[]

Hukuk İktidarın Köpeğidir sözü üzerine düşünceler

*Öncelikle, herkese tik atacağım birkaç saat içinde, lütfen yazdıklarınızı silmeyin.*

Başlıktaki sözü kolektivist anarşist düşünür Bakunin demiş. Kaynağını bulamadım bu sözün gerçi ama böyle biliniyor ortamlarda.

Doğal olarak, üzerine çalıştığın şeyin güçlünün fahişesi veyahut köpeği olarak nitelendirilmesi hem toplum nazarında çalışılan mevzunun değerini düşürüyor hem de kişisel olarak tatminsizliğe gebe sonuçları mümkün kılıyor. Bakunin'in olduğu iddia edilen sözle alakalı değil ama spesifik olarak Türkiye için hukukun ve hukukçuların itibarsızlatırılmasıyla alakalı son derece sistematik birtakım çalışmaların yapıldığını düşünüyorum. Hepimiz lisede vatandaşlık dersinde şöyle öğrenmiştik; devleti üç sac ayağı oluşturur: yasama, yürütme ve yargı. Ancak artık yeni devlet teorisi makalelerine bakıldığı zaman bu üç sac ayağın tam ortasında medya adı verilen hayalet bir ayak olduğu ve artık devletlerin dört ayaklı bir yapıya sahip olduğu, yeni medyanın yasama yürütme yargı üçlüsünün hepsini etkisi altında bırakabilen bir kurum olduğuna dair görüşler var. Bunu da şerh düşmek isterim, bu konuyla alakalı yorumlarınızı da merak ediyorum.

Konuya dönersek, bir hukukçu olarak verdiğim emeklerin düşünsel dünyamda çöpe gitmesini istemediğim için karşı argüman üretmeye çalışıyorum başlıktaki söze karşı. Objektif çerçevede yanlışlamaya çalışıyorum bu sözü, en kötüsü böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorum. Türkiye örneğine bakıldığı zaman hep "hukuk yok ya görüyorsun ülkenin halini" diyen grupla "hukuk yoksa al şu senetin/sözleşmenin/kaydın altını imzala bakalım var mı yok mu görelim" diyen grup çarpışıyor. İki tarafın da haklı olduğu haksız olduğu taraflar var; mesela ülkenin halini işaret edip hukuk yok diyen tayfa sadece kamu hukukunu ilgilendiren ve sadece basına yansıyan davalarla alakalı yorum yapıyor. Diğer grup ise hukukun toplumsal boyutunu gözardı ederek direkt olarak hukukun prosedürel tarafıyla ilgili yorum yapıyor.

Ben iki tarafın da haklı olduğu ve haksız olduğu noktalar olduğunu düşünüyorum zira mutlak adalet diye bir şey dünya üzerinde yok, hiçbir yerde hiçbir zaman gerçekleşmedi ve gerçekleşmeyecek, e o zaman önemli olan mutlak adalete ulaşmak değil, ulaşmaya çalışırken yürüdüğümüz yol, gösterdiğimiz özveri ve mücadele. Hukuku değerli kılan şey de mücadeledir o zaman. Diğer yandan adalet, bir sonuca ulaşmayacaksa veya ulaşılan sonuç beklenen sonuçtan daha farklı, daha haksız olacaksa; daha doğrusu adalet gerçekleşmeyecekse, mücadelenin ne anlamı kalır?

Gerekçeli yorumlarınızı/fikirlerinizi/beyanlarınızı bekliyorum.
Sevgiler.

 
Detaylı anlatım olmayabilir, belki sonrasında detaylıca da tartışabiliriz konuyu ama düşüncelerimi kabaca ifade edeyim:

Fahişeyi kendisini kiralayan kişinin arzularını yerine getiren ve onun istediği şekilde hareket eden kişi olarak tanımlıyorum. bu aşamada hukuk var olduğu devlet düzeninin içerisinde onun koyduğu kurallar üzerinden kendisini var eder. verilen her hukuki karar ise sistemin yeniden üretilmesini sağlar.

Bu aşama, verilen kararın evrensel hukuk normlarıyla uyumlu olup olmadığından bağımsızdır. Dolayısıyla evrensel hukuk kurallarına uyumlu olup olmaması üzerinden bu kavramı irdelemek meseleyi mekanikleştirmektir, karikatürize etmektir. Hukuk normlarına uygun olsa da hukuk fahişedir yani.

