@zugas, meriç taylan kalıbı nedir bilmiyorum. sanırım yapmacık ve samimi olmayanları tanımlyor. adım meriç veya taylan olaydı toplumun bir kısmının bile olsa olumsuzluk addettiği bir ismi taşıyor olmaktan rahatsızlık duyardım...
neyse, çocuğun peşinden koşturup yemek yedirmeye çalışmanın çocuğun sağlam karakter geliştirmesinde olumsuz etkileri var. çocuk başlarda yemek yemesi için istediklerini yaptırabidiğini öğreniyor. anneyi veya yemek yedireni kendi istediği gibi davrandırabildiğini gözlemliyor. yani hem sağlıklı iletişim kurabilmesi hem de kendi olaylarına sahip olabilmesi, kendi sorumluluğunu alabilmesi açısından daha başlangıçta yanlış çizgiye geçiyor. mızmızlık, tutturmalar, uyku ritüelleri, arkadaş, akran geçimsizlikleri... çocuk üzülüyor, kendini nasıl değiştireceğini de bilemiyor. çünkü ergenlik çağına kadar bu yönde düşünme yetisi henüz gelişmemiş oluyor. ergenlik çağında bu yönde gelişmeye başlıyor ama çoğunlukla çevresel koşullarda değişiklik olmadığı için çocuğun çevresiyle iletişimi, kendine yönelik tutumu bu yönde kemikleşmeye başlıyor. ancak yatılı okul, misafir gezmeleri, yatılı akraba gezmeleri gibi başka yaşamları gözlemleme olanağı olursa çocuk için bir şans doğuyor. o noktada da çocuğun algı düzeyi, değişen çevre koşullarının niteliği filan devreye giriyor.
bilimsel büyütmek; sevgisiz, gestopo mantığıyla büyütmek değil ki. bilim gözleme dayanır. koşullara bakar yinelendiğinde aynı sonuçları verip vermediğine bakar... ölçer biçer bi sonuca varır, böyle olunca böyle oluyor der. bilim iyidir, bilime laf yok :)
0