz bile cikmadi.

Ya bi tabelada ne kadar yanlis yapilabilirse yapmislar, cidden muthis bu tabela:)
  • livaist  (20.07.18 20:04:33) 
[]

Gramer kitabı

İngilizce ileri seviye bir gramer kitabı arıyorum. Kıyıda köşede kalmış gramer kuralları var ya hani,onları bile içersin.Cümlelerle örneklendirsin.Advanced seviyenin başucu kitabı niteliğinde bir şey arıyorum aslında.Tavsiyelerinizi alabilir miyim?




 
ELS inside out kitabı bu tanıma uygun olabilir fakat seviye olarak beni aştığı için birkaç sayfa bakıp sonraki zamanlara bırakmak üzere rafa koymuştum o yüzden kesin bilgim yok.


  • siyah giyen adam  (20.07.18 13:54:14) 
Cambridge University Press - Advanced Grammar in use (Martin Hewings)

Konular örneklerle açıklanır ve her konunun ardından alıştırmalar verilir. Alıştırmaların da cevapları var. Kıyıda köşede kalmış konulardan kastınız ne bilmiyorum ama 100 tane konu başlığı var.
  • einsteinin kedisi  (20.07.18 14:06:57) 
Cambridge University Press - Advanced Grammar in use (Martin Hewings) +1. Normal bir öğrenciye çok tavsiye etmeyebilirim (English Grammar in Use daha mantıklı) ama özellikle bu tarz bir kitap arıyorsan çok iyi kitap.


  • kulagina kupe olsun  (20.07.18 16:33:11) 
Aradığın öğrenmelik değil de referans kitabı ise (ki dediğinden öyle anlıyorum) yukarıda belirtilenlerin ikisi de olmaz.


  • idonthaveatvset  (20.07.18 16:36:01) 
ilacin practical english usage - swan. normal gramer kitaplarina benzemez ama adinda da belirttigi gibi boylesi cok daha pratik. oneririm.


  • groove  (20.07.18 22:39:29) 
[]

ingilizce-listening nasıl bi yol izlemeli?

yds notum 75 ama bu bana hiçbişey ifade etmiyor. duyduğumu anlamak istiyorum. altyazısız film izlemek ya da şarkıyı anlayarak dinlemek gibi. iş için değil kültürel olarak bana katkı sağlayacak.

chat/ online işlerine gelemem. etrafımda yabancı da yok. ne yapmalı?

yardımınız için şimdiden teşekkürler.

 
Aslında yapılacak basit; daha fazla dinleme yapmak.


  • idonthaveatvset  (20.07.18 07:48:04) 
Dinlediklerini yaz. Yani dinle pause et ve yaz.

Diğer bir alıştırma da şu. Dinle durdur ve tekrar et.

Paul Nation'i Google et. Onun internet sitesinde nasıl yabancı dil öğrenilir adlı bir Türkçe kitap var. Onu oku.
  • Traveller  (20.07.18 08:34:09) 
spotify'dan podcast dinliyorum


  • tchuck  (20.07.18 08:36:13) 
Podcast


  • filmlovepenguin  (20.07.18 08:37:09) 
Ek bir öneri; film ve dizileri İngilizce alt yazı ile izleyin. Bir süre sonra farkı hissedeceksiniz.


  • gonion  (20.07.18 09:03:46) 
LBC dinle. London's Biggest Conversation adlı radyo. Playstore'da var. Ben şahsen çok faydalandım.


  • dogumdansancili  (20.07.18 09:55:55) 
sevdiğiniz bir sitcom seçin. how i met your mother olur, friends olur. dili kolay olan. ardı ardına bir sürü bölüm izleyin. dinleme farkında olmadan gelişir. yani bir bakmışsınız bir gün çoğu şeyi anlamaya başlamışsınız. siz dizinizi izleyin, takılın, o sırada gelişecek zaten. ama bol bol yapın bunu.


  • rectoa  (20.07.18 09:56:59) 
(bkz: voscreen)


  • murtiii  (20.07.18 18:50:05) 
daha fazla dinle, daha fazla oku, daha fazla konuşmaya çalış.

yani sihiri yok bu işin.

dinlenecek şey, okuyacak şey, hatta konuşacak ortam bulmak için en uygun zamandayız.

(bkz: internet)

yılmak yok devam.
  • AlsterWasser  (20.07.18 18:53:39 ~ 18:56:56) 
en basitinden (30 sn 1 dk videolardan) başlayarak ve İngilizce altyazılı
ama bunu her gün sık tekrarlamalısınız , zaman alır ama en iyi çözümdür

  • ahtingir  (03.08.18 00:46:23) 
123456789• ... 130  Önceki  Sonraki »
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler angelus, aychovsky, baba jo, basond, compumaster, deckard, fader, fraise, groove salad, kahvegibi, kaymaktutmayansicaksut, kibritsuyu, monstro, pandispanya, robin, ron dennis
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır. Skimlinks ile linkler üzerinden yönlendirme payı alınmaktadır.