[]

Gürcistan'dan PlayStation 5 alıp satsam olur mu?

Üç aylığına bir yakınımın işlerini hâlledeceğim. Gürcistan'a çok yakın bir yerde yaşıyor. PlayStation 5, 11 bin liraymış orada. Burada yaklaşık yirmi bine satıyorlar. 15 bin liraya satmak istesem alıcı bulur muyum, Amazon üzerinden satabilir miyim ve her gün giriş yapıp bir cihaz alıp dönsem kulağımı çekerler mi?

Biraz "Yırttık abicim yırttık." tadında bir duyuru oldu ama kusura bakmayın, sadece aklıma esti birden, size danışayım dedim.


 
Gürcistan sınırında yaşıyorum. Kendi kullanimimiz için 1 adet almak için 3-5 defa gidip eli boş döndük. En son bir çalışan kendi numarasini verdi, başka bir şubeden sipariş verdi. Geldiginde gidip aldik.

Dolayisiyla bulma kısmında sorun yasamayacaksaniz mantıklı bence
  • abuzer  (31.01.23 19:42:27) 
15 bin liraya PS5 lerin su gibi akacagini zannetmiyorum ama elinde de kalmaz birkac tane ile denesen.


  • chavezding  (31.01.23 21:19:41) 
Valla gürcistandan aldığınız cihaz eurasia garantili değilse zaten türkiye'de tek kollu dijital sürüm ithalatçı cihazları 15-16 bandında. Üstüne de taksidi puanı cabası.


  • denizgonen  (31.01.23 21:47:27) 
3 gün önce çift kol, dijital versiyona 17k fiyat aldım. Üsküdar'da bir elektronikçi. O paraya hemen satılmaz.


  • kimlanbu  (01.02.23 11:36:17) 
[]

Kadıköy iskelesinden Topkapı Sarayı'na nasıl gidebilirim?

Sorum başlıkta. :)




 
Mobilden paylaşmayı beceremedim ama Google maps'e sorunca birkaç seçenek veriyor. Bence en kolayı motorla Karaköy, oradan tramvayla Gülhane, sonra 8-10 dakika yürüyüş


  • kobuzchu kiz  (29.01.23 17:58:16) 
Böyle sorulara çok şaşırıyorum.
Google Haritalar bizim vereceğimiz cevabın ayrıntılarına kadar verebilir.

  • pavlis  (29.01.23 18:11:42) 
@substituent adlı arkadaş olmasa, bugün iki saatim boşa giderdi. Google'ın tüm önerileri ne yazık ki pratik değil:(


  • gregor melehov  (29.01.23 18:17:08) 
Vapurla eminonu, ordan yurume veya tramvayla sultanahmet en makulu olur.

Sultanahmet meydana girisi tek bir yerden yapiyorlardi en son, polis filan var.
  • fakyoras  (29.01.23 18:27:05 ~ 18:27:49) 
eminönü'ne de vapur var. ordan tramvay yahut tabanvay, artık üşenme durumuna göre...


  • zgrydn  (29.01.23 18:28:58 ~ 18:29:34) 
kadıköy iskelesinden eminönüne vapurla gidip oradan yürüyerek ya da tramvayla gidebilirsiniz. yürüyerek daha keyifli olabilir. Daha kısa sürsün isterseniz de, kadıköyden sabiha gökçen yönüne metroya binip ayrılık çeşmesinde inip marmaraya geçersiniz. sirkecide inip yürüyebilirsiniz.


  • arbre  (29.01.23 18:56:24) 
[]

Kadıköy metrosunda Rumelihisarı'na nasıl giderim?

Vapurla geçmeyi planlıyorum karşıya.




 
Beşiktaş'a geçin vapurla. Bahçeşehir Üniversitesi durağı var. Oradan geçen otobüslere sorun. Büyük bir kısmı gider.


  • dissendium  (27.01.23 20:05:20) 
bahçeşehir üniversitesindekilerin önünden bebek'e gidenler geçiyor, 559c durmaz, peron durağına yürüyün. çok bilmiyorum ama geçen yolum düştü ondan söyleyeyim dedim.


  • fakat  (27.01.23 23:58:22) 
Şu da bir seçenek:
Beşiktaş sahile inince yolun sağ tarafından karşısına geçip minibüsle levente gidip, oradan da Metrocity'nin karşısında inip, metro ile 3 durakta Hisarüstündesiniz, çok aktarma oldu ama hızlı ve pratik olur, tam Hisarüstüne kadar götürür suzi.

  • cedilla  (28.01.23 00:23:48) 
[]

Knight Online'daki hileli yazılımlar?

Selamlar,

İlk gençlik anılarım depreşti az önce. Eskiden sabah akşam Knight Online oynardık. Ancak illegal yazılım kullananlar bize oyunu zindan ederdi. Hangi dillerde kod yazarak oyunu manipüle ediyorlardı, bilen var mı?


 
koxp vardı diye hatırlıyorum. otomatik atış yapıp level kasıyorlardı. 15 sene falan oldu oynayalı


  • paintov  (14.01.23 00:26:39) 
Dil konusunu bilmiyorum ama knight'taki bu hilelere koxp denirdi.
En ünlüleri heaven fire'dı.
Türk bir elemanın yaptığı tt koxp vardı. Bir de patrona mı ne vardı bunlar o aratırsanız muhtemelen dilini bulursunuz. Msn koxp süperdi bu arada :)
  • Başkalaşım  (14.01.23 01:07:06) 
C# ile yazılmış : github.com


  • wiekannich  (14.01.23 02:09:46) 
[]

Gösterim günü yaklaştığında şehir tiyatrolarından bilet bulunabilir mi?

Gençler selam, Ocak'ın sonunda İstanbul'da olacağım. İzlemek istediğim birkaç oyun var ama bilet bulamadım. Her gün kontrol etsem açığa alınanlardan birini bulabilir miyim, yoksa uğraşmama değmez mi?




 
oyun icin cok hevesliyseniz oyun saatinde bilet gisesinin onunde beklerseniz iptal etmek icin gelenler oluyor, o sekilde bulabilirsiniz diye dusunuyorum.


  • in vino veritas  (08.01.23 14:51:58) 
Valla bence oyun gün ve saatinde kapıya gidip bilet bulmak daha yüksek olasılık. Gelmeyenler muhakkak oluyor, bu şekilde gidip protokolden seyrettiğim oyunlar da oldu.


  • Amaranta ursula  (08.01.23 14:52:52) 
devlet tiyatrosu diyosan onlinedan 48 saat öncesine kadar iptal edilebiliyor. ara ara bak iptal edenler olur.
ayrıca etkinliğe gelmeyen de oluyor.

  • jelly bear  (08.01.23 15:08:32) 
Önce bulmak çok zor. Oyun başlarken kapıda olmak izleme şansınızı arttırır


  • biseysorcaktim  (08.01.23 21:15:20) 
Şehir tiyatrolarında biraz zor bulursun, oyun saatinde kapıda olursan belki içeri girebilirsin, ucuz olduğu için insanlar bilet alıp gelmiyorlar.


  • fakat  (08.01.23 21:50:06) 
[]

Cebeci'den Yıldırım Bayezid Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne gitmek

Merhabalar,

Google'da aratınca bir rota oluşuyor ancak gerçekçi midir bilemedim. Yanlış anlamadıysam edebiyat fakültesi Esenboğa'da. Sabahleyin gitmem gerekecek. Bilmeyen biri için zor olur mu kısıtlı vakitte oraya geçmek? Hangi vasıtaları kullanmam gerekir?


 
Dikimevi'nden Ankaray'a (yeşil metro amblemli) binecek Kızılay durağında ineceksiniz. Metro altından meşrutiyet caddesi çıkışından çıkıp 474/477/486 nolu otobüslere AYBU otobüs durağından (meşrutiyet çıkışından düz ilerleyince 2 ya da 3.durakta bineceksiniz. Zaten uzun bir kuyruğu oluyor bir iki gence sorunca durağı gösterirler.
Kızılay'dan AYBU'ye giden otobüsler 12220 numarali duraktan geçiyor. Şansiniza demin önünden geçtim:)

  • Amaranta ursula  (02.01.23 20:14:51 ~ 20:41:20) 
[]

İlk defa live codinge girmek ya da girmemek?

Gençler selam, bir firma beni react developerlık için mülakata davet etti. İngilizcesi olan tecrübesiz kişiler arıyorlardı. Çalışanların çoğu taşradan gitmiş, oradan başlamışlar sektöre.

Gelgelelim ben hiçbir işini google'sız hâlledemeyen biriyim. Zaten heyecanlı ve gergin biriyim, başkasının önünde değişken açarken bile elim titreyebilir. Üstelik bir arkadaş, abi sen hazır değilsin bence daha dedi. Kafam karıştı.

Görüştüğüm kişi github hesabını inceledim ve beğendim. Birkaç ufak teknik soru soracağım sana dedi. Github üzerinden ilerleyen bir mülakat mı olur, ilanda belirtilen şartları göz önünde bulundurursanız ne zorlukta sorular çıkar, ne dersiniz rezil olma pahasına gireyim mi? :(

 
Mobilde olduğumdan editleyemiyorum, ek soru: firmadaki front-endçileri "Abi mülakat deneyiminden bahseder misin?" diye darlasam problem olur mu?


  • gregor melehov  (27.12.22 11:24:48) 
Sınavlar öğrenme için çok faydalı. Mutlaka gir. Ben işe alınmayacağımı bildiğim hâlde çağıran büyük yerlere gitmiştim. İşe alınmadım ama stres açısından tecrübe oldu. Şu an Nasa dışında görüşmeye çağıran olsa heyecanlanmam.


  • dissendium  (27.12.22 11:38:14) 
öncelikle muhtemelen rezil olacaksınız ama önemsemeyin bu tecrübeler sayesinde ileride doğru noktaya gelebilirsiniz. aksine kaçtıkca kendinizi geliştirmezsiniz.


  • nuisance  (27.12.22 12:17:43) 
Tecrübe olur en azından. Gir bence


  • yazdonumu  (27.12.22 12:19:07) 
bu durumu yenmenin tek yolu mulakata girmek ve her turlu sonuca hazirlikli olmak. insan kendisi ile ilgili en gercek geri bildirimi kotu gecen bir mulakatta ogreniyor. suya girmeden yuzmeyi ogrenemezsin. ayrica her seyi de ezbere bilmen gerekmiyor, bilmedigin durumlarda nasil fikir yurutuyorsun ona da bakilir, o yuzden bilmedigin bir soru gelirse fikir belirt, nasil yol izlersin acikla. belki de kotu gecmeyecek, eger bilgine uygun bir pozisyona basvurduysan karsindaki kisinin beklentisi de o yonde olur genelde.


  • emrahday  (27.12.22 12:20:36) 
[]

Swagger UI'dan post metoduyla veri çekebilen varsa bana yazabilir mi?

Bir sorum olacak da...




 
Sor bakalım sorunu.


  • papazekber  (25.12.22 16:57:12) 
[]

Sorum front-end developerlara

Selam arkadaşlar, bir firma pdf hâlinde task gönderip üç gün vermiş bana. Size sormak istediğim bir şey var onunla alâkalı:

-PDF dosyasında sign-up form bölümünde birkaç şekil var ve renk paleti biraz değişik. Kullanılan yazı tipini de bilmiyorum. Bunları nasıl belirlemem gerekiyor?

Google'ı kullandım. CTRL + D yaparak font türüne ulaşabileceğim söylenmiş ancak işe yaramadı. Renk paleti ve bahsettiğim şekiller de (kesik halkalar) önemli benim için.

Biraz yardımcı olabilir misiniz?

 
Valla hocam su asamada font ve renk olaylarindan ziyade direkt fonksiyonellige yonel. Eger ozellikle 'yazi tipi ve renk su su olacak' demedilerse oyle noktasi noktasina ayni olacak diye bisey yok. Senin front-end yeteneklerini olcmek esas amac burada, design olayini noktasi noktasina benzetmen degil. Elinden geldigince benzetmeye calis ancak ilk onceligin tipatip benzetmek olmasin.

Normalde tabii bunlar onemli ancak o zaman da sana direkt PDF dosyasi yerine atiyorum figma ya da xd vs gibi design dosyalarini paylasiyorlar ve oralardan istediklerine ulasabiliyorsun.
  • j r r tolkien hayrani  (23.12.22 19:14:41 ~ 19:17:16) 
Şekilleri css'le sen yapacaksın.


  • malheiros  (23.12.22 19:16:24) 
Abi font'a ve renklere çok takılma, onlar halledilir. Rengi zaten bu "inkdrop" toolları ile bulursun. En çok kullanılan web fontları da open sans, montserrat, roboto ve helvetica. Bi baksana acaba bunlardan biri mi?

Onun haricinde "pixel-perfect" olmasa da elinden geldiğince benzetmeye çalış. Layout, spacing vs. düzgün olsun en azından. Bakınca göze çarpan bişey (ortalanmamış div vs.) olmasın mesela.

Figma'da bi "import pdf" olayı vardı. Şekilleri önce orada import edip, sonra svg ya da png olarak export alabilirsin. Ama belki de css'le yapmanı istiyorlardır böyle icon, resim gibi bişey değilse.
  • plutongezegendegilmi  (24.12.22 01:33:02) 
[]

Bir roman yazdığınızı varsayın, bahsettiğim durumda ne yapardınız?

Üzerinde çalıştığınız roman yerli edebiyattaki muadillerine kıyasla değerli bulundu muteber şahıslarca. Fakat uluslararası seviyede değerlendirildiğinde yazıldığı türe çok da katkıda bulunmuyor. Evet, okunması kolay ve zevkli. Türk edebiyatındaki bir boşluğu dolduracağı aşikâr. Bunu bilseniz de tatmin olmuyorsunuz. Daha iyisini yapabileceğinizi bilmek sizi aşırı derecede yavaşlatıp yıpratıyor. Belki de hiçbir zaman kafanızdaki eseri yazamayacaksınız ama hep biraz daha çalışırsanız, gördüğünüz eksikleri tamamen yok edeceğinize inanıyorsunuz. O nedenle kaleme aldığınız romanı yayınlatmaya bir türlü cesaret edemiyorsunuz.

Bu durumda ne yapardınız?

a) Bunun hiç bitmeyen bir süreç olduğunu kabullenip yayınevlerine gönderirim.

b) Üzerinde yıllarca düşünür ve onu mükemmelleştirmeye çalışırım.

Veya c, d, e... Ne düşünüyorsanız mevzu hakkında öğrenmek isterim.

 
B.

Ama şöyle bir şey var. Yazar olmakla efsane olmak çok farklı şeyler. J.K. Rowling efsanedir. Az ve öz yayımlamış. Milyonlarca doları var. Ama bir de her yıl kitap çıkaran Türk yazarlar var. Onlar da popüler, para kazanıyorlar ama efsane değiller, efsane olamayacaklar. Hangi yolu tercih edeceğine sen karar vereceksin. Bu arada katkı, ödül umurunuzda olmamalı. Kış Uykusu ödül almış olabilir ama gözümde Ağır Roman etmez. Ya da Orhan Pamuk ödül almış olabilir ama bir Oğuz Atay etmez gibi...
  • dissendium  (20.12.22 20:56:45) 
Kolay bir karar defil tabii ama yazmisken yollayip yeni romana baslayip onu daha guzel yazmaya calisirdim.

Sonucta bircok yazar, ilk eserleri icin "simdi donup tekrar yazsam daha uyi yazardim" diyorlar. Herhangi bir seyi ilk yapista cok iyi yapmak cok zor gibi.
  • ahm1  (20.12.22 21:15:56) 
yayınlat gitsin her sürecin bir sonu olmalı proje gibi düşün, bir sonraki kitabına çalışmaya başla


  • freebird5406_2  (20.12.22 22:00:49) 
Abi ben yaratıcılığın (ya da ilhamın) emekle alakalı bi durum olduğuna inanmıyorum. Spontane gelişiyor, onu hissettiğin an işin başına oturup, bittiğinde kalkıp başka şeylerle uğraşmak gerekiyor. Yani B seçeneğindeki gibi sadece yıllarca uğraştın diye mükemmel olacak gibi bir durum yok.

O yüzden ilham geldikçe çalış. Baktın roman bitmeye yakınsadı ve ilhamın frekansı düşüyor, tamamlayıp gönder.

Tabi bunu "ilginç bir şey yapıyorum" dediğin için diyorum. Yoksa mesela bi polisiye ya da kadınların okuduğu o romanlar gibi tamamen ticari bişey yapıyorsan satacağından emin olana kadar çalış tabi.
  • plutongezegendegilmi  (20.12.22 22:12:58) 
sadece roman değil, herhangi bir eser için "çıkarıp tanınıp zamanla yeni eserler üretmek" en iyi yol.

Şunu unutma, sen çooook iyi bir şey yazsan da kimse seni tanımıyor ve yayınevleri eserini okumayıp basmayabilir. Bassa çok reklamını yapmayabilir. Ama zaten çıkmış bilinen 2-3 kitap sahibi olarak yapsan çok daha öne geçersin.

Müzikte bunu çok görüyorum. Harika besteyle çıkan biri var, o 100 bin dinlenip kalıyor ama ondan daha fazla takipçisi olan biri benzer veya daha alt bir şey çıkardığında çook daha fazla dinleniyor. Yani önce çıkıp bi "ben buradayım, varım" diyip tanınmak lazım bence.

Ayrıca her zaman daha iyisi vardır, bir noktada son noktayı koymak lazım.
  • nhk ni youkosu  (20.12.22 22:25:23) 
Hayatın boyunca sadece tek bir kitap yazacaksan, onu mükemmelleştirip "tamam şimdi tam manasıyla oldu bu" dediğin zaman yayınla.
Bunu bir başlangıç olarak görüp yazdığın her yeni kitapta kendini geliştirip mükemmelle ulaşmaya çalışacaksan bitirip yayınlamalısın.
İlk durumda sadece kendini tatmin edeceksin, ikinci durumda ise okuyucularla bir bütün olacaksın, onların geri bildirimlerini değerlendireceksin, tepkileri ölçmeye çalışacaksın. Güzel şeyler duydukça şevkin daha da artacak, yazma isteğin daha üst noktalara taşınacak ve artık okurundan beslenmeye başlayacaksın.
  • etna  (20.12.22 22:29:15) 
Mükemmelliyetçilik hastalıktır. Kurtul ondan.

