startup -> kurumsal iş geçişi sonucu mesleki tatminsizlik
tldr: bir kaç ay önce kurumsal şirkette çalışmaya başladım. buranın önceki işlerimden farklı ve biraz memur uyuşukluğuna sahip olacağına kendimi hazırlamıştım ama işler düşündüğüm de köreltici çıktı. dertleşmek amacıyla yazdım. startup'larda yorulmuş insanlar kurumsal yerlere geçince adapte sorunu y
tldr: bir kaç ay önce kurumsal şirkette çalışmaya başladım. buranın önceki işlerimden farklı ve biraz memur uyuşukluğuna sahip olacağına kendimi hazırlamıştım ama işler düşündüğüm de köreltici çıktı. dertleşmek amacıyla yazdım. startup'larda yorulmuş insanlar kurumsal yerlere geçince adapte sorunu yaşıyorlar mı? sizin tecrübeniz nedir bu konuda?
----
yaklaşık 10 yıllık yazılım geliştiriciyim. çoğunlukla web-mobil (react, react-native) ve js odaklı olarak startup/scale-up firmalarda ve projelerde çalıştım yıllardır.
bir kaç ay önce ismi havalı, binlerce çalışanı olan bir kurumsal şirkette işe başladım.
işler nasıl yürüyor, bu şirketler nasıl ayakta anlamadım. yürüyor mu emin değilim gerçi. gerçi ben starup refleksiyle değerlendiriyorum ve kurumsal hayatta beklentiler ve metrikler bambaşka, bunun farkındayım. muhakkak işini düzgün yapan projeler / takımlar vardır ama gözlemlerim bunun pek nadir olduğunu gösteriyor.
yöneticiler işleri hakkında pek bir şey bilmiyor. çalışanlar öylesine iş yapıyor, herkes sürekli ai kullanıyor, işler vibe-coding ilerliyor. dökümanteyi geçtim, önceki kişi işten çıkınca ekipte diğer kalanlar release bile yapamadılar. tüm proje tek kişiye bağlı olmasından daha kötü olan bir şey yoktur diye düşünürdüm. varmış: projeye önüne gelenin AI ile bir şey eklemesiymiş. o durumda proje bir kişiye bile bağlı değil.
"ai ile çalışıyoruz madem, şuraya ai-agent'lar için bir kural seti oluşturalım" demek de akıllarına gelmemiş.
tepe yönetimden bir müdür bir şey söyledi/istekte bulundu diye tüm iş planları değişiyor ve aslında şirkete milyonlarca liraya mal oluyor (çalışanların emeğinin doğru yönetilememsi sebebiyle) falan filan işte. sonra istediklerini bile unutuyorlar. sözleri altın(!) değerinde olan bu kişilerin yardım almadan email atabileceklerini bile düşünmüyorum. son cümlemdeki düşüncemde ciddiyim.
son günlerde işle ilgili olarak canım biraz sıkkın bu konulardan ötürü. hiç heyecanımın olmamasını geçtim, ülkeye ve insanlara hatta mesleğe bakışım da kötü yönde değişti.
onca yıl startup sonrası böyle memur kafasında bir yer mutlu etmedi beni. bu arada yaptığım işte "ille de şöyle yapıcan" diye diretilmiyor hatta bilgime saygı da duyuluyor ama iş bilmeyen ve bildiğini sanan insanlarla çalışmak yormaya başladı. o kadar çok şey yanlış ki, buradaki kaynağın bir kısmı önceki çalıştığım yerlerde olsaydı şahane işler yapardık diye düşünmeden edemiyorum. bu "kaynak israfının yarattığı acıyı" en son askerde deneyimlemiştim. bir gün bile askerlik yapmış olanlar ne dediğimi anlar.
aslında beni üzen de bu liyakatsizliği (ya da verimsizliği) görüyor olmak ve seyirci kalmak ya da bir parçası olmak. çalıştığım projede bazı şeyleri yenileme kararı aldık ve burada aktif rol aldım. insanlar genelde uyumlu. makul sebeplerle "böyle yapmalıyız" deyince itiraz etmediler ve uyumlandık. ama proje yönetimiyle ilgili meselelerde önümüzdeki günlerde içime sinmeyen şeyleri söyledikçe "off her şeye itiraz ediyorsun, sürekli bu böyle olmaz deyip durma amk" diye düşünecek insanlar, bunu hissediyorum. her şeye itiraz etmiyorum üstelik, görmezden geldiğim şeyler de az değil. ekipteki insanlar da bazı yanlışların farkında ve "ama bizim yapabileceğimiz bir şey yok" diyorlar. oysa ki 10 yanlışın 5'i bizle ilgili değilse, diğerleri bizle ilgili ve en az 3'ü düzeltilebilir. yanlışları görünce "söylesen dert söylemesen dert" gibi olacak.
