[]

Kur'an ın insan yapısı olup olmaması ?

Arkadaşlar baştan söyliyim hakarete varan yorum istemiyorum.
Geçenler de bunu tartıştık. Ben bunun insan yapısı olup olmadığını hiç bir zaman bilemeyeceğimizi savunuyorum. Ve toplumdaki bir kaç kişi benim bunu söylemem üstüne sen şuan şirk koşuyorsun diyerek salak saçma polemiğe sokup üstüme geldiler. Daha şirk ne demek bilmeden üstüme geldiler yani. Şirk dediğimiz kendini Allahla bir tutma demek değil midir ? Kuranın insan yapısı olup olmadığını sorgulamak neden şirk koşmak olsun ?

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz ?
İyi pazarlar

 
duvarları örülü insanlarla tartışmaya giremezsin, kuran insan elinden çıkma bir kitaptır.


  • masa penisi  (22.01.17 11:06:54) 
@masa penisi ağzm çok da iyi laf yapmaz şuan kendi kendimi yiyorum nası cevap veremedim diye onların kafalarında beni ikna etmiş olduklarını düşündükçe deliriyorum ya.


  • Esinsin  (22.01.17 11:09:45) 
ayrıca kuran'da matematik hatası bulunmaktadır. araştırmak size kalmış.

eksisozluk.com
  • Goldstein  (22.01.17 11:10:57) 
Herkesle bu konular tartışılmaz. Ben de insan elinden çıktığını düşünüyorum ama oturup kimseyle tartışmam bunu gerek yok. Kimseye bir şey ispat etmene lüzum yok. Kafaları olsa biraz zaten körü körüne inanmak yerine araştırırlar kaç tanesi bu konuda doğru düzgün birikime sahip ki boş boş konuşuyorlar.
Yakınlarımla bu konularda konuşmamayı tercih ediyoruz, konuşsak bile herkes kendi düşüncesini söylüyor ve konu kapanıyor uzamıyor.

Bu konuyu sorgulamak da gayet hakkın. Kimse kimseyi yargılayamaz herkes kendine baksın.
  • mutekebbir  (22.01.17 11:12:50) 
@mutekebbir işte sorgulayınca şirk koşmuş oluyormuşuz


  • Esinsin  (22.01.17 11:17:05) 
Yaşar Nuri Hoca'nın ayetlerin iniş sırasına göre yorumladığı bir kitabı var onu okuyabilirsiniz. Ayrıca son derece belli sureler de var el yazması olduğuna dair. Mesela Ebu-Cahil diye isimlendirdiği Ebu'l-Hakem'i müslüman yapamadığı için onun aleyhinde yazdığı ayetler, keza Ahzap suresinde peygambere hangi kadınlar helal hangileri haram gibi şeyleri belirttiği ayetler. (Zeyd'in karısı Zeynep'i almak için yazdığı söylenir. Keza önce evlatlıklarınız sizin öz oğlunuz gibidir diyip, daha sonra Ahzap suresinde böyle diyor yani o kadın bana helal tarzında bir algı oluşturulmuştur.) Daha nice örnekler yazmak mümkün yani demek istediğim şu; koskoca kutsal kitap, yaratıcı tarafından gönderilmiş ise peygambere hangisi helal hangisi haram bunlar mı yazmalı? Daha uzun sorularınız olursa özelden yanıtlarım tabi ki.

Edit: (bkz: kuran'ın insan yapısı olduğunun delilleri)
  • gozu acik sevisen yahudi  (22.01.17 11:19:37 ~ 11:47:15) 
Bakmayın onlara.
Sorgulamak ve araştırmak işlerine gelmediği için çocukluktan beri kendilerine aşılanan şeylere derin bir bağlılıkları var. (Genelleme yapmıyorum aksini yapanlar da olabilir.)
Araştırmak/sorgulamak başka, yok saymak başka.
Onlar soru sormaktan bile korkan insanlar bırak cevap vermeye değmez.
  • mutekebbir  (22.01.17 11:23:03) 
kur'an'dan şüphe etmek şirk nedenidir ancak.