Kitabını yayımlat. 'Daha iyi' fikirleri sonraki kitabında malzeme olarak kullanırsın.
  • shadra  (20.12.22 22:46:39) 
İlk eserinizse bu çok normal. Hatta aldığınız övgü de ilk ederse göre gayet güzel. İlk eseriniz değilse de güzel.

Bence zaten bir yazar olarak sizin ne hissettiğinizden bağımsız eserlerinizin büyüklüğüne siz değil okurlar karar veriyor. Siz her zaman daha iyisini yapabileceğinizi düşüneceksiniz zaten. İçine tamamen siniyorsa yayımlatın derim. Başarılar.
  • black holes in the sky  (20.12.22 22:48:39) 
Pandemide bir sürü şiir yazdım ama korkudan kimseye göstermedim, utandım. Sonra bir gece gaza gelip bi tanesini Varlık'a yolladım, bir sonraki sayıda şiirim basılmıştı :) Haber de vermiyolar takip etmen lazım.

Bir sürü şiirin içinden bir tanesini seçip yolladım rastgele ve o yayımlandı, dolayısıyla o şiire bir daha dokunamadım. Diğer şiirlerim zaman içinde bir sürü düzeltmeye maruz kaldı ve kalmaya devam ediyor. Birden vapurda bi şey geliyor aklıma mesela, açıyorum Drive'dan çıt çıt düzeltiyorum. 2 senedir yazımı devam eden şiirim var, düzelte düzelte ilk halini unuttum. Belki onun son halini gönderecek olsam basmayacaklardı. Kısfmet.
  • vedatchilipeppers  (21.12.22 00:31:36) 
[]

Büyülü ve izole bir okulda geçen her eser artık çakma Harry Potter mı olur?

*Başlık sığmadı, aslında "çakma Harry Potter olarak mı anılır?" diye soruyorum.

Başka bir kurgu ve kültürle tasarlanmış yine olağanüstü olayların gerçekleştiği ve çocukların kötülükle mücadele ettiği başka eserler artık Rowling'in şaheserinin gölgesinde kalmaya mahkûm mudur sizce? Yoksa özgün bir eser addedilmesi de mümkün olabilir mi?


 
Harry Potter kopyası olur. Ama bundan yırtma şansın var. Örnek olarak Sihirli Annem, Selena gibi diziler de temelde sihre dayalı ama Harry Potter ile bir ilgisi yok. Okuyanı, izleyeni çıkabilir.


  • dissendium  (11.12.22 23:15:41) 
birkaç nesil sonra değişir. Şu anki çocuklar Harry Potter izlemeden büyüyor mesela onlar da Wednesday gibi Addams Family gibi diyebilir. O günlerin en popüleri neyse o.

Öğretim görevlisiyim, her yıl 18-20 yaşındaki öğrencilerin neyi izleyip izlemediğini merakla takip ediyorum ve bize klişe gelen şeylerin onlara nasıl yenilikçi geldiğini nasıl sevdiklerini görebiliyorum.(geçmiş işleri izlemiyorlar çünkü) Kitap kısmını pek bilemiyorum.
  • nhk ni youkosu  (11.12.22 23:21:29 ~ 23:22:06) 
islami versiyonunu yaz. hiranur vakfı gibi olsun.


  • seaman  (11.12.22 23:40:17) 
harry potterdan önce benzer bir hikayeyi yerdeniz büyücüsünde ursula le guin yapmisti, hatta le guin "lan ne orijinalligi, almis bizim kitaplari kopyalamis yazmis, kimsenin hicbir sey bilmedigi bir yerde bir kisi herseyi bilir" demisti.

harry potter'in kendisi orijinal bir eser degil, "school novel" diye bir genre var, bazilari büyü okulu bazilari degil, ama bir okulda gecen, ögrencilerin gruplasip birbiri ile ya da ortak bir düsmana karsi mücadele ettigi birçok roman var. o yüzden bilmeyenler icin aaa ayni harry potter demek normal ama hic bilen ile bilmeyen bir olur mu?

bak surada bir liste var, kitaplarin bir kismi harry potter öncesi yazilmis.

www.barnesandnoble.com
  • tadellesever  (11.12.22 23:54:54) 
@tadelle+1
Valla bence alakasi yok cunku bu konsept bilimkurgu ve fantastik serilerde yaygin bir konsept. Harry potter serisinden once de vardi, ondan sonra da oldu.

Misal zaman carkinda aes sedailer ve the white tower var, dune serisinde bene gesserit var, witcher da witcher okullari var. Bunlar disinda rothfuss zibidisinin kralkatilinde de universite vardi. Yani ozel guclere sahip kisilerin yine ayni sekilde ozel bir yerde egitilmeleri vs oldukca yaygin bir sey.

Harry potter serisinin digerlerinden farki ise evreninin diger seriler kadar ozgun ve genis olmamasi yuzunden ana mekanin hep o okul olmasinda sikismasiydi. Yani eser bu olayin disina cikabilirse ve kurgu da iyi olursa sirf okul olayi yuzunden harry potter demek oldukca yuzeysel bir yorum olur bence.
  • j r r tolkien hayrani  (11.12.22 23:59:43 ~ 12.12.22 00:01:34) 
[]

IT sektörüne girmek için "tecrübeliyim" deyip yalan söylemek mümkün mü?

Geçenlerde bir firmanın front-end developer ilânına başvurdum. Üç gün sonra "Başvurunuzla devam etmeyeceğiz." minvalinde bir mail aldım.

Eksiklerimi daha net göreyim diye başvurduğum ilânlara kimin alındığına bakmaya çalışıyorum vaktim yettiğince. Dün o firmaya kimin girdiğini gördüm ve github hesabını incelemeye koyuldum.

Kazanan arkadaşın 6 ay tecrübesi olduğu görülüyordu. İlânda 2 yıl tecrübe şartı vardı. Hâlihazırda çalıştığı firmada sadece 4 kişi çalışıyordu ve hepsi juniordu. Aktif olarak iş aradıklarını da ekleyeyim.

Ayrıca github hesabını da 4 ay önce açmış ve benim aldığım bazı eğitimlerde de yer alan basit projeler geliştirmiş. Önceden başka bir hesabı vardır belki diye düşündüm ama tecrübe kazandıktan sonra niye atsın ki kurslardaki egzersizleri?

Bir tane de task vermişler hayli kolay, görünce içim gitti. Diploması vardır desem, o da benim gibi alaylı. Sizce göremediğim bir nokta mı vardır, yoksa insanlar kurnazlık mı ediyor tecrübem var diye? Gerçi sigorta geçmişinde görünmüyor mu öyle bir durumda?

Not: Sizinle beraber biraz düşünmek istedim, kimseyi suçlamıyorum. Belki de cidden tecrübelidir arkadaş, bilemem.

 
işverenlerin sadece tecrübeye baktığını düşünmek hatalı. ben birini işe alırken tecrübesi kadar çalışkanlığına, öğrenme becerisine, güvenilirliğine,çözüm üretme becerisine ve iş disiplinine de bakarım. hatta bu adam işi öğrenince bizi ne zaman bırakıp gidecek diye düşünürüm.

özellikle işe düşük ücretle overqualified adam almam, çünkü bu adam o maaşı beğenmeyecek ve 6 ay-1 sene içinde daha iyi bir iş bulup gidecek. yani konu sadece torpil veya yalan olmayabilir. işverinin önem verdiği başka nitelikler ön plana çıkmıştır.

bence 2 yıl tecrübe şartı bir formalite, işe bomboş adamlar başvurmasın diye bir ön eleme ve sadece github hesabından bu kişinin ne kadar nitelikli olduğunu kestirmek güç. yapıp da paylaşmadığı başka projeler olabilir.
  • orpheus  (05.12.22 17:57:57 ~ 18:00:19) 
Abartmayacak düzeyde yapılır. Bunu yapan her sektörden çok insan var.


  • seaman  (05.12.22 18:07:35) 
bence denemekte fayda var.

bende senin gibi yazılımda alaylıyım. Hangi seviyede olduğunu kıyaslamadığın için iş başvurularında insan çekiniyor, ben bunu çok geç fark ettim. şuan benim freelance yaptığım projeleri senior devler firmalarda yapıp çok iyi maaş alıyorlar.

yazılım sektöründe sık iş değiştirmek bence aşırı tecrübe kazandıran bir şey.
  • durbidakka  (05.12.22 18:11:11 ~ 18:12:08) 
dayanaklarin ne kadar fazla olursa kendini o kadar gosterebilirsin bence.

mesela infrastructure & system consultant olarak soyleyeyim, okulu bitirdikten sonra saygin sertifikalar aldim ve bu isleri bildigimi, ayrica hep bilgisayarla ilgilendigimi empoze ettim. sonuc olarak tecrubem olmamasina ragmen turkiye'nin top1 sirketinde basladim. evet bildigin gercek is hayatima burada basladim.

yazilimda sertifika olayi malesef yok, bunu da bol bol egitim ve proje yaparak edinebilirsin. hesap makinesi mi koy abi, klon site mi koy abi. su an yolun basinda oldugun icin senin hedefin quantity > quality olmali. (evet sonra quality > quantity'e donecek)

ben yalan soylemeyi sevmedigim icin soruna cevabim hayir olur. kendini pazarlayamayan bir insan olarak soyluyorum; kendini pazarlaman lazim. bu da dedigim gibi kendine ve github'ina ne kadar cok sey katarsan o kadar kolay olur
  • nibba  (05.12.22 18:39:56) 
bazi firmalar tecrübe yerine amart insanlar ariyor. belki ondandir.


  • buenosdias  (05.12.22 22:28:17) 
Gerçekten über süper kalifiye olduğuna eminsen sorun olmaz ama adamlar seni tecrübeli diye alıp ilk aydan beklentiyi karşılayamazsan kapıya koyarlar. Kovulma psikolojisi daha kötü etkiler.

Ben 4 senelik developer’ım. Teknik mülakatı sadece junior iken yapıyorlardı. Sonra kimse böyle bir şey istemiyor. 2+ senelik olarak işe girersen yapabileceklerini az çok tahmin ediyorlar çünkü. Ola ki yalan söyledin direk anlaşılır.
  • kaptan maydanoz  (06.12.22 00:17:03) 
13 yillik muhendis yaklasik 5 yildir mulakatlara giren birisi olarak soyleyebilirim ki "tecrubeli" birisinden beklenti daha fazla olur. yeni baslayan birisinin bazi temel seyleri bilmemesi, ogrenmeye aciksa, analitik dusunebiliyor yorum yapabiliyorsa anlayisla karsilanabilinir. fakat tecrubeli birisinin temelinin iyi olmasi gerekir ve burada olusacak bir eksiklik ciddi soru isaretlerine sebep olur.

yazilim alaninda github profili olmasi bir arti puan. adayin gercekten nelerle ugrasitigini nasil bir kodlama tarzi oldugunu daha net gormeyi sagliyor ama onemli olan mulakatta nasil bir performans gosterdigi.
  • crucio  (06.12.22 01:50:07) 
Teknik mülakatı junior iken yapıp sonra yapmamak diye bir şey en azından büyük firmalarda yok, daha da zor sorularla mülakat yapılıyor ve beklenti yükseliyor.


  • montreal  (06.12.22 09:08:14) 
Yani yalanın altının ne kadar dolu olduğuna göre değişir o :)

Ben 2 yıl tecrübem varken, arkadaşımın çalıştığı şirkette 4 yıl tecrübeli geliştirici aradıkları bir ilana başvurmuştum. İstedikleri bazı gereksinimleri karşılamıyordum tabi ama mülakatlarım iyi geçti ve işi işte öğrendim.

İşi yarım yamalak biliyorsan veya bilmiyorsan işte öğrenirim diyerek mülakatı bir şekilde geçip girsen bile deneme sürecinde bunu çok rahat anlar ve kapının önüne koyarlar +1

Kovulmak da gerçekten hiç hoş olmuyor senelerce geçmedi bende travması :)
  • chicha_v2  (06.12.22 09:48:50) 
önceki iş yerimden arkadaşlar buluştum haftasonu.
beraber çalıştığım bir junior vardı, "abi seni çok özledik, iki eleman aldılar, biri mid, biri senior. doğru düzgün yapamıyorlar, iş bilmiyorlar, her gün temel şeyleri anlatıyorum" dedi.

doğrudur. oluyor böyle. altı yıllık developer (o alanda) ama hiç bir şey bilmiyor. alırken neden/nasıl almışlar bilmiyorum.

senin durumunda alınmama sebebin sadece iyi olmak/olmamak değildir.

ekibe uygun olmadığını düşünmüşlerdir. mesela yemeksepeti beni çok sosyal değilim diye elemişti. aslında oldukça sosyalim, haftada bir iki çıkarım ama onlara sosyal değilim izlenimi vermiştim. "biz her hafta partileriz, sık sık happy hour yaparız, dışarı çıkar içeriz. sen de katılıyor musun öyle şeylere" demişlerdi. ben de "alkolle çok aram yok ama öyle etkinliklere her hafta olmasa da katılıyorum" dedim. ama sanırım "alkolle aram yok" ifadesini farklı şekilde yorumladılar.

yani tek sebep işinde iyi olup olmamak olabilir.

mesela seni overqualified görmüş de olabilirler.

heyecanla "abi şunu şöyle yapalım, bunu böyle yapalım" diyeceğini düşünmüş olabilirler ve rahatlarının bozulacağını düşünmüşlerdir.

senin kariyerin için iyi bir yer değildir belki, farketmişlerdir bunu ve seni almak istememişlerdir. ilk iş tecrübesi kötü firmalarda olan yazılımcı arkadaşlarımın bir kısmı farklı alanlarda çalışıyor şimdi. yazılımdan soğudular.

---
soru başlığa cevap: evet bi yere kadar mümkün. özellikle teknik sözcükler kullanarak kendini ifade edersen bu kişi biliyor bir şeyler diyorlar. ama tabi bir kaç ay içinde ne bilip bilmediğin ortaya çıkacaktır.
  • dahinnotha  (06.12.22 11:14:48) 
[]

Windows'la Swift öğrenilebilir mi?

Sözlükteki başlıkta artık Windows tarafından da desteklendiği yazılmış ancak net bir bilgiye erişemedim. Mümkünse süreci zorlaştırır mı? Muhtemelen Mac kullanan birinin kursuyla çalışacağım için komut farklılıkları bezdirir mi?




 
swiftforwindows.github.io

windows 10'da çalıştığı söyleniyor. Youtube'da videolar da var.
  • evimin paspasi  (07.11.22 15:44:17) 
[]

İngilizce yazılım mülâkatı ve ilk tecrübe hakkındaki kuşkularım

Arkadaşlar selam, çoğunuzun bildiği gibi birkaç ay uğraşıp kendimi front-end alanında junior düzeyinde mülakatlara girebilecek seviyeye getirdim. Epey firmaya başvurdum ama Türkiye'den mülâkata davet eden olmadı.

Az önce yurt dışındaki muhtemelen bir startup firmasından -sadece üç kişi çalışıyor ve biri Türk- mülâkat teklifi aldım. İlânda şöyle bir şart konulmuş ve ben yeni fark ettim:

Proficient in speaking and writing in English.

CV'm Türkçeydi. Yazma-konuşma becerilerimin yetersiz olduğunu ancak anlama ve dinlemede fena olmadığımı belirtmiştim. Muhtemelen hiç bakmadan davet ettiler.

Şimdi mesele şu: bu benim ilk mülâkatım olacak ve muhtemelen hayatımda ilk defa İngilizce konuşacağım başka biriyle. Kendi kendime konuşuyorum az çok ama önceki duyurularımdan gramerimin ne kadar berbat olduğunu görebilirsiniz.

Sizce şansımı deneyip mülâkata gireyim mi? Yoksa boşu boşuna rezil olmayayım mı? Bana mülâkatta İngilizce olarak şunu yap derlerse yaparım ama açıkla derlerse açıklayamam. :D

 
Gir tabii ki. Eksiklerini görürsün. Ben 10 kere girmişimdir. Her yeni görüşmede daha iyi oluyor. O da bir tecrübe.


  • dissendium  (01.11.22 20:00:21) 
Gir. Birileriyle İngilizce konuşma sana iyi gelebilir belki. www.cambly.com Buradan 10 dk ücretsiz konuşma şeysi vardı. Dakika atabilsem onu da atardım. Bol şans şimdiden.


  • Kahvedesu  (01.11.22 20:04:23) 
Her türlü gir. Girdiğim ilk mülakatta doğru düzgün İngilizce konuşamıyordum, ama aldılar işte :) Konuştukça açılıyorsun. Çok heyecan yapma yeter.


  • plutongezegendegilmi  (01.11.22 20:07:29) 
yok mu arkadaşımızı iş görüşmesinden önce ingilizce mülakata alacak bir ikcı duyuruda?


  • coldegezenkutupayisi  (01.11.22 20:12:42) 
Ben bu konuda bi tık negatifim. Açıkcası bu sizin karakterinize bağlı. Başarısız olmak, utanmak vs sizin motivasyonunuzu çok etkilemiyorsa, o zaman şansınızı deneyin.
Ama ilk defa biriyle konuşma tecrübeniz olacaksa o zaman büyük ihtimalle ne dediğinizi anlamayacaklar. Çünkü anlatmaya çalıştığınız şey sizin geçmiş tüm deneyimleriniz, iş yerinde karşılaştığınız sorunlar, çözüm bulma yöntemleriniz vs. Yani aktarmaya çalıştığınız konu basit bir konu değil.
Karmaşık bir konuyu basitleştirip anlatmak için de ortalama bir konuşma becerisi gerekiyor.

Konuşma becerisi konuşa konuşa gelişir. İş alanında konuşmak cambly de muhabbet etmeye de benzemiyor. Basit cümle yapısı ile kendinizi anlatamama ihtimaliniz baya yüksek bu nedenle.

Ben sizinywrinizde olsam mülakatı ertelerim en az iki hafta. Giderim bi kursla, hocayla herhangi bir konuşma kulübüyle anlaşırım. Her gün en az 1 saat konuşma pratiği yaparım.

Tüm cvnizi baştan sona, notlarınıza bakmadan, ingilizce anlatmak. Sorulabilecek her türlü soruya hazırlanmak işe yarar. Ama bir kaç günde yapılabilecek şeyler değil.

