Bu bence bizim toplumdaki geleneksel ailenin yapısı ve alışkanlıklarıyla alakalı bir durum.
Geleneksel ailede herkes akşam gelir evine, birlikte oturur. Baba akşam arkadaşlarıyla takılsın, anne iş arkadaşlarıyla yemeğe çıksın gibi şeyleri pek görmeden büyümüş bir toplum olduğumuz bir gerçek. Birlikte yapılan sosyal etkinlikler de "misafirliğe gitmek", bayram ziyareti falan gibi şeyler genelde. Aileden bağımsız aktivite şaşırılan, belli bir noktadan itibaren ayıplanan bir şey. Bana sanki bunun bir ürünüymüş gibi geliyor bu zihniyet.
Laylaylom bir ilişki olmadığı senaryoda, iki tarafın da birbirini öncelikler listesinde tepelere koyması standart beklenti zaten. Bu güzel ama bir insanın hayatının merkezinde olmakla o insanın hayatının tamamı olmak farklı şeyler.
İlişki yapınca hayatındaki diğer herkesi ve her şeyi boşlayan insan klişesi çok itici. Şu an en yakın arkadaşlarımdan ikisi bu durumdan müzdarip. Elbette birlikte olduğumuz insan hayatımızın merkezinde olmalı, önceliğimiz olmalı ama kimileri gibi bu durumu "hiçbir arkadaşımla görüşmemeliyim" gibi manyakça bir noktaya taşımak bir sorun. Ya da tam tersi, karşıdaki insanın arkadaşlarıyla bir plan yaptığı senaryoyu kendisine yönelik bir hakaret gibi almak, "istenmiyorum" diye okumak da eşit derecede deli saçması.
Makul olmakta fayda var. İlişki, sevmek sevilmek şahane ama "bu insan mutlak bir şekilde bana ait olmalı ve hayatının her bir zerresi kontrolüm altında olmalı" bana biraz kompleksli geliyor.
+1