Sorun sadece vakıf üniversiteleriyle sınırlı değil. Bir sürü niteliksiz, hocasız, taşra üniversiteleri de hukuk fakülteleriyle doldu. Onu geçtim, en eski hukuk fakültesi olan İstanbul Hukuk her yıl bin küsur öğrenci alıyor. Hukuk öyle yüzlerce kişinin üst üste bindiği amfilerde okunabilecek bir bölüm değil. Yani iş vakıflara, taşra üniversitelerine gelene kadar balık baştan kokmuş bile. Üstelik devam zorunluluğu da yok. Bunun yanında çok nitelikli hatta çoğu devlet üniversitesi hukuk fakültesinden bile nitelikli vakıf (Veya özel, ne derseniz... Ben mevcut hukuki tanımlama ve ciddi üslup prensibim gereği vakıf diyorum) üniversitesi hukuk fakültesi var.
İki şey önemli. 1- Devlet tarafından planlama yapılmaması ve doğal olarak aşırı kontenjanla piyasanın bir sürü hukuk mezunuyla dolması. 2- Herkesin girdilerden bahsetmesine rağmen çıktıların ölçülmemesi. Yani bir hukuk fakültesinden mezun olan öğrenci o eğitimin sonucunda ne hâle gelmiş, bunun ölçümü... Kobtenjanlar azaltılıp her önüne gelenin hukuk fakültesi açması engellenerek bu çıktı ölçümü yapılırsa o zaman vakıf(veya özel) üniversiteler de o kadar göze batmaz. Zira donanımsız üniversiteye başlayan bir gencin dört yıl (veya beş) sonunda donanımlanarak çıkması pekâlâ mümkün. Bu sayede fazlalıklar da elenmiş olur. Bunun yöntemlerinden biri sınav. Yahu dünyada avukat olabilmek için sınav olmayan tek memleket Türkiye. Buna da hâlâ sınav çare değil diye tepki verenler var ki çileden çıkmak işten değil.
0