Listening başlı başına ayrı bir durum. Yani dizileri altyazı kapalıyken izleyebiliyorsanız sorun olmaz. Ama karşınızda konuyu için basitleştirecek insanlar olmayacak. Bbc nin listeninglerinden baya farklı olacak.

Ama motivasyonunuz etkilenmeyecekse, girip denemekten zarar gelmez.
  • zimbirik  (01.11.22 20:31:01) 
"Kendi kendime az çok konuşuyorum" diye bir şey yok :) kendine kendi bildiğin şeylerin haricinde bir şey soramazsın. Umarım tersi olur ama mülakat muhtemelen rezalet geçecek. Beklenti içinde olma, o mülakatı sadece ingilizce mülakat deneyimi olsun diye yaptığını düşün.

Türkçe cv'ye rağmen, cv'de yetersizliği belirtmiş olmana rağmen mülakat teklif etmeleri pozitif bir şey. Belki onlar da çok beklenti içinde değil.

Mülakat tarihini erteleyip hazırlanman seni daha hazır hale getirir mi emin değilim. Yetersizliğini fark edip cesaretinin kırılacağı, mülakattan korkup katılmayacağın kesin ama :)

Her şey bir kenara, cüret eden er ya da geç istediğini alır. Mutlaka gir mülakata.
  • IncredibleMau  (01.11.22 20:56:51) 
cok kotuysen, cevap veremeyecek, konusamayacaksan girme. iki taraf icin de rahatsiz edici bir durum olur muhtemelen. biraz konusabiliyor olmak lazim cunku sana sorular sorup cevap vermeni bekleyecekler, muhtemelen sadece kodlama olmayacaktir. biraz ingilizceni gelistirip, konusma pratigi yapip oyle basla ingilizce mulakatlara.


  • lemmiwinks  (02.11.22 11:51:46) 
[]

Oyun geliştiriciler evren tasarımını kendileri mi yapıyor?

Kusura bakmayın, terminolojiye hakim değilim. Diyelim ki yazılmış bir romanı oyunlaştıracağız. İstediğimiz her şey kelimelere dökülmüş vaziyette. Görselleştirmek için o işin uzmanlarına mı ihtiyaç duyuyoruz?

Eğer öyleyse ekip kurmak zor oluyor mu? Tek başına büyük çaplı bir oyun tasarlamak mümkün değildir muhtemelen.


 
ülkemiz için konuşuyorsak ekip toplamak evet zor oluyor. Tek başına indie takılan bir sürü insan var ama sizin kafanızdaki gibi AAA oyunlar yapılamaz. teorik olarak yapılması mümkün olsa da seneler sürer.

iş sadece evren oluşturmakla bitmiyor. Kafanızdaki her şeyi dijitalleştirmiş olsanız da oyundaki hikaye anlatıcılığı kolay değil. sizin söylediğiniz uzmanlık alanı level design. level designer evreni size verir ama onunla etkileşime girmek için coder gerekir. cutscene için animasyoncu gerekir. karakter tasarımı için modelci gerekir. seslendirme için ses sanatçısı gerekir. gerekir de gerekir yani.

hazır asset kullanılır genelde indie oyunlarda. atıyorum biri unreal engine için şato asseti hazırlamış. bunu satın alıp kullanabilirsiniz. ama her şartta hem grafik kısmına hem kod kısmına asgari düzeyde hakim olması gerekir tek başına bu işin altına girecek insanın.
  • coldegezenkutupayisi  (31.10.22 16:20:23) 
Ben de oyun sürecine hakim değilim ve öğrenmek istiyorum şuan soruya kaynak olmasın diye sormuyorum birşey başka birgün ayrı bir başlık açarım artık.

Ama sanırım oyun yapım sürecini detaylı anlatan bir kaynak önerilirse kafanda çok şey oturur gibime geliyor(keşke önerilse ben de faydalanırım). Gelelim ben nasıl anlamaya çalışıyorum kısmına. İnternetten örnek oyun senaryosu arıyorum. Yapılmış bir oyunun senaryosunu görürsem senaryoda ne yazıyorsa ona göre derim ha demek senaryosu bunu bunu içeriyor bu un dışındakiler sonrasındaki geliştirme sürecinde tasarlanıyor vs diye fikir oluşur kafamda diye düşünğyorum
  • yazdonumu  (31.10.22 16:30:59) 
youtube'da at0m kanalına göz atabilirsiniz. şu an küçük bir ekiple oyun tasarım aşamasındalar. çok fazla video yüklemiyor ama ilgili videoları izlerseniz belki başlangıç için faydası olur fikir vermesi açısından.


  • coldegezenkutupayisi  (31.10.22 16:41:41) 
Yazılmış bir kitabı bire bir oyunlaştıracaksanız (yer isimleri, haritalar, kitaptaki tanımlar vs. aynı olacaksa) ve bunu satışa çıkaracaksanız her şeyden önce telif ödemeniz gerekiyor. Bunun çözümleri var, fikirler telif hakkına dahil edilmediği için genel konsepti kullanabilir, isimleri vesaire değiştirebilirsiniz. Ama bunu yaparken bazı şeyler de "gri bölgede" kalıyor.

Uzmanlarla çalışıp çalışmamaksa size kalmış. Eğer bunu yaparsanız tutarlı ve tatmin edici bir şey çıkar, eğer yapmazsanız sizin bilginiz ne düzeydeyse o nitelikte iş çıkar.

Ama bir kitabı oyunlaştırmaktan bahsediyorsanız zaten tek başına altından kalkması zor olsa gerek diye düşünüyorum.
  • akhenaten  (31.10.22 16:44:54) 
Tek başına oyun yapan çok insan var ama bir aşamada mutlaka desteğe ihtiyaç duyuluyor.

Mesela Stardew Valley, tam olarak tek kişi tarafından yapılmış bir oyun.

Ya da papers, please lucas pope tarafından tek kişiyle yapılmış bir oyun. Künyesinde de design, programming, music diye sadece kendi adı var.

Bu iki örnek de basit ama dünya çapında başarı yakalamış 2 oyun fikri.

Ama bu demek değil ki hiç destek almıyorlar, mesela birçok oyunda bir kişi bile olsa tasarlayan, tasarımda, üretimde bir destek gerekiyor.

Sizin örneğiniz biraz fazla iddialı. Açıkcası bir kitabı oyunlaştırma fikri telif melif sorunlarını geçiyorum, tek kişinin altından kalkabileceği çapta değil.

Haaa belki indie game standartlarında yapılabilir ama yine de zor.

İlginç bir şekilde Türkiye'de birçok insanda, bir insan odasına kapanıp 6 ay sonra call of duty ayarında bir oyunla çıkabilirmiş gibi bir algı var.

Maalesef öyle olmuyor.

Ufak bir oyun için bile 2-3 kişilik bir ekip ideal.

Mesela bir arkadaşım android için iskambil oyunu tasarladı geçen. Onda bile bir tasarımcı bir programcı olarak çalıştılar.

Ekip kurmak zor mu oluyor? Projeye göre değişir ama Türkiye'de profesyonel şirketlerde bile ekip içinde çalışma disiplinini sağlamak zorken, insanların hobi niyetiyle giriştikleri bir projeyi yürütmeleri kolay olmuyor. Yani herkesin motivasyonunun çoooook yüksek olması gerekiyor.

Mesela bir diğer arkadaşım tasarımcı bir ortağıyla kelime tahmin oyunu yaptı. Onların sürecinden anlatayım. Bu basit proje bile 2 aylarını aldı.

Projeye işlerinin yanında yan proje olarak baktıkları için, işten arta kalan zamanlarda, akşamları ya da haftasonları çalıştılar. Önce oyun formatını tasarladılar. Kağıt üstünde UX denen kullanıcı deneyimini tasarladılar.
Sonra tasarımcı arayüzü planlamaya başladı. Bu arada yazılımcı da oyunun çalışır bir mock-upını yaptı.

Arayüz belli olunca yazılımcı bu arayüzü de programladı.

Şimdi bunu biraz daha geniş çaplı bir projede hayal edelim. Herkesin bu kadar eşgüdümlü bir şekilde, aynı motivasyonla boş zamanlarında çalışmasını sağlamak kolay değil. Bir de bu tarz projelerin mutlaka bir yönetim sorunu olur çünkü herkesin bir fikri vardır işle ilgili ve onlar çakışır.

Bunun için en büyük motivasyon para olabilir yani insanlara maaş verecek bir bütçe gerekir ki adamlar işini gücünü bıraksın full bu projeye çalışsın.
  • anten  (31.10.22 17:10:49) 
eğer gerçek manada, yani global çapta bir oyundan bahsediyorsak, bir sinema filmi için nasıl bir yapım ekibi gerekiyorsa öyle bir ekip gerekli.

teknik ekibi bir kenara koyuyorum (tasarımcı, programcı vs.. )

senarist
sanat yönetmeni
müzisyen
evrene(kitaba hakim) bir danışman/tarihçi/edebiyatçı/akademisyen vs..
karakter seslendirmeleri için seslendirme sanatçısı
avukat

ilk aklıma gelenler.
  • teritori  (31.10.22 17:35:33) 
[]

Kısa İngilizce paragraftaki hatalarımı biri gösterebilir mi?

A Nice Memory with My Friends

I have a funny memory from my childhood. When I was thirteen years old I was a soccer player. A hot of summer day our coach said to going Bursa for the first away match us. We’re so excited because didn’t play ever any else stadium. Our trip that last about one day got was very exausting. When we arrive Bursa most of us were sick. My best friend Serkan when we going to our hotel vomit on me. Teammates whose seen this laughed us. They beat us 7-0 end of the match. Nevertheless we were so happy. Althought many years have passed when we meet told each other it.

İngilizce yazmaya çalıştığım ilk metin bu. Tipik anlıyorum ama konuşamıyorumculardanım. Düzenli çalışıp feedback alırsam, 3 aya kendimi yazılı olarak ifade edebilecek seviyeye gelebilir miyim?

 
Denemem: I have a funny memory from my childhood. When I was thirteen years old I was a soccer player. On a hot summer day, our coach said to go to Bursa for the first away match us. We were so excited because we didn’t ever play in any other stadium. Our trip which last about one day got was very exhausting. When we arrived in Bursa most of us were sick. When we went to our hotel, my best friend Serkan vomited on me. Teammates who have seen this laughed at us. They beat us 7-0 end of the match. Nevertheless, we were so happy. Although many years have passed since we meet and told each other it


  • Kahvedesu  (24.10.22 14:30:47 ~ 14:32:24) 
ucretsiz versiyon grammarly kullanin, bence yeterli olur.

grammarly desktop

tarayici eklentisi
  • istiririm yalarim bir de  (24.10.22 14:42:37) 
cümle cümle gideceğim,

ilkinde sorun yok.

When I was thirteen years old I was a soccer player = sorun yok ama alternatif olarak i used to be a soccer player da düşünülebilir, o dönemlerde futbolcuydum/futbol oynardım gibi.

A hot of summer day our coach said to going Bursa for the first away match us = bu gramer olarak tamamen yanlış. sıcak bir yaz günü için "on a hot summer day" gerekir. "teknik direktörümüz ilk deplasman maçımız için bursa'ya gideceğimizi söyledi" demek istedin sanırım ikinci kısımda. our coach (manager daha şık olur futbol için) told us that we would go to bursa for our first away match.

We’re so excited because didn’t play ever any else stadium = we were so excited because we had never played in a stadium before (çok heyecanlıydık çünkü daha önce hiç stadyumda oynamamıştık demek istediğini varsaydım)

Our trip that last about one day got was very exausting = our trip that lasted about one day was exhausting (exhausting zaten çok yorucu demek, very'ye gerek yok bence)

When we arrive Bursa most of us were sick. = when we arrived in bursa (edat gelmeli bursa'dan önce)

My best friend Serkan when we going to our hotel vomit on me = when we were going to hotel, my best friend serkan vomited on me. cümleye aynı şekilde başlayacaksan da "my best friend serkan, while going to our hotel, vomited on me" diyebilirsin virgüllerle

Teammates whose seen this laughed us. = whose aitlik bildirir, burada whose'luk bir durum yok. teammates who saw this laughed AT us.

They beat us 7-0 end of the match. = at the end of the match olacak. bunun dışında gramer olarak hata yok ama stilistik açıdan bu cümle türkçe düşünülmüş gibi, zaten yendiler diyorsun, "maç sonunda" demeye gerek yok.

Nevertheless we were so happy = doğru

Althought many years have passed when we meet told each other it. = ilk kelime although, sonunda t yok. although many years have passed, we still tell each other about it.

***

illaki yazdığım gibi olmak zorunda değil, farklı kelimelerle de ifade edilebilir elbet. yazdığın anlaşılıyor ama gramer zayıf. tense'ler, edatlar, kalıp ifadeler vs. hep yanlış.

üç ayda tabii ki ciddi aşama kaydedebilirsin, buraya kadar gelmişsin. gerisi pratik işi sayılır, atla deve değil.
  • mark greg sputnik  (24.10.22 14:43:27) 
Sadece şunu demeye geldim.

A hot of summer day demişsin.

Amacın çok sıcak olduğunu vurgulamaksa a scorching summer day diyebilirsin.
  • dissendium  (24.10.22 19:10:23) 
[]

Yazılım, Kpss, İşsizlik ve depresyon içeren dertenmece, sizce ne yapayım?

Arkadaşlar selâm.

Biraz dertlendim, sizlerin fikir ve tavsiyelerini duymak bana iyi hissettirecek.

Ben edebiyat fakültesinden mezun oldum. Dört beş yıldır da akademiye girmeye çalışıyordum fakat olmadı. Hâlâ öğrenciyim ancak ondan ümidimi kestim. Hiç kadro açılmıyor zira. Alanımda iyiydim ve tek planım buydu. Gerçekleştireceğime emindim.

KPSS'ye hiç girmedim, çünkü öğretmen olmak istemiyordum. İdealistlikle alâkası yoktu bu tercihimin, karakterim itibariyle lisedeki öğrencilere bir faydam olmayacağını düşünüyordum ancak artık ben de olgunlaştığımdan fikirlerim değişti.

Bir çıkış yolu ararken 5-6 ay önce front-end developer olmaya karar verdim. Patikayı tamamladım, proje geliştirdim. Github repositorysi oluşturdum. Zorlandığım oldu ama nihayetinde iş yapabilecek seviyeye geldim.

Gelgelelim yaklaşık bir aydır ilânlara başvurmama rağmen tek bir firma bile geri dönüş yapmadı. Ankara'daki bir firma 6 kez başvurumu inceledi ama alaylı olduğumdan güvenemedi herhalde. Neyse, bu durumun projelerimin zayıflığından mı kaynaklandığını anlamak için tecrübeli tanıdıklarıma sordum. Hepsi "Yoo gayet yeterli." dedi.

Sonra benim gibi junior adayı arkadaşlarla görüştüm. Bir de ne göreyim? Onları da mülâkata davet etmiyorlarmış. Aralarında 6 aylık iş tecrübesi olan da vardı. 5 aydır iş kovalayıp tesadüf eseri İngiltere'den iş bulan da, hâlâ arayan da...

Şu anda psikolojim bozuk. Yaşım epey ilerledi. Artık hem aileme hem de kendime bir faydam olsun istiyorum. O nedenle aklım fazlasıyla karışık. Bir mesleğim yok, geçici süreliğine bir yerde iş bulup çalışabileceğim.


Sizce şu aşamadan sonra nasıl hareket etmeliyim?

-Yazılımda kendimi geliştirmeyi bırakıp KPSS'ye asılmaya mı başlamalıyım?

-Zaten iş bulurum deyip yazılımda biraz daha sebat edip kendimi daha da mı geliştirmeliyim? Konuştuğum insanlar, hızlı öğrendiğimi ve ileride iyi yerlere gelebileceğimi söylüyorlar. Ben de çok sevdim bu işi açıkçası.

-Herhangi bir yerde sıradan bir iş bulup çalışmalı mıyım?

Bir yıl daha işsiz kalmak beni çok korkutuyor. Enkaz hâlindeyim açıkçası ve çok çaresiz hissediyorum. Samimi arkadaşların fikirlerini okumak isterim.

 
durustce soylemek gerekirse son birkac yildir yazilimin cok populer olmasi nedeniyle bircok kisi yazilima yoneliyor. yazlimda da en cok giris bariyerinin yani ogrenmenin ilk planda kolay oldugu front-end alanina yoneliyor. bu nedenle de bu alanda junior pozisyonlar icin cok fazla rekabet var.

Piyasada sirketler yazilimci bulamiyoruz derken kastettikleri de genelde tecrubeli yazilimcilar oluyor. ayni zamanda da piyasada egitimleri ticarete cevirenler, udemy ve youtube gibi platformlarda kazanc pesinde olanlar "1 ayda yazlim ogrenin" diye reklam yapiyorlar, aslinda umut pazarliyorlar.

Suna hazir olmak lazim, yazilim elbette ogrenilir, birkac ayda uretken de olunabilir. ama unutlmamasi gerken nokta su ki; 5 aylik yazlim bilgisi ile bir sirkete basvurdugunuzda bilin ki bir baskasi 6 aylik bilgiyle, kimi 1 yillik bilgiyle basvruyor.

o nedenle sabirli olmak ve ogrenmeye devam etmek gerekiyor, rekabet cok.
  • emrahday  (20.10.22 17:43:49) 
yazılımda junior ihtiyacı olan pek kurum yok.
junior pek iş çıkaramaz ve çoğu kişi de kendine junior der.

herkes ağzı sulu bir şekilde yazılıma yöneldi ama 2-3 yıllık tecrübeden aşağısı firmalar için hiç anlam ifade etmiyor.