  • black mamba  (22.01.17 11:36:29) 
düşünmek, sorgulamak için insana akıl veren bir tanrı kitabında, kitabını sorgulamayı yasaklıyor. lol.

herhangi bir bilim kitabında çelişki bulmak zordur, şayet bulunursa da bilimsel şekilde tartışılır ve doğrusu bulunup, kabul edilir.

tanrı gerçekten kitap göndermiş olsaydı kusursuz olurdu zaten, garip çelişkiler, hatalar, sadece belirli bir bölgeye uyan kurallar vs olmazdı.
  • washe  (22.01.17 11:41:30) 
Sorduğun soru itikadi bir mesele ve toplumumuzun dine bağlılığı umumi manada taklidi olduğundan itikad ile alakalı konulara gelen soruları hemen şirk olarak değerlendiriyorlar. Çünkü gelen soruya akli delil üretemeyip, sadece bize nakil yoluyla gelir ve biz buna iman ederiz diyorlar. Bu ise islam'ın özüne terstir. Kuran'da bir çok ayette insanı düşünmeye sevketmekte. Eğer Kuran, Allah kelamı diyorsak Kuran'a karşı gelen her suale mutlaka bir cevap vardır demeliyiz. Çünkü kabul ettiğimiz Rabbimiz, bütün eksik ve noksan sıfatlardan münezzehtir, Kuran'da insan aklına ve kainata ters düşen birşey bulundurması bu sıfatına zıttır.

Kuran'ın Allah kelamı olduğunun bir çok delili vardır. Fakat biz bunlara inanmamaya inanmış isek, bu konuda mesafe katedebilmemiz imkansızdır neredeyse.

Deliller hususunda ise beni en çok etkileyenden başlamak istiyorum.

-Dikkat ediyoruz ki, Peygamber Efendimiz (asm) peygamberliğini ilan ettiği günden beri ona gelen ithamlar; deli, divane mecnun gibi ithamlardı. Bunların geliş sebebi ise Kuran'da o günkü hem kültürel hem de bilimsel inanca bir çok yönden ters düşmesi. Eğer bir insan bir kitap yazsa, yazdığı kitapta ona deli diyeceklerini bile bile yazması akla mantığa sığmamakta. Linke tıklayıp üç dakikalık videoyu izlersen daha açıklayıcı olacaktır. youtu.be

-Peygamber Efendimiz'in (asm) ümmi oluşu, Kurân'ın Allah kelamı olduğuna en büyük delillerden biridir. Okuma yazması olmayan bir kimsenin, her asırda binlerle âlimler yetiştiren bir kitabı yazabilmesi mümkün olabilir mi?

-Peygamberimiz'in (asm) tek başına ve emniyetsiz bir haldeyken, şiddetli düşmanlar karşısında, rahatça, pervasız, telaşsız, samimi olarak, üstelik düşmanlarının damarlarına dokunduracak bir ciddiyetle Kurân'ın Allah kelamı olduğunu ilan etmesi, söylediğinin hak olduğunu gösterir. Hâlbuki insan küçük bir yalanı bile, hilesini hissettirmeyecek derecede telaş göstermeden söyleyemez. Ve yalanı er ya da geç ortaya çıkar. Fakat Peygamberimiz’in (asm) iddiasında doğru olduğunu ve Kurân’ın insan sözü olmadığını aradan geçen 15 asır ispat etmektedir.

-Peygamber Efendimiz (asm) Kureyşliler'in arasında “Muhammed-ül emin” (her yönden güvenilir) lakabıyla bilinirdi. Öyle ki; Peygamberliğini ilan ettikten sonra bile müşrikler, mallarını ona emanet ederlerdi. Zira Peygamberimiz (asm), şaka dahi olsa asla yalan söylememiştir. Hatta İslam’ın en azılı düşmanları dahi, onun yalan söylemeyeceğini tasdik etmişlerdir.
O (asm) Kur’ân hakkında:
“Kurân-ı Kerim insan sözü değildir. Allah (cc) kelamıdır.” buyurmuştur. Elbette O (asm) söylediyse doğrudur.