Sonuca ulaşmak konusunu düşünürsek Bakuninin düşünce yapısında buna yer yoktur ve böyle bir derdi de yoktur diyebiliriz. Adaletin sağlanması tüm insanların eşit olması ile mümkündür ve geri kalan tüm çözümler tali ve geçici çözümlerdir.....

çalışma arasında bütünlüklü yazamamış olabilirim, yazındaki karmaşa için şimdiden kusura bakma.

edit: "köpeği" kelimesini direk görmezden gelmişim. "fahişe" olmasın o sözün doğrusu :)
  • re noreno  (08.03.18 15:25:27 ~ 16:02:49) 
şahsen bu konu üzerine oturup uzun uzun yazacak motivasyonum şu an yok, türkiyede yaşayan herkes gibi. ama iki çekince koymak isterim: birincisi medya 4. sacayak mıdır sorusu çok tartışmalı. özellikle bizim ülkemizde, sermaye sahiplerinin kontrolündeki medyanın durumu ortada. bu medyanın iktidarı, yargıyı ve yasamayı denetleme ve dengeleme gibi bir olanağı teorik olarak da pratik olarak da olanaklı değil. devletin üç sacayağı derken devlet kavramını nereye koyduğumuz da önemli elbette ancak anladığımız bu liberal demokrasi ve "yeni sömürgecilik" eksenindeki perspektiften başkaca bir sonuç beklemek anlamsız.

hukuk iktidarın köpeğidir ya da fahişesidir sözü de aslen çok büyük bir teorisyen olmayı gerektirmeyen basit, çok hayata dair gözlemlerle anlaşılabilir. hukuksal bir terim olarak, parlamenter sistemdeki iktidarı karşılığı olan yürütmeden daha geniş düşünmeli. hukuk, devletin sacayağı olarak saydığınız 4 kurumun birbirini denetlediği öngörülebilir bir sistemi ifade etmekteyken bugün ihtiyaca göre değişen yasaların, insanların "görünüşte" dahi olsa adalet duygusuna artık bir karşılık veremediğini görüyoruz. sokağa çıkıp adalet var mı diye sorulsa bir kişi bile olumlu cevap vermiyorsa burada artık hukukun toplumsal boyutunu hukuksal terimlere sıkışıp kalarak tartışmanın çok da anlamlı olmadığı ortaya çıkıyor. bence siz bunun aksi yönde, hukukilik çerçevesinde tartışmak istemekle amaçladığınız şeyle çatışıyorsunuz. hukuk elbette sadece mevcut sistemin işleyebilmesini meşru kılan kodifikasyonlardan ibaret değil. ama bu yönü, bizim mikro yaşam alanımızdan çıktığımız ve geniş açıdan baktığımız her çerçevede bulacağımız tek yanıt. hukuk ama nasıl bir hukuk. demokrasi ama nasıl bir demokrasi. adalet ama nasıl bir adalet. sorularını sormadan tartışmanın ilerlemesi olanaklı değil. hukukun böyle kötü işlemesi de elbette toplumsal adalet, denkleştirici adalet gibi kavramların tartışmasına engel değil...
  • her giriste sifresini unutan adam  (08.03.18 15:27:02) 
sen biraz kibar yazmışsın, köpeği değil orospusudur diyor. ülkede son yıllarda alınan kararlara bakman yeterli fazla bir şeye gerek yok.


  • hosein  (08.03.18 15:53:39) 
yorumlamaya başlamadan önce devlet - iktidar ayrımlarının yapılıp, etraflıca yorumlanması gerektiğini düşünüyorum bu cümlenin.


  • baharat  (08.03.18 15:58:56) 
Kibar olmak adına fahişesidir yerine köpeğidir yazmadım. Ne Türkçe kaynaklarda ne yabancı kaynaklarda bu sözün kaynağı yok, dolayısıyla söz Bakunin'e ait olmayabilir, dolayısıyla sözün orijinali diye bir şey de olmayabilir, dolayısıyla fahişe yerine köpek kelimesinin kullanımı da doğru sayılabilir yahut köpek yerine fahişe kullanılırsa yanlış denebilir... Neyse, bu çok önemli değil :)

Bir de, mantıki temelleri olan gerekçeli yorumlar yapmadıktan sonra bir anlamı yok bu arada bu konuşmanın.