5-6 ay tecrübeli junior'ı alıp tam iş yapaiblir hale getiriyorsun, firma değiştiriyor. emek ve paran çöpe gidiyor vs.

yazılımın ilk 2-3 yılında freelance işler dışında para kazanılabileceğini pek düşünmüyorum. bunu daha önce de anlatmaya çalıştım ama çok küfür yedim.
  • tchuck  (20.10.22 17:56:57) 
kpss'ye adanmışça çalışan bir şekilde karşılığını alıyor. yazılımda biraz sosyal medya abartması var son yıllarda. yazılıma yönelen çok olduğu için diploma da önemli.

internet ortamında kpss yi çok gömerler ama sonucunda ulaşacağın çalışma koşulları ve buna göre alacağın para çok iyi. öğretmen yılda 4 ay çalışmıyor mesela.

kpss geçmişte kendine yatırımı olmayan birinin girebileceği en sağlam yol. özel sektörde torpil yokmuş algısı var ama iyi şirketlerde iyi pozisyonlarda oluyor.
  • OrangeYellow  (20.10.22 18:05:51 ~ 18:10:41) 
İnanç Ayar Girişimcilik Podcast’ini dinle, belki sevdiğin işi yaparsın :)


  • kırmızıayakkabılıgargamel  (20.10.22 19:25:29) 
İşsiz zaman kaybetmek bana göre mantıklı değil. Hem yaşın gidiyor hem de para kazanmıyorsun. Bu sefer ileride tecrüben yok denir ve başka işlerde de sorun yaşayabilirsin. Bu nedenle iyi kötü iş bul ve çalış. Kalan zamanlarında önce KPSS'ye çalış, sonra yazılıma zaman ayır. Sen dersini iyi şekilde anlatırsın, mutlaka birilerine faydası olur. Ben lisede sayısalcıydım, neden 4 yıl edebiyat görüyoruz diyordum. Bakan olsam ilkokula edebiyat dersi koyarım. Millet kendi dilini bilmiyor.


  • dissendium  (20.10.22 19:36:49 ~ 19:42:24) 
Herkese çok teşekkür ederim.

Yazılımda 2-3 yıllık tecrübeli developer açığı olduğu muhabbetini biliyordum başlamadan önce. İş aradığım kısacık süre dahilinde de bunu tecrübe ettim. Sizlerin yanında bilgiçlik etmek istemem ama bir ayda bile bu kadar 2 yıl tecrübeli developer ilânı veriliyorsa, bu açığın öyle kolay kolay doldurulabileceğini zannetmiyorum. Dolarla maaş ödeyen firmalar bile kendi açıklarını kapatamazken bizim ülkemizde hiç kapanmaz.

En şaşırdığım şeyse cs mezunlarının bile mülakatlara çağrılmaması. Ben bu işlerden pek anlamam ama insanlar başka bir evrende 2 yıl tecrübe kazanacak değiller. O tecrübesi olanlar da teklif edilen ücreti beğenmiyorlar. Konuştuğum bir hanımefendi diplomasız ve 2.5 yıllık tecrübeli haliyle 40 bin liralık teklifi komik bularak reddettiğini söyledi.

Bu sorunu binlerce junior yetiştirmeden aşmanın mümkün olabileceğini sanmıyorum ben. Ha, o kişi ben miyim bilemem. Bana şans verirler mi kestiremiyorum ama aylarca aynı ilanı tekrar tekrar açan firmalar, mecburen işi daha kötü ve yavaş şekilde yapacak birilerini istihdam edecekler bence.
  • gregor melehov  (20.10.22 20:06:51) 
hocam ben senin atanmış istifa etmiş versiyonunum. Bu kafa yapısında birini öğretmenlik tatmin etmez. Bence atansan da mutlu olmayacaksın. Sebat etmeye devam bence. Sizle ayrıldığımız nokta; ben de front-end developer olmak istiyordum ama araştırmalarım sonucunda kendi adıma bu işin okulunu okumayı, daha komplike bir alana kaymayı uygun buldum. Siz de sabredip kendinizi geliştirince uygun bir iş bulabilirsiniz diye düşünüyorum. Lisans olmasa bile çeşitli üniversitelerin yazılım mühendisliği yüksek lisanslarına başvurabilirsiniz. Yararı olacaktır elbet.


  • Erestor  (20.10.22 20:53:43) 
inat ederim, hedef koyarım ama öncesinde şu zamanda içerisinde iş bulacam gibi.

örn: 10 ay içinde yazılım frontend işleri bulamazsam (freelance veya sürekli) bırakıyorum.

5-6 aylık çalışma ile ancak bir yere kadar gelebilirsin bundan sonrası kendini parlatmak. bu 10 ay içerisinde bir şekilde görünür olmaya başlamalısın, dijital görünürlülük biraz önemli, en azından kendine ait bir web siten olmalı, hiç bir site yapmamış daha kendi web sitesi bile olmayan bir frontendçiyi kim neden işe alsın? neden iş versin?

bir yan proje geliştiririm, ne biliyim adminLTE gibi bişi yapmaya çalışırım, yaptıklarımı github'dan paylaşır, yaparken öğrendiklerim hakkında blog yazıları yazarım, bunları yaparken edinmiş olduğun bilgi ve tecrübe ile tecrübeleri 3-4 yıllık tecrübesi olanlarla rekabet etme şansını arttıracaksın.

bir iki web sitesi yapıp yayınlamak, eşine dostuna arkadaşına bundan bahsetmek, bir şekilde birisine eşine dostuna gerekiyorsa bedava bir iki site yapıp yayınlaman, kendi sitene de portföy olarak eklemen lazım, ben buyum ve bunları ben yaptım diyebiliyorsun artık. inanmazsın ama köşedeki perdeci bile web sitesi yaptırıyor 2-3 bin liraya. gerekirse kart bastırıp dağıtmak iş almak için şansını arttırıyor, ilginç şekilde çalışıyor bu kart dağıtma sistemi hala.

Eğer dışarıdan bir iki iş alabilirsen bu kendine olan özgüvenini toparlar. daha aktif olursan, etkinliklere katılmak, toplantılara gitmek, grup ve organizasyonları takip etmek faydalı şeyler.

herkesin hayali büyük şirketlerde çalışmak falan ancak küçük şeylere uygun ücretle ulaşmak isteyen kişi sayısı, büyük şirketlerdeki pozisyon sayısından fazla yani para kazanmak için illaki iş bulmak zorunda değilsiniz.

kaynakçı gidip kaynak lazım mı abi diye kapı kapı dolaşamaz ama sen dolaşabilirsin, biraz zanaatkarlık gibi düşün. marangoz gibi, gidip herhangi bir yerde marangozluk yapabilirsin, yeterki gerekli aletlerin olsun. seninde gerekli aletin bilgin, tecrüben, bilgisayarın.

ne kadar tecrübe o kadar köfte.
  • selam  (20.10.22 23:19:47) 
Genel olarak @selam + 1.

Bi de bu "istihdam" mevzusunu biraz açıklayayım. Yazılım sektöründe "ihtiyaç" durumu biraz farklı işliyor.

Şimdi mesela bi fabrikada işlerin yürümesi için işçi lazım. Çünkü birinin birfiil makinenin başında durum makineyi işletmesi lazım. 10 makine varsa fabrika 10 kişi işe alıyor. 11. kişiye ihtiyacı yok, 9 kişi varsa illa birini alması lazım vs.

Ama kod/program dediğin şey çalışması için illa ki başında birinin durması gereken bir şey değil. 50 kişinin yazdığı projeyi 3 kişi maintain edebiliyor.

Elindeki eleman sayısı, yeni feature'ları hangi hızla geliştirebileceğine etki ediyor. Yani elinde 10 adam varsa 1 yılda yapacağın işi, 20 kişi varsa 9 ayda yapıyorsun. O özelliği 3 ay erken çıkarmak sana ekstra müşteri kazandırıyor rakiplerine karşı ya da başka yerde maliyetini düşürüyor vs.

İşte burada o işi 3 ay erken çıkarmanın, ekstradan 10 kişi çalıştırmaktan ucuza gelip gelmediği önemli. Genelde geliyor, çünkü kodu bi kere yazıyorsun milyonlarca insan kullanabiliyor vs. Æma aslında yaptığın şey eleman çalıştırıp o işten para kazanmaktan ziyade bi çeşit "yatırım". Fabrika örneğine geri dönersek yeni makine alıyorsun aslında, makineye işçi değil.

Ekonominin sallantılı olduğu dönemlerde şirketler genelde fazladan yatırım yapmaya gönüllü olmuyorlar. Şimdi dünyanın her yerinde para azalıyor, insanlar daha az para harcamaya başlıyor vs. O yüzden bizim sektörde de, muhtemelen diğer sektörlerdeki gibi bi durgunluk sözkonusu. Ama bu durgunluk bizde direkt istihdama etki ediyor. İşten çıkan bi adamın yerine yenisini almayabiliyorlar vs.

Bi de junior developer adı üzerinde "çırak" yani. Genelde 1 senior'ın yanında en fazla 3-4 junior alabiliyorsun. Şu an TR piyasasında hem senior azalıyor sürekli, hem de junior sayısı artıyor. O yüzden junior olarak piyasaya girmek isteyenler için ekstra bi dezavantaj var. Elemanı işe alacak paran olsa bile içeride onun başında duracak kimse yok. O yüzden alamıyorsun.

Valla bu durumları TR'de şirketlere 2-3 sene önce ben anlatmaya çok çalıştım ama müdürler direktörler falan biraz aptal adamlar oldukları için dinlemediler. Şimdi son 6 aydır falan senior maaşları Avrupa seviyesini yakaladı, en azından uzaktan Avrupa'ya çalışanların bir kısmı Türk şirketlerine geri dönüyor. Bu şekilde toparlamaya devam ederse bir süre sonra TR piyasası biraz daha düzelir herhalde. Ama emin olmak güç.

Öte yandan ben senin yerinde olsam gider direkt Avrupa şirketlerine başvururum. İşte İngilizcem kötü şu bu diye çok gerilmeye gerek yok, adam 500-1000 €'ya çalıştıracak birini bulduktan sonra işaret diliyle bile anlaşmaya gönüllü olur. Zaten girdikten sonra 2-3 ayda toparlarsın.

Yok illa TR'de olsun dersen staj bakabilirsin. Şirket biraz ölücü olabilir ama tecrübe olur en azından. Yani şimdi 5 aydır çalışıyorum demişsin ama şimdi düşününce bakıyorum, ben ilk işe başladığımda -okulun haricinde- 6 ay staj tecrübem varmış zaten.

Freelance proje alabilmek de çok iyi olur.

Bir de tabi güzel bi github hesabı kasmak lazım. Özellikle tutorial izlemeden, orijinal bi projenin olması çok öne geçirir. Zaten en başta kendi kendine iş yapabildiğini kanıtlamaya çalışıyorsun şirkete, portfolyo bunun en güzel örneği olur.
  • plutongezegendegilmi  (21.10.22 12:34:19 ~ 12:58:03) 
[]

Yazılımcı geliştirici arkadaşlar, ilk işinizi kaç ayda buldunuz?

Diplomalı mıydınız, alaylı mı?
Çevrenizin etkisi oldu mu, olmadı mı?
Alanınız neydi?


Ben epey yere başvurdum ancak mülakata davet eden tek bir yer bile olmadı. CV'mi tecrübeli arkadaşlara gösterdim. Sıkıntı yok dediler.

Kendimi front-end alanında yetiştirmeye çalıştım. Birkaç arkadaşla muhabbet etme şansı buldum. 6 aydır iş aramakta olan da gördüm, Türk firmalardan cevap alamayınca İngiltere'den 3 bin sterlinlik iş bulan da. Aklım epey karışık yani.

 
Ortalama 500-1000 tane firmaya başvurmak gerekebiliyor.


  • summerof69  (14.10.22 18:41:55) 
500-1000 biraz çok hocam.

kendi alanınız dışında ya da teknik yeterliliğiniz dışındaki işlere başvurmak çok mantıklı değil.
örn 3 yıl tecrübeli developer aranıyor ilanına yeni mezunken başvurayım ya bir şey olmaz diye boşa sıkmaya gerek yok.

Ya da typescript developer aranıyor ben .netciyim ne olacak ya onu da yazarım diyip başvurmak çok mantıklı değil genelde.

Ben de frontend developer'ım. İlk işimi bulmam 3 ay kadar sürmüş olabilir. O sırada başka bir şirkette test mühendisiydim frotnend tarafına geçiş yapmış oldum. 4 yıl önce.

Ama mevcut işimi tek başvuru ve onun sonuçlanması şeklinde buldum, mutluyum.

bence 100-200 olabilir en fazla kriterlere dikkat edip başvururken. 500 çok yüksek bi sayı.
  • ayin yazari  (14.10.22 19:17:59) 
alayli misiniz cv de tecrube var mi proje var mi


  • bonjourrr  (15.10.22 01:05:50) 
Yeni mezundum pandemi nedeni ile mezun olduktan sonra yaklaşık 4 ay iş aramadım. Nisan-Mayıs ayında özellikle kurumsal sirketler yeni mezun programları açıyor. Onlara basvurdum mülakatları geçtim 2 sirketten teklif aldım. Birini kabul ettim hala orada çalışıyorum. Alaylı değilim 4 yıllık yazilim bolumlerinden birini okudum. İs tecrubem sadece zorunlu stajlarim vardi.


  • ceann deas  (15.10.22 19:03:18) 
[]

Şuradaki react kodunu izah edebilecek bir yardımsever çıkar mı?

Selamlar, bir YouTuber buldum. Çok güzel tasarımları var. Adamın ne yaptığını anlamaya çalışıyorum, kodlarını okumaya uğraşıyorum ama tıkanıyorum bazen. Aşağıdaki kodlarda bir navbar yapıyor. Birkaç yeri anlayamıyorum bir türlü.

1) Buradaki <header className={styles.navbar}> kodunda, header className'inde kullanılan styles nereden geliyor?

2) <ul className={nav ? [styles.menu, styles.active].join(' ') : [styles.menu]} >

Yukarıdaki, ternary operatöründen gelen styles yine nereden geldi? .'dan sonraki kısımlar, muhtemelen css tagleri. Ve neden ' ' stringiyle birleştirme ihtiyacı hissediyoruz oradaki kodu?

Yardımcı olursanız çok sevinirim. Bakıyorum, bakıyorum ama bir türlü anlamadım.

import { React, useState } from 'react';
import styles from './Navbar.module.css';
import Logo from '../../images/logo.png';
import {
AiOutlineUser,
AiOutlineSearch,
AiOutlineMenu,
AiOutlineClose,
} from 'react-icons/ai';

const Navbar = () => {
const [nav, setNav] = useState(false);

return (
<header className={styles.navbar}>
<img src={Logo} alt='Logo' />
<nav>
<ul className={nav ? [styles.menu, styles.active].join(' ') : [styles.menu]} >
<li>
<a href='/#'>Learn More</a>
</li>
<li>
<a href='/#'>Log in</a>
</li>
<li>
<a href='/#'>Sign up</a>
</li>
<li>
<AiOutlineSearch size={25} style={{ marginTop: '6px' }} />
</li>
<li>
<AiOutlineUser size={25} style={{ marginTop: '6px' }} />
</li>
</ul>
</nav>
<div onClick={()=> setNav(!nav)} className={styles.mobile_btn}>
{nav ? <AiOutlineClose size={30} /> : <AiOutlineMenu size={30} />}

</div>
</header>
);
};

export default Navbar;

 
hem 1, hem 2 icin bkz: create-react-app.dev

1) import styles from './Navbar.module.css'; buradan geliyor. module.css dosyalari javascript dosyasinda import edilip bu sekilde kullanilabiliyor. Navbar.module.css dosyasinda navbar class'ini bu sekilde kullanabiliyorsun.

2) ayni yerden geldi. noktadan sonraki kisimlar class isimleri. ['bir-class', 'bir-baska-class'].join(' ') 'bir-class bir-baska-class' sekline geliyor. birden fazla class kullanmak icin boslukla birlestirmis yani.
  • lemmiwinks  (12.10.22 14:24:43) 
[]

Speaking becerisini geliştirme yöntemleri?

Birkaç yıl önce YÖKDİL Sınavı'ndan 85+ bir puan aldım. Okuduğumu büyük ölçüde anlıyorum. Listeningim de fena değil. Ancak yazma ve konuşma hususunda sıfırım.

Speakingimi geliştirmek için preply veya cambly'den ders almak haricinde ne yapapbilirim?

Preply'dan ders alacağım ancak bütçem kısıtlı. Muhtemelen yetmeyecek. İngilizce iş mülakatlarını geçecek seviyeye ne kadar zamanda gelirim sizce ortalama?

 
İnternette "toefl speaking questions" ara. Yazma çalışmak istersen cevabı yazarsın, konuşma için de konuşursun. Her ikisinden de 100er soru yaptığında bu sorunun cevabının pratik yapmak olduğunu anlayacaksın. Alternatif olarak, izlediğin bir dizinin bir bölümünü özetlemeye çalışabilirsin, ister yazılı ister sözlü olarak.


  • kanepeee  (01.10.22 19:42:41) 
Ben bi dil okulundan ozel ders alarak gelistirdim.
Temelde cambly gibi ama burada hoca sabit ve bir plan uzerinden gidiyorsun.
60 saatte b2 konusacak seviye geldim a2den
  • nuisance  (01.10.22 21:43:33) 
speaking kulüpleri oluyor bir çok dil kursunun. eğer eksiğiniz sadece speaking bazlı ise bunlardan yararlanmayı düşünebilirsiniz.

cambly'den daha uyguna gelebilir speaking clubları. bir de facebook'ta vs etkinlikler oluyor yabancı ülkeden gelenlerin tanışma kaynaşma toplantıları vs. diye onlara da bakabilirsiniz.
  • susannah delgado  (02.10.22 00:46:42) 
[]

Bir edebiyatçının yazılım geliştirici olma ihtimali...(front-end)

Gençler selâm,

Buradaki çoğu developer yazılım geliştirici olma planımdan haberdar. Disiplinli şekilde kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Bu mesleğin bana uygun olduğuna kanaat getirmem çok güç olmadı. Tam benlik, daha önce başlamadığım için aşırı pişmanım.

Zihnim gayet açık, pratik eksiğim giderek kapanıyor. Öğrendiğim bilgileri projelerde uygulayabiliyorum. Yaşadığım sorunları mühendis arkadaşlara danıştığımda, zamanında onların da aynı problemlerle meşgul olduklarını, doğru yolda olduğumu söylüyorlar.

Artık iş aramaya başlayacağım ama ilânlara baktığımda, hemen hepsinde, mühendislik veya alâkalı bölümlerden diploma talep ettiklerini görüyorum.

Onlara hak veriyorum, ben de bir işveren olsam önüme bir edebiyat mezunu gelse, yüksek ihtimalle ona daha az şans tanırdım.

Kiminle konuştuysam, sen bir şekilde bir firmada 1 yıl çalışmaya bak. Ondan sonra dezavantajın ortadan kalkacak diyorlar. Ama herkes ilk işi almanın kolay olmadığını da söylüyor. Bir de buna edebiyatçı olmamı eklersek, herhâlde yarışa epey geriden başlıyorum.