-“Ve eğer kulumuza indirdiğimiz (Kur'ân)’dan şüphe içindeyseniz, haydi onun benzerinden bir sure getirin. Eğer (iddianızda) doğru kimseler iseniz Allah’tan başka şahitlerinizi (yardımcılarınızı) da çağırın! ” (Bakara, 23)
Kur'ân; nazmı, üslûbu, beyanı, manaları ve lafızları itibariyle mükemmel ve taklit edilemez bir belagate sahiptir. Belagat; açık ve güzel ifadeli konuşma ve yazma ilmi demektir.
Kur'ân insanlığın en dâhi edebiyatçılarını, en harika hatiplerini, sahasında en ileriye gitmiş âlimlerini, en meşhur şairlerini bir benzerini yapmaya davet edip, tam bin beş yüz senedir meydan okumaktadır.
Fakat 15 asırdan beri, bir tek ayetinin bile benzeri getirilememiştir. Eğer getirilmiş olsaydı, elbette bu bilinirdi. Böyle bir teşebbüste bulunan ve o zamanın dâhi edebiyatçılardan olan yalancı peygamber Müseyleme gibiler ise, tarihin komik sayfalarında yerlerini almışlardır. En dâhi edebiyatçıların bile bir kelimesine misil getiremediği Kur’ân, elbette insan sözü olamaz.

-Kurân-ı Kerim'in lafzında, manasında, üslubunda, nazmında ve beyanında hayret verici bir farklılık ve üstünlük vardır. Okunuşundaki akıcılık sebebiyle lisanlara ağır gelmez. Küçük bir çocuk dahi Kurân'ı kolayca ezberleyebilir. Az bir sesten rahatsızlık duyan hasta insanın kulağına Kur'ân hoş gelir, sıkıntı vermez ve asla usandırmaz.
Kurân'ı inceleyen dâhi edebiyatçılar "Kurân'ın öyle bir tatlılığı ve tazeliği var ki, insan sözüne benzemez." demişlerdir. Çok meşhur bir yazarın dahi, kıymetli bir eserini ikinci defa okumak çoğu zaman usanç verir. Hâlbuki Kur'ân 15 asırdır usandırmaksızın tekrar tekrar okunmakta ve hakikatli bir tatlılık, hayret verici bir tazelik ve harika bir gençlik ortaya koymaktadır. Elbette her an kendisinden istifade edilen ve ifade tarzındaki özelliklerini şu an inmiş gibi muhafaza eden ve usandırmayan bir kitap insan sözü olamaz.

-Kur'ân şahsi, toplumsal ve siyasi hayata verdiği yön ile insanların kalplerinde, ruhlarında ve akıllarında öyle büyük bir inkılâp yapmıştır ki; kız çocuklarını diri diri toprağa gömen, inatçı, adetlerine son derece bağlı, büyük bir toplumu o zamanın en yüksek medeniyet seviyesine çıkartmıştır. Hiçbir insan sözü, toplumlara yön verip köklü değişiklikler yapacak ve bunu 15 asır devam ettirip idare edecek derecede tesir gösteremez. Bir zorlama olmaksızın, az bir kuvvet ve gayret ile, kısa bir sürede böyle büyük inkılâplar yapan bir kitap, elbette Allah (cc) kelamıdır, insan sözü olamaz.

-Kurân'da birbirine benzer veya zıt manadaki kelimeler aynı adette bulunur. Buna "kelimelerin geçiş adetleri arasındaki tevafuk (denklik)" denilir.
Mesela, benzer kelimelerde:
" قُلْ (de!)" emri 332 defa geçer. Bu emir kipinin (dedi-dediler) gibi fiil olarak kullanılışı yine 332'dir.
" شَهْرٍ (ay)" kelimesi bir yılın ayları kadar yani 12 defa geçmektedir.
" أَيَّامًا (günler)" kelimesi bir ayın günleri kadar yani 30 defa geçmektedir.
" يَوْم َ (gün)" kelimesi ise bir yılın günleri kadar yani 365 defa geçmektedir.
Zıt kelimelerde:
"İman" kelimesi 25, zıttı olan "küfür" kelimesi 25 defa geçmektedir.
"Melek" kelimesi 88, zıttı olan "şeytan" kelimesi 88 defa geçmektedir.
"Adalet" kelimesi 15, zıttı olan "zulüm" kelimesi yine 15 defa geçmektedir.
Kurân'da daha bunlar gibi pek çok tevafuk vardır. Kurân'ın 6666 ayetten oluşan bir kitap olduğu göz önünde bulundurulursa, bir insanın bunları düşünüp yapması mümkün değildir.

-Kurân'ı okuyan her insan sadece kendine hitap eder gibi Kurân'dan ders alır. Kurân'a bakıldığında muhatap bir gözükse de Kur'ân bütün zaman ve mekânlarda her seviyeden insana hitap eder. Bir insanın “aynı sözler” ile farklı zamanlarda farkı seviyedeki insanlara hitap ederek ihtiyaçlarına cevap veren bir kitabı yazabilmesi ne kadar mümkündür?

