[]

Dünyanın salgına karşı uyguladığı strateji doğru mu?

İngiltere'nin başta uyguladığı sürü bağışıklığı stratejisinin sağlık sistemini kilitleyeceği için yanlış olduğunu tüm ülkeler kabul etti.

Sağlık sisteminin kilitlenmemesi için salgının hızını yavaşlatma stratejisi uygulamaya konuldu. Bu da bir takım karantina, sokağa çıkma yasağı, izolasyon gibi tedbirleri içeriyor.

Bu stratejinin kısa ve uzun vadede birçok yıkıcı sonucu olacak. Belki gelişmiş ülkeler ekonomik güçleri sayesinde nisbeten daha az hasarla sıyrılacak ama Türkiye, ekonomisi perişan halde olduğu için çok ağır hasar görecek. Sadece ekonomik hasardan söz etmiyorum. Ekonomik hasarın toplum üzerindeki sosyal ve psikolojik etkisi bir yana, izolasyon başlı başına büyük bir psikolojik yıkım süreci. Belki kısa vadede bu problemi hissedemiyoruz ama günden güne etkisini daha da hissettirecek.

Çünkü bu uygulanan strateji çok uzun vadeli bir strateji. Öyle "1 ay dişimizi sıkalım, salgın duracak" gibi bir projeksiyon yok. İşin matematiği bize bunu gösteriyor. Zaten çok yeni bir durumla karşılaştığımız için herkes afallamış durumda.

Panikle tek çıkar yolu şimdilik karantinada görüyorlar ama bu uzun vadede daha ağır sonuçları olabilecek bir strateji olabilir.

Şuanki karantina önlemleri dışında ne gibi alternatifler tartışılıyor? Ben şimdiye kadar başka bir seçeneğin gündeme getirildiğini görmedim.

Son araştırmalardan anladığımız bu hastalığı toplumun % 15'inin ağır geçirdiği, kalan % 85'in büyük kısmının hissetmeden geçirdiği, bir kısmının da rahat atlattığı yönünde.
Aslında şuanda yapılan şey % 15 sistemi kilitlemesin diye, % 85'i bloke etmek. Bunun yerine % 15'i daha katı önlemlerle izole edip % 85'i serbest bıraksak daha iyi olmaz mı?
"Bu % 15'i nasıl tespit edeceksin?" sorusu önümüzde duruyor ama zaten büyük oranda 65 yaş üstü ve kronik rahatsızlığı olan insanlardan oluştuğunu biliyoruz. Risk grubu büyük oranda belli. (Bir takım istisnalar elbette olacaktır maalesef ama bu iki seçenekte de var olan bir problem)
Parçalı bir izolasyonu çok zahmetli de olsa uygulamaya koymak, toplumun tümünü bloke etmekten uzun vadede daha az zarar verecek bir strateji olmaz mı?

 
durum tam olarak böyle, güzel özetlemişsiniz. ama bana göre önerdiğiniz çözümün uygulanabilirliği çok düşük. 65 yaş üstünü toplama kamplarında toplayalım diyorsunuz. örneğin bu kampa dışarıdan fark edilmeden 1 tane hastalıklı birey girse, bu oraların idaresinden, temizliğinden, güvenliğinden sorumlu personel de olabilir, ne olacak?

ben annemi devletin toplama kampına göndereceğime bodruma kitlerim kilere kitlerim arkadaş. yaş o iş.
  • nabrukk  (04.04.20 17:31:30) 
uzman degilim ve pek cok kisinin bildiginden fazlasini teknik olarak bilmiyorum, fakat eklemek istedigim belli bir yasi etkilese de riskli grup dedigimiz kesim oyle kimlikle tespit edilebilecek birsey degil, ayrica virusun uzun vade hasarlarini bilmiyoruz, henuz oyle bir veri icin cok erken,
ben daha cok bilmedigim konularda bilim insanlarinin hem fikir oldugu yontemlere saygi duymayi tercih ediyorum, bu yontem sayet sadece cin de veya guvenilirligi daha az olan bir ulkede uygulansa idi suphe ederdim fakat dunyanin en prestijli arastirmacilarin bile, elinizi yikayin ve evde kalindan ileri gidemedigi bir konuda tam aksini iddia edebilecegimi sanmiyorum.