proje yöneticisi AI olmadan git'teki branch'ini bile değiştiremedi geçen gün. projede project manager, project owner, analist falan her şey var ama olmasalar biz ekipte iki-üç kişi çok daha iyi iş yaparız. en azından kendi aramızda tartışır hatalı bile olsa tartışılmış bir çözüm buluruz. şimdi ise "tamam ya boşver uğraşma, ver chatgpt'ye yapsın işte" şeklinde yürüyor. üç-beş ay sonra o kararın acısı feci şekilde çıkacak. haftalara mal olacak. projedeki non-dev kişiler iş bilmiyor, sprint planlayamıyor, öncelik analizi yapamıyor, "şu işin yapılması" diye 4-5 kelimelik bir cümle ile açılıyor tasklar. işi alan kişi kafasına göre ve ai agent'in yönlendirmesine göre yapıyor. ürünün kimliği, misyonu, ortak dil, kod'da temel DRY prensipleri şunlar bunlar yok. güvenlik, kaynak yönetimi, erişilebilirlik, projenin bakım maliyeti falan filan gibi kavramlar zaten yok. "günü kurtaralım, sonrasına bakarız" durumu olsa ona da şükür diyecem.
kurumsal yerler azıyla çoğuyla böyle midir?
bendeki bu duyguyu startup -> kurumsal geçişi yapan herkes yaşar mı?
belki zamanla başka projelere geçme imkanım olur. belki onlarda durum farklıdır ama büyük oranda sorun üst yönetimde ve kurum kültüründe.
burada avantajım şu: mesaim bittiği gibi iş bilgisayarını kapatıp kendime odaklanabilirim diye düşünüyorum. en azından bu bir kaç ayda çok az mesai sonrası gereksinim oldu. salla başını al maaşını kafasında olmak benlik değil ama biraz buna çaba göstereceğim. önceki işlerimi seviyordum ama her zaman çok mutlu değildim çünkü onlarda da iş-özel hayat dengesi yoktu ya da ben o dengeyi beceremedim. zaman zaman burnout hissettim üstelik. ama mesleki olarak tatmin ediyor ya da haz veriyordu. buranın avantajı mesai bitince bilgisayarı kapatıp ertesi güne kadar işe dair hiç bir şey yapmamak. bu da günümüz için büyük nimet ama bu paslı ve uyuşuk organizmanın parçası olmak da ayrı bir dert.
maaş ve yan haklar sektör ortalaması, iş yükü fazla değil, ortam şimdilik rahat. şirket genelinde turn-over çok düşük. gelenler genelde gitmeyip buradan emekli oluyorlarmış. "yarak gibi iş yapıyorsunuz" şeklinde ağzımdan kaçırmazsam burada kalırım kimse git demez. daha ne istiyorsun diyorum kendi kendime. ama mesleki manada iş tatmini hiç yok. arkadaşların genel kültürü, hayat görüşü, hayattan beklentileri hiç daha önceki çalıştığım insanlar gibi değil. her şey yavan ve sıradan. bu iş bir şey katmaz, büyütmez, ileri götürmez. sadece teknik değil iş ortamı olarak da ne entelektüel bir katkısı olur, ne bir kitaptan-filmden konuşulur. kimsenin bir hobisi falan yok. ama öte yandan "zaten 35'e geldi yaşım, yap işini al maaşını işte" diyorum.
bu metni yazarken farkettim: sorun sadece işte değil, benim iş kavramını algılayışımla da ilgili. işi biraz kimlik'le eşleştiriyorum. sosyal hayatımı da işe yıkıyorum. günün neredeyse yarısının geçtiğini düşününce ister istemez kimlikleşiyor işlerimiz. sosyal tatmin beklentisi de oluşuyor. hem mesleki hem de insani manada bir gelişim ortamının olmadığını görünce keyfim azaldı. belki de "işini yap, keyif almayı ve entelektüel tatmini mesai dışına bırak" diyebilmeliyim. ama farkettim ki, sevgilimden ve yıllarca beraber yaşadığımız evden ayrılmanın da etkisi ile iş dışında bir hayatım yokmuş.
iş konusunda biraz dertleşmek istemiştim ama yazarken kendi kendime iş sorunun aslında yanıltıcı bir maske olduğunu farkettim.
0