Arkadaslar, istanbulda gunlerdir parlayan gunes uzuyor beni, hayatimda ilk kez boyle bir ocak ayi yasiyorum. Yazin bu ulkenin hali ne olacak, dahasi artik hep boyle imis. youtu.be bu videoda Atilla Yesilada nin yorumlarina bakiniz ne kadar aci degil mi? Bizler kendi kesemizi dusunmeyi birakip benzinli araclara donmeliyiz. Uc kurusluk ucak biletleri ile saga sola kacismamaliyiz.havslar yuzunden depresyona girdim. Benim gibi olan var mi?




 

Valla Boku yiyeli çok oldu, bu saatten sonra yapacak bişey yok, kendimi bildim bileli hobi olarak başlayan bu konularda ki ilgim sonra mesleğim oldu. Senelerdir insanlara,kurumlara, şirkelere, devletlere yurtiçi ve yurt dışlarında anlatmaya çalışıyoruz. Ben kendi üzerime düşeni senelerdir yapıyordum ( hoş bi işe yaramıcak) ama içim rahat.

paramolacak

Ben türkiye’de bu durumu gözlemledim, bulunduğum avrupa ülkeleri normal sayılırdı. Londra’da ağustos sonunda mont giyiyodum ara sıra, ekimde komple monta başlamıştım, amsterdam keza aynı.

Türkiye evet birbirine girmiş mevsimler izmir falan da bitik.

garavel

Atilla Yeşilada ekonomist değil mi ya? Ben meteoroloji uzmanlarının söylediklerine bakıyorum. Daha önce böylesi kuraklık 90'larin başında olmuş. Küresel iklim krizinin sonuçları bunlar. Hep böyle mi olacak? Belki. Bireyler olarak az su harcamaya, deodorant, araba kullanmamaya, yani karbon ayak izimizi küçültmeye çalışabiliriz.

Ancak... Bizim günlük hayatımızda saldığımız karbon krizin nedeninin ufak bir kısmı. Fabrikalar, santraller asıl su tüketiminin olduğu yerler. Yani endüstri. Aynı zamanda karbon salınımı da buralarda yoğunlaşıyor. Başında da et endüstrisi geliyor, hem su tüketimi hem de karbon salınımının sorumlusu olarak.

Dolayısıyla öncelikle antikapitalist olmadan durumu düzeltemeyiz. İkincisi, et üretiminin düzenlenmesi gerekiyor. Bu da bireysel davranış değişimiyle değil de ekonomik ve siyasi biçimlerin radikal değişikliğini gerektiriyor. Bireyler olarak hem tüketim alışkanlıklarımızı, davranışlarımızı değiştirmeliyiz, hem de bunun siyasal mücadelesini vermeliyiz.

Sonuç: evet, benin de canımı sıkıyor. Çözüm olarak da bu yukarıdakileri görüp bunlar için uğraşmayı gerekli görüyorum.

Ek: durum tr'ye özgü değil, küresel. Geçen kış İtalya'nın kuzeyindeydim. Tüm İtalyanlar ilk defa kışın kar yagmadigini ve havaların cok sıcak olduğundan şikayet ediyordu. Neredeyse yağmur bile yağmadı geçen kış. Farklı olarak orada normal halk da bunun iklim krizi sebebiyle olduğunu biliyordu ve cumalari eylemler oluyordu.

prole

Depresyona girmeye gerek yok, bu çoook uzun zamandan beri devam eden bir süreç. Bunları kafaya takmayıp uzun yaz mevsiminin tadını çıkar derim.

roket adam

prole hay ağzına sağlık ya, konu iklimden açıldığında böyle millet uyuz uyuz hiç önemi olmayan minik detaylarla vicdan mastürbasyonu yoluna gitmiyor mu deliriyorum valla. adam doğayı korumak lazım deyip markette poşet almıyor, alana sövüyor ama 35 çift ayakkabı satın alıyor. bir tane fabrikanın bir haftada harcadığı/kirlettiği suyu ben bir ömür musluğu açık bıraksam harcayamam halbuki. biraz konfordan taviz vermeden, daha kısıtlı yaşamayı öğrenmeden bunu değiştirmenin yolu yok. bu gezegen bu kadar kirliliği kaldırmıyor, bu kadar basit. onu azaltmak da mevcut teknolojiyle pek mümkün değil, tam tersine "mevcut teknolojiyi kullanmamak" ve daha basit bir hayata dönmek şart. e onu da hiçbirimiz yapmıyoruz, millet daha temel haklarını aramayı öğrenemedi, bi' de iklim duyarlılığına mı sahip olacaklar.

@roket adam'ın yazdığını da çok talihsiz buluyorum. "uzun yazın tadını çıkarın" ne demek yahu? tadı çıkarılacak bir şey mi bu? her şeyin dengesi ve zamanı var. ocak ayında 20-25 derecelik hava istanbul gibi bir yer için hiç sevinilecek bir durum değil. yazın nasıl ki havalar ısınıyorsa kışın da karlı, yağmurlu, çamurlu, soğuk olması lazım. bunun su kaynaklarına, tarıma vs. etkisini düşünmek gerek. kışın yetişen sebze ve meyveyi ocak ayında 20-25 derecede yetiştiremezsiniz maalesef. çiftçi biter, fiyatlar daha da artar, bıraktım konforlu yaşamayı besin değeri olan sebze-meyve bile yiyemez hale geliriz. şimdiyi mumla ararız.

gidişat inanılmaz kötü. durum türkiye'yle sınırlı değil bu arada. geçen ispanya'yla ilgili mini belgesel tadında bi şey izledim, içim gitti. meyvenin, sebzenin en güzelinin yetiştiği mis gibi coğrafyada ülkenin yarısı çöl olmaya yüz tutmuş, millet perişan.

çok kötü oldu.

der meister

Yok sevinin demiyorum, yanlış anlaşılmasın. Bireysel bazda etkinizin inanılmaz düşük olacağı konulardan biri bu. Yani biz milyonlarca kişi inanılmaz bi su tasarrufu da yapsak, elektrikli araba da kullansak, bir yük gemisinin çin'den buraya gelmesi ile aynı karbon footprint'e sahip oluyoruz. Kapitalizmin çarklarından ötürü o yükü başka yöntemlerle de buraya getiremiyoruz. O yüzden dedim genel önlemler dışında bir konuda daha anksiyete sahibi olmaya gerek yok, önleyebileceğimiz bir şey değil çünkü. Konu kapitalizmin kendisini tehdit edecek noktaya gelince insanoğlu kendi yöntemlerini icat edecektir (covid'de olduğu gibi)

roket adam

iklim degisikligi onumuzdeki yillarda bizi daha cok etkileyecek ama bu yaz da bizi cok zor bir donem bekliyor. benim anlamadigim avrupa'da bu kadar yogun kuraklik yok sanki, avrupanin bir cok yeri yeterli yagis aliyor, biz neden boyle olduk cok uzucu,

bir de su bildigim kadariyla kaybolmuyor, buharlasan su neden yagmur olarak geri donmuyor? ya da bizde buharlasiyor gidip avrupa'ya mi yagiyor?

exlibris
1

mobil görünümden çık