  • tresrichesheures  (04.04.20 18:50:43) 
@dumbest_man_alive Risk grubunu sadece yaşa bağlamıyorum.
"65 yaş üstü ve kronik rahatsızlığı olan insanlar" yazmıştım. Yanlış anlaşıldı sanırım.

  • fobfilm  (04.04.20 19:19:29 ~ 19:19:47) 
riskli grupları ayrı bir yere toplama şansın yok.
öyle bir toplama kampı olmalıki hiçbir insna başka insanla aynı havatyı solumamalı, aynı ortamda bulunmamalı. ve bu izalosyon varsa bu insanların su/gıda/hijyen ve diğer hizmetlerinide sağlayacaksın.
dünyada böyle bir tesis yok.
riskli grupdaki insna sayısı 5 milyon diyelim.
5 milyon kişilik böyle bir tesisin planlaması üretimi tasarımı falan dünyanın en güçlü ülkesi 3 seneden önce inşa edemez.
böyle bir tesisi inşa ettikten sonra yönetimi,çalıştırılması mümkünmü ondanda emin değilim.
  • aslindasorunumpsikolojik  (04.04.20 19:54:43) 
@dumbest_man_alive Sigara içen 20 milyon kişi bu % 15'lik grupta değil. 11 milyon diyabet hastası da. % 15'in ağır geçirdiği de benim kafamdan uydurduğum bir veri değil, bilimsel araştırmaların sonucu. Bu oran değişebilir elbette. Zamanla yükselebilir veya düşebilir. Virüsü taşıyıp da hiçbir semptom göstermeyenlerin sayısal olarak ne kadar büyük bir çoğunluk oluşturduğu bilinmediği için bu oranın mantıken düşmesi gerekiyor.
Bu arada benim bir stratejim falan yok, bir fikir alışverişi olsun diye sorular sordum sadece.

Lockdown'un toplum için uzun vadede daha faydalı bir strateji olduğuna dair elinde çok sağlam bir "bilimsel temel" varsa memnuniyetle görmek isteriz.

@aslindasorunumpsikolojik
Risk grubunu izole etmek deyince akla direkt toplama kampında toplamak gibi bir şey çağrıştırıyor farkındayım ama tam olarak onu kastetmemiştim. Serbest dolaşan kesim ile risk grubunun, bir şekilde temasını en aza indirmek gibi bir seçenekten söz ediyorum ama bunun en pratik şekilde nasıl çözüleceği bir tartışma konusu tabi. Belki de pratikte mümkün olmayacak bir şeydir. Belki de bunu pratiğe dökmeye çalışmak, lockdown'un toplumda uzun vadede bırakacağı hasar düşünüldüğünde, faydalı bir uğraş olabilir. Hollanda tam bu şekilde olmasa da, buna benzer bir strateji izliyor. (Ama tam olarak kontrollü bir strateji izledikleri söylenemez)
  • fobfilm  (04.04.20 20:06:55 ~ 20:15:20) 
Soylediklerine imzami atiyorum, cozum virüsten daha zararli bence.


  • eksimeksi  (04.04.20 20:29:44) 
1
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler angelus, Artibir, aychovsky, baba jo, basond, compumaster, deckard, duyulmasi gerektigi kadar, fader, fraise, groove salad, kahvegibi, kaymaktutmayansicaksut, kibritsuyu, monstro, pandispanya, robin, ron dennis
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır. Skimlinks ile linkler üzerinden yönlendirme payı alınmaktadır.