sami babacan, kadıköyde bir evsiz, arada görüyordum kadıköyde gezerken, az önce soğukta donarak öldüğünü duydum. geçen gün de cebinden simit çıkararak açım diye ağlayan bir adama denk gelmiştim.

kendimi bu insanların çocukluğunu düşünerek buluyorum genelde, 8-9 yaşlarında hayal ediyorum, herşeyden habersiz bir çocuk olarak. ailesi belki yine fakirdi, ama çocuk aklıyla farkında değillerdi belki de, gülüp oynamaya çalışıyorlardı herşeye rağmen, çocukluklarını bir şekil yaşamaya çalışıyorlardı.

bu çocuk büyüyünce aç kalacak, sami abi gibi soğukta donacak. 8-9 yaşındaki halini düşünürken kenarda bu gerçeklerden habersiz olduğunu kuruyorum kafamda sürekli, aslında soğukta donan kişi ve aç kalan kişi 40-50'li yaşlarında değil de o 8-9 yaşındaki çocukmuş gibi. acayip canımı sıkıyor sizce ben mal mıyım kendimi dolaylı şekilde üzüyorum sürekli?

 

mal değilsiniz, insansınız. kış vakti sokaktaki insanlara ve hayvanlara üzülmekten yürüyemiyorum. eve geldiğimde o üzüntüden kurtulmak en azından 15 dakikamı alıyor. yağmur veya kar yağdığında onları düşünmekten sevinemiyorum (bir ankaralı olarak karı çok severim). bu kışı aşağı yukarı böyle geçirip yazdıklarınızı okuyunca tekrar üzüldüm.

bu insanlara veya bu insanlara yardım eden yerlere yardımda bulunmaktan başka yapılacak bir şey var mı bilmiyorum. uzun bir işsizliğin ardından işe girince kendi payıma düşeni yapmaya başladım ama pek geçecek bir şey değil tabii. keşke herkes sizin gibi hissedebilse, belki de o insan donarak ölmeyecekti.

amugochi

valla ben de üzülüyorum, insanları görünce kitlenip ne yapacağıma karar da veremiyorum bazen gerçek mi diye emin olamadığım için. insanlık empati gerektiriyor.

benim beslediğim bir sokak köpeği var, bugün önüne yaş mama koydum ama benim köpeğim yanına gidince bir saldırdı, benimkine bir şey olmadı ama arada çizikler yedim hahah. dedim açtır o yüzden yaptı, yarın ayrı kıstırıp besleyeceğim görürsem :D

hayat zor, dışarıda insana hayvana daha da zor. türk toplumu artık ahlakını, empati yeteneğini kaybetti ama, çok net gözlüyorum bunu.

passion rules the game

Bence gayet insani bir durum, yani insan olduğunun farkında olan, duygusal yönü yüksek biri için. Bu yüzden üzülmeyin.
Fazla hassas, duyarlı insanlar için bu dünyada olan biteni görmezden gelmek imkansız, zor böyle yaşamak elbet ama ne mutlu size.

bir fincan kahve ile film izlemek

Mal degilsiniz tabii ki; başkalarıyla empati yapmak, sosyal bir grubun içinde yaşayan biz insanlar için hayatımızın bir parçası, olması gereken şey.

Ben de yolda yürürken hemen hemen aynı duygulardayim tüm kış; okulların hala açılmıyor oluşuna beni hiç mi hiç ilgilendirmemesine rağmen (okula gidecek yaşı geçtim, çocuğum da yok) sürekli kafa yoruyorum zira karda kışta kilometrelerce yol gitmek zorunda kalan, internete bağlanamayan çocuklarin haberlerini görüyoruz sürekli. Asıl bu ve bu gibi haberlere duyarsız kalmak sizin tabirinizle 'mallık' bana kalırsa.

fraise
1

mobil görünümden çık