Yasayı meclis yapar, meclis halkın iradesini yansıtması gerekir, en temel sorun burada. İkinci temel sorun ise fren-denge mekanizmalarının doğru düzgün çalışmıyor oluşu. Yürütme, yargı ve yasama arasında güç ayrımı ve dağılımı vardır; bu üç organın birbirini denetleyip(biri diğerini frenler, diğeri ötekini dengeler) herhangi birinin diğerinden daha güçlü olmasının engellenmesi gerekir. Burada amaç dikta rejimine yönelim ihtimalini sıfıra indirmektir zira ne kadar süper insanlar iktidara gelirse gelsin, güç zehirlenmesi yaşanabileceği ihtimal dahilinde olduğu için bu mekanizmaların düzgün çalışması çok hayati.

Bununla birlikte, hukuk var olduğu devlet düzeninin içerisinde onun koyduğu kurallar üzerinden kendisini var eder denmiş. Ancak hukukun başlangıç noktası özel mülkiyettir, özel mülkiyet ise devlet denilen şey varlık kazanmadan önce vardı. İnsanoğlu üzerinde yürüdüğü arazinin bir kısmına çit çekip burası benim dediği andan itibaren hukuk zaten vardı. Bu anlamda hukukun var olması devlet tüzel kişiliğine değil, gerçek kişilere bağlı kanımca.

"ülkede son yıllarda alınan kararlara bakman yeterli fazla bir şeye gerek yok." denmiş, bu çok yüzeysel bir bakış. Fazla bir şeye bakmayınca halihazırdaki hukuk sistemine önayak olunuyor. İğneyi biraz kendimize batıralım.

Devam edesim var ama şimdi çıkmam gerekiyor. Siz yazın yine özelden veya buradan nasıl isterseniz.
  • vedatchilipeppers  (08.03.18 18:00:34) 
hukuk iki kişi bir hususta aralarında anlaşamayıp dışsal ve sözüne itibar ettikleri birine/bir şeye başvurduklarında ortaya çıkıyor. tabii tüm iki kişinin arasında anlaşamadığı durumlar pekala hukukun ilgi alanına girmiyor.

somutlamaya çalışayım,
ahmet, komşusu mehmet'in eşyasını çalmış. mehmet de bunu farketmiş ve ahmet'e söylüyor, çaldığı malını geri istiyor. ama mehmet de vermemekte diretiyor.

mecburen dışsal bir karar mekanizmasına başvuracaklar. pekala bu güç ortaya koymak da olabilir mehmet için. ahmet'i öldürür ya da döver ve eşyasını geri alır.

ihtiyar bir büyükleri olan ali'nin kararına başvururlarsa, bu bildiğimiz anlamda hukuki bir süreç olmasa da; bunun basit bir hali olur.

ama sırf çalmak için basit diyebileceğimiz bir suç için bile, hele ki eşyaların ne kadar çeşitlendiğini düşünürsek, tahminim bin türlü içtihat, emsal karar, yasa vs. vardır.

ancak bunların bir temele, belki de merkezi bir kaide üzerine oturmuş olması lazım.

peki bu kaide ne olacak?
ahlak mı? din mi? dinin vaazettiği ahlak mı? yoksa seküler bir ahlak mı? yoksa insan hakları mı? ya da bunların ötesinde bir şey mi?

o söz bakunin'e atfediliyor ama, ben de bir ara aramış ve teyit edememiştim bir türlü. ancak ne kastedildiğinden öte; hukukun neliğine ilişkin üç beş cümle akıl yürütemiyecek tiplerin ağzına sakız, sofralarına meze olduğu için üzerine konuşmadan önce; daha temelde ve derinde şeylerin ele alınması daha iyi olur diye düşünüyorum. yalnız türkiye'de bunun konuşulabileceği bir ortam olduğu bana pek inandırıcı gelmiyor.
  • dafaisss  (09.03.18 01:52:50) 
1
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler angelus, Artibir, aychovsky, baba jo, basond, compumaster, deckard, fader, fraise, groove salad, kahvegibi, kaymaktutmayansicaksut, kibritsuyu, monstro, pandispanya, robin, ron dennis
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır. Skimlinks ile linkler üzerinden yönlendirme payı alınmaktadır.