Çok disiplinli ve çalışkan biriyim. Bir şey başarmam gerekirse hafta sonu dahil sabahın köründe kalkar, pilim bitene dek çalışırım uzun müddetler boyunca. Bir yere girebilirsem sektörde kalıcı olacağıma eminim. Fakat boşa kürek çekmek de istemiyorum.

Yaşım otuza yaklaştı. KPSS'ye daha önce girmedim, akademisyen olmak için çabalıyordum. O nedenle kaybedecek fazla vaktim yok. Bir an önce gerçekleşmeyecek bir hayal için kürek çekip çekmediğimi anlamam lâzım. Size şunları sormak istiyorum:

1) İş aramak için ne kadar vakit ayırmalıyım? (Bunu sorma sebebim vaktimin dar olması)

Sözlükten yazılımla alâkasız bir mühendislikten mezun arkadaşla görüşüyorduk. Hemen hemen aynı seviyedeyiz ama ben ondan daha az süredir kendimi geliştiriyorum. Onun iş arama süreci 5 ayı buldu. Ben beş ay sonra bundan çok iyi bir seviyede olurum ama bunun işveren için bir anlam ifade edip etmeyeceğini kestiremiyorum. Sonuçta o arkadaş da bir mühendisti.

2) Birilerinin projelerimi beğenip beni işe alma ihtimali hakikaten var mı?

Edebiyatçı olmama rağmen github'ıma bakıp satır satır döşediğim commentları okuyup inceleyecekler mi, yoksa hiç bakmayacaklar mı? İlgilerini çeker diyorsanız, tamamen kendime ait özgün projeler geliştirmeye koyulabilirim.

3) İş ararken KPSS'ye hazırlanmak veya kendini tamamen yazılıma adamak?

Benim öğretmen olmak gibi bir motivasyonum hiçbir zaman olmadı. O nedenle mezun olalı yıllar geçmesine karşın, bir kere bile sınava girmedim ancak çaresizlik beni o tarafa sevk ediyor.

Bir yanım işini şansa bırakma, şimdiden KPSS'ye başla diyor. Diğer yanım, ona harcayacağın zamanla, gelecek yıl yaz aylarına kadar "You Don't Know JavaScript" seri kitaplarını bitirsen, zaten uçarsın. Elin ayağın iyice kod yazmaya alışır, çok daha rahat, seveceğin tarzda bir hayat sürersin diyor. Sizce hangi seçenek daha mantıklı?

4) Yazılım firmalarına bıkmadan tek tek motivasyonumu belirten CV'mi eklediğim mailler göndersem faydası dokunur mu?

Bunların cevabını kendim bulmam gerektiğini biliyorum ama sizler bazen olaya benim bakamadığım çerçeveden bakabiliyorsunuz. O nedenle cevaplarınızı merakla bekliyorum.

Teşekkür ederim şimdiden harcayacağınız vakit için.

 
İş aramak çok sıkıntılı bir süreç. Hemen başla. Ben yeni mezunken CV'me bile bakmıyolardı. Tecrübe kazanınca bakmaya başladılar. Sonra görüşmelere çağırmaya başladılar. Olumlu gibi geçen ama olumsuz olan bir sürü görüşmen olacak. İngilizce de önemli. İngilizce konuşmadığım görüşme sayısı az.

Kpss çalış mutlaka.
  • dissendium  (01.10.22 12:23:27) 
38 yasinda 4 cocuklu edebiyat mezunu ev hanimi ogrencim var yazilimda ilerledi su an mulakat surecinde

37 yasinda 3 cocuklu sosyoloji mezunu ev hanimi ogrencim vardi su an yazilim sektorunde egitmenlik yapiyor

1)is aramak icin ne kadar vakit ayirmaliyim kismi bulana dek. ayni isyerine basvuran biri cok iyi biri orta olan arkadaslarimdan iyi olana turk biri denk geldi ve elendi orta olan calisiyor. iyi olan hala is ariyor. biraz da kriz donemindeyiz biraz daha uzun surebilir ise girmek. bir yil denebilir

2. ilk bakacakalri yer linkedin ve cv oalcaktir sonra cv de yazan soft skill dedigimiz kisilik ozellikleri iletisim vs sonra da iletisiminiz en son projelerinizi gorusmede gosterirsiniz

3. sadece yazilima odaklanmak laizm ikisi birden olmaz hele kpss hic olmaz

4. yazilim firmalarininsahipleri recuiurterlar insan kaynakalri danismanlarina on yazi yazip orusmede kendiniz idaha iyi anlatabileceginizi soylemek onemli

BONUS: gercekten alaninzida ciddi projeler yapip gorusmede gostermek etkili olur am ciddi proje dedigim hello world yazmak degil ya da basit sayfalar tasarlamak degil

ingilzice olmazsa olmaz olan

bolsans
  • bonjourrr  (01.10.22 12:25:33 ~ 12:26:15) 
[]

Kiracı tahliye davası masrafları ortalama ne kadardır?

Birkaç saat önce ev sahibi, kendi ihtiyacı dolayısıyla evden çıkmamız gerektiğini belirten bir tebligat gönderdi.

"Ev bulabilirsek çıkalım." kafasıyla sarı siteden bir ev bulup baktık. 2 depozito -biri ev sahibine diğeri emlakçıya- bir de kira peşin istediler. Yani, bize yaklaşık 20 bin liraya mâl olacak o eve taşınmak ve ne yazık ki şu anda öyle bir birikmişimiz yok.

Bize yazın söyleselerdi, zaten çıkardık. Şu anda hazırlıksız yakalandık.

Onları tahliye davasına yönlendirirsek, muhtemelen kazanırlar. İhtarnamede dava sürecinde harcadıkları kira masraflarını ve dava ücretini de bizden isteyeceklerine dair bir ibare var.

Ev bulabilirsek çıkarız ama şu an itibariyle çok zor görünüyor.

Diyelim ki, dava açıp kazandılar. Dava yaklaşık 7-8 ay sürdü. Bize maliyeti ortalama olarak ne kadar olur? Tahmin yürütebilecek veya bu süreci daha önce tecrübe etmiş birileri var mı aramızda?

Yardımcı olursanız çok sevineceğim

Edit: Arkadaşlar, ev sahibi bizimle diyaloga geçmemekte ısrarcı. Adam emlakçı vasıtasıyla konuşuyor hiçbir sorunumuz olmamasına rağmen. Sorum galiba yanlış anlaşıldı. Tekrarlayayım:

Dava sonucunda ev sahibi haklı bulunursa, cebimizden ortalama ne kadar çıkar?

 
Tebligat gelmesi çıkmanız anlamına gelmiyor. Dava en a 1.5 2 yıl sürüyor. Tebligat sonrası çıkarsanız hiçbir hak iddia edemezsiniz.


  • sonhakan  (29.09.22 17:46:54) 
Çıkmayın. Paranız olmadığını belirtin. Genelde bu tarz durumlarda ahlaklı ev sahipleri taşınma masraflarına yardımcı oluyor. 15 bin tl gibi bir meblağ verirlerse ortada anlaşın.

Yoksa uğraşıp duracak 1.5-2 sene. Büyük ihtimal kabul eder.
  • bilge rusty james  (29.09.22 17:51:19) 
Çıkmayın ayrıca ev sahibinin davayı kazanacagını nerden biliyorsunuz? Eve zarar verme komşularla geçinememe kirayı ödememek gibi bir durum yoksa kazanamaz zaten. Hatta masraf ona kalır Kira sözleşmeniz bitmeden 15 gün önce haber vermesi lazım. Verdiyse bile pat diye çıkmanıza gerek yok. Bırakın ugraşsın dursun


  • limonlu eksi  (29.09.22 19:58:26) 
Cevaplara saygım var ama işler öyle olmuyor. Kendi ihtiyacı demişsin; eğer başka evi yoksa ve kendi taşınacaksa, size tebliğ ettirdiği gibi masraflar da kalabilir. Avukata danışmanızda fayda var.
Amaç yüksek kira artırımı ise emlakçıyla açık konuşun çünkü emlakçı yeni klracının komisyonuna göz dikmiştir. Sizi yanlış yönlendirir.

  • intihar etsem de kendime gelsem  (29.09.22 21:07:04) 
Yaşadığın şehrin barosunun "tavsiye ücret listesi" gibi bi belgesi oluyor. Onun bi tık üstünde olur muhtemelen.


  • plutongezegendegilmi  (29.09.22 22:30:35) 
[]

Kira sözleşmesindeki bir madde hakkında.

Arkadaşlar dün bir duyuru paylaşmıştım. Çok bilgilendirici cevaplar geldi. Hepinize teşekkür ederim. Ancak bir durum daha söz konusu.

Gerekçe: Oğlum gelecek çık. Kendi bile aramıyor, emlakçıyı arattırıyor. Emlakçı da vır vır konuşuyor.

Babam ikinci bir sözleşmeye daha imza atmış. Bunda şöyle bir madde var. Bağlayıcılığı var mı merak ediyorum.

"Taraflardan biri sözleşme yenilenmeden bir ay önce yazılı olarak ihtarname göndermezse sözleşme yenilenir."

Bizim bu evdeki ikinci yılımız ve sözleşme Kasım 2020 tarihine ait ve belirsiz süreli. Geçen yıl sözleşmeye tekrar imza atmadık yani. Bize şimdi ihtarname göndereceklerini söylediler. Sözleşmenin yenilenmesine 40 gün var. Bu durumda 1 ay içerisinde çıkmalı mıyız, yoksa 3 ay sınırını aştıkları için bir yıl daha oturma hakkına sahip miyiz?

 
Kira ücretinizi zamanında ve muntazam ödüyorsanız ve mücbir sebep yoksa 10 yıldan önce mücbir sebep dışında kiracı tahliye edilemez. Her sene akit yapmanıza gerek yok kiranızı zamanında muntazam ödüyorsanız akit kendiliğinden yenilenmiş sayılıyor


  • beemaker  (20.09.22 16:22:34) 
Çok emin olmamakla birlikte kanunla çelişen bir madde olduğu için geçerliliği olmaz diye düşünüyorum. Çünkü kanuna göre 10 yıl dolmadan sözleşmeyi tek taraflı sonlandırma hakkı sadece kiracıda. Ev sahibi gerekçe göstermeden (kendim oturacağım, oğlum oturacak vs.) sözleşmeyi sonlandıramaz. İhbar süresi belirtince kanun değişmiyor.

Hukukçu değilim kişisel yorumlamam.
  • himmet dayi  (20.09.22 16:23:59) 
Oğlum gelecek geçerli bir sebeptir.
Sizi bir ay içerisinde çıkaramazlar. Süre 6 ay.
Ev sahibi 3 sene evi kiralayamaz.

Google'da bulabileceğiniz bilgiler bunlar...
  • denizgonen  (20.09.22 17:43:45) 
[]

Kira sözleşmesi kaç yıl geçerlidir?

Arkadaşlar selam, iki yıl önce Kasım ayında bir eve taşındık. Adam bize 5 yıl oturabileceğimizi söyledi ve sözleşme yaptık. Sözleşmede herhangi bir zaman yazmıyor. Duyurudan takip edebildiğim kadarıyla bu sözleşme 5 yıl geçerli.

Ev sahibinin oğlu asker. Emlakçının dediğine göre o dönecekmiş. 40 gün de mühletimiz varmış çıkmak için. Sözleşmemiz de iki yıllıkmış ama baktık, öyle bir ifade yok. Bu, beş yıllık olduğu anlamına geliyor değil mi? Kiramız düşük kaldı, daha iki gün önce de konuştuk ama bize bir şey söylemedi çıkın vs. diye. Muhtemelen başkasına kiraya verecek.

Bu durumda haklarım neler, bilgilendirebilir misiniz?

-Bu sözleşme beş yıllık değil mi?
-Oğlu geldiğinde çıkmak durumundaysak kaç ay mühletimiz var?

Tecrübeli biri yardımcı olursa çok sevinirim.

 
standart sözleşmenin üzerinde kira süresi diye bir bölüm vardır sizde boş mu orası? rutinde sözleşme 1 yıllık olur aksi belirtilmediği sürece.

oğlu gelse bile yasal yollardan çıkartabilmesi için dava açılması gerekiyor. sözel olarak söylemesinin bir hükmü yok dolayısıyla bir mühlet de yok. konuşup anlaşırsanız ona göre bir süre belirleyebilirsiniz tabi.
  • nrmnm  (19.09.22 13:48:59) 
Belirli süreli sözleşme değilse o sözleşme her yıl kendini yeniler. 5 yıl diye bir sınır yok. 5 yıl sonra 'kira tespit davası' açma hakkı oluyor ev sahibinin. o ayrı bir şey. 10 yıl sonra da ev sahibi isterse tek taraflı olarak sözleşmeyi sonlandırabilir. yani hiçbir gerekçe göstermeden 'evden çık' diyebilir. bunu göz önünde bulundurursak sözleşme pratikte 10 yıllık diyebiliriz. Ama 10 yıl sonunda illa yeni sözleşme yapmak gerekmiyor. Yine sözleşme kendini yenilemeye devam eder. Ancak takip eden yer yeni dönem öncesinde ev sahibi ihbar süresini gözeterek yine gerekçe göstermenden kiracıyı çıkarabilir.

Gelelim oğlunun gelme konusuna. Bu durumda ev sahibinin kullanım gereksinimi doğduğu için tahliye davası açması gerekir. Burası önemli. Emlakçının '40 gün mühletiniz var' demesinin hiçbir bağlayıcılığı ya da kanunda yeri yok. Kullanım gereksinimi doğduğunda kiracıyı çıkarmanın tek yöntemi tahliye davası açmak. Bu durumda da ev sahibinin aynı belediye sınırları içerisinde başka evinin olmaması gerekiyor. Aksi halde dava kiracının lehine sonuçlanır. Tahliye kararı çıkarsa ne kadar mühletiniz olduğunu hakim size söyler.
  • himmet dayi  (19.09.22 13:52:36 ~ 13:52:57) 
iki yili sallamis, 40 gunu sallamis, size yedirebilir miyim diye bos bos konusmus emlakci. himmet dayi aciklamis zaten.


  • bay b  (19.09.22 14:22:16) 
kira sözleşmeleri otomatik olarak yenilenir. süresi yoktur.
5 yıl -> eve oturmanızdan 5 yıl sonra ev sahibi kiranın etraftaki rayiçlere göre belirlenmesi için dava açabilir.
10 yıl -> eve oturmanızdan 10 yıl sonra ev sahibi sebepsiz sizi çıkartabilir.

şu anda ise sizi çıkartması için tahliye davası açması lazım. kafasına göre hadi çık diyemez. bana göre burada 2 husus var:

1- emlakçının ev sahibine gaz veriyor olması çok yüksek ihtimal. ev sahibinin aklında sizi çıkartmak yoktu belki de ama emlakçının gazına geldi. yazılı ihtarname vs olmadan kesinlikle hareket etmeyin. 40 gün diye bir şey ilk kez duydum. kaldı ki bana sorarsanız böyle durumlarda doğrudan ev sahibi ile muhatap olmanız daha iyi olur.

2- doğrudan ev sahibi ile muhatap olarak, adamın niyetini anlamanız çok iyi olur. 6 ay sonra oğlu evden çıkıp evi başkasına PAHALIDAN kiraya mı verecekler?
  • co2s2  (19.09.22 15:52:49) 
@himmet dayi +1


  • ruhen hastayim ben  (19.09.22 16:42:33) 
[]

Buradaki react kodunun işlevini anlayamıyorum, yardım eder misiniz

Aşağıdaki kodda, map metodunu neden setPopular'a değil de popular state'ine uyguladığımızı bir türlü anlayamıyorum. Biz verimizi setPopular'a çekmiyor muyuz? Nasıl oluyor da setPopular'a attığımız veri, popular'dan ulaşılabilir hâle geliyor?

Movie componentımda sadece bir h2 tagi var, bu fonksiyonla api'deki 20 objenin de title'ını yazdırabilmem tuhafıma gitti.

Biriniz açıklayabilirse, çok sevinirim. :)



Fotoğraftan bir şey anlaşılmıyorsa kodlarım böyle:


import './App.css';
import {useEffect, useState} from "react";
import Movie from "./Movie"

function App() {

const [popular, setPopular] = useState([]);

useEffect(() =>{
fetchPopular();
}, []);

const fetchPopular = async () => {
const data = await fetch( https*)
const movies = await data.json();
setPopular(movies.results)
}
return (
<div className="App">
<div className='popular-movies'>
{popular.map((movie) => {
return <Movie />
})}

</div>
</div>
);

 
React'ın olayı reactive olması biliyorsun.

Yani bir değişken değiştiğinde, anında ekranda değişiklikleri görebiliyorsun.

Normalde JS içinde bi değişkenin değişip değişmediğini anlamanın kolay bir yolu yok. Değişken dediğin memory'de bi yer, her salise gidip teker teker bütün memory'i kontrol edip, önceki state'i başka bi yerde tutup, değişiklik varsa ekran tekrar render et falan gibi yapsan inanılmaz zor ve maliyetli olur.

Bunun yerine React (useState hook'u aracılığıyla) şöyle bişey yapıyor, değişkenlerin hepsi "immutable". Yani değişkene yeni bir değer atayamıyorsun direkt. Ama her değişken için sana başka bir fonksiyon veriyor, o fonksiyonu çağırdığın zaman, o fonksiyona verdiğin değeri değişkenin içerisine kendisi yazıyor. Bu sayede arka planda hangi değişkenlerin değeri değiştiğini de biliyor, çünkü set.... fonksiyonunun içinde o kod da var, bakıyor değer değişmiş, tekrar render et falan manuel işlemleri yapıyor.

Yani, "popular", değişkenin adı. O değişkene direkt yeni değer atayamazsın. "setPopular" da "popular" değişkeninin değerini değiştirmek için kullandığın fonksiyon, değişkenin kendisi değil.

Direkt değişkene değer atamak yerine niye bir fonksiyon kullanıyoruz? Üstte anlattığım şeyler, reactive olması, değişiklikleri kolay tespit edip ekrana hemen render edebilmek için.
  • plutongezegendegilmi  (17.09.22 09:55:12 ~ 09:56:03) 
[]

Basit bir React useState sorusu

Arkadaşlar useState hookunun ne işe yaradığını biliyorum.

const [counter, setCounter] = useState(0);

Mesela yukarıda, destructing yöntemiyle counter'ı 0'dan başlatıyoruz. Daha sonra onu setCounter'la değiştirebiliriz.