Not: ilk maddeden sonrakiler alıntıdır. Vaktim dar ve telefondan yazdığım için ancak bu kadar yazabildim. Daha müsait bir vakitte istediğin soruya cevap vermeye gayret ederim. Sakın soru sormaktan çekinme. Allah, bizden tahkiki bir iman istiyor ve tahkik yalnızca sualler vesilesiyle gün yüzüne çıkar.
  • sylr  (22.01.17 11:41:33) 
Allah kelamı olmayan ne olabilir?
Peygamber insanlara aktarmada vasıta olmuyor, kendi üretiyor ve insanları etkiliyor. İslam teoride buna kapalı bir din. Kendini tahriften münezzeh tutmuş bir kitap yolluyor allah, insan eli değmemiş gibi tarif. Bu ucundan da olsa şirk evet. Önceden bahsedilen ayetler, ahzab mesela en kafaya dank edeni, müslümanken mealde en fena tökezlediğim satırlardı, insan elinden çıktığını düşünmek hakikaten bir açıklama bulamazsan dinden edebiliyor (ben başka nedenlerle mürted oldum o ayrı). Şirk gibi şiddetli bir ithamla karşılaşman normal her açıdan.
Bunu sana diyenlere acıma ve ortamına göre bas trollü. Hristyan yortularına bayramlarına karşılık vermeye çalışa çalışa yok mekke fethi yok kutlu doğum haftası türlü şey icat ettiler, bozuk teslis inancı deyip isa takipçilerinde kınadıklarını her fırsatta dine soktulat, kainatın efendisi hepimiz onun yüzü suyu hürmetine yaratıldık vesaire diye diye peygamberlerini yarı tanrı hüviyete büründüren zamane müslümanları asıl müşrik.
  • kargn  (22.01.17 11:43:55) 
bilinemez sayman, konuya şüpheyle baktiğın anlamina gelir ve İslamın kabul etmeyeceği bir tutumdur bu. çünkü iman etmek, şüpheyle de olmaz. tam bir teslimiyeti gerektirir. dinen kesinliginde taviz verilmeyen bazi hususlar vardır. mesela Kur'an-ı Kerim'in hiç bir değişikliğe uğramadığı, insan elinden çıkmadığı konuları bunlardan bir kaçıdır. öyle ki yine ayetler ile de sabittir bu hususlar. ayeti inkar etmek insanı şirke düşürür. yine mesela farzlardan birini inkar eden, hepsini inkar etmiş sayilacagindan dinden çıkar. oysa inkar etmediği halde (farzı) yapmayan günahkardır. bu gibi konularda isteyen elfazı küfür başligi olarak arama yapabilir


  • 1adam  (22.01.17 11:47:37) 
İngiltere'de 1370 yıllık kuran cüz'ü bulunmuş ve şu anki haliyle harfi harfine aynı. www.bbc.com www.bbc.com


  • kiss my irish ass  (22.01.17 12:01:55) 
İnsan yapısı olup olmadığı tartışmaya çok açık bir konu değil, zira bugünkü Kuran zaten Muhammed'e indirilen Kuran değil. Zira Muhammed'e parça parça indirilen Kuran yazılı değil hafızlar tarafından ezbere alınmış daha sonra bu ezbere alınan ayetler Ömer'in ısrarıyla yaprağa taşa yazılarak toparlanma yoluna gitmiş, Osman döneminde de daha önce derlenen Kuran yakılarak yok edilmiş, tek bir örnek olsun diye Osman'ın derlediği Kuran kullanılmaya başlamıştır. Yani bugün kullanılan Kuran'la Muhammed'e indirilen Kuran zaten aynı değil tamamen insan yapısı. Ondan sonra ne tür değişiklikler oldu kim neler ekledi bilemiyoruz tabii defalarca değişime uğradı. Bunlar İslam alimlerince de kabul edilmiş konular yani ateist sallaması şeyler değil, yani insan yapısı olup olmadığını bilemeyecek bir konu yok zaten insan yapısı. Fakat bir olaya körü körün bağlı insanlarla bunun tartışmasına giremezsin tabii.


  • angelus  (22.01.17 12:45:14) 
Şirk kelime anlamı olarak "ortak" demek. Şirket kelimesi de ortaklık demek mesela. Müşrik de şirk koşan yani ortak tutan demek.

