Diyelim ki gülseren budayıcıoğlu'nun danışanlarından biriydiniz ve hikayenize kitaplarından birinde yer verdi. Ardından hikayeniz tv dizisine uyarlandı. Dizide izlediğiniz sahneler, tüm ülkenin hikayenizi bilmesi ve bununla ilgili konuşmasından rahatsız oldunuz ve hatta sizi yeniden travmatize etti. Ruh sağlığınız bozulmaya başladı.

Bu durumda davacı olma hakkınız var mı?


 

Bir hukuk devletinde haklı bir davadır diye düşünüyorum. Ama Türkiye de sizin kim olduğunuza göre değişir davanın sonucu

allah yazdiysa bozsun

Danışandan izin almadan bu işe girişmemiştir. Ha izin almadan da olsaydı ismi paylaşmadığı için resmi olarak gizliliği ihlal etmiş olmuyor. Tabi tanıdıkları, akrabaları anlayabilir. Ama hikaye değiştirilerek anlatılıyor, hukuki olarak ne olur merak ediyorum ben de. Mahkeme kanıt olarak görüşme raporlarını isteyebilir. Hikayeyle örtüşmesi o kişi olduğunun kanıtı sayılır mı bilemedim.

coca cola

zaten hastadan/danışandan izin alınmadan bu tip şeyler ne kitap, ne dizi hâline getirilebilir.
yani bu kadın o kitapları yazarken hastalarından izin almamış olsa, zaten meslek etiğini göz göre göre çiğnediği için danışan dışında başka unsurlarla da uğraşması gerekirdi.
sonuçta doktor, yani bağlı olduğu başka kurumlara da hesap vermesi gerekir.

o izinler olmadan, bunlar zaten yapılamaz.

olur da kenarda köşede, ses getirmeyen ve ünlü olmayan bir doktor yaptı diyelim, elbette davacı olma hakkınız var.
hasta-doktor gizliliği var her şeyden önce.

blatta hiberna

Elbette izin alınıyordur.

Ancak danışan yine de travmatize olursa... Herhangi bir şikayet hakkı yok mu?

Belki de ben etik olarak bu vakaların diziye çevrilmesinden rahatsız oluyorum. Fazlaca empati yapıyor olabilirim.

chihirovekohaku

izin verdikten sonra bir hakkınızın kalacağını sanmıyorum.

danışan travmatize oluyorsa, izlememe seçeneği mevcut.
aynı zamanda travmatize olacağını düşünüyorsa, izin vermeme hakkı da var zaten.
izin verirken bunları etraflıca düşünmek lazım.

ayrıca hikâyesini paylaşmak bazı insanlara iyi de gelebilir.
paylaşmanın dışında, birilerinin iç dünyasına dokunduğunu hissederse, birilerini düşündürür, benzer şeyler yaşayanlara bir fikir verirse, bu danışan için de iyi olabilir.
yani illa travmatize olmak zorunda değil.

blatta hiberna

oturulur konuşulur, sözleşmeler imzalanır konu kapanılır. travmatize falan yok öyle bir şey. bahsettiğin kişi kim bilmiyordum biraz baktım da dizi senaristiymiş ve sözde bazı gerçek hayat hikayelerini uyarlıyormuş. normalinin 4-5 katı hikayeleştirilip dramatize ediliyor. ayrıca kendi bir hikayemi anlatıp karşı tarafında onayını almış durumda olsaydım, ya ben yeteri olgunlukta ve seviyede biri olurdum ya da karşı taraf beni ciddiye almaz hikayemi değerlendirmezdi. vasat veya ortalama altı kişilerin vaka-hikayelerini ti'ye almıyorlardır muhtemelen. dediğiniz şey de olmuyordur.

başta ki "oturulur konuşulur, sözleşmeler imzalanır konu kapanılır" kısmının sonuna; hayır herhangi bir dava açma, bölümü yayından kaldırma vs gibi bir hakkın olmaz

avatar is back

kitap yazılırken büyük ihtimal izin alınmıştır. ama açıkçası dizilerde tekrardan izin alındı mı ben de çok merak ediyorum, çünkü ikisi bence bayağı farklı şeyler. kitaplar genelde insanlara faydalı olsun vs diye izin verilir gerçi kitaplarında da o fayda güdülmemiş pek. ilk görüp okduğumda bunu nasıl bir psikiyatrist yazmış, vaka değil de dedikodu anlatır gibi demiştim. her neyse misal kitap yazılacak diye izin verdiniz ama sonra artık kitabın telifi onda da diye geniş geniş dizi yaptıysa ve 80 milyonun izleyip üzerine beyanlarda bulunduğu bir iş haline geldiyse çok rahatsız edici olabilir bence. etki büyüklüğü çok farklı. tabii bu arada senaryoları gülseren hanım yazmıyor, dizilerin senaristleri var, öyküyü alıp senaryolaştırıyorlar, gülseren budayıcıoğlu ve sanırım ekibinden psikologlar danışmanlık veriyor. bu arada kitap yazılırken de kişileri tanıtıcı unsurlar, örneğin isimler, nereli olduğu atıyorum kardeş sayısı, mesleği gibi şeyler değiştiriliyor. ama diziye çekilirken iyice değişikliğe gidiliyor tabii senaristlerle beraber. örneğin bu işteki ilk çalışma sanırım istanbullu gelindi, onun kitapla hiç ilgisi yok neredeyse. ve oradaki psikoterapi sahneleri gayet iyiydi, kesin o sahneler için başka birinden destek aldılar, gülserenin tarzı değil zira, kırmızı odada görüyoruz tarzını ajkhdkajs

red g

bildiğim kadarıyla "...x'den esinlenilmiştir ibaresi" yer alır böyle dizi ve filmlerde. örneğin kitapta masumlar apartmanının uyarlandığı bölümde kız kardeşler dindar insanlar, abdest almayla ilgili yerler var. sanırım en küçük kardeş memurdu ama dizide öğrenci. dizideki erkek karakter ve ona bağlı diğer karakterler yok. dolayısıyla danışan, "benim hikayem birebir anlatılıyor" tarzında bir itiraz yapamaz gibi.

jepa

Yok arkadaşlar benim hikayem kırmızı oda'ya çıkmadı :D Gülseren Hanım'ın seans ücretlerini ödeyebilecek kadar param yok. Sadece dizileri izlerken, sosyal medya yorumlarını okurken olayların gerçek kahramanlarıyla/gülseren hanım'ın danışanlarıyla ilgili düşünceye daldım. :D

chihirovekohaku

Psikiyatri derneğine gerçek hikaye değil demiş.
psikiyatri.org.tr
İşine gelince gerçek bi hikaye, işine gelince yok yok gerçek değil diye açıklama yapıyor.
Muhtemelen hukuki süreçte de bir yolunu bulur, ekmeği ile oynatmaz.
Allah utandırmasın diyoruz.

benim bir gizli bildiğim var
1

mobil görünümden çık