Fakat bazen, özellikle proje yapan kanalları izlediğimde şöyle bir yazımla karşılaşıyorum:

const [data, setData] = useState([]);

Buradaki array'le ne kastediyoruz? İşlevi ne oluyor tam olarak? Gelen veriyi, array olarak almamızı mı sağlıyor?

Basit bir konu, başka bir yerde açıklamasını görmüştüm ama unutmuşum yine.

 
Yukarıdaki counter ile aynı mantık aslında. Başlangıç değerini boş bir array olarak atıyor. Yani bu data array tipinde veri alacak. Başlangıç değerini useState'e ekliyor. Nasıl 0 ile number, "deneme" diye string, {} ile boş obje ekleyebilirse [] bununla da boş array'i başlangıç değeri olarak set'liyor.


  • ilgeru  (10.09.22 15:49:56) 
eskiden class component yapıda nasıldı, state e değişkenler ekliyorduk;

userName: '',
products: [],
payload: {},
count: 0,

gibi.

şöyle bir şey olmuyordu

userName: ,
age: ,
products ,

state veya useState kullanırken null da olsa bir initial value vermek gerekiyor.

O yüzden oraya istediğiniz başlangıç değerini yazabilirsiniz.

Neden başlangıç değeri vermek tercih ediliyor? const a; diyerek de değişken tanımlanabilir mesela. Ama string bir ifade alan bir componente tutup {title} yazarsanız ve title da tanımsızsa veya integer ise orası patlayabilir.

Veye count a bir ilk değer vermezseniz ama bir yerde +5 yap bunu derseniz orada patlar.

products ı array olarak tanımlamaz ve aşağıda push, map gibi fonksiyonlar kullanırsanız yine patlar çünkü o tipin özellikleri arasında push metodu yok.

.lenght kullanabilmek için String bir ifade olması lazım..

O yüzden ihtiyaca göre array: [] de ilk değer olarak yazılabilir.

useState('Ayşe'); de yazılabilir. Oradaki değer ilk değeri unutmayın.

const name = 'Ayşe'; ile aynı mantık.
  • ananiyimioguz  (10.09.22 16:59:32 ~ 17:14:26) 
[]

Bir yazılım dilinde uzmanlaşmanın yolları nelerdir?

Arkadaşlar selâm, birçoğunuzun bildiği üzere 4 ay önce JavaScript öğrenmeye başladım. 2 tane kurs bitirdim, epey medium makalesi, doküman okudum. Çok şey öğrendim bu süreçte. Fakat bazı problemlerle karşılaşıyorum. Sizlerin epey yardımını gördüm, belki bunu da yardımınızla aşabilirim.

Aldığım kurslarda klasik todo list, hesap makinesi, counter, clone website yapma vs. gibi projeler var. Ben bunlarda kullanılan fonksiyonları, kod iskeletini, mantığını kavradım "büyük oranda." Ezberlemedim. Bir web sitesini tasarlamak istediğimde zorlanmakla birlikte, tam aynısını yapamasam da benzerini yapabiliyorum.

Yukarıda bahsettiğim diğer projelerin de benzerini kendi başıma yazmak istediğimde bana ait bir tasarım ve kodlarla zorlanarak da olsa aşama kaydedebiliyorum. Ancak geçenlerde bir react kursunda dropdown menü yaptı bir hoca. Başta zor geldi, -bana ilk seferinde her şey öyle geliyor- anlayamadım. Muhtemelen tekrar çalıştığımda anlayacağım. Kendi başıma da yapabilecek seviyeye gelebileceğim.

Ancak... Tutoriallerde, stackoverflow'da bulamayacağım türden bir proje geldiğinde onu nasıl tasarlayacağım? Tecrübe kazanılarak edinilebilecek bir beceri midir bu? Yoksa çalışmalarımı başka bir tarafa yöneltmeliyim? Girebilirsem bir firmaya, orada bir senior mü yol gösterecek yoksa? React'le birlikte parça parça düşünmeye, projeyi adım adım tasarlamayı öğrenmeye başladım ama çok yetersiz hissediyorum kendimi.

İyi bir coder olabilmem için önümdeki en büyük engelin bu olduğunu düşünüyorum şimdilik. Bu hususta veya genel olarak verebileceğiniz tavsiyeler varsa merakla dinlemek istiyorum.

Hepinize kolay gelsin. :)

 
profesyonel olarak bu işi yapmaya başlayın. 100 yıl boyunca kendi kendinize proje yazsanız, yönetseniz vs bir yerden sonra onun öğrenmesi duruyor çünkü daha ilerisini görmeniz mümkün olmuyor. dolayısıyla tavsiyem işe girin ve oradan çalışın. zaten oraya girince yaptığınız projelerin ne denli basit şeyler olduğunu göreceksiniz. üstelik birçok farklı uzmanlık grubundan insanlar da sizin gelişiminize katkı sağlayacaktır.

bir firmaya girersen orada da kimse sana yol göstermeyecek orada yolunu kendini bulacaksın ancak temel fark şu, kocaman bir otobana girmiş olacaksınız. orada da takıldığınız yerlerde size yardımcı olacak insanlar olacaktır bu açıdan o yolu öğrenmeniz de kolay olacak. şu an 2 sokak arasında mekik dokuyorsunuz denebilir, örneklendirmek gerekirse.

iş, işte öğrenilir.
  • ilgeru  (02.09.22 14:38:36 ~ 14:39:52) 
bence kat ettiginiz yol iyi ama internetten ogrenilemeyecek, sadece profesyonel hayatta ogrenilecek bircok konu da mevcut. bunlari su sekilde siralayabilirim, ornegin;

- internetteki kaynaklar ve dersler genelde yalin ve izole edilmis uygulamalari ogretir. yani bu uygulamalarin diger uygulamalarla, kutuphanelerle iletisimleri minimum seviyededir. ama profesyonel hayatta bir uygulama gelistirilirken, sirketin eski tarihlerden kalma kutuphaneleri, baska sirketlerin veya programlarin api leri ile entegre uygulamalar gelistirmek gerekir ki bunun kendine has cozulmesi greken problemleri vardir.

- internette ornek uygulamalar sifirdan gelistirmeyi ogretir. ama profesyonel hayatta eski kutuphane guncellenir, eski kodlarin uzerine yeni kodlar yazilir. bircok yazilimcinin gununun buyuk bolumunu bu tarz isler kaplar.

- internetteki egitimler bircok durumda unit test, integration test, test coverage, cloud sistemlere application deployment, containerization, code pipeline gibi konulari kapsamaz. ama bu konular profesyonel hayatta bir developerin hayatinin merkezindedir.

- internetteki egitimler dokumantasyon icermez, ekip icinde iletisim gibi soft skiller onemli olmaz. ama profesyonel hayatta bu konularda kendini gelistirmek ilerlemek icin kritiktir.

- internette is gelistirme surecleri pek ogretilmez. ama profesyonel hayatta her sirketin kendine has surecleri vardir. benzer surecler de vardir ve bu patternlere hakim olmak onemlidir.

- internetteki egitimlerin bir cogunda git konusuna deginilmez, ayni anda tek bir kisi tek bir kanaldan gelistirme yapar. ama profesyonel hayatta bircok gelistirici ayni anda gelistirme yapar, ve bunun icin iletisim gerekir, merge problemleri olur bunlar cozulmesi gerekir, pair programming yapmak gerekir vs. git commit messajlari bile sirketten sirkete degisen standartlara gore yazilir.

bunlar ilk aklima gelenler ama gozunuzde de buyutmemek gerekir. disaridan ogrenmek zordur cunku belli standart yoktur, her sirketin ve yoneticinin tarzi farklidir, her ekipte farkli isler bu surecler. ama bir yerde calisinca cok cabuk ogrenilen seylerdir.

yani bir yerde calisarak onlarca kat hizli ogrenilir bazi seyler.
  • emrahday  (02.09.22 16:57:08 ~ 17:00:21) 
kod okumak derdim ama gerçekçi olalım, oturup da github'dan kod tarayan, alakasız projeleri ne yapmış bu adam diye inceleyen çok azdır.

bir şirkette işe girmek en hızlı çözüm. avantajı ne dersen, aklına gelecek çoğu senaryo için, "bak burda yapılmışı var" diyerek biri çat diye açıp sana kodu gösterebilir. normalde bilgisayar başında çözüm bulmak için harcayacağın saatleri, kodu yapıştırıp, ne yaptığını anlayıp dakikalara indirebilirsin. çok daha hızlı öğrenme + başka bir işe odaklanma avantajı var.

internette bulduğun, bulacağın çoğu eğitim videosu %99 production(enterprise, gerçek ortam her ne ise artık) seviyesinde değil. yazdığın kod örneğin milyonlarca istek alan bir ortamda nasıl davranacak? hata senaryoları nasıl tasarlanmış? bu kod nerede çalışacak? Rajad, Bharad, Roju kardeşlerimizin 10 liraya sattığı tutorialler bu soruları cevaplamıyor :d girdiğin şirkette muhtemelen bu soruları sormuş ve kafa patlatmış insanlar tarafından hazır tasarımı görüp, yorumlayıp "demek ki böyle yapılması lazım" şeklinde hızlı bir çıkarım yapabiliyorsun.

temeli hızlı atınca da, gördüklerin üzerine inşa etmesi çok daha hızlı ve kolay oluyor. yoksa sağda solda göreceğin 3 istek atıp temel seviyede yazılan kıytırık bir tutorial sadece temelleri öğrenmeni sağlar.

özet geç *** diyorsan, en azından bir staj kovala ve bir yerde işe gir eğer ilgin varsa. 1 senede öğrendiğini 1 ayda çok daha kapsamlı biçimde senden daha iyi insanların olduğu ortamda öğreneceksin.
  • sarahkerrigan  (02.09.22 23:00:44) 
[]

12.500 kelime ortalama kaç roman sayfası eder?

Word'de yaklaşık 25 sayfaya karşılık geliyor. 85.402 boşluksuz, 97.786 boşluklu karakter var. 164 paragraf, 1081 satırdan ibaret.

Bunun yayınevinden yayınevine, hatta bir yayınevi içerisindeki farklı türlerdeki eserlere göre bile değişebileceğinin farkındayım. Ancak ortalama bir sayıya ulaşmak istiyorum.

Romanım epey detaylı olduğundan henüz girişindeyim. Çok uzun olup olmayacağını kestirmem gerekiyor.

Yardımcı olabilecek biri çıkarsa çok sevinirim.

 
spesifik rakam veriyorum. 56 sayfa eder.

çok kaba bir hesaplama yapmak istiyorsan sayfa başına 230 kelime gibi düşünebilirsin.
  • sir gawain  (24.08.22 22:48:57 ~ 22:51:01) 
[]

Ameliyat sonrasında bir kitlenin huyunu tespit etmek mümkün müdür?

Bugün annemin elindeki kitleyi aldırdık. Doktor kötü huylu bir kitleye benzemediğini belirtti. Patoloji sonuçlarını görmeden net bir şey söylemek elbette mümkün değil ancak hocanın tecrübesine güvenmek istiyorum. Ne dersiniz?




 
patoloji en kesin teşhis yöntemi. sadece dışardan bakarak bir şey söylemek doğru olmaz.


  • silah taciri  (15.08.22 22:50:55) 
Ben de o şekilde güvendim hocanın tecrübesine,sonuç kötü huylu çıktı.Patoloji testinden başka birşeye güvenmeyin.


  • arenas  (15.08.22 22:58:28) 
Geçtiğimiz haftalarda bende boynumda bulunan ben i aldırdım. Önce cildiye doktoru baktı ve iyi huylu bir tümör olduğunu iletti. Daha sonra plastik cerraha da muayene oldum o da iyi huylu olduğunu söyledi.

Patoloji sonucu yarın çıkacak ve dikişlerim alınacak. Sonuçlar çıkmadan kesinlikle emin olamayız.
  • Carlito Brigante  (15.08.22 23:49:07) 
[]

Romanda alıntı problemi

Merhaba,

Postmodernist eserlerde yayıneviyle anlaşılması durumunda başka bir eserden herhangi bir pasajı copy/paste etmenin normal karşılandığını biliyorum.

Yazmakta olduğum roman için bir akademik çalışmada tırnak işaretiyle verilmiş bir pasaj var ve eserime cuk diye oturuyor. Ancak herhangi bir kaynağa atıf yapılmamış. Arattığımda pasajın bir türküde geçtiği bilgisine ulaşıyorum. Yüksek ihtimalle anonimleşmiş bir bölüm bu.

Bu durumda benim o pasajı romanıma aynen eklememde herhangi bir sorun meydana gelir mi?

Not: Kitabın çıktığı yayınevine mail atıp durumu sordum.

 
Türkünün anonim olup olmadığını da öğrenebilirsiniz, mesam gibi yerlerden.


  • amelie poulain  (02.08.22 16:55:47) 
[]

No-name yazarların aldığı telif ücreti hakkında

Tür: Fantastik kurgu.

Kitap başına % kaç telif ücreti alıyorlar, haberi olan var mı?


 
Standart olarak telif sözleşmeleri kitabın etiket fiyatı üzerinden yüzde 10’dur. Ancak vergiler de var. Kabaca kitap 50 tl’ye satılacaksa yazar satılan kitap başına 4 küsür tl kazanır. Bu oran çok satan yazarlarda bile yüzde 15’in üzerine nadir olarak çıkar.


  • oldtimer  (02.08.22 07:56:43) 
[]

ReactJs'e geçmeden önce JavaScript mülâkat sorularına çalışmalı mıyım?

Selâm duyurunun kıymetli coderları,

Hâlihazırda 2 tane JavaScript kursu tamamladım. Özellikle sentaksı hakkında fena sayılmayacak kadar bilgi edindim. Başladığım günle bugünüm arasında epey fark var.

Reactjs'e geçmeden önce sizce mülâkat sorularını tekrar maksadıyla kapsamlı şekilde çözeyim mi, yoksa hız kesmeden eğitimlere devam mı edeyim, hangisini tavsiye edersiniz?

 
ben mülakat sorularına sadece mülakattan önce bakarım. Reacta başladıktan sonra jsde eksik olduğunu hissedersen o konuları tekrar edebilirsin. Kütüphaneye başlamadan önce jsyi full+full bilen pek yoktur.


  • amusan  (30.07.22 14:37:19) 
[]

250 sayfalık bir romanı İngilizceye tercüme ettirmenin maliyeti

Tecrübeli birini vazifelendirmek istediğimizi göz önünde bulundurursak ne kadardır?




 
10.000 dolara yaparım dedi tecrübeli bir arkadaşım


  • adriana lima poposu yaglayicisi  (29.07.22 20:12:27) 
[]

Bir romanın kaç adet satıldığını nereden/nasıl öğrenebiliriz?

Var mı bunun bir yolu?




 
Bir ihtimal yayınevine sorulabilir.


  • Amaranta ursula  (25.07.22 20:48:08) 
Yayınevi açıklamamışsa, yani medyada yoksa sadece yayınevi bilir. Mesela zincir kitapçılar sadece kendi mağazalarında satılanı bilir. Onu da merkezi bilir. İnternet siteleri de sadece kendi sitelerinin sattığını bilir. Yayınevi ise kaç baskıda kaç tane satıldığını bilir. Gerçi mesela bazı kitapların iç kapağında kaç baskıda kaç adet basıldığı yazar. 5. baskı yapılmışsa ilk 4 baskı bitmiş demektir. Dolayısıyla yaklaşık bir bilgi verebilir.


  • prole  (25.07.22 20:58:10) 
baskı adedi belirleyici olmaz.
bir baskıda kaç kitap basıldığının standardı yok ülkede.
yayınevinin kendisi yada basan matbaa dışında kimse bilemez.
onlarda bu bilgiyi pek paylaşmaz. paylaşssada güvenemezsin.
  • aslindasorunumpsikolojik  (25.07.22 23:39:45) 
Ünlü ve yakın bir dönemde basilmissa ingilizce arayarak bulabilirsiniz. Kenarda köşede kalmış bir kitapsa, ya da Bestseller olmamışsa diyeyim, öyle bir veriyi tahminimce kimse takip etmiyordur


  • encokbenisevinnolur  (26.07.22 01:28:09) 
[]

Fantastik romanda edebilik sorunsalı

Okuduğum yerli ve yabancı fantastik romanlar, şaheser bile olsalar kullanılan dil açısından beni tam anlamıyla tatmin edemiyorlar. Kendim de yazıyorum, bu konuda gelişmeye çalışıyorum ama kendimi de eksik buluyorum. Fantastik bir şeyler okurken/karalarken yüksek edebiyatla uğraşmadığım zannına kapılıyorum daima.

Bu büyük eserlerin neredeyse hepsini çevirisinden okumamın da etkisi vardır muhtemelen görüşlerimin şekillenmesinde. Ancak son zamanlarda bu sorun bana fantastik romana içkinmiş gibi gelmeye başladı. Sizce bu doğru bir düşünce mi, yoksa yanılıyor muyum?


 
evet, haklısın. fantezi/bilim kurgu/polisiye/korku vs. düşük edebiyat türleridir ve birincil amaçları edebi doygunluktan ziyade eğlencedir. sinema için de aynısı geçerli. fantastik edebiyatın varıp varabileceği en üst edebi nokta tolkien. zaten efsane olmasının nedeni de bu.


  • sir gawain  (25.07.22 17:51:49) 
yanılıyorsun derim.
yüksek edebiyat sence nedir mesela?
Ursula Leguin okudun, edebiyatı düşük mü buldun? (retorik soru)
  • ebabil curnatasi  (25.07.22 17:52:32) 
Fantastik romanların bir çoğu bazı özellikleri sebebiyle popüler edebiyat olarak düşünülürler: akıcılık, kolay okunabilme, okuyucuyu meraklandırma, ilgi çekici görsel kullanımı, siyah-beyaz karakterler vs. Popüler edebiyat yazarları maddi kaygıya sahiptirler. Kitabın daha çok satılması için kitabın daha fazla insana hitap etmesi lazımdır. Daha fazla insana hitap etmesi için de yukarıda saydığım özelliklere sahip olması iyidir çünkü bu tarz özelliklerle bezeli bir romanı okuyacak insan sayısı ağır, edebi bir romanı okuyacak kişilerden daha fazla. Bu yüzden fantastik, polisiye, tarih, aşk romanları seri halindedir ve birçok ciltten oluşur.