Allah'a ortak koşmak, Allah'a sadece kişinin kendisini ortak tutması demek değildir.

Allah'ın bizim iç dünyamızdaki yeri eğer "en değerli ve en yüce" şeklinde tanımlanıyorsa, Allah'a şirk koşmak da "herhangi bir insanın/ hayvanın/ bitkinin/ cansız maddenin/ düşüncenin/ vsnin de Allah'la aynı değerde bilinmesi" şeklinde tanımlanır.

Yani şirk koşan insan hem Allah'a hem de mesela sekse/şöhrete/makam mevki sahibi olmaya/hayvanlara/çocuğuna/sevgilisine eşine anne babasına/paraya/vs tapıyordur. Yani asıl önemli olan 1 ölçüsü yoktur o insanın, hem parayı elde etmek için her türlü pisliği yapmaktan çekinmeyip hem de ben Allah'a tapıyorum demesi bildiğimiz yalancılıktır ve üstelik Allah'a iftiradır. Çünkü Allah para ne istiyorsa onu yapın dememiştir mesela.

Tapmak ne demek iyi irdelemek lazım. Diyanet'in yayınladığı Kuran meallerinden birinde bununla ilgili bir dipnot vardı, onu okuyunca aydınlanmıştım. Ayrıca Bayraktar Bayraklı'nın cuma vaazlarını dinlersen Kuran'ın bir değişik algılanış şeklini de görmüş olursun, düşünme ufkun genişler diye düşünüyorum.

Bense, evet Kuran'ın kul yapısı olup olmadığını kimsenin bilemeyeceğini düşünüyorum, hatta bana göre dünyadaki bütün inanışlar, kendilerine göre değişen miktarlarda İslamiyetin içinde mevcutturlar. Satanizm bile. Çünkü islamiyette şeytan diye ifade edilen bir kavram var mesela, o kavramın varlığını kabul etmeden Kuran'da anlatılmak istenenleri anlayamayız. Bunun gibi.
  • yaren  (22.01.17 12:47:15) 
Ek: inanmak ise bilgiyi içerir ama bilgiden ibaret değildir. Yani inanç matematik hesabı veya mantık zinciri gibi işlemiyor. İnanmak tamamen insanın kendi elinde olan bir tercih meselesidir. İnanırsan vardır, inanmazsan yoktur. Senin için yani. Başkaları için değil. Çünkü herkesin birer zihni, aklı ve özgür iradesi vardır, herkesin kendine ait dünyası, âlemi vardır. Senin var sayman veya yok sayman başkalarını bağlamaz.


  • yaren  (22.01.17 12:52:03) 
@1adam

Bir konuda bir bilgimi söylemek istiyorum.

İslamiyette iman teslimiyettir evet ama, dinden çıkmış olmak için teslimiyeti yaşayamamak sebep değildir. Yani ben Allah'ın her dediğini kayıtsız şartsız yerine getiremediğim için islamdan çıkmış veya münafık vrya müşrik olmam. Bu bir ayette şöyle açıklanır;

"Bedevilere söyle, mümin olduk (yani iman ettik) demesinler, çünkü iman henüz kalplerine yerleşmedi."

Hangi sure hangi ayet bilmiyorum ama bu var. Yani müslüman olmak için iman etmiş olmak ve imanını da hakkıyla yaşamakta olmak gerekmiyor.

Ama tasavvuf der ki evet gerekiyor. Yani senin söylediğin şey işin inceliği, hassasiyeti. Halbuki Allah insanlara bir genişlik bile bırakmış demek oluyor bu ayet.

Yani demek istiyorum ki, Allah zaten mükemmeliyetçi olmamızı değil, elimizden gelenin en iyisini yapmamızı istiyor. Bu yüzden bizim de yaklaşımımız böyle olmalı. Eğer biz "sen şüphe sahibisin şüphe islam dışıdır" deyip kestirip atarsak çok yanlış olur. Yine Kuran'da hem Hz Musa'ya hem Hz İbrahim'e Allah cevaplar veriyor, hatta hz. Musa'ya diyor ki "eğer sen bu sorularını kibirle sorsaydın seni cezalandırırdım, öğrenmek istemenden ötürü cevap veriyorum" gibi bir ifade. Hz İbrahim'e de diyor ki "niye soruyorsun, inanmıyor musun?" İbrahim de "inanıyorum ama kalbimin tatmin olmasını istiyorum" diyor.

