[]

Not ortalaması mı, kendini geliştirmek mi?

ey iş dünyası, yeni mezunu işe alırken gözeteceğiniz gerçekten hangisi oluyor? şimdi bir grup insan "not ortalaman isterse 4.0 olsun, kendini geliştirmeyip ot gibi mezun olduysan hiçbir faydası olmaz" diyor, ki bence çok haklılar. benim de işime geldiği için, çeşitli aktivitelerle kendimi geliştirmeye çabalayıp notlarımı ortalama bir sınırda tutmak iyi olur gibi düşünüyordum, böylesi bana daha uygun, sıkılmamış boğulmamış oluyordum hem.

ancak bazı bazı karşıma çıkıyor bu ortalama muhabbeti, önce ortalamaya bakarım ortalama mı diye sonra öğrenciye bakarım öğrenci mi diye dolaşan yalnızca hocalarımız mı, yoksa işe alımda firmaların (arge departmanı mesela) gerçekten çok dikkate aldığı bir kriter mi? akademideki önemini az çok anlıyorum, başvuran insanlar arasından yapılacak en mantıklı ön elemede ortalamaya göre sıralama gelir ama.. mesleki yeterlilikte de o denli önemli mi yahu?

an itibariyle ortalamam 2.55, çekebilsem çekebilsem mezun olana dek 3.00e çekebilirim zaten en fazla, gerçekçi olmak gerekirse. kendimi kapatıp sadece derslere odaklanıp kendimi geliştirme işini sonraya mı bırakmam gerekiyor, gerçekten çok mu yükseltmeliyim bu ortalamayı? ortalaması çok yüksek bazı arkadaşlarıma bakıyor, onlar gibi olmak istemediğimi hissediyorum.

not ortalamasına; katıldığım seminerler, gittiğim kurslar ya da keyif alacağım aktiviteler ve hobilerimden feragat etmemi gerektirecek kadar önem vermem gerekiyor mu özetle?

ekleme:bölüm eczacılık. eczane açma seçeneği yok.

 
abi bölümü yazmamışsın? :(( bu hususta en önemli şey bölüm bence. tamam mühendislikte de kütüphanecilikte de kendini geliştirmek muhakkak önemlidir ama etki düzeyi farklı oluyor.

ayrıca kendini geliştirme ifadesinin de abartıldığını düşünüyorum. insanlar kendini geliştirme deyince hiçbir işlerine yaramayacak tonla sertifika almaya, çay içip sohbet ettikleri boktan üniversite kulüplerine katılmaya çalışıyor. katılmasınlar demiyorum, evde osbir çekmekten iyidir tabii ki ama "kişisel gelişim" bu kadar basit, "dur lan şunu yapayım" deyince gerçekleşecek bir şey değil ki, sims karakteri miyiz biz? kendimi geliştirmiş bir insanım falan diye söylemiyorum bunu ama şunu fark ettim: en basitinden, düşündüklerini düzgün bir türkçeyle aktarabilmek bile insanların gözünde çok büyük fark yaratabiliyor. patatesle kavga edebilecek zeka düzeyinde bir adam olarak, "başka" bir herif olduğumu çok duydum. en büyük meziyetim düzgün cümle kurmak. karşındaki sana baktığında "bu diğerlerinden farklı" diyebildiği ölçüde kendini geliştirmiş sayılırsın. yoksa istersen 35 tane sertifika al. senden talep edileni veremiyorsan, o sertifikayı kağıt parçası değil de içerik olarak özümseyememişsen, üniversite kulübünde ortaya yeni bir şey koyup düşünce dünyanı genişletmek yerine "şu karı hangi bölümdeymiş lan" deyip konya-akhisar maçını tartıştıysan kimsenin dikkatini çekmezsin.

