filmin her türlü yoruma açık olmasını söylemesi gayet normal. bildiğiniz gibi lolita'yı da uyarlamış biri. nabokov, bir sanat eserinin "estetik mutluluk" denen şeyin içermesi gerektiğini söyler, lolita'nın sonunda yazdığı "lolita adlı bir roman üzerin" adlı makalesinde.
bu vesileyle kubrick'in bu kitabı filme çekmesi, lolita'yı kendi yaşadığı dönemde özümsediğini, ardında kirli anlamlar araştırmak yerine üslubunu algıladığını gösteriyor. Yani Nabokovcu bir bakışaçısı bu, mesela Nabokov Kafka'nın Dönüşüm'ünü de öyle edebiyat öğretmenlerinin falan varoluşçu bakışaçısıyla açıklamaz. yani diyebiliriz ki, bir filminin ardında bilhassa bir içeriğin aranmasına mutlaka ihtiyaç yoktur. Mesela Paths of Glory ve The Killing bildiğin düz filmler, fakat burada Kubrick'in fotoğrafçılıktan geldiğini açıkça belli eden güzel sahneler var, izleyene görsel şölen yaşatıyor. Keza Barry Lyndon da öyle yine, bildiğiniz gibi burada doğal ışığı kullanmıştır mesela. Full Metal JAcket da yine ardında mutlaka altmetin çıkarılabilecek bir içeriğe sahip olması gerekmiyor.
Genellikle çok konuşulan A Clockworks Orange için, kitabın Türkçe çevirisini okumanızı tavsiye ederim, yine A Space Odyssey için de bunu tavsiye ederim, çünkü bu vesileyle Kubrick'in orijinal metni okurken nasıl bakışaçısıyla yaklaştığını fark edebilirsiniz bir nebze daha.
Sikkofield meselesi tamamen sefalet ona değinmek bile istemiyorum.
0