Sorulamamızı bizzat Allah istiyor. Merak ve şüphe olmazsa sorgulama ve öğrenme olmaz. Senin kastettiğin şüphenin aslında güvensizlik olduğunu düşünüyorum.
  • yaren  (22.01.17 14:27:34) 
yoğun mitoloji derslerimin ve yan okumalarımın bana verdiğine dayanarak tüm dinlerin birer mit olduğunu ve tüm mitlerin de insan elinden çıkma olduğunu düşünüyorum.

ama bunu herkese anlatamıyoruz elbet. masa penisi güzel demiş.
  • mutlusismankedi2015  (22.01.17 15:54:35) 
@ yaren
bildiklerim, ehli sünnet vel cemaat kaynaklarina dayaniyor. yazacaklarimi da öncesinde (daha farklı anlasilmaması icin) iyi düşünüp yaziyorum çünkü hassas bir konu bu.
bazi emredilenleri yerine getirememen tabii islamdan cikmana sebep olmayabilir. yine günahkar dahi olmayabilirsin çesitli engellerden dolayı. ama hemen sonrasinda belirttigin ayeti konuştuğumuz bu konuyla benzer kelimeler iceriyor diye günlük hayata uygulayamazsin. kaldi ki bunun için ictihad sahibi (müctehid) veya müfessir olman gerek. ayette su an bahsedilen, bu konu mu degil mi gercekten kisiden kisiye değişir ki, ayetleri herkesin kendine göre anladigi bildigi sekilde yorumlayip uygulamasi cidden büyük sorun. yorum ve itikadi farkliliklardan dolayi ortadoguda yasananlar ortada. herkesin zeka seviyesi ile, anlayisi, bir de her ayetin açiklanamamasina örnek olarak müteşabih ayetler konusuna bakmanı öneririm. öyle ki her alim bile bu konuda (bazı sakincalarindan dolayı) net bir yorum/tefsir ortaya koymuyor.

- müslüman olmak için iman etmiş olmak ve imanını da hakkıyla yaşamakta olmak gerekmiyor. -
bu söz büyük hatadır. cidden dikkat etmeni tavsiye ederim. bana şu an itikadi (maturidi ve eşari) ve ameldeki (hanefi, maliki, hanbeli,safii ) mezheplerinin hiç birinde böyle bir rahatlik /genişlik iceren bir kaynak gösteremezsin.
genel olarak bakarsan dinen insan, kalb ile tasdik ederek bir söz ile (kelime i şehadet) İslama girer yine dine ters/muhalif bir söz ile dinden çıkar mı çıkar.
-Eğer biz "sen şüphe sahibisin şüphe islam dışıdır" deyip kestirip atarsak - yanlış olmaz. (dinen inanilmasi zaruri) ,mesela ayetlerin hepsine tamamen innmak şarttir. ayetin biri degil, harfi bile inkar edilemez.
ama namaz icin abdest alip almadiginin ya da abdestin bozulup bozulmadiginin şüphesi kiside olusursa bunda bir şey yok. hangisi zannın ağır basiyorsa ona göre hareket etmelisin.
dikkat et, itikada dair konularda şüphe olamaz. yine ahir zamanda hz.İsa aleyhisselam ve hz. mehdi nin gelmesi de bunlardan biridir. yine Allah celle celaluhu'nun hiç bir şeye benzememesi, zamandan ve mekandan münezzeh olması bunlardan bir kaçıdır. ehli sünnet vel cemaat itikadı bunlardan hiç bir şekilde taviz asla vermez.

Merak ve şüphe olmazsa sorgulama ve öğrenme olmaz, diyorsun. bunlari belirli dairlerde ele almak lazim. kaldi ki her merak ve süphe eden ayni sonuca varmıyor. eninde sonunda çok arastirsa da ölmeden önce imanini kaybetmiş olanlar da var.

yine yukarida belirttigin,
-Bense, evet Kuran'ın kul yapısı olup olmadığını kimsenin bilemeyeceğini düşünüyorum, -
bak cidden bu sözü müslümanim diyen birisi söyleyemez. ayetlerle de açıklanmış bir durum ve bunda şüphe edilemez. o zaman (haşa) her kitap yazana vahiy mi gelmiş oluyor? öncelikle, resule vahiy gelmesi ne demek ? bunu iyi araştır. akıldan gelenle, nakil olarak geleni bir birine karistirmamak lazım.
  • 1adam  (22.01.17 15:55:54) 
"ayetlerle de açıklanmış bir durum ve bunda şüphe edilemez."