ben bu konudaki kendi görüşümü söyleyeyim. yakın zamana kadar diplomanın önemsiz ama gerekli olduğunu düşünüyordum. bölümüm rus dili ve edebiyatı. planım, notlarımdan bağımsız olarak dili çok iyi öğrenmek ve sosyal ilişkilerimi geliştirmekti. gelgelelim, yakın zamanda bilhassa yurtdışı kolaylığı ve benim için nispeten daha "güvenilir" bir yol olması nedeniyle akademiyi daha makul bulmaya başladım. mezun olduğumda zaten yaşım 27-28 olacak. e fakir adamım, 25 yaşında bir yandan okurken bir yandan öyle efsanevi "kişisel gelişmiş" bir herif olmam zor. madem öyle dedim, sen kendini 30 alana açacağına, kendi işinde uzmanlaş. zaten rus dilini hakkıyla okuyup bitiren adam otomatik olarak bayağı bi' "kişisel gelişmiş" olur diye düşünüyorum.

o yüzden ben çok ineğe bağlamamak kaydıyla not ortalamasına ağırlık vermeye karar verdim. alanımı zaten çok seviyorum - allaaa şükür kafamız da çalışıyor iyi kötü, efendi gibi derslerime çalışır, hafta sonu birkaç maç eksik izler, haftada iki yerine bir kez dışarı çıkar, 3.5 ortalama falan yapıp yurtdışında yüksek lisans kovalarım. oradan da bi' şekilde yürürüm diye ümit ediyorum.

velhasıl bu büyük ölçüde sana ve alana bağlı. türkiye'de niteliksiz okul ve öğrenci çok. o yüzden tutturmuşlar kişisel gelişim. kimse kusura bakmasın da erzurum'da yazılan efsanevi doktora tezinin sahibi gibi milyonlar var türkiye'de. böyle ortamda sen temel görgü ve nezaket kurallarını bilerek bile daha değerli ve öne çıkan bir insan olabiliyorsun. kişisel gelişim bu açıdan çok abartılıyor. türkiye'de çok fazla öğrenci var ama çoğu çöp, öyle laf olsun diye skimsonik okullarda okuyan insanlar. ara sıra bir kitabın kapağını kaldıran, çevresindeki insanlarla düzgün iletişim kurabilen, kendi bölümünü ve alanını nispeten iyi bilen birisi yine aradan sıyrılır.

en basit örnek: benim arkadaşım türkiye standartlarında nispeten iyi kabul edilen ama her sene 500 bin mezun veren bir okul ve bölümden mezun. bu herif kendisi istemediği için türkiye'de. gitse şimdi avrupa'da 3-4 bin euro maaş alır, çalışır. aynı bölümden mezun olan otuzbirciler ise "senden çok var" denilip yüzüne bile bakılmayan tipler.

insan kendini geliştirmeli eyvallah ama türkiye'de seviye o kadar düşük ki millet çok abartıyor bunu. böyle bir kaygının olması çok güzel. bunu seni baskılayıp rahatsız edecek değil, motive edecek bir şey olarak kullanmaya bak. çünkü boktan bir taşra üniversitesinin tamamen lüzumsuz bir bölümünde okumuyorsan, halihazırda "geleceğin işsizleri"nin %80-90'ından daha iyi bir noktadasın demektir. kendine güven, kişisel gelişim kaygısının seni olumlu anlamda tetiklemesini sağla. eyyorlamam bu kadar.

ha "ya dalyarak 23 yaşında hazırlık okuyosun, burs lazım diye duyuru açmış adamsın, senin sözüne güvenirsek bkumuza yumurta kırıp yemek zorunda kalırız. sktir git bilge adamlığını ortaokul öğrencilerine yap" dersen de saygı duyarım, haksız sayılmazsın. ama göreceksiniz. bir gün gelecek, ercik kral çok büyük adammış, biz onun değerini bilemedik diyeceksiniz. bunlar aşama aşama gerçekleşecek şeyler. iki ayda 5 yıllık eğitimi bitirip profesör olamam ki. napalım.