Tabi ki yukarıda saydığım özelliklere uymayan fantastik, tarih, aşk vs. romanı var ama özellikle fantastik gibi bir türde dil kullanımına özen verilmez çünkü okuyucunun dikkati yaratılan yeni dünyaya ve olağanüstü özelliklere çekilmek istenir. Böyle bir eserin üslubu "alî" olsa kurulan evren ne kadar müthiş olursa olsun birçok okuyucu bundan uzaklaşırdı. Yazar da bunu istemiyor.

Yine dediğim gibi maddi kaygısı olmadan, ortaya edebi bir ürün koyma amacıyla yazan yazarlar da yok değil ama fantastik daha çok popüler bir tür olduğundan sizin yukarıda bahsettiğiniz özelliklere sahip romanlara denk gelme olasılığınızın yüksek olması çok fazla. Yani yukarıda yazdığım romanlara Yüzüklerin Efendisi tabi ki aynı kategoride değil, demek istediğim bu.
  • black holes in the sky  (25.07.22 17:59:40) 
patrick rothfuss'un dili bana hayli edebî geliyor (orijinali, çeviri pek başarılı sayılmaz). Okudunuz mu?


  • dilemma of subscribtionability  (25.07.22 20:14:04) 
mary doria russell'dan serçe'yi okumanı öneririm.


  • suyin  (26.07.22 00:42:31) 
Bana konudan ziyade tatmin bulamayisiniza bir sebep ariyormussunuz gibi geldi. Ama bana kalırsa cevap tür/genre'da değil. Ben de naturalistleri sevmem ve fantastik edebiyat için söylediklerinizi söyleyebilirim. İş ondan ziyade yazarda bitiyor diye düşünüyorum. Çeviri olarak okuyorsanız çeviri de çok önemli bir faktör. Yaygınlığı nedir bilemem ama mevzudan uzak biri ceviriyorsa oradan alınan sonuç elbette ki farklı oluyor.


  • encokbenisevinnolur  (26.07.22 01:17:10) 
haklısınız.
uslanmaz bir fantastik okuyucusu ve edebiyatla fazla ilgili olarak ben katılıyorum.
dil olarak incelediğimizde yabancı fantastikleri çeviri deyip hoş görebiliyoruz bunu. türkçe yazılan fantastik eserlerde de dil hakimiyeti iyi ve kurgu da oturmuş olanlar bence ihsan oktay anar ve barış müstecaplıoğlu.
öte yandan sezgin kaymaz ve saygın ersin'de (ikisine de büyük hayranım) kurgu ve akış çok başarılı iken, dilde bir sakinlik var. tabii bu durum okuyucunun dile değil de olay akışının hızında kalmasını sağlıyor.
tüm bunların dışında kaliteli edebiyat deyince bir de katmanlı anlatımı ele almak gerek, bunda da ursula kraliçemiz tacını kimseye vermez.
  • lapetite  (26.07.22 13:46:30) 
kitaplari cevirisinden degerlendirmeyelim, mumkunse.orijinalini okuyup.ona gore yargiya varalim.fantastik kurgu eglence.amacli yazilmaz, eglenmek.icin okunmaz. cok ayip bunu soylemek. ayip.


  • tadellesever  (27.07.22 01:13:32) 
[]

JavaScript API's nispeten zor bir konu mudur?

Gençler selâm,

İki buçuk aydır JavaScript çalışıyorum. Yol haritamın sonlarına geldim. Çok iyi kavrayamadığım birkaç konu oldu ama en çok API'larda zorlandım. Tutorialleri izleyip postman kullanmayı, key almayı, endpoint noktalarını vs. yapabiliyorum ama neden böyle yapıyoruz hiçbir fikrim yok. Baktığım videolarda genelde openweathermap'le hava durumu yapıyorlar ama kafam durdu sanırım, hiçbir şey anlamıyorum.

YouTube'daki videolara, dokümanlara bakınca iyice aklım karışıyor. Zaman zaman böyle zorluklar yaşadığım oldu. Molasız, çok uzun süredir yüksek tempoyla çalıştığım için bunları yaşamam normal. Muhtemelen biraz dinlendikten sonra sağlam kafayla çalıştığımda kavrarım ama yine de sizlerin tavsiyesini almak istedim.

Bu API mevzusunu anlamak zor mu?
İyice kavramam için ne tavsiye edersiniz?
Şu dokümanı, videoyu ısrarla izle anlarsın dediğiniz bir kaynak var mı? Muhtemelen atacağınız kaynağa bakmış olacağım ama en azından daha çok zorlarım kendimi. :D

"Bu soruyu google'a soramıyorsan, nasıl yazılımcı olacaksın?" demeyin, çünkü hata kodlarını aratmayı, stackoverflow kullanmayı öğrendim. Daha spesifik tavsiyeler arıyorum.

 
merhaba,
API sizin kullandiginiz mimari icin, backend'in disariya acilan arayuzudur ( rest api ). Bahsettiginiz openweathermap insanlara havadurumu bilgisi sunuyor, bu bilginin mobile, web vs. internete acilan cesitli cihazlar tarafindan sorgulanmasi icin disariya guvenli, tutarli, stabil bir arayuz acmak zorunda. Bu arayuz sayesinden veriyi isteyecek olan client'lara kullandiginiz key ile authorization & authentication saglayabilir, kimin ne siklikla, ne kadar veri isteyebilecegini yonetebilir. Kisaca size bir anahtar verip, guvenli bir giris kapisi ( rest api ) sunuyor. Boyle yapmasaydi sistem uzerinde kendi kontrolunu saglayamazdi.
API genis bir kavramdir, sizin kullandiginizi tahmin ettigim, aciklamaya calistigim rest api ise http uzerinden calisan, en guncel/populer backend-client iletisim yontemlerinden birisidir. API kavraminin tamamini kapsamiyor yazdiklarim.
  • whisky  (11.07.22 17:26:25) 
API'lar zor bi konu değil. Ama yabancı bişeyle karşılaşınca başta oturmaması normal bişey. Bana da sürekli oluyor.

Şimdi abi API aslında iki farklı programın birbiriyle iletişim kurabilmesi için tasarlanmış arayüzlerin genel adı. Sadece web/js değil, her yerde kullanılan bir kavram. Arayüz dediğimiz de görsel bir şey değil, kullanacakları "format"ın adı. İşte bi programın diğerine "bende şu şu fonksiyonlar var, şu isteği yaparsan böyle bi cevap alırsın" deme yöntemi yani.

Web özelinde durum şu: artık (mesela bir websitesinin) frontend ve backend kısımlarını ayrı ayrı programlar/projeler olarak yazıyorlar, çünkü iki taraf da çok karmaşıklaştı, tek kişi her şeyini öğrenemiyor. Dolayısıyla ortada birden çok uygulama olunca, bunların birbiriyle bi şekilde konuşması gerekiyor. Frontend dediğimiz senin tarayıcında çalışan kod, backend de sunucuda çalışan kod. Mobil uygulamalara da frontend deniyor, kabaca kullanıcının direkt kullandığı programlara deniyor.

Mesela:

1- sen bu duyuruyu kendi bilgisayarında tarayıcıda yazdın.

2- senin tarayıcında çalışan duyuru frontend uygulaması aldı senin sorunu, backend'in API'ına gönderdi ki backend alıp bunu sunucuya / database'e kaydedebilsin.

3- benim tarayıcımdaki frontend uygulaması da yine backend'e (API'a istek göndererek) "son duyuruları getir" dedi.

4- sunucuda çalışan backend uygulaması, son duyuruları database'den çekip frontend uygulamasına gönderdi, frontend uygulaması da onları böyle alt alta render etti, ben de senin duyurunu görmüş oldum.

5- şimdi ben de bu cevabı kendi tarayıcımda (frontend uygulamasında) yazıyorum. birazdan gönder tuşuna bastığımda bir API isteği ile backend'e kaydedilecek.

6- senin frontend'in backend'de yine API aracılığıyla "şu duyurunun cevaplarını göster" isteği attığında, bu cevabı görüyor olacaksın.

Bir de REST API dedikleri bir şey var, bu da web'e özelleşmiş bir API kurma yöntemi / formatı. JS'te başka bir sunucuya istek gönderirken GET, POST, DELETE falan gibi keyword'ler (verb deniyor bunlara) görmüşsündür. Bunlar çeşitli istek türleri.

Böyle bi standardın olma sebebi de işte millet birbirinin kodunu daha rahat anlasın, ona göre yeni programlar geliştirebilsin vs. diye.

Bunlar da kabaca şöyle:

GET -> frontend backend'den veri istiyor. Mesela son duyurular, duyuruların cevapları vs.

POST -> frontend backend'e yeni veri gönderiyor. İşte yeni duyuru gönderme, duyuruya cevap verme vs.

DELETE -> frontend, backend'den bir veriyi silmesini istiyor. Yazdığın cevabı silmek için mesela.

PUT / PATCH -> frontend, backend'e diyor ki abi sende bi veri var, al bunu yenisiyle değiştir. PUT tümden yeni veriyi yaz diyor, PATCH sadece bi kısmını güncelle diyor. Duyuru editleme de buna örnek.

Başka verb'ler de var, ama en yaygın kullanılanları bunlar.

Şimdi ben diyelim ekşi duyurunun backend'ini yeniden yazıyorum. İşte database şu bu hepsini yazdım, şimdi de API yazıp frontend'le konuşmasını sağlamam lazım. O zaman şöyle kod yazıyorum:

1- Frontend'den çok çeşitli istekler gelebilir (duyurular, cevaplar, mesajlar vs.), o yüzden bunlar için çeşitli "endpoint"'ler belirlemem lazım. Yani her kavram için bir url belirleyeyim ki, o url'lere istek geldiği zaman ona göre bir iş yapabileyim.

Mesela duyurular için:

eksiduyuru.com/duyuru

diye bir endpoint tanımladım. Yani birisi buraya bi istek gönderdiğinde, duyurularla ilgili bi işlem yapıcam.

2- Sonra da diyorum ki, bu endpoint'e eğer GET isteği gelirse, son duyuruları cevap olarak döneyim. Yok POST isteği gelirse, o zaman yeni bir duyuru oluşturayım.

eksiduyuru.com/duyuru/123

gibi de ekstra bir endpoint'im olsun. Burada 123 duyuru id'si. Buna GET isteği gelirse o duyuruyu database'den alıp frontend'e göndericem. DELETE isteği gelirse komple silicem database'den.

3- Bunları illa ki böyle endpoint'ler üzerinden yapmak zorunlu değil, API'ı istediğim gibi tanımlayabilirim, ama dediğim gibi bu yaygın bir yöntem. Çünkü herkes böyle yapığı için anlaması daha kolay.

Mesela tek bir endpoint'im olurdu:

eksiduyuru.com

Buna sadece POST isteği kabul ederim. POST isteğinin body'sinde de bi fonksiyon ismi isterim. fonksiyon ismi "duyuruSil" ve id=123 olursa 123 id'li duyuruyu silerim. Yani içerideki kod aynı, ama API kısmını böyle yazdım. Olur mu olur, eskiden böyle yazılıyordu zaten, ama artık REST standardı daha yaygın.
  • plutongezegendegilmi  (11.07.22 17:31:31) 
[]

10 yıl aynı firmada çalışan birinin tazminat durumları

Bu kişi istifa ederse tazminat alabilir mi? Ne gibi hakları vardır?




 
Kendi rızasıyla istifa ederse alamaz hayır. Ne hakları vardır? Bakiye yıllık izin varsa onun ücretini alır, bu kadar.


  • kojonotsuki  (06.07.22 23:21:17) 
SGK gününü doldurmuşsa olabilir.


  • gabe h coud  (07.07.22 00:32:50) 
Kaç gün prim olunca tazminat alabilirim?

İş primleri kişilerin işe girdikleri yıllara göre değişim gösterebilmektedir. Bu noktada işe giren kişilerin 7.000 iş prim gününü doldurmaları gerekmektedir. Bu sayede kişiler kıdem tazminatı almaya hak kazanırlar. Bunun yanında kişiler 4500 prim gününü doldurup buna ek olarak 25 yıl boyunca da sigortalı olmuş ise kişiler kıdem tazminatlarını alabilirler.
  • himmet dayi  (07.07.22 08:40:20) 
1999 öncesi girişli iseniz veya
Kadınsanız ve evlilik dolayısı ile ayrılıyorsanız alabilirsiniz.

Onun dışında alamazsınız diye biliyorum
  • PoscheN  (07.07.22 10:34:06 ~ 10:34:18) 
aynı yerde çalışmış olmanıza gerek yok. emeklilikle ilgili yaş dışındaki şartlarınızı tamamladıysanız SGK'dan buna dair bir yazı getiriyorsunuz, o işyerindeki tazminatınızı alarak istifa edebiliyorsunuz. emeklilik durumunda kendiniz ayrılıp tazminat alabilirsiniz. burada da aslında diyorsunuz ki, "benim emeklilik şartlarım tamam, artık evde oturup yaşımı bekleyeceğim".

tazminatı aldıktan sonra tekrar girip başka yerde çalışmanıza engel bir durum yok "hani evde oturup yaşını bekleyecektin" diye bir şey dendiğini duymadım.
  • kibritsuyu  (07.07.22 12:50:31) 
[]

Neden YouTube'daki walking videolarından keyif alıyorum ki?

İnternet sörfingi esnasında ne zaman "X walk from Y to X." başlıklı bir videoya denk gelsem gayriihtiyari şekilde elim play tuşuna gidiyor ve dakikalarımı harcıyorum. Sapıklık derecesinde keyif almaya başladığımı fark ettim bundan. Aklıma evrenin ne kadar büyük olduğu falan geliyor, bir hoş oluyorum nedense.

Aranızda benim gibi keyif alan var mı bu hadiseden? Yoksa tek manyak ben miyim? Bir hastalıksa biz kavramlaştıralım, yabancıya gitmesin. :D


 
Benim en sevdiğim aktivite bu... Telefona indirip, kahve/yemek eşliğinde izliyorum sık sık. İsveç kasabaları, Londra, Polonya favorim.

(bkz: yürüyüş videoları)

Sizin favorileriniz neler?
  • herzan  (05.07.22 22:57:55) 
Yağmur altında New York'ta yürüyüş videosu izlemiştim ondan beri hayranıyım.


  • Kaleci Saçlı Forvet  (05.07.22 23:28:08) 
gayet guzel aktivire


  • ala09  (06.07.22 01:04:42) 
ben mimarisini sevdiğim şehirleri arıyorum genelde new york, paris, floransa favorilerim. atmosfer de çok önemli mooduma göre night walk/rain/sunny evening afternoon falan gibi eklemeler yapıyorum hatta. ciddi bağımlılık oluşturdu netflix izlemeyi bıraktım hatta bu şekilde bir ara.

nedenini gerçekten bilmiyorum ama assassin's creed ve gta bağımlılığı geçmişimi düşündüğümde o deneyimle bir alakası olduğundan eminim :D
  • william morris  (06.07.22 11:53:54) 
[]

Fonetik olarak Dilaver ismine benzer bir isim söyler misiniz?

Benim aklıma gelmedi de.

Not: Erkek ismi olmalı


 
Güliver.


  • Kaleci Saçlı Forvet  (30.06.22 22:15:41) 
Hüdaverdi


  • freebird5406_2  (30.06.22 22:16:11) 
Soner


  • himmet dayi  (30.06.22 22:16:42) 
hidayet


  • tabudeviren  (30.06.22 22:21:56) 
Daver
Peyami
Feramus
  • amsterdam otlu sigarası  (30.06.22 22:24:50) 
Hüdaver
Sezaver
Şahver
Enver
Server
Perver
  • pro9it9is9  (30.06.22 22:42:44) 
Server
Sanver
Cengaver
Enver
  • Amaranta ursula  (30.06.22 23:47:19) 
Tarumar


  • megalomaniac  (01.07.22 03:01:16) 
Baver


  • ala09  (01.07.22 13:24:06) 
[]

Dr. Öğretim Üyesi kadrolarında artık puan kriteri mi uygulanıyor?

Bir arkadaşım doktorasını bitirmek üzere. Kadro için 500 puanın üzerine çıkması gerektiğini söylemişler.

Ancak hocalık kadrolarının büyük kısmı zaten adrese teslim açılmıyor mu? Puana neden ihtiyaç duyuyor?

Yeni bir düzenleme mi geldi? Kimseyle ahbap çavuş ilişkisi kurmadan kaliteli yayınlarla kadro bulmak mümkünleşti mi yoksa kaldığı yerden devam mı ediyor düzen?

Not: Araştırma görevlisi kadrosu bulmaya çalıştığım için bu kadroların prosedürü hakkında pek de bilgi sahibi değilim.

 
önce o puan cepte olacak, sonra adrese teslim ilan açılacak :). yani bazı üniversiteler bazı kriterler getiriyor ki külliyen de ele ayağa düşmesin akademik kadro (birçok yerde olduğu gibi), sizin arkadaşınızın bahsettiği yer de öyle bir yerdir.


  • giovanne  (22.06.22 14:13:54) 
puan sistemi hep vardi ama o puanlar iki makale yazinca elde ediliyordu zaten. bazi devlet üniversitelerinin rektörleri gelen rica telefonlarından kurtulmak icin puanlari yükselttiler, ahci ve ssci makale sarti, yurtdisinda postdoc sarti, tübitak projesi, bap projesi sarti koydular, böylelikle de madem torpil olacak en azından başimizi agritmayacak nitelikli insanlar torpille gelsinler, elin çeri çöpü ile ugrasmayalim dediler.


  • tadellesever  (22.06.22 15:50:12) 
Arkadaşların cevaplarına bir ek de ben yapayım:

Dr. Öğr. Üyesi kadrolarına başvurmada gerekli kriterler konusunda YÖK'ün bir yönetmeliği var. Buna göre doktora derecesi almış olmak şart. Tüm üniversiteler akademik atama kriterlerinde bu şartı içermek zorunda.

Bunun üzerine, üniversiteler istediği gibi şart koyabilir. Kimisi der ki benim bir puanlama tablom var oradan en az 500 puan alman lazım, kimisi der en az 2 makalen olması lazım, kimisi der en az 1 proje yürütmüş olman lazım vb. Bu şartlar üniversiteye özgüdür.