Burada işaret ettiğin nokta inançtır, itiraz ettiğin sözlerim ise bilgiden, bilmekten bahseder. Az önce yazdıklarımda ise söylediğim bir şey var; inanç bilgiyi içerir ama bilgiden ibaret değildir. Yani öğrenmeden bilmeden sorgulamadan idrak etmeden inanılmaz, samimi inancı konuşuyorsak. Olayı her kitap yazana vahiy gelmesi kadar sığ bir şekilde algılamamız hiç mümkün değil, bu noktaya nasıl geldin anlamadım. Ben inançla bilginin ve hatta inançla imanın farkını vurguluyorum, bilmek inanmaya yetmez.

İlmel yakîn, aynel yakîn ve hakkal yakîn denen şeyleri de konuşmak gerekir burada ama bunları konuşmak için, daha doğrusu bunun öğrenilmesi için merak, farkı fark edebilmek için de karşılaştırmak, karşılaştırmak için de şüphe duymak gerekir. Hiç değilse dinle Kitap'la yeni muhatap olan biri için muhakkak gerekir. Bunda iman sorunu yoktur.
  • yaren  (22.01.17 16:17:28) 
Bir de, Kuran'daki o bahsettiğim ayet şu:

www.kuranmeali.org

"Boyun eğdik" ifadesi, bugün bizim nüfus cüzdanlarında islam yazan herkese müslüman dememizle aynı şeydir. Bugün "inanıyorum ama güvenmiyorum"daki "inanıyorum"dur müslümanlık anlayışımız. Müminlik ise yine bu ayette bahsedilen, kalplerimize henüz yerleşmemiş bulunan güven hissidir. İnandığı şeye güvenmek yani teslim olmak, teslimiyet. Merak etme, gayet dikkatliyim, önemli olan herkes bilgisini anlatsın ki birinden biri açıklayıcı olabilirse farklı bir bakış açısı oluşmuş olsun.
  • yaren  (22.01.17 16:26:30) 
Kuranın tanrı veya insan kelamı olup olmadığını bilemeZsin, inanır veya inanmazsın. Ben kuranı defalarca okumuş bir insan olarak tanrı kelamı olduğuna kendi iç dünyamda eminim. Çünkü hadisler gibi değil, baştan sona kadar tutarlı. İnsan yapısı herşey hatalar içerir. Matematik hatası da yoktur. Miras paylaşımı konusunda matematiksel hata olduğu iddia edilir fakat Orada kaçırdığınız şey şu: ölen kişinin eşine belirtilen payı verip gönderirsin, kalan mirasçılar ölenle kan bağı olan mirasçılardır ve bunların oranları toplandığında her daim 1 eder. Ölenin eşinin miras payını da akrabalarla toplarsanız 1'in üzerinde çıkar. Eşinin payını verip göndereceksiniz. Kuranda bir çok bilimsel mucize var bunlar için caner taslaman videolarını izlemenizi öneriyorum. Bir eski yapının bahçesinde bir kadınla sohbeti var 16 dakikalık bir videoydu onu izlerseniz hızlandırılmış bi şekilde güzel olur. Ayrıca kuranın Allah kelamı olduğuna dair mucize / delil istiyorsan 19 mucizesini araştır. Kuranın allah kelamı olduğunun matematiksel mucizesi. Tüm zamanların en büyük mucizesi çünkü matematik tüm dünyanın ortak dilidir. Denizin yarılmasından vs daha büyük. Denizin yarıldığını sadece oradakiler görebiliyor ama matematiksel mucizeye tüm insanlık tanıklık edebilir. 19 mucizesini de edip yüksel den okuyun dinleyin.


  • sekerse tehlike  (22.01.17 20:02:05) 
1
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler angelus, Artibir, aychovsky, baba jo, basond, compumaster, deckard, duyulmasi gerektigi kadar, fader, fraise, groove salad, kahvegibi, kaymaktutmayansicaksut, kibritsuyu, monstro, pandispanya, robin, ron dennis
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır. Skimlinks ile linkler üzerinden yönlendirme payı alınmaktadır.