***

altını çizerek tekrar edeyim ki ben bunları kendimi övmek için yazmadım. daima kendimde eleştirecek, geliştirmeye açık şeyler arar ve bulurum. ama türkiye'deki ortam bu. ben kısmetse yazın dünya kupası'nda da gönüllü olacağım mesela. cv'mde fifa organizasyonunda, rusya'da yaklaşık iki ay görev yaptığım yazacak. rus dili okuyan bir öğrenci için bunun forsu inanılmaz. bu işi nasıl aldım? ingilizcem iyi çünkü. mülakatta "zor durumda kalan birine yardım ettiğin bir örnek ver" diye sorduklarında, kadıköy'de yaşlı bir teyzeye ağır apartman kapısını açtığımı söylemiştim. adam kendini tutamayıp gülmüştü, "muazzam" falan demişti. düşün yani benim kişisel gelişmişlik düzeyim bu kadar, böyle gerizekalı cevaplar veriyorum her şeye. ama herifler daha sonra "bu pezevenk çok konuşuyo" deyip medya kısmına attılar beni, ronaldo'ya "dayı basın toplantısı aha şorda yapılıyo" diyecek adamlardan biri olacağım. şimdi bu benim yaptığım şey özel bi yetenek değil. benim başarılı veya süper bi insan olduğumu da göstermiyor. ama bana seviye atlattı ve benim mülakat performansım yılların birikiminin sonucu. sertifika aldığım için olmuş bir şey değil. söylemek istediğim bu. pazardan elma almak değil yani kişisel gelişim. öyle bir kavram değil.

ben kendimi daima tırt birisi olarak görmüşümdür açıkçası ama "bu adamda iş var" tarzı değerlendirmeleri çok duyduğum için yavaştan g*tüm kalkmaya başladı. umarım çok fena çakılmam sonradan jfsksl.

uzun lafın kısası, BENCE farkı yaratan küçük şeyler. ben hayatımda yurtdışına bile çıkmadım ukrayna haricinde. ingilizcemi tamamen türkiye'de öğrendim ve geliştirdim. ama gerçekten iyi öğrendim. muhtemelen sadece bu kadar basit bir sebeple, "bu adam iletişim problemi yaşamaz, bir sorun yaşadığında etkili çözüm üretebilir, çünkü susmuyo aq, istediğini alana kadar da susmaz" deyip seçtiler. al sana kişisel gelişim. benim "bilinçli tüketim" sertifikam da var ama ara sıra sırtımı kaşımak dışında bi fonksiyonu yok yani.
  • der meister  (10.12.17 14:05:32 ~ 14:17:46) 
herkes kendi özelliğini ortaya çıkarmaya çalışır, adamın yüksek gpa'si varsa demekki çok çalışmış sosyal işlere zaman bulamamıştır. diğer bir eleman sosyal işlere yönelip belki gpa'den kıstı.
bir görüşmede herkes kendini ön plana çıkaracak koşulları ortaya koyar. işe eleman alacak olan adam da buna göre davranır. mesela satış pazarlama veya yönetim kademesindeki adam için sıfır sosyal hayatı olup, cevapları ha hu şeklinde olan 3,87 gpa'li adam koyamazsın adamın maruz kaldığı insan sayısı zaten kısıtlı diğer taraftan seri üretime dayalı veya sürekli ve düzenli çalışılması gereken bir işe de multi-sosyal herkese boncuk dağıtan gpa'si 2 olan adam koyamazsın.
genelde işe alacak olan adamla da ilgili ben havelsan'da staj yaparken destur daha ilk görüşmede adıımızı bile sormadan okul ve gpa'ler diye girmişti eleman benle beraber 5 kişiye. sonradan öğrendik ki adam cidden yemiş içmiş çalışmış öyle çok etliye sütlüye de karışmamış.
  • dedim dedim de kime dedim  (10.12.17 14:09:50) 
ekleme:bölüm eczacılık. eczane açma seçeneği yok.

burayi guncelle. siraya mi girionuz napionyz ac dukkani esnaf ol
  • kveldulv  (10.12.17 14:22:12) 
kurumsalda calisacaksan da staj yap uzun donemli


  • kveldulv  (10.12.17 14:26:21) 
1
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler angelus, Artibir, aychovsky, baba jo, basond, compumaster, deckard, fader, fraise, groove salad, kahvegibi, kaymaktutmayansicaksut, kibritsuyu, monstro, pandispanya, robin, ron dennis
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır. Skimlinks ile linkler üzerinden yönlendirme payı alınmaktadır.