Bu şartlar belli bir standardı yakalamak amacı güderek hazırlanır. Örneğin en az 5 makale şartı konursa o üniversitede hoca başına düşen makale sayısı > 5 olur otomatik olarak, bu da belirli üniversite sıralama kriterlerinde öne geçirir.

Araştırma görevlisi kadrosu ilanlarında ise sadece mezun olunan bölüm ve yabancı dil yazılabilir şart olarak. Makale, yayın vb. yazılamaz.
  • cek  (22.06.22 17:25:40) 
[]

Yavaş ilerleyen senaryolara ne ad veriliyordu?

Daha geçenlerde bir kitapta rastlamıştım ama unuttum.




 
aradığınız kelime slow burn olabilir mi acaba?


  • south park in kapusonlu uyesi  (08.06.22 17:49:30) 
yavaş sinema
dergipark.org.tr

  • ankarakecisi  (08.06.22 18:30:39) 
[]

Yazılımcılar, kaç yıllık tecrübeyle yurt dışında iş buldunuz?

Veya çevrenizden biri buldu?

-Ülke
-Remote/Göç
-Tecrübe
-Alan

şeklinde belirtirseniz çok sevinirim.

 
2 yıl tecrübe - remote - full stack

Genelde de etrafımda giden herkes 2+ yıl tecrübe ile yurtdışına gittiler. Mezun olur olmaz giden de var tabi ama az.
  • plutongezegendegilmi  (26.05.22 21:03:40) 
hollanda
goc
6
full stack web dev
  • lemmiwinks  (27.05.22 10:32:16) 
Hollanda
Goc
10+
Backend
  • whisky  (29.05.22 18:31:31) 
Kendim değil ama o kadar çok arkadaşım gitti ki;
- Almanya, Hollanda, İngiltere, Belçika
- Göç ama Remote da var
- 3 yıllık da var 15 yıllık da
- C# veya Java yazılım geliştirme uzmanı, veri bilimci, proje yöneticisi, iş analisti
  • Lethe  (29.05.22 19:16:55) 
[]

Protein tozu tavsiye edebilir misiniz bana?

Aralarında ne gibi farklar bulunduğunu yorumlayacak bilgiye sahip değilim.

Yaklaşık 2 kiloluk, 1000 lirayı aşmayan bir ürün arıyorum.

Proteinocean, Big Joy, Hardline gibi markalar gördüm. Hangisini tercih etmeliyim?

Şunu alayım mı mesela?

www.bigjoy.com.tr

 
proteinocean tadı güzel değil bence


  • dafuq  (22.05.22 16:19:18) 
heraclessupplement.com
Eric Favre fransa'dan ithal, türkiye piyasasına yeni girdi ithal ürün olarak en ucuzu bu.

www.ssnsports.com.tr
SSN Command Quadro F/P ürünü servis sayısı, içeriği çok iyi firmada gayet güvenilir.

Bütçe çok önemli değilse supplemetler.com'dan scitec al.

Link verdiğin ürün et beef protein çok tavsiye etmem.
  • catamenia  (22.05.22 16:24:05) 
besin değeri,
hammaddesi ve üretim şekli,
suda/sütte kolay çözülmesi gibi 3 maddeye bakıyorum ben.
onun dışında minicik farklar var mesela hardline'da vs b6 vitamini var gibi.

3-4 farklı marka kullandım supplementler'in kendi markasını kullanılıyorum çilekli olan. f/p gibi. kesin daha yüksek değerli olanlar vardır ama diğer kullandıklarımdan somut bir eksisini görmedim.
  • patronaj1  (22.05.22 18:01:01) 
Diğer içerikleri biliyormuşsunuz ben kullandığım dönemde kolestrol değerleri içerdiği şeker oranı gibi şeyleri önemsiyordum, bir süredir uzak kaldım spordan en son nutrabolics isobolic modelinden çok memnundum, hem yukarıdaki değerler hem kazanım açısından. ancak epey oldu dedigim gibi fiyat nedir bilmiyorum, yine de bu degerlere bir bakmakta yarar olabilir arada cok buyuk fark oluyor.


  • ohtararan  (23.05.22 02:11:17) 
[]

Erken uyanma problemi

Çok stresli ve depresif olduğum bir dönemdeyim. Uykumu almadan uyanıyor, tüm günümü baş ağrısıyla geçiriyorum.

Birkaç saat daha uyumak için ne yapabilirim?

Not: Yataktan çıkmayıp uyumaya çalışmak işe yaramıyor.

 
aynı durumdan muzdaribim. ya 4 ya 6'da uyanıyorum. bir süre uyumaya çalışıyorum, baktım olmuyor, ısrar ettikçe ya başım ağrıyor ya da sersemliyorum. yataktan çıkıp işlere başlıyorum, ya da saatine göre yürüyüşe çıkıyorum. öğleden sonra yarım saat kadar şekerleme yaparak dengeliyorum.


  • halanne  (21.05.22 10:11:58) 
bendeki en etkili yöntem uyanıncay yataktan çıkmak, çünkü maks 3-4 gün sonra normal uyuyabilecek yorgunluğa ulaşıyorum


  • captainmrg  (21.05.22 11:03:46) 
uykum olup uyuyamadigimda spotifydan sleep listesine girip kulakligi takiyorum gozume isik gelmeyecek sekilde gozumu de ortuyorum. eger yan yatarken kulaklik rahatsiz ederse tek kulaklik takarim ama hayattan koparim her turlu. bazen 1 saat boyle yatsam da icinde 10-15 dk uyudugum oluyor. uyaninca anliyorum uyudugumu (genelde ev disinda uyudugum zamanlar, ornegin yolculukta, bazen havaalani mescidinde vb)

eger odada yalnizsam kulakliksiz versionunu yaparim. ortalama bi sesle basucumda tel durur
  • ala09  (21.05.22 20:05:23) 
Sekerinize bir baktirin. Hipoglisemi veya hiperglisemi olabilir hemdepresiflik yapar hem uyku bölünmesi


  • deer hunter  (22.05.22 08:24:55) 
[]

Writing becerimi nasıl geliştirebiliriim?

İngilizceye hâkim olduğumu söyleyemem. Eğitim de almadım zaten. Basit gramer kurallarını öğrendikten sonra her gün akademik metinler okuyup kelime çalışarak 85+ bir puan aldım YÖKDİL Sınavı'ndan.

Listeningim fena değil. Bu süreç içerisinde gelişti biraz. Fakat writingim hiç yok.

Sadece yazma becerimi ilerletecek bir kitap biliyorsanız, adını söyler misiniz?

Varsa başka tavsiyeleriniz onları da duymak isterim.

 
Günlük tutmakla başlayabilirsiniz.


  • duma duma dum  (18.05.22 21:54:26) 
Kitap okumak gelistirir.

Onun disinda hocadan destek alabilirsin. Benim writing'im en cok hazirlikta surekli bir seyler yazip hocanin yaptigim tum hatalari gosterdigi donemde gelismisti.
  • hot potato  (18.05.22 22:15:41) 
Ceviri yapin. Her gun basit ya da zor bir metin cevirin. Gazete metni olabilir, sitelerin ing turkce versiyonlarini cevirip check etmek olabilir. 1 ay sonra farki goreceksiniz.


  • jen  (18.05.22 22:54:52) 
[]

Suç ve politika ilişkisini inceleyen yapımlar tavsiye edebilir misiniz?

Dizi de olur film de...




 
Narcos


  • alfired  (14.05.22 18:00:42) 
borgen netflix'te var. power and glory diye haziran başı spin off'u da çıkacak. grönland üzerinden rusya abd çin falan güzel bir politik sarmal oluyor.


  • Acil kan  (14.05.22 18:02:34) 
succession sayilir mi acaba ya


  • ala09  (14.05.22 18:09:25) 
The serpent


  • ala09  (14.05.22 18:14:44) 
Dizi olarak OZ
Film olarak, Olimpo garaji
Belgesel, Fog of War
Kitap olarak da Lumumba'yi öneririm. Şimdi baktım filmi de varmış.
  • Amaranta ursula  (14.05.22 18:19:22) 
The Dissident
Icarus

  • 038576  (14.05.22 18:26:20) 
secret city,
o mecanismo var bir de izleyince çok tanıdık gelen şeyler var :)

  • duyulmasi gerektigi kadar  (14.05.22 20:32:26) 
Forbrydelsen tabi ki. Muhtesemdir


  • a summer day  (15.05.22 00:21:45) 
Turk olsun bizi anlatsin dersen: filler ve cimen


  • halk  (15.05.22 06:52:21) 
[]

İş ilanı-maaş tahmini? (Yazılım sektörü)

Aşağıdaki ilân için belirlenen yaklaşık maaş ne kadardır sizce?

www.linkedin.com


 
cok degisken olabilir. pound veriyorlarsa en az 1000 pound en cok 3000 pound. tl ise turkiye piyasasinda verirler muhtemelen o da benim tahminim 17000tl 30000tl arasi olabilir ama bu ara piyasa cok degisik. tabi bir de alacaklari kisinin tecrubesi ve niteliklerine gore daha da artabilir. en az 2 yil tecrubeli demisler, ben 2-4 yil arasi gibi dusunerek cevapladim.


  • lemmiwinks  (10.05.22 17:14:57) 
valla it piyasasında ücretler çok değişken 20-28k net arasındadır bence


  • benaslinda  (10.05.22 17:15:30) 
seviyesini anlamadım pozisyonun.

ama istediklerine bakarsan min 25bin + haklar şeklinde.

dövizle ödüyorsa başka.
  • nuisance  (10.05.22 17:24:20) 
[]

İnşaat sektöründe ne gibi yolsuzluklar dönüyor?

Biraz önce yüksek dozda bir sohbete denk geldim bu konuda. Bilgisiz olduğumdan hiç konuşamadım. Bir müteahhit hangi yollarla nasıl yolsuzluk yapabilir, onu merak ediyorum.




 
en basit haliyle şöyle bir örnek verim, projede ortak alan olması gereken yerleri kullanıma açar. ilgili belediyenin ilgili birimine para yerdirir ve görmezden gelinir. bu şekli ile iskanını alır.


  • teritori  (09.05.22 21:53:52) 
5 katlı yere 15 kat çıkar
tüm malzemelerden çalar
otoparkları yeşil alan diye gösterir
bina bitmeden tüm parayı toplar
saymakla bitmez...
  • bebekbebesi  (09.05.22 22:02:17) 
Kaldırıma taşan binalar da var. Bunu bile bile yapıyorlar binayı. Adam devletin yolunu işgal ediyor.


  • dissendium  (09.05.22 22:03:46) 
Belediyesinden inşaat işçisine birilerini görmeden iş yürümüyor. &18 kdv ile alınan malzemeler %1 bilemedin %8 ile çıkıyor. resmiyette 100 liraya mal edip, 105 liradan satıyorlar. ettikleri karın haddi hesabı, sorgulaması yok. belediyedeki herahngi biri imza karşılığı mala çökebiliyor.
anlatmakla bitmez.

  • rhan  (09.05.22 22:15:14) 
[]

Javascript öğrenme metodum doğru mu?

Bugün Frontend developerlık yolunda 12. günüm. Haftanın yedi günü yaklaşık 6 saat çalışıyorum. 3 gündür Javascript öğrenmekle meşgulüm.

Udemy'den Angela Yu'nun ve Sadık Turan'ın derslerini aldım. Ancak ikisi de beklentilerimi karşılamadı maalesef. Birine listening becerim yetmedi, diğeri temelsiz biri için anlaşılması güçtü.

Daha sonra bu siteyi keşfettim: javascript.info

Gerek reading becerimin yeterli olması gerekse hayatım boyunca okuyarak öğrenmeyi alışkanlık hâline getirmem sayesinde daha çabuk öğrenmeye başladım. Arada anlamadığım noktalar oluyor ama genellikle konuyu kavrayabiliyorum çabucak. Buradaki dokümasyonu okuduktan sonra pratik için şu adresleri kullanıyorum:

1)W3Schools
2)Geeksforgeeks
3)JsHero
4)CodeAcademy

Pratiğin ardından yeni konuya geçiyorum. Bu süreçte atladığım bir şey var mı? Bu adreslerde yaptığım pratikler yeterli midir? Şunu şöyle yapmalısın dediğiniz herhangi bir şey varsa bilmek isterim.

Araya bir soru daha sıkıştırayım: Bu tempoyla firesiz çalışmak beni kışa kadar piyasada giriş seviyesinde iş bulacak seviyeye getirebilir mi?

 
ingilizce biliyorsanız şu dersi alın, pişman olmayacaksınız: www.udemy.com

Angela Yu'nun dersi havada kalabilir çünkü komple front end'i 65 saate sıkıştırmış, Jonas'ın JS dersi sadece 70 saat.

Onun yanında bir süre sonra paralel olarak da html ve css'i götürmeniz gerekli, çünkü ilerleyen kısımlarda DOM ile ilgili bölümlerde sadece JS biraz havada kalabilir.

Ben pratik için Codewars yapıyorum. Orada özellikle metod, algoritma ve diğer yan zımbırtıların detaylarını görüp öğreniyor veya pekiştiriyorsunuz. Takıldığım noktalarda da MDN'in sitesini açıp okuyorum.
  • malheiros  (07.05.22 17:30:57) 
Merhaba,

Bilgisayar mühendisliği mezunuyum ve 5 yıldır aktif olarak yazılım mühendisliği yapıyorum. Şimdiye kadar hep backend işlerle çalıştığım için açıkçası frontend konusunda yüzeyselden öte bilgi sahibi değilim.

Ancak kendi şirketimde çalışan frontend alım mülakatlarına da bazen asıl mülakatı yapan arkadaşa yardımcı olmak amacıyla giriyorum. Merdiven altı firmaları bir kenara koyarsak; birazcık eli yüzü düzgün firmalarda iş bulabilmek için temel data structure ve algoritma bilgisinin de olması gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle de mülakatlarda javascript veya herhangi bir dilin kendisinden ziyade temel konseptlere hakim olup olmamayı ölçmeye çalışıyoruz.

Belki tam olarak sorunuzun cevabı bu değil ama amacınız yazılım alanında bir iş bulabilmekse günde 6 saat javascript çalışmak yerine onun 1-2 saatini de data structures ve algoritma konularına ayırırdım.
  • bohi213  (07.05.22 20:30:41 ~ 20:32:38) 
[]

Bootstrap Javascript'ten önce mi sonra mı öğrenilmeli?

Aldığım kursta, js'den önce 5 saatlik bir bootstrap dersi var ama bazıları bir an önce javascript'e geç, onu zaten öğrenirsin diyor. Hangi seçenek daha akılcı olur?




 
Bootstrap bir framework, js ise derya deniz bir dil. Bootstrap lego gibi html biliosan ogrenmen 1-2 gun surer max. Js ise bambaska bir konu. Sen js den baslarsin proje vs yaparken bootstrap zaten ogrenirsin. Js her turlu dover


  • hlt1985  (05.05.22 10:49:10) 
bootstrap bence css'den sonra öğrenilmeli. frontend developer olma yolunda ilerliyorsanız bence css ve js öğrenmek bootstrap öğrenmekten daha önemli. css ve js bildikten sonra bootstrap öğrenmeniz en fazla yarım gününüzü alır.


  • duyulmasi gerektigi kadar  (05.05.22 12:37:16) 
bootstrap öğrenmesen de olur. zaten ileride tailwind veya baska css frameworklerin rolü çaldığını göreceksin pek bootstrap proje yok.


  • ayin yazari  (05.05.22 13:16:24) 
Bootstrap aslında bir CSS kütüphanesi. Ama içinde milyon tane plugin var, ve o plugin'lerin bazıları JS ile (hatta genelde JQuery kütüphanesi ile) çalışıyor.

Yani Bootstrap kullanmak için illa ki çok iyi JS bilmeye gerek yok, ama biraz fikrin olsa daha iyi oturur. Bir de Bootstrap ille de kullanılması gereken bir şey de değil. Dolayısıyla bence 5 saatlik şeyi izleyip aradan çıkarabilirsin.
  • plutongezegendegilmi  (05.05.22 14:26:59) 
nacizane tavsiyem sudur "frameworkleri ogrenin ama ogrenmek icin cok fazla zaman harcamayin"

- cunku frameworkler cok fazla degisir, cok fazla versiyon guncellemesi olur. yani ogrendiginiz seylerin bircogu belki de bir sene sonra gecersiz olacaktir.
- frameworklerin yerine yeni frameworkler cok cabuk gecer. ornegin cok derinlemesine ogrendiginiz bir frameworkun yerine cok daha problemsiz olani ya da kotu olsa bile daha populer olani her an gecebilir.
- cok zaman harcadiginiz bir framework ilerde calisacaginiz projede kullanilmiyor olabilir. ornegin buyuk sirketler her zaman framework kullanmayi tercih etmeyebilir.

ama tabi bu demek degil ki ogrenmeyin. ogrenin ama cok fazla zamaninizi almasin. zaman harcarken isin mantigini kavrayin, o frameworkun hangi problemi cozdugunu anlamaya calisin. bu sayede ogrendiginiz bilgilieri yeni framework ogrenirken tekrar kullanabilirsiniz.

kisaca gereginden cok zaman harcamayin. bir frameworku ogrenmek cok fazla zaman aliyorsa zaten o framework cok karmasiktir, bu nedenle yakinda yerini cok basit bir alternatifine kaptiracak demektir. normalde frameworkun basit olmasi beklenir, ve cok zaman kaybetmeden dokumantasyonuna bakarak birseyler yapilabilir olmasi gerekir.

tabi bu durumun istisnasi frameworkler var elbette, ama bootstrap bunlardan biri degil. bootsrap ogrenmek icin 2 gunden fazla zaman harciyorsaniz gereksiz detaya iniyorsunuz demektir.
  • emrahday  (05.05.22 14:50:21 ~ 14:51:28) 
1234  Önceki  Sonraki »
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler angelus, Artibir, aychovsky, baba jo, basond, compumaster, deckard, duyulmasi gerektigi kadar, fader, fraise, groove salad, kahvegibi, kaymaktutmayansicaksut, kibritsuyu, monstro, pandispanya, robin, ron dennis
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır. Skimlinks ile linkler üzerinden yönlendirme payı alınmaktadır.