körfezde bok kokusunun burun direklerini kırdığı zamanlarda gölcük'te insanların denize girdiğini hatırlıyorum ki bu dediğim 99 depreminden çok sonrası değil.
bir de naçizane şöyle bir gözlem paylaşmak isterim: eskiden bu mesele bu kadar yoğun değildi. ben çocukluğumda maddi imkanımız da el verdiği halde deniz-güneş-kum tatili yaptığımızı hatırlamıyorum. bu kadar konuşulduğunu da. artık parası olan olmayan herkes "özel" tatil yapmak istiyor. plaj sayısı artmış, aynı kaldıysa bile görünürlüğü artmış olabilir.
söylediğim yanlış anlaşılmasın, "fakire deniz yok" demiyorum. tam aksine keşke her vatandaş güzel tatil yapabilse. bence bu çalışan herkes için insanlık hakkı olmalı zaten, allahın denizini kumunu elitler için kapatıp üstüne bundan kâr devşirmek bence teröristlik de oraya girmeyeyim şimdi. bahsettiğim daha ziyade beyaz yaka çılgınlığı. eskiden bunlar ev-araba-tarla filan alır, güzel giyinir, kaliteli yiyip içerdi. şimdi beyaz yakanın öyle bir imkanı yok... statü, somut kazanımdan daha önemli. o yüzden insanlar HAKLI OLARAK "ulan ben de plaja gidicem" deme eğiliminde. hiçbir şey alamıyor çünkü, en azından o tatili yapabilmek istiyor.
bence son 20 senedeki algı değişimi de önemli bu açıdan. belki denizler aynıdır, plajlar aynıdır ama bunları çok daha fazla duyuyor ve görüyoruzdur.
+1